TRT cocuk kanali yayina basladi
TRT Ulus Kuruçeşme Stüdyolarının bahçesinden yapılan ilk yayına katılan Devlet Bakanı Mehmet Aydın, çocuk dünyasının bilimde çok ilerleme kaydedilmesine rağmen hala bilinmeyeni çok bir dünya olduğunu işaret etti.
Büyük bir titizlikle hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Bakan Aydın, "Son derece hayırlı bir işin başlangıç anı. Aynı zamanda tüm TRT çalışanları ve hepimize büyük sorumluluk getiren bir yenilik ve herkese meydan okuyan bir hadise" dedi.
Bu kanalla birlikte yetişkinlerin çok da iyi bilmedikleri bir alanda önemli adımlar attıklarını belirten Aydın, ancak "TRT Çocuk" kanalında, çocukların da aktif rol alacaklarını, çocuk haberlerinin olacağını, programların çocuklarla birlikte tasarlanacağını bildirdi.
Mehmet Aydın, bu tür çalışmaların, çocuklar için önemli bir deneyim olacağını belirterek, "Demokrasi, demokrasi diyoruz. İşte bu, birlikte oturup, birlikte düşünüp karar vermeyi küçük yaşta öğrenmenin yolunu açacak" diye konuştu.
"TRT Çocuk" kanalındaki programların, ailelere de yardımcı olacağını dile getiren Aydın, küresel bir dünyada çocukları her bakımdan korumanın klasik dönemlerden farklı olduğuna dikkati çekti. Bakan Aydın, 40-50 kanala karşı tedbir almanın zor olduğunu vurguladı.
TRT çocuk kanalı
3-14 yaş grubu çocuklara "çağdaş normlarda çocuk yayıncılığı" amaçlayan TRT Çocuk, TRT 4, UHF 54 kanaldan saat 07.00-21.00 arasında yayın yapacak.
Yüzde 70'lik yerli yapım hedefiyle kurulan "TRT Çocuk"un, Türkiye'nin ilk HD yayın sistemi, üç kameralı sanal prodüksiyon stüdyosu, play out yayın ve devamlılık sistemleri, yeni kurgu cihazları ve kameraları sayesinde yeni nesil teknolojik alt yapıya sahip olduğu bildirildi.
8 yasindaki ogrencinin 2. resim sergisi
Ordu Tanıtım Kulübü'nde (ORTAK) düzenlenen sergide Dolunay'ın pastel, sulu boya ve kara kalem çalışması 40 eseri yer alıyor. Ordu Belediye Başkanı Seyit Torun, açılışta yaptığı konuşmada, Berfin'in ilerleyen dönemlerde Türkiye'nin önemli ressamları arasına gireceğine inandığını ifade ederek, "Yeteneğiyle diğer öğrencilere örnek olacaktır" dedi. Berfin Ulusoy da resim yaparken çok heyecanlandığını belirterek, resmin hayatının bir parçası olduğunu söyledi. Sergiye Berfin'in anne ve babasıyla, İl Milli Eğitim Müdürü Yılmaz Uzun, daire müdürleri ve davetliler katıldı. Sergi, bir hafta açık kalacak.
"Ana Kız Okuldayız" kampanyası
Rize Valisi Kasım Esen, "Ana Kız Okuldayız" kampanyasında hedefin Türkiye genelinde okuma yazma bilmeyen 4 milyon 848 bin 707 kişinin 3 milyonunu, 4 yılda okur yazar duruma getirmek olduğunu söyledi.
Esen, "Ana Kız Okuldayız" kampanyası yürütme kurulu üyeleri ve Halk Eğitim Merkezi müdürlerinin katılımıyla Valilikte düzenlenen toplantıda, kampanyanın amacının özellikle kalkınmada öncelikli ve göç alan illerde yaşayan, sosyoekonomik yönden yoksulluk içinde bulunan, eğitim imkanlarından yararlanamamış, zorunlu eğitim çağını geçirmiş genç kız ve kadınlar başta olmak üzere yetişkin nüfusun okuma yazma öğrenmelerini sağlamak olduğunu belirtti.
Kampanyadaki hedefin Türkiye genelinde okuma yazma bilmeyen 4 milyon 848 bin 707 kişinin 3 milyonunu, 4 yılda okur yazar duruma getirmek ve üst öğrenime yönlendirmek olduğunu ifade eden Esen, "İl genelinde şu ana kadar 6 bin 534 kişinin okuma yazma bilmediği tespit edildi. Açılan 47 kursta 445 kursiyer birinci kademe, 58 kursiyer ikinci kademe kursuna devam ediyor" dedi.
Esen: "Özellikle yaşlıları belirli bir merkezde toplamak yerine öğretmenleri onların bulundukları bölgeye göndererek kursları açmayı planlıyoruz. Yerleşimin dağınık olduğu bölgelerde ise araç kiralanıp, okuma yazma bilmeyenleri bir merkeze toplayarak kurslara devam edilecek."
İl Milli Eğitim Müdürü Rasim Çelik ise 3 yılda Rize'de okuma yazma bilmeyenlerin tamamının kurslara alınarak okuma yazma öğretilmesinin planlandığını söyledi.
İldeki tüm okul ve kursların, ders saatlerinden sonra okuma yazma kursları için tahsis edildiğini bildiren Çelik, şöyle konuştu: "Kampanyayla en ücra köşeye kadar okur yazar olmayan vatandaşımız kalmayacak. Ayrıca birinci kademe kurslarını bitirenler ikinci kademe kursuna gidip, ilkokul diploması alabilecekler. Böylece hem açık öğretime kaydolabilecek hem de 2012'ye kadar sürücü belgesi alabilecekler."
İnsan kaynakları mesleki eğitimle gelişecek!
AB destekli ve 15,4 milyon avro bütçeli İnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yoluyla Geliştirilmesi Projesi (İKMEP) kapsamında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişiminin teşvik edileceği bildirildi.
İKMEP Bölge Yöneticisi Nilüfer Erdem, yaptığı açıklamada, projenin mesleki eğitimin modernizasyonu ve kalitesinin arttırılması yoluyla insan kaynaklarının gelişiminin teşvik edilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Proje kapsamında Gaziantep, Diyarbakır, Van, Erzurum, Elazığ, Malatya, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa olmak üzere toplam 8 ilde otomotiv, tekstil, makine, metal işleri, turizm, elektrik-elektronik, bilişim teknolojileri ve gıda sektörlerinde eğitim ve öğretim alanında pilot uygulamalar gerekleştirileceğini ifade eden Erdem, şöyle konuştu:
"15,4 milyon avro bütçeli bu projeyle, iş gücü piyasası, meslek yüksek okulları ve mesleki teknik orta öğretim kurumları arasında istihdam amaçlı birliktelik sağlanacaktır. Projeyle mesleki eğitimin modernizasyonu ve kalitesinin arttırılması yoluyla insan kaynakları gelişiminin teşvik edilmesi hedefleniyor."
Erdem, projenin Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Teknik Orta Öğretim Genel Müdürlüklerine bağlı 16, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı 5 ve 8 meslek yüksek okulunda olmak üzere 29 pilot okulda uygulanacağını ifade etti.
-İŞ PİYASASI İHTİYAÇ ANALİZİ YAPILACAK-
Erdem, proje kapsamında eğitim kurumları ve işletmeler arasında yakın ilişkilerin kurularak seçilen 8 pilot ilde yerel seviyede iş piyasası ihtiyaç analizi yapılacağını ifade etti.
Pilot 8 sektörde iş hayatının ihtiyaçlarına uygun olarak modüler eğitim programları oluşturulacağını ve pilot 5 mesleki eğitim merkezinin yeni modüler programlarla destekleneceğini, yönetici eğitimleri ve girişimcilik üzerine eğitim programları düzenleneceğini dile getiren Erdem, şunları anlattı:
"Sosyal ortaklar seçilen pilot illerde mesleki eğitim ve öğretimin daha cazip hale getirilmesine katkı sağlayacaktır. Proje kapsamında ayrıca yönetici ve eğitici personelin beceri ve yeterliliklerini artıracak eğitimler de düzenlenecek.
Yerinde inceleme yoluyla AB üyesi ülkelerde mesleki eğitim kurumlarının işleyişi ve sektörle işbirliğine dair çalışmalar yürütülerek, geliştirilen kapasite ve bilgi beceri ülkemize aktarılacak. Öğretmenlerin yeterliliklerinin arttırılması amacıyla eğitimler düzenlenecek."
Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurulunun yararlanıcı konumunda olduğu proje, Milli Eğitim Bakanlığı Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığı koordinesinde uygulanıyor
Milliyet
Milli Eğitim Müdürü 11. kez görevden alındı
Erzurum Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak, geçici görevle Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına getirildi.
Daha önce 11 kez görevden alınan Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak mahkeme kararıyla geldiği Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden 12'nci kez alındı.
Fevzi Budak'tan boşalan Milli Eğitim Müdürlüğü görevine ise Ragıp Üye'nin atandığı öğrenildi.
Google kullanıcılarından ansiklopedi
GOOGLE, yeni ansiklopedi hizmeti Knol'u dün resmen kullanıma açtı. "www.knol.google. com" adresinden girilebilecek ansiklopedi, wikipedia gibi kullanıcıları tarafından yazılıyor ve sürekli genişliyor.
Sitede İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Almanca seçenekleri bulunuyor. İngilizce bilgi (knowledge) kelimesinden türetilen knol'da, Wikipedia'nın aksine kullanıcılar kendi girdikleri maddelere fotoğraflı bir imza atabiliyor. Maddelerin sorumluluğu yazarlarda oluyor. Wikipedia'da konu maddeleri tek bir başlık altında toplanırken, knol'da aynı maddeden çok sayıda giriş yapılabiliyor.
Koç'tan, İzmirli çocuklara oyun ziyafeti
"Altın Çiçeğin Peşinde" adlı müzikli çocuk oyunu, Koç Holding'in başlattığı "Sizinkiler" projesi kapsamında 3- 4 Kasım günleri saat 11.00 ve 14.00'te, İsmet İnönü Kültür Merkezi'nde sahnelenecek. Biletlerin ücretsiz temin edilebildiği müzikli çocuk oyunu, bu yıl yedi bölgede ve 20 ilde 74 gösterimle yaklaşık 60 bin çocuğa ulaşacak. Proje kapsamında, gösterimin yapılacağı illerde çocuklar oyunu seyrederken pedagog Elif Koca da fuaye alanında, aileleriyle sohbet toplantıları yapacak. Ayrıca her ilde, oyunu seyreden çocuklara "Sizinkiler" yapbozu hediye edilecek. Çevreyi korumanın önemine dikkat çeken oyunun biletleri, Beşiktaş Kültür Merkezi'nin illerde kuracağı mobil gişeler ya da kendi biletlerinin satıldığı noktalardan ücretsiz temin edilebiliyor.
(CİHAN)
İş ve okul başarınızı artırmak için kahvaltıyı aksatmayın
Konsantrasyonu sağlayan kahvaltı, iş ve okul başarısının artmasına önemli katkıda bulunuyor. Ayrıca kahvaltı yapmamaya bağlı olarak kan şekerinin gün içinde düzensiz seyretmesi şeker hastalığına davetiye çıkarıyor. Mesaiye veya derse başlamadan önceki ilk öğün olan kahvaltı, insanları güne hazırlamada önemli bir fonksiyon üstleniyor. Verimli bir gün isteyenlerin kahvaltıdan vazgeçmemesi şart. Ancak özellikle şehir yaşamında kahvaltı, 'geç yatma, işe yetişme, zaman darlığı' gibi nedenlerle bu alışkanlık çoğu zaman aksatılıyor. Bunun yerine simit ve poğaça ile öğünü geçiştirme tercih ediliyor. Diyetisyenler ise kahvaltının çeşitli bahanelerle aksatılmaması uyarısında bulunuyor. Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Mevra Çimili, gün içinde alınan enerjiyi dengeleyen kahvaltının sabah çok düşük olan kan şekerini yükseltip, düzenlediğini ifade ediyor. Dikkat dağınıklığını azaltan kahvaltının konsantrasyonu sağladığını vurgulayan Çimili, kahvaltı öğününün kalp hastalıkları, tansiyon ve şeker hastalıkları ile obeziteden koruduğunu dile getiriyor. Beslenme uzmanı Çimili'ye göre, dengeli ve düzenli beslenmeye sevk eden kahvaltı, diğer öğünleri de düzenliyor. Kahvaltı etmeyen çocuk ve gençlerde dikkat dağınıklığı ve konsantrasyonda azalmalar çok sık görülüyor. Kahvaltı yapmamak bireylerin günlük verimini azaltıyor, çalışma kapasitesini düşürüyor. Kahvaltı yapmayanlar özellikle enfeksiyonlara daha sık yakalanıyor. Kahvaltının atlanması nedeniyle kan şekerinin gün içinde daha düzensiz hale geldiğini bildiren Beslenme Uzumanı Çimili, bu durumun şeker hastalığına yakalanma riskini artırdığını kaydediyor. Kahvaltı yapmayan ve öğlene kadar hiçbir şey yemeyenlerin öğle öğününe aşırı derecede yüklendiklerini anlatan Çimili, bu durumun bir anda aşırı kalori alımı ile yağ oranlarında artışlara neden olduğuna dikkat çekiyor. Kahvaltı yapmayanların genellikle öğleye yakın saatlerde poğaça, simit gibi besinlerle öğün atlattığını hatırlatan beslenme uzmanı, "Bu yöntem insanların gelecek öğle öğününü yapmamalarına ve akşama daha çok acıkmalarına yol açar. Tek öğün beslenmeye neden olan söz konusu tercih, yüksek kalori almaya yöneltir. Alınan bu aşırı kalori vücutta yağ olarak depolanır. Yani kahvaltı yapılmadığı ve dengeli beslenilmediği zaman karşılaşılacak sorun obezite olabilir. Obezite kaynaklı diğer hastalıklar da tetiklenmiş olur" uyarısında bulunuyor. Kahvaltıdan en çok etkilenen grubun çocuk ve gençler olduğunu dile getiren Diyetisyen Çimili'ye göre, ebeveynlerin kahvaltı alışkanlıkları çocukları üzerinde etkisini gösteriyor. Çocuklarının okulda başarılı ve sağlıklı olmasını isteyen aileler, kahvaltı öğününü alışkanlık haline getirmeli. Güne mutlaka kahvaltıyla başlamalı. KAHVALTIDA NELER YENİLEBİLİR? Kahvaltıda daha hafif ve doyurucu şeyler tercih edin. Beyaz peynir ve kepekli ekmekle hazırlanmış sandviçler hazırlanabilir. 2 dilim ekmek ve az yağlı kaşarla hazırlanmış tost yenilebilir. Şekersiz mısır gevrekleri ve yarım yağlı süt tercih edilebilir. Haşlanmış yumurta ve birkaç tane zeytin ile 2 dilim kepekli ekmek tüketilebilir. Özellikle çocukların kahvaltısında süt, yoğurt, peynir ve yumurtaya özen gösterilmelidir. İçecek olarak ise bitkisel çaylar, taze sıkılmış meyve suları ve yarım yağlı süt tercih edilmelidir.
Yurtlarda parmak izi ile takip dönemi
Yurtta kalanlar yurt ücretlerini de bankalar aracılığı ile ödeyecek. Yurtlarda görev yapan güvenlik görevlileri dahil tüm personel, gençlik psikolojisi ve iletişimi eğitimi alacak. Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'nde (Yurt-Kur) Kurum İdari Kurulu devrim gibi bir dizi karara imza attı. Kurul'da alınan kararlara göre kapasitesi yüksek yurtlardan başlamak üzere elektronik parmak izi sistemine geçilecek. Ayrıca büyük yurtlarda elektrik kesintilerine karşı jeneratör kullanımına geçilecek. Yurt-Kur, bu doğrultuda öğrenci giriş ve çıkışlarının, akşam imzalarının ve yemek kuponlarının elektronik ortamda takip edilmesi (e-Yurt ) projesi kapsamında kapasitesi fazla olan yurtlara öncelik verilmek suretiyle bu yıl 29 yurt müdürlüğü için ihale yaptırdığını açıkladı. Yurt-Kur, ayrıca bütçe imkanları ölçüsünde başta büyük kapasiteli yurtlar olmak üzere kurum yurtlarında elektrik kesintisine karşı jeneratör kullanımına geçmeye başlarken, yeni yapılan yurtlarda da jeneratör tesisi kurulması kararı aldı. -YURT ÜCRETLERİ BANKA YOLUYLA TAHSİL EDİLECEK- Yurt-Kur, yurt ücreti tahsilatlarının banka kanalıyla yapılması için ön çalışmalara başladığını bildirirken, ilgili kurum ve kuruluşlarla yapılacak etüt çalışması neticesinde belirlenecek sonuca göre ücretler yurtlarda kalan öğrencilerden banka yoluyla tahsil edecek. Ayrıca kurum, yaz aylarında boş bulunan yurt tesisleri ve uygun bahçe alanlarının otopark, düğün, kongre, sportif faaliyetler gibi organizasyonlar için işleticiler marifeti veya uygun görülecek başka bir yol ile işletilmesi konusunda araştırma yapma kararı aldı. -YURTLARIN GÜVENLİK GÖREVLİLERİ GENÇLİK PSİKOLOJİSİ EĞİTİM ALACAK- Yurt-Kur bünyesinde yurtlarda görev yapan bazı personele verilmekte olan gençlik psikolojisi eğitimi genişletilerek, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapanlar da dahil olmak üzere tüm personel için gençlik psikolojisi ve iletişimi konulu eğitim ve seminerler verilmesini kararlaştırdı. Yurt-Kur, bu çerçevede, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan personel dahil koruma ve güvenlik görevlileri, yurt yönetim memurları, öğrenci işleri, muhasebe, kredi işleri ve bunun gibi tüm birimlerde görev yapan tüm personele gençlik psikolojisi konusunda eğitim verecek.
Yüksekokullara 'sınavsız giriş' kaldırılıyor
Meslek lisesi mezunlarının alanlarıyla ilgili meslek yüksekokullarına sınavsız geçişi kaldırılıyor. Yüksekokullara öğrenci alımının yeniden ÖSS veya bir 'yetenek sınavı' ile yapılması planlanıyor. Yüksekokullara alınacak öğrencilerin seviyelerinin yükseltilmesini amaçladıklarını dile getiren YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, çalışmanın son aşamaya geldiğini kaydetti. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), meslekî yükseköğretimin geliştirilmesi için bir dizi tedbir üzerinde çalışıyor. İlk planda meslek yüksekokullarının (MYO) akademik ve fiziki durumlarının düzeltilmesi üzerinde durulurken, öğrenci kalitesinin artırılması için de 'sınavsız geçiş'in kaldırılması öngörülüyor. 2002-2003 akademik yılında 'reform' olarak başlatılan uygulama, 'sınav olmayınca MYO'lara nitelikli öğrenci gelmediği' gerekçesiyle meslek yüksekokulu müdürleri tarafından son yıllarda sert bir şekilde eleştiriliyordu. Okul müdürleri, MYO'lara ÖSS ile öğrenci alınmasını istiyordu. 'Sınavsız geçiş'in yanında MYO'ların fakültelere geçiş için yapılan 'Dikey Geçiş Sınavı'nı (DGS) da masaya yatıran YÖK, çoğu öğrencinin başarısız olduğu ve üniversitelerin çok az kontenjan ayırdığı bu sınavı da değiştirmeyi düşünüyor. Kanunen MYO öğrencilerinin yüzde 10'unun fakültelere geçebilmesi gerekirken, uygulamada bu oran çok aşağılarda kalıyor. YÖK, belirli bir başarıyı yakalayan MYO öğrencilerinin alanlarıyla ilgili fakültelere geçiş yapmasını istiyor. Çalışmaların YÖK Genel Kurulu'na sunulması ve onay alması halinde kanun değişikliği taslağı hazırlanarak Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderilmesi bekleniyor. Meslekî eğitim ülke için önemli Meslekî ve teknik eğitimi 'Türkiye için hayati önemde bir konu' olarak değerlendiren YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, meslek yüksekokullarına öğrenci alımını yeniden düzenlemek için çalıştıklarını söyledi. Meslekî yüksek teknik okulların kaldırılarak yerine teknoloji fakülteleri kurulmasına ilişkin çalışmalarının son aşamaya geldiğini açıklayan Özcan, "Uygulama mühendisi mezun edecek bu fakülteler için teknik çalışmaları tamamladık, önümüzdeki günlerde Genel Kurul'da değerlendireceğiz." dedi. Özcan, meslek yüksekokulu öğrencilerinin bir yıl Türkiye'de bir yıl da ABD'de eğitim almasına yönelik çalışmalar da sürdürdüklerini hatırlattı. Meslek yüksekokullarının en ciddi sorununu 'ekonominin ihtiyacı olan kaliteli insan gücünü yetiştirememesi ve ekonomiden uzak oluşları' olarak değerlendiren YÖK Başkanı, şunları söyledi: "Bu nedenle bu okul mezunları iş bulamıyor. Çözüm, bu okullar ile iş dünyası arasında organik bir bağ kurmak. Her meslek yüksekokulunun işadamlarından kurulu bir danışma kurulu olacak. Bu kurul müfredat programlarını okul idaresiyle birlikte hazırlayarak istenilen elemanların mezun edilmesini sağlayacak ve bu sayede mezunlar hemen iş bulabilecek." YÖK, yüksekokulların iş dünyasıyla birlikte yönetilmesini de öngörüyor. Bu okullarda iş dünyasının ileri gelenlerinden oluşan bir 'Danışma Kurulu' kurulacak. Okullardaki müfredatın hazırlanması dahil birçok uygulama danışma kuruyla birlikte yürütülecek. İbrahim Asalıoğlu Zaman
İstanbul Üniversitesi'nde 12 isim rektörlük yarışında
551 yıllık mazisi ile Türkiye'nin köklü kurumlarından İstanbul Üniversitesi'ni rektörlük seçimi heyecanı sardı. Adaylık için ismini açıklayan 12 profesör arasında YÖK üyesi Prof. Dr. Yunus Söylet'in de adı yer alıyor.
TÜRKİYE'NİN en büyük eğitim kurumlarından İstanbul Üniversitesi'nin (İÜ) yeni yıl öncesinde yapacağı rektörlük seçimi için yarış başladı. Mevcut rektör Prof. Mesut Parlak'ın yaş haddinden aday olamadığı seçim için resmi sürece girildi. Aralık başında yapılması beklenen seçimler için şuana kadar 12 profesör resmi olarak adaylığını açıkladı. İÜ'nin tarihinde ilk defa bu kadar çok öğretim üyesinin aday olduğu bir seçim yaşanacak. İÜ rektörlük seçimlerinde yaklaşık 2 bin 240 öğretim üyesi oy kullanacak. İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri'nden oy kullanacak bin 28 öğretim üyesi rektörün belirlenmesinde en önemli rolü oynayacak. Cerrahpaşa'da 528, İstanbul Tıp'ta ise 500 öğretim üyesi bulunuyor. Seçim gününe kadar her öğretim üyesi aday olabiliyor. İlk 6'ya giren rektör adayının adı YÖK'e bildirilecek. YÖK ilk 3'ü belirleyerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayını sunacak. Prof. Dr. Mesut Parlak 2005 yılındaki seçimlerde 743 oy alarak rektör seçilmişti.
GENEL CERRAHİ UZMANI ÇOĞUNLUKTA
PARLAK'IN yerine rektörlük için yarışacak 12 adaydan 5'i genel cerrahi uzmanı. İşte o adaylar: YÖK üyesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi öğretim üyesi Prof. Dr. Yunus Söylet, eski bakan Genel Cerrah Prof. Dr. Ahat Andican, Genel Cerrah Prof. Dr. Erhun Eyüpoğlu, Genel Cerrah Prof. Dr. Kenan Ulualp, Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Seyfettin Uludağ, Tıp Fakültesi'nden ise eski dekan Kardiyolog Prof. Dr. Faruk Erzengin, Genel Cerrahlar Prof. Dr. Mustafa Keçer ve Prof. Dr. Ali Akyüz ile Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülçin Bermek, Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı ve Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Erdin, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Boydak, İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Batmaz.
ADAYLARDAN VAAT ÜSTÜNE VAAT
PROF. Dr. Faruk Erzengin: Tıp fakültelerinin taşınmasına karşıyım. Bizim dönemimizde böyle düşünce olmayacak. Türban konusunda yasalar ne emrederse o olur.
Prof. Dr. Seyfettin Uludağ: Günün her saatinde öğretim üyesi, öğrenci ve halkımızı yan yana getirecek bir kültür merkezi niteliğinde ?Üniversite kenti oluşturacağız.
Prof. Dr. Ahat Andican: Üniversite içerisinde çalışan akademik personele ve diğer personele bu kurumun üyesi olmaktan gurur duyabilecekleri bir sosyal yaşam alanı oluşturulması gerekir. Benim hedefim budur.
Prof. Dr. Gülçin Bermek: Üniversiteyi akademik personeli ve öğrencileriyle birlikte daha ileriye taşıyacağıma inanıyorum.
Prof. Dr. Melih Boydak: Ana stratejimiz üniversitemizi dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında yer alma vizyonuna ulaştıracak sosyal, kültürel ve bilimsel ortamı yaratmaktır.
Prof. Dr. Erhun Eyüpoğlu: Öğretim ve araştırmada nitelik ve verimlilik yükseltilecek. Fakültelerin yapısal durumlarına, işlev ve amaçlarına uygun projeler üretebilmelerine fırsat verilecektir. ÖZKAN TAMİRAK
En güçlü aday Prof. Söylet
İSTANBUL Üniversitesi Rektör adaylarından YÖK üyesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Söylet, adaylığına ilişkin bir açıklama yapmazken seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği öğretim üyelerine ayrımcılık yapmadan toparlayıcı, birleştirici bir rektör olacağının sözünü verdiği öğrenildi. Prof. Dr. Söylet'in ismi üniversite çevresinde rektörlük için en güçlü adaylardan biri olarak geçiyor. Prof. Dr. Söylet, akademisyenliğinin yanı sıra yardımsever kimliğiyle de tanınıyor. Özellikle sokaklarda yaşayan kimsesiz çocuklar, yaşlılar ve bakıma muhtaç kişilere barınma, korunma, sağlık, eğitim ve tedavi hizmeti veren Sıcak Yuva Vakfı'nın başkanlığını yürütüyor
star
Özel yabancı ortaöğretim okulları sınavı 31 Mayısta
Özel Yabancı Ortaöğretim Okulları Sınav Yürütme Kurulu'nca yapılan açıklamada, Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'nın (OKS) kaldırılması nedeniyle İstanbul, İzmir ve Mersin'de faaliyet gösteren özel yabancı ortaöğretim okullarının 2009-2010 öğretim yılında öğrencilerini, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce yapılacak ortak bir sınavla alacağı belirtildi. Sınav Yürütme Kurulu'nun açıklamasında şunlar kaydedildi:
"Ülke genelinde 8'inci sınıf öğrencilerinin katılacağı sınav, Seviye Belirleme Sınavı'ndan (SBS) önce 31 Mayıs 2009 pazar günü yapılacaktır. Sınavda milli eğitim müfredatına uygun sorular sorulacaktır. Müfredat dahilindeki soruların yüzde 70'i 8'inci sınıf, yüzde 30'u 7'inci sınıf kazanımlarından olacaktır. Sınav toplam 100 sorudan ibaret olup, 25 soru Türkçe, 25 soru matematik, 20 soru fen bilgisi, 20 soru sosyal bilgiler, 10 soru dil öğrenme yeteneği olarak belirlenmiştir. Sınav süresi 120 dakikadır ve tek oturumda yapılacaktır. Bilgiyi kullanma ve yorumlama becerisi ile dil öğrenme yeteneğinin ölçüleceği bir sınav gerçekleştirilecektir."
Daha kapsamlı bilginin "www.yabanciokullarsinavi.org" adresinden öğrenilebileceği ifade edilen açıklamada, başvuru şekli ve sınav hakkındaki ayrıntılı açıklamaların ileriki tarihlerde kamuoyuna duyurulacağı bildirildi.
Avustralya Türk öğrencileri bekliyor
Avustralya'nın Ankara Büyükelçisi Peter Doyle, bir etkinlik için geldiği Mersin'de, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yurt dışında okumak isteyen Türk öğrencilerine, ülke seçeneklerine daha geniş bakmalarını önerdi. Avustralya'ya çeşitli ülkelerden öğrenci getirilmesinde son 10-12 yılda olağanüstü bir başarı sağladıklarını belirten Doyle, ''özellikle Doğu Asya ve Hindistan'dan pek çok öğrenci aldık'' dedi. Avustralya'ya Türkiye'den çok fazla öğrencinin gitmediğini ifade eden Doyle, şunları kaydetti: ''Daha fazla Türk öğrenciyi ülkemize çekmeye çalışıyoruz. Yaptığımız çalışmalar çerçevesinde bu sayı her geçen gün artıyor. Öğrenciler Erasmus gibi değişik programlar nedeniyle öncelikle Avrupa'yı tercih ediyorlar, ancak, bizim de Avustralya hükümeti olarak tüm dünya ülkelerine sunduğumuz ve içinde Türkiye'nin de bulunduğu Endeavour bursları bulunuyor. Özellikle üniversiteli öğrenciler ile üniversite sonrası eğitime yönelik bursları kapsıyor. Bu aslında oldukça geniş bir program. Avustralya'da birkaç ay yapılacak araştırma gibi çalışmaları kapsıyor. Bunların içinde master ve doktora programını da bulunuyor.'' Söz konusu bursu geçen yıl 10 Türk'ün kazandığını vurgulayan Doyle, ''bu arkadaşlar Türkiye'ye döndüklerinde Avustralya'daki eğitim sistemini anlatacak ve bu ilişkiler daha fazla gelişecek. Böylelikle burs başvurusunun artacağını umuyorum'' diye konuştu. Yurt dışında okumak isteyen öğrencilere seçeneklerini geniş tutmalarını, ABD ve Avrupa ülkelerinin yanında Avustralya'yı da düşünmelerini öneren Doyle, şunları kaydetti: ''Avrupa ya da Amerikanın onları cezbetmesini anlıyorum, ama Avustralya çok yüksek düzeyde eğitim sunuyor. Ayrıca konaklama ve yaşam şartları pahalı değil. Avustralya'da, Avrupa ve Amerika'da olduğundan çok daha az masrafla okuma fırsatına sahipsiniz. Ve yaşamak için harika bir yer. Hepsinden önemlisi aslında o kadar uzak da değil.'' -AVUSTRALYA'YA GÖÇLER- Büyükelçi Peter Doyle, Avustralya'nın hala tüm dünyadan göçmen kabul ettiğini de söyledi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk göçleri Avrupa ülkelerinden aldıklarını belirten Doyle, ''öncelikle İngiltere, Hollanda, İtalya, Yunanistan ve Polonya'dan göç aldık, sonra da Türkiye'den. Günümüzde ise gelişmekte olan Vietnam, Çin ve Hindistan gibi ülkelerden talep almaya başladık'' dedi. Şu anda hemen hemen her ülkeden Avustralya'ya göçün sürdüğünü belirten Doyle, ''resmi anlaşma çerçevesinde Türkler de ikamet ve çalışma amaçlı olarak 1968 yılından bu yana Avustralya'ya göç ediyor. Bugün ortada tartışmalı bir sayı var. Türk Avustralyalılar kendi içlerinde tam sayıya karar veremiyor. Bazıları 50 bin kadar düşük bir rakam telaffuz ederken, bazıları ise bu sayının 150 bin civarında olduğunu söylüyor'' dedi. Türkiye'den Avustralya'ya gidenlerin sayısında son yıllarda düşüş olduğuna işaret eden Doyle, şöyle devam etti: ''Özellikle Türk Avustralyalılar, artık Avustralya'da evleniyor. Belki de bu düşüşte önemli bir etken. Avustralya her zaman için gelen kişilere öncelikle oturma izni veriyor, daha sonra da yurttaşlık seçmeleri için onları cesaretlendiriyor. Bunu Türkler o yıllarda kabul etti ve Avustralya toplumuna büyük bir katkı sağladılar.'' Avustralya'ya gelen ve başarılı olan Türklerin daha sonra AB ülkelerine gitmeyi tercih ettiğini bildiren Doyle, ''Avustralya'daki Türkler kültürlerini korumak açısından gayet başarılılar. Ama biz bu çok kültürlülüğü ulusumuz adına değer olarak görüyoruz. Farklı kültürlerden farklı geçmişleri olan bu insanların Avustralya'ya yaptığı katkının bizi daha da zenginleştirdiğini düşünüyoruz'' diye konuştu. Doyle, günümüzde göç programına müracaat edenler veya etmesini bekledikleri kişilerin genç, İngilizce bilen ve bir beceriye sahip olmalarını önemsediklerini sözlerine ekledi. AA
Sozlesmeli ogretmenlik icin yarin son gun
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla, KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre, toplam 13 bin sözleşmeli öğretmen görevlendirecek. Sözleşmeli öğretmenlik için adaylar bakanlığın, ''http://personel.meb.gov.tr'' veya ''http://ilsis.meb.gov.tr'' internet adreslerinden başvurabilecek. Başvurular il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerinde oluşturulan başvuru bürolarından herhangi birinde onaylatıldıktan sonra resmi hale gelecek. Başvurularda hiçbir gerekçeyle ücret alınmayacak. Atamalar 5 Kasım Çarşamba günü bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün bakanlığın, ''http://personel.meb.gov.tr'' adresinden duyurulacak. Görevlendirilenlerin 14 Kasımdan itibaren görevlendirildikleri il milli eğitim müdürlüklerine, ''2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu''nda istenilen belgelerle bizzat başvurmaları gerekiyor. -BRANŞLAR- Bakanlık, en çok sınıf öğretmenliği branşında öğretmen alacak. Sözleşmeli öğretmenlik için başvuru yapılacak alanlar, taban puanları ve kontenjanları şöyle: ''Acil Tıp Teknisyenliği (50 puan-13), Ahşap Teknolojisi-1 (80 puan-13), Anestezi (50 puan-1), Beden Eğitimi (70 puan-258), Bilişim Teknolojileri (60 puan-307), Biyoloji (80 puan-176), Büro Yönetimi ve Sekreterlik (75 puan-3), Coğrafya (70 puan-308), Çevre Sağlığı (70 puan-1), Çocuk Gelişimi ve Eğitimi (60 puan-119), Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (50 puan-400), Diş Protez ( 45 puan-1), El Sanatları Teknolojisi-1 (65 puan-1), Elektrik-Elektronik Teknolojisi-1 (85 puan-30), Felsefe (75 puan-141), Fen ve Teknoloji/Fen Bilgisi (85 puan-783), Fizik (85 puan-164), Giyim Üretim Teknolojisi (80 puan-8), Görme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği (50 puan-2), Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri (55 puan-12), İHL Meslek Dersleri (50 puan-71), İHL Meslek Dersleri Arapça (50 puan-9), İlköğretim Matematik Öğretmenliği (80 puan-700), İngilizce (65 puan-1396), İnşaat Teknolojisi-1 (70 puan-6), İşitme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği (60 puan-5), Kimya (80 puan-170), Kuyumculuk Teknolojisi (50 puan-2), Laboratuvar (50 puan-9), Makine Teknolojisi-1 (70 puan-6), Matematik (80 puan-640), Medikal Bakım (55 puan-10), Metal Teknolojisi (70 puan-9), Motorlu Araçlar Teknolojisi (75 puan-2), Muhasebe ve Finansman (80 puan-34), Müzik (50 puan-163), Okul Öncesi Öğretmenliği (70 puan-530), Pazarlama ve Perakende (80 puan-1), Rehber Öğretmen (50 puan-450), Resim İş/Resim/Görsel Sanatlar (65 puan-100), Sınıf Öğretmenliği (75 puan-3696), Sosyal Bilgiler (80 puan-449), Tarih (80 puan-239), Teknoloji ve Tasarım (50 puan-199), Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme (75 puan-6), Tıbbi Sekreterlik (75 puan-5), Toplum Sağlığı (70 puan-1), Türk Dili ve Edebiyatı/Dil ve Anlatım/Türk Edebiyatı (60 puan-731), Türkçe (80 puan-521), Veteriner Sağlık (50 puan-1), Yiyecek İçecek Hizmetleri (70 puan-8), Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği (50 puan-90).'' AA
35 bin öğrenciye Vitamin paketi
TTnet'ten yapılan açıklamada, ilköğretim 4., 5., 6., 7. ve 8'inci sınıfta okuyan öğrencilerin, Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı ile uyumlu, interaktif ders içeriklerine ulaşabildiği TTnet Vitamin'in, eğitimde kalitenin artmasını sağladığı bildirildi.
Vitamin ile öğrenciler, ders kitabı maketi üzerinden konuları rahatlıkla takip edip 3 boyutlu canlandırmalar ile derse kolaylıkla hazırlanıyor.
Sözleşmeli öğretmene doğu sürprizi
13 bin öğretmen adayını sözleşmeli olarak atamaya hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı'nın adaylara 5 yıllık doğu görevi sürprizi yapacağı iddia edildi. Bakanlığın 5 Kasım'da yapılacak atamalarda doğu illerine giden öğretmenlere 5 yıllık sözleşme imzalattıracağı iddiası ortaya çıktı. İddialara göre, sözleşmeli atanacak öğretmenler, bazı doğu illerinde 5 yıllık sözleşme imzalatılarak, aynı şehirde "çakılı" kalmaya mecbur bırakılacak. Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu daha önce, "Önümüzdeki günlerde Hakkâri ilimize 5 yıl burada kalacak şekilde 561 öğretmen tayini olacak" şeklinde açıklama yapmıştı.
YURTKUR'dan otel kalitesinde yurt
Albayrak, Adnan Menderes Üniversitesi Merkez Yerleşkesi'ndeki YURTKUR Aydın Yurt Müdürlüğü'nün ISO 9001:2000 belgesi alması dolayısıyla düzenlenen törene katıldı. 2003'de göreve başlarken kendisine ilke olarak 3 nokta belirlediğini ve bunların yurt standartlarının yükseltilmesi, üniversite gençliğinin temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar burs veya kredi verilmesi ve kurum çalışanlarının memnuniyetinin sağlanması olduğunu söyledi. Bu doğrultuda yüksek öğrenim öğrencilerinin çağdaş ve güvenilir barınma, beslenme, kredi, burs hizmetleri, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle kişisel gelişimlerine sosyal devlet yaklaşımıyla katkıda bulunmayı kendilerine misyon edindiklerini ifade eden Albayrak, şöyle konuştu: ''Fiziksel imkanları yeterli yurtlarda barınan öğrencilerin memnuniyetinin daha yüksek olduğu ve öğrenim yaşamındaki başarıyı pozitif yönde etkilediğinden yola çıkarak, misyonumuz doğrultusunda yurtlarımızın kalitelerini yükselttik. Son 5 yıldır otel standartlarında ahşap mobilyalı, karyola sisteminde 1,2,3 ve 4 kişilik, içinde banyo, tuvalet, televizyon, buzdolabı ve telefon bulunan yurtlar hizmete sunulmaktadır. Yurtlardaki kalitenin yükseltilmesiyle yetinmeyerek, verdiğimiz hizmetlerdeki kalitenin sürekliliğinin sağlanması için yurtlarımızda ISO 9001 belgesinin alınmasını hedefledik. Kurumumuzun stratejik planında da bu konuya öncelikli olarak yer verdik. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu olarak 2009-2011 yılları arasında uygulayacağımız stratejik planımızda yer verdiğimiz 14 hedef arasında, 2013 yılı sonuna kadar 2007 yılı yurt sayısının yüzde 20'si olan 46 yurda ISO 9001 kalite belgesi almak hedefi de yer almaktadır. Anlayışımız şudur; Bizim çocuklarımızın kalamayacağı bir yurda, başka bir çocuğumuzun kalmasını asla arzu etmiyoruz.'' Albayrak, şu anda 40 bin kapasiteli 54 yurt projesinin yapımının devam ettiğini, bu yurtların tamamlanmasıyla YURTKUR yurtlarının yüzde 38'inin modern yurt olacağını da kaydetti. Konuşmanın ardından, Aydın Valisi Mustafa Malay, ISO 9001:2000 kalite belgesini Genel Müdür Albayrak'a verdi. Daha sonra ISO 9001:2000 kalite belgesi flaması göndere çekildi. AA
Lojistik Meslek Yüksekokulu açıldı
Özellikle lojistik alanına odaklı bir eğitim politikası yürütecek olan Meslek Yüksekokul'u bu özelliği ile bir ilk oluyor. Yüksekokul için çok önemli olan bu günde sabırsızlıkla beklenen öğrencilere kavuşmanın mutluluğunu yaşadıkları her halinden belli olan akademik kadro, sayın Atatürk ve silah arkadaşları için 1 dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı ile törene başladılar. Lojistik bölüm öğrencisi Sibel Somuncu tüm öğrencilere hoş geldin konuşmasını yaptı. Müdür Zafer Aslan ve Mütevelli Heyet Başkan Vekili Mustafa Melek ile beraber Beykoz ilçesine ve yüksekokulumuzun kuruluşuna büyük emeği geçen belediye başkanı sayın Muharrem Ergül de açılış günü konuşmacı olarak yer aldı. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulunun kuruluşu sırasında hamiliğini üstlenen Galatasaray Üniversitesi'nden Rektör Yardımcısı sayın Prof.Dr. Mehmet Şakir Ersoy ilk açılış dersini verdi. Yerleşim olarak lojistik sektörüne yakınlığı ile dikkat çeken Beykoz bölgesinde eğitime başlayan Meslek Yüksekokulu'nda alanında uzman birçok akademisyen ve sektör uygulayıcıları ders verecek. Yabancı birçok eğitim kurumu ve sektörel kuruluşlarla işbirlikleri olan okulda gelecek yıllarda farklı yeni bölümlerin açılması planlanıyor. www.beykoz.edu.tr
Başarının sırrı birinci sınıfta
İlköğretim birinci sınıf hem çocuklar hem de anne ve babalar için okul yaşamında ilk deneyimin yaşandığı aşama. Daha önce ilköğretimde çocuk okutmayan aileler için bu dönem deneme yanılma yöntemi ile geçiyor. Oysa çocuğun aile desteğine gereksinim duyduğu bu zorlu dönemin bilinçli bir anne ve baba desteği sayesinde kazanımlara dönüştürülmesi mümkün. Çocukları ilköğretime başlayan anne ve babalar için gereken desteği sağlamak ve ilköğretim birinci sınıfın önemine dikkat çekebilmek için Tüm Özel Öğretim Kurumları (TÖDER) "Eğitim Başarmaktır: İlköğretim Birinci Sınıf Anne ve Baba Kitabı" isimli yayını çıkardı. Kitabı eğitimci Prof. Dr. Adil Çağlar kaleme aldı.
AİLELER FARKINDA DEĞİL
8 yıllık ilköğretimin birinci sınıfta yapılandırıldığına değinen Çağlar, anne ve babaların bilinçlenmesi ile bu dönemin sorunsuz yaşanabileceğini ve bu sayede daha sonraki öğretim yıllarının da başarı ile geçirilmesinin sağlanabileceğini vurguluyor. Birçok aile için birinci sınıfın "okuma yazmanın öğrenildiği yer" olarak tanımlandığını söyleyen Çağlar, ailelerin bu sınıfın ne kadar önemli olduğunun farkında olmadıklarını belirtiyor: "Burası sadece bir sınıf değil, 8 yılın ve ortaöğretimin yapılandırıldığı bir yer. Anne babanın deneyiminin olmaması, öğretmenlerin motivasyonsuzluğu ve sınıf mevcutlarının fazlalılığı gibi nedenlerle bu sınıf ihmal ediliyor. Halbuki çocuk bu sınıfta sosyalleşmeyi, grup içerisinde olmayı öğreniyor, kendi ve diğerlerinin farklılıklarını kabul ediyor." Kitabı velilere bakış açısı verebilmek için yazdığını söyleyen Çağlar bu sınıfta anne ve baba ile öğretmenin işbirliğinin sağlanmasının başarıyı getirdiğini vurguluyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Eğitimde doğru bilinen yanlışlar
Çağlar, eğitimde doğru bilinen yanlışları ise şöyle sıralıyor:
Erken okuma yazma öğrenen çocuk zekidir: Önemli olan çocuğun nasıl öğrendiğinin belirlenmesidir. Ne erken okumayı öğrenen çocuk zekidir, ne de geç öğrenende zekâ geriliği vardır.
Erken okuma yazma öğreten öğretmen iyidir: Birçok aile kasım ayında okuma yazmayı öğreten bir öğretmeni başarılı bulur. Öğrencinin okulunu sevmesi, arkadaşları ile mutlu olması ve birey olarak kendini ifade etmesi ile değerlendirilir. Okumayı ve yazmayı öğrenme yalnızca bu hedeflerden birisidir.
Sert öğretmen iyidir: Öğretmen ailenin veremediği disiplini onlar adına verecek kişi değildir. Öğretmeni taşeron gibi kullanmayız.
İyi okul meşhur okuldur: Önemli olan okulun çocuk için iyi olmasıdır.
Sabah
Öğrenci affı Resmi Gazete'de
Üniversitelerden çeşitli nedenlerle ilişiği kesilen öğrencilere "af" olanağı sağlayan 5806 sayılı "Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 7 Haziran 1995 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversitelerden ilişiği kesilenlere yeni bir hak verilecek.
Üniversitelerden çeşitli nedenlerle ilişiği kesilen öğrencilere "af" olanağı sağlayan 5806 sayılı "Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 7 Haziran 1995 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversitelerden ilişiği kesilenlere yeni bir hak verilecek. Kanuna göre, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerin hepsi aftan yararlanabilecek. 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteği ile ilişikleri kesilenler dahil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla aftan yararlanabilecekler. 1980 sonrası çıkartılan aflardan hiç bir şekilde yararlanmayanlar da bu kanun kapsamında aftan yararlanacak. Başvuruda bulunanlar, ilgili yükseköğretim kurumları tarafından, 2 aylık başvuru süresinin dolması beklenmeden de bu haklardan yararlandırılabilecek. Bir yükseköğretim kurumu adına, yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan, başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler de af kapsamında değerlendirilecek.
-AFTAN YARARLANANLARA SINAV VE DEVAM HAKKI-
Ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir dönel devam etme hakkı, eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı verilecek. Devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 4 sınav hakkı, istemeleri halinde başarısız oldukları derslere 1 eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı, devam zorunluluğu bulunmayan dersler için ise 4 sınav hakkı tanınacak. Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için 2 yıl tez hazırlama süresi, doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara 3 sınav hakkı tanınacak. Sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara ise başarısız oldukları derslerden laboratuar ve uygulamalı derslere devam ve eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartıyla 3 sınav hakkı tanınacak.
-LİSANS ÜSTÜ DÜZEYDE İLİŞİĞİ KESİLENLER-
Lisans üstü düzeyde ilişiği kesilenlere devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı ve 3 sınav hakkı tanınacak. Devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 3 sınav hakkı verilirken, istemeleri halinde bu dersleri değiştirerek bir eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı, yeterlik için 3 sınav hakkı verilecek. Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için de 3 yıl tez hazırlama süresi verilecek. Not ortalaması nedeniyle mezun olamayanlara, istedikleri 3 dersten not yükseltmek için 2 sınav hakkı alabilecekler.
-TUTUKLULAR DA YARARLANABİLECEK-
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerliğini yapanlar terhislerini, gözaltında, tutuklu veya hükümlü olup da ceza infaz kurumlarında bulunanlar ise bu hallerinin sona ermesini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde aftan faydalanabilecekler.
-DAVALIK OLANLAR DA AFTAN FAYDALANACAK-
Başvuru süresi sonuna kadar yükseköğretim kurumlarınca haklarında ilişik kesme işlemi uygulanan, yükseköğretim öğrenimi gören öğrencilerden, ilişik kesme işlemine yargı yoluna başvurmuş olanlar da başvurmaları halinde yeniden kayıt yaptırma hakkına sahip olacak. Davanın, davacının aleyhine sonuçlanması, öğrencinin aftan yararlanmasına engel olmayacak. İlişiklerinin kesildiği kurumlara dönmeleri mümkün olmayanlardan vakıf yüksek öğretim kurumlarına kayıt yaptıranlar, istedikleri yüksek öğretim kurumlarına yönlendirilecekler. Birden fazla kurumdan ilişiği kesilen gençler ise üniversitelerden birisine başvuruda bulunabilecek.
-AF İLE ÜNİVERSİTEYE DÖNENLERE "YIL KAYBETMEMİŞ" İŞLEMİ YAPILACAK-
Af kapsamında verilen sınav ve devam hakkının kullanılması sonunda başarılı olanların öğrenciliğe girişleri yapılacak ve haklarında, yıl kaybetmemiş öğrenciler gibi işlem yapılacak. Başarısız olunan derslerin programdan çıkarılmış olması halinde bu derslerin yerine, ilgili yükseköğretim kurumu tarafından başka dersler belirlenecek. Pedagojik formasyon programını tamamlayamayanlar için 3 sınav hakkı verilecek, yapamadıkları uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumu tarafından devam imkanı sağlanacak. Lisansüstü öğrenimlerini tamamlayamadıkları için yükseköğretim kurumlarındaki görevlerine son verilenler, kendilerine tanınan haklardan yararlanarak, öğrenimlerini verilen sürede tamamlamaları kaydıyla, mezuniyetlerinin ardından 30 gün içinde YÖK'e başvuracak. Başvurunun ardından 2 ay içinde adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumuna veya YÖK'ün uygun göreceği başka bir yükseköğretim kurumuna araştırma görevlisi olarak atanacak. Para borçları olanların bu borçları, hizmet borcuna dönüştürülecek. Bu kişilerin haklarında başlatılan takibat ise öğrenimleri süresince durdurulacak. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan ödemeler ise iade edilmeyecek.
-AÇIKÖĞRETİM DE AFTAN FAYDALANACAK-
Açıköğretim fakülte ve yüksekokullarında, ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenlere yeniden kayıt hakkı verilecek. Lisans programlarına devam ederken çeşitli nedenlerle ön lisans diploması alarak kurumlarından ayrılanlar da bu haklardan yararlandırılacak.
-UZMANLAR DA AF KAPSAMINDA-
Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Adli Tıp Kurumu'nda tıpta uzmanlık öğrenimi görmekte iken ilişiği kesilenler de başvuru süresi içinde Sağlık Bakanlığı'na veya Adli Tıp Kurumu'na başvurmaları halinde aftan yararlanacak. Askere alınmaları gerekenler ise kanunda belirtilen hakları kullanmaları halinde tecilli veya tehirli sayılacak. Bu kanundan yararlanarak öğrencilik hakkı kazananların askerlik ve tecil işlemlerinde, Askerlik Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanacak. Bu kişilerin askerlik süresi boyunca öğrenim hakları dondurulacak.
-TSK VE POLİS AKADEMİSİNDEN ATILANLARA ÜNİVERSİTE ŞANSI-
GATA, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları, polis akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvurmaları halinde YÖK tarafından askeri okullar dışındaki fakülte veya yüksekokullara yerleştirilecekler. Belirlenen yükseköğretim kurumlarınca intibakları yapılan gençler de diğer öğrenciler gibi bu haklardan yararlanacak
Cumhuriyet'imizin 85. kuruluş yıldönümü kutlu olsun!
Cadde ve sokakları bayrak ve Atatürk fotoğraflarıyla süsleyen vatandaşlar, bayramın heyecanını doyasıya yaşıyor. Kutlamalar için hazırlıklar günler öncesinden başladı. Gün içerisinde gerçekleştirilen etkinlikler gece boyunca da sürecek.
Öğretmenler odasında gizli kamera iddiası
Merkez Yüreğir ilçesindeki bir lisede, geçen eğitim-öğretim sezonunda müdür olarak atanan S.F.A'nın talimatıyla hırsızlık ve kavga olaylarını önleyebilmek için okul koridorlarını, bahçesini ve laboratuvarları gösteren güvenlik kameraları yerleştirildi.
Danıştay kararıyla atamaların iptal edilmesinin ardından S.F.A, okul müdürlüğünden alınarak bir başka lisedeki öğretmenlik görevine geri döndü.
Okulda görevli bazı öğretmenler, öğretmenler odasında yangın sensörü olarak yerleştirilen cihazın içinde kamera olduğundan şüphelenerek, durumu diğer idarecilere bildirdiler.
İddiaya göre, yangın sensörünün içinde, kamera ve ses kayıt cihazı bulundu.
Bunun üzerine, bazı öğretmenler tarafından durum, dilekçe ile Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirildi.
İl Milli Eğitim Müdürü Abdulgafur Büyükfırat, iddiaların kendilerine ulaştığını, bir kurul oluşturulduğunu ve müfettişler tarafından iddiaların incelendiğini belirterek, ''Eğer bir suç unsurun rastlanırsa hem idari hem de adli soruşturma için gerekli girişimleri yapacağız'' dedi.
Üyelerinin de bulunduğu okulda sendika olarak iddia ile ilgili çalışma yürüttüklerini isöyleyen Eğitim-Sen Şube Başkanı Güven Boğa, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu anda bir okulda öğretmenlik yapan kişinin, müdürlük görevi sırasında öğretmenler odasında konuşulanları dinleyip, eğitimcileri kendi tarafından olan ve olmayanlar olarak ayırmaya çalıştığı öğrenildi. Bu konunun takipçisi olacağız.''
Köşk'ten öğrenci affına onay
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, üniversite öğrencilerine ''af'' olanağı tanıyan yasayı onayladı. Cumhurbaşkanlığı sitesinden yapılna açıklamada, Gül af yasasını onaylandığı şöyle belirtildi: "5806 sayılı "Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Anayasa'nın 89 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir." KANUN NELERİ GERİYOR Kanuna göre, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteği ile ilişikleri kesilenler dahil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla aftan yararlanacak. 1980 sonrası çıkartılan aflardan hiç bir şekilde yararlanmayanlar da bu kanun kapsamına alınacak. Bir yükseköğretim kurumu adına, yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan, başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler de af kapsamında değerlendirilecek. Başvuruda bulunanlar, ilgili yükseköğretim kurumları tarafından, 2 aylık başvuru süresinin dolması beklenmeden de bu haklardan yararlandırılabilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerliğini yapanlar terhislerini; gözaltında, tutuklu veya hükümlü olup da ceza infaz kurumlarında bulunanlar ise bu hallerinin sona ermesini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu haklardan faydalandırılacak. -SINAV VE DEVAM HAKKI- Başvuru süresi sonuna kadar yükseköğretim kurumlarınca haklarında ilişik kesme işlemi uygulanan, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden, ilişik kesme işlemine karşı idari yargı mercilerine başvurmuş olanlar da başvurmaları halinde yeniden kayıt yaptırma hakkına sahip olacak. Davanın, davacının aleyhine sonuçlanması, öğrencinin aftan yararlanmasına engel olmayacak. Ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için 1 eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı ve 4 sınav hakkı; devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 4 sınav hakkı; istemeleri halinde başarısız oldukları derslere 1 eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı, devam zorunluluğu bulunmayan dersler için 4 sınav hakkı tanınacak. Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için de 3 yıl tez hazırlama süresi verilecek. Not ortalaması nedeniyle mezun olamayanlara, istedikleri 3 dersten not yükseltmek için 2 sınav hakkı verilecek. -LİSANS ÜSTÜ DÜZEYDE İLİŞİĞİ KESİLENLER- Lisans üstü düzeyde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için 1 eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı ve 3 sınav hakkı; devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 3 sınav hakkı; istemeleri halinde bu dersleri değiştirerek 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı, yeterlik için 3 sınav hakkı verilecek. Yüksek lisans öğrencileri için 1, doktora öğrencileri için 2 yıl tez hazırlama süresi, doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara 3 sınav hakkı, sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, başarısız oldukları derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartıyla 3 sınav hakkı tanınacak. -AÇIK ÖĞRETİMDE KAYDI SİLİNENLERE KAYIT HAKKI- Af kapsamında verilen sınav ve devam hakkının kullanılması süreci sonunda başarılı olanların öğrenciliğe intibakları yapılacak ve haklarında, yıl kaybetmemiş öğrenciler gibi işlem yapılacak. Başarısız olunan derslerin programdan çıkarılmış olması halinde bu derslerin yerine, ilgili yükseköğretim kurumu tarafından başka dersler belirlenecek. Pedagojik formasyon programını tamamlayamayanlar için 3 sınav hakkı verilecek; yapamadıkları uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumu tarafından devam imkanı sağlanacak. Açık öğretim sistemi ile öğrenim yapılan ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenlere yeniden kayıt hakkı verilecek. Lisans programlarına devam ederken çeşitli nedenlerle ön lisans diploması alarak kurumlarından ayrılanlar da bu haklardan yararlandırılacak. -LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM GÖRENLER- Lisansüstü öğrenimlerini tamamlayamadıkları için yükseköğretim kurumlarındaki görevlerine son verilenler, kendilerine tanınan haklardan yararlanarak, öğrenimlerini verilen sürede tamamlamaları kaydıyla, mezuniyetlerinin ardından 30 gün içinde YÖK'e başvuracak. Başvurunun ardından 2 ay içinde adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumuna veya YÖK'ün uygun göreceği başka bir yükseköğretim kurumuna araştırma görevlisi olarak atanacak. Bunlardan para borçları olanların bu borçları, hizmet borcuna dönüştürülecek. Bu kişilerin haklarında başlatılan takibat ise öğrenimleri süresince durdurulacak. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan ödemeler ise iade edilmeyecek. Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile Adli Tıp Kurumunda tıpta uzmanlık öğrenimi görmekte iken ilişiği kesilenler de başvuru süresi içinde, Sağlık Bakanlığına veya Adli Tıp Kurumuna başvurmaları halinde tanınan haklardan, ayrıldıkları kurumlarda yararlanacak. Askere alınmaları gerekenler ise kanunda belirtilen hakları kullanmaları halinde tecilli veya tehirli sayılacak. Bu kanundan yararlanarak öğrencilik hakkı kazananların askerlik ve tecil işlemlerinde, Askerlik Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Bu kişilerin askerlik süresi boyunca öğrenim hakları dondurulacak. -TSK'YA VE POLİS AKADEMİSİNE BAĞLI EĞİTİM KURUMLARI- Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim kurumlarında (GATA, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları), polis akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvurmaları halinde YÖK tarafından askeri okullar dışındaki fakülte veya yüksekokullara yerleştirilebilecekler. Belirlenen yükseköğretim kurumlarınca intibakları yapılan öğrenciler, diğer öğrenciler gibi bu haklardan yararlanacak. Bu kanunun eğitim-öğretime ilişkin uygulama esaslarının belirlenmesinde, YÖK yetkili olacak. Sağlık eğitim enstitüleri gibi kapatılan kurumlardan ilişiği kesilenler veya kurumlarına dönmeleri mümkün olmayanlar da bu haktan yararlanabilecek. YÖK tarafından denklikleri kabul edilen yüksek öğretim kurumları belirlenerek, bu hakları kullanmaları sağlanacak. İlişiklerinin kesildiği kurumlara dönmeleri mümkün olmayanlardan vakıf yüksek öğretim kurumlarına kayıt yaptıranlar, istedikleri yüksek öğretim kurumlarına yönlendirilecek. Birden fazla kurumdan ilişiği kesilenler, ilişiklerinin kesildiği kurumlardan birisine başvuruda bulunabilecek. Tıpta uzmanlık yapacaklara, ilgili mevzuatta hekimlik ve istihdam için belirlenen şartları taşımaları şartıyla, uzmanlık eğitimine devam etme hakkı verilecek. Haber 7
Tedavi edilmeyen hiperaktivite okul başarısını düşürüyor
Sosyal ilişkilerini ve özgüvenini zayıflatıyor. Biyolojik, genetik ve psikososyal etkenlerin yol açtığı hiperaktivite, ilacın yanı sıra zihin ve dikkat geliştirici yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Çocuk psikologları, hiperaktif çocuğu cezalandırma yerine 'oyundan mahrum etme' gibi yöntemleri öneriyor.
Çocuğunuz aceleci, sabırsız, çok konuşan, söz kesen, dikkatsiz, ani tepki gösteren, durup dururken yola fırlayan, kurallara uymayan, başı sık derde giren, az uyuyan, unutkan, arkadaşlarınca dışlanan biri mi? Eğer bu sorunları sıkça yaşıyorsa evladınızda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olabilir. Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Uzman Çocuk Psikoloğu Hande Ertaş, hiperaktif çocukların yaşadığı problemlerin en önemlisinin dikkat eksikliği olduğunu vurguluyor. Ertaş'ın verdiği bilgiye göre bu çocuklar, normal ve normalin üstünde zekaya sahip. Ancak dikkat süreleri çok kısa olduğu için sıkça yaralanma ve kazaya maruz kalıyorlar. Bilgileri kullanmakta güçlük çekiyorlar. Bu durum başarılarının düşmesine, sosyal ilişki ve özgüvenlerinin zayıflamasına yol açıyor. Dikkatini toplayamadığı için zekasını kullanamayan hiperaktifler sınıfta birinci olabilecekken gerilere düşebiliyor. Sosyal uyumda güçlükler yaşayan bu çocuklar, kurallara uymadıkları için sürekli eleştiriliyorlar. Hastalığın belirtilerinin 4-5 yaşlarında belirgin hale geldiğini belirten psikolog Ertaş, "Hiperaktif çocukların bebekliklerinde çok ağlayan, huzursuz, az uyuyan bebekler olduğu ve sonraki yaşlarda kolay sıkılan, sık sık oyun değiştiren, hareketli çocuklar oldukları bilinmekte." diyor. Hastalığın esas tedavisinin ilaçla yapıldığını ifade eden Ertaş, şunları kaydediyor: "Hiperaktivite, dikkat geliştirici 'nörobiofeedback' yöntemiyle de tedavi ediliyor. Ayrıca zihin ve dikkat geliştirme çalışmalarını kapsayan Reha-Com yöntemi dikkat eksikliği ve dürtüsellik problemlerinde etkili oluyor. Hastalık tedavi edilmediğinde ileriki yaşlarda unutkanlık, organize olamama gibi sorunlara yol açıyor."
Öğretmenlere müzecilik semineri
Milli Eğitim Müdürlüğü konferans salonunda 350 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilen seminerde, öğretmenlere konuyla ilgili ayrıntılı bilgi, dünyadan ve Türkiye'den bu alanda yapılan çalışmalar üzerine bilgi verildi.
Günümüzde müzeler öğrencilerin öğrenme yaşantısının zenginleşmesine katkıda bulunan ideal mekanlardan biri olarak kabul edilmektedir. Müzelerin ideal bir öğretim yeri olmalarının nedeni, kültürle ilgili her türlü nesneyi barındırmaları, bunlarla bağlantılı drama, hikaye anlatımı gibi çalışmalarla da öğrencinin aktif katılımını sağlamalarından kaynaklanmaktadır. Böylece anlatılan konunun öğrencinin belleğinde kalıcı olması sağlanmaktadır. Diğer yandan onların birbirleriyle kaynaşmasına ve sosyalleşmesine katkıda bulunmaktadır. Kuruluş çalışmalarına 2006 yılı Kasım ayında başlanan ve ilk sergileri 2009 yılı ortasında açılacak olan Antalya Kent Müzesi de hem kentin tarihini ilgilendiren her alanda ortak bir kültürel üretim merkezi olarak, hem de bir öğrenim alanı olarak tasarlanmaktadır. Proje çalışmaları çerçevesinde Antalya Kent Müzesi'nin daha kuruluş sürecinde bir öğrenim yeri olarak tasarlanmasında kentte görev yapan öğretmenlerin görüş ve önerilerini almak amacıyla "Müzeler ve Öğrenim Çalışma Grubu" oluşturulmuştur. Kentteki üniversite, ortaöğretim ve ilköğretim kurumlarının temsilcilerini yan yana getiren bu grup, bir yandan müzenin sergi hazırlıklarında öncelikle çocukların ve gençlerin ihtiyaçlarını daha büyük bir özenle ele almakta öte yandan da gelecekteki müze ziyaretlerinin dünya standartlarında gerçekleştirilmesi için yapılacak hazırlık çalışmalarına ışık tutmaktadır. Müzecilik ve eğitim uzmanlarının değişik platformlarda ayrı ayrı dile getirdikleri müzelerin bir öğrenim yeri olarak tasarlanması ve ele alınması konusunu böylece gündemine alan Antalya Kent Müzesi Proje Hazırlık Merkezi, ilk olarak Müzeler ve Öğrenim Çalışma Grubu üyeleri için Müzecilik Uzmanı Mine Küçük'ün aynı konudaki eğitimine katıldı. Öğretmenlerden gelen yoğun talep üzerine Proje Hazırlık Merkezi Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de desteğini alarak 17 Haziran'da ilkini gerçekleştirdiği "Bir Öğrenim Alanı Olarak Müzeler Semineri"nin ikincisini planladı. Seminer, 27 Ekim, Pazartesi Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Seminer, ilköğretim ve ortaöğretimdeki öğretmenlere konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi, dünyadan ve Türkiye'den bu alanda yapılan çalışmalardan örneklerin verildiği bir günlük program olarak gerçekleştirildi.
TUSIAD'in yuksekogretim raporu
Raporda, ''Değişmesi gereken bugün büyük ölçüde YÖK tarafından yürütülen düzenleyici sistemdir. Bunun değişmesi için mevcut sistemi yöneten zihniyetten de uzaklaşmak önemlidir'' denildi. Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) Kurumsal Değerlendirme Programı'nca (IEP) 1998-2007 arasında Türkiye'deki 17 üniversitede yürütülen çalışma sonucu hazırlanan değerlendirme raporları, TÜSİAD'ın isteği üzerine yine aynı kurum tarafından analiz edildi. Analiz çalışmasında, söz konusu 17 inceleme raporuna ek olarak Türkiye ve Avrupa'da yükseköğretim ile ilgili yakın zamanda yayımlanmış çeşitli kaynaklara da atıfta bulunuldu. Hazırlanan raporda, Türk yükseköğretim sisteminin bir dönüm noktasında olduğu vurgulanarak, hem eğitim alanındaki karar vericilerin hem de kurumsal paydaşların, genel olarak toplumdaki pek çok insanın sistemin kökünden değişmesi gerektiğine inandıkları belirtildi. Genç bir nüfusun ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla yükseköğretimde genişlemenin hükümet tarafından özellikle desteklendiği, bunun ulusal stratejide baş faktör olduğu ifade edilen raporda, ''Türkiye'nin mevcut zorluğu da fırsatı da Avrupa bağlamında ilerleme olanağına sahip olmasıdır. Sorumluluğu ise ilerlemenin ve kalite geliştirmenin tüm cephelerde el ele gitmesini temin etmektir'' denildi. Batı Avrupa'da son 30 yıldır üniversitelerin rolü ve işlevini etkileyen paradigma değişimi yaşandığına işaret edilen raporda, bunun üniversitelere etkisinin ''hesap verebilirlikle birlikte özerkliği artırmak olduğu'' vurgulandı. Uygulamada Türkiye'deki üniversitelerin homojenlikten uzak olduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi: ''Birkaçı gerek mükemmeliyet gerekse profil açısından göze çarpmakta ve en iyi öğrencileri, akademik personeli ve liderliği cezbetmelerine olanak sağlayan bir tanınmışlıktan yararlanmaktadırlar. Eğer bir kurum ve/veya kurumun liderliği iyi bir şekilde tesis edilmiş ise haricen belirlenmiş yapının etrafında (belirli ölçülerde) faaliyet gösterebilmektedir. Ancak diğer taraftan eğer çeşitliliği, yeniliği ve güçlü liderliği teşvik eden bir yapı söz konusu olursa bu ülkedeki tüm üniversiteler açısından yarar sağlayacaktır.'' -''İKİ KAYGI VAR''- Üniversite iç yapılarının analizi sonucunda mevcut fakülte düzenlemesi hakkında iki belli başlı kaygının ortaya çıktığı belirtilen raporda, bunlardan birinin mevcut yapının disiplinler arası alanlarda öğretim ve araştırma yapmayı engellemesi olduğu kaydedildi. Diğer kaygının da stratejik konularda fakülteleri etkileme noktasında üniversite merkezi yönetiminin yetki eksikliği olduğu ifade edilen raporda, ''Güçlü akademik kendi kendine yönetişim ve rektörlerle dekanların kurum içi seçimi, çağdaş toplumlarda üniversitelerin strajetik tepki verebilirliğine engel olarak tespit edilmiştir'' denildi. Raporda, akademik personelin maaşlarının, araştırma verimliliğinin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülebileceği belirtildi. -''ACİLİYETİN FARKINDALAR''- Türkiye'deki yükseköğretim sektörünün hızlı bir biçimde gelişiyor olmasının, sistemi bir bütün olarak yeniden ele almayı gerektirdiği vurgulanan raporda, ''Türkiye'deki politika yapıcılar ve üniversite aktörleri konuya ilişkin uluslararası çalışmalar da dahil olmak üzere pek çok araştırmanın açığa vurduğu gibi kapsamlı ve bütüncül bir şekilde sistemin gözden geçirilmesinin aciliyetinin farkındadırlar. Bu rapor da değişimi savunanların saflarına katılmaktadır'' ifadelerine yer verildi. ''Sonuçlar'' kısmında bu raporun, 17 üniversitenin Avrupa Üniversiteler Birliği IEP değerlendirmesine dayandığı anımsatılarak, son değerlendirme tarihinden bu çalışmanın tamamlanmasına kadar ülkedeki üniversitelerin sayısının 93'ten 115'e çıktığına işaret edildi. Bu nedenle, bu raporun temelini oluşturan 17 üniversitenin, IEP değerlendirmesinin yapıldığı döneme kıyasla Türkiye üniversitelerini daha az temsil ediyor olabileceği belirtildi. Burada ifade edilen bulguların sadece 17 değerlendirme raporuna dayandırılmadığı, üniversite liderleri ve kurumların kalite yönetimi yetkilileri ile 9-10 Mayıs 2008'de yapılan çalıştayda yürütülen tartışmalar ve konuyla ilgili literatür çalışmaları ile doğrulandığı kaydedildi. -''YÖK KRİTİK BİR ROL OYNUYOR''- Sistemin yeniden ele alınması gerekliliği yinelenen raporun sonuç bölümünde, üniversitelerin özerklikten yoksun oldukları vurgulandı. ''YÖK'ün eğitim sektöründe kritik bir rol oynadığının açık olduğu'' belirtilen raporda, şu görüşlere yer verildi: ''YÖK, üniversiteleri sistem düzeyinde yönlendirmek ve temsil etmek anlamında bu rolünü oynamaya devam etmelidir. Değişmesi gereken, bugün büyük ölçüde YÖK tarafından yürütülen düzenleyici sistemdir. Bunun değişmesi için mevcut sistemi yöneten zihniyetten de uzaklaşmak önemlidir. YÖK tarafından hazırlanan taslak strateji, çeşitli konularda çok sayıda çözüm içermekle birlikte büyük ölçüde mevcut gerçekliği temel almaktadır. Özerkliği artırmayı desteklerken, üniversitelerin iç yönetimine fazlasıyla müdahale etmektedir. Gerçek bir değişimin, Türkiye'de yükseköğretim için tanımlanmış bir misyon ve vizyondan hareketle gelmesi gereklidir. Bu misyon ve vizyon, sektörün gelecekte ulusal ve uluslararası toplumdaki yerini göz önüne almalı ve geniş anlamda yükseköğretim camiası tarafından kabul görmelidir.'' -''UZUN YILLARDIR KARIŞIKLIK YAŞANIYOR''- Üniversite camiasındaki her kişiye sorumluluk verilmesi gerektiği ifade edilen raporda, ''Türkiye'de yükseköğretim için uzlaşılmış bir misyon ve vizyon üzerine ulusal bir strateji inşa edilmeli ve söz konusu stratejide yerindelik ilkesi çerçevesinde zamanlama belirlenerek ilgili aktörlere sorumluluklar yüklenmelidir. Bir kere yeni bir yükseköğretim stratejisi üzerine anlaşıldıktan ve uygulamaya yönelik adımlar atıldıktan sonra bir konsolidasyon döneminin bu süreci takip etmesi önemli olacaktır'' denildi. ''Türk yükseköğretim sisteminde uzun yıllardır karışıklık yaşanmakta olduğu'' kaydedilen raporda, ''Sürekli değişen koşullar altında, sürece dahil olanlardan bağlılık göstermelerini istemek ya da sorumluluk almaları konusunda ısrarcı olmak zordur. Stratejik düşünme, kapsayıcı politikalar tasarlama ve potansiyellerini kullanmaları yönünde üniversite üyelerini motive etme konularında üniversite liderlerinin kapasitelerini geliştirmelerine olanak tanınmalıdır'' ifadeleri yer aldı. AA
YÖK Başkanı: Öncelik meslek liseleri önündeki engeller
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, yürüttükleri çalışmalardan söz ederken, "en önemli konunun, mesleki ve teknik eğitimi seçenlerin seviyenlerini yükseltmek ve önlerindeki engelleri kaldırmak olduğunu" vurgulayarak, "Bu amaçla, meslek liselerinden başlamak doğru olacaktır ve bu liselere sınavla öğrenci alınması için Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam etmektedir" dedi.
Meslek liselilere uygulanan katsayı uygulamasının, "onların gelişimini önlemeyecek hale getirileceğini" ve "dikey geçiş imkanlarının olabildiğince artırılacağını" bildiren Özcan, "Halen, üzerinde çalıştığımız ÖSS sistemi ile üniversiteye giriş daha çağdaş bir hale gelecek ve sorunlar kendiliğinden çözülecektir." dedi.
Yusuf Ziya Özcan, TÜSİAD tarafından Avrupa Üniversiteler Birliği Kurumsal Değerlendirme Programı'na hazırlatılan "Türkiye'de Yüksek Öğretim: Eğilimler, Tartışmalar ve Fırsatlar" başlıklı raporunun sunumu amacıyla Sheraton Oteli'nde düzenlenen toplantıda konuştu.
Yükseköğretim sistemine ilişkin bilgi vererek, yürüttükleri çalışmaları anlatan Özcan, diğer ülkelerin eğitime ilişkin sorunlarından farklı olarak Türkiye'deki en önemli sorunun, üniversite öğretimi talep eden ortalama 1,5 milyon mezununa üniversitelerde yer bulmak olduğunu belirtti.
Bu problemi çözebilmek için farklı yaklaşımlar uyguladıklarını söyleyen Özcan, kontenjanlardaki artışı ve taban puanların düşürülmesini örnek gösterdi.
Özcan, ayrıca vakıf üniversitelerini desteklediklerini, yaratacakları kapasite artışının yükseköğretim sistemi için yararlı olacağını düşündüklerini vurgulayarak, "Yeni açılan üniversite kontenjanları, ikinci öğretimdeki genişlemeler, Açık Öğretim'in bütün bölümlerinin herkese açık hale gelmesi ve yeni uzaktan öğretim programları sayesinde önümüzdeki yıllarda bütün lise mezunu öğrencilerimize üniversite imkanı sağlanacaktır" diye konuştu.
Yüksek öğretim sisteminin, ikinci öncelikli sorununun, öğretim üyesini ihtiyacını karşılamak olduğuna işaret eden Özcan, yürütülen çalışmaları anlattı ve sonuçların gelecek yıllarda alınacağını söyledi.
Öğretmenlere müzecilik semineri
Günümüzde müzeler öğrencilerin öğrenme yaşantısının zenginleşmesine katkıda bulunan ideal mekanlardan biri olarak kabul edilmektedir. Müzelerin ideal bir öğretim yeri olmalarının nedeni, kültürle ilgili her türlü nesneyi barındırmaları, bunlarla bağlantılı drama, hikaye anlatımı gibi çalışmalarla da öğrencinin aktif katılımını sağlamalarından kaynaklanmaktadır. Böylece anlatılan konunun öğrencinin belleğinde kalıcı olması sağlanmaktadır. Diğer yandan onların birbirleriyle kaynaşmasına ve sosyalleşmesine katkıda bulunmaktadır. Kuruluş çalışmalarına 2006 yılı Kasım ayında başlanan ve ilk sergileri 2009 yılı ortasında açılacak olan Antalya Kent Müzesi de hem kentin tarihini ilgilendiren her alanda ortak bir kültürel üretim merkezi olarak, hem de bir öğrenim alanı olarak tasarlanmaktadır. Proje çalışmaları çerçevesinde Antalya Kent Müzesi'nin daha kuruluş sürecinde bir öğrenim yeri olarak tasarlanmasında kentte görev yapan öğretmenlerin görüş ve önerilerini almak amacıyla ?Müzeler ve Öğrenim Çalışma Grubu? oluşturulmuştur. Kentteki üniversite, ortaöğretim ve ilköğretim kurumlarının temsilcilerini yan yana getiren bu grup, bir yandan müzenin sergi hazırlıklarında öncelikle çocukların ve gençlerin ihtiyaçlarını daha büyük bir özenle ele almakta öte yandan da gelecekteki müze ziyaretlerinin dünya standartlarında gerçekleştirilmesi için yapılacak hazırlık çalışmalarına ışık tutmaktadır. Müzecilik ve eğitim uzmanlarının değişik platformlarda ayrı ayrı dile getirdikleri müzelerin bir öğrenim yeri olarak tasarlanması ve ele alınması konusunu böylece gündemine alan Antalya Kent Müzesi Proje Hazırlık Merkezi, ilk olarak Müzeler ve Öğrenim Çalışma Grubu üyeleri için Müzecilik Uzmanı Mine Küçük'ün aynı konudaki eğitimine katıldı. Öğretmenlerden gelen yoğun talep üzerine Proje Hazırlık Merkezi Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de desteğini alarak 17 Haziran'da ilkini gerçekleştirdiği ?Bir Öğrenim Alanı Olarak Müzeler Semineri?nin ikincisini planladı. Seminer, 27 Ekim, Pazartesi Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Seminer, ilköğretim ve ortaöğretimdeki öğretmenlere konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi, dünyadan ve Türkiye'den bu alanda yapılan çalışmalardan örneklerin verildiği bir günlük program olarak gerçekleştirildi.
Askeri okullara geri dönüş yok
GATA, Harp Okulları ve Astsubay okullarından ilişiği kesilen öğrenciler, bu aftan yararlanacak ancak, eski okullarına değil, sivil fakülte veya yüksekokullara gidebilecek. Öğrenci affına ilişkin 12. yasal düzenleme kabul edilirken, yasaya göre, affın başlangıç tarihi 7 Haziran 1995 olarak belirlendi, 1980 yılından sonra çıkarılan aflardan hiç yararlanmayanlar da kanun kapsamına alındı. Ancak askeri okular için özel düzenleme yapıldı.
TSK'ya bağlı GATA, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okullarında öğrenim görürken, 7 Haziran 1995 tarihinden itibaren ilişiği kesilenler, iki ay içinde başvurmaları halinde, Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) belirlenecek sivil fakülte veya yüksekokullarda eğitimlerine devam edebilecek. Böylelikle askeri öğrenciyken okulla ilişiği kesilenler aftan yararlanmakla birlikte eski okullarına dönemeyecek ve ancak sivil üniversite ve eğitim kurumlarına kabul edilecekler.
POLİS AKADEMİSİ DE AYNI
Bu arada Polis Akademisinden ilişiği kesilen öğrenciler de askeri öğrencilerle aynı düzenleme kapsama alındı. Verilen bir önergenin kabulü ile, komiser yardımcısı statüsünde öğrenci yetiştiren dört yıllık Polis Akademisinden ilişiği kesilen öğrenciler de, YÖK tarafından sivil fakülte veya yüksekokula yerleştirilecek. Bu durumdaki öğrenciler yeniden Polis Akademisine dönemeyecek ancak aftan yararlanıp sivil üniversitelerde eğitim görebilecek. Bu durumdakilerin hangi üniversitelerde eğitimlerini sürdüreceklerini, YÖK belirleyecek.
Yasada yapılan bir başka değişiklik ile de ?'Gözaltında veya tutuklu ya da hükümlü olan ve cezaevlerinde bulunanlar da ?' aftan yararlanacak. Bu durumdakiler gözaltı, tutukluluk ve hükümlülük halleri sona erdikten sonraki iki ay içinde başvurarak af kapsamında okullarına dönebilecek.
Bu arada Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile Adlî Tıp Kurumunda tıpta uzmanlık öğrenimi görmekteyken, ilişiği kesilenler de iki ay içinde başvuruda bulunarak, aftan yararlanacak. Sağlık eğitim enstitüleri gibi kapatılmış kurumlardan ilişiği kesilenler ise YÖK tarafından belirlenecek başka eğitim kurumlarına dönebilecek. Tıpta uzmanlık eğitimi yapacaklara ise hekimlik ve istihdam için belirtilen şartları taşımaları kaydıyla uzmanlık eğitimine devam hakkı verilecek.
Açık lise kayıtları 19 Aralık´a kadar
Milli Eğitim Bakanlığı´ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, Ölçme Değerlendirme ve Açıköğretim Kurumları Daire Başkanlığı´na bağlı Açık Öğretim Lisesine kayıtlı olup, durumu aktif veya donuk olan öğrencilerin, 6 Ekim Pazartesi günü başlayan 2008-2009 eğitim öğretim yılı birinci dönem kayıt yenileme işlemleri, 19 Aralık Cuma günü sona erecek.
Açıklamaya göre, öğrenciler kayıtlarını il ve ilçelerde bulunan Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde yapabilecek.
|