Mersin'de 'İTÜ Bilim Merkezi' kurulacak
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, üniversitelerin araştırma ve incelemelerini Mersin halkına tanıtacak "İTÜ Bilim Merkezi" projesi için destek beklediklerini söyledi.
Rektör Prof. Dr. Şahin, Mersin İTÜ Mezunları Derneğinin 6. kuruluş yıl dönümüne katılmak üzere geldiği Mersin'de, Vali Hüseyin Aksoy'u makamında ziyaret etti.
Şahin, ziyarette, eğitim ve araştırma kalitesinde önemli bir çıta yakaladıklarını, görevde bulunacağı süre içerisinde bu çıtayı daha da yükseltme gayreti içerisinde olacağını belirtti.
Mersin'de "İTÜ Bilim Merkezi" kurmak istediklerini ifade eden Şahin, şöyle konuştu:
"Kurmak istediğimiz merkez, üniversitelerdeki araştırma ve incelemeleri, halkla buluşturulacak. Bu projeyi Mersin Üniversitesi (MEÜ) ile birlikte ortaklaşa yapalım istiyoruz. Bu nedenle MEÜ yetkilileriyle görüşüp bilgi alışverişi içerisinde olacağız. Bu konuda kentteki sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Valiliğinde desteğini bekliyoruz."
Mersin Valisi Hüseyin Aksoy da, konuyla ilgili Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan'ın da katılımıyla geçtiğimiz haftalarda Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile toplantı yaptıklarını hatırlattı.
Toplantı kapsamında gelecek yıldan itibaren farklı bölgelerde olmak üzere 10 bilim merkezinin kurulmasının planlandığını anlatan Aksoy, "Bunlardan birisini elbette ki, Mersin'e kazandırmak isteriz. Ancak projenin sürdürülebilir olması için hukuki alt yapının sağlanması gerekir. Alt yapı sağlanır sağlanmaz, gerekli tüm desteği vermeye hazırız" dedi.
Okullarda şiddet yüzde 80 azaldı
İstanbul'daki ilköğretim okulları ve liselerde alınan önlemlerle şiddet olayları yüzde 80 azaldı, disiplin suçları da yüzde 76 düştü. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, sıkıntıların tespiti için eğitim kurumlarına dilek kutuları koydurmuştu. Böylece öğrencilerin yüz yüze konuşamadığı konuları dile getirmeleri sağlandı. Bu kutulara atılan 273 bin dilek mektubu tek tek incelendi. Haklı görülen 113 bin talep için çözüm üretildi. Okullarda alınan bu önlemler şöyle:
* Toplum destekli polislerden yararlanıldı.
* Okulların ayrıntılı planları çıkarıldı.
* İlk suçunu işleyen öğrenci incelendi.
* Çevrede bilinçlendirme yapısı oluşturuldu.
* Belediye işbirliğiyle çevre temizliği sağlandı.
* Suçla mücadele okuldan başlatıldı.
* Rehber öğretmenler ailelerle işbirliği yaptı.
* Öğrencilerin zamanlarının büyük kısmını okulda geçirmeleri sağlandı.
* Kötü alışkanlıkla mücadele öğretildi.
* Spor ve sosyal etkinlik artırıldı.
* Öğrencinin kendini ispata olanak tanındı.
* Hafta sonları öğrencilerin okulda aktivitelere katılmaları sağlandı. İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, 2.5 yıl önce göreve geldiğinde kenar semtlerdeki bazı okullarda sorunlar olduğunu belirterek, "İlk önce öğrenci ve velinin isteğini araştırdık. Okullarda bilgisayar odalarını her saat kullanılacak hale getirdik. Belediye işbirliğiyle 118 kapalı spor salonu hizmete soktuk. Binin üzerinde spor kulübü kurdurduk. Emniyetle işbirliğiyle okul önlerine sivil ekipler yerleştirdik. Bunlar şiddet olaylarının yüzde 80 azalmasına neden oldu" dedi.
Sabah
Türkiye'nin ilk oyuncak kütüphanesi
Türkiye'de ilk kez Antalya'da kurulan oyuncak kütüphanesine gelen 3-13 yaş grubundaki çocuklar, kendilerine verilen üyelik kartını göstererek, 15'er günlük sürelerle ödünç oyuncak alabiliyorlar. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından 7 Martta Karşıyaka Antalya Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (ASMEK) binasında açılan oyuncak kütüphanesi, hem çocukları, hem de ailelerini mutlu etti.
Sosyal Hizmetler Şube Başkanı Sanem Albayrak, yaptığı açıklamada, projenin hayata geçirilmesinde temel amacın, çocuklara kütüphaneye gitme alışkanlığı kazandırmak olduğunu vurguladı. Kütüphaneye gitme alışkanlığının henüz gelişme çağındayken verilmesinin önemine işaret eden Albayrak, ''Bu alışkanlığı kazandırırken, bunu nasıl eğlenceli hale getiririz diye düşündük ve oyuncak kütüphanesini kurmaya karar verdik'' dedi.
Albayrak, şöyle konuştu:
''Kütüphaneyi kurarken yeni oyuncaklar aldık. Sonra da üyelik sistemi oluşturduk. 3-13 yaş grubundaki çocuklar, üyelik kartlarıyla geliyorlar ve (Oyuncak almaya geldim) diyorlar. Buradaki güzel yön, kütüphane ile çocuklardaki sorumluluk duygusunun geliştirilmesi. Onun adına bir kartı var. O kartı verdiği zaman hiçbir ücret ödemeden istediği oyuncağı alabileceğini, 15 gün sonra da kırmadan geri getirmesi gerektiğini biliyor. Çünkü ancak temiz kullanırsa kütüphaneden yeni bir oyuncak alabileceğinin farkında. Dolayısıyla böyle güçlü bir ağ kurulmuş oldu.''
Sanem Albayrak, çocuklar için oyun oynamanın çok önemli psikososyal ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Kütüphaneye gelen çocukların yüzlerinden mutluluklarının görüldüğünü belirterek, ''Orada inanılmaz keyif alıyorlar. Çocukların gözlerindeki mutluluğu görmek bile bize yetiyor'' dedi.
Albayrak, kütüphanede sadece oyuncak değil, aynı zamanda kitap da bulunduğunu, oyuncak alan her çocuğa yaş grubuna uygun bir de kitap verildiğini anlattı.
Kütüphaneye çocuklarını getiren anne ve babalara da eğitsel etkinliklerle ilgili kitaplar verildiğini dile getiren Albayrak, ''Yani anne oradan eğitsel etkinliği evine götürüp, orada çocuğuyla birlikte okul öncesi eğitim yapabiliyor. Bu şekilde hem anne ile çocuğun kaynaşması sağlanıyor, hem de çocuk eğitim alıyor'' diye konuştu.
Sanem Albayrak, kütüphanenin kurulduğu 7 Mart tarihinden bu yana, kütüphaneye 800 çocuğun kaydının yapıldığını, gelen ilgiden yola çıkarak, kütüphaneyi kent genelindeki tüm ASMEK binalarına yaymak istediklerini kaydetti.
Albayrak, ikinci oyuncak kütüphanesinin Güzeloba semtindeki ASMEK binası içinde açılacağını belirterek, kütüphane için oyuncak bağışı da kabul ettiklerini vurguladı.
Sanem Albayrak, kütüphaneye oyuncak bağışlamak isteyenlerin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığına başvurabileceklerini sözlerine ekledi.
Zaman
EÜ'de toz pekmez üretildi
EÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Tavman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, doğal bir ürün olan pekmezin besleyici özelliklerinin yüksekliğine dikkati çekti.
Bölümün yüksek lisans öğrencileri Alev Gülten ve Züleyha Akkaya'nın tezleri kapsamında pekmezi değişik oranlarda nişasta ve suyla çözelti haline getirdiklerini, bu çözeltiyi yaklaşık 150-160 derecede kurutarak pekmezi toza dönüştürdüklerini ifade eden Prof. Dr. Tavman, bu işlemler sırasında pekmezin içeriğinin korunmasına dikkat ettiklerini vurguladı. Prof. Dr. Tavman, renk ve yapışkanlık gibi niteliklere özen gösterdiklerini belirterek, "Tozu, pekmezin konstre hali. İçeriği ve rengi bakımından kayıp yok. Tamamen doğal" dedi.
Pekmezin toz haline dönüştürülmesinin üretici ve tüketici açısından sağlayacağı kolaylıklar bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Tavman, şöyle konuştu:
"Pekmezi bilinen haliyle tüketmekten keyif almayanlar sos olarak, şeker yerine tatlandırıcı olarak, meyve salatasının ya da kek gibi ürünlerin içinde ya da tıpkı nescafe gibi suyla birlikte içecek gibi kullanabilecek. Başka gıda maddelerine katkı maddesi olarak eklenebilen toz, ürüne vitamin ve mineral desteği sağlayacak. Üreticiler bakımından da pekmezin depolanması, paketlenmesi, taşınabilmesi kolaylaşacak."
Akademisyenlenlere çift dil sınavı yapılacak
YÖK, üniversitelerin akademik kadrolarına eleman alınırken, adayların ÜDS (Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı) ve KPDS'den (Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı) aldıkları puanlar ne olursa olsun üniversite tarafından ikinci bir sınava alınmalarını şart koştu.YÖK Genel Kurulu, bazı üniversitelerde yardımcı doçentlik kadrolarına atama için yapılan dil sınavlarına itirazı görüştü. Genel Kurul'da 2547 Sayılı Yasa gereği bundan sonra bütün Yardımcı Doçentlik kadrolarına başvuran adayların birimlerinde yapılacak olan dil sınavlarına girmelerinin zorunlu olduğuna karar verildi. Kararın duyurusunu üniversitelere yapan YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. İzzet Özgenç, "Yardımcı doçent kadrolarında başvurularda Üniversitelerin akademik kadrolara atama için aranan kriterler kapsamında Yükseköğretim Kurulunun belirlediği kıstaslar çerçevesinde yapılan merkezi yabancı dil sınavlarından belirli bir puan alma şartı getirilse bile söz konusu kadrolara atamalarda her hangi bir ayrım yapılmaksızın 2547 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (b) fıkrasının 2 numaralı bendinde belirtilen yabancı dil sınavının yapılması gerektiğinin üniversitelere duyurulmasına karar verilmiştir" dedi.
Yakup Bulut
Yeni Şafak
Engellilerin okul oncesi egitimi uzatilabilecek
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel eğitim ihtiyacı olan özürlü öğrencilerin, engeli bulunmayan yaşıtlarıyla birlikte öğrenim görmesine olanak sağlayan kaynaştırma yoluyla eğitimi bir genelgeyle yeniden düzenledi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzasıyla yayımlanan genelgeyle getirilen bazı yeni düzenlemeler şöyle:
"32-72 ay arasındaki engellilerin zorunlu olan okul öncesi eğitimi, gerektiğinde bir yıl daha uzatılabilecek. Yazma güçlüğü olan öğrencilerin değerlendirmesi sözlü, konuşma güçlüğü yaşayanların yazılı yapılacak. İşitme yetersizliği olan öğrenciler isterlerse yabancı dil dersinden muaf tutulacak. Özel eğitim gerektiren öğrenciler istemeleri halinde merkezi sistemle yapılan Seviye Belirleme Sınıvı'na (SBS) katılabilecek.
Radikal
Calisan anneleri bekleyen buyuk tehlike
Bunlardan biri de "ilgisiz çocuk sendromu"dur. Ülkemizde çocuk psikolojisi ile ilgilenen birtakım uzmanlar tarafından "bakıcı kadın sendromu" olarak da adlandırılan bu sendromu taşıyan çocukların bulguları "otistik çocuk"larda görülen davranış sapmaları ile hemen hemen aynı özellikler göstermektedir. Ancak tedavide izlenilen yöntemler birbirinden ayrıdır. İlgisiz çocuk sendromu, insan yaşamında en hızlı gelişimlerin yaşandığı ilk dört yaş döneminde, çocuk ile sosyal çevre arasında sözel ve duygusal iletişimin sağlıklı yürümemesi sonucunda oluşan bir bozukluktur.
Özellikle çalışan annelerin, çocuk gelişimi konusunda yeterli donanımlara sahip olmayan bakıcı kadınlara emanet ettikleri çocuklarda sıklıkla görülen bu sendromu taşıyan çocuklar; hırçın, içe kapanık, konuşmayı çok sevmeyen, muhatabı ile göz teması kuramayan özellikleri ile dikkat çekerler. Ancak burada hemen belirtmekte fayda var ki, ilgisiz çocuk sendromu, sadece bakıcılara emanet edilen çocuklarda değil, annesi bizzat yanında olduğu halde çocukla yeterli duygusal ve sözel iletişim kurulamadığı zaman da görülmektedir. Böylesi bir sendroma yakalanan çocukların ortak özelliği aşırı derecede televizyon izleyicisi olmalarıdır. Yapılan araştırmalarda, bu tür çocukların gelişim sürecinin adım adım takip edilmediği, gelişimi destekleyici faaliyetlerin yapılmadığı, aksine çocuğun tıpkı bir zihin ölümüne terk edilmesi gibi gündelik yaşantıda oyalanması için televizyonla baş başa bırakıldığı görülmektedir.
Dil gelişiminin taklit ile gelişen bir beceri olduğu ve ilk iki yaş içinde çocukların konuşmaya başlayabilecek kabiliyetleri olduğu dikkate alınırsa eğer, bu dönemin televizyon karşısında geçirilmiş olması çocukta dil gelişimi geriliği olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, sözel iletişim kurma becerisi elde edemeyen çocuk, muhatabı ile göz teması kurabilme yeteneğinde de eksik kalmaktadır. Göz teması ise duygusal iletişimin en önemli unsurudur. Duygusal iletişimde de gelişme sağlayamayan çocuk genelde içe kapanmayı tercih etmekte, "asosyal" bir yaşantıya yönelme eğilimine girmektedir.
Ne yapılmalı?
Çocuğunuzun ilgisiz çocuk sendromu (bakıcı kadın sendromu) taşımasını istemiyorsanız, onunla bol bol konuşun... Sıkıntıdan patlasanız da onu dinleyin... Duygusal ve sözel iletişim kurma becerilerinizi gözden geçirin ve geliştirin. Çocuğunuzun zihinsel gelişim sürecini iyi takip edin, gerekirse bu konuda uzman desteği alın. Eğer anne ve baba olarak çalışıyorsanız ve çocuğunuzu bir bakıcıya emanet edecekseniz, bakıcının çok becerikli olmasından daha çok, çocuk gelişimi konusunda bilgi sahibi olmasına bakın. Çocuğunuzu özellikle ilk dört yaşta televizyon, bilgisayar ve teknolojik oyun gereçleri ile tanıştırmayın. Her ne sebeple olursa olsun, çocuğunuzun bu döneminde duygusal, psikolojik ve fiziksel şiddet ve ceza uygulamayın.
Adem Güneş / Uzman Pedagog
Zaman
ÖSYM'den KPSS tercih işlemlerine ilişkin açıklama
BASIN DUYURUSU
(17 Aralık 2008)
Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kadro ve Pozisyonlarına Yerleştirme Yapmak için Adaylardan Tercih Alınması
Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacaktır. Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2008/4 Tercih Kılavuzunda, ortaöğretim, önlisans ve lisans düzeyleri ayrı olmak üzere tercih yapılabilecek kadro ve pozisyonlar yer almaktadır.
Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlardan tercih yapabilmek için, 28-29 Haziran 2008 tarihlerinde yapılmış olan 2008-KPSS Lisans ve 21 Eylül 2008 tarihinde yapılmış olan 2008-KPSS Ortaöğretim/Önlisans'a girilmiş ve bu sınavların en az birinden ortaöğretim mezunları için KPSSP94, önlisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanının alınmış olması gerekir.
Adaylar tercihlerini, 24 Aralık 2008 ? 5 Ocak 2009 tarihleri arasında ÖSYM'nin www.osym.gov.tr internet sitesinde yayımlanacak olan Kılavuzda yer alan kurallara göre internet üzerinden kendileri yapacaklardır. ÖSYM'ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacaktır.
KPSS-2008/4 Tercih Kılavuzuna göre yapılacak yerleştirmeye başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.
Basınımıza saygıyla duyurulur.
Prof. Dr. A. Ünal YARIMAĞAN
Başkan
IBM'den 4 akademisyene ödül
IBM'in dünyanın önde gelen üniversitelerinde ve kendi Ar-Ge biriminde çalışan araştırmacıların işbirliğini teşvik etmek amacıyla 10 yıldır düzenlediği, 'IBM Fakülte Ödülleri'nin bu yılki sahipleri arasında 4 Türk akademisyen de yer aldı
Marmara Üniversitesi Doç. Dr. Haluk Topçuoğlu finans ve sigorta sektörün çabuk ve kolay bilgi analizi yapan, 'IBM Cell işlemci mimarisi üzerinde Hibrid Evrimsel Algoritmaların Paralelleştirme Teknikleri' konulu projesiyle ödül aldı.
Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Yard. Doç. Dr. Gökhan Yavuz, 'IBM Akademik İşbirliği Çerçevesinde Anasistem Sertifika ve Müfredat Geliştirme' çalışmasıyla; ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Özgür Akan ise 'Nano Ağlar İçin Nano Seviyesinde İletişim Teorileri ve Algoritmaları' başlıklı projesiyle ödüle layık görüldü.
Geçtiğimiz yıl da ödül alan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanı Cris Stephenson ise bu yıl liselerde hayata geçirilmesi amacıyla hazırladığı, 'Liselerde Bilgisayar Eğitimleri' konulu projesiyle ödül aldı. Dünyadan 500 kişinin katıldığı yarışmada ödül alanlara 10 bin dolarlık çek hediye edildi.
Okulda deney tüpü patladı: 2 yaralı
Ankara'nın Kazan ilçesinde Tahsin Şahinkaya İlköğretim Okulunda fen laboratuvarında deney tüpünün patlaması sonucu 2 öğrenci hafif yaralandı.
Kazan'da 4. Ana Jet ÜS Komutanlığı yerleşkesindeki Tahsin Şahinkaya İlköğretim Okulundaki fen laboratuvarında deney yapıldığı sırada deney tüpü patladı.
Patlama sonucu adları öğrenilemeyen 2 öğrenci ellerinden hafif şekilde yaralandı. Yaralı öğrenciler, Ankara'daki hava hastanesinde tedavi altına alındı.
Kazan Kaymakamı Özlem Bozkurt Gevrek, , fen laboratuvarında deney yapıldığı sırada deney tüpünün patlaması sonucu 2 öğrencinin ellerinden hafif şekilde yaralandığını ve öğrencilerin kontrol amacıyla hava hastanesine götürüldüğünü kaydetti.
ÖSS'deki değişiklikler 15 Ocak'ta bitiyor
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ''ÖSS'de yapılacak ufak tefek değişikliklerin'' Ocak ayında açıklanacağını bildirdi. Özcan, Genel Kurul toplantısına yemek arası verildiği sırada gazetecilerin sorularını yanıtladı.
''(ÖSS'de ufak tefek değişiklikler olacağı) yönünde açıklama yaptığı anımsatılarak, bu değişikliklerin neler olacağının'' sorulması üzerine Özcan, ''Ocak ayını beklemeniz lazım. 15 Ocak'ta bitiyor'' dedi.
''Katsayılarla ilgili bir değişiklik olacak mı?'' sorusu üzerine Özcan, ''Bilmiyorum. Bize alternatifler getirecekler, bir tanesini seçeceğiz. Ne yaptıklarından gerçekten haberim yok. Bana bile söylemediler. Doğru düzgün çalışsınlar diye karışmıyoruz, hiç kimse karışmıyor. Özel bir komisyon kurduk, bu özel komisyon çalışıyor. Çok merak ediyorum ama hiçbir şey sormuyorum. Motivasyonları bozulur, etkilenirler...'' diye konuştu.
Özcan, ÖSS'de yapılacak ufak tefek değişikliklerin Ocak ayında açıklanacağını yineleyerek, ''Kapsamlı değişiklikler herhalde ondan 2-3 ay sonra belli olacak'' dedi.
Toplantıda meslek yüksekokullarıyla ilgili konunun gündeme geldiğini belirten Özcan, konunun 22 Aralık Pazartesi günü gerçekleştirilecek toplantıda yeniden ele alınarak bitirileceğini söyledi. Özcan, ''Bakanlar Kurulu'na gidecek karar yazılıyor. Bu kararı o toplantıda oylayacağız'' şeklinde konuştu.
''Meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırılıp kaldırılmayacağı'' sorusuna ise Yusuf Ziya Özcan, ''Düşünüyoruz. Sınavsız geçişin kaldırılıp başka bir sınavın konulmasını, mesela beceri sınavlarını düşünüyoruz veya okula alındıktan sonra 1 yıl boyunca onların seviyesinin yukarı çıkarılmasını düşünüyoruz. Düşük seviyede geldikleri için onu bir şekilde kapatmayı düşünüyoruz'' yanıtını verdi.
Özcan, ''Dikey Geçiş Sınavı ile ilgili kontenjanlar artırılacak mı?'' sorusu üzerine de ''Onda biraz serbestlik olacak'' diye konuştu.
''Meslek yüksekokullarıyla ilgili çalışmanın ne zaman Bakanlar Kurulu'na sunulacağı'' sorusuna Özcan, ''22 Aralık'ta bu raporun kararı oylanacak ondan sonra hemen sunulur'' karşılığını verdi.
Özcan, bir başka soru üzerine, İstanbul Üniversitesi'nin rektör adaylarının 22 Aralık'ta gerçekleştirilecek Genel Kurul toplantısında dinleneceğini belirterek, ''Kim gelirse o gün konuşacağız'' dedi.
-CELAL ŞENGÖR'ÜN DOSYASI-
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, ''Celal Şengör'ün dosyasının YÖK Denetleme Kuruluna neden geri gönderildiğini'' sorusuna, ''Bir yere yollamadım. Bu benim hakkım. Sadece Disiplin Kuruluna yolladım, Denetleme Kuruluna değil. O da benim hakkım'' cevabını verdi.
Özcan, ''Denetleme Kurulunda tekrar değerlendirilecek mi?'' sorusu üzerine, ''Hayır, Denetleme Kuruluna gitti zaten, geldi oradan. Zaten Disiplin Kuruluna sevk ettim. O da zaten mutat şeydir. Herkesi yapıyoruz. Herhangi bir soruşturması olanı Disiplin Kuruluna veriyoruz'' diye konuştu.
''Cezanın değişmesini istediniz mi?'' sorusu üzerine Özcan, ''Onun anlamı cezanın değişmesini istemektir. Yani 'Bir daha bakın, bir yanlışlık var mı'...'' karşılığını verdi. ''Yani dosyayı Denetleme Kuruluna göndermediniz mi?'' şeklindeki soruya Özcan, ''Hayır ben öyle bir taleple yollamadım, 'cezasını değiştirin' diye. 'Tekrar inceleyin' diye yolladım'' yanıtını verdi.
''Peki bir öneriniz olmadı mı?'' sorusuna Özcan, ''Hayır. Nasıl önerebilirim, disiplin soruşturması bu. Disiplin Kurulu oturuyor, bakıyor suçuna. Disiplin yönetmeliğinde hangi suça karşılık geliyorsa onu tespit ediyor '' dedi.
Özcan, uygulamanın rutin olduğunu yineleyerek, ''Herkese yapıyoruz, ona bir ayrıcalık yapmadık. Onunla bir kavgam falan yok'' diye konuştu.
-''SINAVSIZ GEÇİŞİN KALDIRILMASI KAOS YARATIR''-
YÖK üyesi Prof. Dr. İsa Eşme de gazetecilerin sorusu üzerine, meslek yüksekokullarıyla ilgili öngörülen modele bazı itirazlarının olduğunu belirtti.
Sunulan raporla ilgili Genel Kurul'da bir konuşma yaptığını söyleyen Eşme, itirazlarının değerlendirilmemesi halinde bir ''karşı oy yazısı'' yazacağını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırılmasını istemiyorum. Sınavsız geçişin kaldırılması yeni bir kaos yaratır, meslek lisesi öğrencilerini dershaneye yöneltir. Onun yerine ortaöğretim bitirme sınavı olabilir ya da başka bir çözüm olabilir.''
Eşme, kendi eleştirileri doğrultusunda bir rapor hazırlanacağını ve 22 Aralık pazartesi günü bunun oylanacağını ifade etti.
MEB her gün 1 milyon 200 bin öğrenciye yemek veriyor
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bakanlığın her gün 1 milyon 200 bin öğrenciye yemek verdiğini belirterek, "Bu rakam Fransa, Almanya ve İngiltere ordusundan daha fazla" dedi.
Bakan Çelik, Manisa'nın Salihli ilçesinde Anadolu Öğretmen Lisesi'nin açılış törenine katıldı.
İktidara geldiklerinde Türkiye genelinde 100 Anadolu öğretmen lisesi olduğunu, bu sayının 194'e çıkarıldığını belirten Çelik, en çok Anadolu öğretmen lisenin 6 taneyle Manisa'da olduğunu kaydetti.
Açılışı yapılan okulun spor salonu ve yurtlarıyla örnek olduğunu belirten Bakan Çelik, Anadolu öğretmen liselerinin fen liseleri gibi önemli liseler olduğunu, buralardan mezun olan öğrencilerin üniversiteye giderken Milli Eğitim Bakanlığından burs aldığını söyledi.
Derslik yapımına önem verdiklerini belirten Milli Eğitim Bakanı Çelik, 6 yılda 130 bin derslik yapıldığını, her 3 faal derslikten birinin kendi dönemlerinde bitirildiğini, her 3 öğretmenden birinin bu dönemde atandığını söyledi.
Bakan Çelik, toplam nüfusta 0-14 yaş grubunun yüzde 28, 34 yaş altının yüzde 63 oranında olduğunu belirterek, 45 milyon genç nüfus ile Türkiye'nin büyük potansiyeli olduğunu ve Avrupa'nın yaşlı nüfusunu genç nüfusun kurtarabileceğini söyledi.
Avea'dan mobil öğrencilere 'yükle kazan' kampanyası
Avea'nın Mobil Öğrenci tarifesindeki abonelerinin, 100 kontör yüklediklerinde 60 dakika hediye kazandıkları bildirildi.
Avea'dan yapılan açıklamada, hayata geçirdikleri yeni "Yükle Kazan" kampanyası ile Mobil Öğrenci tarifesini kullananların, her 30 gün içerisinde yükleyecekleri ilk 100 kontöre tüm Avea'lıları aramak için kullanabilecekleri 60 dakika hediye edildiği belirtildi.
Açıklamada, Avea Mobil Öğrenci tarifesi abonelerinin "KAYIT" yazıp 4494'e SMS göndermeleri veya 444 1 500'den Avea Müşteri Hizmetlerini arayarak kayıt yaptırmalarının yeterli olduğu, kayıt olduktan sonra 100 kontör yükleyen abonelerin hatlarına hediye dakikaların anında yüklendiği kaydedildi.
Öğrenciler ne kadar öfkeli?
Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Osman Salış,yaptığı açıklamada, okullarda şiddet olaylarının önüne geçebilmek için öncelikle öğrenciler arasında öfke düzeyinin belinlenmesi gerektiğini söyledi.
Bunun için "Öfke Düzeyini Belirleme ve Öfkeyi Kontrol Altına Alma Yolları" konulu bir proje hazırladıklarını belirten Salış, projenin Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi ile birlikte, Valilik, Milli Eğitim Müdürlüğü, Samsun Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) işbirliğiyle lise 1, 2 ve 3. sınıftaki yaklaşık bin öğrenciye uygulanacağını anlattı.
Önce Samsun merkezdeki liselerde, daha sonra ilçelerde uygulanacak projenin yılbaşında başlayacağını ve ilk etabının bir yıl süreceğini ifade eden Salış, öğrencilere test uygulanarak öfke düzeylerinin ölçüleceğini kaydetti.
"Şiddetin kaynağı öfkedir" diyen Salış, şu bilgileri verdi: "Proje ile bunu bilimsel anlamda ortaya koyup, elde edilen verileri buna göre değerlendirerek, çözüm yollarına gideceğiz. Herkesin bir öfke düzeyi vardır. Dışarıdan aldığımız bir enerji ve beynimizde bu enerjiyi baskılayan bir başka enerji. Dışarıdan aldığımız enerji, eğer onu baskılayacağımız enerjiden yüksek ise o anda kontrol mekanizmamız devre dışı kalır. Halk arasında öfke düzeyini kontrol edemediğimizde söylediğimiz bir söz vardır, 'o an gözüm karardı ne yaptığımı bilemedim' diye. Kişi öfkesini kontrol edemediğinde bu şiddete dönüşür. Oysa öfke kontrol edilebilen bir durumdur."
Yapacakları çalışma ile öğrencilerin öfke düzeylerini, kabul edilebilir bir sınırın üzerindeki oranı öncelikle tespit edeceklerini anlatan Salış, "öfke düzeylerine göre öğrencileri gruplara ayırarak, bu grupları durumlarına göre eğitim, terapi, seminer gibi çalışmaların içine alacağız. Çalışmada öğretmenlere, velilere, idarecilere de eğitimler vereceğiz" dedi.
Salış, Valilik, Milli Eğitim Müdürlüğü, Samsun Rehberlik Araştırma Merkezi işbirliği ile uygulanacak projede, öğrencilerin öfke düzeylerini belirlemek için kendisinin de aralarında bulunduğu 5 kişilik uzman bir ekibin görev yapacağını da sözlerine ekledi.
Lise ogrencisi iki kiz, el ele tutusup kopruden atladi
Haliç Köprüsü'nden el ele tutuşarak atlayan lise öğrencisi iki kız, kurtarılarak hastaneye kaldırıldı.
Aldığı bilgiye göre, lise öğrencisi oldukları belirtilen Eda Ç. (15) ile arkadaşı Sema T. (15), okuldan ayrılıp bir süre gezdikten sonra geldikleri köprü üzerinden, el ele tutuşarak Haliç'e atladı.
Balık tutan vatandaşlarca sudan çıkartılarak, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan öğrencilerin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.
e-devletin 'imza' ücreti 320 YTL'yi buluyor
Mizah programlarına konu olan 'bugün git yarın gel' bürokrasi çilesi, e-devlet uygulaması ile tarih olacak. www.turkiye.gov.tr adresinden artık kamu ile ilgili sayısız işlem yapılabilecek.
Ancak yeni hizmetin bedeli biraz yüklü. e-Devlet Kapısı Projesi'nden yararlanabilmek için PTT Genel Müdürlüğü'ne bağlı ofislere şahsen başvurarak şifre alınması ya da e-kart (E-imza) çıkarılması gerekiyor. Elektronik imzayı vermeye yetkili olan firmalar kişisel bilgilerin yüklü olduğu kart için 75 YTL, program sertifikası içinse 110-150 YTL arasında para alıyor. Bunlara ek olarak kurulum, akıllı çubuk, akıllı kart ve okuyucusu ile kurulum hizmeti istenirse bu bedel 320 YTL'ye çıkıyor. Ayrıca sertifika için verilen ücretin, her yıl sonunda 110-150 YTL'nin tekrar ödenerek güncellenmesi gerekiyor. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, birçok vatandaşın bu parayı vermesinin mümkün olmadığını belirterek, bunun yerine insanların kuyruk çilesine katlanacağını ifade ediyor. e-devletten faydalanmanın üç farklı seçeneği var: PTT bürolarına başvurularak kişiye özel şifre çıkarılabilecek. Özel firmalardan elektronik kart ya da Avea veya Turkcell'den mobil imza (M-imza) alınabilecek. Postaneden alınacak şifrenin bedeli henüz net değil. Ancak e-kartın ücreti 320 YTL'yi buluyor. Mobil imza içinse Turkcell kullanıcılarına iki seçenek sunuyor: İşlem başına 1 SMS ya da 2 kontör, aylık sınırsız işlem için faturalı hatlardan 5 YTL, kontörlü hatlardan haftada 10 kontör talep ediyor. Avea aylık 4 YTL istiyor.
Nergihan Çelen, İstanbul
Zaman
Okulun kalorifer kazanı dondu
Muş'un Malazgirt ilçesindeki Şehit Yarbay Refik Cesur İlköğretim Okulu'nun kalorifer sistemi donunca, bazı aileler çocuklarını okula göndermedi.
Malazgirt'te, 74 öğrencinin eğitim gördüğü ilköğretim okulunun kalorifer tesisatı, bayram tatilinde aşırı soğuk nedeniyle dondu.
15 Aralık'ta okulların açılmasıyla birlikte kaloriferin yakılamadığını öğrenen aileler, çocuklarının hastalanmaması için okula göndermemeye başladı.
Malazgirt Kaymakamı Bilal Yavaş, kaloriferin, tatil günlerinde yakılmaması ya da tatil öncesi tesisattaki suyun boşaltılmaması nedeniyle tesisatın donduğunu söyledi.
Okulların açılmasıyla da donan tesisat yüzünden kaloriferin yakılamadığını ifade eden Yavaş, "Okul soğuk olunca bazı aileler 3 gün çocuklarını okula göndermediler. 18 Aralık'ta okula soba kurduk. Okulda eğitim öğretim normale döndü. Okul idarecileri bize tesisatın donduğunu geç haber verdiler. Tesisatının donmasında ihmali bulunanlar hakkında da soruşturma başlatacağız" dedi.
Okulda kadrolu kaloriferci bulunmadığına dikkat çekerek, okulların kaloriferci ihtiyacının da yıllardır okula aile birlikleri tarafından karşılandığını belirten Kaymakam Yavaş, "Kalorifercinin bulunmaması mazeret değil. Burada bir ihmal var. Kalorifer tesisatındaki suyun tatil öncesi tamamen boşaltılması ya da tatilde kaloriferin yakılması gerekirdi" diye konuştu.
SBS yine mahkemelik oldu
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortaöğretim geçiş sınavı (OKS) yerine getirdiği Seviye Belirleme Sınavı (SBS) kolejler ve özel okullar arasında tartışma yarattı. Yabancı dille eğitim veren yabancı okulların kendi başlarına tek sınav yapma hakkı bulunurken bunun özel Türk okullarına verilmemesi sorun yarattı. Bu yıl çocuğu ortaöğretime geçecek 850 bin veli huzursuz oldu. Türkiye Özel Okullar Derneği Başkan Vekili Mehmet Gazaz, bakanlığın yabancı özel okullara tanıdığı hakkı kendilerine tanıması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: "Biz de kendi öğrencimizi seçmek istiyoruz. Yabancı okullar da bizim gibi Milli Eğitim sistemi içinde yer alıyor, aynı kanuna tabiler. Sadece tabelaları farklı. Okullarımız SBS'deki okul başarı puanından rahatsız. Okul başarı puanı adaletsiz dağılıyor. Okul başarı puanı düşük olduğu için başarılı öğrenci aşağı sırada kalabiliyor. Yabancı okullar başarılı çocukları almak istiyor, biz de aynı haktan yararlanmak istiyoruz. Bu konuda bakanlığa başvurumuzu yaptık. Sonuç alamadık, mahkemeye başvuruda bulunduk." Okul yöneticileri, SBS'de öğrencilerin 6, 7 ve 8. sınıflarda aldıkları puanlara göre başarıları belirlenirken yabancı okul sınavlarında sadece 7 ve 8. sınıfları kapsadığını, öğrencilerin sorumluluk oranlarının yüzde 70 ve 30 olmasının başka bir haksızlık olduğunu ileri sürdü. Ayrıca fen liselerine nasıl öğrenci alınacağına da açıklık getirilmesi gerektiği belirtildi. Daha önce de Özel Taş İlköğretim Okulu'ndan bazı veliler. OKS yerine getirilen SBS'de haksız rekabet olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştu.
Sabah
Türk Telekom'la köy okulları 'online' olacak
Milli Eğitim Bakanı Çelik, "1-1,5 ay içinde 5 bin köy okuluna Türk Telekom tarafından internet bağlanacak. Böylelikle internet ulaşımının olmadığı okulumuz kalmayacak" dedi
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 1-1,5 ay içinde 5 bin köy okuluna Türk Telekom tarafından internet bağlanacağını bildirerek, "Böylelikle internet ulaşımının olmadığı okulumuz kalmayacak" şeklinde konuştu. Çelik, Kızılcahamam'da Türk Telekom ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında "Vitamin" isimli bilgisayar destekli eğitim aracına ilişkin protokol imza törenine katıldı. Törende konuşan Çelik, Türkiye'deki bütün okullara internet bağlatmak için süreç başlattıklarını hatırlattı.
YÜZDE 2'Sİ KALDI
Telekom altyapısının uygun olduğu yerlerde karasal bağlantı gerçekleştirildiğini aktaran Bakan Çelik, uygun olmayan yerlerde de Türksat A.Ş aracılığıyla uydu üzerinden internet bağlantılarının yapıldığını ifade etti. Türkiye çapında öğrencilerin yüzde 98'inin hızlı internet hizmetinden yararlandığını anlatan Hüseyin Çelik, "Yüzde 2'lik bir bölüm kaldı. Bu öğrenci kitlesi 5 bin köy okuluna dağılıyor" şeklinde konuştu.
"Öğrenci Servis Araçlarına Sıkı Denetim"
Başkent'te Okul Servis Araçları, Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı'nca Yakın Takibe Alındı. Servis Araçlarına Yönelik Denetimlerini Artıran Zabıta Ekipleri, Özellikle Korsan Taşımacılık ve Sahte Plakaların Önlenmesi Konusunda Yoğun Çalışma Başlattı.
Başkent'te okul servis araçları, Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı'nca yakın takibe alındı. Servis araçlarına yönelik denetimlerini artıran zabıta ekipleri, özellikle korsan taşımacılık ve sahte plakaların önlenmesi konusunda yoğun çalışma başlattı. Servis araçlarına yönelik denetimlerle ilgili bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanı Ender Kaplan, okulların açılması ile birlikte yoğun bir denetim uygulamasına başladıklarını söyledi. Özellikle gelen şikayetler çerçevesinde denetim yaptıklarını belirten Ender Kaplan, "Okul servis araçlarına yönelik periyodik ve rutin denetimlerimizin yanı sıra vatandaşlardan gelen ihbar ve telefonlarını da dikkate alarak kontrollerimizi sürdürüyoruz" dedi. Denetimlerle okul servis araçlarının kurallara uygunluğunun sağlanmasının amaçlandığını ifade eden Ender Kaplan, yönetmeliklerde belirtilen kurallara uymayan araçlara cezai işlem uygulandığını hatta otoparka çekildiğini söyledi.
Denetimlerin özellikle okulların yoğun olduğu bölgeler başta olmak üzere tüm metropol ilçelerde sürdürüldüğünü anlatan Ender Kaplan, okulların açıldığı tarihten bugüne kurallara uymayan 209 aracın otoparka çekilerek, 36 bin 190 YTL para cezası uygulandığını belirtti.
SERVİS ARAÇLARINDA OLMASI GEREKENLER
Okul servis araçlarında C plakası bulunmasının zorunlu olduğunu belirten Ender Kaplan, araçlarda çalışma ruhsatı, çalıştığı yer güzergahı ile teftiş defterinin mutlaka bulunması gerektiğini söyledi.
Servis ücretlerinin fiyat tarifesine göre ödenmesi gerektiğini belirten Ender Kaplan, okul taşıtı olduğuna dair ruhsatta kaşe olması, aracın arkasında "okul taşıtı" yazısının bulunması gerektiğini anlattı.
Aracın arka kısmında kırmızı ışıklı "DUR" levhasının bulunması ve öğrenci indirilirken levha ışığının yanması gerektiğini söyleyen Ender Kaplan, öğrencilerin kolayca yetişebileceği cam ve pencerelerin sabit olması ve araç kapılarının şoför tarafından kontrol edilecek şekilde otomatik olması gerektiğini belirtti.
Diğer kurallarla ilgili de bilgi veren Ender Kaplan, "Bu kuralların yanı sıra okul servis araçlarının temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulmaları ve 6 ayda bir periyodik bakım ve onarımlarının yapılması gerekiyor. Fiyat tarifelerinin aracın görünür bir yerinde asılı olması, her öğrenci için bir emniyet kemeri bulundurulması ve ilköğretim öğrencileri için rehber öğretmen bulundurma şartı da yer alıyor" diye konuştu.
Okul servis araçlarının mevcut yönetmeliğe göre10 yaşın üzerinde olmaması gerektiğini belirten Ender Kaplan, servis sırasında müzik çalınmaması, sigara içilmemesi, kılık kıyafetin düzgün olması, hızlı ve tehlikeye düşürecek şekilde araç kullanılmaması gerektiğini söyledi. Servis araçları ile ilgili şikayetlerin Alo 153 nolu mavi masa hattına bildirilebileceğini belirten Ender Kaplan, kurallara uymayan araçlarla ilgili yasal işlem yapılacağını ifade etti.
|