Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

27 Şubat 2009 Cuma

ÖSS'de daha fazla soru açılımı

Prof. Yarımağan, Gaziantep Üniversitesi'nde düzenlenen, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticileri toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yeni sınav sistemiyle ilgili çalışmaların devam ettiğini, bununla seçme yerleştirmenin daha sağlıklı olacağını anlatan Yarımağan, öğrencilerin bilgilerini daha ayrıntılı olarak seçeceklerini, bilgi ve yetenekleriyle daha uyumlu programlara gitmelerini sağlayacaklarını belirtti.

Ünal Yarımağan, öğrenciler açısından yeni sınav sisteminde bir fark bulunmadığını, öğrencilerin yine aynı derslere çalışacaklarını ve benzer soruları cevaplandıracağını ifade ederek, ''Yeni bir konu getirmiyoruz, ama biraz daha fazla soruya cevap verecekler, o kadar. Öğrenciler açısından endişe edilecek bir durum yok. Öğrenci bugün fizikten, kimyadan, matematikten sınava giriyorsa yeni sistemde de bu derslerden sınava girecek'' dedi.

-YENİ SİSTEMİN FARKI...-

Yeni sınav sisteminde, eski sınav sisteminde sorulan sorulara benzer sorular olacağını vurgulayan ÖSYM Başkanı Yarımağan, şöyle konuştu:

''Tek değişen nedir derseniz, bu sene lise fiziğinden öğrenci 10 soruya cevap veriyorsa seneye 30 soruya cevap verecek o kadar. Bu da öğrencinin davranışını, alanını, çalışmasını etkileyecek bir olay değil. Daha çok soruya cevap verecek diye öğrencilerin daha çok çalışmasına gerek yok. Aynı şekilde çalışmalarına devam edecekler. Bugün bir tane sayısal puanımız var. O sayısal puanın içinde fizik, kimyanın ayrımı yok, fen puanı var onun içinde. Aynı sayısal puan ile tıbba da gidiyor, hemşireliğe de gidiyor, elektrik mühendisliğine de gidiyor, kimya mühendisliğine de gidiyor, bilgisayar mühendisliğine de gidiyor. Oysa bu puanların gerektirdiği öğrenci profili birbirinden farklı olabilir. Bazı bölümler için kimya daha önemlidir, bazı bölümler için matematik, bazıları için fizik. Biz, yeni sistemde adayın fizik, kimya, matematik, biyoloji gibi ders düzeyinde bilgilerini ölçeceğiz ve farklı puan türleri oluşturarak, adayların bu programlara daha sağlıklı biçimde gitmesini sağlayacağız.''

-''FARKLI PUAN TÜRLERİ OLUŞTURACAĞIZ''-

ÖSYM Başkanı, puanlama ile ilgili ayrıntılar üzerinde çalıştıklarını, bu konunun henüz netleşmediğini, bugünkü sayısal puanı yerine 7-8 ayrı puan türünün olabileceğini anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

''Örneğin, bugünkü sayısal puanı yerine 7-8 ayrı puan türü olacak. Birisi tıp için olacak, birisi inşaat mühendisliği, birisi bilgisayar mühendisliği için olacak. Birisinde kimya, biyoloji ağırlıklı olacak, birisinde fiziğin ağırlığı fazla olacak. İşte bu yüzdende öğrenciler bilgi ve yetenekleriyle daha orantılı daha ilgili programlara gidecekler. Yani öğrenciler için iyi bir sistem olacak.''



AA

KPDS başvuruları 2 Mart'ta başlıyor

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) yapılan yazılı açıklamaya göre, sınav 3 Mayıs 2009 tarihinde, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir,İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Trabzon ve Van illeri ile Lefkoşa'da yapılacak.

Sınava, yabancı dil tazminatından yararlanmak isteyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'na göre çalışanlarla kadro karşılığı sözleşmeli personel ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/c maddesine tabi sözleşmeli personel katılabilecek. Ayrıca, personelinin yabancı dil bilgisi seviyesini tespit etmek isteyen diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar da bu sınava girebilecek.

Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmelik gereğince, kamu kurum ve kuruluşlarınca yurt dışı teşkilatında sürekli göreve atanacak memurlarla diğer görevlilerin de bu sınava girmesi gerekiyor.

Kamu kurum ve kuruluşlarında mütercim ve tercüman ya da bilgi işlem çözümleyicisi ve programcısı olarak görev yapanlar ile bu görevler için başvuruda bulunan, ayrıca, herhangi bir kurumda çalışmamakla birlikte yabancı dil bilgisi seviyesini tespit ettirmek isteyen fakülte veya yüksekokul mezunları ile üniversitelerce kendilerinden KPDS puanı istenen öğrenciler de bu sınava katılabilicek.

Doçentlik Bilim Sınavına Almanca, Fransızca veya İngilizce dışında bir yabancı dil sınavı sonucu ile başvurulmak isteniyorsa, bu dilin Üniversitelerarası Kurul tarafından kabul edilmesi ve bu dilden KPDS'de 65 veya daha yüksek puan alınması gerekiyor.

Araştırma görevlisi seçme ve atama işlemlerinde, yabancı dil yeterlik sınavı yerine KPDS sonuçlarının kullanılması olanağı bulunduğundan lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrenciler de KPDS'ye katılabilecek.

Sınav, Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca (Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca ve Yunanca dillerinde yapılacak.

Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacağı için adaylar ''2009-KPDS İlkbahar Dönemi Kılavuzu ile Aday Bilgi Formuna'' ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinden ulaşabilecek.



AA

'Akıllı sınıf' sayesinde daha iyi ders

Patnos Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde açılan akıllı sınıf sayesinde öğrenciler daha iyi ders görme imkanına kavuştu.

Patnos Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, 'Akıllı Sınıf' uygulamasıyla ilçede bir ilki gerçekleştirdi. Yaklaşık 40 öğrenci kapasiteli ve 21 bilgisayarın olduğu sınıfın açılışını İlçe Kaymakamı Tuncay Dursun yaptı. Dursun, emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olması temennisinde bulundu. Ardından Okul Müdürü Veysi Durak misafirlere kısa bilgiler vererek, okulun yeni kantinini ve halı serilen pansiyon kısmını gezdirdi.

Sınıfta, bilgisayar ekran görüntüsünün projeksiyon cihazı yardımıyla tahta üzerine yansıtılarak özel bir kalemle fare gibi tahtadan bilgisayar yönettiği ifade edildi. Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Murat Aydemir'in hazırladığı sistem sayesinde interaktif tahta yazı tahtası olarak da kullanılabiliyor. İnteraktif tahtanın sunum gerektiren derslere yardımcı olduğu bildirilirken, uzun konu ve problem çözümlerinde problemin ya da yazılanların baş kısımlarını silmeden yeni word sayfası ile devam edebilme imkanını sağladığı belirtildi.

Akıllı Sınıf açılışına Kaymakam Tuncay Dursun'un yanı Milli Eğitim Müdürü Salih Eskin, daire amirleri ve okul müdürleri katıldı.

MEB 'köstebeği' serbest

MİlLİ Eğitim Bakanlığı'na bağlı 625 bin öğretmenin kimlik bilgilerini, sicil numaralarını ve çalıştıkları okulları internete sızdırdığı iddiasıyla gözaltına alınan Hamdi B. serbest bırakıldı.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğretmenlerin bilgilerinin çalınmasıyla ilgili Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan bir öğretmenin gözaltına alındığını belirterek, 'Maalesef köstebek kendi içimizden bir görevli' açıklaması yaptı. Çelik, 'Bakanlığımız emniyetle çalıştı. İlgili kişi çok kısa sürede yakalandı. Bu kişinin yakalanması, sistemimizin hacklenmemiş olması, bizi sevindirdi. Bunu hangi amaçla, tek başına mı birileriyle mi yapmış, aldığı bilgileri ne yapacaktı bunlar sorguda ortaya çıkacak' dedi. Çelik'in açıklamayı yaparken Hamdi B.'nin serbest bırakıldı. Elazığ'dan MEB'e görevlendirmeyle gelerek, Eğitim Tekonolojileri Genel Müdürlüğü'nde öğretmen olarak çalışan Hamdi B.'nin sorgusunda suçlamayı reddettiği öğrenildi.

Z. Kıvanç EL / ANKARA

Akşam

Soru kaydırmaya son

Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Aslı İrem Orgun'un okuldaki dilek kutusuna bıraktığı "sınavlarda kaydırmayı" önleyen önerisi, büyük destek gördü. Öneriye göre cevap anahtarlarında ikinci sorudan sonra A, B, C, D ve E şıkları yerine alfabenin diğer harflerinin kullanılması isteniyor. İkinci sorunun cevap şıkları F, G, H, K, L, üçüncününki M, N, P, R, S olarak devam ediyor. Beşinci soruda ilk harflere dönülüyor.

ÖSYM İNCELİYOR

Okul Müdürü Faruk Küçüködük, öğrencilerinden Orgun'un önerisini okulda 560 öğrenci üzerinde uyguladıklarını belirterek, "Yüzde yüz başarı sağlandı" dedi. Öneri İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM'ye bildirildi. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan konu ile ilgili yaptığı açıklamada, öneriyi olumlu bulduğunu, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile birlikte öneri üzerinde çalıştıklarını söyledi.


Yaşar ÖZAY
Sabah

Dördüncü sınıf okul başarısının ipucunu verir

Çocukların eğitim sorunları ilkokul dördüncü sınıfa kadar kendisini pek göstermez. Sorunlar, özellikle dördüncü-beşinci sınıftan sonra ortaya çıkar ve çocuğun geleceğiyle ilgili ipuçları verir. Ama normal zekadaki bir çocuk, bu sorunları rahatlıkla atlatabilir.....

Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, özellikle beşinci sınıftan sonra çocukların okul başarısını artırma yöntemleriyle ilgili soruları yanıtladı...

* İlkokulu güçlükle tamamlamış bir çocuğun, ortaokulda başarılı olma şansı var mı?

Bu, çocuğun zekası ve yaşadığı sosyal çevreye göre değişir. Çocuğun zekası yeterli değilse, bütün öğrenim hayatı boyunca vasat olarak kalacaktır. Ama ortaokulla birlikte sosyal çevre değişiyorsa, normal zekada bir çocuk başarılı olabilir. İlkokul dördüncü sınıfa kadarki okul başarısı, çocuğun daha sonraki eğitim hayatındaki durumu çok belirlemez. Ama dördüncü, beşinci sınıftan sonra geleceğiyle ilgili önemli ipuçları ortaya çıkar. Bize de sorunlar en çok birinci sınıf, dördüncü sınıf ve altıncı sınıfta gelir.

İKİNCİ DÖNEME DİKKAT!

* Neden sorunlar özellikle bu sınıflarda çıkıyor?

Bunlar, çocuğun zekasını gösterdiği sınıflardır. Çocuğun eğitim geleceği bu sınıflarda şekillenir. Birinci sınıftan geçen çocuk dörtte, dördüncü sınıftan geçen çocuk altıncı sınıfta takılabilir. En geç şubat veya mart aylarında veliler profesyonel yardıma başvurur. Birinci dönemde konular çok yenidir, ancak ikinci dönemin başında konular zorlaşır, çocuklar da zorlanmaya başlar. O yüzden ikinci dönem sıkıntılar ciddi boyuta çıkar. Hatta nisan ve mayıs dönemi sıkıntılar artarsa; aile, yeni okul ve yeni sınıf arayışına bile girebilir.

* Ödev yapma alışkanlığı bulunmayan bir çocuğa ödev sorumluluğu nasıl kazandırılır?

Öncelikle çocuğunuza evde ödev yapabileceği sabit bir alan ayarlayın. Olabiliyorsa oda olsun. O odayı çocuğunuzla döşeyebilirsiniz. Ama aşırıya kaçmayın, çok algı olmasın. Çizgi film kahramanlarını falan tercih etmeyin. Çalışma köşesi sade olsun. Gerekirse çocuğun ödev saatinde televizyonu kapatın. Çocuk, okuldan geldikten bir saat sonra derse oturmalı. Ödev yapımında 20 şer dakikalık çalışma süreleri ayarlanmalı ve kısa aralar veya geçişlerin olması sağlanmalı. Olabildiğince her gün aynı saatlerde ödev yapmalı. Programlı yaşam çocuklara çok uygundur. Matematik, fen bilgisi, coğrafya, Türkçe gibi zor ve ağır konulu dersleri, bir zor bir kolay olacak şekilde sıralayın. Örneğin önce matematik sonra Türkçe, sonra fen bilgisi sonra belki biraz resim gibi... Ödevlerini bitiren çocuğunuza karşı ödüllendirici olun. Sorumluluklarını yerine getirmesi karşısında duyduğunuz mutluluğu ona gösterin.

* En verimli ders çalışma yöntemi nasıl olmalı?

Bunun için tek bir reçete yoktur. Çünkü çocukların öğrenme stilleri ders çalışma yöntemini belirler. Bırakın; kendi programını ve çalışma yöntemini kendisi belirlesin.

* Bilgisayar, başarısız olan bir çocuğa yardımcı olabilir mi?

Bilgisayar eğitiminde çocuk ezberden kurtulur. Araştırmalarda bilgisayarlı öğretimin klasik öğretime göre yüzde 24 etkili olduğu tespit edildi. Ancak sadece bilgisayara dayalı öğretim çocuğa zarar da verebilir. Bilgisayar, eğitime destek olmalı.

Yardımı bağımlılığa dönüştürmeyin

* Aileler çocuklarıyla birlikte oturup ödevlerini yapmalı mı?

Gerekmedikçe hayır... Ebeveynin çocuğuna yardım etmesi bir süre sonra bağımlılığa dönüşür, sonra da kazanılmamış bir sorumluluk olarak karşımıza çıkar. Bu durum, çocuğun özgüvenini olumsuz etkiler. Çünkü yanında sürekli bir yetişkin olması, çocuğa, 'Sen yalnız yapamıyorsun bana ihtiyacın var' mesajını verir. Bunu hisseden çocuk ödevlerle başlayan sorumluluk zincirinin her halkasına takılır, yardım arar... Tabii buradan 'Tamamen yardımı kesin' gibi bir anlam da çıkarılmamalı. Çözemediği, anlayamadığı ya da zorlandığı proje çalışmalarında aşamalı olarak çocuğunuza destek verin.


Matematiğini alışveriş yaparken geliştirin


Televizyonu eğitim aracı olarak kullanabilirsiniz 1.-5. Sınıflar için
* Tabelalara bakın ve onları yüksek sesle okuyun.
* Marketlerin meyve reyonunda; çocuğunuzdan alacağınız meyveleri saymasını isteyin.
* Çocuğunuzdan seçtiğiniz meyvelerin sayısını toplamasını isteyin.
* Çocuğunuzdan meyve ve sebzeyi reyondaki fiyat etiketleriyle eşleştirmesini isteyin.
* Alışveriş arabanızda kaç şişe, kaç tane kutu var? Peki paketler? Hadi bunları birleştirerek bir tekerleme uydurun.
* Market arabasında kaç tane kırmızı, mavi ya da yeşil paket var?

6.-8. Sınıflar için
* Alışverişe çıkmadan önce birlikte bir alışveriş listesi yapın.
* Alışveriş katalogları üzerinden, ucuzlatılmış maddeler üzerinden konuşun.
* Fişe bakarak aldığınız ürünlerle fiyatlarını karşılaştırın.
* Ağırlığı tahmin edin. Daha sonra meyve ve sebzeleri terazide tartın ve sonucuna bakın.
* Çocuğunuza çözmesi için küçük problemler verin. Örneğin; "Yedi arkadaşını yemeğe çağırdın ve her biri için üç sosis kızartacaksın. Kaç tane sosis alman gerekir? Sosisler sadece 8'lik paketlerde satılıyorsa ne yapman gerekir?" gibi...

Babalar çocuklarıyla oyun için randevulaşsın

Babalar çocuklarıyla mutlaka haftada en az üç gün, enazından günde 30 dakika oynamalı. Bunu bir görev olarak görmemeli. Bu, çocuğun gelişimini çok olumlu etkiler. Davranış ve uyum sorunlarını, hırçınlıklarını azaltır. Çocuğunuza yoğun bir hayatınız olduğunu açıkça söyleyin."Sana çok vakit ayıramıyoruz, bundan dolayı çok üzülüyoruz" deyin. Haftanın belli günlerini seçip, saat belirleyin. Randevulaşın. Bir süre sonra çocuk o sistemi kapar. Sürekli ilgi çekme ve oynama isteği de azalır. Aile içi oyunlar da çok önemli. Biz buna 'özel zaman uygulaması' diyoruz. Ailece birlikte oyun oynanmalı. Ama burada oyunu çocuk belirlemeli. Kızmabirader, monopolü oynamayı seçebilir. Kendi belirlediği oyunlarla anne babasını yönlendirmeli.

Televizyonu eğitim aracı olarak kullanabilirsiniz

* Farklı türlerdeki programları tartışın. Muhakemeyi geliştirin, çünkü çocuk muhakeme yapabilmeli.
* Kitapların, öykülerin; çizgi film bile olsa uyarlamalarını izleyin. Benzerliklerini ve farklılıklarını tartışın. Bu da muhakeme ve matematiği geliştirir.
* Sevdiğiniz programları birlikte izleyin. Bunları niçin sevdiğinizi konuşun. İçerdiği ahlaki kuralları ve değerleri tartışın. Ortak değerleriniz gelişir.
* Çocuğunuzdan; aile bireylerinin haftada kaç saat televizyon izlediğini hesaplamasını ve sonuçlarını sizinle tartışmasını isteyin. Gün gün çizelge hazırlasın; kaç saat televizyon izlediğini toplasın, istatistiği çıkartsın. Bu yolla matematiksel düşünmeyi öğrenir.


Esra Tüzün
Sabah

İşte ÖSS 2010 ile ilgili herşey

ÖSYM, tek sınavlı ÖSS sistemini bu yıl son kez uygulayacak.2010'dan itibaren 2 aşamalı olacak yeni sistemde öğrenciler en az 3 sınava girecek, her ders ayrı değerlendirilecek...

Milyonlarca gencimizin geleceğini yakından ilgilendiren üniversiteye giriş sınavı 2010'dan itibaren iki aşamalı yapılacak. Yeni sisteme göre öğrenciler, Nisan ayında bugünkü ÖSS tarzı ilk sınav olan 'Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girecekler. Ardından da, Haziran'ın son iki haftasında 5 farklı testten oluşan Lisans Yerleştirme Sınavları'nda (LYS) ter dökecekler.

Tercihler sınav sonuçları açıklandığında Temmuz sonu ve Ağustos başında yapılacak. Öğrencilerin sınav stresinden büyük oranda kurtulmasını sağlayacak yeni sistemle ilgili merak edilen her tüm konuları FEM Dershanesi uzmanları, BUGÜN okurları için anlattı.

TEMEL BİLGİLER SORGULANACAK

Üniversiteye giriş sisteminin ilk aşamasını 1999'a kadar uygulanan ÖSS'ye benzeyen bir 'baraj sınavı' oluşturuyor. Öğrencilerin lisede edindiği temel bilgilerinin sorgulanacağı 'YGS'de ortaöğretimlerde okutulan Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri'nden test usulü soru gelecek.

NİSAN'DA TEK OTURUM VAR

Sınava orta öğretimi başarı ile tamamlayan ve yükseköğrenim görmek isteyen kişiler tabi tutulacak. Adaylar, sayısal, sözel ve eşit ağırlık olarak belirlenen 3 puan türünden birinden başarı gösterirse meslek yüksekokulları, açık öğretim programlarına ve bazı lisans programlarına gidebilecekleri gibi 2. aşamada istedikleri sınavlara da girmeye hak kazanacak. İlk sınav Nisan'da tek oturumla yapılacak. İlk aşamadaki sınavlarda başarılı olamayan öğrenciler ise 2. aşamadaki sınavlara giremeyecekler.

HANGİ BÖLÜME HANGİ SINAV

Öğrencilerin bu sınavlardaki başarılarına göre her dersin ayrı puanı hesaplanacak. Sınavlar sonucunda öğrencinin elinde çok sayıda puan türü olacak. Ancak bu puan türlerinin üniversitelerin hangi bölümlerine girişte geçerli olacağı şu an için netlik kazanmadı. Puanlar gruplanırsa, Matematik- Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS), Yabancı Dil (YD) olmak üzere 4 grupta hesaplanacak.

Bunlardan, MF grubu puan için, Matematik (LYS 1) ve Fen Bilimleri (LYS 2) sınavlarına, TM için Matematik (LYS 1) ile Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya1 (LYS 3) sınavlarına, TS için Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 (LYS 3) ve Sosyal Bilimler (LYS 4) sınavlarına, YD için de Yabancı Dil (LYS 5) sınavına girmesi şart olacak.

DERSTEKİ BAŞARI ÖNEMLİ

İkinci aşamada öğrencilerin ders düzeyindeki bilgi ve yeteneklerinin ölçülmesi hedefleniyor. Lisans Yerleştirme Sınavı, mevcut ÖSS'nin ikinci bölümüne benzeyecek. Sınavın sonuçlarına göre açık öğretim dışındaki örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanı belirlenecek. Adayların burada okumak istediği alanlarla ilgili derslerin sınavlarına girmesi gerekecek. Haziran ayında yapılması planlanan Lisans Yerleştirme Sınavı, mevcut ÖSS'nin ikinci bölümüne benzeyecek. Farklı oturumlarda olacak sınav sorularının 100 120 arasında olması bekleniyor.

2. AŞAMADA 5 AYRI TEST

Fisans Yerleştirme Sınavı olarak adlandırılan ikinci aşamada, Geometri'nin de içinde olduğu Matematik, (LYS 1), Fizik, Kimya, Biyoloji'den oluşan Fen Bilimleri (LYS 2), Türk Dili ve Edebiyatı ile Coğrafya 1 (LYS 3), Tarih, Coğrafya 2, Felsefe grubunu kapsayan Sosyal Bilimler (LYS 4) ve Yabancı Dil (LYS 5) sınavları olacak. Üniversite adayları girmek istediği fakültelerin istediği puan türüne göre 4 testin 2'sine girecek. Ancak isteyenlerin 3. ve 4. sınavlara girmesinin önünde bir engel olmayacak. Her sınav farklı oturumlarda yapılacak.

TEK SINAVLI SİSTEM BU YIL SON BULACAK

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) bu yıl son kez tek aşamalı olarak yapılacak. 2009- ÖSS'de, sadece bazı testlerin soru sayılarında değişiklik yapılırken toplam soru sayısında herhangi bir değişiklik olmadı.

NELER DEĞİŞTİ?

2009-ÖSS'de adaylara yöneltilecek soru sayıları Fen-1 ve Fen-2 testlerinde Biyoloji'de 8'den 10'a, Kimya'da 9'dan 10'a çıktı, Fizik'te 13'den 10'a indi. Fizik, Kimya ve Biyoloji soru sayıları eşitlendi. Soru sayısı Edebiyat'ta 17'den 20'ye, Coğrafya'da 8'den 10'a çıktı. Sos-2 testi değişmedi. Psikoloji soruları, Edebiyat-Sosyal`in içinden Sos-2 testine alındı. Sınava başvuran öğrencilere bu yıl şifre verilecek. Şifre, adayların, gerek internette girerek bilgilerini kontrol etmeleri, gerek tercihleri internet üzerinden yapmalarına imkan sağlayacak.

Münevver ÇAKIRTAŞ

Bugün

22 Şubat 2009 Pazar

Tıpta uzmanlık sınavı başvuruları 23 şubat'ta

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan yaptığı yazılı açıklamada; tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesi'ne alınacak adaylar için TUS İlkbahar döneminin 11-12 Nisan tarihlerinde Ankara'da yapılacağını belirtti. Yarımağan, 2009 TUS İlkbahar Dönemine başvuru süresinin 23 Şubat-4 Mart tarihleri arasında olduğunu, başvuru sırasında mezun olmak şartı bulunduğunu kaydetti.

Yarımağan'ın açıklamasına göre; sınava başvurma, sınavın uygulanması ve değerlendirilmesi ile yerleştirme işlemlerine ilişkin bilgiler, 2009 TUS İlkbahar Dönemi Kılavuzu'nda yer alacak. Başvurular elektronik ortamda alınacak. Kılavuz dağıtımı yapılmayacak.

Sınava başvuracak adaylar, 23 Şubat 2009 tarihinden itibaren, 2009 TUS İlkbahar Dönemi Kılavuzu ile başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşılabilecek.

TUS İlkbahar döneminin birinci basamağını oluşturan Yabancı Dil Sınavı, 11 Nisan 2009 Cumartesi günü saat 09:30 da başlayacak. Sınavın bu basamağında başarılı olan adaylar, 12 Nisan 2009 Pazar günü saat 13:30 da başlayacak olan Bilim Sınavı'na alınacak.



CİHAN

Arapça öğrenmek artık kolay

Tüm dünyada uzaktan eğitim üniversitelerin her bölümünde yaygınlık bulmaya başladı. Artık üniversitelerin olmazsa olmazı haline gelen uzaktan eğitim yoğun bir şekilde talep görüyor.

Bu anlamda hem çalışmak hem de üniversite okuyarak diploma sahibi olabilmek birçok kimse için kaçırılmayacak fırsat olarak değerlendiriliyor.

İstanbul Üniversitesi Arapça Dili ve Edebiyatı mezunu (Arapça öğretmen) üç arkadaş güzel bir projeye imza atarak 5 yılda 100.000 üyesi ve günlük 15.000 ziyaretçisiyle www.onlinearabic.net sitesini Online Arapça Dil Eğitimi Portalı haline getirmişler.

Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) İlahiyat Önlisans Arapça derslerini çok zevkli ve kolay haline getiren Arapça öğretmeni İhsan Dinç: "Artık, AÖF İlahiyat Önlisans Arapça sınavları korkulacak ders olmaktan çıkardık! Öğrenciler evlerinden, iş yerlerinden bir yandan da çaylarını içerlerken, diledikleri saatte ve diledikleri tekrarlarda dersleri izleyerek Arapça sınavlarına hazırlanabilmektedirler. Online kursiyerler ünitelerle ilgili soruları online olarak hocalarına sorabiliyor, her ünite için interaktif deneme sınavlarına katılabiliyorlar. Üç yıldır yüzlerce başarılı online kursiyerlerin teşekkürlerine muhatap olduk. Online kursiyerlerimizin başarı bizim de başarımızı ve sevincimizi artırmıştır. Online kursiyerlerimizle çok geniş ve sıcak dostlarılar da tesis etmiş olduk. AÖF İlahiyat Önlisans Arapça derslerimizi aynı zamanda dil bilgisini geliştirmek isteyen yüzlerce online kursiyerlerimizde büyük keyifle takip etmektedirler." diyerek bu alanda Arapça öğrenmek isteyenlere www.onlinearabic.net ve www.onlinedil.net sitelerinde Arapça eğitimini daha zevkli ve daha kolay hale getirerek "Bir lisan bir insan" düsturuyla hizmet vermeye devam ettiklerini belirtti.





Matematik öğrenemiyorsanız dikkat!

Söz konusu hastalığın adı Dyscalculia; matematik öğrenme bozukluğu. Beyingücü Dergisi, bu konuyu gündeme getiren popüler eğitim ve bilim yayınlarından biri olarak dikkat çekiyor. Daha önceki sayılarında Dyscalculia'nın ne olduğuna dair yazılara yer veren dergi son sayısında Dyscalculia'nın üzerinde çalışmalar yapılan güncel bir olduğu hatırlatılıyor. Dergi bu sayısındadyscalculia"nın belirtilerini hatırladıktan sonra tedavi yöntemlerine de değiniyor.

Dyscalculia"nın Belirtileri

Sayılarla çalışmada zorluk Matematiksel sembollerin kafa karıştırması Basit bilgileri uygulamada zorluk (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) Mantık açısından matematikte zorlanma Zamanı anlatmada zorluk Yönlerle ilgili zorlanma Matematikteki genel kavramları anlayamama ve hatırlayamama Stratejik planlamada beceri eksikliği (örn: satranç oynarken) Sayıların geçtiği öğrenmelerde hafıza zayıflığı Dyscalculia Nasıl Teşhis Edilir?


Öğretmen veya anne-baba çocukta yukarıdaki semptomları fark ettiyse çocuğun bu bozukluğa sahip olup olmadığını kolayca aydınlatabilir. İlk adım olarak aile doktorunuza danışabilirsiniz. Muhtemelen sizi bir uzmana yönlendirecektir. Uzman birtakım testler yaparak bu bozukluğun var olup olmadığını saptayabilir.

Dyscalculia"sı olan bir çocuk ortalama yahut ortalamanın üstünde bir zekâya sahiptir. Fakat matematik alanında bu başarısını açığa çıkaramaz. Bu noktaya dikkat etmek gerekir.


Dyscalculia Nasıl Tedavi Edilir?

Dyscalculia teşhisi konulan çocuğa devlet okulunda genellikle IEP (Bireysel Eğitim Planı) verilir ki çocuk bu sayede özel bir eğitimciden bireysel matematik alanında özel eğitim alabilsin.

Dyscalculia"nın tedavisi yoktur, fakat zamanında fark edilip müdahale edilirse bu çocuklar matematik öğrenebilir ve fonksiyonel hale gelebilirler. Genellikle öğretim, çoklu duyulara ilişkin metotlar ve diğer alternatif metotlarla öğretiliyor ve matematik becerisi kazandırılmaya çalışılıyor. Nitekim basmakalıp öğretiler dyscalculiası olan çocuğa hiçbir yarar sağlamayacaktır.


Dyscalculiası olan çocuğuma nasıl yardım edebilirim?

* Evde matematik oyunları oynayın, genel kavramları gözden geçirin ve pratik yapın. Matematiğe temas etmek yani matematiği hayatın içine almak çocukların en azından basit kavramları algılamalarını kolaylaştıracak bir yoldur.

* Düşündürücü problemler üzerinde çalışın. Resim boyayarak ya da çizim yaparak çocuğunuzun problemi anlamsına yardımcı olabilirsiniz. Çocuğunuzun matematiksel bir algıyla resim çizimlerine veya grafiklere bakmasını sağlayın ve problemi çözmeden önce çocuğunuzun kullandığınız materyalleri anlaması için zaman verin.


* Çocuğunuza problemi sesli bir şekilde okutun ve bunun çocuğunuza yardımcı olup olmadığını inceleyin. Problemi anlayabilmesi için günlük hayattan örnekler verin. Çocuğunuzun zihnine sayıların iyice yer etmesi için grafiklerle süslenmiş kağıtlar kullanabilir ve türlü oyunlar geliştirebilirsiniz. Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşebilir, ödev olarak karışık ve dağınık olmayan worksheetler vermesini isteyebilir ve görsel herhangi bir şeyle çocuğunuzun meşgul olmasını engelleyebilirsiniz.

* Dyscalculiası olan çocuğunuza yapabileceğiniz en önemli şey asla vazgeçmemek olacaktır. Unutmayın ki; farklı öğretme metotlarıyla her şey öğrenilebilir!

(www.beyingucudergisi.com)





Meslek Yüksekokulları 3 yıl oluyor

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, meslek yüksek okullarındaki en önemli problemlerden birisinin İngilizce olduğunu belirterek, "Meslek Yüksekokullarına hazırlık sınıfı koymayı düşünüyoruz. Vakıf üniversitelerinde önümüzdeki yıldan itibaren bunu uygulayacağız daha sonra da devlet üniversitelerinde bunu yaygınlaştıracağız" dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan Amerika ziyareti ve yapılacak değişiklikler hakkında İHA'ya açıklamalarda bulundu. Özcan, Amerika'da Türkiye'de eğitim gören öğrencilerin çift diploma hakkına sahip olabilmeleri için Midwest Universities Consortium in International Activities (MUCIA) ile bir işbirliği yaptıklarını belirterek, "Hem Türkiye'deki hem de Amerika'da ki devam ettikleri okuldan çift diploma alıyorlar.

Son derece başarıyla çalışıyoruz. Öğrenci alımı 2005 yılında başladı bin 700 öğrenciye çıktık. Biz aynı projeyi başka bir üniversite ile Amerika'da yapmak istedik. SUNY'nin dışında başka bir üniversite ile işbirliği içerisine girmemizin nedeni Newyork'un yaşamak için pahalı bir yer olmasıdır. Bir de üniversitelerin ücretleri harçları pahalı. Hem pahalı olan okullardan uzaklaşalım onlara bir rakip bulalım diye bu Mucia denilen Amerika'nın devlet üniversitelerine gittik. Bundan sonra öğrencilerimizin bir kısmının Suny'ye değil de mucia gitmesini istiyoruz. Bu hem öğrencinin harcayacağı para bakımından hem de alacağı eğitim kalitesi bakımından çok daha iyi olacak. Böylelikle Suny'ye de bir rakip çıkacak" dedi.

"MESLEK YÜKSEKOKULLARI DA ÇİFT DİPLOMA SAHİBİ OLACAK"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Amerikadaki çalışmaları kapsamında mesleki ve teknik eğitim konusunda da girişimlerde bulunduğunu söyledi. Özcan, meslek yüksek okullarını da 1+1 iki diploma modeli getirmek istediklerini belirterek, "Öğrenciler bir yılını burada bir yılını da Amerika'da harcasınlar. İki diploma alsın istiyoruz ama orda da bir İngilizce problemimiz var. Meslek yüksek okullarının hepsinde ingilizce yok bazılarında var. Turizmle filan alakalı olanlarda var ama büyük bir kısmında yok.

Bundan sonra yapmak isteğim şeylerden birisi de meslek yüksek okullarına bir yıl hazırlık koyup öğrencilerimizin İngilizce öğrenmesini ve sonra da bu bir artı bir programlarından yararlanmalarını sağlamaktır. Bununla da uğraştık ve burda da olumlu adımlar atıldı. Ama biz burdaki İngilizce barajını nasıl aşabiliriz diye düşünüyoruz. Onun için 7 tane devlet 5 tane de vakıflardan meslek yüksek okulu seçtik. Vakıflarda İngilizce meselesi biraz daha iyi durumda. Onlar hemen programa dahil olabilecek. O kapasiteyi kullanmak istiyoruz. Devlette de bilen öğrencilerimiz arasından bazılarını bu imkanı sağlamak istiyoruz. 11 Martta burada bu okulların müdürleri ile bir toplantı yapacağız. Bu öğrenci ve öğretim yollama işini nasıl yapabiliriz diye kendileri ile görüş alışverişi içinde olacağız" dedi. Amerika ziyaretinde görüştükleri bir diğer konunun da mesleki ve teknik eğitimin dışında uzaktan eğitim konusu olduğunu anlatan YÖK Başkanı Özcan, uzaktan eğitimin alınması konusunda da çeşitli ortaklıklar düşündüklerini söyledi. Ordaki bir programa burdan öğrencilerin kayıt olması ve onların buraya gelip teknik yardımda bulunup bazı üniversitelerle Türkçe olarak bu programları geliştirmeleri gibi çalışmalar olacağını ifade eden Özcan, "Uzaktan eğitimi İngilizce öğretimine Türk yükseköğretim kurumlarında nasıl arttırabiliriz diye düşünüyoruz. Çok da ilerlediğimizi söyleyemeyiz.

Kütlesel bir proje ile bu işi halletmek istiyoruz. Bütün üniversitelerimizde aynı anda başlayıp ciddi bir uzaktan eğitimi İngilizce yapmak istiyoruz. Çıkış yolunu bulamadık ama üzerinde çalışıyoruz bazı veriler de elde ettik. Küçük çapta denemelerimiz birkaç üniversitede olacak. Başarılı olursa bunu diğer üniversitelere yaymayı düşünüyoruz. Bunu da yeni kurulan üniversitelere düşünüyoruz. Ordaki yapı çok belirginleşmeden uzaktan eğtitime uygun bir yapı kurulsun o yapı üzerine diğer programlar inşa edilsin diye düşünüyoruz. Yeni olanlardan başlayıp eski olanlara doğru hareket edeceğiz ama başarılı olmamız lazım.

İngilizce meselesine çok önem veriyoruz. Eğer ingilizce meselesi olmasa önümüzde bu işbirliklerinde çok daha iyi yol alabilirdik. İngilizce her zaman bir problem olarak karşımızda duruyor onu halletmemiz lazım. Durmadan onun üzerinde düşünüyorum bu nasıl halledebiliiz diye oldukça zor bir mesele. Zannediyorum yakında bir iki alternatif çözüm bulabileceğiz" diye konuştu.

"MESLEK YÜKSEK OKULLARINA HAZIRLIK ŞARTI"

Özcan, Meslek Yüksek Okullarındaki en önemli problemlerden birisinin de İngilizce olduğunu belirterek, yapmayı düşündüğü bir değişikliğin de bu okullara hazırlık sınıfı koymak olduğunu açıkladı. Hazırlık sınıfını da mecbur tutmak istediklerinin altını çizen Özcan, "Hazırlık okulunu mecbur kılarsak iki sene ya da üç senede verim alacağız. O da üç senelik bir zaman kaybı gibi geliyor ama bir yerden başlamak zorundayız. Maalesef bunlar geçmişte ihmal edilmiş şeylerdir. Bu konulara önem verilseydi bugün çok daha iyi bir konumda olabilirdik" dedi. Özcan, özellikle vakıf üniversitelerine ait meslek yüksek okulları ile bu işi yapabileceklerini belirterek, orada ingilizce probleminin bulunmadığını ve Amerikada eğitim görme bakımından da sorun yaşanmayacağını dile getirdi. Özcan, Mart ayı içerisinde de vakıf üniversitelerinin müdürleri ile YÖK'de biraraya gelip hazırlık sınıfları ve Amerikada eğitim görme ve çift diploma konularında görüf bir artı bir programlarından yararlanmalarını sağlş alışverişinde
bulunacaklarını kaydetti.

"YENİ ÖSS SİSTEMİ İLE SINAVSIZ GEÇİŞDE KALKIYOR"

ÖSS'de ki yeni değişiklik ile birlikte Meslek Yüksek Okullarına da sınavsız geçişin kaldırılacağını dile getiren Özcan, "Yeni sistemle birlikte sınavsız geçişte kaldırılacak artık sınavlı geçiş olacak. Sınavlı olduğu zaman bu okulların prestijleri daha iyi olacak. İnsanlar eskiden bu okullara verdikleri önemi tekrar kazanacaklar. Sınavla girildiği için bir değeri olacak bu okulların şimdi maalesef o değer yok. öğretim kalitesi de çok tatmin edici değil. Biz sınavlı girişle birlikte ordaki kalitenin de yükseleceğini düşünüyoruz. Çocukların da önleri açılacağı için hem yatay hem de dikey geçişleri artırmayı düşünüyoruz. Yani öyle bir sınır olmasını istiyoruz. Başarılı olan öğrenci gerçekten bilen öğrenci ilgi duyduğu isteği alarnda gitsin okusun istiyoruz. Onu yapabilirsek okulların prestiji kendiliğinden artacaktır. Benim gençliğimde meslek liseleri ve bu okullar çok prestjliydi Bu okullara girebilmek için torpil gerekiyordu. Elektrik bölümüne girmek için bazı öğrencilerin babaları torpil ararlardı.
3-5 yıl içerisinde o olacaktır hele teknoloji fakültelerini ilerki yıldan itibaren kurar çalıştırmaya başlarsak meslek okullarından buraya geçişlerde çok kolay olacak. Başarılı öğrenciler için çok kolay olacak. Zannediyorum Türkiye'nin çehresi değişecek. Mühendis yetiştiren bu okullar Türkiye'nin çehresini değişirecektir" şeklinde konuştu.

"KATSAYI ENGEL OLMAYACAK"

Yeni ÖSS sisteminde katsayı olmayacağını ancak üniversitelerin taleplerine ilişkin çocukların başta bir imtihana gireceklerini anlatan YÖK Başkanı Özcan, "Genel kültür ve genel yetenek imtihanına ondan sonra alanlarla ilgili yani toplam bir öğrencisinin 7 tane puanı olacak. Üniversiteler bu yedi puanın herhangi bir kombinasyonu ile öğrenci alabilirler. İşte diyebilir ki birinci aşamada şu puanı alsın matematikten geometriden, fizikten kimyadan onların beşini seçer iki de birinci kademeden 7 puanının herhangi bir kombinasyonunda öğrenci almak isteyebilir. O almak istediği zaman çok daha iyi bir yerleştirme olacak. Belki katsayılar o anda kullanılabilir. Herhangi bir mühendislik bölümü diyebilir ki matematikte fizikte şu olsun biz onları bellli ağırlıklarla ağırlıklandırabiliniz katsayılarla çarpabiiliriz belki üniversitede istediği öğrenciyi alsın diye katsayılar belki orda karşımıza çıkacaktır ama bugünkü gibi katsayıların engelleyici eşizliğe sebep olucu bir rolü olmayacaktır diye düşünüyorum" dedi.



İHA

Üniversite girişte iki aşamalı yöntem nasıl işleyecek!

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirtti.

Yarımağan, YÖK'ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını anlattı.

Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, ''Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir'' dedi.

Üniversiteye girişte 1999'da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS'de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye ''yetersiz'' geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:

''Mesela Matematik'ten, Fizik'ten, Kimya'dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu.

Bu nedenle 2006'da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor.''

Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji'den 3, Coğrafya'dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor.

Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya'yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var. Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik.''

-''ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM''-

Yarımağan, yeni sistemde ''soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını'' vurguladı.

Yarımağan, ''Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz. İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz'' diye konuştu.

2010'da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının ''mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali'' olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini ifade etti. Yarımağan, ''Şu anda uygulanan ÖSS'de ilk testlerde 30'ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak'' dedi.

Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi.

-İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?-

Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti.

Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı:

''Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek.

Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler. Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak. Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek. Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99'u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur.''

-ÖLÇME NASIL YAPILACAK?-

Yarımağan, yeni sistemde ''ölçme-değerlendirmenin'' bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının ''ders düzeyinde'' ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

''İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak.

Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye 'Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla' demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak. Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle.''

-HESAPLAMA-

Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı:

''Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak. Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği, hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için kullanılıyor.

Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik'in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek.''

Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti.



ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da uygulanmaya başlanacak yeni üniversiteye giriş sisteminde farklı derslerin söz konusu olmadığını belirterek, ''Adaylar bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar'' dedi.

Yarımağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni sınav sisteminde ''adaylar açısından hiçbir şeyin değişmediğini'' belirtti.

Adayların aynı şekilde çalışmalarını sürdürmelerini isteyen Yarımağan, şöyle konuştu:

''Varsayalım öğrenci ortaöğretimden fen alanından mezun. Bu öğrenci tıp, mühendislik ve fen fakültelerinden tercihler yapmak istiyor. Bu öğrenci birinci sınava girecek, belli bir başarı gösterecek. İkinci aşamada matematik-geometri ve fizik-kimya-biyoloji sınavlarına girecek. Bunların sonucunda aday için örneğin 10 tane puan türü varsa 10 tane puan hesaplanacak. Sonra aday tercihlerini yapacak ve birine yerleşecek.''

''Yeni sistemde en büyük zorluğu ÖSYM'nin yaşayacağını'' ifade eden Yarımağan, özellikle soru hazırlayan öğretim üyesi sayısının artırılacağını kaydetti. Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Adaylara büyük bir zorluk gelmiyor çünkü aynı derslerden aynı tür sorular gelecek. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler ve sınav stresini biraz daha yaymış olacaklar, bilgilerini daha rahat ortaya koyabilecekler.

Öğrencilerin farklı derslere çalışması söz konusu değil. Bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Bugünkü sistemde biyolojiden sadece 10 tane soruya cevap veriyorlarsa yeni sistemde biyolojiden, sayısını bilemiyorum, belki 25-30 soruyu cevaplayacaklar, bilgilerini daha ayrıntılarıyla ortaya koyma fırsatı bulacaklar. Hazırlık açısından da 3 soru yerine 5 soru yapacakları için daha çok çalışmalarına gerek yok. Aynı konulara aynı derslere çalışacaklar. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar.''

Yarımağan, ikinci aşamadaki sınav sürelerinin ve soru sayılarının da henüz belirlenmediğini anlatarak, ''Kişisel fikrimi söylüyorum, ikinci aşamadaki sınavların süreleri daha kısa, örneğin 2.5 saat olabilir. Örneğin matematik-geometri sınavı belki 2.5 saatlik bir sınav, soru sayısı 100-120 olabilir. Soru sayısı 100 ise örneğin 80'i matematik, 20'si geometri olabilir. Belki fizik, kimya, biyoloji soruları eşit sayıda olabilir. Soru sayıları haftalık ders saatleri, o derslerin ağırlıkları dikkate alınarak belirlenecek'' diye konuştu.

-SINAVDA ''YAZILI'' DÖNEMİ-

Yarımağan, iki aşamalı sınav sisteminde ilerde adaylara ''açık uçlu soru'' yöneltmeyi planladıklarını bildirdi. Bu yöntemin aday sayısının azalması durumunda uygulamaya konulabileceğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti:

''Sınava girecek öğrenci sayısının bu yıl 1.5 milyonun altında olacağını, önümüzdeki birkaç yıl içinde de her yıl 50 bin, 100 bin azalarak 1 milyona yaklaşacağını tahmin ediyorum. Bu durumda örneğin 3-5 yıl sonra sınava başvuran aday sayısı 1 milyon 200 bin dolayındaysa, ikinci aşamaya başvuran aday sayıları 200-500 bin dolayında olacak. Mesela fen bilimleri sınavına başvuran sayısı 200-250 bin, matematik-geometri sınavına başvuran sayısı 500-600 bin olabilir. Bu sayılarda başvuru gelirse sınavda açık uçlu sorular yöneltilebilir.

Sınavda test usulünün getirdikleri ve götürdükleri var. Test usulünde sınavı çok objektif yapıyorsunuz, değerlendirmesi çok hızlı ama buna karşılık öğrencinin düşünme sistemini sınırlıyor. Yeni sistemde ise açık uçlu sorular olabilir ama tabii proje soruları gibi çok uzun sorular soracak değiliz. Yine cevabı kısa olan sorular sorulacak. Bu tür bir sınavda çok farklı cevapların verilebileceği tartışmalı sorular sorulmaz. Cevabı net, kesin olan sorular sorulur. Açık uçlu sorularda farklı soru türleri vardır. Örneğin 10 tane farklı cevabı olabilecek bir soru sorulabilir. Aday bunlardan kaç tanesini cevapladıysa ona göre puan alabilir.''

''Matematik sınavında açık uçlu soru nasıl olacak?'' sorusu üzerine Yarımağan, ''Aday nihai sonucu nasıl elde ettiğini gösterecek. Bu değerlendirilecek'' dedi.

Yarımağan, açık uçlu soru yönteminin başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede kullanıldığını belirterek, ''Komşumuz Yunanistan'da da uygulanıyor'' diye konuştu.

-ORTAÖĞRETİM BAŞARI PUANI-

Yarımağan, yeni sistemde de yerleştirme puanları hesaplanırken ortaöğretim başarı puanının ekleneceğini ifade etti. Ortaöğretim başarı puanının sınav puanına eklenmesi kuralının yasada yer aldığına işaret eden Yarımağan, ''Üniversiteye girişte öğrencinin ortaöğretim başarı puanını YÖK'ün belirleyeceği biçimde eklenecek. Ancak nasıl alınacağı konusunda henüz kesinlik yok. YÖK bunu ayrıca kararlaştıracak'' dedi.

Yarımağan, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı uygulamasının bir ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, bunun da devam etmesinden yana olduğunu söyledi.



AA

Görme engelli genç, bürokrasiyi yendi, öğretmenliğe başladı

Görme engelli olduğu için öğretmenliğe kabul edilmeyen Ramazan Koçak, çok sevdiği mesleğine başladı. Mağduriyetinin Zaman Gazetesi'nde yayımlanmasının ardından harekete geçen Milli Eğitim Bakanlığı, Koçak'ın göreve başlaması yönünde karar aldı.

Bir hafta önce Edirne'de Uzunköprü Mehmet Arif Dilmen Ticaret Meslek Lisesi'nde rehber öğretmen olarak ders başı yapan Koçak, kendisiyle aynı durumda olan arkadaşlarının da sorunlarının çözülmesini istiyor. AK Parti milletvekili Lokman Ayva, Koçak'ın mağduriyetinin giderilmesinin memnuniyet verici olduğunu söyledi. Ayva, "Koçak'ın sorunu çözüldü. Ümit ediyorum aynı durumda olan diğer engelli öğretmen adaylarının da mağduriyetleri en kısa zamanda giderilir." diye konuştu.

Ramazan Koçak, Boğaziçi Üniversitesi'nden onur derecesiyle mezun oldu. İleri derecede İngilizce bilen Koçak, hedefi olan rehberlik öğretmenliğine yaklaşmıştı ki, özrü önüne engel olarak çıkarıldı. Edirne'de bir liseye ataması yapılan Koçak, geçici olarak çalıştığı rehabilitasyon merkezinden istifa ederek hazırlıklarını tamamladı. Evraklarını alıp tayininin yapıldığı ilçeye giden Koçak, raporunda 'Yurdun her yerinde, her iklimde öğretmen olur.' ibaresi yazmadığı için geri çevrildi. Koçak, hakkını aramak için hukukî yollara başvurdu. Beyazay Derneği'nde düzenlenen bir yemekte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmayı başardı. Koçak, "Başbakan, yanında bulunan İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'ya dönerek, "Lokman, bu meseleyi çözün. Çözemezseniz getirin ben çözeyim." dedi. Aradan bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen gelişme olmadı." diye konuşmuştu.

Ayva, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, 'alınsınlar' diyerek yönetmelik çıkarttığına; fakat diğer yöneticilerin keyfî zorluk yaşattığına dikkat çekmişti. Ramazan Koçak'ın mağdur olduğunu anlatan Ayva, "Sorumluluklarımızı yerine getirmiyorsak niye varız? Adamlar keyfî olarak uygulamıyor." demişti.










© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası