Ogretmenler hiperaktivite konusunda egitilmeli
Bursa Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, dikkat eksikliği ve hiperaktivite konusunda öğretmenlerin de eğitilmesi gerektiğini söyledi.
Uzm. Dr. Ahmet Özkul, yaptığı açıklamada, Türkiye gibi nüfusu genç olan bir ülke için, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun önemli sorunlardan biri olduğunu vurguladı. Özkul, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, okul öncesi dönemden, erişkin döneme kadar hayatı olumsuz etkileyen önemli bir rahatsızlık olduğuna dikkat çeken Özkul, "Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, dikkatini toplayamamak, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik, içten gelen ama ifade edilemeyen bir duygudur. Bireyde bu bulguların hepsi olabileceği gibi bazen sadece biri de görülebilir. Hiperaktifliğin sadece afacan, düz duvara tırmanan, yerinde duramayan değil, saatlerce televizyon önünden kalkamayan çocukta da olabileceği unutulmamalı. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, önemli bir rahatsızlıktır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu doğru şekilde ele alındığı zaman, kolay tedavi edilebilmektedir." diye konuştu.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun, bütün yaşam boyunca hem çocukluk hem de daha sonraki dönemde erkek çocuklarda, kız çocuklardan daha fazla görüldüğünü kaydeden Özkul, rahatsızlığın dünyada 4-12 yaş arasındaki çocukların yaklaşık yüzde 5'inde görüldüğünü belirtti.
Beyinden salgılanan, dikkat süresini, davranışları, tutumları etkileyen maddelerin salınımındaki bazı dengesizliklerin bu hastalığın nedenlerinden olduğunu bildiren Ahmet Özkul, "Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ergenlik döneminde geçmez. Tedavi edilmediği takdirde, davranış bozukluğuna dönüşerek daha büyük sorunlar ortaya çıkabilir. Bu çocukları sahiplenmemiz ve yardımcı olmamız lazım. Hastalığın tedavisi çok kolay değil. Tedavide özellikle ailelere ve öğretmenlere büyük görevler düşüyor. Okul öncesi dönemde bulguları fark edip uzmana götürüldüğünde, 0-6 yaş grubunda sınırları iyi koyabilmek ve iyi düzen kurabilmek sorunu ortadan kaldırabilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuya duyarlılık göstermelidir, çünkü ilköğretim nüfusu çok yoğun bir ülkeyiz. Bu sorun, ancak profesyonel çözüm bulunarak halledilebilir." şeklinde konuştu.
ÖSS'de eski mezunlara soğuk duş!
Her yıl yenilenmesi planlanan ve her defasında öğrencileri mutsuz eden bir sisteme oturtulan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS), yine yeni mağdurlar yaratacak. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, yeni sistemle ilgili çok tartışılacak açıklamalarda bulundu.
Özcan, ÖSS ile ilgili olarak bu yıl "zaman darlığından'' dolayı büyük bir değişiklik yapılmayacağını belirterek, "Ama ufak tefek değişiklikler yapabiliriz" diyerek öğrencileri uyardı. İşte o değişikliği, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan açıkladı ve 2009-ÖSS'de yöneltilecek soruların yenilenen lise müfredatı göz önünde bulundurularak hazırlanacağını söyledi. Şu anda son sınıfta olanların son 3 yılda okudukları derslere göre soruların hazırlandığını belirten Yarımağan, "Örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir'' dedi.
Eski adayların biraz dezavantajlı olabileceğini de sözlerine ekleyen Yarımağan, ÖSS'nin 14 Haziran'da yapılacağını, başvuruların da Şubat'ta başlayacağını kaydetti. - takvim
Ösym'nin Felsefe Grubu dersleri ile ilgili yeni düzenlemesi
YÖK'e bağlı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığının 10 Kasım 2008 tarihli basın açıklamasında "2009 ÖSS sınavında yer alacak testlerin kapsamlarının yeniden düzenlendiği" bilgisi yer almaktadır. Gerekçe olarak ise "ortaöğretimin dört yıla çıkarılması ve haftalık ders çizelgesindeki değişiklikler" gösterilmektedir.
Bu açıklama, zaten kronikleşmiş birçok sorunu bulunan eğitim sistemimize 'yeni bir açmaz' daha eklenmiş oldu. Bu açmazın ne olduğuna geçmeden önce hemen belirtmek gerekir ki, soruna rasyonel ve çözümsel yaklaşıldığında kolaylıkla üstesinden gelinebileceğini hatırlatmakta yarar vardır. Konunun muhatapları, çözüm noktasında işin kolayına kaçıp topu birbirlerine atmaları muhtemel olmakla birlikte, esas sorumlunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü ÖSYM Başkanlığı sınav kriterini belirlerken var olan somut durumdan yola çıktığını zaten basın açıklamasına belirterek topu bakanlığa atmıştır.
Öncelikle yeni ÖSS test kriterlerinde yapılan değişikliğin ne olduğuna bakmak gerekmektedir. Birçok dersin hem soru sayısı hem de yer aldığı test türü değiştirilmiştir. Bu değişikliklerin sonuçları itibariyle, sistem/öğrenci/öğretmen açısından birçok olumlu ve olumsuz türevleri ortaya çıkacaktır. Fakat daha şimdiden özellikle Felsefe Grubu Dersleri açısından birçok paradoksal durumun yaşandığı gözlemlenmektedir.
Yeni düzenlemede, Felsefe Grubu dersleri arasında yer alan Psikoloji soruları Sosyal 2 testine kaydırılmıştır. Daha önce ise Edebiyat-Sosyal 2 alanında yer almaktaydı. Yeni düzenlemeyle Psikoloji sorularını sadece SÖZEL bölüm öğrencileri çözecekken, EA öğrencilerinin bu testi çözme zorunluluğu bulunmuyor. ÖSYM Başkanlığının değişiklik gerekçesi, büyük ihtimalle, EA öğrencilerinin Psikolojiyi seçmeli ders olarak almalarından kaynaklı olabilir. Bu açıdan bakıldığında ÖSYM yeni değişiklik hususunda haklıymış izlenimi de verebilir. Fakat ÖSYM öyle büyük bir çelişki yaşatmaktadır ki, hiçbir mantıki izah eğitim camiasını tatmin etmemektedir. Örneğin, hiç Psikoloji dersi görmemiş bir öğrenciyi EA puanıyla Üniversitelerin Psikoloji bölümüne yerleştirirken, bu dersi zorunlu olarak alan SÖZEL bölüm öğrencileri Psikoloji bölümünü (puan türü açısından EA alanından öğrenci alıyor) tercih bile edememekte. Aynı durum EA alanından öğrenci alan Üniversitelerin Sosyoloji Bölümü içinde geçerlidir. Çünkü Sosyoloji dersini almak zorunda olan SÖZEL bölüm öğrencileri Sosyoloji Bölümüne tercih bile yapamamaktadırlar. Bu yaman çelişkinin öncelikle kamuoyunu ikna edecek şekilde tarife muhtaç olduğu su götürmez bir gerçektir. Kaldı ki pek telaffuz edilmemekle birlikte, bu durumun somut yansıması ortaöğretim kurumlarında 'çoğunlukla yetersiz öğrencilerin' Sözel alana yönlendirilmesi şeklinde kendini göstermektedir. Çözümsel yaklaşım ise; ya bu bölümlere SÖZEL alandan öğrenci alınmalıdır ya da EŞİT AĞIRLIK alanı için bu dersler zorunlu kılınmalıdır.
Öte yandan modern/çağdaş eğitim sistemlerinin "birey merkezli" yaklaşımları dikkate alındığında; 'kendini-çevresini-toplumu' tanıma amacına yönelik müfredat içeriği taşıyan Psikoloji ve Sosyoloji derslerinin ÖSS Sınavına endeksli Eğitim Sistemimiz tarafından, öğrenciye kabul ettirilmesi (sınavda soru gelmemesi öğrenciyi haklı yapıyor) bundan sonra pek olası görünmüyor. Oysaki günümüz modern toplumlarının vatandaş profili, orta eğitim kurumlarında verilen "insan davranışları (Psikoloji) ve toplum (Sosyoloji)" eksenli yaklaşımlarla şekillenmektedir. Gelişmiş ülkelerde böylesi bir hassasiyet söz konusu iken ÖSYM ve MEB'in bu yeni düzenlemesi öğrencileri mağdur etmenin ötesinde, ayrıca Felsefe Grubu derslerinden ÖSS sınavında çıkan soru sayısının azaltılması da olayın gerçek vahametini gözler önüne sermektedir. Daha önce gruba ait derslerden 5'er olan soru sayısı (felsefe hariç) yeni sınav düzenlemesinde 4'er soruya düşürülmüş, adeta Felsefe Grubu derslerine bir nevi blans ayarı çekilmiştir.
Bu yeni düzenleme, sistem ve öğrencinin yanında hiç kuşkusuz branş öğretmenlerini de olumsuz yönde etkileyecektir. Şöyle ki, önemsizleştirilen ve soru sayısı düşürülen Felsefe Grubuna ait derslerin bundan böyle öğrenciler tarafından seçilmesi söz konusu olmayacağından, branş öğretmenlerinin ek ders getirileri başta olmak üzere, yeni norm kadro düzenlemeleri sonucunda mağdur duruma düşecek olmaları problemin başka bir boyutunu da ortaya koymaktadır.
Kısaca söylemek gerekirse, ÖSYM'nin yeni sınav uygulaması Felsefe Grubu Derslerini tam onikiden vurmuştur diyebiliriz.
Oysaki endüstrileşmenin sonucu olarak ortaya çıkan Sosyoloji ve Psikoloji bilimlerinin, Türkiye gibi hızla sanayileşen bir ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu şekilde ıskalanması görmezden gelinemeyecek kadar önemli bir konudur. Eğer düşünen, araştıran, sorgulayan, yaratıcı nesillerin yetiştirilmesi isteniyorsa, başta Felsefe olmak üzere grup ders saatlerinin artırılması yönündeki bir değişikliğin daha pozitif bir yaklaşım olacağı şüphesizdir. Dileğimiz, tez elden Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumunun işbirliği yaparak sorunu daha derinlemesine irdeleyerek çözmesidir.
Cevdet ÖZTÜRK
Eğitimci-Toplumbilimci
Eki: ÖSYM Basın Duyurusu
T.C.
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı
BASIN DUYURUSU
(10 Kasım 2008)
Ortaöğretimde eğitim süresini dört yıla çıkarılması ve Haftalık Ders Çizelgesindeki değişikliklere paralel olarak 2009-ÖSS'deki testlerin kapsamları yeniden belirlenmiştir. Kamuoyunun bilgilerine sunulur.
Prof.Dr. Ünal YARIMAĞAN
ÖSYM Başkanı
2009- ÖSS'deki Testler ve Kapsamları
Test Testin kapsamı Soru Sayısı Bakımından Yaklaşık Payı (%) Tür Türkçe'yi kullanma gücü ile ilgili sorular.... (100) Sos-1 Sosyal Bilimlerdeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular Tarih..................... (43) Coğrafya...................... .. (34) Felsefe..................... (23) Mat-1 Matematiksel ilişkilerden yararlanma gücü ile ilgili sorular.... (100) Fen-1 Fen Bilimlerindeki temel kavram ve ilkelerle düşünmeye dayalı sorular Fizik..................... (33,3) Kimya.................... (33,3) Biyoloji...................... .. (33,3) Ed-Sos Türk Edebiyatı ? Dil ve Anlatım......... (67) Coğrafya * ...................... (33) Sos-2 Tarih (Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi dahil) ......... (44) Coğrafya...................... (17) Psikoloji..................... (13) Sosyoloji..................... . (13) Mantık....................... (13) Mat-2 Matematik.................... (60) Geometri...................... (30) Analitik Geometri................. (10) Fen-2 Fizik....................... (33,3) Kimya....................... (33,3) Biyoloji...................... (33,3)
MEB tüm ödev sitelerini kapatıyor
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin ödev ve araştırmalarında son dönemde sıkça başvurduğu 'internetten kopyala-yapıştır' yöntemine karşı harekete geçti.
Okul yönetimleri ve öğretmenlerden gelen şikayetlerin artması üzerine internet üzerinden ödev hazırlayan öğrencilerle ilgili yaptırımlar uygulanmaya hazırlanıyor. Bakanlık internetten ücretli yayın yapan ödev sitelerinin hukuki yapısını da incelemeye aldı.
Yapılan incelemede ödev sitelerinde binlerce konuda her türlü ödevin bulunduğu belirlendi. Bakanlığın uygulamayı düşündüğü yaptırımlar arasında, sitelerden emek harcamadan ödev satın aldıkları belirlenen öğrencilere zayıf not verilmesi ve 'kopyala-yapıştır' yöntemini alışkanlık haline getirenlere yönelik disiplin cezası verilmesi de yer alıyor.
Bakanlık ayrıca sayıları yüze yaklaşan 'hazır ödev' siteleriyle ilgili hukuki inceleme de başlattı. Bakanlık hukuki inceleme sonunucuna göre bu sitelere erişimin engellenmesi için gerekirse mahkemelere dava da açacak.
TEMBELLİĞE ALIŞIYORLAR
MEB yetkilileri, 'hazır ödev' sitelerinin öğrencileri tembelliğe alıştırdığını belirterek şunları söylediler: 'Ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Bu konuda öğretmenlere büyük sorumluluk düşüyor. İşin ilginç yanı, öğretmenler de internete girip, kendi yapmaları gereken planları kopyaladılar önce. Daha sonra da öğrencilere yönelik ödev siteleri ile kolaycılık ortaya çıktı. Burada asıl sorun etik ilkeler ve öğrencilerin tembelliğe sevk edilmesidir.'
GOOGLE KARŞI ÇIKMIŞTI
Dünyaca ünlü arama motoru 'Google', tüm dünyada öğrencilere hazır ödev ve tez pazarlayan sitelerin ilanlarını kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Ödev siteleri Türkiye'de yıllık 20 YTL ile 30 YTL arasında ücretlerle hizmet veriyor. Ödev sitelerinde her dersin konusuyla ilgili ayrıntılı ödevler, çok sayıda kitabın özeti, araştırma projeleri bulunuyor.
Akşam
İdari kadro öğretmenlerine müjde
Öğretmenler Günü dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda düzenlenen anma programına katılan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, konuşması sırasında idari kadroda görev yapan öğretmenlerin uzun zamandır beklediği müjdeyi verdi.
Bakanlar Kurulu'nda
Yaklaşık 20 bin kişiyi ilgilendiren ek ders ücretleri konusundaki düzenlemeyi Bakanlar Kurulu'na gönderdiklerini belirten Çelik, il, ilçe müdürlükleri, müfettişler gibi idari kadroda görev yapan öğretmenlerin ek ders ücretlerini alacaklarını söyledi.
Çelik, Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan düzenlemenin önümüzdeki günlerde çıkacağını belirtti. Öte yandan programdan önce basın mensuplarının belediyeler tarafından verilen bursların Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi yönündeki soruları üzerine değerlendirmelerde bulunan Çelik, gerekçeli kararın yayınlanmasının ardından ne yapılacağına karar vereceklerini söyledi.
Anayasa Mahkemesi'ne söz konusu yasal düzenlemenin iptali için başvuran CHP'yi de eleştiren Çelik ?Biz hep CHP'nin bozduğunu, yıktığını yeniden yapmaya çalışıyoruz. CHP böyle bir başvuru yaparak yükseköğrenim gençliğinin içtiği bir kase çorbaya göz dikmiştir" diye konuştu.
Başarının sırrı, palmiye gibi olmak!
Bu örnek, Koç Üniversitesi öğrencilerinin uzmanlardan aldığı uygulamalı ?yönetişim' eğitimi dersinde öğrendikleri başarılı insan olmanın sırlarından sadece biri. Koç Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından düzenlenen ?Yönetişim' adlı seminerde başarıyı ve mutluluğu elde etmede kişisel gelişim ile insanlar arasındaki iletişimin önemini vurgulayan NLP (Neuro Linguistic Programming-Sinir Dili Programlaması) Uzmanı Banu Gökçül, ?Düşünsel Gücün Yönetimi' başlıklı konuşmasında, ?Esnek olmayan yaratıcı olamaz. Doğadaki en güçlü ağaç palmiyedir. Çünkü eğilir, kalkar ama yıkılmaz. Böyle davranmak kişisel değerlerden ödün vermek anlamına da gelmez? dedi. Gökçül, yapılan işe odaklanma ve konsantrasyonu sağlamanın da çok önem taşıdığını belirtip, bu anlamda insan beyninin zihinsel egzersizlerle eğitilmesi gerektiğini vurguladı. BAŞARILI İNSANIN GÜCÜ İÇİNDEDİR Başarılı insanların güçlerini, dışarıdan değil kendi içlerinden aldığı, herkesin hiçbir şey yapmadan karşısındakinden koşulsuz sevgi beklediği, devamlı aynı davranışta bulunupta farklı sonuç bekleyenlere ?salak' dendiği gibi ilginç saptamalarda bulunan Gökçül, yaşamda karşılaşılan sorunları çözmenin püf noktalarını da gösterdi. İnsanların dikkatlerinin yalnızca bir anda bir yerde bulunabileceğini, duyu organlarının aynı anda farklı yer, olay ve davranışlara dikkat edemeyeceğini belirten Gökçül, sorunların da ?ilgi alanı' ile ?etki alanı'na girenler olarak ele alınıp, çözüm getirilebileceğini ifade etti. Seminere katılan üniversitelilere, ?İlgi alanınıza giren sorunları çözmeye kalkışmayın, uzak kalın, çünkü çözümü için bir şey yapamazsınız? önerisinde bulunan Banu Gökçül, ?Etki alanınıza giren sorunları çözmek için uğraşın ya da ilgi alanınızdaki sorunu etki alanıza nasıl alacağınızı düşünün. Çünkü insanlar merak edince ve şaşırınca etkilenirler. Etkileyebiliyorsanız sorunu çözebilirsiniz. Aksi takdirde boş yere zaman ve enerji harcarsınız? dedi. Bazı kişilerin iş ve özel yaşamlarında devamlı aynı davranışlarda bulunup, karşıdakilere hep aynı sözleri sarf ettiği halde farklı sonuçlar beklediğini, bunun da ancak salaklık olarak nitelenebileceğini ifade eden Gökçül, ?Bazı kişiler iletişim sorunu yaşadığı insanlar için, ?Yüz kere söyledim anlamadı. Aptal mıdır, nedir?' diyerek dert yanarlar. Tabi ki yüz keresinde de aynı şekilde söylerseniz anlamazlar. Farklı söylemek gerek. Değişik iletişim tekniklerini kullanmak gerek. Aksi takdirde siz salak durumuna düşersiniz, farkında olmazsınız? dedi. BEYİN HİÇ YORULMAZ Başta öğrenciler olmak üzere bazı kişilerin, çok ders çalışmaktan, okumaktan veya düşünmekten zihin yorgunluğu yaşadığından yakındığını söyleyen Banu Gökçül, böyle bir şeyin de mümkün olmadığını belirtti. ?Beyin hiç yorulmaz. Zihinsel yorgunluk söz konusu değildir? diyen Gökçül, ?Zihin sürekli çalışan bir alettir. Arasına bilgi koymazsanız, kaygılarla, vesveselerle, şüphe ve merakla kendini yer bitirir. Bu nedenle okumak, düşünmek ya da zihinsel egzersizlerde bulunmak beyni dinlendirir. Ancak ders dinleme ve çalışma gibi belli olaylara dikkat ve konsantrasyonu sağlamak için de beynin bu konuda eğitilmesi gerekir. Bu amaçla kullanılan mindball ve benzeri cihazlar da beynin belli konulara yönelik konsantrasyon yeteneğini artırırken, günlük olayların kişiye yüklediği stres ve gerginliği de yok etmektedir? diye konuştu. Gökçül oditoryumdaki öğrencilere toplu uygulamayla konsantrasyon sağlama tekniğini öğretirken, hareket etmenin insan vücudu üzerindeki beyinsel etkisini de bedensel hareketler yaptırarak anlattı. DİKKATLERİNİ ÖLÇTÜLER Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Oditoryumu'nda iki gün süren seminerde Ünilever Türkiye İnsan Kaynakları Başmüdür Yardımcısı Cem Tarık Yüksel, Koçtaş Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu, Coca Cola Pazarlama Varlıkları Müdürü Levent Soygür, yazar Mümin Sekman, duygusal ve sosyal zeka araştırmacısı Eray Beceren, Koçtaş Pazarlama Müdürü Arzu Arslan ve İntel Satış Müdürü Ege Ertem konuşmacı olarak katıldı. Öğrenciler iş yaşamı ve özel yaşamlarında başkalarıyla sağlıklı iletişim kurma ve başarılı olma konusunda anlatılanları ilgi ve dikkatle dinlerken fuayede ERG Grup tarafından tanıtımı yapılan mindball cihazını kullanarak belli konulara zihinsel odaklanma ve konsantrasyon sağlama konusundaki becerilerini de ölçtüler. Mindball'ın tüm olumsuz dış etkenlere karşın sakin kalarak konsantrasyonunu koruyabilme yetisini geliştirdiği belirtildi. (www.sariyersentez.com)
ITU'nun 'Ragip Devres Odulleri' sahiplerini buldu
İstanbul Teknik Üniversitesinin (İTÜ), okula en yüksek puanla giren 200 öğrenci içinde en çok öğrencisi bulunan liselere ve bu liselerin fizik, kimya, biyoloji ve matematik öğretmenlerine verilen geleneksel ''Ragıp Devres Ödülleri'' sahiplerini buldu. İTÜ'den yapılan açıklamaya göre, nitelikli eğitim ve öğretimin temeli olan öğretmenlerin ödüllendirilmesi amacıyla verilen ''Ragıp Devres Ödülü'' kapsamında 2008-2009 eğitim-öğretim yılında İTÜ'de en yüksek puanla 200 öğrenci arasında en çok öğrencisi bulunan ''Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi'' ile üniversiteye en çok öğrenci gönderen ''Kadıköy Anadolu Lisesi'' birer bilgisayarla ödüllendirilecek. Matematik, kimya, biyoloji ve fizik öğretmenlerine verilen para ödülünü, Kabataş Lisesi'nin matematik öğretmeni Hasan Canbulut, fizik öğretmeni Cumhur Işın, biyoloji öğretmeni Kadriye Karabulut alacak. Kimya dalında ödül ise Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi'nin öğretmeni Gökşin Sumra'ya verilecek. 1922 İTÜ mezunu yüksek mühendis Ragıp Devres'in girişimiyle 1949 yılında başlatılan ve bugüne kadar devam eden ''Ragıp Devres Ödülü'', yarın akşam İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek. AA
Yalova ve Leeds Üniversiteleri arasında işbirliği!
Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu ve Leeds Metropolitan Üniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Dekanı Dr. Brian Whittington tarafından imzalanan protokol uyarınca, Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri 3. yıllarında, Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yüksek Lisans programı öğrencileri ise 2. yıllarında eğitimlerini Leeds Metropolitan Üniversitesinde alabilecek. Rektör Eruslu, törende yaptığı konuşmada, mezun olan öğrencilerin hem Yalova Üniversitesi hem de Leeds Metropolitan Üniversitesi diplomasına sahip olacaklarını belirtti. Yalova Üniversitesinin yeni üniversiteler arasında ilk kez yurt dışından bir üniversite ile işbirliği yapan kurum olduğunu ifade eden Eruslu, ''Anlaşmaya göre öğrencilerimizden yabancı dil yeterliliği olanlar ve belirli bir ortalamanın üstündekiler İngiltere'ye gidebilecek. Kişi sınırlaması yok. Şartlara uygun olan öğrencilerimizin hepsi İngiltere'ye gidebilir. Protokolde ilerleyen zamanlarda Mühendislik ve Hukuk Fakültesi için de anlaşma yapılması yer alıyor'' diye konuştu. Leeds Metropolitan Üniversitesi İşletme ve Hukuk Fakültesi Dekanı Whittington da Yalova Üniversitesinin gelişimine katkı sağlamaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, ''Daha önce Uludağ ve Sakarya üniversiteleri ile birer protokol imzaladık. Bundan sonra Eskişehir Üniversitesi ile de görüşmelerimiz olacak'' dedi.
ÖSS ile ilgili radikal değişiklik yok
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da 2009-ÖSS'de yöneltilecek soruların yenilenen lise müfredatı göz önünde bulundurularak hazırlanacağı belirterek, ''Biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir'' diye konuştu. YÖK Başkanı Özcan ve ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009-ÖSS'ye ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı. 2009-ÖSS'de adayları ne gibi değişikliklerin beklediği sorusuna Özcan, ''ÖSS ile ilgili bu sene maalesef vakit darlığından dolayı çok ciddi, büyük bir değişiklik yapamayacağız ama ufak değişiklikler yapabiliriz'' yanıtını verdi. Bu değişikliklerin neler olacağı sorusu üzerine Özcan, ''Onu şimdi söylemek istemiyorum. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor. Komisyonun çalışmaları, hazırlıkları henüz tamamlanmadı'' dedi. ''Bu değişikliklerden biri katsayı mı?'' sorusu üzerine Özcan, şöyle konuştu: ''Öyle değil. Bütün alternatifleri önümüze getirecekler. Biz onlardan çok geniş kapsamlı bir çalışma istedik. Sadece alan, ağırlıklar değil, başka türden yapılabilecek iyileştirmeler varsa onları da Genel Kurul'un dikkatine sunmalarını istiyoruz. Genel Kurul'un da onlardan en iyisini seçmesini bekliyoruz. Henüz sunmadılar. Ama sonuna doğru geldiler.'' Yapılacak değişikliklerin adaylara ne zaman duyurulacağı yönündeki soruya Özcan, ''Çok önemli şeyler değişmeyeceği için son dakikaya kadar bekleyebilirsiniz. Bu sene ÖSS'de ciddi bir şeyler beklememek lazım, zamanın azalması yüzünden. Ama ciddi değişiklikler yapacaksanız onu 1 yıl önceden duyurmak lazım. Köklü değişiklikler olursa ancak 2010 yılında olur. 2009'da ufak tefek değişiklikler olabilir'' karşılığını verdi. Milli Eğitim Bakanlığının lise müfredatını değiştirdiğine işaret eden Özcan, ÖSS'de soruların yeni müfredat doğrultusunda hazırlanacağını kaydetti. ÖSS'de yapılacak değişikliklerle ilgili çalışan komisyonda Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğunu belirten Özcan, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile de görüşeceğini ifade etti. -2009-ÖSS 14 HAZİRAN'DA- ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, 2009-ÖSS'nin 14 Haziranda yapılmasının planlandığını, başvuruların da Şubat ayının ortalarında başlayacağını kaydetti. Lise müfredatındaki değişikliklerin 2009-ÖSS'de sorulara nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yarımağan, sınavda testlerin kapsamına ilişkin daha önce açıklama yaptıklarını anımsattı. Yarımağan, şöyle konuştu: ''Bizim ÖSYM olarak ana ilkemiz şu: Biz bu yıl soruları hazırlarken, bu yıl mezun olanları öncelikle dikkate alıyoruz. Bu adayların okudukları derslerle ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığından aldık. Bütün kitapları, programları aldık. Soruları buna göre hazırlıyoruz. Ama ufak tefek şeyler dışında çok köklü değişikler yok. Özetle, biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların bu yıl, geçen yıl, 2 yıl önce, son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Yani hep son sınıflara göre hazırlanır. Müfredatta değişiklik olursa örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir. Çünkü bu sene son sınıfta olanlar okumuşlardır onu. Yani ders düzeyinde olmasa bile konu düzeyinde değişiklikler olabilir.'' -''ESKİ ADAYLAR BİRAZ DEZAVANTAJLI''- ''Bu durumda eski adaylar dezavantajlı durumdalar mı?'' sorusuna Yarımağan, ''Biraz dezavantajlı olabilirler'' dedi. Psikoloji sorularına ilişkin eleştirilerde bulunulduğunu söyleyen Yarımağan, bu soruların ''Sosyal-2'' testine dahil edildiğini anımsattı. Yarımağan, şunları kaydetti: ''Psikoloji ile ilgili sorun üniversitelerden kaynaklanıyor. Psikoloji bir sosyal bilimdir. Dolayısıyla sosyal bilimlerden gelen öğrencileri almaları lazım. Üniversiteler diyorlar ki (Türkçe-Matematik'ten gelen öğrenciler daha iyi öğrenci, onları alalım). Bu nedenle puan türünü eşit ağırlıklı yaptılar. Ama bu puan türü (Türkçe-Matematik) alanının puan türü olduğu için bu alandaki öğrenciler psikoloji okumadan geliyorlar. Hep eleştiriyorlar (Psikoloji bölümüne gelecek öğrencilere psikoloji sorusu sorulmuyor) diye. Sorulmuyor çünkü bu bölüme eşit ağırlıklı puanla almak istiyorlar, bu puan türü de Türkçe-Matematikçilerin puanı.'' Yarımağan, ''Analitik Geometri''nin fen bilimleri alanında zorunlu ders haline getirildiğini, bu nedenle 2009-ÖSS'de bu dersten ''Sayısal-2'' alanında sorular yöneltileceğini söyledi. AA
Çocuğunuz anaokuluna hazır mı?
Ancak genel olarak çocuğun yaşıtlarıyla birlikte olabildiği, oyun kurabildiği, kurallara uymayı öğrenebileceği bir dönem olarak 3 yaş civarında çocukların bu deneyime hazır olduklarını söyleyebiliriz. Bireysel olarak değerlendirildiğinde ise çocuğun genel gelişim değerlendirmesi (dil, motor, sosyal-duygusal gelişim düzeyi) ve çocuğun okul için yeterli olgunluk ve beceri düzeyine erişip erişmediği dikkate alınmalıdır. Ayrıca aile içi ilişkiler (özellikle anne çocuk ilişkisi ), ailenin çocuğun bu ilk sosyal deneyimini algılayışı, yuvadaki ortam, öğretmen ve öğrencilerin tavır ve tutumları çocuğun uyumunu etkileyen faktörler arasındadır. Yuvaya başlamada en sık karşılaşılan sorun çocuğun anneden (ve aslında çoğu zaman daha yoğun olarak annenin çocuktan) kopamamasıdır. Bu durum genellikle bağımlı anne-çocuk ilişkisinin bir sonucudur. Bir diğer tanımla ayrılık anksiyetesi (kaygısı) olarak da adlandırabileceğimiz bu durum çocuğun bağımsızlaşma sürecini zorlaştır, geciktirir. Bu çocukların sıklıkla uyku ve yemek konularında da bağımsız davranamadıkları, özellikle annelerinin desteğine ihtiyaç duydukları, tuvalet eğitimi konusunda da gecikme ve güçlükler yaşadıkları görülmektedir. Annenin bu durumdaki tavrı da çok belirleyicidir. Annenin kaygısını azaltmak çocuğun bağımsızlık sürecinde daha rahat olmasını sağlayacaktır. Okula başlangıç öncesinde çocuğun bu deneyim için yeterli beceri düzeyine ulaşmış , yeterli sosyal etkileşim deneyimi yaşamış olması önemlidir. Çocuk yeterince hazır olsa bile ilk 1-2 hafta uyum güçlükleri yaşanması normaldir. Çocuk bu güçlükleri yaşarken ailenin çocuğu koruyup kollamaya çalışması çocuğun kaygısını arttırabilir ve uyum süresini uzatıp zorlaştırabilir. Ailenin okula devam konusunda tutarlı ve net bir tavır sergilemesi ve öğretmenin uygun davranışları ile bu ilk deneyimin en iyi şekilde geçirilmesi, çocuğun sonraki deneyimlerini, özellikle ilkokula başlangıç dönemini ve okul-öğrenme yaşantısını olumlu yönde etkileyecektir. Yuvaya başlamadan önce çocukla bunu paylaşmak, onun kendini hazır hissetmesi için zaman vermek, yuva seçimini birlikte yapmak, yuvaya devam eden çocukları model olarak göstermek, başlangıç döneminde 2-3 saatlik oyun gruplarıyla okula ve öğretmenine alışmasını sağlamak, ilk 1-2 hafta annenin okul yakınlarında bulunup yavaş yavaş uzaklaşması uyum sürecindeki güçlükleri azaltmaya yardımcı olacaktır. Uyum için süre çok uzadığında ve çocuk-aile çok zorlandığında bir pedagoga başvurmak ve bu durumu olası nedenleri ile birlikte değerlendirip yeni düzenlemeler yapmak gerekebilir.
Eğitimde devrim yaptı, genel müdürlükle ödüllendirildi
Küçük'ün bu göreve getirilmesine, Kocaeli'de eğitim alanında yaptığı hizmetler etkili oldu. Kocaeli'nin 300 bin civarında olan öğrenci sayısı birçok ilin nüfusundan fazla. Hızla göç alan bölgede en büyük sorunlar eğitim alanında yaşıyor. Geçen yıl Haziran ayında Kocaeli'ye atanan Milli Eğitim Müdürü Mehmet Küçük, sıkıntıları gidermek için büyük çaba gösterdi. Eğitim alanında seferlik başlatarak kısa sürede hem başarı getirdi hem de sıkıntıları ortadan kaldırdı. Müdürün bu başarısı Kocaeli'de takdirle karşılandı. Kısa süredeki başarısı Ankara'ya kadar uzanan Küçük, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödüllendirilerek genel müdür olarak Ankara'ya çağrıldı. Küçük'ün Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'ne atanma kararnamesi, önceki gün Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı tarafından imzalanarak Resmi Gazete'de yayınlandı.
Kocaelilerin gönlünde ayrı bir yer edinen Küçük için Kocaeli Valiliği'nde veda töreni düzenlendi. Törene Vali Gökhan Sözer, Müdür Yardımcıları ve ilçe müdürleri de katıldı. Vali Sözer, Küçük'ün hizmetlerinden övgüyle söz ederken, Milli Eğitim Bakanı ve kendi adına iki adet takdirname sundu. Mehmet Küçük konuşmasında herkesin hakkını helal etmesini istedi. Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni müdür atanana kadar Müdür Yardımcısı Muhlis Öztürk vekalet edecek
8 AYDA 1 MİLYON YTL TASSARUF SAĞLADI
Eğitim alanında yaptığı çalışmaların yanında Küçük'ün en büyük özelliklerinde birisi de tasarruflu olması. Okullararası yazışmaları dijital ortama aktararak kağıt, kartuş ve buna bağı olarak harcanan miktarlar ortadan kaldırıldı. Okullarda eğitim olmadığı zaman lambaların kapatılması ve suların boşuna akmaması için konu üzerinde özellikle durarak gerekli kontrolleri yaptı. Küçük, bu tassaruf tedbirlerine birçok okul müdürü karşı çıkmasına rağmen uyguladı. Kocaeli'deki okullara tassaruf tedbirleri uygulayarak 8 ayda 1 milyon YTL tassaruf sağladı. Bu yıl eğitim öğretim döneminin sonuna kadar hedeflenen 2 milyon YTL'lik tassarufla bir okul yapılacaktı. Küçük'ün tayini çıkmasından sonra gelecek müdürün bu uygulamayı devam ettirip ettirmeyeceği ise eğitim camiasında en çok merak edilen konuların başında geliyor.
ÖSS'de değişiklik sinyali
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS ile ilgili olarak bu yıl ''zaman zarlığından'' dolayı büyük bir değişiklik yapılmayacağını belirterek, ''Ama ufak tefek değişiklikler yapabiliriz. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor, henüz çalışmalarını tamamlamadı''dedi. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan da 2009-ÖSS'de yöneltilecek soruların yenilenen lise müfredatı göz önünde bulundurularak hazırlanacağı belirterek, ''Biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir'' diye konuştu.
YÖK Başkanı Özcan ve ÖSYM Başkanı Yarımağan, 2009-ÖSS'ye ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
2009-ÖSS'de adayları ne gibi değişikliklerin beklediği sorusuna Özcan, ''ÖSS ile ilgili bu sene maalesef vakit darlığından dolayı çok ciddi, büyük bir değişiklik yapamayacağız ama ufak değişiklikler yapabiliriz'' yanıtını verdi.
Bu değişikliklerin neler olacağı sorusu üzerine Özcan, ''Onu şimdi söylemek istemiyorum. Bu değişiklikler için bir komisyon çalışıyor. Komisyonun çalışmaları, hazırlıkları henüz tamamlanmadı'' dedi.
''Bu değişikliklerden biri katsayı mı?'' sorusu üzerine Özcan, şöyle konuştu:
''Öyle değil. Bütün alternatifleri önümüze getirecekler. Biz onlardan çok geniş kapsamlı bir çalışma istedik. Sadece alan, ağırlıklar değil, başka türden yapılabilecek iyileştirmeler varsa onları da Genel Kurul'un dikkatine sunmalarını istiyoruz. Genel Kurul'un da onlardan en iyisini seçmesini bekliyoruz. Henüz sunmadılar. Ama sonuna doğru geldiler.''
Yapılacak değişikliklerin adaylara ne zaman duyurulacağı yönündeki soruya Özcan, ''Çok önemli şeyler değişmeyeceği için son dakikaya kadar bekleyebilirsiniz. Bu sene ÖSS'de ciddi bir şeyler beklememek lazım, zamanın azalması yüzünden. Ama ciddi değişiklikler yapacaksanız onu 1 yıl önceden duyurmak lazım. Köklü değişiklikler olursa ancak 2010 yılında olur. 2009'da ufak tefek değişiklikler olabilir'' karşılığını verdi.
Milli Eğitim Bakanlığının lise müfredatını değiştirdiğine işaret eden Özcan, ÖSS'de soruların yeni müfredat doğrultusunda hazırlanacağını kaydetti.
ÖSS'de yapılacak değişikliklerle ilgili çalışan komisyonda Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin de bulunduğunu belirten Özcan, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile de görüşeceğini ifade etti.
-2009-ÖSS 14 HAZİRAN'DA-
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Yarımağan, 2009-ÖSS'nin 14 Haziranda yapılmasının planlandığını, başvuruların da Şubat ayının ortalarında başlayacağını kaydetti.
Lise müfredatındaki değişikliklerin 2009-ÖSS'de sorulara nasıl yansıyacağının sorulması üzerine Yarımağan, sınavda testlerin kapsamına ilişkin daha önce açıklama yaptıklarını anımsattı.
Yarımağan, şöyle konuştu:
''Bizim ÖSYM olarak ana ilkemiz şu: Biz bu yıl soruları hazırlarken, bu yıl mezun olanları öncelikle dikkate alıyoruz. Bu adayların okudukları derslerle ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığından aldık. Bütün kitapları, programları aldık. Soruları buna göre hazırlıyoruz. Ama ufak tefek şeyler dışında çok köklü değişikler yok.
Özetle, biz bu sene soruları hazırlarken şu anda son sınıfta olanların bu yıl, geçen yıl, 2 yıl önce, son 3 yılda okudukları derslere göre soruları hazırlıyoruz. Yani hep son sınıflara göre hazırlanır. Müfredatta değişiklik olursa örneğin 2 yıl önce mezun olan bir aday okumadığı bir dersten sorularla karşılaşabilir. Çünkü bu sene son sınıfta olanlar okumuşlardır onu. Yani ders düzeyinde olmasa bile konu düzeyinde değişiklikler olabilir.''
-''ESKİ ADAYLAR BİRAZ DEZAVANTAJLI''-
''Bu durumda eski adaylar dezavantajlı durumdalar mı?'' sorusuna Yarımağan, ''Biraz dezavantajlı olabilirler'' dedi.
Psikoloji sorularına ilişkin eleştirilerde bulunulduğunu söyleyen Yarımağan, bu soruların ''Sosyal-2'' testine dahil edildiğini anımsattı. Yarımağan, şunları kaydetti:
''Psikoloji ile ilgili sorun üniversitelerden kaynaklanıyor. Psikoloji bir sosyal bilimdir. Dolayısıyla sosyal bilimlerden gelen öğrencileri almaları lazım. Üniversiteler diyorlar ki (Türkçe-Matematik'ten gelen öğrenciler daha iyi öğrenci, onları alalım). Bu nedenle puan türünü eşit ağırlıklı yaptılar. Ama bu puan türü (Türkçe-Matematik) alanının puan türü olduğu için bu alandaki öğrenciler psikoloji okumadan geliyorlar. Hep eleştiriyorlar (Psikoloji bölümüne gelecek öğrencilere psikoloji sorusu sorulmuyor) diye. Sorulmuyor çünkü bu bölüme eşit ağırlıklı puanla almak istiyorlar, bu puan türü de Türkçe-Matematikçilerin puanı.''
Yarımağan, ''Analitik Geometri''nin fen bilimleri alanında zorunlu ders haline getirildiğini, bu nedenle 2009-ÖSS'de bu dersten ''Sayısal-2'' alanında sorular yöneltileceğini söyledi.
ZAMAN
ÖSS'de psikoloji çıkmazı
Eşit Ağırlık Puan Türü'nde ÖSS'ye giren öğrencilerin zorunlu dersleri arasında bulunan psikoloji dersi düzenlemeyle birlikte seçmeli dersler arasına alındı.
Ancak ÖSS'de seçmeli derslerden soru sorulmuyor. Eşit Ağırlık öğrencileri şimdi ÖSS'de psikoloji sorusu çıkıp çıkmayacağını merak ediyor
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Kasım 2007'de yaptığı bir değişiklikle, liselerde öğrencilerin alanlara göre okuyacakları dersler yeniden düzenlendi. Yeni çalışma sonucunda, alanlara göre zorunlu ve seçmeli dersler belirlendi. Eşit Ağırlık Puan Türü'nde ÖSS'ye giren öğrencilerin zorunlu dersleri arasında bulunan psikoloji dersi düzenlemeyle birlikte seçmeli dersler arasına alındı. Ancak ÖSS'de seçmeli derslerden soru sorulmuyor. Eşit Ağırlık öğrencileri şimdi ÖSS'de psikoloji sorusu çıkıp çıkmayacağını merak ediyor.
Liselerde öğrenciler daha önceden belirlenmiş olan kapsamda zorunlu ve seçmeli dersler okuyor ve bu derslerden zorunlu olanlar alan dersi sayılıyor. Öğrenciler ÖSS'ye de bu alanlardan katılarak yine alanlarına göre düzenlenen yükseköğretim programlarını tercih edebiliyor.
Türkçe-matematik (ÖSS'deki karşılığı: Eşit Ağırlık Puan Türü) alanında yer alan öğrencilerin, alan dersleri olan matematik, geometri, edebiyat, Türkiye coğrafyası derslerinden soru çözmeleri gerekiyor. EA puan türünden sınava girecek öğrenciler için alan testi olan edebiyat-sosyal bilimler testinde psikoloji soruları da yer alıyor. Oysa yeni düzenlemeyle psikoloji dersi Türkçe-matematik öğrencileri için zorunlu değil, seçmeli ders.
ÖĞRENCİLER AÇIKLAMA BEKLİYOR
Sınavda psikoloji sorularına yer verildiği taktirde, öğrencilerin kendileri için alan dersi olmayan bir dersten soruyla karşılaşacaklarını belirten Uğur Dershaneleri ÖSS Koordinatörü Turgay Polat, "Bu alandan sınava girecek öğrenciler, psikoloji sorularının ne olacağı konusunda açıklama bekliyor. Çünkü ÖSYM hiçbir zaman seçmeli bir dersten soru sormadı" diyor. ÖSS'de EA puanı hesaplanan aday sayısının ortalama 400 bin olduğunu belirten Polat, "Psikoloji dersi gören ve sınavda çıkacak 5 soruyu doğru yanıtlayan öğrenci ile psikoloji dersi görmeyen ve soruları yanıtlayamayan öğrenci arasında en az 5 puan fark olur. Bu da 10 bin kişi demektir" diye konuşuyor.
Milliyet
Bir mektup yazdı 150 çocuğun kaderi değişti
Köyünde okul olmayan Diyarbakırlı Dilan, "Okumak ya da ölmek istiyorum" diye mektup yazdı, kaymakam 50'si kız 150 çocuğu taşımalı sistemle liseye kaydettirdi..
Diyarbakır'ın Eğil ilçesine bağlı Balaban köyünde yaşayan 14 yaşındaki Dilan Tekin'in "Okumak ya da ölmek istiyorum" diye yazdığı mektup, 50'si kız 150 öğrencinin kaderini değiştirdi. 8 yıl kadar önce babası, Dilan ile 4 kardeşini ve annesini terk ederek köyden ayrıldı. Ailesiyle dedesinin yanına yerleşen Dilan, komşu köy Sarıcık'taki ilkokulu geçen yıl tamamladı. Nefes darlığı çeken Dilan, geçtiğimiz yıl başlatılan 'Devlete mektup kampanyası' çerçevesinde, ilçe kaymakamına bir mektup yazdı. Mektubunda yaşadığı zorluğu ve okumayı ne kadar çok istediğini anlatan Dilan özetle şunları söyledi:
HAYALİ HEMŞİRELİK "Benim en büyük hayalim okumaktır. Bir hastalığım var. Nefesim kesiliyor. Benim için her dakika bir ölümdür. Annem beni gelecek yıl okula göndermeyecek, çünkü durumumuz yetmiyor. Sizden bir umut bekliyorum. Evimiz yok. Okula gidecek başka yerimiz de yok. Onun için bütün hayallerim yıkıldı. Biliyor musunuz, insanın hayali bir kez yıkılsa artık geri gelmez. Bir gün büyüdüğümde inanın ki benim de size bir yardımım olacaktır. Nefesim kesilip ölmezsem orada görüşürüz."
sabah
ABD'ye giden öğrenci sayısında rekor artış
ABD'ye üniversite öğrenimi görmek için gelen yabancı öğrenci sayısında 2007-2008 akademik yılında rekor artış meydana geldiği belirtiliyor.ABD'nin Uluslararası Eğitim Enstitüsü (IIE) tarafından açıklanan rapora göre, yüksek öğrenim için bu ülkeye gelen öğrenci sayısı, 2007-2008 akademik yılında bir önceki döneme göre yüzde 7 oranında artışla 623 bin 805'e yükseldi. Bu oranın son 20 yılda kaydedilen en yüksek artış olduğu belirtildi.
Türkiye'den ABD'ye üniversitelerde okumak için gelen öğrenci sayısının da 2007-2008 döneminde yüzde 4,6 oranında arttığı ve bu sayının 11 bin 506'dan (2006-2007) 12 bin 030'a yükseldiği bildirildi.
Raporda, Türkiye'nin ABD'ye en çok öğrenci gönderen ülke sıralamasında Hindistan, Çin, Güney Kore, Japonya, Kanada, Tayvan ve Meksika'nın ardından 8. sırada yer aldığı görüldü.
Sözkonusu rapora göre, Eylül 2008'de ABD'deki üniversitelere yeni kayıt yaptıran yabancı öğrenci sayısı da yüzde 10 arttı.
ABD'ye en çok öğrenci gönderen ülkelerden Hindistan'dan gelen öğrenci sayısının yüzde 12,8, Çin'den gelen öğrencilerin yüzde 19,8 ve Güney Kore'den gelen öğrencilerin sayısının yüzde 10,8 oranında arttığı bildirildi.
Raporda yabancı öğrencilerin okumak için en çok gitmek istedikleri eyaletin California olduğu belirtilirken, University of South California'nın en yüksek sayıda yabancı öğrenciye sahip olduğu, New York kentinin ise en fazla yabancı öğrenciye ev sahipliği yapan kent olduğu ifade edildi.
New York'ta bulunan New York Üniversitesi ile Columbia Üniversiteleri, en çok yabancı öğrencinin okuduğu üniversiteler sıralamasında 2. ve 3. sırada yer aldı.
Raporda ABD'den başka ülkelere okumak için giden Amerikalı öğrencilerin sayısının da 2006-2007 akademik yılında yüzde 8 oranında arttığı ve 241 bin 791'e ulaştığı kaydedildi.
Amerikalı öğrencilerin okumak için en çok tercih ettikleri ülkelerin ise İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa ve Çin olduğu açıklandı. Raporda, özellikle Çin, Arjantin, Güney Afrika, Ekvador ve Hindistan'a giden Amerikalı öğrenci sayısında önceki akademik yıllara göre büyük artış olduğu belirtildi.
Raporda Türkiye'ye giden Amerikalı öğrenci sayısının da, yine aynı dönemde yüzde 33 oranında arttığı ve 924'e yükseldiği bildirildi.
Haber 7
ALES soru ve cevapları
Aşağıdaki pdf uzantılı dökümanları açabilmek için Adobe Reader 'ın 5.0 veya üstü sürümünün sisteminizde yüklü olması gerekmektedir. Eğer dökümanları kaydetmek istiyorsanız, kaydetmek istediğiniz dökümanın üzerine sağ tıklayıp "Hedefi Farklı Kaydet" seçeneğini seçiniz.
AKADEMİK PERSONEL VE LİSANSÜSTÜ EĞİTİMİ GİRİŞ SINAVI
(2008-ALES SONBAHAR DÖNEMİ)
SORU KİTAPÇIKLARI VE YANITLARI
SINAV TARİHİ: 16.11.2008
Sayısal Bölüm Testi
Sözel Bölüm Testi
Cevap Anahtarı
|