'İlköğretimde Mini Voleybol Projesi' hayata geçiriliyor
Türkiye Voleybol Federasyonu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Aramo işbirliği ile yapılan ''İlköğretimde Mini Voleybol Projesi'' hayata geçiriliyor.
Türkiye Voleybol Federasyonu'nun Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladığı protokol sonucunda tüm ilköğretim okullarına voleybol sporu malzemesi dağıtılıp, 1, 2, 3. sınıflarda şenlik statüsünde ''Mini Voleybol'', 4 ve 5. sınıflarda ise ''Yarışma Mini Voleybolu'' kurallarıyla maçlar oynanacak.
Projenin basın tanıtım toplantısı İstanbul Swiss Otel'de gerçekleştirilirken, toplantıya Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık ve Aramo Genel Müdürü Mahmut Atom Duruk katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık, bu projeyle binlerce öğrenciyi lisanslı sporcu yapacaklarını belirterek, ''İlköğretimde Mini Voleybol projesinin amacı, voleybol sporunu heran her yerde yapılabilir hale getirerek binlerce öğrenciyi lisanslı sporcu konumuna sokmaktır. İlk etapta 750 okulumuza voleybol malzemeleri olan file ve toplarını göndereceğiz. 4 yıl içinde ise tüm okullarımıza 200 bin voleybol topu ve file ekipmanları gönderilecek. En az 100 bin öğrenciyi lisanslı sporcu yapmak istiyoruz.'' dedi.
Aramo Genel Müdürü Mahmut Atom Duruk ise sosyal sorumluluk adına böyle bir proje içinde bulunduklarından dolayı mutluluk duyduklarını ifade etti.
Toplantı daha sonra karşılıklı protokol anlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi.
ÖSS'ye ve YDS'ye başvuru için son gün
2009-ÖSS'ye, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2009-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
2009-2010 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve önlisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek isteyenlerin yanısıra yurt dışında öğrenim görmek isteyen adayların da başvurmaları gerekiyor.
-KILAVUZ 2 TL KARŞILIĞINDA ALINACAK-
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okuyan öğrenciler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun adaylar diledikleri başvuru merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan ''2009-ÖSYS Kılavuzu''nu 2 TL karşılığında edinebilecek.
Mezun adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmamış olanlar ile son başvurusuna göre öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar, başvurularını istedikleri başvuru merkezlerine yapabilecek.
Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını bireysel olarak internet aracılığıyla ya da diledikleri bir başvuru merkezine yapabilecek.
Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYS Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları, başvuru merkezi olarak görev yapacak.
2009-ÖSS ücreti ile YDS ücreti, bu yıl da artırılmadı. 2009-ÖSS için adaylar 40 TL, YDS için bu ücrete ek olarak 10 TL daha ödeyecek. Sınavsız geçiş yapacak adaylardan 10 TL alınacak.
Sınavsız geçiş dahil 2009-ÖSYS'ye ilişkin başvurma sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler, kılavuzda yer alıyor.
(aa)
30 Mart Pazartesi günü okullar tatil
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 29 Mart yerel seçimlerinde öğretmenlerin çoğunluğunun görevli alması ve okul binalarında oy kullanılacak olması nedeniyle, eğitim-öğretime hazırlıklar hemen tamamlanamayacağı için 30 Mart Pazartesi günü okulların tatil edildiğini bildirdi.
Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 29 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimlerde öğretmenlerin sandık kurullarında görev alacaklarını ve okullarda oy kullanılacağını kaydetti.
Öğretmenlerin bir kısmının da sandık başkanı olarak görev yapacağını söyleyen Çelik, ''Özellikle köylerde görev yapan öğretmenlerin dönmesi, sandık başkanlarının gece yarılarına kadar ilçe seçim kurullarına teslimat yapması gerekiyor. Bu öğretmenlerin de sabah erkenden okulda olmaları mümkün görünmüyor'' dedi.
Okul binalarında seçim sandıklarının kurulacağına işaret eden Çelik, temizlik yapılması ve sandıkların kaldırılmasının da zaman alacağını belirtti. Çelik, öğretmenlerin dinlenmiş olarak görev yapabilmeleri ve okul binalarının eğitim-öğretime hazırlanabilmesi için 30 Mart Pazartesi günü ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının tatil edildiğini bildirdi.
Çelik, konuya ilişkin genelgenin de valiliklere gönderileceğini söyledi.
AA
Tüm okullara şeçim tatili
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 29 Mart yerel seçimlerinde öğretmenlerin çoğunluğunun görevli alması ve okul binalarında oy kullanılacak olması nedeniyle, eğitim-öğretime hazırlıklar hemen tamamlanamayacağı için 30 Mart Pazartesi günü okulların tatil edildiğini bildirdi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 29 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimlerde öğretmenlerin sandık kurullarında görev alacaklarını ve okullarda oy kullanılacağını kaydetti.
Öğretmenlerin bir kısmının da sandık başkanı olarak görev yapacağını söyleyen Çelik, ''Özellikle köylerde görev yapan öğretmenlerin dönmesi, sandık başkanlarının gece yarılarına kadar ilçe seçim kurullarına teslimat yapması gerekiyor. Bu öğretmenlerin de sabah erkenden okulda olmaları mümkün görünmüyor'' dedi.
Okul binalarında seçim sandıklarının kurulacağına işaret eden Çelik, temizlik yapılması ve sandıkların kaldırılmasının da zaman alacağını belirtti. Çelik, öğretmenlerin dinlenmiş olarak görev yapabilmeleri ve okul binalarının eğitim-öğretime hazırlanabilmesi için 30 Mart Pazartesi günü ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının tatil edildiğini bildirdi.
Çelik, konuya ilişkin genelgenin de valiliklere gönderileceğini söyledi.
Zaman
ÖSS'ye başvurular yarın sona erecek
2009-ÖSS'ye, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2009-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
2009-2010 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve önlisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurt dışında öğrenim görmek isteyen adayların da 2009-ÖSYS'ye başvurmaları gerekiyor.
-KILAVUZ 2 TL KARŞILIĞINDA ALINACAK-
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okuyan öğrenciler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun adaylar diledikleri başvuru merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan ''2009-ÖSYS Kılavuzu''nu 2 TL karşılığında edinebilecek.
Mezun adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmamış olanlar ile son başvurusuna göre öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar, başvurularını istedikleri başvuru merkezlerine yapabilecek.
Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını bireysel olarak internet aracılığıyla ya da diledikleri bir başvuru merkezine yapabilecek.
Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYS Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları, başvuru merkezi olarak görev yapacak.
2009-ÖSS ücreti ile YDS ücreti, bu yıl da artırılmadı. 2009-ÖSS için adaylar 40 TL, YDS için bu ücrete ek olarak 10 TL daha ödeyecek. Sınavsız geçiş yapacak adaylardan 10 TL alınacak.
Sınavsız geçiş dahil 2009-ÖSYS'ye ilişkin başvurma sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler, kılavuzda yer alıyor.
AA
Ertuğrul sağlam: Ne olursan ol ama dürüst ol
Genç teknik adam, öğrencilere, "Hangi mesleği seçerseniz seçin, ama mutlaka eğitiminizi ihmal etmeyin, okuyun" tavsiyesinde bulundu.
Öğrencilerin büyük sevgisiyle karşılaşan Volkan Bekiroğlu ve Ertuğrul Sağlam, birbirinden ilginç soruları içtenlikle cevapladı. Öğrencilere, eğitimlerinin ihmal etmelelerini isteyen Sağlam, konuşmasına başlarken 'Futbolcu olmak isteyen var mı' diye sordu.
Salondaki öğrencilerin büyük bölümünün el kaldırması üzerine Ertuğrul Sağlam, "Futbolcu olmak için önce eğitiminizi tamamlamanız lazım. Ben Fenerbahçe ve Gaziantepspor'da oynarken iki kez üniversiteyi kazandım, ama bırakmak zorunda kaldım. Babam metalurji mühendisiydi. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde aynı bölümü kazanmıştım, ama futbol sebebiyle bırakmak zorunda kaldım. Futbolcu olmasaydım, babam gibi mühendis olurdum. Ama sonra Samsunspor'da Beden Eğitimi bölümünü kazandım, bitirdim ve 3 yıl da yüksek lisans eğitimi aldım. Ne olursanız olun, ama mutlaka eğitiminizi tamamlayın, dürüst olun." diye konuştu.
Ligdeki durumlarına da edğinen Sağlam, 38 puanın 15'nin büyük takımlara karşı aldıklarını, futbolcuların anadolu takımlarına karşı oynanan maçlarda motivasyon eksikliği yaşadıklarını söyledi.
Defans oyuncusu Volkan Bekiroğlu'na bir öğrenci, "Kaç tane gol attınız" deyince saloda gülüşmelere sebep oldu. Volkan da, "Defans oynuyorum, ama atınca çok güzel gol atıyorum" demesi öğrencileri neşelendirdi. Panelin ardından Ertuğrul Sağlam ve Volkan Bekiroğlu'na çiçek takdim eden öğrenciler, bol bol imza aldı.
(CİHAN)
60 bin öğrenciye yurt imkanı
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) Genel Müdürü Hasan Albayrak, Türkiye genelinde 60 bin öğrencinin barınacağı yurtlar yaptıklarını, bu yurtların 2011-2012 yıllarına kadar biteceğini söyledi. Hasan Albayrak, Trabzon'da yerel Günebakış Gazetesi ile Of Kaymakamı Tuncay Sonel'i ziyaret etti.
Albayrak, ziyaretlerin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin her zaman daha iyi şeylere layık olduğunu, bu nedenle öğrencilerin konaklama ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli projeler ürettiklerini belirtti.
Trabzon'da 2 bin 500 kişilik kapasiteye sahip yurt yapacaklarını ifade eden Albayrak, ''Trabzon'un bir üniversite şehri olması için çalışıyoruz. Yapacağımız bu yurtlar 2011 yılına kadar tamamlanacak'' dedi.
Albayrak, Türkiye çapında 81 projeleri olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Bu 81 projenin çalışması devam ediyor. Projeler kapsamında 60 bin öğrencinin barınacağı yurtlar yapıyoruz. Bu yurtlar 2011-2012 yıllarına kadar bitecek. Böylelikle Türkiye genelinde yurt konusunda önemli rahatlama olacak. Ama Türkiye çok genç nüfusa sahip ve üniversite öğrencisi sayısında artış oluyor. Onun için de çalışmalar durmadan devam edecek.''
İsteyen her öğrenciye burs veya öğrenim kredisi verdiklerini ifade eden Albayrak, ''2002 yılında 450 bin kişiye burs veya öğrenim kredisi verildi, bugün bu sayı 817 bine çıktı. Bu çok önemli bir rakam'' diye konuştu.
Haber 7
Harp Okulu ders notlarını satan kırtasiyeye operasyon
Kara Kuvvetleri Komutanlığı son günlerin en ilginç operasyonuna imza attı. Ankara Kızılay'da bir kırtasiyeye Kara Harp Okulu'nun 'Bitişik Nizam' ders notlarını öğrencilere sattığının belirlenmesi üzerine baskın düzenlendi. Kırtasiye sahibinin gözaltına alındığı operasyonda dükkândaki tüm ders notlarına el konuldu.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığı'nca yürütülen soruşturma, Kara Harp Okulu'na ait ders notlarının piyasada çoğaltılarak satıldığının ortaya çıkmasıyla başladı. Harp Okulu'ndaki komutan öğretmenler, öğrencilerden birçoğunda fotokopi ile çoğaltılmış ders notlarını görünce harekete geçti. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığı'na suç duyurusunda bulundular. Fotokopilerle ders çalışan öğrencilerin, notları, Necatibey Caddesi'ndeki bir kırtasiyeden edindiklerini söylemesi üzerine dükkâna 'Bitişik Nizam' kod adlı operasyon yapıldı. Gözaltına alınan kırtasiyeci, notları getiren öğrenciyi tanımadığını öne sürdü. Dükkan sahibi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, savcılık öğrenciyi bulmak için okuldaki talebelerin yazılarını notlarla karşılaştırılacak.
Sedat Güneç Zaman
Beyne gaz vermek İçin 20 taktik
Ünlü bilim dergisi Focus"un 10 önerisine, 'beyin koçu' olarak tanımladığı yazarı Adem Özbay"ın da 10 önerisini ekleyen kişisel ve bİreysel gelişim, eğitim, yabancı dil öğrenimi dergisi Beyin gücü sizlere bu listeyi öneriyor. Aktarması bizden, sınayıp derginin tutarlığını test etmek sizden.
1. İşlerinizi farklı bir sırayla yapın. Her gün gördüğünüz ancak üzerinde düşünmediğiniz eşyaların yerlerini değiştirin.
2. Kitapları ortadan sondan okuyun. Sonra okumalarınızı birleştirin.
3. İşe giderken farklı yollardan gitmeye çalısın. Değişik sokaklardan, farklı caddelerden geçin. Böylece beyninizi otomatik pilot sisteminden çıkarırsınız.
4. 1"den 100"e kadar sonra 100"den 1"e kadar değişik şekillerde sayın.
5. Ormanda geziye çıkıp üçerli beşerli ağaçları sayın. Bir ağacı işaretleyip 1-2 km gittikten sonra tekrar işaretlediğiniz ağacı bulmaya çalışın.
6. Sabahları gözleriniz kapalı duş alın. Lifinizi, sabununuzu, şampuanınızı el yordamıyla bulun. Böylece dokunma duyunuz gelişir.
7. Sağ elini kullananlar sol, sol elini kullananlar sağ elle diş fırçalamayı, saç taramayı denesin. Beynin farklı bölgeleri uyarılmış olur.
8. Aracınıza bindiğinizde gözlerinizi kapatın. Kontağın, sileceklerin, radyonun, el freninin yerlerini düşüncelerinizi yoğunlaştırarak bulun.
9. Çalışma masanızda aromalı nesneler bulundurun. Taze ve hoş kokular yeni düşünce çağrışımlarını beraberinde getirir. Değişik kokularda tütsüler yakın. Çeşitli kokular sürün.
10. Yabancı dil biliyorsanız filmleri Türkçe altyazı ile izleyip, İngilizcesi ile Türkçe çevirileri karşılaştırın.
11. Yemeklere her zaman aynı saatte çıkmayın. Bir saat önce ya da sonra çıkarak rutinden kurtulun. Hatta saatinizi farklı kolunuza takın.
12. Arasıra daha önce hiç yapmadığınız yemekleri yapın. Sadece tad alma duyunuzu değil, beyninizi de besleyin. Değişik malzemelerden değişik yemekler ortaya çıkarmaya çalışın.
13. Futbol, basketbol, hentbol, tenis gibi sportif karşılaşmaları izliyorsanız faul, ofsayt, skor, atak, taç gibi maçların içinde geçen olayları hafızanızda tutmaya çalışın.
14. Bulmaca, sudoku, zeka soruları çözün. Elinize sözlük alıp, kelimelerin anlamlarını bilmeye çalışın.
15. Yemek yerken her zaman aynı sandalyeye oturmayın. Ara sıra ailenizin masadaki oturma düzenini değiştirin.
16. Bulutları izleyip, bulutların aldığı şekillere anlam vermeye çalışın.
17. Yolculuk yaparken tabelaları sayın. Kalan km"leri bilmeye çalışın.
18. Karşılaştığınız insanların yaşlarını, mesleklerini, doğdukları yerleri tahmin edin.
19. Gideceğiniz yeri kaç adımda gidebileceğinizi tahmin edip, sayarak yürüyün. Her seferinde tahmininize daha da yaklaştığınızı göreceksiniz.
20. Teybe çok farklı ve tiz sesler kaydedin. Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde hangi sesin neye ya da kime ait olduğunu tartışın.
www.beyingucudergisi.com
YÖK Kanunu neleri değişterecek?
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, 2547 sayılı kanunda değişiklik öngören bir taslak hazırladıklarını belirterek, bu çerçevede öğretim üyelerinin kısmi statüde çalışamayacakları yönünde düzenleme yaptıklarını bildirdi.
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, YÖK'te düzenlediği bilgilendirme toplantısında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikler hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.
Özgenç, döner sermayeye ilişkin yapılacak değişikliklerin YÖK Genel Kurulu'nda mutabık kılınan konular olduğunu belirtti.
Daha önce Sağlık Bakanlığının bir çalışması olduğunu hatırlatan Özgenç, ''Bu çalışmada ister devlet hastanelerinde çalışsın, ister üniversitede tıp fakültelerinde öğretim üyesi olsun sağlık hizmeti alanında çalışan herkes için tam gün statüsüne geçme yönünde bir kanun tasarısı taslağı hazırlığı vardı. 2008 yılının Temmuz ayında Başbakanlıkta bu konu görüşüldü. Bu görüşme sırasında kurumu temsilen ben toplantıya katıldım'' dedi.
Devlet hastanelerinde çalışan hekimler bakımından yapılan düzenlemeye ''söyleyecek lafları olmadığını'' belirten Özgenç, ''Ama eğer üniversite öğretim üyeleri ile ilgili olarak da böyle bir düzenleme yapılacaksa bu sadece sağlık alanındaki öğretim üyeleri ile sınırlı olamaz. Böyle bir düzenleme bütün öğretim üyelerini kapsayacak şekilde yapılmalıdır. Aksi takdirde Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme olur'' diye konuştu.
Özgenç, öğretim üyesinin tam gün statüsüyle çalışmasını sağlamanın döner sermaye üzerinden bu kişinin dışarıya hizmet verebilmesine imkan tanımak ve bu hizmet karşılığında da kendisini tatmin edecek bir ücret alabilmesi şartıyla ancak mümkün olabileceğini vurgulayarak, ''Aksi takdirde siz insanları zorlayarak bir sisteme sokarsınız ama o sistem istenen verimi elde etmez. Kamu hizmetlerinde verimliliği artırabilmek için mümkün olduğu kadar bu hizmeti vermekle görevli kişilerin gönüllü olarak, rızaya dayalı olarak bu işi yapmasını sağlamak gerekir'' dedi.
-''HEM ÖĞRETİM ÜYESİ HEM AVUKAT OLMASIN''-
Öğretim üyelerinin kısmi gün statüsünü kaldırıp tam gün statüsüne geçebileceklerini söyleyen Özgenç, bunun sadece tıp fakültesi öğretim üyesi bakımından değil, bütün öğretim üyeleri için olması gerektiğinin altını çizdi. Özgenç, şunları kaydetti:
''Sadece tıp fakültesindeki öğretim üyeleri döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet vermemelidir. Bütün alanlardaki öğretim üyeleri kendi uzmanlık alanında dışarıya bir hizmet verebilmelidir. Mesela hukuk fakültesindeki öğretim üyeleri dışarıda kendi mesleklerinden dolayı edindikleri birikimi kısmi statüde serbest meslek icra etmek suretiyle veriyorlar. Kişi hem öğretim üyesi hem de serbest meslek icra eden avukat olarak çalışıyor. Biz bunu doğru görmüyoruz. Biz diyoruz ki kişi eğer avukatlık yapacaksa buyursun dışarıda avukatlık yapsın. Ama eğer öğretim üyesiyse öğretim üyesi olsun. Hem öğretim üyesi hem avukat olmasın. Ama bir medeni hukukçusu, bir ticaret hukukçusu, bir ceza hukukçusu bilgisini kullanmak suretiyle dışarıya bir hizmet verebilsin. Ama bu hizmeti döner sermaye işletmesi üzerinden verebilsin.''
-HİZMET KARŞILIĞINDA ALINAN PAY-
Bunun sadece tıp fakülteleriyle sınırlı olmadan, diğer bütün alanlarla ilgili olarak uygulanabilmesini istediklerini belirten Özgenç, döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet veren öğretim üyesine kendisini tatmin edecek bir pay ödenmesi gerektiğini söyledi.
Burada bazı problemler olduğunu ifade eden Özgenç, ''Mesela tıp fakültelerinde olduğu gibi sadece öğretim üyesi kendi imkanlarını kullanarak dışarıya hizmet vermiyor. Hastane alt yapısı kullanılmak suretiyle oradaki bütün elemanların ortak katkısıyla dışarıya bir hizmet veriliyor'' dedi.
Bu hizmet karşılığında alınan paranın bu kişiler arasında adil bir şekilde nasıl bölüşüleceğinin de bir problem oluşturduğunu belirten Özgenç, ''Bir diğeri de şu, siz hiç üniversite imkanlarını kullanmıyorsunuz. Siz sadece o üniversitede bir öğretim üyesisiniz. Sizden bir mütalaa isteniyor. Sizin bu hizmetiniz karşılığında döner sermaye işletmesine gelen para hangi alanlarda ne oranda kullanılacaktır? Bunlara açıklık getiren, bu konularda tatmin ediciliği amaçlayan düzenlemeler yapılıyor'' diye konuştu.
Özgenç, YÖK Genel Kurulu"nda kabul edilen şekliyle metin kanunlaştığı takdirde ortaya çıkacak sonuçları da şöyle anlattı:
''Bir, üniversitelerden öğretim üyeleri artık kısmi statülü çalışmayacak, hepsi tam gün statüsünde çalışacak. İki, sadece tıp fakültesi veya hukuk fakültesi öğretim üyeleri değil, bütün alanlarda dışarıya hizmet verilebilecek. Hatta mal satışı da mümkün olabilecek. Mesela bir ziraat fakültesinin uygulama alanı olarak bir arazide bir ürün üretilmiştir. Bu ürünlerin satışından elde edilen gelir bu döner sermayeye gelecektir. O ürünün elde edilmesinde görev yapan bütün öğretim elemanlarına bir pay ödenmesine imkan tanıyoruz. Üretim faaliyetine, öğretim faaliyetine katkıda bulunan kişiler arasında adil bir biçimde bölüşümünü sağlayan bir sistem getiriyoruz.''
Bunun üniversitelere kendi kaynaklarını oluşturma imkanını sağlayacağını söyleyen Özgenç, öğretim üyelerinin de sadece maaşa bağlı olarak çalışmayacaklarını, performansa dayalı gelir elde etme imkanının ortaya çıkacağını belirtti.
-YÖNETİM KADROSUNDA BULUNANLAR-
Üniversitelerin yönetim kadrosunda bulunan kişilerin döner sermayeden nasıl pay alacakları konusunu da görüştüklerini ifade eden Özgenç, ''Mesela rektör olan kişi sadece tıp fakültesinin döner sermayesi işletmesinden pay alıyordu. Bu çok fazla görülmüştü. 2008 yılının Ağustos ayında kanunda bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle bu tırpanlandı, bir etki-tepki düzenlemesine dönüştürüldü. Bir tıp fakültesi dekanı, döner sermaye işletmesinden pay alıyor ama bir mühendislik fakültesi dekanı alamıyor. Dekan olması dolayısıyla pay alamıyor. Bunlara da açıklık getirdik'' dedi.
Döner sermaye işletmesinde her yükseköğretim biriminin bir hesabı olduğunu ifade eden Özgenç, şunları söyledi:
''A fakültesinin döner sermayede bir hesabı var. A fakültesinin dekanı o hesaptan ancak bir pay alabiliyor. Bu, şunu sağlayacaktır, bir fakültenin, bir meslek yüksekokulunun müdürü neme lazımcılık yapıp kenarda oturmayacaktır. Mutlaka öğretim üyelerinin dışarıya bir şekilde hizmet verebilmelerini teşvik etmeli ki oradan gelecek kaynaktan kendisine de bir miktar pay gelsin. Ama bu da kötüye kullanılabilir bir ölçü olmasın. Bunu da sınırlandırmış bulunmaktayız. Rektör, rektör yardımcıları, üniversite genel sekreteri, tıp fakültesindeki başhekim, hastane müdürleri, dekanlar gibi. Yönetim kademelerindeki görev alan kişilerin adil bir şekilde pay alabilmelerine imkan tanıyoruz.''
-''ORANLAR MALİYE BAKANLIĞINCA NETLEŞTİRİLECEK''-
Döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verilmesinde teknik altyapıya ihtiyaç duyulduğunu belirten Özgenç, ''Döner sermaye işletmesinde toplanan paranın belli bir yüzdesi bu amaç için kullanılabilmelidir. Tıp fakültesi için kabul edilen yüzde ile hukuk fakültesi için kabul edilen yüzdeyi birbirinden ayırdık. Tıp fakültesinin döner sermayesi hesabında toplanan paranın yüzde 35'i araç, gereç, sarf malzemesinin temini için ayrılıyor, hukuk fakültesinde ise yüzde 10'u ayrılıyor'' diye konuştu.
Bütün bu döner sermaye işletmelerinde toplanan paranın her birinin yüzde 5'inin rektörlük bünyesinde bilimsel araştırma projelerini teşvik fonunda toplanacağını belirten Özgenç, şunları kaydetti:
''Bu vardı önceden. Fakat, sadece tıp fakülteleri için şu anda döner sermaye işletmesi büyük ölçüde işlediği için... Teorik olarak bütün fakülteler için işliyor. Ama döner sermaye işletmesinde toplanan paranın büyük bir kısmı vergiye gidiyordu. Mesela hukuk fakültelerinde dışarıya hizmet verdiğinizde aldığınız paranın yüzde 70 küsuru vergiye gidiyordu, yüzde 26-27'si öğretim üyesine ödeniyordu. Bu da öğretim üyelerini hukuk dışı bir yola itiyordu. Kişiler gerçekte 5 lira almışlardır ama üniversite yönetimine beyanda bulundukları miktar gerçekte aldıkları para değil, kendilerini tatmin edecek miktarı elde edebilmek amacıyla daha düşük bir miktarı beyan ediyorlardı. Bu bir kötüye kullanmaktı, bir yanlışlıktı. Biz burada öğretim üyesinin tatmin edeceği bir miktar almasını sağlamamız gerekir ki bu tür sahteciliklere sapmaların önüne geçebilelim.''
Bu oranların Maliye Bakanlığınca netleştirileceğini bildiren Özgenç, ''Bizim maksadımız yüksek 85'lere kadar çıkmaktır. Ama bu oranı Maliye Bakanlığı kabul eder mi, bunu bilmiyoruz'' dedi.
Maliye Bakanlığının bu oranların artırılmasına ilişkin bir kanaate sahip olduğunu belirten Özgenç, ancak henüz bu orana ilişkin Maliye Bakanlığından görüş gelmediğini kaydetti. Özgenç, ''Bizim genel kurulda kabul ettiğimiz miktar yüzde 85'tir'' dedi.
-''BİN 300 KÜSUR KISMİ STATÜLÜ ÇALIŞAN VAR''-
Bir gazetecinin ''kısmi zamanlı çalışan kaç öğretim üyesi olduğu'' sorusuna Özgenç, ''Bizim kurulumuza intikal eden bilgi bin 300 küsur. Sağlık Bakanlığında ise 7 bin küsur. Bin 300 küsur öğretim üyesinin kısmi statüden tam gün statüsüne geçişi sağlanmış olacaktır'' yanıtını verdi.
Özgenç, ''rektörlerin maaşına'' ilişkin bir soru üzerine , ''Rektörün brüt maaşı artı döner sermaye işletmesinden alacağı pay, Yükseköğretim Kurulu Başkanı'nın brüt maaşından fazla olmayacaktır. Üniversitede yönetim görevini üstlenen kişi, mesai saatleri dışında döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verebiliyor. Mesela tıp fakültesi öğretim üyesi rektör ise döner sermaye işletmesi üzerinden mesai saatleri dışında hizmet verebilecektir'' dedi.
Mesai saatleri içerisinde yönetim görevi yapan kişilerin mesai saatleri içinde döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet veremediklerini ifade eden Özgenç, onların bütün mesaisinin yönetime ayrılmış olması gerektiğini vurguladı.
Şu andaki düzenlemeye göre, mesai saatleri dışında döner sermaye üzerinden dışarıya hizmet verilmediğini anımsatan Özgenç, ''Getirilen sistemle mesai saatleri dışında, hafta sonunda dahi döner sermaye işletmesi üzerinden dışarıya hizmet verilebilecek. Yani, siz cumartesi, pazar günü bir tıp fakültesi hastanesinin kapısını çaldığınızda orada bir öğretim üyesine muayene olabileceksiniz. Mesai saatleri dışında hizmet veren öğretim üyesi mesai saatlerinde aldığı paranın yüzde 50 fazlasını alacaktır'' diye konuştu.
Özgenç, sağlık hizmetini alanların bu hizmeti kimden alırsa alsın aynı parayı ödeyeceğini ifade etti.
İzzet Özgenç, yapılan düzenlemeyle öğretim üyesinin net maaşının 8 katı, mesai saati dışında çalışılması halinde ise 12 katına kadar maaş alabileceğini söyledi.
-VAKIF ÜNİVERSİTELERİ-
Özgenç, öğretim üyelerinin gösterdikleri performans kadar pay alacaklarını ifade etti. Şu anda vakıf üniversitelerinin döner sermaye işletmeleri olmadığını belirten Özgenç, şunları kaydetti:
''Yapmayı düşündüğümüz düzenlemelerle vakıf üniversitelerinde de döner sermaye işletmesi kurulacaktır. Dolayısıyla bizim tam gün ve kısmi gün statüsü konusundaki düzenlemelerimiz aynı zamanda vakıf üniversiteleri bakımından da geçerli olacaktır. Dolayısıyla bu düzenlemelerle devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasındaki ayrım ortadan kalkacaktır. Sistem itibarıyla yeni kurulan bir üniversite ile köklü bir üniversite arasında işleyiş bakımından herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil ama elbette ki gelişmişlik düzeyini tamamlamış bir üniversitenin işleyişinde mesela Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi döner sermaye işletmesinden alınacak pay ile Kars Kafkas Üniversitesinin tıp fakültesindeki döner sermaye işletmesinden alınacak pay aynı değil. Zaten aynı olmaması lazım.''
YÖK Başkanvekili İzzet Özgeç, ''Şu anda üniversitelerde YÖK'e karşı bir direniş başlatmak için bir çaba var. Araştırma görevlileri ile ilgili olarak bu yönetimin ortaya koyduğu herhangi bir olumsuzluk yok'' dedi.
Araştırma görevlilerinin kadroya atanmaları konusunda üniversitelerde keyfi uygulamalar olduğunu söyleyen Özgenç, bu konuda yeni bir düzenleme yapılacağını bildirdi.
Özgenç, üzerinde çalıştıkları bazı konulara ilişkin YÖK'te düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin tepkilerine yol açan düzenlemeyle ilgili olarak bir çalışma yapılıp yapılmadığının sorulması üzerine Özgenç, şunları söyledi:
''Şu anda üniversitelerde YÖK'e karşı bir direniş başlatmak için bir çaba var. Birileri, üniversitelerden YÖK yönetimine karşı bir direniş başlatmak istiyor. Bu direnişi ya öğrenciler üzerinden ya da şu anda en uygun araştırma görevlileri üzerinden yapmak istiyorlar. Araştırma görevlileri ile ilgili olarak bu yönetimin ortaya çıkardığı herhangi bir olumsuzluk yok. Üniversitelerde keyfi bir uygulama vardı. Yükseköğretim Kanunu 50. maddenin (d) fıkrasına göre Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora yapan kişiler araştırma görevlisi olarak alınıyor, üniversiteler daha sonra bunların arasından Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesine göre istediklerini atıyorlardı, istemediklerini atamıyorlardı. Bunun hiçbir objektif ölçütü yoktu. Bu sadece sürüden gürbüz koyun seçmek gibi bir yöntem olarak işletiliyordu. Biz buna karşı çıktık. 'Ya bunların hepsini 33. maddeye göre istihdam edeceksiniz ya da hiçbiri 33. maddeye göre almayacaksınız, doktorasını bitirsinler ondan sonra değerlendirelim.' Bu problemi birkaç tane üniversite çıkarmıştır. Oradaki araştırma üniversitelerini koç başı olarak kullanmak istiyorlar.''
''ÜNİVERSİTELER MAHALLİLEŞİYOR''
Bu konuda yeni bir düzenlemeye gideceklerini bildiren Özgenç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Artık iki statüyü ortadan kaldırıyoruz. Yani 50 (d) ve 33. madde statü farklılığını ortadan kaldırıyoruz.
Araştırma görevlisi araştırma görevlisi kadrosuna atanıyor ama araştırma görevlisi lisansüstü öğreniminde başarılı olduğu taktirde görevine devam ediyor. Lisansüstü öğreniminde başarılı değilse görevine son veriliyor. Doktorayı tamamladıktan sonra da şu sistemi getiriyoruz, bu araştırma görevlileri lisansüstü öğrenimi yaptıkları üniversitede kadroya atanmayacaklar. O üniversitenin dışında başka bir üniversitede öğretim üyesi olarak en az 2 yıl çalışacaklar ondan sonra buraya gelecekler.
Şu anda Türkiye'deki üniversitelerin en büyük problemi mahallileşmedir, yerelleşmedir. Mesela Konya Selçuk Üniversitesine gidiyorsunuz Konya ve etrafındaki kişilerin orada çalıştıklarını görüyorsunuz. Yüzüncü Yıl Üniversitesine gidiyorsunuz Güneydoğu kökenli insanların çoğunlukta yer aldığı bir üniversite tablosuyla karşı karşıya geliyorsunuz. Biz şunu sağlamaya çalışıyoruz, Trabzon'da da Vanlı bir kişi gibi Trakya'dan da bir kişi gelsin çalışsın. Yüzüncü Yıl Üniversitesinde İzmir'den bir kişi gibi Rizeli bir kişi de çalışsın. Üniversiteleri ülkenin dört bir yanından insanların bir araya geldiği üniversal yapılara dönüştürmek istiyoruz, üniversiteleri o bölgenin insanlarının kümelendiği yer olmaktan çıkarmak istiyoruz.''
Özgenç, soru üzerine, ''Bir araştırma görevlisinin doktorasını bitirdikten sonra en fazla 2 yıl daha o üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam edeceğini, ancak 2 yıl içinde başka bir üniversiteye başvurup öğretim üyesi olarak atanmazsa işine son verileceğini'' anlattı. Özgenç, araştırma görevlisinin gittiği üniversitede en az 2 yıl kaldıktan sonra tekrar doktorasını yaptığı üniversiteye dönebileceğini kaydetti.
Mevcut araştırma görevlilerine nasıl bir uygulama yapılacağı sorusu üzerine Özgenç, geçiş hükümleri uygulanacağını ifade etti. Özgenç, mevcut araştırma görevlilerine de söz konusu 2 yıl sürenin verileceğini, ilişiklerinin hemen kesilmeyeceğini bildirdi.
İzzet Özgenç, Yükseköğretim Kanunu'nun disiplin ile ilgili 53. maddesinde de değişiklik yapılacağını ifade etti. Bu maddede disiplin soruşturması ve adli soruşturmaya ilişkin hükümler bulunduğunu kaydeden Özgenç, disiplin soruşturmasına ilişkin hükümlerin henüz görüşülmediğini ancak adli soruşturmaya ilişkin bölümün karara bağlandığını belirtti.
Özgenç, ''Şu andaki kanundaki düzenleme yürürlükten kaldırılmış olan Memurun Muhekamatı Hakkındaki Kanun'a atıfta bulunuyor. Atıfta bulunulan kanun yürürlükten kalkmış. Yürürlükten kalkmış olan bir kanuna yapılan atfı kaldırıyoruz. 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun hükümlerini örnek alarak 53, maddede bir değişiklik yapıyoruz'' dedi.
''DÜZENLEMELER CEZA HUKUKU MEVZUATIYLA BAĞLANTILI''
Şu andaki düzenlemeye göre ''Cumhuriyet savcısının görevini üniversitenin yaptığını'' söyleyen Özgenç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üniversite eğer lüzumu muhakeme kararı veriyorsa Cumhuriyet savcısı devre dışı bırakılarak öğretim üyesi doğrudan mahkemede yargılanıyor. Getirmeye çalıştığımız sistemde ise üniversiteler sadece soruşturma izni veriyor yani soruşturma yapmıyor. Soruşturmayı Cumhuriyet savcısı yapacak.
Mesela ben savcının görevini yapıyorum. Yani bir rektör ile ilgili olarak, YÖK'te bir komisyon var, bu komisyon savcının görevini yapıyor. Yani bir rektör ile ilgili olarak lüzumu muhakeme kararı veriyorum. Biz böyle bir görevi yürütmek istemiyoruz.''
Bir gazetecinin öngörülen düzenlemede ''öğretim üyesinin aynı suçu 5 yıl işlemezse tekrar üniversitesine dönebilme imkanı sağlandığını'' ifade etmesi üzerine Özgenç, düzenlemelerin büyük ölçüde yeni Ceza Hukuku mevzuatıyla bağlantılı düzenlemeler olduğunu söyledi. Özgenç, şöyle devam etti:
''Orada, 'Bir cezaya mahkumiyete bağlı hak yoksunlukları saklı kalmak kaydıyla' diye bir ibare var orada. Yani kişi bir suç işlemiş. İşlediği suçtan dolayı bir cezaya mahkum olmuş. Kişi zaten belli hakları kullanamıyor. Ne zamana kadar, cezasının infazı tamamlanıncaya kadar. Hatta bazı hallerde cezanın infazı tamamlandıktan belli bir süre sonraya kadar. Orada bu saklı tutuluyor. Yani bir kişi suç işlemiştir, işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmemiştir, cezası ertelenmiştir. Bu gibi durumlarda bir cezaya mahkumiyete bağlı hak yoksunluğu yok ama ben üniversite yönetimi olarak bu öğretim üyesiyle ilgili olarak bir disiplin cezası verebileyim. Disiplin cezası uyguladığımda kamu görevinden çıkarma disiplin cezası verebiliyorum. Verdiğimde bu insanı bugünkü sistem sonsuza kadar kamu görevinden alıyor. Sadece af kanunlarıyla geri dönüş imkanı sağlıyor. Şimdi ise bunu bir süre ile sınırlıyoruz. Aslında insanlara yine de bir ümit kapısını açıyoruz. Ama geri dönüş de otomatik değil, açıktan atama yöntemiyle geri dönecektir. Yani 5 yıllık sürenin dolması halinde kişi tekrar otomatikman kamu görevine geri gelmeyecek. Bunlar henüz Genel Kurul'da görüşülmedi.''
Bir gazetecinin, ''Bir öğretim üyesi 5 yıl intihal yapmazsa yeniden üniversitesine dönebilecek mi?'' sorusuna Özgenç, ''Evet, kişinin üniversitesi tarafından tekrar geri dönmesine yönelik bir kararın alınması gerekiyor'' yanıtını verdi.
ROTASYON
Tıp fakülteleri arasındaki rotasyon uygulaması ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de Özgenç, bugüne kadar ''kardeş üniversite'' sistemi dahil birçok yöntemin kullanıldığını ancak istenen verimin alınamadığını söyledi.
Özgenç, üniversitelerin istekleri doğrultusunda bu kararı aldıklarını belirterek, ''Eğer buralarda bir yanlışlık söz konusuysa bu yanlışlıklar düzeltilebilir. Yani üniversite bizden bir alanda öğretim üyesi talebinde bulundu ama biz gerçekte ihtiyaç olmadığını tespit ettik bir kararımızı o noktada revize ederiz'' diye konuştu.
''DOKTORA TEZİ YURT DIŞINDA YAPILABİLECEK''
Üniversitelerde bazı alanlarda öğretim üyesi ihtiyacı bulunmasına karşın bazı alanlarda ise fazla olduğunu anlatan Özgenç, öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak için yeni uygulamalara gittiklerini söyledi. Bu konudaki 1416 sayılı Kanun'un bugünkü işletiliş biçiminden istenilen performansın elde edilemediğini, ihtiyaç olmayan alanlarda yurt dışına öğrenci gönderildiğini kaydeden Özgenç, ''Yurt dışına gönderdiğimiz kişilerin büyük bir kısmı kayboluyor. Onları sisteme kazandıramıyoruz'' dedi.
YÖK Genel Kurulu'nda kabul edilen değişiklikle Türkiye'de bugüne kadar olmayan bir sistemi getirdiklerini ifade eden Özgenç, şunları anlattı:
''Türkiye'de doktora yapan bir kişi, doktora tez çalışmalarını yapmak üzere yurt dışına gönderilebilecektir. Bugünkü sistemde buna kapı açık değildi. Yani devlet imkanlarıyla, üniversite imkanlarıyla Türkiye'de mesela A üniversitesinde doktora yapan bir kişiyi, tez aşamasına gelmişse yurt dışında bir üniversiteye, bir araştırma merkezine göndereceğiz, orada tezini yazacak ve gelecek burada tezini savunacak. Şu andaki durumda gidemiyor. Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesine göre sadece yurt dışında doktora yapmak üzere araştırma görevlisi gönderebiliyoruz. Yani orada doktora yapmak üzere gönderiliyor ve onların hiçbiri de süresinde doktorasını bitirip geri gelmiyor. 7, 8, 9 yıldır yurt dışında olmasına rağmen henüz doktorasını bitirememiş araştırma görevlilerimiz var. Şu andaki sistem çok kötü işliyor. Buradaki araştırma görevlileri buradaki imkanlarıyla doktorasını yapmaya çalışıyor, yurt dışına gitme şansı bulamıyor ama bir kısmı ise birtakım kanalları devreye sokmak suretiyle bu imkandan yararlanabiliyor.''
Özgenç, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yapılan değişiklik çalışmalarının bugün tamamlanacağını bildirdi.
VAKIF ÜNİVERSİTELERİNE YENİ DÜZENLEME
Vakıf üniversiteleri ile ilgili kanun maddesinde de değişiklik yapılacağını ifade eden Özgenç, sistemin tamamen değiştirileceğini belirtti.
Bir vakıf veya vakıflar gerçekten üniversite kurmak istiyorsa ortaya mal varlığı koyması gerektiğini vurgulayan Özgenç, şunları kaydetti:
''Mesela bugüne kadar kurulmuş olan vakıf üniversitelerinden bir kısmıyla ilgili olarak kurucu vakıf bana bir arazi göstermiş, burayı üniversiteye tahsis edeceğim demiş. Ama üniversiteye tahsis etmek gösterdiği arazinin tapusu kendisine ait ancak arazi İSKİ su toplama havzasında. Yani üzerinde mutlak olarak inşaat yapma yasağı olan bir yer. YÖK Genel Kurulu bu araziye bakarak bu vakfa üniversite kuruluş izni vermiş. Bunu kaldırıyoruz. Yani gerçekçi olmayan taahhütleri elemeye yönelik bir düzenleme yapıyoruz. Ayrıca taahhüdün yerine getirilebilirliğini sağlamaya yönelik düzenleme yapıyoruz. Mesela bir üniversite kuruluşu sırasında şu gayrimenkulu vermeyi taahhüt etmiş ama üniversitenin kuruluşu gerçekleşinceye kadar kişi o gayrimenkulu bir başkasına satmış. Yani şu andaki sistemde son derece kötüye kullanmaya müsait durumlar var. Mesela kiracılık ilişkileri var. Bütün bunların önüne geçen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Hakikaten vakıf üniversitesi kurmak isteyenlere işi zorlaştırmıyoruz.''
Bir gazetecinin, ''Vakıf üniversitelerinin bazılarının öğretim üyelerine maaş ödeyemediklerini'' belirterek, ''Bu nedenle vakıf üniversitelerinden 'nakit teminat' istenecek mi?'' sorusunu Özgenç, ''Doğrudur. Şu anda yazdığımız pakette bir rakam var. Bir fakülteyle ilgili olarak o fakültenin cari giderlerinin yüzde 20'sini karşılayacak bir banka teminat mektubunun mutlaka elimizde olması gerekiyor. Mesela öğretim üyesinin maaşı ödenmemişse, banka teminat mektubunun nakde çevrilerek öğretim üyelerinin maaşının ödenmesini sağlayacağım'' diye yanıtladı.
Mevcut üniversitelerden, yeni çıkacak kanundaki şartları taşımayanlara nasıl bir uygulama yapılacağının sorulması üzerine Özgenç, geçiş hükümleri getirileceğini söyledi.
''Böyle bir durumda kapatılma söz konusu olabilir mi?'' sorusuna Özgenç, ''Öldürmek gibi bir yolumuz yok. İmkansızlık söz konusu ise oradan birtakım çareler arayışı içine girebiliriz ama mümkün olduğu kadar doğmuş olan çocuğu ayakta tutmaya çalışıyoruz ama disipline ederek, bir haksızlığa meydan vermeden bunu yapmamız gerekiyor'' yanıtını verdi.
(aa)
Romanya Türk Üniversitelerine hayran
Ovidius Üniversitesi'nde, 3 gün boyunca Türkiye-Romanya arasında yüksek eğitim kalitesini artırma semineri yapıldı. Etkinliğe Türkiye'yi temsilen İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Profesör Gülsün Sağlamer ve Profesör Dilek Boyacıoğlu katıldı. Seminerde karşılıklı fikir alış-verişinde bulunuldu. Ovidius Üniversitesi tarafından Sağlamer'e onursal doktora verildi.
Doktora töreninde konuşan üniversite rektörü Victor Ciupina, "Üniversite olarak yüksek öğrenimde Türkiye'deki üniversiteleri örnek alıyoruz. Romanya ile Türkiye arasında her alanda iyi ilişkiler var. Eğitim alanında da son derece verimli ilişkiler içerisindeyiz" dedi. Doktora ünvanı alan Gülsen Sağlamer ise, Ovidius Üniversitesi yönetimine teşekkür ederek, "böyle seminerlerle yüksek eğitimde kaliteyi artıracaklarına inandığını" ifade etti.
Törene Türkiye'nin Köstence Başkonsolosu Haluk Ağca, Köstence Bilgisayar Lisesi Müdürü Salih Katırcı, Karadeniz Bölgesi Üniversiteler Ağı kurucusu Eden Mamut, üniversite öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.
(CİHAN)
ÖSS için son başvuru tarihini kaçırmayın
2009-ÖSS'ye, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2009-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
2009-2010 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve önlisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurt dışında öğrenim görmek isteyen adayların da 2009-ÖSYS'ye başvurmaları gerekiyor.
KILAVUZ 2 TL KARŞILIĞINDA ALINACAK
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okuyan öğrenciler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun adaylar diledikleri başvuru merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan ''2009-ÖSYS Kılavuzu''nu 2 TL karşılığında edinebilecek.
Mezun adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmamış olanlar ile son başvurusuna göre öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar, başvurularını istedikleri başvuru merkezlerine yapabilecek.
Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularını bireysel olarak internet aracılığıyla ya da diledikleri bir başvuru merkezine yapabilecek.
Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYS Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları, başvuru merkezi olarak görev yapacak.
2009-ÖSS ücreti ile YDS ücreti, bu yıl da artırılmadı. 2009-ÖSS için adaylar 40 TL, YDS için bu ücrete ek olarak 10 TL daha ödeyecek. Sınavsız geçiş yapacak adaylardan 10 TL alınacak.
Sınavsız geçiş dahil 2009-ÖSYS'ye ilişkin başvurma sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler, kılavuzda yer alıyor.
AA
SBS başvurunu kaçıranlara yeni şans!
Bakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, Haziran ayında yapılacak ilköğretim okullarının 6,7 ve 8. sınıf öğrencilerinin katılacağı SBS başvurularının 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında yapıldığı anımsatıldı.
Sınav başvurularının basit ve sade bir işlemle gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, başvuruların, kılavuzda yer alan bankaların tüm şubelerine TC kimlik numarası bildirilerek 10 TL'lik sınav ücretinin yaptırılmasıyla tamamlandığı belirtildi.
Sınava başvuranların sayısının geçen yıllara oranla çok yüksek olduğuna değinilen açıklamada, bu durumun, ortaöğretim kurumlarına geçiş sisteminin öğrenci ve veliler tarafından iyi anlaşıldığını gösterdiği kaydedildi.
Açıklamada, başvuru süresi bittikten sonra, özellikle banka şubelerinin bulunmadığı küçük yerlerdeki öğrencilerin kış şartlarında ulaşımın aksaması ve benzer nedenlerle başvurularını yapamadıkları yönünde bilgi alındığı ifade edildi.
Bakanlığın sınava girmek isteyen hiçbir öğrenciyi mağdur etmeyeceğinin altı çizilen açıklamada, sınava başvuramayan ya da önceden başvurmak istemediği halde karar değiştiren öğrenciler için ayrıca bir başvuru dönemi belirleneceği, bu tarihlerin daha sonra ilan edileceği bildirildi.
AA
Bakan Çelik'ten 'yolluk' açıklaması
Seçim çalışmaları için Ankara-Van seferini yapan Türk Hava Yolları'na ait tarifeli uçakla Van'a gelen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde bulunan AK Parti Seçim Bürosu'na geçti. Burada partililere hitap eden Bakan Çelik, çıkışta basın mensuplarının, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un yollukların alınması için Bakanlığa yaptığı başvuru ile ilgili sorularını cevaplandırdı.
Tüm ödemelerin Maliye Bakanlığı'nın gönderdiği nakit akışı çerçevesinde yapıldığını belirten Çelik, bugüne kadar kimseye borçlu kalmadıklarını belirtti. Bütçenin serbest bırakılma dilimleri olduğunu, paraların bu çerçevede illere gönderilerek ödemelerin yapıldığını söyleyen Çelik, "Yanlış ve kirli bir bilgi akışı var. Biz bugüne kadar hiç kimseye borçlu kalmadık. Memurumuza, personelimize hiç kalmayız. Ama dediğim gibi nakit akışından dolayı, bütçe diliminin serbest bırakılmasından dolayı eczanelerin aldığı paradan da zaman zaman bir miktarında gecikme oluyor veya diğer özel sağlık kuruluşlarının Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan aldığı paralarda da netice itibarıyla gecikmeler olabiliyor.
Ama eninde sonunda birkaç ay gecikmeli olsa da bunlar ödeniyor. Bunun için çıkıp da seçim arifesinde böyle bir açıklama yapmanın kesinlikle ne günlük siyasetle ne de eğitim sendikacılığı ile alakası var" ifadelerini kullandı.
İHA
Ogrencilerden sinav ucreti alinmayacak
Danıştay 8. Dairesi, Devlet Parasız ve Yatılılık ve Bursluluk sınavı için başvuran öğrencilerden para alınmasının işlemini iptal etmesi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, bir açıklama yaparak DPY sınavlarından, sınav ücreti alınmayacağını bildirdi. Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Hanefi Bostan, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmakta olan Devlet Parasız ve Yatılılık ve Bursluluk sınavı için başvuran öğrencilerden para alınmasının, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Türk-Eğitim-Sen Zonguldak Şubesi tarafından yargı yoluna taşındığını, Danıştay 8. Dairesi"nin ise sınavdan ücret alınması ile ilgili yürütmenin durdurulması kararını verdiğini kaydetti.
Danıştay kararı olmasına rağmen Milli Eğitim Bakanlığı"nın, sınavın isminden "Devlet" ibaresini kaldırarak sınav ismini "Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) 2009" olarak değiştirdiğini anımsatan Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kılavuzun 3.maddesinde sınava başvuracak öğrencilerden 10 TL sınav ücreti alınacağını 27 Şubat 2009 tarihinde açıklamıştı. Sınav ücretinin istenmesinin yanlış olduğu hatırlatıldı. Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı 23 Mart 2009 tarihinde yeni bir açıklama yaparak sınav ücreti alınmayacağını duyurdu. Bu duyurusunda; "2009 Yılı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı ile Yatılı İlköğretim Bölge Okullarına (YİBO) başvuru işlemleri 23 Mart-03 Nisan 2009 tarihleri arasında yapılacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği'nin sınava başvuru yapan öğrencilerden sınav ücreti alınmayacağına dair görüşü gereği bu yıl başvuru yapan öğrencilerden sınav ücreti alınmayacaktır. Bu düzenlemeden dolayı 23 Mart 2009 tarihli olarak kılavuz güncellenmiştir" açıklaması yapıldı."
İHA
Yuksek ogretimde standart belirlenecek
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), AB'ye uyum çerçevesinde, ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitimde bulunması gereken kriterleri saptamaya yönelik Ulusal Yeterlikler Çerçevesi hazırlıyor.
Ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim yapanların sahip olması gereken bilgi ve becerilerin, kişisel ve mesleki yetkinliklerinin ortaya konulması amaçlanan çalışmanın tüm üniversitelerde 2012'ye kadar uygulanması hedefleniyor.
Ulusal Yeterlikler Çerçevesi Komisyonu Başkanı YÖK Üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş, yaptığı açıklamada, "Yükseköğretimde ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde yapılan eğitimin kalitesini ortaya koymak, sonuçlarını irdelemek, Avrupa standartlarına uyumunu sağlamak amacıyla "Ulusal Yeterlikler Çerçevesi" hazırlıklarının sürdüğünü anlattı.
Yeterlik sürecinin, "bir mesleği icra etmek için sahip olunması gereken bilgiler, beceriler ve diğer bütün özelliklerin hepsinin tanımlandığı bir süreç" olduğunu belirten Eriş, bu sürecin diploma ve sertifikayla belgeleneceğini kaydetti.
Yükseköğretimdeki tüm eğitim kademelerinde her bir program için "yeterlik" saptanacağını belirten Eriş, Ulusal Yeterlikler Çerçevesi'nin "genel kriterleri" oluşturacağını kaydetti.
Ulusal yeterliklerin, Avrupa Birliğince ortaya konulan Uluslararası Yeterlikler doğrultusunda hazırlandığını kaydeden Eriş, bu çerçevede her bir eğitim kademesinden mezun olanların bilgilerinin, becerilerinin, kişisel ve mesleki yetkinliklerinin neler olması gerektiğinin ortaya konulacağını belirtti.
Eriş, bu hafta tamamlanması planlanan çalışmanın YÖK Genel Kurulu'na sunulacağını bildirdi.
Eriş, YÖK Genel Kurulu kararıyla Ulusal Yeterlikler Çerçevesi'ni tüm üniversitelere göndereceklerini ifade ederek, üniversitelerin de çalışmalarını bu doğrultuda yapacaklarını kaydetti.
Uygulamayı pilot olarak bazı üniversitelerde başlatacaklarını ifade eden Eriş, ayrıca programların yeterlilikleri belirlendikçe, tüm programların yeterliklerinin tamamlanması beklenmeden uygulamaya geçileceğini kaydetti.
Kriterlerin yerine getirilip getirilmediğinin akreditasyonla ölçüleceğini vurgulayan Eriş, bu yeterlilikleri tamamladığını bildiren yükseköğretim kurumlarının akreditasyon kuruluşlarına başvuracağını belirtti.
Bu kapsamda Türkiye'de bağımsız bir "Akreditasyon Ajansı" kurulacağını bildiren Eriş, konuya ilişkin kanun taslağı hazırlanacağını ifade etti.
Öğretmen yollukları ödenecek mi?
ANKA Ajansı'nın haberine göre Milli Eğitim Bakanlığı, 2008 tedavi yollukları dahil olmak üzere tam 17 aydır öğretmenlerin yolluk masraflarını ödemiyor. Söz konusu durum üzerine Türk Eğitim-Sen 2008 yılı tedavi masraflarının ödenmesi konusunda "hatırlatmada" bulunarak yollukların bir an önce ödenmesini istedi. Konuyu Kurul İdari Kurulu'nda gündeme getiren Türk Eğitim-Sen, bakanlığın 17 aydır söz konusu yollukları ödememesine karşın isteğine yönelik yanıt alamadı.
HASTA ÖĞRETMENLER TEDAVİ MASRAFLARINI CEBİNDEN KARŞILIYOR
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, aradan geçen süreye karşın ödemelerin yapılmamış olmasının büyük rahatsızlık yarattığını kaydederek, "Tedavi giderlerini cebinden karşılayan eğitim çalışanları, 2008 yılında bu paralarını alamamıştır. Hastalığın tedavisi için farklı illere gitmek zorunda kalanlar, gerek konaklama gerekse yol masrafını cebinden karşılamak zorunda kalmaktadır. Bazı çalışanlar, yol parasını bile borçla, harçla denkleştirmektedir" dedi. Böbrek hastaları ve kanser hastaları için durumun daha da kötü olduğunu ifade eden Koncuk, söz konusu hastalıkların uzun bir tedavi süreci gerektirdiğinden, hastaların masrafının katlandığına işaret etti.
"BAKAN, ÇALIŞANLARINA SAHİP ÇIKMALIDIR"
Türk Eğitim-Sen olarak konuyu Kurum İdari Kurulu'nda da gündeme getirdiklerini anımsatan Koncuk, "Kurum İdari Kurulu'nda tedavi ile ilgili her türlü giderlerin zamanında ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması konusunda 26 Ekim 2007 tarihinde karar alındı. Ayrıca karar, 25 Mart 2008 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Kurum İdari Kurulu Çalışma Raporu'nda da belirtildi. Ancak bu kararın aradan geçen 17 aya rağmen uygulanmaması oldukça manidardır.
Tedavi giderlerinin ödenmesi konusunda 2009 yılında da sorun tam anlamıyla çözümlenebilmiş değildir" dedi. 2009 yılı bütçe kod yapısında değişikliğe gidilmesi nedeniyle bu kapsamda yolluk ödemelerinde kullanılan ödenek ile sağlık harcamalarında kullanılan ödeneklerin ayrıldığını kaydeden Koncuk, ödenek bekleme sıkıntısı yaşanmaması için yapılan bu düzenleme sonrasında da tedavi yolluklarının ödenmesinde ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi. Koncuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı vurdumduymaz bir tutum sergilemektedir. Diğer bakanlıklar personelinin tedavi yolluğunu zamanında öderken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın aynı hassasiyeti göstermemesi düşündürücüdür. İnsan hayatını doğrudan etkileyen bir konuya, böylesine seyirci kalınması şaşırtıcıdır. Türk Eğitim-Sen olarak Sayın Bakan'dan talebimiz; enerjisini eğitim çalışanlarının sorunlarına harcaması ve kendi çalışanına üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçmesidir. Bakan Çelik, diğer bakanların yaptığı gibi kendi çalışanına sahip çıkmalıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı tedavi yollukları gününde ödenmeli, gecikenlere ise gecikme zammı tahakkuk ettirilmelidir. Aksine yapılan uygulamalar eğitim çalışanlarını zor durumda bırakacaktır."
ANKA
Parayı ve zekayı buluşturan etkinlik
7-8 Mayıs 2009 tarihlerinde üçüncüsü düzenlenecek olan Proje Park organizasyonu öğrencileri, sanayicileri ve akademisyenleri tekrar bir araya getiriyor.
TÜBİTAK"ın destek verdiği organizasyonda son iki senede 200'ün üzerinde proje pazara çıkarıldı. İş adamlarına, akademisyenlere, teknopark firmalarına ve öğrencilere ortaklıklar ve birliktelikler kurma şansı tanıyan Proje Park, üçüncü yılının verdiği tecrübe ile şimdi daha da heyecanlı.
ORGANİZASYONA KATILIM Üniversite sanayi işbirliğinin gerçek manada sağlandığı bu ulusal organizasyonda, iş adamları proje siparişi vermekte, akademisyenler, teknopark firmaları ve öğrenciler proje sergisine katılarak projelerini tanıtabiliyor. İş adamları verdikleri proje siparişlerine önerileri sunuyor.
İNANILMAZ İMKANLAR
Proje Park TÜBİTAK"ın desteği ve Erciyes Üniversitesi Mühendislik Kulübü koordinasyonunda, Erciyes Üniversitesi tarafından organize ediliyor.
Erciyes Üniversitesi Mühendislik Kulübü'nden yapılan açıklamada, Proje Park'a katılımın ücretsiz olduğu belirtilirken, projeleriyle katılan akademisyen ve öğrencilerin konaklama ve karayolu ile ulaşımlarının da karşılandığı belirtildi. Yine proje sergisi boyunca çay, kahve ve yemek servisinin ücretsiz olarak yapılacağını açıklayan yetkililer, organizasyon boyunca seminerler düzenleneceğini de aktardılar.
KİMLERE HİTAP EDİYOR
Yeni fikri olana, ürettiği projeden para kazanmak isteyene, projesini geliştirmek için kaynak arayana, projesine ortak arayana, İnovasyon ve Ar-Ge ile ilgilenenlere ve yenilik peşinde olanlara hitap eden Proje Park, 7-8 mayıs tarihlerinde Erciyes'te düzenlenecek.
Ayrıntılı Bilgi İçin: www.projepark.org
Bilişimci genç mucitlerden tasarımlar
9 Martta başvuruları tamamlanan yarışmaya bu yıl 1853 proje başvurdu. 125 proje 4 Nisan"da İstanbul Fatih Koleji Kampusünde yapılacak olan finalde yarışmaya hak kazandı. En çok finalisti 38 projeyle İstanbul çıkarırken, Ağrıdan 1 proje finale kalmayı başardı.
Geçen yıl yapılan 4. E-DREAM "e Türkiye genelinden 68 farklı ilden 1745 proje başvurmuştu. "Hayalimdeki şehir, hayalimdeki okul, hayalimdeki ev, robot, araba, mekanik araçlar, yöresel türküler, yöresel yemekler, etkinlikler, bilimsel gelişmeler, kitap tanıtımı, şiirler, şairler." gibi bir çok konunun gençlerin hayallerine yansıması sonucu oluşan tasarımlar 5. e-dream Animasyon , Web Tasarım ve Programlama Yarışmasında ortaya çıkıyor.
Yarışmaya bu yıl eklenen Afiş Tasarımı kategorisinin konusu ise "Dünya Barışı". Gençler, Dünya Barışı kavramının kendilerine hissettirdiklerini birbirinden ilginç tasarımlara yansıttılar.
BİLGİ PAYLAŞIM KAYNAĞI
Gençlere bilişim dünyasının büyüleyici atmosferinde araştırma yapma fırsatı veren ve hayal güçlerinin gelişmesine katkıda bulunan yarışma , bilgisayarın bir oyun aracı olmaktan çıkarılmasını ve bir "BİLGİ PAYLAŞIM KAYNAĞI" olmasını hedefliyor.
Ulusal düzeyde gerçekleşen yarışma ; İköğretim öğrencileri için Web Sayfası, Animasyon, Afiş Tasarımı, Liseler için programlama , web sayfası tasarımı , Animasyon Tasarımı ve Afiş Tasarımı olmak üzere yedi kategoride gerçekleşiyor. e-dream ANİMASYON, WEB TASARIM, AFİŞ & PROGRAMLAMA YARIŞMASI=, gençlere hayallerindeki geleceği bugünden şekillendirme fırsatı veriyor.
BASIN DA ÖDÜLLENDİRİLECEK
Bu arada 5.e-Dream Yarışması kapsamında verilecek olan 2009 Basın Bilişim Ödüllerine başvurular devam diyor. Basının bilişim haberlerine gösterdiği ilgiyi değerlendirmek amacıyla dağıtılan ödüller, Yılın Haber İnternet Sitesi, Yılın Bilişim İnternet Sitesi, Yılın Bilişim televizyon Programı, Yılın Bilişim Dergisi,Yılın Bilişim Haberleri ( Gazete, Televizyon ve İnternet Haberi) ve Yılın Bilişim Özel Ödülü kategorilerinde verilecek
Bu yıl beşincisi yapılacak olan e-Dream Animasyon, Web Tasarım , Afiş ve Programlama Yarışması , Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Fatih Koleji ve GOLD BİLGİSAYAR tarafından düzenleniyor
http://www.e-dreamfatih.info
SERGİ VE ÖDÜL TÖRENİ
4 Nisan 2009- Fatih Koleji Beykent Kampüsü- 9.00-18.00
Antalyalı genç mucitlerden 137 proje
TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEM) tarafından düzenlenen yarışmanın Antalya Bölge Koordinatörü olan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Gökçeoğlu, düzenlediği basın toplantısında, TÜBİTAK Ortaöğretim Proje Yarışması'na 137 proje sunulduğunu, bunlardan 38'inin sergileneceğini söyledi.
Antalya Bölge Koordinatörlüğü aracılığıyla geçen yıl Antalya, Burdur, Denizli, Isparta ve Konya'dan 152 başvuru yapıldığını, bunların 31'inin sergilendiğini, 8'inin de Ankara'daki finallere katıldığını hatırlatan Prof. Dr. Gökçeoğlu, bu yıl başvuru sayısının geçen yıla oranla daha az olduğunu kaydetti. Gökçeoğlu, özellikle Antalya'nın batı ilçelerinin katılım oranının istenilen seviyeye ulaşmadığını ifade etti.
Türkiye genelinde yarışmaya 2 bin 791 başvuru yapıldığını vurgulayan Gökçeoğlu, 130 projenin bölge finalistleri olarak seçilmesinin planlandığını dile getirdi.
Gökçeoğlu, Antalya'daki 38 projenin 6-10 Nisan tarihleri arasında AÜ'deki Olbia Sergi Salonu'nda sergileneceğini ve Ankara'daki finallere 7 projenin gönderileceğini sözlerine ekledi.
(aa)
MEB'den PYBS duyurusu
PYBS İçin Duyuru
2009 yılı Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS)ile yatılı ilköğretim bölge okullarına (YİBO) başvuru işlemleri 23 mart-03 nisan 2009 tarihleri arasında yapılacaktır. Bu yıl başvuru yaparken öğrencilerden sınav ücreti alınmayacaktır.
İlköğretim 5,6,7 veya 8?inci sınıfında ya da ortaöğretimin 9,10 veya 11?inci sınıfında öğrenim gören öğrencilerin velileri kendisi bireysel olarak ya da öğrencinin öğrenim gördüğü okul müdürlüğünden PYBS başvurusunu ve tercihini yaptırabilecektir.
ÖSS'ye başvurular 27 Mart'ta son
Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) girecek adaylar için başvurular 27 Mart'ta sona eriyor.
ÖSS'ye, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
2009-2010 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve önlisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurt dışında öğrenim görmek isteyen adaylar 2009-ÖSYS'ye başvurmak zorunda.
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okumakta olan öğrenciler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun durumdaki adaylar diledikleri başvuru merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS aday bilgi formu da bulunan 2009-ÖSYS kılavuzunu 2 TL karşılığında edinebilecek.
Okul müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi yöneticilikleri ve ÖSYM büroları ÖSYS'de başvuru merkezi olarak görev yapacak. Henüz mezun olmamış, son sınıf düzeyindeki adaylar başvurularını okullarının bağlı olduğu başvuru merkezine yapacaklar. Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmamış olanlar ile son başvurusuna göre öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezine yapabilecek. Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar başvurularını: isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla, isterlerse diledikleri bir başvuru merkezine başvurarak yapabilecek.
ÖSS'ye başvurular 16 Şubat'ta başlamıştı.
10 bin gence meslek kazandıracak
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar vekili Halil İbrahim Akça, ekonomik krizle sayıları artan genç işsizlere müjdeli bir haber verdi. Devlet, 10 bin işsiz genci bilişim sektöründe istihdam edilmek üzere yetiştirecek, meslek sahibi yapacak. EDönüşüm İcra Kurulu'nda alınan karar gereğince projeyi İş-Kur yürütecek. Gençlerden, herhangi bir ücret alınmayacak. Ankara Bilişim Gazetecileri Topluluğu ile sohbet toplantısı düzenleyen Akça, proje kapsamında 20 milyon TL kaynak harcanarak, 10 bin gencin meslek sahibi yapılacağını söyledi. Akça, proje uyarınca değişik sektörlerin bilişim elemanı ihtiyacının tespit edileceğini anlattı.
Bilişim alanında verilecek eğitimlerin çok yüksek maliyetleri olmayacağını belirten Akça, "Bu işin en zor tarafı organizasyon kısmı ve bunu İş-Kur hizmet alımıyla aşabilir diye düşünüyorum. İnsanların moralleri çok iyi değil. Bu projeler moral olacak. İnsanlar, eğitim sisteminin içinde kalacak. Ekonomi canlanmaya başladığında da bu eğitim, üretimdeki verimliliğe yansıyacak" dedi.
Olcay Aydilek Sabah
ÖSS'de 'kazanmalıyım' kaygısı
ÖSS'nin 2010'da değişeceğinin açıklanmasının ardından lise son sınıf öğrencileri paniğe kapıldı.Milyonlarca gencin geleceğini ilgilendiren ÖSS'nin 2010'da değişeceğinin açıklanmasının ardından lise son sınıf öğrencileri paniğe kapıldı...
Haziran ayında yapılacak olan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) öncesi adayların kaygıları ikiye katlandı. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan'ın 2010'da sınav sisteminin değişeceğini açıklamasının ardından öğrenciler 'bu yıl kazanmalıyım' düşüncesiyle zor günler yaşamaya başladı.
Fen Bilimleri Dershaneleri Rehberlik Koordinatörü Cihan Yeşilyurt, öğrencilerin önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek olan ÖSS'de farklı ve tanımadıkları bir sistem olmasından kaygı duyduklarını dile getirdi. Yeşilyurt, öğrencilerin bu yıl kazanamazlarsa kendilerini daha zor bir sınavın beklediği endişesi taşıdıklarını belirtti.
UZMANLAŞTIRIYOR
Gelecek yıl yapılacak sınavın öğrencilerin uzmanlıklarını belirleme yönünde daha sağlıklı bir sistem olduğunu ifade eden Yeşilyurt, 2006'dan bu yana uygulanan sistemin eksikliklerinin bu yeni sistemle kaldırıldığını kaydetti. Derslerdeki başarı oranlarının ölçülmesini içeren sistemin performansa yönelik ve uzmanlaşmayı hedefleyen bir sistem olduğunu söyleyen Yeşilyurt, dershanelerin de yeni sisteme uyumlu bir eğitim planı hazırladıklarını söyledi.
Yeşilyurt "Öğrencilerimiz daha az soru çözmeye odaklılar. Ama ÖSYM örneğin matematikten 60 soru soracaksa biz de deneme sınavlarında 60 soru soracağız. Daha çok soru çözseler bile alanlarında uzmanlaşmanın ilk adımını atmış olacaklar" diye konuştu.
YENİ SİSTEM NASIL OLACAK?
Bu yıl son kez yapılacak ÖSS'nin yerini alacak olan yeni sistemde öğrencilerin kaderini 195 dakikalık tek sınav belirlemeyecek. Öğrenciler temel sınavın yanında 2 haftaya yayılan 4 farklı dersin testleriyle karşılaşacak, çözdükleri testlere göre bölümlere yerleşecek. Sistemde öğrenciler, Nisan ve Haziran aylarında olmak üzere iki aşamalı sınava girecek.
Nisan ayında temel bilgilerin yer aldığı sınavda belirlenecek barajı geçenler Haziran ayındaki sınavlara girecek. Nisan'daki sınavda öğrencilere basit düzeyde Matematik, Türkçe, Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Psikoloji soruları yöneltilecek. Haziran'da 2 haftaya yayılan 4 farklı ders test öğrencilere uygulanacak. Bu testler; Matematik, Edebiyat, Fen ve Sosyal testlerinden oluşacak. Matematik okumak isteyenlerin sadece bu teste girmesi yetecek. Fakülteler hangi testlere göre öğrenci alacağını açıklayacak.
Zehra SAYAN Bugün
Yurtdışında eğitim yüzde 80 ucuzladı
Daha iyi bir gelecek için yurtdışında okumak isteyen öğrenciler, kriz sebebi ile işleri durgunlaşan veya işsiz kalarak bu dönemde kariyerlerine yatırım yapmayı düşünenler için fırsat kapıları açıldı... Krizde büyüyen tek sektör olan yurt dışı eğitim sektörü, uluslararası okulları harekete geçirdi.
Ek süre hediye ediliyor Kriz yüzünden Amerika ve Avrupa eğitim kurumları taksitli ödeme ile öğrenci almaya başladı. Hatta Amerika'da taksitli MBA programları bile sunuluyor. Yabancı dil okulları, kayıt yaptırdığınız süreye ek olarak hediye eğitim süresi imkanı tanıyor. Bazı okullarda yüzde 30'a varan indirimler mevcut. Almanya'da bedava lisans, Estonya'da doktora, İngiltere'de yüzde 80'e varan kısmi burs olanakları, yurt dışında eğitim alma hayali kuranları bekliyor.
Eğitim sonrası iş imkanı Yeni Zelanda, Avustralya, Amerika, İngiltere ve Kanada'daki dil okullarında satın alınan süreye göre indirimli ek eğitim veriliyor. Bazı okullar eğitim görürken staj ve eğitim sonrası iş olanakları da sunuyor. Gelecek kaygısı yaşayan Türk öğrencilere istenirse hem eğitim hem iş imkanı sunan sistemler de bulunuyor. Türk öğrenciler için bulunmaz fırsatlar sunan okulların sağladığı bu imkanlar, hiç kuşkusuz ailelerin de yükünü hafifletiyor.
IEFT Eğitim Fuarları başlıyor... Öğrencilerin sabırsızlıkla beklediği 15. International Education Fairs of Turkey (IEFT), Yurtdışı Eğitim Fuarları bu hafta start alıyor. 25 Mart'ta KKTC'de başlayacak fuar 27-28 Mart'ta İstanbul, 31 Mart'ta Ankara, 2 Nisan'da Adana, 4 Nisan'da İzmir'de ziyaretçilerine özel avantajlar sunacak. Fuara yurt dışındaki üniversitelerden rekor düzeyde katılım bekleniyor. Bazı okullar indirim kampanyalarıyla fuara katılırken, bazları da fuarı yetenekli Türk öğrencileri okullarına kazandırmak için fırsat olarak değerlendiriyor.
Hangi ülke, hangi imkanı sunuyor? * İngiltere'de 20 üniversite öğrencilerine yüzde 80'e varan kısmi burs imkanları sunuyor. * ABD'de bulunan Hardfort University yüzde 20'ye varan oranlarda burs imkanları sağlıyor. * Fransa ve Avustralya'daki dil okullarında yüzde 15, Kanada'da yüzde 25, Almanya'da ise yüzde 10 indirim fırsatı var. * Almanya'daki 20 üniversitede ise Türk öğrenciler hiç para ödemeden eğitimlerini tamamlayabiliyor.
Öğrencilerden okumadıkça beynimiz tembelleşiyor eylemi
Geçen haftalarda '500 eve 500 kütüphane' kampanyası başlatan Çankırı Lisesi öğrencileri, 100. Yıl Kültür Merkezi önünde kitap okuma eylemi yaptı.
"Tüm öğrencileri kitap satın almaya, kitap okumaya çağırıyoruz", "Okumadıkça beynimiz tembelleşiyor", "Tüm resmi ve sivil örgütleri kitap satın almaya, kitap okumaya çağırıyoruz", "Okumadıkça geriliyoruz" pankartları ile toplanan gençler, bir de basın açıklaması yaparak eylemlerin devam edeceğini söyledi.
Çankırı Lisesi öğrencilerinden Şeyda Köpürlü, "Ülkemizde ve ilimizde kitap satın alma, kitap okuma konusunda çok ciddi bir sıkıntı var. 500 eve 500 kütüphane kampanyasını yürüten bizler bu soruna dikkat çekmek amacıyla bir dizi okuma eylemi yapma kararı aldık. Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Milli Eğitim Bakanımıza, tüm öğretmenlere, resmi, sivil tüm kurum ve kuruluşlara kitap satın alma, kitap okuma kampanyaları düzenlemeleri için güçlü bir çağrı yapmayı amaçlıyoruz." dedi
Öğrenciler, interneti arkadaşlarına tercih ediyor
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ülke genelinde yaptığı anketten öğrencilerden üçte birinin interneti arkadaşına tercih ettiği ortaya çıktı. Ankete Türkiye'nin 7 bölgesinden seçilen 14 ilden 540 öğrenci, 540 veli ve 416 öğretmen olmak üzere 1.496 kişi katıldı.
Öğrencilerin internet kafelere hangi sebeple gittiğini ortaya koyan araştırmadan ilginç sonuçlara ulaşıldı. Buna göre öğrencilerin tamamına yakını interneti kullanıyor. Yüzde 51'inin evinde bilgisayar var ve yüzde 65'i internete bağlı. Nete en çok sırasıyla 'ev', 'internet kafe' ve 'okulda' giriyorlar. Öğrencilerin nete girme sebeplerinin başında yeni müfredatın da etkisiyle 'ödev-proje ve araştırma yapma' (yüzde 73) geliyor. Bunu sohbet (chat), oyun oynamak, bilgi edinme ve e-posta (haberleşme) izliyor.
'İnterneti spora, park/bahçede oyuna veya arkadaşınıza tercih ettiğiniz oluyor mu?' sorusuna öğrencilerin yüzde 38'inin evet cevabını vermesi de dikkat çekiyor. Evde bilgisayar ve internet bağlantısının olması, çocukların internet kafeye gitmelerine engel olmuyor. Evinde interneti olan öğrencilerin yüzde 75'i, bağlantısı olmayanların ise yüzde 86'sı kafeye gidiyor. Öğrencilerin yarısı haftada en az bir kez 'kafeye' takılırken, çoğunlukla okuldan sonra (yüzde 33) ve hafta sonu (yüzde 58) gidiyorlar.
İbrahim Asalıoğlu Zaman
|