2009-ÖSS'de ne gibi değişiklikler var?
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 14 Haziran 2009'da gerçekleştirilecek ÖSS'de, Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı ve haftalık ders saatleri doğrultusunda bazı derslerin soru sayılarında küçük değişiklikler olduğunu belirterek, adayların sınavda bunun dışında başka bir değişiklikle karşılaşmayacağını bildirdi.
Yarımağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ÖSS'nin bu yıl tek aşamalı olarak son kez gerçekleştirileceğini anımsatarak, bu yıl sınavla ilgili kurallarda hiçbir değişikliğe gidilmediğini vurguladı.
2009-ÖSS'de, sadece bazı testlerin soru sayılarında değişiklik yapıldığını belirten Yarımağan, sınavdaki toplam soru sayısında ise herhangi bir değişiklik olmadığını, sadece testlerin kendi içlerindeki derslere göre soru sayısında düzenlemeye gidildiğini söyledi. ''Sınavdaki testlerin kapsamı'' konusunda daha önce kamuoyuna açıklamada bulunulduğunu anımsatan Yarımağan, şunları kaydetti:
''2009-ÖSS'de adaylara yöneltilecek soru sayıları Fen-1 ve Fen-2 testlerinde Biyoloji'de 8'den 10'a, Kimya'da 9'dan 10'a çıktı, Fizik'te 13'den 10'a indi. Yani Fizik, Kimya ve Biyoloji soru sayıları eşitlendi. Soru sayısı Edebiyat'ta 17'den 20'ye, Coğrafya'da 8'den 10'a çıktı. Tarih, Coğrafya yani Sos-2 testi değişmedi. Psikoloji soruları, Edebiyat-Sosyal'in içinden sadece Sos-2 testine alındı ve bu nedenle soru sayılarında farklılık oldu.''
Yarımağan, bu değişikliğin, 4 yıllık ortaöğretim müfredatındaki bazı değişikliklerden ve haftalık ders programından kaynaklandığını ifade etti.
-''SORULARI BUGÜNKÜ MÜFREDATA GÖRE HAZIRLIYORUZ''-
''Değişikliklerden geçmiş yıllarda mezun olan adayların olumsuz etkilenip etkilenmeyecekleri'' sorusu üzerine Yarımağan, şunları söyledi:
''Müfredatta konular itibarıyla ne kadar değişiklik var o detayları bilmiyorum ama çok fazla mağdur olmaları söz konusu değil. MEB'in yaptığı değişiklikler en azından biçimsel yönden değişiklikler... Mesela eskiden coğrafya derslerinin isimleri Ülkeler Coğrafyası, Türkiye Coğrafyası gibi adlandırılırken şimdi bütün bu derslere sadece Coğrafya diyorlar. Biz de ona uygun değişiklikler yapmak zorunda kaldık. Mesela, geçen seneki testin kapsamına Ülkeler Coğrafyası diyorduk, bu sene sadece Coğrafya dedik.
Biz tabii sorularımızı mevcut müfredata göre sorarız. Mesela 10 yıl önce okutulmayan bir konu bugün okutulmaktadır, dolayısıyla biz oradan soru sorarız. Biz sorularımızı bugünkü mevcut müfredata göre hazırlıyoruz. Yıllar itibarıyla özellikle uzun dönemlerde bazı değişiklikler olmuşsa geçmiş yıllarda mezun olan adayların buna dikkat etmeleri lazım.''
-''ADAY SAYISI AZALIR''-
Bu yıl ÖSS'ye başvuracak aday sayısında azalma olacağını tahmin ettiğini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu:
''Geçen yıl kontenjanlarda biraz artış oldu. O artış nedeniyle üniversitelere yerleştirdiğimiz aday sayısı arttı. Dolayısıyla eski mezunlardan bekleyen kitlede bir azalma oldu. Yeni mezunlardan başvuracaklarda ise bir farklılık olmaz. Yeni mezun sayısının yine 800 bin dolayında olacağını tahmin ediyorum. Fakat eski yıllarda mezun olup sınava girenlerin sayısında bir azalma olacağını, dolayısıyla toplam sayının 1.5 milyon civarında belki altında olacağını tahmin ediyoruz.''
ÖSS'ye başvurmak için bekleyen geçmiş yıllardaki mezunlardan ne kadar azalma beklendiği şeklindeki soruya Yarımağan, ''Bir önceki yıla göre 150-200 bin dolayında bir azalma olacağını tahmin ediyorum'' yanıtını verdi.
-ŞİFRE UYARISI-
Yarımağan, ÖSS'ye yeni başvuracak adayları, kendilerine verilecek şifre konusunda uyardı. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi'ne (ÖSYS) başvurduklarında adaylara bir şifre verildiğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti:
''Bu şifre son derece önemli. Adayların, gerek internete girerek bilgilerini kontrol etmeleri, gerek tercihleri internet üzerinden yapmaları, gerekse daha sonraki yıllarda girecekleri sınavlar için hep aynı şifre gerekli. Şifrelerini kaybetmemelerini istiyoruz. Şifresini kaybeden adaylar hem kendileri sıkıntı çekiyor hem biz çekiyoruz. Dolayısıyla şifresini alan adayın hem bunu kimseye göstermemesini hem de kendisinin kaybetmeyeceği şekilde sağlıklı biçimde saklamasını öneriyorum. Nasıl banka hesaplarımızla ilgili şifreleri saklıyorsak adaylar için de ÖSYM şifresi son derece önemli, kredi kartı şifresi gibi.
Aksi halde sonradan şikayetler alıyoruz. Kaybeden, unutan adayların şifreyi alabilmek için sınav merkezi yöneticiliklerine gitmeleri lazım. Her ilçede sınav merkezi yöneticiliği yok. Mesela şu anda İstanbul'da şifre almak için Üsküdar'a gidiyorlar. Adayın Bakırköy'de oturduğunu düşünün, Üsküdar'a gidip şifre alması bir gününe mal olur.''
Söz konusu şifreyi daha önce internet üzerinden veya dilekçeyle başvuru halinde adaylara verdiklerini anlatan Yarımağan, ancak bazı sorunlarda karşılaştıklarını dile getirdi. Yarımağan, şöyle devam etti:
''Adayların birbirinin yerine şifre alıp, onların yerine tercih yapmaları gibi örnekler oldu birkaç tane. Bu, hukuki sorun yaratıyor. Adaylar bundan çok olumsuz etkileniyorlar. Şifresini kaybedenlere, şifreyi adayı bizzat görerek veriyoruz. Yani şahsen başvurmaları gerekiyor. İnternet üzerinden şifre verirken, adını soyadını TC kimlik numarasını soruyorduk. Bu bilgileri elde etmek zor değil. O zaman da aday diyor ki 'Ben tercih yapmadım bir başkası benim yerime yapmış'. Bu tip tartışmalı durumdan kurtulmak için şifreyi bizzat adaya veriyoruz. Onun için de sınav merkezi yöneticiliğimize gitmesi gerekiyor.''
Yarımağan, adayların söz konusu şifreyle internet üzerinden, belge gerektiren bilgiler dışındaki bilgileri, sınav yeri ve adres bilgilerini değiştirebildiklerini ve tercih işlemlerini gerçekleştirebildiklerini anlattı. Yarımağan, ''Adaylara internet üzerinden birtakım kolaylıklar sağlıyoruz ama bu kolaylıkların adayların canını yakmaması için herkesin şifresine sahip olması gerekir. ÖSYM ile ilişkileri olduğu sürece bu şifreye ihtiyaç duyacaklar'' diye konuştu.
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2009-ÖSS'ye başvuru süresinin 27 Martta sona ereceğine işaret ederek, adayların son günü beklemeden başvurularını yapmalarını istedi.
AA
ÖSYM numarası tarihe karıştı
Üniversiteye giriş sınavlarına giren her aday için hayatında önemli bir yere sahip olan ÖSYM numarası bu yıl itibariyle tamamen tarihe karıştı. 2003 yılından bu yana T.C. Kimlik numaraları ile işlem yapılan ÖSS'de, 1983-2002 yıllarında sınavlara giren adaylardan istenen ÖSYM numaraları, bu yıl itibariyle artık istenmeyecek.
ÖSS 2009 için başvurular bugün başlarken, başvuru formunda da geçen yıla göre küçük bir değişiklik yapıldı. 2002 yılına kadar üniversiteye giriş sınavlarında her aday için öneme sahip olan "ÖSYM Numarası" kısmı tamamen kaldırıldı. TC Kimlik numarasının her alanda kullanılmaya başlanması ile 2003 yılından bu yana üniversiteye giriş sınavlarında da T.C. Kimlik Numarası kullanılmaya başlanmıştı. 1983-2002 yılları arasında sınava girmiş olan ve daha sonraki yıllarda da sınava giren adaylar ise daha önce aldıkları 10 haneli ÖSYM Numarası'nı ÖSS Aday Bilgi Formu'nda yer alan "ÖSYM Numarası" kısmına yazıyordu. Ancak, 2009 ÖSYS Aday Bilgi Formu'nda artık "ÖSYM Numarası" kısmı da tamamen kaldırıldı. Bundan sonra 1983 ile 2002 yılları arasında üniversiteye giriş sınavına girerek ÖSYM numarası alan adaylar, bu yıl sınava girmeleri halinde artık bu numarayı yazmayacaklar.
ÖSYM, bu şekilde artık, üniversiteye giren birçok adayın hayatında da önemli bir yere sahip olan ÖSYM numarasını tamamen tarihe karıştırmış oldu. ÖSYM Numarası, tahtını T.C. Kimlik numarasına kaptırmış oldu.
ÖSS'YE GİRİŞ ÜCRETİ YİNE DEĞİŞMEDİ
Geçen yıl, ÖSS'ye giriş sınavı için alınan ücrette değişikliğe gitmeyen ÖSYM, enflasyonda yüzde 10'un üzerinde artış yaşanmasına karşın bu yılda da sınav ücretlerinde değişikliğe gitmedi. ÖSS'ye girecek adaylardan bu yıl 40 TL alınacak. YDS'ye katılacak adaylar ise ÖSS için yatıracakları ücretten 10 TL daha fazla ödeyecekler. ÖSS Sınav Kılavuzu ücreti ise yine geçen yıl olduğu gibi 2 TL olacak.
Hürriyet
Türk bilim adamları şizofreninin şifresini çözdü
Türk bilim adamları, günümüzde kesin tedavisi olmayan ve her yüz kişide bir görülen şizofreniye, beyinden fazla miktarda salgılanan "agmatin" adlı kimyasalın neden olduğunu kanıtladı. Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Albay Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve ekibi, yüksek dozda agmatin verilen farelerde şizofreninin modellendiğini ve hastalığın tedavisinde kullanılan mevcut ilaçların bu modelde hiçbir şekilde iyileşmeyi sağlamadığını belirledi.
Araştırmacılar, ABD'de tarım alanında kullanılan 3 maddenin yeni bir tedavi yöntemi olarak şizofrenide kullanılabileceğini ortaya koydu.
Bilim adamları, tıp literatürüne giren ve patent alan araştırma kapsamında, şizofreniye neden olduğu saptanan maddenin kanda tahlil edilip edilemeyeceğine ilişkin yeni bir çalışmaya da imza attı.
GATA Ocak 2009 Haber Bülteni'nde, "çalışmanın TÜBİTAK destekli olduğu ve patent alınmasının ardından araştırma sonuçlarının 'European Neuropsychopparmacology ve Journol of Psychopharmacology' isimli dergilerde yayına kabul edildiği" belirtildi.
Kopyala-yapıştır jenerasyonuyla nasıl başa çıkacağız
2007'de ABD'nin en saygın üniversitelerinden Duke Üniversitesi'nin iş okulunda işletme yüksek lisansı yapan öğrencilerin yüzde 10'unun bitirme tezlerini başkalarının araştırmalarından çalarak hazırladığı ortaya çıktığında, Business Week Dergisi şu soruyu sormuştu: Bu öğrenciler hırsızlık mı yapıyor, yoksa yeni çağın öğrenme biçimi bu mu?
İnternet icat olduğundan beri, o dünyada istediğiniz her bilgiyi buluyorsunuz çünkü. Kopyala ve yapıştır komutlarıyla, başkalarının yazdığını kendi sayfanıza aktarmak da son derece kolay. "Kopyala- yapıştır jenerasyonu" sözünün anlamı bu. Türkiye'de de üniversiteler bu sorunla karşı karşıya. Üstelik, bizde zaten ezberci ve kopyacı bir gelenek olduğu için durum daha da vahim. Çünkü öğrenciler, kaynak göstermeden başkalarının yazılarından alıntı yapmayı hırsızlık olarak görmüyor bile. İnternet de yaygınlaşıp her bilgiye ulaşmak kolaylaşınca, iş iyice çığırından çıkmış durumda. Boğaziçi, Sabancı, Koç, Bilkent gibi üniversitelerdeki hocalar şimdi harıl harıl bunu tartışıyor, öğrencilerin intihal (metin hırsızlığı) yapmasını önlemek için bilgisayar programları alınıyor, akademisyenlerden dedektif olmaları bekleniyor.
İNTERNET DEDEKTİFİ TURNITIN SABANCI ÜNİVERSİTESİ'NDE
Turnitin, iParadigms LLC adlı şirket tarafından geliştirilmiş, internet tabanlı bir kopyacılık tespit servisi. Lisansını alanlar, istedikleri yazıyı www.turnitin.com sitesinden kontrol edebiliyorlar. 2005'ten beri Sabancı Üniversitesi, bu hizmetten faydalanıyor. Hocalar, öğrencilerin bütün ödev ve tezlerini www.turnitin.com üzerinde kontrol ediyor; ödevler, 10 milyon web sayfası, 70 milyon öğrenci ödevi, 10 milyon gazete, dergi, akademik yayın, 1000 klasik kitapla karşılaştırılarak kontrol ediliyor, yapılan alıntılar hemen tespit ediliyor.
ONLARA F VERMEK YETERLİ DEĞİL NAMUSUYLA F ALANLARA HAKSIZLIK OLUR
Boğaziçi Üniversitesi'nde son zamanlarda öğretim üyeleri arasında önemli bir tartışma var. Öğrencilerin yaptığı intihali önlemek için öğretim üyeleri yeni yöntemler arıyor. İşte Boğaziçi Üniversitesi hocaları, mail grubunda kendi aralarında şöyle dert yanıyorlar:
Bazı öğrenciler ödevlerini başka öğrencilere para karşılığı yazdırıyor. Bu işin piyasası var. Üniversitelerarası bir piyasa bu. Özel üniversitedeki öğrenciler, iyi devlet üniversitelerindeki öğrencilere ısmarlıyor. İç karartıcı bir durum...
Öğrenci ödevlerinde ciddi intihal sorunları yaşıyoruz. İntihalin ne olduğunu anlatıyoruz, tespit ettiğimizde nasıl bir politika izlediğimizi de anlatıyoruz (o dersten F, yani en düşük notu alması, hiçbir hocadan referans mektubu alamaması, bölümün hiçbir programına başvuramaması vesaire) ama bu bile işe yaramıyor. Öğrenciler bunun vahametini, cut-paste'in (kes-yapıştır) bir suç olduğunu idrak edemiyorlar en yumuşak tabirle.
Her ödevi okurken google ve google scholar'a cümleler girmekten helak oluyorum. Tam nereden neyin alındığını tespit etmek vs. korkunç zaman alan bir iş. Ve tabii üniversite genelinde çok sıkı bir politikanın uygulanması lazım ki etkili olsun. Yoksa "Hocam, X derste de yaptım, biz bölümümüzde bunu hep öyle yapıyoruz, ama sorun olarak görülmüyor" gibi şaşırtıcı cevaplar alabiliyor insan...
İntihal yapana ya da kopya çekene sadece F vermek yeterli değil. Namusuyla F alan öğrencilere karşı haksızlık olur...
Bütün dünyada aynı sıkıntı var
Gittikçe artan şiddette intihalle karşı karşıya kalıyoruz. Bu aslında sadece Türkiye'ye özgü değil, tüm dünyada aynı sıkıntı var. Öğrencilerin çalıntılarını birkaç kategoride incelemek mümkün. Kimi referans vermeyi bilmiyor, kimi bir yazıdan olduğu gibi alıyor. Kimi para karşılığı ödevini başkalarına yaptırıyor. Hatta bazen ödevi Türkçe yapıp İngilizce'ye çevirten bile oluyor...
İntihal yapan çocuğa acımam, çünkü akademik hayatın en büyük suçudur bu
Hasan Bülent Kahraman (Sabancı Üniversitesi)
İntihal bir ters, eksik, yanlış kültür meselesidir. Yaratıcılığa dayanmayan, özgünlüğün ne olduğunu bilmeyen, icat çıkartmayan bir kültürdür. Çocuğun ilkokuldan itibaren içinde büyüdüğü bir kültür var. Türkiye'deki eğitim sistemi ezbercidir. Talim Terbiye Kurulu bir müfredat hazırlar. O müfredat beyin yıkamadır. Herkesin aynı şeyi öğrenmesi, homojen, bir örnek insanlar oluşması, toplumun böyle kontrol edilmesi düşünülür. Öğretmen de zaten, "Kitabınızın şu sayfasından, şu sayfasına kadar ezberleyin, sınavda soracağım" der. Hafızlığı yapan başarılı olur, olmayan başarısız. Mesela öğretmen çocuklara "Gidin şu padişahın hayatını yazın" der. Çocuk da bir ansiklopedide o bilgiyi bulup aynen aktarır, öğretmen de birebir ansiklopediyle aynı olan o yazıya not verir. Oysa bu, intihaldir. Çocuklar, üniversiteye de bu kültürden geliyor. Şimdi ansiklopedilerden değil, internetten alıntı yapıyorlar, ama aynı şey.
Bu konuda acımam yoktur. İntihal yapan çocuğa disiplin cezası tatbik ettiririm. En trajik olan da tezlerde karşılaştığımız intihaller. Özgüveni gelişmeyen, "yazarsam alay ederler" kompleksi olanlar bu yola başvurur. Bir de herkesin kendisini alkışlamasını zaruri olduğunu düşünenler. Bunlar zaten aşırı derecede stres altındadır, bir an önce şunu yapayım bitsin, der, internetten pasajları kendi tezine indirir. Tabii, literatüre hakim olan hoca da bunu görür görmez anlar.
Bir hoca için en korkunç an: Güvendiğiniz öğrencinin çaldığını tespit etmek
Prof. Dr. Esra Mungan (Boğaziçi Üniversitesi)
Bir öğrencinin ödevini, normal zamanının en az iki misli sürede okuyoruz. Çünkü sürekli bir intihal alarmı içindeyiz. Şüphelendiğimiz kısımları kontrol ediyoruz ve ne yazık ki çoğu zaman sezgilerimiz doğru çıkıyor. Bu da bir hoca için en korkunç an. Kimi zaman sevdiğimiz, güvendiğimiz bir öğrencinin intihalini tespit ediyoruz. Güven bir anda çöküyor. Bazen biz, öğrencilerden daha fazla sarsılıyoruz. Bu da eğitim sisteminde dürüstlük, ahlak, etik, onur gibi değerlerin katiyen verilmediğini düşünmeme yol açıyor. Tuhaf bir şekilde anlatamıyoruz intihalin ne kadar vahim bir suç olduğunu. Burada ilk ve ortaöğretimin de rolü büyük. Bu okullarda intihale başvuranların ödevlerinin, çalmayanlara göre daha şık ve düzgün göründüğünden daha yüksek not aldığını biliyoruz. Ne yazık ki evrensel ahlakın, yani kimsenin hakkını yememe, dürüst olma gibi aslında çok temel değerlerin eğitim sistemimizde hiçbir şekilde verilmediğini düşünüyorum. Bilim dunyasındaki intihal yapma eğilimi (ki buna ne yazık ki hocalar da dahil, doçentlik ve profesörlük jürileri tercüme ve intihal dolu "özgün eser"lerle karşılaşabiliyor) de bunun tezahürlerinden sadece biri.
Uzaklaştırma cezası veriyoruz
Prof.Dr. Abdullah Atalar (Bilkent Üniversitesi)
1997'de üniversitemizin senatosu bazı kararlar aldı. Başkasına ait düşünce, görüş, buluşu kaynak göstermeden kendininmiş gibi sunarak ödevinde, projesinde, raporunda ve benzeri çalışmalarında kullanan bir haftadan bir aya kadar üniversiteden uzaklaştırılıyor. Sınavda kopya çekmek de bir veya iki yarıyıl üniversiteden uzaklaştırmakla sonuçlanıyor.
Hürriyet
ÖSS'ye başvurular başlıyor
Sınava, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okuyan öğrenciler, son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretimi bitirmiş olanlar ve ortaöğrenimini yabancı ülkelerde yapanlar başvuracak.
Sınava, yabancı uyruklu ya da uyruğu bulunmayan adaylar da başvurabilecekler ancak, bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2009-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
Başvuru formu 2 TL
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okumakta olan öğrenciler okullarının bağlı olduğu Başvuru Merkezinden, mezun durumdaki adaylar diledikleri Başvuru Merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan 2009-ÖSYS Kılavuzunu 2 TL karşılığında edinecek. Okul müdürlükleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları ÖSYS"de başvuru merkezi olarak görev yapacaklar.
Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS"ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar başvurularını; isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla, isterlerse diledikleri bir başvuru merkezine başvurarak yapabilecekler.
2009-ÖSYS"ye, Sınavsız Geçiş dahil başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler 2009-ÖSYS Kılavuzunda yer alıyor.
(aa)
ÖSS ve YDS ücretleri artırılmadı
Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ve Yabancı Dil Sınavı'nın (YDS), bu yılki ücretleri artırılmadı. 2009-ÖSS için adaylar 40 TL, YDS için bu ücrete ek olarak 10 TL daha ödeyecek.
ÖSYM, bu yıl son kez tek aşamalı yapılacak olan ÖSS'ye yönelik sınav kılavuzunu yayımladı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kılavuzdaki bilgilerde herhangi bir değişiklik olmadığını belirterek, ''Bu seneye ilişkin yeni hiçbir uygulamamız yok'' dedi.
2009-ÖSS ücreti ile Yabancı Dil Sınavı (YDS) ücreti, bu yıl da artırılmadı. 2009-ÖSS için adaylar 40 TL, YDS için bu ücrete ek olarak 10 TL daha ödeyecek. Sınavsız geçiş yapacak adaylardan 10 TL alınacak.
ÖSS, YDS ve bu sınavlarla ilgili diğer belge ve hizmetlerin ücreti 2007 yılından bu yana değişmedi.
-ŞİFRE UYARISI-
ÖSYM, bu yılki sınav kılavuzda, adaylara şifre konusunda uyarıda bulundu. Adaylardan, başvuru merkezi görevlisinin kendilerine onaylayarak vereceği ''2009-ÖSYS Başvuru Kayıt Bilgileri'' belgesini, ÖSYS'nin tüm aşamalarında gerekli olacağı için saklamaları isteniyor. Kılavuzda, ''Belgede yer alan şifre daha sonraki işlemlerde de gerekeceğinden adayların bu şifrelerini unutmamaları, kimseye vermemeleri ve özenle saklamaları yararlarınadır'' uyarısı yer alıyor.
Başvuru işlemi sonrasında adaya verilecek şifre, TC kimlik numarası ile birlikte ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr internet adresi kullanılarak, adayların bilgilerini görmelerini ve bazı bilgilerini değiştirmelerini sağlayacak. Şifre, hem bu sınavın bütün aşamalarında hem de adayın ÖSYM ile ilgili elektronik ortamda sonraki yıllarda yapacağı bütün işlemlerde gerekli olacak.
AA
Sanal üniversiteye YÖK'ten izin çıktı
YÖK, internetten eğitim veren üniversitelere de denklik verme kararı aldı. Başörtü yasağı mağdurları da böylece denklik alabilecek.
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Yurtdışı Yüksek Öğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklikle derslerin tamamını internetten veren "sanal üniversite"nin önünü açtı. Yeni uygulamada bundan sonra YÖK yurtdışındaki üniversitelerde derslerin tamamını internetten veren yüksek öğretim kurumlarına da yapılacak bir değerlendirme sonunda denklik verebilecek. 11 Mayıs 2007 tarihli eski düzenlemeye göre derslerin tamamı sanal ortamda olan üniversitelere hiç bir şekilde denklik verilmiyordu.
Özellikle ABD'de devam zorunluluğu olmayan yüzlerce üniversite Türkiye'den binlerce öğrenciye eğitim veriyor. Başörtü yasağından mağdur olan birçok kız öğrenci de bu yolla diploma alırken, Türkiye'de bu diplomaları bugüne kadar geçerli sayılmıyordu.
Yeni Şafak
YURTKUR başvuruları 20 Şubat'a kadar sürecek
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan (YURTKUR) öğrenim veya katkı kredisi almak üzere müracaatta bulunamamış öğrenciler bugünden itibaren 20 Şubat'a kadar başvuruda bulunabilecekler.
YURTKUR'dan yapılan yazılı açıklamada, kurumdan daha önce öğrenim veya katkı kredisi almak üzere müracaatta bulunamamış öğrencilerin 20 Şubat'a kadar ''www.kyk.gov.tr'' internet adresinden başvuruda bulunabilecekleri bildirildi. Başvurularını yapan öğrenciler, internet adresinden durumlarını takip edecek. Öğrenim veya katkı kredisi alabilmeleri için adlarına düzenlenmiş taahhüt senetlerini herhangi bir noterde tanzim ve tasdik ettirerek 27 Şubat 2009 tarihi mesai bitimine kadar YURTKUR'a teslim edecekler.Öğrencilere öğrenim kredileri 13 Mart 2009 tarihinde ödenecek.
Özel okullarda öğrencilerin yüzde 3'ü ücretsiz okuyacak
Özel öğretim kurumları, bünyesindeki öğrenci sayısının yüzde üçünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutacaklar. Milli Eğitim Bakanlığı bu oranı isterse yüzde ona kadar artırabilecek.
Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz veya Burslu Okutulacak Öğrenci ve Kursiyerler Hakkında Yönetmelik bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmeliğe göre, özel öğretim kurumları, öğrencilerinin sayısının yüzde üçünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlü olacak. MEB tarafından bu oran yüzde ona kadar artırılabilirken ücretsiz okutmada şehit ve malul gazi çocuklarına öncelik verilecek. Aynı kuruma başvurunun ücretsiz okuma kontenjanından fazla olması halinde yerleştirme Valilik tarafından yapılacak. Şehit ve malul gazi çocuklarından kuruma başvuruda bulunulmaması halinde, yüzde üçlük oranın tamamından kayıtlı öğrenci ve kursiyerler yararlandırılacak.
-ÜCRETSİZ OKUYAN ÖĞRENCİLER BİR SINIFTA TOPLANMAYACAK-
Okulların, ücretsiz okutacakları öğrenci ve kursiyer oranı, kurumların türü, eğitim programları gibi hususlar göz önünde bulundurularak öğrenci ve kursiyer sayısına göre her yıl Bakanlıkça tespit edilecek. Okullar; ücretsiz okutacakları öğrenci ve kursiyerlerin sayısını, Yönetmelikte belirtilen esaslara göre bünyelerindeki sınıf veya gruplara dağılımını dengeli olacak şekilde planlayacaklar. Bir sınıfı "ücretsiz okuyan öğrenci sınıfı" yapamayacaklar. Bir bölüme başvurunun az olması halinde ise diğer bölümler için yapılan başvurularla ücretsiz okutulacak öğrenci ve kursiyer kontenjanı tamamlanacak.
-MEMUR MAAŞI BAZ ALINACAK-
Okullarda, ücretsiz okumak için başvuracak öğrenci ve kursiyerlerde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması veya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayıp Türkiye'de yaşayan soydaş ya da akraba topluluğundan olması gerekiyor. Ayrıca, okullarda ücretsiz okuyacak öğrencilerin bir önceki sınıfını geçmiş olması, davranış notu indirilmemiş olması şartları da aranacak. Kimsesiz ve maddi imkânlardan yoksun olan öğrenci ve kursiyerlere ise öncelik tanınacak. Ücretsiz okumak isteyen öğrenci ve kursiyerler bu isteklerini kuruma kayıt sırasında, dolduracakları forma göre belirlenecekler. Söz konusu formda ailenin geliri ve giderleri gibi konularda baz alınacak ücret miktarı "memur maaşı" olacak.
-OKULA ALINACAKLARI DEĞERLENDİRME KURULU BELİRLEYECEK-
Yönetmeliğe göre özel okullarda; ilköğretim okulunun, okul öncesi eğitim ile birinci sınıf öğrencileri ve ortaöğretim kurumlarındaki hazırlık veya 9 uncu sınıf öğrencileri, okulda ücretsiz okutulacak öğrenci oranının yüzde yirmisinden yararlandırılacak. ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının ara sınıfındaki öğrenciler, ücretsiz okutulacak öğrenci oranının yüzde seksenini oluşturacak. Yeni açılan okullarda ise o öğretim yılında ücretsiz okutulacak öğrenci oranının tamamı kullanılacak. Ücretsiz okutulacak öğrencileri ise okullarda kurucu veya kurucu temsilcisi başkanlığında, genel müdür veya kurum müdürü ve öğretmenler kurulunca seçilen bir öğretmen ile okul aile birliğince seçilen bir veliden oluşan değerlendirme kurulu belirleyecek.
Ücretsiz okuma hakkı kazanan öğrenci ve kursiyerlerin bu hakları yalnız o öğretim yılı veya dönemi için geçerli olacak. Ücretsiz okuma hakkını kazanan şehit ve malul gazi çocukları ise okulun öğrenim süresince ücretsiz okutulacak.
-BAŞARILI ÖĞRENCİYE BURS VERİLECEK-
Yönetmeliğe göre, ders ya da sınavlardaki başarıları veya bilim, kültür, sanat, spor ve benzeri alanlardaki başarılarından veya maddi imkansızlıklarından dolayı öğrenci ve kursiyerlere kurumlarca karşılıksız olarak burs verilebilecek. Burs verilecek öğrenci ve kursiyerler için sınav yapılmayacak. Burs verilecek öğrenci sayısını ise okul kendi belirleyecek.
ÖSS ve YDS başvuruları 16 şubatta başlıyor
ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, 2009 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemine (ÖSYS) başvuru işlemlerinin 16 Şubat-27 Mart 2009 tarihleri arasında yapılacağı belirtildi.
2009-ÖSYS'ye, 2008-2009 öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının lise veya dengi okullar ile açıköğretim lisesinin son sınıfında okuyan öğrenciler, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında beklemeli durumda bulunanlar, ortaöğretim kurumlarının dışarıdan bitirme sınavlarına girenler, ortaöğretim kurumlarını bitirmiş olanlar, ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlardan durumları bu şartları taşıyanlar başvurabilecek.
Sınava belirtilen özellikleri taşıyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvurabilecek ancak bu adaylar ÖSS sonuçları ile 2009-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeyecek.
2009-2010 öğretim yılında yükseköğretimin tüm lisans ve önlisans (meslek yüksekokulları ile açıköğretim önlisans programlarına sınavsız geçiş dahil) programlarına girmek veya yurtdışında öğrenim görmek isteyen adayların da 2009-ÖSYS'ye başvurmaları gerekiyor.
-KILAVUZ 2 TL KARŞILIĞINDA ALINACAK-
Ortaöğretim kurumlarının son sınıfında okumakta olan öğrenciler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun adaylar diledikleri başvuru merkezlerinden içerisinde 2009-ÖSYS Aday Bilgi Formu da bulunan ''2009-ÖSYS Kılavuzu''nu 2 TL karşılığında edinebilecek.
Mezun adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmamış olanlar ile son başvurusuna göre öğrenim bilgilerinde değişiklik olanlar başvurularını istedikleri başvuru merkezlerine yapabilecek.
Mezun durumdaki adaylardan 2007 veya 2008 ÖSYS'ye başvurmuş olan ve öğrenim bilgilerinde değişiklik olmayan adaylar ise başvurularına isterlerse bireysel olarak internet aracılığıyla isterlerse diledikleri bir başvuru merkezine yapabilecek.
Ortaöğretim Kurumu Müdürlükleri, ÖSYS Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve ÖSYM Büroları, başvuru merkezi olarak görev yapacak.
Sınavsız geçiş dahil 2009-ÖSYS'ye ilişkin başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler, kılavuzda yer alıyor.
AA
Öğretmenin başarısı 'İngilizce öğretmede örnek proje' gösterildi
Mustafakemalpaşa ilçesi Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu İngilizce öğretmeni Filiz Köken'in gösterdiği çabalar sonuç verdi. Üç yıldır İngilizceyi öğrencilerine sevdirebilmek için projeler üreten ve bunları öğrencileri ile beraber uygulayan Filiz öğretmen bu başarısını Bursa geneline taşıdı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye genelinde düzenlediği '2008-2009 Öğretim Yılında Eğitimde İyi Örnekler' projesi kapsamında yapılan yarışmada il birincisi seçildi. Bursa'yı temsil etmek üzere 11 ve 13 Mart tarihleri arsında Sabancı Üniversitesi'nde yapılacak olan seçmelere katılacak. İl birincileri burada projelerini anlatacak. Seçilen projeler Sabancı Vakfı tarafından ödüllendirilecek. Bu projeler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kitaplaştırılarak Türkiye genelinde bütün okullara dağıtılacak.
Mustafakemalpaşa Milli Eğitim Müdürü Mustafa Eren, çalışmasından dolayı Filiz Köken'e teşekkür etti. Köken'e plaket takdim eden Eren, "Filiz öğretmen ilçemizin adını Türkiye'ye duyurdu" dedi.
Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu Müdürü Şükrü Kunduzcu da yaptığı açıklamada, taşımalı sistemde eğitim verdiklerini hatırlatarak, "Bu okulun müdürü olmaktan gurur duyuyorum, çünkü beraber çalıştığım arkadaşlarımın hepsi fedakar ve işini severek yapıyor. Bu başarıyı yakalayan Filiz öğretmene teşekkür ediyorum" dedi.
Sanal Diplomaya Denklik
Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanırken, yapılan değişiklik ile sanal ortamda derslerini alarak diploma alanlara denklik şansı doğdu. Yönetmelikte yapılan değişiklik ile yönetmeliğe, "Uzaktan eğitim programlarından alınan diplomalar, diploma alınan yükseköğretim kurumunun faaliyet gösterdiği ülkenin yetkili kuruluşu ve Kurulumuzca tanınan bir akreditasyon kuruluşu tarafından akredite edilmiş olması, bir üst eğitime girişte kabul edilmesi, program kredilerinin 1/3'ünden fazlasının sanal ortamda verilmemesi, program kredi toplamının, o ülkedeki eşdeğer örgün öğretim programı kredi toplamına uygun olması şartları aranarak, bireysel olarak değerlendirildikten sonra kabul edilir veya reddedilir" ibaresi eklendi.
SANAL DİPLOMAYA DENKLİK-
Ayrıca, program kredilerinin 1/3 ten fazlası veya tamamı sanal ortamda alınan diplomaların ise o yükseköğretim kurumunun ve programının, usul ve esaslarının Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından belirlenecek bir yöntemle değerlendirilmesi sonucunda kabul edileceğine yada reddine karar verilebileceği ibaresi eklendi. Böylece dersleri uzaktan eğitimle sanal ortamda alınan diplomalara YÖK tarafından denklik verilmesi şansı doğdu.
İzmir'de 6 üniversiteden ortak bahar şenliği!
Dokuz Eylül Üniversitesi'nden (DEÜ) yapılan açıklamaya göre, 6 üniversite rektörünün İzmir adına hazırlanacak yeni projeleri hayata geçirmek amacıyla kurduğu ''İzmir Üniversiteleri Platformu'', ikinci toplantısını DEÜ'nin ev sahipliğinde Buca Dokuzçeşmeler'deki Eylül Köşk'te gerçekleştirdi.
Toplantıya, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Murat Barkan, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halis Püskülcü, İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemali Dinçer ile İzmir Üniversiteleri Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Cengiz Üzün, DEÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hakkı Bahar, Prof. Dr. Sami Aksoy, Prof. Dr. Alp Timur ve Genel Sekreter Prof. Dr. Cem Terzi katıldı.
Toplantıda, üniversitelerin mayıs ayında düzenleyeceği kendi şenliklerinin yanı sıra 14 Mayıs 2009 Perşembe günü ''İzmir Üniversiteleri Şenliği'' adı altında ortak ve geniş katılımlı bir şenlik düzenlemesi karara bağlandı.
Kentin tamamının sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklere sahne olmasını hedefleyen şölenin bu yılki teması, ''biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık'' olarak belirlendi.
Yerel yönetimlerin desteğiyle düzenlenmesi planlanan programda, tüm üniversitelerin öğrencileri ve akademik personeli, halkın da katılımıyla Konak Meydanı'ndan başlayarak Gündoğdu Meydanı'na kadar kortej yürüyüşü yapacak. Denizden İzmir kayıkları ve yelkenlileri korteje eşlik edecek.
İzmir'in iki ucundan (Sasalı ve İnciraltı'ndan) başlayıp Konak'ta sona erecek bir bisiklet turu gerçekleştirilecek. Fotoğraf yarışması, sergiler, söyleşiler, dans gösterileri ve İzmir'in değişik noktalarında akustik konserler gerçekleştirilecek. Etkinlikler, Gündoğdu Meydanı'ndaki konserle sona erecek.
AA
SBS'ye başvuru tarihleri belli oldu
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar için yapılan Seviye Belirleme Sınavı'na başvuru tarihleri belli oldu. Başvurular, 2-20 Mart 2009 tarihleri arasında yapılacak.
Edinilen bilgiye göre, Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk (DPY-B) ismiyle yapılan sınavın adının Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (PYBS) olarak değiştirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Seviye Belirleme Sınavı (SBS) ile PYBS başvuru tarihlerini belirledi.
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıfların gireceği SBS'ye başvurular 2-20 Mart 2009, ilköğretim 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. sınıfların girdiği PYBS'ye ise başvurular 23 Mart-2 Nisan 2009 tarihleri arasında alınacak. SBS ve PYBS kılavuzları 27 Şubat 2009 tarihinde MEB'in internet sitesinde yayımlanacak.
SBS, ilköğretim 6. sınıflar için 13 Haziran 2009, 7. sınıflar için 7 Haziran 2009 ve 8. sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde yapılacak.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı PYBS, 3 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilecek. İlköğretim 8.sınıf için PYBS sınavı 6 Haziran 2009, ilköğretim 7. sınıf için 7 Haziran 2009, ilköğretim 6. sınıf için ise 13 Haziran 2009 tarihlerinde düzenlenecek.
Üniversiteliler iş öğrenerek mezun olacak
Öğrencilerin piyasa şartlarını öğrenmeden mezun olduğu yaklaşımından hareket eden Akdeniz Üniversitesi, uygulamalı bilimler fakültesi açacak. Rektör İsrafil Kurtcephe, proje ile öğrencilerin okurken kariyer yapacağını söylüyor.
Türkiye'nin ilk Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Akdeniz Üniversitesi (AÜ)'nde açılıyor. Üniversite senatosunun onay verdiği proje, YÖK'e gönderildi. Öğrencilerin piyasa şartlarını öğrenmeden mezun olduğu eleştirilerinden hareket eden AÜ, yeni fakültesinde ilk olarak 5 bölümde eğitim verecek. Öğrenciler 3 yılı teori ve pratik, son yılda ise tamamen pratiğe yönelik eğitim görecek.
Akdeniz Üniversitesi yönetimi Yeşilbayır'da işadamı Mustafa Sak tarafından yaptırılan binayı Uygulamalı Bilimler Fakültesi olarak kullanmaya karar verdi. Bugüne kadar teoriye ağırlık veren yükseköğrenim kurumlarına model oluşturularak, öğrenciler öğrenim hayatları süresince pratik bilgi sahibi de olacak. AÜ Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, öğrencilerin mezun olduktan sonra piyasa şartlarına uygun eğitim almadıkları için böyle bir proje geliştirdiklerini bildirdi. Rektör Kurtcephe, şunları söyledi: "4 yıl sürecek eğitimin ilk üç senesinde hem teorik hem de pratik eğitim verilecek. Öğrencilerimiz son yıllarında tamamen bir işyerinde hocalarımızın her an gözetiminde uygulama yaparak eğitimlerini tamamlayacak. Herkes bu durumdan şikâyetçi. Üniversite mezunları uygulama sahasında eksik kalıyor. Bu proje ile öğrencilerimiz okurken kariyer yapmış gibi olacak."
Uygulamalı Bilimler Fakültesi ile öğrenci kalitesinin yükseltilmesi de planlanıyor. İlk olarak 5 bölümde eğitim verecek fakültede lojistik, bankacılık, sigortacılık, finansman bölümleri bulunacak. AÜ Rektörü, üzerinde çalıştıkları bir diğer projenin de Yabancı Diller Meslek Yüksekokulu olduğunu söyledi. Yüksekokulda, talep edilen her dilde eğitim verilecek. Turizm başta olmak üzere sektörlerin ihtiyaç duyduğu dillerin yanı sıra öğrenciler, akademisyenler ve talep eden herkes buradan faydalanabilecek. Herkese yabancı dil öğretmek gibi bir gayretin içinde olmadıklarını dile getiren İsrafil Kurtcephe, Yabancı Diller Yüksekokulu'nun getirilerini şu sözlerle ifade etti: "9 Eylül ve Muğla üniversitelerinde bu yüksekokul var ve oraların tercih puanları yükseldi. Çünkü insanlar yabancı dil öğrenmek istiyor. Ege Üniversitesi'nin en çok öz kaynak oluşturduğu yer bu bölüm. Orada 10 bin kişi eğitim alıyor."
Kenan Baş
Zaman
İÜ'de yargıya taşınan kopya skandalı
Seyhan Sevinç'in haberi
İstanbul Üniversitesi'nde yardımcı doçentlik kadro sınavında yaşanan kopya iddiası şok etkisi yarattı. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'nde yaşanan skandal yargıya taşındı. YÖK ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne de şikayet edilen kopya iddiası Doç. Dr. Bilal Gökkır'ın, Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde yaptığı başvuru üzerine ortaya çıktı.
Üniversitede şok etkisi yaratan olay şöyle gerçekleşti: İstanbul Üniversitesi, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi'ndeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü'nde açık bulunan 2 yardımcı doçentlik kadrosu için sınav açtı.
Bu kadroya 3 ayrı aday başvuruda bulundu. Geçtiğimiz Aralık ayının 24'ünde İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Sadık Yaran'ın denetiminde yapılan İngilizce dil sınavında Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk, Dr. Z. Şeyma Arslan ve Doç. Dr. Bilal Gökkır'a, daha önce İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmiş bir metin verildi ve bunun İngilizce'ye çevrilmesi istendi.
Sınava giren adaylara verilen metin Didem Nasman'ın Türkçe'ye çevirdiği John M. Hull'a ait akademik İngilizce ile yazılmış bir metindi.
Kopya şoku Sınavdan 15 gün sonra, 13 Ocak'ta Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk ile Dr. Z. Şeyma Arslan, sınav sonuçları ve juri üyesi raporları dikkate alınarak Yardımcı Doçentlik kadrosuna atandı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak da son görev günü olan 16 Ocak'ta bu iki atamayı onayladı.
Yüksek lisans ve doktarasını İngiltere'de Manchester Üniversitesi'nde yapan Doç. Dr. Bilal Gökkır ise açıkta bırakıldı.
Kadroya atanan iki adaydan daha güçlü bir akademik geçmişe sahip olduğunu iddia eden Gökkır, bu sonuç karşısında şok oldu. Gökkır, 19 Ocak'ta İstanbul Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Bölümü'ne, Bilgi Edinme Yasası kapsamında başvurarak, sınav kağıtları ve juri değerlendirme raporlarını istedi.
Gökkır'a, hem kendisinin hem de Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk ile Dr. Z. Şeyma Arslan'ın sınav kağıtları ve onlar hakkında tutulan juri raporları verildi.
Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk ve Dr. Z. Şeyma Arslan'ın sınav kağıtlarını inceleyen Gökkır, kendilerine sorulan metnin orjinalini kütaphaneden bulup sınav kağıtlarıyla karşılaştırınca gördükleri karşısında gözlerine inanamadı. Dr. Z. Şeyma Arslan'ın sınavda Türkçe çevirisinden İngilizce'ye çevirdiği metin, yazının İngilizce'deki orjinal haliyle bire bir aynıydı.
Doç. Dr. Bilal Gökkır, Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk'ün ise çeviriyi yaparken, "orjinal metinden sözcük, ifade ve tümce aşırdığını" iddia etti.
Juri raporu tartışmalı mı? Gökkır ikinci şoku da kendileri hakkında tutulan juri raporlarını incelerken yaşadı. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu, sınava giren adayların akademik yeterliliklerini değerlendirmek için İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitim Anabilim Dalından Prof. Dr. Fahri Kayadibi, Marmara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Okuyan'ı juri olarak atamıştı.
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı ile Prof. Dr. Fahri Kayadibi, hakkında olumlu rapor verdikleri Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk'ün "hakemli olmayan makalelerini hakemli dergilerde yayınlanmış gibi" gösterdi.
Ayrıca Bayraklı ve Kayadibi, atamayı kolaylaştırmak için Aslantürk'ün farklı isimlerle iki kez basılan (Bir kez Yasin-i Şerif Tefsiri-Hızır Bey Çelebi; bir kez de Hızır Bey Çelebi-Yasin-i Şerif Tefsiri olarak basıldı) kitabını, iki ayrı kitapmış gibi gösterdi. Ve bu ikili bu şekilde Aslantürk hakkında "olumlu rapor" verdi.
Buna karşılık Prof. Bayraklı ve Prof. Kayadibi, yurtdışı ve yurtiçi hakemli dergilerde yayınlanan ve uluslararası indekslere giren 8 ayrı makalesi olan Doç. Dr. Gökkır hakkında ise olumsuz rapor bildirdi. Prof. Bayraklı ile Prof. Kayadibi'nin Gökkır hakkında yazdıkları juri raporunun ikisinin de benzer ifadeler içerdiği görüldü.
Bu arada Bayraklı ve Kayadibi, hakkında olumlu rapor verdikleri diğer isim olan Dr. Z. Şeyma Arslan'ın da daha önce yüksek lisans ve doktorada tez danışmanı ve tez savunma jurisinde bulunmuşlardı.
Dava açtı Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim görevlisi olan Doç. Dr. Bilal Gökkır, kopya iddiası ve tartışmalı olduğunu öne sürdüğü juri raporu ile ilgili detaylı bir dosya hazırlayarak, "kurum sorumluları ve adaylar hakkında ivedilikle soruşturma açılması ve atama kararlarının bozularak, yeni atama jurisi oluşturulması ve atama sürecinin yeniden başlatılması" istemiyle dava açtı.
İstanbul İdare Mahkamesi'nde dava başvurusunda bulunan Gökkır ayrıca YÖK'e ve İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne de şikayette bulundu.
"Kriter bilimsellik olmalı" Gökkır, "Türkiye'nin, dünyadaki ilk 500 üniversitesi arasında yer alan tek üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi bunu haketmiyor. Burası bir bilim yuvasıdır. Ve bilim adamları ile ilgili atamalarda kriter sadece bilimsel yeterlilik olmalıdır. Ama maalesef çekilen kopya ve juri üyesinin bilimsel kriterlere uymayan raporları ortada... Bunlar çok üzücü. İstanbul Üniversitesi bunu haketmiyor" dedi.
İddiaları yanıtladı Juri üyesi İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fahri Kayadibi, iddialarla ilgili VATAN'a yaptığı açıklamada, "İddialar gerçeği yansıtmıyor. Ben sınava giren her üç aday hakkında da olumlu rapor verdim. Her üçü hakkında da, 'Yardımcı Doçentliğe atanmaları uygundur' yönünde görüş bildirdim. Hangisinin atandığını da bilmiyorum" dedi. Dr. Ayşe Hümeyra Aslantürk'ün, hakemli dergilerde yayınlanmayan makalelerini yayınlanmış gibi gösterdiği iddiası üzerine de Kayadibi, "O arkadaşın o kadar çok makalesi var ki... Bunların yarısını bile kabul etsen yeterlidir" dedi. Kayadibi, hazırladığı raporun Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı'nın raporuyla benzerlik taşıdığına ilişkin olarak da, "Benzer olabilir. Bunda bir tuhaflık yok" dedi. Dr. Z. Şeyma Arslan'ın doktora tez danışma jurisinde yer aldığına ilişkin iddaya ise, "O kadar çok juride bulundum ki... Hatırlamıyorum" diye karşılık verdi.
Vatan
|