Ogrenciye kuru fasulye 1 YTL
Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun (YURT-KUR) Adana'daki yurtlarında kalan öğrenciler, simit-ayran parasına protein kaynağı kuru fasulye yiyebiliyor.
Kuru fasulye, son yıllarda fiyatı hızla artmasına karşın halen YURT-KUR yurtlarında 1 YTL, pilav ise 75 YKr'den satışa sunuluyor. Bu sayede, öğrenciler, sandviç, ekmek-peynir, tost, hamburger ya da başka hazır yemekler yerine bol proteinli kuru fasulye başta olmak üzere Türk mutfağının gözde yemeklerini 5 yıldızlı otel konforunu anımsatan hijyen ortamda tüketiyor.
Kurum yöneticileri, Türk mutfağının gözdesi kuru fasulye ve pilavdan, ailelerinden yoksun üniversite öğrencilerinin mahrum kalmasını istemedikleri için özel fiyat belirledi. Yemek firmasına ihaleyi verirken kuru fasulyeyi 1 YTL, pilavı da 75 YKr'den satma şartı getiren YURT-KUR, yükselen fiyatıyla artık zengin menüsü olan kuru fasulyeyi, öğrencilere oldukça ucuz sunduğu gibi, anne yemeklerinin özlemini de gideriyor. Her öğünde farklı bir tatlı çeşidi ise yine öğrencilere porsiyonu 75 YKr'den sunuluyor.
Görevliler, ellerinde eldiven, başlarında bere ve ağızlarındaki bantla öğrencilere yemek servisi yaparken, yemek salonundaki ekrandan da mutfakta yemeklerin hazırlanış aşaması naklen izlenebiliyor.
-''ÖNCE HİJYEN''-
YURT-KUR Adana Bölge Müdürü Selahattin Doğan, öğrencilerin en önemli ihtiyacının beslenme ve barınma olduğunu, devletin sunduğu ekonomik imkanlarla öğrencilerin bu ihtiyaçlarının en iyi şekilde yerine getirildiğini bildirdi.
Doğan, kar amacı gözetmeyen, binlerce üniversiteli gence kucak açan YURT-KUR yurtlarında öncelikle hijyen koşullarına önem verildiğini, özel firmalar tarafından yapılan yemeklerin fiyatından, kullanılan yağa ve ete kadar her türlü girdilerinin sağlık kontrolünden geçirildiğini ifade etti.
Yurda kayıt yaptıran öğrencilerin kuruma ayda 75 YTL ödediklerini, ancak bu bedel kadar da yemek fişi verildiğini belirten Doğan, ''Öğrencilerimiz, kuru fasulye ve pilav için sadece 1.75 YTL'yi ellerindeki fişlerle ödeyebiliyorlar'' dedi.
Son yıllarda kilo fiyatı 4 YTL'yi geçen kuru fasulyenin protein değerine dikkati çeken Doğan, ''Öğrencilerimize ocakbaşı kebap hizmeti de dahil her türlü yemek hizmetini sunma çabasındayız. Onlar bize ailelerinin birer emanetidir. Sağlık kontrolü damgası bulunmayan hiçbir gıda maddesi bu kapıdan içeri alınmaz'' diye konuştu
Kontenjanlar boş kaldı
Abbas Güçlü'nün köşe yazısı Üniversite kontenjanları ikinci ek yerleştirmeye rağmen dolmadı. Tam 31 bin 92 kontenjan boş kaldı. Bunlardan 13 bin 589'u lisans düzeyinde. Üstelik 2 bin 650'si de devlet üniversitelerinde. Kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla birlikte bu sayının 40 bini aşması bekleniyor. Üniversite önündeki yığılma nedeniyle, neredeyse her hafta yeni bir üniversite kuruluyor. Ama görünen o ki öğrenciler tabela üniversiteler ve sıradan bölümler değil, gerçek anlamda üniversite ve mezun olduklarında işsiz kalmayacakları meslekler istiyorlar. ÖSYM'nin önceki gün açıkladığı rakamlar bu açıdan çok önemli. Tıpkı yurtdışında olduğu gibi çok yakında Türkiye'de de yükseköğrenime olan talep azalabilir. Şu andaki yoğunluğun iki nedeni var. İlki hızlı nüfus artışı, ikincisi ise istihdam. Ama son yıllardaki işsizlik rakamlarına bakıldığında, ilk sırada üniversite mezunları geliyor. İşte bu yüzden, öğrenciler de aileler de yavaş yavaş harcadığımız emeğe, zamana ve paraya yazık oluyor noktasına geliyorlar. Üniversiteler gibi dershanelerdeki kaçışın da nedeni bu. Türkiye'de çok şeyler değişiyor. Ülkeyi yönetenlerin de eğitime yatırım yapanların da artık attıkları her adıma çok daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Koşullar ve istekler sürekli farklılaşıyor. Bu değişimi yakından izleyen ve gereğini yerine getirenler ayakta kalacak, diğerleri gidecek. Bugünkü ekonomik tablo bunu zorunlu kılıyor...
Doçentlik kriterleri Akademik yükseltmelerle ilgili sürekli yeni düzenlemeler yapılıyor. Ama her defasında daha iyiye gidileceğine, daha fazla şikâyet konusu yaratan gelişmeler oluyor. Öğretim üyeleri bu konuda çok şikâyetçi. İşte bu kaygı ve isteklerden bazıları: 1- Doçentlik sınavının senede iki kez olması. Yeni düzenleme eğer 2009'da yürürlüğe girecekse 2008'de sınavda kalan kişileri de kapsaması gerekir. Yoksa, tam bir yıl sonra sınava alınıyorsunuz. Süre çok uzun. 2- Yabancı dil belgesini hangi daldan alırsanız alın o belgenin tüm dallarda geçerli olması gerekir. Örneğin, sağlık bilimlerinden belgeniz var ama fen bilimlerinden bir yere doçentlik için başvuramıyorsunuz. Tam tersi bir durum da olabilir. İyi de biz doçentlik için yabancı dil sınavına girmiyoruz ki, kendi dalımızla ilgili bilgi değerlendirilmesi yapılacak. Sanıyorum yabancı dilde bu branş ayrımını kaldıracaklar. Ama bu durum, daha önce aldığımız belgeler için de geçerli olmalı. Yani önemli olan, dil sınavını geçtiğimize dair bir belgenin olması. Bunu bir örnekle açıklayabilirim. Dil sınavında branş ayrımı yokken kişiler KPDS'ye giriyorlardı ve bu belge geçerliydi. Branş ayrımına geçince denildi ki KPDS'den geçenlerin belgelerini de kabul ediyoruz. Bu kişiler şimdi o belgelerle doçentliğe başvuruyorlar. Dil sınavını hangi branştan kazanırsa kazansın bunu kabul etmeli. 3- Arkadaşlarımızın ortak sorunu ÜDS. Çevremizde bazı arkadaşlar 65 değil de 64.63 ile baraja takılıyor. Çok ilginç! Doğada bile bir standart hata ve sapma denilen bir şey var. Bu nasıl bir şey ki bir ya da iki puanla kişiyi mağdur ediyorsunuz? Bizler öğrencileri değerlendirirken buna dikkat ederiz. Kesinlikle çan eğrisi yapılması gerekir. Çevremde arkadaşların endişelerini görüyorum ve üzülüyorum. Ben de zamanında bu sıkıntıyı yaşadım. Bilimsel olarak o kadar değerli arkadaşlar var ki sırf bu yüzden akademik yükseltmelerden geri kalıyorlar. Bir arkadaşım cevaplara bakmış ve 55 alıyormuş. Çok üzgün. 65 alsa geçecek. Bence bu durumda olanlara kolaylık sağlamak lazım. Çünkü bu sınavların düzeyi düşünüldüğünde aslında bu puan iyi bir başarı diye düşünüyorum. Çünkü 20 ya da 30 puan almıyor ki bu kişi...? Başarı barajının düşürülmesi elbette savunulamaz. Ama mevcut sınavların gerçek başarıyı ölçtüğü, fazlasıyla tartışılır. İşte bu yüzden ölçme ve değerlendirme kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesinde sonsuz yarar var. Özetin özeti: Öğrencisinden veliye, hocasından YÖK'e, bu eğitim sisteminden memnun olanı bulmak gerçekten çok zor. aguclu@milliyet.com.tr (Milliyet)
Ek yerleştirme ile yerleşenlerin burs ve kredi başvuruları 20 ekimde
- Ek yerleştirme ile yükseköğretim programlarına yerleştirilen öğrencilerden burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyenler, 20-22 Ekim tarihleri arasında Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (YURTKUR) başvurabilecek.
YURTKUR Genel Müdürü Hasan Albayrak, yaptığı yazılı açıklamada, kurum tarafından, 2008-2009 öğretim döneminde ek yerleştirme uygulaması ile ÖSYM tarafından herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilen öğrencilere burs, öğrenim ve katkı kredisi müracaat hakkı tanındığını ifade etti.
Albayrak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen ek yerleştirme öğrencilerinin 20-22 Ekim tarihleri arasında kurumun "www.kyk.gov.tr" adresinden müracaatta bulunabileceklerini kaydetti.
MEB'nda teknolojik dönem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), verdiği önem çerçevesinde teknolojiyi en iyi kullanan kurumlar arasında başı çekti. Bakanlık okullarda kullanılan teknolojinin artırılması konusunda birçok örnek projeye imza attı.
Milli Eğitim Bakanlığı, teknolojik gelişmelerin eğitime yansıtılması konusunda olağanüstü bir çaba sarf etti. Okullara 600 bin bilgisayar gönderilmesinden, bütün okulların ADSL ile internet üzerinden yapılmasından bakanlık personeline ait bütün iş ve işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirilmesine, sınav hizmetlerinden A'dan Z'ye internet üzerinden yapılmasından velilerin çocuklarını elektronik ortamda izleyebilmesine, yatırım hizmetlerinin internet üzerinden yapılmasından bütün öğrenci ve
öğretmenlere e-mail verilmesine teknoloji sınıflarından okullara web adresleri oluşturulmasından BTS sınıflarının oluşturulmasına kadar her alanda teknolojik altyapıda birçok proje hayata geçirildi. Bakanlık bütün bu teknolojik gelişmeleri, teknolojik yatırımlar, e-devlet uygulamaları ve bilişim faaliyetleri adı altında bir araya getirdi.
Bakanlık, bilişim teknolojileri kapsamında, okulların ADSL ile internete bağlanması, okullara bilgisayar laboratuarının kurulması ile bilgisayarlı eğitime destek kampanyası ile okulların bilgisayar ihtiyaçlarını karşılamak için düzenlemeler yaptı. Bakanlık bilişim alanında ise, 10 milyon öğrenciye 'meb' uzantılı internet adresi, 600 bin öğretmene ise 'meb' uzantılı e-mail adresi verdi. İlköğretim ve ortaöğretim yönetmeliği teknoloji baz alınarak yeniden düzenledi. Teknoloji sınıfları da halka açan
bakanlık, eğitim kurumlarına web hizmeti vererek, okulların kendi internet siteleri kurmalarını sağladı. Her okulda bir akıllı sınıf oluşturan bakanlık, eğitimi elektronik ortama yaydı.
Milli Eğitim Bakanlığı e-devlet uygulamaları ile de en ön sırada yer alan kurumlar arasında oldu. E-okul projesini hayata geçiren bakanlık, bu çerçevede öğrencilerle ilgili her türlü iş ve işlemi internet üzerinde yapabilir duruma geldi. Bakanlık e-uygulamaları ile şu projeleri hayata geçirdi:
"E-mezun projesi meslek lisesi mezunları işe yerleştirilmesi, e-mezun projesine iş dünyasının önemli STK'larının destek olması, e-taşınır projesi ile demirbaş eşyalar internet ortamına taşınması, e-okul bütçeleri ile okul bütçeleri internet üzerinden takip edilmesi, e-portal ile eğitime ilişkin her türlü bilgiye ulaşılması, e-personel ile personel hareketlerinin internet üzerinden yapılması, e-sınav ile sınavlara ilişkin başvuru yerleştirmelerin internet üzerinden yapılması, e-kayıt ile okullara
kayıtların internet üzerinden yapılması, e-burs projesi ile burs işlemlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesi, e-yurt projesi ile öğrencilerin yurt işlemlerinin internetten takip edilmesi, e-han halkı projesiyle ailelerin eğitim harcamalarının takip edilmesi."
MEB eğitim kurumlarının teknolojik altyapısında kullanılmak üzere son 5 yıl içinde toplam 600 bin bilgisayarı okullara gönderdi. Kendi alanında bir rekora imza atan bakanlık, 600 bin bilgisayarı kamu ve özel sektörün kaynakları ile okullara gönderdi. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak okullarda eskiyen bilgisayarları da değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı, bu girişimiyle 8 derslik ve üstü bütün ilköğretim okullarında bilgisayar teknolojisi sınıflarını kurarken, diğer okulların ihtiyaçlarına da göz önünde
bulundurdu. Bu sayede okullarda yazışma başta olmak üzere her türlü iş ve işlem elektronik ortamda yapılabilir duruma geldi.
2003 yılında bin 742 okulu internet ile buluşturan bakanlık, 2004 yılında bu rakamı 12 bin 14'e çıkardı. 2005 yılında 7 bin 835 eğitim kurumu, 2006 yılında 6 bin 701, 2007 yılında 521 olmak üzere toplam 28 bin 813 okul ve eğitim kurumu ADSL sistemi ile internete bağlandı. Yapılan yatırımlar neticesinde ilköğretimdeki öğrencilerin yüzde 93'ü ortaöğretim öğrencilerinin de yüzde 99'u internete girebiliyor.
Eğitim-Sen'den öğrenci affı uyarısı
Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, "öğrenci affı" ile ilgili kanun tasarısının TBMM'de ele alındığını anımsattı.
Af tasarısına ilişkin tartışmaların daha çok affa konu tarihler çerçevesinde sürdüğünü belirten Kılıç, "Bugüne kadar öğrenci aflarıyla ilgili düzenlemelerin bilimsel bir değerlendirme süreci üzerine oturmadığını, beraberinde ciddi sorunlar getirdiğini" savundu.
Kılıç, "Eğitimlerini çeşitli nedenlerle yarıda kesmek zorunda olan çok sayıda öğrencinin yeniden eğitim ortamına dönmesini sağlayacak bir uygulamaya genel anlamda taraf olmakla birlikte bunun eğitimin niteliği ilkesinden bağımsız değerlendirilmeyeceğini, yükseköğretim alanını ilgilendiren böylesine hayati bir kararın bilimsel-pedagojik bir temele dayanması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
Tasarının hazırlanması aşamasında üniversitelerin ve bilim çevrelerinin görüş ve düşüncelerinin alınmadığını ve bunun çok önemli bir eksiklik olduğunu savunan Kılıç, şunları kaydetti: "Bu tasarının yerel seçimlere kısa bir süre kala gündeme gelmiş olması düşündürücüdür. Af tasarısının 'istihdam' sorununa dair çözüm önerilerini içerecek tedbirlerle birlikte gündeme getirilmesi gerekmektedir. Öğrenci aflarının yasa önünde eşitlik anlayışının gözetilerek yapılması gerektiği ortadadır. Bu anlamda af kapsamının bütün yıllar itibariyle eşitliği sağlayacak bir biçimde düzenlenmesi gerekmektedir. Yükseköğretim öğrenci affı, sorunları arttırıcı şekilde düzenlenmemelidir."
50 bin üniversiteliye eğitim yardımı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin eğitime verdiği destek sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora bölümlerinde okuyan 50 bin öğrenciye eğitim yardımı yapıyor.
EĞİTİM YARDIMLARINA 101 BİN ÖĞRENCİ BAŞVURDU
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin web sitesi www.ibb.gov.tr adresinden yapılan eğitim yardımı müracaatlarına yüksek öğrenimlerini İstanbul'da yapan 101 bin üniversite öğrencisi başvurdu.
EĞİTİM YARDIMI ALMAYA HAK KAZANANLAR AÇIKLANIYOR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından dağıtılan eğitim yardımını almaya hak kazananların isimleri 17 Ekim Cuma günü yine www.ibb.gov.tr adresinden açıklanacak.
50 BİN ÖĞRENCİYE EĞİTİM YARDIMI YAPILIYOR
Bu yıl eğitim yardımı miktarında ve bu yardımdan yararlanacak öğrenci sayısında herhangi bir değişiklik yapmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da 50 bin öğrenciye toplam 36.680.000 YTL eğitim yardımı yapacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yapacağı eğitim yardımlarından bu yıl 46.400'ü lisans ve ön lisans, 3000'i yüksek lisans, 600'ü ise doktora olmak üzere toplam 50 bin üniversite öğrencisi yararlanacak. Eğitim yardımları kapsamında 7ay süresince lisans ve ön lisans öğrencilerine aylık 100'er, yüksek lisans öğrencilerine 150'şer, doktora öğrencisine ise 250'şer YTL ödeme yapılacak.
Banka Hesabına Yatacak
Eğitim yardımları 18 Aralık tarihinden başlayarak haziran ayını da kapsayacak şekilde her ayın ikinci haftasında öğrencilerin Ziraat Bankası'nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılacak olan hesaplarına yatırılacak.
Kazananlar elektronik ortamda belirleniyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan eğitim yardımını almaya hak kazanan öğrencilerin isimleri, 2004?2005 eğitim öğretim yılından bu yana, elektronik ortamda belirleniyor. Öğrencileri, başvuru sırasında verilen bilgiler doğrultusunda puan esasına göre sıralayan sistem, daha sonra yüksek puandan itibaren eğitim yardımı almaya hak kazanan öğrencileri belirliyor.
Kontenjanın Yüzde 5'i yabancı öğrencilere?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından yürütülen eğitim yardımı çalışmaları kapsamında yapılacak olan toplam yardım miktarının yüzde 5'i, (2500 öğrenci) yabancı uyruklu öğrencilere dağıtılacak.
Çocuklar video oyunu ile eğitilecek!
Microsoft, kendi Ar-Ge bölümü başta olmak üzere G4L Enstitüsü (Games for Learning Institute) gibi çok sayıda üniversite ve araştırma kuruluşunun oluşturduğu konsorsiyum için 1,5 milyon dolar bütçe ayırdı.
Konsorsiyum üyelerinin de katkısıyla 3 milyon dolara çıkması beklenen miktar, video oyunlarının, "Kavrama ve alışkanlık yaratan" özelliklerinin tespiti ve bunun eğitim oyunlarının geliştirilmesinde kullanılmasına yönelik harcanacak.
Genellikle matematik gibi derslerden hoşlanmayan ve derse olan ilgisini kaybeden ortaokul öğrencilerine, yeni oyun ve oyun teknikleri ile matematik ve benzeri sayısal derslerin sevdirilmesi amaçlanıyor.
Öte yandan bazı yatırımcıların, "Eğitim amaçlı oyunlar çok para getirmez" ve bir grup eğitim uzmanının, "Çocuklar, oyun adı altında bir şeyler öğretilmeye çalışıldığını düşünürse sıklıkla o oyunları oynamaz. Çocukların o oyunları oynamak isteyeceğini kim garanti edebilir ki" şeklindeki düşüncelerinin gerçekliği de projenin tamamlanmasının ardından yanıt bulacak.
Ek yerleştirme sonuçları için tıklayın
ÖSYM'den yapılan açıklamaya göre, 2008 ÖSYS genel yerleştirme sırasında açık kalan, kaydolmama nedeniyle boş kalan ve genel yerleştirme sonucu yeni açılan yükseköğretim programları kontenjanlarına ek yerleştirme işlemleri tamamlandı. Ek yerleştirmeye başvuran 268 bin 669 adaydan 58 bin 65'i üniversitelerin önlisans ve lisans programlarına yerleşmeye hak kazandı. Devlet, vakıf, KKTC ve yurt dışındaki üniversitelerin lisans programlarına toplam 9 bin 891, ön lisans programlarına 48 bin 174 aday yerleşti. Lisans programlarında 13 bin 589, ön lisans programlarında 17 bin 503 kontenjan boş kaldı. Devlet üniversitelerinin lisans programlarının 2 bin 650'si, önlisans programlarının 4 bin 678'i, vakıf üniversitelerinin lisans programlarının 3 bin 729'u, ön lisans programlarının 10 bin 730'u boş kaldı. Adaylar, ek yerleştirme sonuçlarını ÖSYM'nin http://sonuc.osym.gov.tr internet adresinden öğrenebilecekler. KKTC'deki üniversitelerin lisans programlarının 6 bin 966'sı, yurt dışındaki üniversitelerin lisans programlarının 244'ü dolmadı. Açıköğretimde ise lisans programlarına 35 bin 918, ön lisans programlarına 36 bin 628 aday yerleşmeye hak kazandı. Adayların yerleşme bilgileri girmeye hak kazandıkları üniversitelere gönderilecek. Örgün yükseköğretim programlarına kayıt hakkı kazanan adaylar 20-22 Ekim arasında kayıt yaptırabilecekler. AA
50 bin universiteliye egitim yardimi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin eğitime verdiği destek sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora bölümlerinde okuyan 50 bin öğrenciye eğitim yardımı yapıyor. EĞİTİM YARDIMLARINA 101 BİN ÖĞRENCİ BAŞVURDU İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin web sitesi www.ibb.gov.tr adresinden yapılan eğitim yardımı müracaatlarına yüksek öğrenimlerini İstanbul'da yapan 101 bin üniversite öğrencisi başvurdu. EĞİTİM YARDIMI ALMAYA HAK KAZANANLAR AÇIKLANIYOR İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından dağıtılan eğitim yardımını almaya hak kazananların isimleri 17 Ekim Cuma günü yine www.ibb.gov.tr adresinden açıklanacak. 50 BİN ÖĞRENCİYE EĞİTİM YARDIMI YAPILIYOR Bu yıl eğitim yardımı miktarında ve bu yardımdan yararlanacak öğrenci sayısında herhangi bir değişiklik yapmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu yıl da 50 bin öğrenciye toplam 36.680.000 YTL eğitim yardımı yapacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yapacağı eğitim yardımlarından bu yıl 46.400'ü lisans ve ön lisans, 3000'i yüksek lisans, 600'ü ise doktora olmak üzere toplam 50 bin üniversite öğrencisi yararlanacak. Eğitim yardımları kapsamında 7ay süresince lisans ve ön lisans öğrencilerine aylık 100'er, yüksek lisans öğrencilerine 150'şer, doktora öğrencisine ise 250'şer YTL ödeme yapılacak. Banka Hesabına Yatacak Eğitim yardımları 18 Aralık tarihinden başlayarak haziran ayını da kapsayacak şekilde her ayın ikinci haftasında öğrencilerin Ziraat Bankası'nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açılacak olan hesaplarına yatırılacak. Kazananlar elektronik ortamda belirleniyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan eğitim yardımını almaya hak kazanan öğrencilerin isimleri, 2004?2005 eğitim öğretim yılından bu yana, elektronik ortamda belirleniyor. Öğrencileri, başvuru sırasında verilen bilgiler doğrultusunda puan esasına göre sıralayan sistem, daha sonra yüksek puandan itibaren eğitim yardımı almaya hak kazanan öğrencileri belirliyor. Kontenjanın Yüzde 5'i yabancı öğrencilere? İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından yürütülen eğitim yardımı çalışmaları kapsamında yapılacak olan toplam yardım miktarının yüzde 5'i, (2500 öğrenci) yabancı uyruklu öğrencilere dağıtılacak. Haber7
"İş garantili"
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Bu sene mesleki ve teknik eğitimde patlama diyebileceğimiz bir kayıt dönemi yaşadık. Büyükşehirlerdeki birçok okulumuzda kapasitemiz yetmediği için ikili öğretime geçtik. Belli yerlerdeki genel liselerimizi peyderpey meslek okullarına dönüştürüyoruz" dedi.
TOFAŞ'ın katkılarıyla oluşturulan ve mezunlarına iş ayrıcalığı sağlanan İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa, Samsun, Antalya, Eskişehir ile Diyarbakır'daki toplam 10 adet Fiat Eğitim Laboratuvarı, Güvercinlik Endüstri Meslek Lisesinde düzenlenen sembolik törenle hizmete açıldı.
Açılıştan önce düzenlenen basın toplantısında konuşan Çelik, 2006 yılında Koç Holding ile "Meslek Lisesi Memleket Meselesi" projesi başlatıldığını anımsatarak, projenin 8 bin meslek lisesi öğrencisine burs verilmesini öngördüğünü kaydetti. Koç Topluluğunun, eğitime ciddi destekte bulunduğunu söyleyen Çelik, "Bu desteklerinden dolayı Koç Topluluğuna teşekkür ediyorum. Soy ismi sadece Koç olanları değil, mesleki ve teknik eğitimin koçlarını da tebrik ediyorum" dedi.
"TOFAŞ'ın, Türkiye'de bir başarı öyküsü olduğunu" kaydeden Çelik, Koç Topluluğunun Türkiye'deki taşıt üretiminin yüzde 50'sini gerçekleştirdiğini ifade etti. Çelik, "Ürettiğimiz 1 milyon 200 bin aracın büyük bir kısmının ihraç edildiğini göz önüne alırsanız, ihracatımızın son 12 ayda 133 milyar dolara ulaşmasında da şüphesiz ki bu sektörün ve bu Topluluğun önemli bir payı vardır" diye konuştu.
Otomotiv sektörünün gittikçe büyüdüğünü belirten Çelik, daha fazla üretim yapabilmek için nitelikli elemana ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. TOFAŞ'ın kendi ihtiyaç duyduğu ara elemanı yetiştirmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı ile diğer firmalara ve kuruluşlara örnek olacak iş birliği gerçekleştirdiğini söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu senenin başında 11 adet Fiat Laboratuvarı kurma sözü verdiler. Bu amaçla bir protokol imzaladık. İlkini İstanbul Şişli Endüstri Meslek Lisesinde açtık. Bugün burada sembolik bir açılış yapıyoruz. Türkiye'deki 10 laboratuvarın aynı anda açılışını yapıyoruz. Bu laboratuvarlar, İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Bursa'da, Kocaeli'de, Antalya'da, Diyarbakır'da, ülkemizin dört bir tarafına yayılmış vaziyette. Bu önemli bir destektir. Endüstri meslek liselerinde donanımın çok ciddi şekilde yenilenmesi gerekiyor. Bunu peyderpey yapıyoruz. Ancak sadece kamu kaynaklarıyla bu yenilemenin yapılması büyük zaman alır. Koç Topluluğu gibi diğerleri de buna ciddi destek olurlarsa daha kısa sürede tamamlanır."
"KAYITLARDA PATLAMA OLDU"
Meslek liselerindeki okullaşma oranlarına ve hedeflere de değinen Çelik, "bu yıl mesleki ve teknik eğitime kayıtlarda sevindirici gelişmeler" olduğunu kaydetti. Çelik, şöyle konuştu: "Bu sene mesleki ve teknik eğitimde patlama diyebileceğimiz bir kayıt dönemi yaşadık. Büyükşehirlerdeki birçok okulumuzda kapasitemiz yetmediği için ikili öğretime geçtik. Şimdi belli yerlerdeki genel liselerimizi peyderpey meslek okullarına dönüştürüyoruz. Hükümetimizin 2012'de mesleki ve teknik eğitimde hedef olarak koyduğu oran yüzde 50'dir. Bütün genel ortaöğretim içinde mesleki ve teknik eğitimin payı yüzde 50 olmalı diye bir hedef koyduk önümüze ama inanıyorum ki biz bu gidişatla hedefimizi 2012'den önce yakalayacağız. Sanayileşmenin iyi olduğu illerimizde yüzde 50 çoktan aşılmıştır."
Mesleki ve teknik eğitimdeki temel problemin, birçok yerde öğrencilerin mezuniyetten sonra alanlarıyla ilgili istihdam imkanı bulamamaları olduğunu söyleyen Çelik, "Ama şu anda ülkemizin her tarafında bir sanayileşme hamlesi var. Ben bu problemin de önümüzdeki süreçte aşılacağına inanıyorum. Biz mesleki ve teknik eğitimi yüzde 28'lik bir oranla aldık, şu anda yüzde 40'a yaklaştık" diye konuştu.
Çelik, artık meslek lisesi mezunlarının üniversite mezunlarından daha iyi iş bulabildiklerini söyledi. Yükseköğretimdeki okullaşma oranlarına da değinen Çelik, Türkiye'de 130 üniversitenin eğitim-öğretim yaptığına işaret etti. "Bu sayı belki 1-2 yıl içerisinde 150'ye ulaşabilir" diyen Çelik, Türkiye'nin, yükseköğretimde okullaşma oranı açısından OECD ülkeleri arasında en son sırada bulunduğunu belirtti. Çelik, yeni kurulan üniversiteler "tam kapasite" olduğu zaman Türkiye'nin de okullaşma oranı açısından önemli bir noktaya geleceğini ifade etti. Çelik, son zamanlarda eğitim ve teknik eğitim fakültesi açılmasına izin vermediklerini belirterek, "Ama iktisadi idari bilimler, güzel sanatlar gibi piyasada iş bulma şansı olan bölümlere ağırlık veriyoruz" dedi.
Herkesin üniversite bitirmek zorunda olmadığını belirten Çelik, Türkiye'de ara eleman ihtiyacı bulunduğunu vurguladı. Zaman zaman ekonomik dalgalanmalar olabileceğini kaydeden Çelik, mesleki ve teknik eğitimin gündemdeki yerini her zaman koruyacağını ifade etti.
"MESLEK LİSESİ TERCİHİ ARTTI"
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da bu yılın başında Milli Eğitim Bakanı Çelik'in katılımıyla protokol imzaladıklarını anımsatarak, protokolle "Meslek Lisesi Memleket Meselesi" projesi kapsamında 10 Fiat laboratuvarının açılacağını duyurduklarını ifade etti. Koç, bugün de bu laboratuvarlardan ilkini açmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Koç Topluluğu olarak sosyal sorumluluğu, kurumsal sorumluluklarının çok önemli bir parçası olarak gördüklerini belirten Koç, Vehbi Koç Vakfının 40 yıldır çok önemli projelere imza attığını kaydetti. 'Ülkem varsa ben de varım' şiarıyla ülkenin her köşesine nüfuz etmeye özen gösterdiklerini anlatan Koç, bu anlayışla 2006 yılında Vehbi Koç Vakfı ile Milli Eğitim Bakanlığının iş birliğiyle "Mesleki Teknik Eğitimi Özendirme Programı" çerçevesinde eğitime destek amacıyla "Meslek Lisesi Memleket Meselesi" projesini başlattıklarını söyledi.
Mustafa Koç, projeyle mesleki teknik eğitimin ülke ekonomisi açısından önemi konusunda toplumun her kesiminde farkındalık yaratmayı, bu konuda önder olarak devlet ile iş dünyası arasında iş birliğinin tohumlarını atmayı, kaliteli iş gücünün yetiştirilmesinde katkıda bulunarak gençleri meslek eğitimine özendirmeyi amaçladıklarını bildirdi.
7 yıl sürecek proje kapsamında 81 ilde, 250 okulda, 8 bin meslek lisesi öğrencisine staj destekli eğitim bursu ve koçluk sağlayarak hem eğitime hem de istihdama destek olmayı hedeflediklerini ifade eden Koç, proje ile meslek öğrencilerine eğitim bursu verdiklerini, staj olanağı sağlayarak bilgi ve becerilerini artırdıklarını, koçluk sunarak kariyer girişimlerine destek olduklarını ve başarılı olanlara istihdam önceliği sunduklarını kaydetti.
Projenin başlamasıyla meslek liselerinin tercih edilme oranında artışlar yaşandığını gözlemlediklerini belirten Koç, bundan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Koç, açılışını gerçekleştirecekleri laboratuvarın, ileri teknolojisi, teknik ekipmanları ve boya atölyesi ile en zengin ve en kapsamlı laboratuvar olma özelliğini taşıdığını ifade etti. Mustafa Koç, Fiat laboratuvarlarında öğrenim gören öğrencilerden başarılı olanların önce stajyer olarak Fiat servislerinde istihdam edilebileceğini, mezun öğrencilerden dereceye girenlerin de Fiat teknisyeni olabileceklerini kaydetti.
TOFAŞ CEO'su Ali Pandır da açılan laboratuvarlarda yetişecek elemanlarla yetkili servisleri için ihtiyaç duyulan nitelikli personelin istihdam edilmesi konusunda önemli adım attıklarını söyledi. Konuşmaların ardından Fiat Eğitim Laboratuvarının açılışı yapıldı. Çelik ve Koç, laboratuvarı gezerek, öğrencilerle sohbet etti.
Mekanik ve kaporta bölümleriyle birlikte toplam 700 metrekarelik alan üzerine kurulan laboratuvarda, 54 öğrenciye eğitim imkanı sağlanacak. Laboratuvarda, benzinli ve dizel motorlar, elektrik/elektronik, oto/kaporta boyacılığı, temel kaynak ve tesviyecilik, bilgisayar, ölçme teknikleri, hidrolik pnömatik, termodinamik, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi konularda eğitim verilecek.
Öğrenciler, teorik ve pratik eğitimlerinin yanı sıra Fiat markası ve teknolojilerini öğrenerek, iş imkanlarından yararlanma ayrıcalığına sahip olacak. Öte yandan, Mustafa Koç, gazetecilerin küresel finansal krize yönelik sorularını yanıtsız bıraktı.
2008 ÖSYS Ek Yerleştirme sonuçları açıklandı
2008-ÖSYS Ek Yerleştirme Sonuç ÖSYM'nin resmi sitesinde açıklandı Sonuçlar için Tıklayınız
'Türkiye size muhtaç, geri dönün'
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, yurt dışında lisansüstü çalışmalarını tamamlayan öğrencilerin Türkiye'ye dönmesi gerektiğini belirterek, ''çünkü Türkiye'de size çok ihtiyacımız var'' dedi. Prof. Dr. Özcan, New York'ta, Prof. Dr. Atilla Eriş ve New York Başkonsolosu Mehmet Samsar ile Türkevi'nde öğrencilerle yaptığı toplantıda, onlara ABD'deki temaslarıyla ilgili bilgi verdi, ardından YÖK ve MEB burslarıyla New York ve çevresinde master ve doktora programlarına katılan öğrencilerin kendilerine yöneltikleri soruları yanıtladı. Özcan, öğrencilerin, kendilerine verilen aylık burs miktarının az olduğu, ABD'de yaşamakta zorlandıkları ve bu konuda ne yapılabileceğini sormaları üzerine konuyu Maliye Bakanlığıyla görüşeceğini ve bu talebi aktaracağını söyledi. Kendisinin de Şikago Üniversitesinde o zamanın şartlarıyla burslu olarak okuduğunu anlatan Özcan, öğrencilerin sorularını tek tek dinledi. Başkan Özcan, bazı öğrencileri dinledikten sonra bu öğrencilerin lisansüstü çalışmalarını tamamlamalarının ardından yılardır burada kalıp hala Türkiye'ye dönmemelerinin kabul edilemez olduğunu da belirterek, ''biz sizle ve sizin sorunlarınızla ilgileniyoruz, buradayız, çünkü Türkiye'de size çok ihtiyacımız var'' diye konuştu. ABD'ye burslu gelen Türk öğrencilerin çalışmaları biter bitmez Türkiye'ye dönmeleri gerektiğini söyleyen Özcan, Türkiye'nin genç nüfusunun öğretim görevlilerine büyük ihtiyaç duyduğunu ve Türkiye'de son 2 yılda 44 üniversitenin açıldığını belirtti. Özcan bazı kişisel sorular üzerine, öğrencilerin sorularına yanıt almakta inisiyatifi ele alıp çözüm yolunda harekete geçmelerinin de önemli olduğunu belirterek, YÖK'ün alanına giren tüm konularda kapılarının her zaman öğrencilere açık olduğunu, kendisi ve yardımcılarına telefonla ulaşılabileceğini söyledi. Özcan, Türkiye'ye öğretim görevlisi olarak dönen ve dönecek burslu öğrencilerin Türkiye'nin tüm bölgelerinde görev yapmalarının da son derece önemli olduğunu vurguladı. Özcan bu kapsamda öğrencilerin de talep ettiği, ABD'ye gelmeden önce öğrencileri Amerika'daki hayata ve eğitime hazırlayacak danışmanlık hizmetine ihtiyaç olduğunu vurguladı, buna öncelik vereceklerini belirtti ve ''ben göreve geldikten sonra ilk yurt dışı ziyaretimi ABD'ye yapıyorum. Sizleri dinlemek çok iyi oldu'' şeklinde konuştu. Öğrenciler de YÖK Başkanının gelip kendileriyle bizzat görüşmesinden büyük mutluluk duyduklarını belirterek, Özcan ve beraberindeki YÖK heyetine teşekkür etti. ABD'deki ziyaretlerinin de son derece yoğun, kapsamlı ve faydalı geçtiğini belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan da özellikle New York Devlet Üniversitesi (SUNY) yetkilerinin kendisine Türk öğrencilerin başarılarından çok memnun olduklarını söylemelerinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Özcan, SUNY ile çifte diploma imkanı tanıyan programın devam edeceğini, süresi yakında dolacak işbirliği mutabakatının yerine yenisinin yapılacağını belirtti. Özcan yine benzer bir şekilde ABD'deki meslek yüksekokullarıyla işbirliğine önem verdiklerini ve bu kapsamda Delaware'de ABD'deki meslek yüksekokullarının en önemlilerini bir şemsiye altında toplayan ''Uluslararası Gelişim İçin Meslek Yüksekokulları-Community College for International Development-CCID'' ile önemli bir protokol imzaladıklarını anlattı. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Atilla Eriş de toplantıda öğrencilerin sorularına yanıt verdi. Toplantıya katılan SUNY Uluslararası Programlar Bölüm Başkan Yardımcısı Robert R. Gosende de A.A muhabirine yaptığı açıklamada, YÖK Başkanıyla tanışmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ve Türkiye'deki üniversitelerle sürdürülen işbirliğinden çok memnun olduklarını söyledi. Gosende, bunda Türk öğrencilerinin başarısının büyük rol oynadığını da belirtti. Toplantıya YÖK heyeti üyeleri Prof. Dr. Durmuş Günay, Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Sabahattin Balcı ve YÖK Başkan Danışmanı Doç. Dr. Talip Küçükcan da katıldı. Özcan başkanlığındaki heyetin yarın New York Valisi David A. Paterson'la görüşmesi bekleniyor. ABD'ye 5 Ekimde gelen heyetin, 17 Ekimde New York'tan Türkiye'ye hareket etmesi öngörülüyor. (AA)
Çalik: Af için 50-60 bin öğrenci başvurabilir
Çelik, Güvercinlik Endüstri Meslek Lisesi'nde ''Fiat Eğitim Laboratuvarı''nın açılış töreninin ardından gazetecilerin öğrenci affına ilişkin sorularını yanıtladı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırladığı kanun taslağında ''affın'' 2005'ten başlamasının öngörüldüğünün ancak TBMM'de bu kapsamın genişletildiğinin anımsatılarak değerlendirmesinin sorulması üzerine Çelik, ''Ben tek başıma belirleyici değilim. Ben bakan olarak bir teklif götürürüm. Hükümetin iradesine, TBMM'nin iradesine ben ipotek koyamam. Sonuçta orada son sözü söyleyecek TBMM'dir. Orada bir konsensüs oluştu, dört siyasi parti grubu tarafından verilen önergeler vardı. Neticede ortaya bir formül çıktı. Hayırlı olsun'' diye konuştu. Çelik, ''affın'' kapsamının genişletilmesi nedeniyle üniversitelere çok fazla sayıda öğrenci gelmesi halinde üniversitelerin sıkıntı yaşayıp yaşamayacağı sorusuna, şu yanıtı verdi: ''Zaten çok fazla öğrenci beklenmiyor. 1980'den bu yana olan öğrenci mevcudu 600 bin küsurdur. 2000 yılında çıkan af zaten 12 Eylül 1980'den 2000'e kadar olan zamanı kapsıyordu. Bugün bazı gazetelerde farklı yorumlar yapılıyor ama onlar da bence çok anlamsız yorumlardır. Bugüne kadar, 1980'den bu yana 7 sefer af çıkmış. Dolayısıyla bizim dün yaptığımız çalışmada kimse farklı bir şey aramasın. Netice itibariyle Meclis böyle bir karar vermiş. 200 bin örgün öğretim öğrencisinden 50-60 bin kişinin bunun için müracaat edeceğini düşünüyorum.'' -''YÖK'TEN GÖRÜŞ ALDIK''- Bazı rektörlerin ''aftan yararlanacak öğrenciler nedeniyle derslik sorunu yaşanacağı'' yönündeki açıklamalarının anımsatılması üzerine de Çelik, ''öğrenci affı''na ilişkin tasarıyı hazırlarken YÖK'ün görüşünü aldıklarını kaydetti. YÖK'ün de görüşünü oluştururken üniversitelerle irtibat kurduğunu ifade eden Çelik, ''Biz YÖK'ün görüşünü aldık. YÖK, bu işe olumlu görüş verdi. YÖK üniversitelerden de görüş almıştır ama bireysel olarak farklı görüşler olabilir. Ona da saygı duyuyorum'' dedi. AA
İki yeni vakıf üniversitesi yolda
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısına göre, Gaziantep'te İpek Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından Zirve Üniversitesi, İstanbul'da da Vatan Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından Yeni Yüzyıl Üniversitesi adıyla 2 yeni vakıf üniversitesi kurulacak. Tasarının gerekçesinde, Türkiye'de 94'ü devlet, 36'sı vakıf olmak üzere toplam 130 üniversite bulunduğu belirtilerek, ?İlk kez 1984'de bir vakıf üniversitesinin kurulması ile Türk yükseköğretimine giren vakıf üniversitelerin sayısı 2002 yılı itibarıyla 23 iken, 2007 yılı sonunda bu sayı 30'a, bugün itibarıyla da 36'ya ulaşmıştır'' denildi.
Validen öğrencilere uygulamalı ders
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerine ''kamu idaresi'' dersi veren Vali Okutan, daha sonra öğrencilerini valilikte yapılan 2008 yılı 3. dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı'na davet etti. Yatırımcı kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, belediye başkanları ve kaymakamların hazır bulunduğu toplantıyı öğrenciler de izledi. Öğrencilere salona girişleri sırasında valilik görevlileri tarafından, Okutan tarafından satın alınan simit dağıtıldı. Okutan, toplantıda yaptığı konuşmada, öğrencilerle plan ve koordinasyon konusunu işlediklerini, konuya daha iyi vakıf olmaları amacıyla toplantıya davet ettiğini belirtti. Vali Okutan, kentte 24 kuruluşun yatırımlarının toplam maliyetinin 4.3 milyar YTL tutarında olduğunu ve çalışmaların devam ettiğini belirtti. Toplumun kitap okuma alışkanlığını geliştirmek amacıyla başlatılan okuma faaliyetinin kamu dairelerinde de yapılmasını istediklerini ifade eden Okutan, ''Zaman zaman birimleri dolaşıyorum ve okuma faaliyetinin toplu bir şekilde yapılmadığını görüyorum. Okuma birlikte yapılmalı. Trabzon kültür, sanat şehriyse ve bu özelliğini ortaya çıkaracaksak bu çalışmaya hepimiz katkıda bulunmalıyız'' dedi. Okutan, her müdürlüğün tasarruf için tedbirler alması gerektiğine dikkati çekerek, ''Her ne konuda olursa olsun tasarrufa dikkat etmeliyiz. Su, benzin fark etmez hepsinde tasarruflu davranmalı, israftan kaçınmalıyız. Depolarımızdaki malzemeleri gözden geçirelim, bunlar devletin malıdır. Gerekiyorsa diğer devlet daireleriyle ve özellikle de halkımızın hizmetine aktarılmalı'' diye konuştu. Toplantı, katılan yatırımcı kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin çalışmalarıyla ilgili bilgi aktarmalarının ardından sona erdi. AA
Öğrenci affı tasarısı kabul edildi
Tasarıya göre, affın başlangıç tarihi, 28 Haziran 2000'den 7 Haziran 1995'e çekildi. 1980 yılından sonra çıkarılan aflardan hiç yararlanmayanlar da kanun kapsamı içinde değerlendirilecek. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim kurumlarında ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken 7 Haziran 1995 tarihinden, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvurmaları halinde Yükseköğretim Kurulunca öğrenim görecekleri fakülte veya yüksek okullar belirlenecek. Belirlenen yüksek öğretim kurumlarınca intibakları yapılan öğrenciler, diğer öğrenciler gibi bu haklardan yararlanacak. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, öğrenci affını düzenleyen kanun tasarısı kabul edildi. Komisyon, Yükseköğretim Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını, CHP, MHP ve DTP milletvekilleri ile BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun bu yönde verdiği diğer kanun tekliflerini birleştirerek görüştü. AK Parti, CHP, MHP ve DTP milletvekilleri, öğrenci affının tarihinin 28 Haziran 2000 tarihinden 7 Haziran 1995 tarihine çekilmesini de içeren değişiklik önergesine ortak imza koydu. Komisyonda oybirliği ile kabul edilen tasarıya göre, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteği ile ilişikleri kesilenler dahil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla yararlanacak. 1980 sonrası çıkartılan aflardan hiç bir şekilde yararlanmayanlar da bu kanun kapsamına alınacak. Bir yükseköğretim kurumu adına yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan; başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler de af kapsamına alınacak. Başvuruda bulunanlar, ilgili yükseköğretim kurumları tarafından, 2 aylık başvuru süresinin dolması beklenmeden de bu haklardan yararlandırılabilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanlar, terhislerini, gözaltında veya tutuklu bulunanlar ise bu hallerinin sona ermesini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu haklardan yararlandırılacak. -SINAV VE DEVAM HAKKI- Başvuru süresi sonuna kadar yükseköğretim kurumlarınca haklarında ilişik kesme işlemi uygulanan, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden, ilişik kesme işlemine karşı idari yargı mercilerine başvurmuş olanlar da başvurmaları halinde yeniden kayıt yaptırma hakkına sahip olacak. Davanın davacının aleyhine sonuçlanması, öğrencinin aftan yararlanmasına engel olmayacak. Ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı ve 4 sınav hakkı, devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 4 sınav hakkı; istemeleri halinde başarısız oldukları derslere 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı, devam zorunluluğu bulunmayan dersler için 4 sınav hakkı tanınacak. Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için de 3 yıl tez hazırlama süresi verilecek. Not ortalaması nedeniyle mezun olamayanlara, istedikleri 3 dersten not yükseltmek için 2 sınav hakkı verilecek. -LİSANS ÜSTÜ DÜZEYDE İLİŞİĞİ KESİLENLER- Lisans üstü düzeyde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı ve 3 sınav hakkı, devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 3 sınav hakkı; istemeleri halinde bu dersleri değiştirerek 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme hakkı, yeterlik için 3 sınav hakkı verilecek. Yüksek lisans öğrencileri için 1, doktora öğrencileri için 2 yıl tez hazırlama süresi, doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara 3 sınav hakkı, sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, başarısız oldukları derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartıyla 3 sınav hakkı tanınacak. -AÇIK ÖĞRETİMDE KAYDI SİLİNENLERE KAYIT HAKKI- Af kapsamında verilen sınav ve devam hakkının kullanılması süreci sonunda başarılı olanların öğrenciliğe intibakları yapılacak ve haklarında, yıl kaybetmemiş öğrenciler gibi işlem yapılacak. Başarısız olunan derslerin programdan çıkarılmış olması halinde bu derslerin yerine, ilgili yükseköğretim kurumu tarafından başka dersler belirlenecek. Pedagojik formasyon programını tamamlayamayanlar için 3 sınav hakkı verilecek; yapamadıkları uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumu tarafından devam imkanı sağlanacak. Açık öğretim sistemi ile öğrenim yapılan ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenlere yeniden kayıt hakkı verilecek. Lisans programlarına devam ederken çeşitli nedenlerle ön lisans diploması alarak kurumlarından ayrılanlar da haklardan yararlandırılacak. -LİSANSÜSTÜ ÖĞRENİM GÖRENLER- Lisansüstü öğrenimlerini tamamlayamadıkları için yüksek kurumlarındaki görevlerine son verilenler, kendilerine tanınan haklardan yararlanarak, öğrenimlerini verilen sürede tamamlamaları kaydıyla, mezuniyetlerinin ardından 30 gün içinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına başvuracak. Başvurunun ardından 2 ay içinde adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumuna veya Yükseköğretim Kurulunun uygun göreceği başka bir yükseköğretim kurumuna araştırma görevlisi olarak atanacak. Bunlardan para borçları olanların bu borçları, hizmet borcuna dönüştürülecek. Bu kişilerin haklarında başlatılan takibat ise öğrenimleri süresince durdurulacak. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan ödemeler ise iade edilmeyecek. Askere alınmaları gerekenler ise kanunda belirtilen hakları kullanmaları halinde tecilli veya tehirli sayılacak. -TSK'YA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARI- Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı eğitim kurumlarında (GATA, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları) ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvurmaları halinde YÖK tarafından askeri okullar dışındaki fakülte veya yüksekokullara yerleştirilebilecekler. Belirlenen yükseköğretim kurumlarınca intibakları yapılan öğrenciler, diğer öğrenciler gibi bu haklardan yararlanacak. Gevher Nesibe Sağlık Enstitüsünden ilişiği kesilenler de kanun tasarısının kapsamına alındı. Enstitüden ilişiği kesilenler, YÖK'ün uygun göreceği yükseköğretim kurumlarında eğitimlerine devam edebilecek. Tasarıya göre, vakıf üniversitelerinde öğrenimlerine burslu olarak devam ederken ilişiği kesilenlerin, aftan yararlanarak öğrencilik hakkını elde etmeleri halinde, bursluluk statülerinin devam edip etmeyeceğine ilgili vakıf üniversitesinin yönetim kurulunca karar verilecek. Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'na öğrenim kredisi veya katkı kredisi borcu bulunanların aftan yararlanması halinde bu borçların ödenmesi ertelenecek. Komisyonda, Polis Akademisinden ilişiği kesilenlerle ilgili de düzenleme yapılmak istendi. Ancak, bu konuyla ilgili düzenlemenin TBMM Genel Kuruluna bırakılması kararlaştırıldı. AA
Öğrenci affında sürpriz genişleme
Milli Eğitim Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında öğrenci affının 07.06.1995 tarihinden itibaren geçerli olması kararlaştırıldı.
Ve öğrenci affı bugün Meclis'te
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AKP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Türkiye'de 1983 yılından bu yana, neredeyse her 1,5 yılda bir af çıkartıldığını anımsatarak, affın başlangıç tarihi ile ilgili olarak, "(Af tarihi, 1950'den başlasın) diyenler var. Belli süre içinde insanlar üniversiteleri boşaltmazsa, geriden gelen gençlere yer açmak mümkün olmaz" dedi.
Tasarı neler getiriyor?
Tasarıda, 28 Haziran 2000 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversiteden ilişiği kesilenlere, 2 ay içerisinde başvurmaları halinde aftan yararlanabilmelerine imkan tanındığını ifade eden Sağlam, ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme ve 4 sınav hakkı verildiğini bildirdi.
Sağlam, açıköğretim sistemi ile öğrenim yapılan ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenler de bu haktan yararlanacağını bildirerek, aftan yararlanacakların askerliğinin tecil edilebileceğini, öğrenim kredisi veya katkı kredisi borcu bulunanların da borçlarının erteleneceğini kaydetti.
Tasarının, ön lisans, intibak sınıfları, lisans tamamlama, 4 yıllık lisans eğitimi, pedagojik formasyon, lisansüstü eğitim, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlilik gibi yükseköğretimdeki tüm alanları kapsadığını vurgulayan Sağlam, "Tasarı çok ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve geniş tutulmuş. Kapsamı daha fazla olamazdı, bütün ayrıntıyı vermişler" dedi.
Yaklaşık 164 bin kişi yararlanmış
Sağlam, 1983 yılından bu yana öğrenci affıyla ilgili 9 ayrı kanun çıkartıldığını anımsatarak, "Bu kanunlardan 163 bin 851 öğrenci faydalanmış. Türkiye'de 1983 yılından bu yana, neredeyse her 1,5 yılda bir af çıkartılmış. Bunun sonu yok. Her insanın kendine göre mazeretinin olmasını anlayışla karşılarım. Ama her insanın mazeretine göre kanun tarihini koyamazsınız. En büyük tartışma da buradan çıkıyor" dedi.
"Üniversitelerdeki kontenjan sıkıntıları malum" diye Sağlam, "Belli süre içerisinde insanlar, üniversiteleri boşaltmazsa, geriden gelen gençlere yer açmak mümkün olmaz. Dolayısıyla işin popülist tarafını düşünürseniz, yararlanma tarihinin geriye gitmesi için birçok tartışma olacaktır. Bir adama ne kadar şans verilir, ne kadar geriye gidilir? Bunun da bir sınırı olmalı" dedi.
Üniversitelerin af meselesine hiç sıcak bakmadıklarına vurgu yapan Sağlam, "YÖK Başkanı olduğum dönemde, 'Bunlara son verilsin' diye bir düzenleme yapıldı. Öğrenciler bize 'Tek dersten atıldım' diye gelirdi. Yıllardır, artık 'tek dersten atılma' diye bir şey kalmadı. Mezuniyet için 3 derse indirenlerin de 2 yıl ilave hakları var. Bütün bunlardan sonra başarısızlıkta okuldan atılma oluyor. Bunları da düşündüğünüz zaman bir insanın 7-8, bazen de 9 yıl bir üniversitenin kadrosunu işgal ettiğini görüyorsunuz. Arkadan gelen daha çalışkan çocukları da düşünmek lazım" dedi.
"Tarihin geriye çekilmesi için bir şey söylemem"
Mehmet Sağlam, komisyon toplanmadan, kapsamın genişletilmesine ilişkin taleplere bir şey söylemek istemediğini belirterek, "Komisyon Başkanı olarak peşinen, 'Şuna karşıyım, buna karşıyım' demem doğru olmaz. Ama olabilecek en kapsamlı affı hazırlamışlar. Bu şekliyle herkesin sorununa çözüm getireceği kanaatindeyim. Ama tabii ki işin Komisyon, TBMM Genel Kurulu tarafı var. Ne çıkar? Onu bilemiyorum" diye konuştu.
Kendi kişisel fikrinin sorulması üzerine de Sağlam, "Benim için bir öğrenci de önemlidir. Kendi çocuğunuz olduğu zaman anlarsınız. Birini kazanmak için yapılanlara hiçbir zaman karşı çıkmam" dedi.
Bu düzenlemeden kaç öğrencinin yararlanacağının henüz bilinmediğini de dile getiren Sağlam, 2000 yılından bu yana "kimler üniversiteden atılmış" diye bir çalışma yapılması gerektiğini söyledi.
"Bu da en güzel, başvuru yapanlardan anlaşılır" diyen Sağlam, geçmişte af başına düşen öğrenci sayısının 18 bin civarında olduğunu bildirdi.
Açıköğretim kayıtlarında son gün çilesi
Mesai saatlerine kadar kuyruğa girenlerin işlemlerini yapmayı planlayan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi bürosu görevlileri, tarihinin en yoğun gününü geçirecek. Edinilen bilgiye göre, açıköğretim fakültesinde öğrenim görmeye hak kazananan yüzlerce öğrenci, kayıtlarını son güne bırakınca Fetiye Mahallesi Mudanya Caddesi üzerindeki Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Bursa Bürosu önünde uzun kuyruklar oluştu. Sabah saatlerinde başlayan yoğunluk mesai bitimine kadar sürdü. İrtibat bürosunun bahçesine yetmeyen kuyruk, metrelerce uzadı. Kayıtlarını son güne bırakan yüzlerce öğrenci, ihmalkarlığının bedelini saatlarca bekleyerek ödedi. Son gün çilesine takılan binlerce öğrenci, "Bir daha kayıtlarımızı asla son gününe bırakamayız. Zamanında rahat rahat yaptırıp bu çileden kurtuluruz" dedi. İlk kayıtlarda son gün olduğunu ifade eden büro yetkilileri ise 17.30'a kadar kuyruğa girenlerin işlemlerini gecenin ilerleyen saatlerine rağmen bitirmeye çalışacaklarını ifade etti. Tarihinin en yoğun gününü geçirecek büro çalışanlarının kuryuğu eritmek için gece geç saatlere kadar çalışması beklenirken, yarından itibaren başlayacak mazeretli kayıtların 17 Ekim'e kadar süreceği ifade edildi. İHA
İlköğretim öğrencilerine ücretsiz elektronik posta hizmeti
Öğrencilere ''Vitamin'' desteği
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "İnternetin sıkıntıları var. Eğer bir filtreden geçirmezsek, internetin doğurabileceği zararları göğüslemek zorunda kalırız" dedi.
İlköğretim 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler derslerinde desteklemek amacıyla hazırlanan, sesli, üç boyutlu canlandırmalı ve interaktif "TTNET Vitamin" eğitim destek paketi, Swiss Otel'de düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
Toplantıda konuşan Çelik, çocuklara bilgiyi en hızlı ve ucuz şekilde ulaştırmaya çalıştıklarını kaydederek, iletişim teknolojilerinin bilgi donatılması halinde anlam kazanacağını belirtti.
İçerik ile ilgili birçok yazılım programı bulunduğu, Vitamin'in bunlardan biri olduğunu söyleyen Çelik, bu programının 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflara yönelik hazırlandığını, bir süre sonra liseliler için de hazırlanacağını anlattı. Böyle bir programının çocuklara hem göstermeyi hem paylaşmayı öğretmeyi hedeflediğini ifade eden Çelik, "Netice itibariyle bu programın sesli olması, animasyon ve simülasyonla takviye edilmiş olması, üç boyutlu olması kendi başına bir olaydır" dedi. "Vitamin" programının öğrencilere takviye açısından yararlı olacağını" söyleyen Çelik, "Bu Vitamin'e çocukların ihtiyacı var" diye konuştu.
"Çocukların internet kullanmasının, her evde internet bağlantısı bulunmasının ve ADSL sisteminin Türkiye'nin her tarafına yaygınlaştırılmasının" önem taşıdığını kaydeden Çelik, ancak bazı konularda dikkatli olunmasını istedi. Çelik, şöyle konuştu: "İnternetin sıkıntıları var. Eğer seçmeci bir anlayışla, bir filtreden geçirerek bunu yapmazsak internetin doğurabileceği zararları maalesef göğüslemek zorunda kalırız. İnternet büyük bir nimettir, büyük bir imkandır. Ateş çok büyük bir nimettir ama eğer onu sanayide kullanırsanız, yiyeceklerin pişirilmesinde kullanırsanız... Ama evi yakmak için kullanırsanız, kötü kullanırsanız büyük bir felaket olur. Neşter bir doktorun elinde hayat kurtarır ama bir serserinin elinde insanların ölümüne vesile olur. İnternet de böyle bir şey. İnterneti olumsuz amaçları için kullanan maalesef milyonlarca insan var. Eğer biz çocuklarımıza interneti sunarken bunlara dikkat etmezsek, internet faydadan ziyade zarar getirebilir."
İnternetin tüm okullara ulaştırılması amacıyla çalışmalar yapıldığını anlatan Çelik, bu kapsamda 2007 Mayıs ayında tüm öğrencilere elektronik posta adresi verilmesi projesi de yürütüldüğünü söyledi. Çelik, 20 Ekim itibarıyla 3 milyon 200 bin öğrenciye elektronik posta adresinin verilmiş olacağını, daha sonra her yıl 4. sınıf öğrencilerinin buna ilave edileceğini ve 3 yıl içinde tüm ilköğretimi kapsayacağını anlattı.
Çelik, e-okul konusunda Türkiye'nin önemli ilerleme kaydettiğini söyleyerek, bu sistemde her öğrenciyle ilgili tüm bilgilerin yer aldığını ifade etti. Çelik, "İngiltere e-okula 2012 yılında geçeceğini ilan etti. Biz 2007 yılında e-okulu gerçekleştirdik. Şu anda Türkiye'nin neresinde, hangi okulda kaç öğrencimiz var, okullaşma oranları nedir, öğrencilerin kişisel bilgileri, tüm bunları e-okul bilgi sistemi içinde görmek mümkün"diye konuştu.
-"İZİN VERMEYECEĞİZ"-
Öğrencilere 165 milyon adet ücretsiz ders kitabı dağıtıldığını anımsatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şüphesiz ki okullarda bu tür çok faydalı, üç boyutlu, sesli, animasyonları, simülasyonları olan ve öğrencilerin neredeyse 5 duyusuna hitap edecek destekleyici unsurun olması hiç kimsenin itiraz edemeyeceği birşey. Ancak bizim okullara kitap göndermemize rağmen, bazı yerlerde bazı göz açıklar 'yardımcı ders kitabıdır' diye getirip velilere, çocuklarımıza adeta mecbur tutarak kitap aldırıyorlar. Bununla ilgili bir genelge göndereceğim. Bu fırsatçılara kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bu yapılanın velilere yük getireceğini ifade etmek istiyorum. Bunların ensesinde olacağız. 'Bunda daha çok örnek var, bu dergide daha fazla bilgi var' denilerek bu mesele suiistimal ediliyor, kötüye kullanılıyor."
Toplantıda konuşan TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz da "Vitamin" destek paketinin çocukların eğitiminde interneti kullanmayı alışkanlık haline getirmelerine katkıda bulunmasını amaçladıklarını kaydetti. Yılmaz, paketin, 4, 5, 7, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik hazırlandığını ve Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler ders içeriklerini kapsadığını ifade etti. Yaptıkları bir araştırmaya değinen Yılmaz, "Öğretmenler ve veliler, Vitamin'in özellikle ders tekrarını zevkli hale getirmesi, evde ödev yapmayı ve çalışmayı keyifli kılması, müfredat ile uyumlu olması ve konuları canlandırmalar ile anlatmasından dolayı çok faydalı olacağını düşünüyor" diye konuştu.
Yılmaz, TTNET'in MEB ile ortak gerçekleştirdiği ilköğretim öğrencilerine ücretsiz elektronik posta hizmeti verilmesi projesinin 20 Ekimde uygulamaya konulacağını belirterek, projenin devreye gireceği tarihten itibaren 4. ve 5. sınıf öğrencileri ile öğretmenlerinin bu hizmetten faydalanmaya başlayacağını kaydetti. Yılmaz, "Okul, öğrenci ve ebeveynler arasındaki ilişkiyi güçlendirmesi amaçlanan e-posta projesi gelecek yıllarda 4. sınıftan 8. sınıfa kadar tüm ilköğretim öğrencilerini kapsayacak şekilde genişletilecek. Toplam e-posta adresi 7 milyon adeti bulan dünyanın en önemli e-posta sistemlerinden biri kurulmuş olacak" dedi.
Cebit Genel Müdürü Ahmet Eti de Vitamin eğitim paketine ilişkin sunum yaparak, öğrencilerin nasıl yararlanacağını anlattı. Toplantıda, ilköğretim öğrencilerinin TTNET Vitamin Yarışması'nda dereceye girenlere de ödülleri verildi.
TTNET Vitamin eğitim paketini, ADSL aboneleri yıllık 36 YTL ödeyerek satın alabilecekler ve www.ttnetvitamin.com.tr sitesi üzerinden kayıt yaptırarak kullanabilecekler.
Bu arada, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın mazereti nedeniyle toplantıya katılamadığı bildirildi. Toplantıya, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Habib Soluk katıldı.
Kaynak : Milliyet
Öğrenci affı neler getiriyor?
Üniversitelerde öğrenci affını düzenleyen kanun tasarısı, yarın TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda görüşülecek. TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Türkiye'de 1983 yılından bu yana, neredeyse her 1,5 yılda bir af çıkartıldığını anımsatarak, affın başlangıç tarihi ile ilgili olarak, ''(af tarihi, 1950'den başlasın) diyenler var. Belli süre içinde insanlar üniversiteleri boşaltmazsa, geriden gelen gençlere yer açmak mümkün olmaz'' dedi. Öğrenci affına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Sağlam, TBMM'ye sunulan tasarının neler getirdiğini anlattı. Tasarıda, 28 Haziran 2000 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversiteden ilişiği kesilenlere, 2 ay içerisinde başvurmaları halinde aftan yararlanabilmelerine imkan tanındığını ifade eden Sağlam, ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme ve 4 sınav hakkı verildiğini bildirdi. Sağlam, açık öğretim sistemi ile öğrenim yapılan ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenler de bu haktan yararlanacağını bildirerek, aftan yararlanacakların askerliğinin tecil edilebileceğini, öğrenim kredisi veya katkı kredisi borcu bulunanların da borçlarının erteleneceğini kaydetti. Tasarının, ön lisans, intibak sınıfları, lisans tamamlama, 4 yıllık lisans eğitimi, pedegojik formasyon, lisansüstü eğitim, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlilik gibi yükseköğretimdeki tüm alanları kapsadığını vurgulayan Sağlam, ''Tasarı çok ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş ve geniş tutulmuş. Kapsamı daha fazla olamazdı, bütün ayrıntıyı vermişler'' dedi. -YAKLAŞIK 164 BİN KİŞİ YARARLANMIŞ- Sağlam, 1983 yılından bu yana öğrenci affıyla ilgili 9 ayrı kanun çıkartıldığını anımsatarak, şöyle devam etti: ''Bu kanunlardan 163 bin 851 öğrenci faydalanmış. Türkiye'de 1983 yılından bu yana, neredeyse her 1,5 yılda bir af çıkartılmış. Bunun sonu yok. Her insanın kendine göre mazeretinin olmasını anlayışla karşılarım. Ama her insanın mazeretine göre kanun tarihini koyamazsınız. En büyük tartışma da buradan çıkıyor. 'Af tarihi, 1950'den başlasın' diyenler var. Bana bu yönde müracaat eden, 74 yaşında insan var. Bir düzenleme yapılırken, uygulamaya da bakmak lazım. Geçmişte öyle haller oldu ki aftan yararlanan insan üniversiteye gittiği zaman, kendi sınıf arkadaşı fakültenin dekanı olmuş... Bir de geride bekleyen çocukları var. Üniversitelerdeki kontenjan sıkıntıları malum. Belli süre içerisinde insanlar, üniversiteleri boşaltmazsa, geriden gelen gençlere yer açmak mümkün olmaz. Dolayısıyla işin popülist tarafını düşünürseniz, yararlanma tarihinin geriye gitmesi için birçok tartışma olacaktır. Bir adama ne kadar şans verilir, ne kadar geriye gidilir? Bunun da bir sınırı olmalı. Üniversitelerimiz zaten af meselesine hiç sıcak bakmıyorlar. YÖK Başkanı olduğum dönemde, 'Bunlara son verilsin' diye bir düzenleme yapıldı. Öğrenciler bize 'Tek dersten atıldım' diye gelirdi. Yıllardır, artık 'tek dersten atılma' diye bir şey kalmadı. Mezuniyet için 3 derse indirenlerin de 2 yıl ilave hakları var. Bütün bunlardan sonra başarısızlıkta okuldan atılma oluyor. Bunları da düşündüğünüz zaman bir insanın 7-8, bazen de 9 yıl bir üniversitenin kadrosunu işgal ettiğini görüyorsunuz. Arkadan gelen daha çalışkan çocukları da düşünmek lazım.'' -''TARİHİN GERİYE ÇEKİLMESİ İÇİN BİR ŞEY SÖYLEMEM''-
Mehmet Sağlam, komisyon toplanmadan, kapsamın genişletilmesine ilişkin taleplere bir şey söylemek istemediğini belirterek, ''Komisyon Başkanı olarak peşinen, 'Şuna karşıyım, buna karşıyım' demem doğru olmaz. Ama olabilecek en kapsamlı affı hazırlamışlar. Bu şekliyle herkesin sorununa çözüm getireceği kanaatindeyim. Ama tabii ki işin Komisyon, TBMM Genel Kurulu tarafı var. Ne çıkar? Onu bilemiyorum'' diye konuştu. Kendi kişisel fikrinin sorulması üzerine de Sağlam, ''Benim için bir öğrenci de önemlidir. Kendi çocuğunuz olduğu zaman anlarsınız. Birini kazanmak için yapılanlara hiçbir zaman karşı çıkmam'' dedi. Bu düzenlemeden kaç öğrencinin yararlanacağının henüz bilinmediğini de dile getiren Sağlam, 2000 yılından bu yana ''kimler üniversiteden atılmış'' diye bir çalışma yapılması gerektiğini söyledi. ''Bu da en güzel, başvuru yapanlardan anlaşılır'' diyen Sağlam, geçmişte af başına düşen öğrenci sayısının 18 bin civarında olduğunu bildirdi. Sağlam, ''Kamuoyuna öğrenci affından 600, 800 bin kişi yararlanacak'' gibi mesajlar verildiğine dikkati çekerek, ''Kanun teklifi veren muhalefetteki arkadaşlar, '600, 800 bin kişi yararlanacak' diye açıklama yapıyorlar. Bu tür beyanlar gereksiz bir baskı oluşturuyor. 18 bin kişi az rakam değil. Ama bir de üniversiteye girmek için bekleyen gençleri düşünmek lazım'' dedi. Türkiye'de ilişiği kesilen öğrencilerle ilgili yapılan düzenlemelerin, hep ''af'' olarak nitelendirilmesini de eleştiren Sağlam, Hükümetin TBMM'ye gönderdiği tasarıya ''imkan yasası'' olarak nitelendirdi. AA
Ek yerleştirme başvuru süresi 1 gün uzatıldı
ÖSYM'den yapılan açıklamada, 2008 ÖSYS Ek Yerleştirme tercih işlemlerinin süresinin yarın saat 17.00'ye kadar uzatıldığı bildirildi. Açıklamada, "İşlemler salı günü saat 17.00'de kesin olarak sona erecektir" denildi. ÖSYM, başvuru süresini 8-13 Ekim olarak belirlemişti. Adaylar, ek yerleştirme için hazırlanan kılavuza, ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecekler. Kılavuz ayrıca sınav merkezlerinden de alınabilecek. Ek yerleştirmeye başvurabilmek için 2008 ÖSS'ye başvurmuş olmak gerekiyor. Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesi'nin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacaklar. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesi'nin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor. 2008'de özel yetenek sınavı ile bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş adaylar da ek yerleştirmeye başvurabilecekler. 2008-ÖSS'ye girmeyerek sadece sınavsız geçiş için başvuran, 2008-ÖSYS'de sınava girmek için başvurduğu halde sınava girmeyen veya 2008-ÖSYS'de sınava girerek 145'in altında ÖSS puanı alan meslek lisesi mezunları, sadece Tablo-3A'dan kendi alanlarındaki yükseköğretim programlarını tercih edebilecekler. Kontenjanlar Devlet ve vakıf üniversiteleri ile KKTC'deki ve yurt dışındaki üniversitelerde 23 bin 480'i lisans, 65 bin 977'si ön lisans olmak üzere toplam 89 bin 457 boş kontenjan bulunuyor. Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 7 bin 941, ön lisans programlarında 47 bin 896 olmak üzere toplam 55 bin 837 boş kontenjan mevcut. Vakıf üniversitelerinde 6 bin 691 lisans, 15 bin 901 ön lisans; KKTC'deki üniversitelerde 8 bin 357 lisans, 2 bin 180 ön lisans; yurtdışındaki üniversitelerde de 491 ön lisans programı boş bulunuyor. Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekim'de kayıt yaptıracaklar. AA
Ek yerleştirmede bugün son gün
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme ve kayıtlar sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak. Adaylar ek yerleştirme için hazırlanan kılavuza ÖSYM'nin ''www.osym.gov.tr'' internet adresinden ulaşabilecek. Kılavuz ayrıca sınav merkezlerinden de alınabilecek. Adaylar başvurularını, internet üzerinden ve başvuru merkezleri aracılığıyla yapabilecek. Ek yerleştirmeye başvurabilmek için 2008 ÖSS'ye başvurmuş olmak gerekiyor. Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacak. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor. 2008'de özel yetenek sınavı ile bir yüksekö?retim programına yerleştirilmiş adaylar da ek yerleştirmeye başvurabilecek. 2008-ÖSS'ye girmeyerek sadece sınavsız geçiş için başvuran, 2008-ÖSYS'de sınava girmek için başvurduğu halde sınava girmeyen veya 2008-ÖSYS'de sınava girerek 145'in altında ÖSS puanı alan meslek lisesi mezunları sadece Tablo-3A'dan kendi alanlarındaki yükseköğretim programlarını tercih edebilecek. -KONTENJANLAR- Devlet ve vakıf üniversiteleri ile KKTC'deki ve yurt dışındaki üniversitelerde 23 bin 480'i lisans, 65 bin 977'si ön lisans olmak üzere toplam 89 bin 457 boş kontenjan bulunuyor. Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 7 bin 941, ön lisans programlarında 47 bin 896 olmak üzere toplam 55 bin 837 boş kontenjan mevcut. Vakıf üniversitelerinde 6 bin 691 lisans, 15 bin 901 ön lisans; KKTC'deki üniversitelerde 8 bin 357 lisans, 2 bin 180 ön lisans; yurt dışındaki üniversitelerde de 491 ön lisans programı boş bulunuyor. Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekim arasında kayıt yaptıracak. AA
Öğrenci affı Salı günü Meclis'te
Üniversitelerde öğrenci affını düzenleyen kanun tasarısı, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda, 14 Ekim Salı günü görüşülecek. Tasarıya göre, 28 Haziran 2000 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversiteden ilişiği kesilenler, 2 ay içerisinde başvurmaları halinde aftan yararlanabilecekler. Ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere; devam şartını yerine getirmedikleri dersler için 1 eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için 1 dönem devam etme ve 4 sınav hakkı verilecek. Açık öğretim sistemi ile öğrenim yapılan ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenler de bu haktan yararlanacak. Aftan yararlanacakların askerliği tecil edilebilecek. Öğrenim kredisi veya katkı kredisi borcu bulunanların borçları ertelenecek. AA
Yeni nüfus cüzdanları
Tübitak tarafından geliştirilen çipli nüfus cüzdanlarının çipleri içerisinde tüm nüfus cüzdanı bilgileri yer alıyor. Bu bilgilerin yanında vatandaşın parmak izi ve damar izi de bu çip içerisinde yer alıyor. Vatandaş kimliğini hem parmak izini hem de belirlediği 6 haneli sayısal şifresi ile kullanabiliyor.
Halen Bolu'da 300 kişi tarafından test edilen yeni kimlik kartlarının teknolojik olarak ilk kullanımları eczaneler ve hastanelerde olacak. Eczane ve hastanelerde bulunacak kart okuyucuları sayesinde vatandaşlarla ilgili bilgilere ulaşılabilecek. Sistemin halen üzerinde çalışılan sağlık veritabanı ile de çalıştırılması öngörülüyor.
Doktor veya eczacı kendi kartı ile sisteme girecek, vatandaş da kendi kartını cihaza yerleştirecek. Bu durumda vatandaşla ilgili tüm sağlık bilgileri doktor tarafından görüntülenebilecek.
Bolu'da test projeleri devam eden uygulamanın önümüzdeki günlerde kapsamının biraz daha genişletilmesi ve 3 bin kişiye ulaştırılması, 2009 yılında ise 300 bin kişilik bir vatandaş kitlesinde son testlerinin gerçekleştirilmesi bekleniyor.
2009 başından itibaren Türkiye'nin kullanmaya başlayacağı biometrik pasaportlardan sonra 2010 yılında da çipli nüfus cüzdanlarının kullanılmaya başlanması öngörülüyor.
'Öğretmen yok de 50 YTL verelim'
Hasan Tosun'un haberi Doğan Medya Grubu, "Aktütün'de öğretmen olmadığı için eğitim verilmediği" iddialarını sürdürürken, gazete ve TV ekranlarında kullanılan 11 yaşındaki öğrenciye, "Öğretmenimiz yok" demesi için 50 YTL verildiği ortaya çıktı. Doğan Medya Grubu, usta tahrikçisi Uğur Dündar'ın gündeme getirdiği ancak Milli Eğitim Bakanı'ndan Vali ve Kaymakamına kadar tüm yetkililerin yalanladığı ?Aktütün'de öğretmen olmadığı için eğitim verilmediği? iddiasını dün de sürdürürken, 11 yaşındaki öğrencinin bu yönde açıklamalarda bulunmaya parayla razı edildiği ortaya çıktı. Dündar ve ekibi, ?Öğretmensiz okulunu anlattı? diye ekranlara taşıdığı ilköğretim 5. sınıf öğrencisi Çiçek Aysal'a ?öğretmenimiz yok? demesi için 50 YTL vermiş. YAKINLARI DOĞRULADI
Terörist baskın sonucu 17 şehit verdiğimiz Hakkari Şemdinli'deki karakolun yakınındaki Aktütün Köyü'nden olan Çiçek Aysal'ın yakınları ?para olayı?nı doğruladı. Çiçek Aysal'ın amcası İmran Aysal, ?Köyümüzün okulunda öğretmen sıkıntısı yok. Okul Jandarma tarafından 2005'te yapıldı. Bu tarihten bu yana hizmet veriyor. Okulumuzun öğretmeni olmadığı yönündeki iddialar doğru değil. İki öğretmen görev yapıyor. Yeğenime ?Öğretmenimiz yok' açıklamasından sonra 50 milyon vermişler. Bu yönde açıklamalarda bulunan diğer öğrenciye de yine 50 milyon vermişler. Bunu bana yeğenim söyledi. Ancak niçin verdiklerini söylememişler. Para verenleri de tanımıyoruz. Muhtemelen televizyoncular verdi bu paraları, bu yönde açıklamalarda bulunmaları için? dedi. BABAYA 10 MİLYARLIK TEKLİF!
Uğur Dündar ve ekibinin, yalan haberlerini sürdürmek için Çiçek Aysal'ın babası Sami Rahim Aysal'a da para teklif ettiği ortaya çıktı. Baba Aysal'a ?Kızının canlı yayına çıkarak bu şekilde konuşmasını sağlarsan sana 10 milyar lira veririz? demişler. Aktütün Köyü Muhtarı Cever Çalışkan, ?Öğrencinin Star televizyonundaki ?öğretmenimiz yok' açıklamasını görünce şaşırdım. Nasıl böyle der? Okulumuzda eğitim sürüyor, öğretmenimiz var, öğretmenlerden biri hem de bu öğrencimizin akrabasıdır. Aksi yöndeki söylemlerin altında para vardır. Televizyoncular çocuğu ve babasını kandırmış. Bizzat babasından duydum. Bana ?Kızımı Şemdinli'ye götürüp canlı yayında konuşturacağım, karşılığında bana 100 milyar lira verecekler' dedi? şeklinde konuştu. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜLÜYOR
Doğan Grubu ve geçmişte birçok yalan habere imza atan Star Tv Haber Grup Başkanı Uğur Dündar'ın bu tavrı eğitimciler tarafından tepkiyle karşılanırken, ?terör örgütünün ekmeğine yağ sürülüyor? şeklinde değerlendiriliyor. Eğitimciler ?Güneydoğu'da eğitim sorunu olduğu doğrudur. Ancak haberlere konu edilen köy okulunun öğretmeninin olmadığı iddiası tüm yetkililerce defalarca yalanlandı. Buna rağmen, hükümete vurma adına aksi yönde yayın yapmak terör örgütünün ekmeğine yağ sürer? diyor. İşte ?yok' denilen öğretmenler Doğan Medya Grubu, ?Aktütün'de öğretmen olmadığı için eğitim verilmediği? iddiasını dün de sürdürürken, Aktütün İlköğretim Okulu'nda 2 öğretmen bulunduğunu ortaya çıkardık. Aktütün İlköğretim Okulu'nda çekilen bu fotoğraflarda öğrenciler, öğretmenleri Cevdet Arıcı ve Kadir Sönmez ile bir arada görülüyor. Karedeki üçüncü kişi ise, Hakkari İl Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Kemal Seyitoğlu. Vakit
SBS sınavı YBP sorunu
OKS'nin yerine başlatılan Ortaöğretim Geçiş Sistemi'nde, Anadolu liselerine girişi sağlayacak puanı etkileyen Yılsonu Başarı Puanı hesabında hata belirlendi..
İlk kez geçen öğretim yılında 6. ve 7. sınıflarda uygulanan bu yıl ise 8. sınıfları da kapsayacak Ortaöğretim Geçiş Sistemi (OGES) veliler ile Milli Eğitim Bakanlığı'nı Danıştay'da karşı karşıya getirdi. Seviye Belirleme Sınavları (SBS), Yılsonu Başarı Puanı (YBP) ve Davranış Puanı (DP) olmak üzere 3 ana unsura dayanan sistemde öğrencinin anadolu liselerine girişinde kullanılan Sınıf Puanı'nı (SP) yüzde 25 oranında etkileyecek Yılsonu Başarı Puanı hesabında hata belirlendi.
Puan hesaplamasının "hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu" savunan Özel Taş İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencilerinden 4'nün velisi uygulamanın iptali için Danıştay'a giderken, Bakanlık uzmanları değişiklik arayışına girdi. Veliler, MEB Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Yönergesi'nin 9. maddesinde yer alan "Okuldaki 6., 7. ve 8. sınıflardaki en yüksek puan 500 puana dönüştürülür" ibaresinin iptalini istiyor. Velilere göre formül, iki farklı okulda okuyan, aynı nota sahip 2 öğrencinin, okullarındaki en yüksek nottaki farklılığına göre Sınıf Puanlarında anormal değişiklik yaratıyor. Davanın avukatlığını yapan aynı zamanda da veli olan Mert Karagülle haksızlık yaratan bu değişikliği şöyle örnekledi: "Mesela A okulunda notu 75 olan öğrencinin okulundaki en yüksek puan 98 ise Yılsonu Başarı Puanı 382.653 olacak. B okulunda okulunda yine notu 75 olan öğrencinin ise, okuldaki en yüksek not 95.00 ise Yılsonu Başarı Puanı 394.737'ye düşecek. Tüm öğrencilerine 50 ile 55 arasında not veren bir okulun öğrencileri de bu formülle avantajlı oluyor. En yüksek notu 55 olan okuldaki 50 nota sahip öğrencinin YBP'si 454.545 iken, en yüksek notu 98 olan okulda notu 88.00 olan öğrencinin YBP'si 448.980 oluyor."
BAKANLIK'TA TOPLANTI
Bakanlık uzmanları ailelerin dava açması üzerine, Yılsonu Başarı Puanı'nın (YBP) nasıl kullanılacağına ilişkin toplandı. Bakanlıktan bir yetkili şu bilgiyi verdi: "En yüksek puanı mı esas alsak, yoksa okul ortalamasını mı diye tartışıyoruz. Mesela ÖSYM okul ortalamasını esas alıyor. Okuldaki bütün puanları toplayıp yıl sonu başarı ortalamasını alarak skala oluşturuyor. Bunu biz de yapabiliriz. Ama, bu defa da bazı okullar öğretmenlerini toplayıp, ortalamayı yukarıya çekecek şekilde not verilmesini isteyecek. Sadece Seviye Belirleme Sınavı puanlarını dikkate alarak ortaöğretime yerleştirmeyi kullanmak dershaneleri teşvik eder. Biz adaleti tesis etmek için bu sistemi kurmuştuk. Ama Danıştay iptal ederse de uymaktan başka bir şey yapamayız." Başkanlığını yaptığı dönemde bu sistemin mimarlarından olan Talim Terbiye Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan'ın önerisi ise sistem oturana kadar iki yıl ortaöğretim kurumlarına yerleştirmede SBS puanlarının kullanılması. Erdoğan, "Aksi halde bakanlığın başı ağrıyacak. Sistem iyi niyetli ama maalesef bizde not vermede falan kültürümüz yok, hesaplamada da sorun var" dedi.
Yüzde 25 etkisi var
Ortaöğretim Geçiş Sistemi'nde ortaöğretim kurumlarına yerleştirmede kullanılan Sınıf Puanı 6. 7. ve 8. sınıflar için her yıl ayrı ayrı hesaplanıyor. Hesaplanmada da Seviye Belirleme Sınavı Puanı (SBS) yüzde 70, Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) yüzde 25 ile Davranış Puanları (DP) yüzde 5 etkili oluyor.
Sabah
Green Card'a alternatif Blue Card
ÖNDER DELİGÖZ'ün haberi Eğitim, staj ya da iş derdiyle kapıları zorlanan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri sunuyor bu yeni fırsatı. Giderek yaşlanan nüfusuna karşılık düşük doğum oranları nedeniyle artan iş gücü ihtiyacını karşılamak isteyen AB ülkeleri, göç politikalarında mecburi değişikliğe gidiyor. Geçtiğimiz ayın sonunda Belçika'nın başkenti Brüksel'de toplanan AB ülkeleri çalışma ve göçmen bakanları, kalkınmakta olan ülkelerin diplomalı azınlığını Avrupa'ya çekebilmek için yeni proje üzerinde fikir birliğine vardı. Hedef ülkelerin başında Çin ve Hindistan geliyor. Kaçak göçmenlerinden korktukları gelişmemiş ülkelerin eğitimli genç nüfusunu ithal etmek için kullanacakları yöntem ise oldukça tanıdık. AB bakanları, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) işgücü açığını kapatmak için 1990'lı yıllardan beri uyguladığı 'Green Card' modelini örnek alıyor. Kalkınmakta olan devletlerin eğitimli azınlığına Avrupa ülkelerinde kolay yoldan iş bulma ve yaşama imkânı sağlayacak kartın rengi ise mavi. Adını AB bayrağının renginden alan ve önümüzdeki ay kesinleştirilmesi planlanan Blue Card'ı almaya hak kazanan diplomalı elit, birlik üyesi 27 ülkede doktorluktan mühendisliğe, mimarlıktan eczacılığa kadar pek çok alanda iş bulup çalışma hakkı kazanacak. Akıllara hemen Green Card'ın sağladığı vatandaşlık hakları gelebilir. AB'nin kartından böyle bir hak beklemeyin sakın. Çünkü vatandaşa değil işgücüne ihtiyaçları var. Bu anlayışta üye ülke halklarının göçmenlere karşı pek de hoş olmayan bakış açısının büyük etkisi var tabii. Blue Card'ın en çarpıcı, en çekici farklılığı ise yeni AB çalışanının alacağı maaşta saklı. AB ülkesine yerleşen kalifiye elemanı, çalıştığı iş kolundaki ortalama ücretin bir buçuk katı maaş bekliyor. Hem çok para hem Avrupa'da hayat. Neden olmasın Blue Card! Genç nüfusa hasret kalan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, kalifiye elemana muhtaç durumda. Kimi doktor, kimi mühendis sıkıntısı yaşayan birlik üyesi 27 ülke, bu ihtiyacı karşılamak için gözünü genç nüfusa sahip ülkelere çevirdi. Daha doğrusu bu ülkelerin azınlıkta olan eğitimli, diploma sahibi kısmına göz dikti diyebiliriz. Hatta bu hedeflerine ulaşabilmenin yolunu çoktan belirlediler bile. Bir süredir AB gündemini meşgul eden Blue Card (Mavi Kart) uygulaması hayata geçmek üzere. Yani AB otobüsüne binmek için Mavi Kart alma dönemi başlıyor. Kalifiye elemanların birlik üyesi devletlere giriş ve ikamet şartlarına ilişkin AB Konsey Direktifi taslağı üzerinde yapılan çalışmalar bitmek üzere. Son olarak Avrupa Konseyi geçtiğimiz 24-25 Eylül tarihlerinde bu taslağı gündeme aldı. Taslağın önümüzdeki ay kesinleşmesi planlanıyor. Blue Card, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) hemen hemen aynı amaçla dağıttığı Green Card'la (Yeşil Kart) pek çok açıdan benzerlikler taşıyor. Zaten Mavi Kart uygulamasının temelinde AB'nin, sınırlarını yabancı yeteneklere açmasıyla bilinen ABD ve Kanada ile arasındaki düşük rekabet gücünü daha da yitirmeme arzusu yatıyor. Birlik, aslında bu hedef doğrultusunda rakipleri karşısında büyük bir avantaja sahip. Küresel terör kavramını zihinlere kazıyan 11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin göçmen politikasını katı kurallar bütünü haline getirmesine dayanıyor bu avantaj. ABD, saldırılar sonrası kalifiye çalışanlar dahil, başta Müslümanlar olmak üzere yabancılara ülke girişinde pek çok zorluk getirdi. Bir şekilde bu ülkeye adım atabilenlerin, hatta saldırılara kadar ülkede ikamet edenlerin yaşadığı sıkıntılar nedeniyle ABD, gelişmekte olan ülkelerin öğrencileri, araştırmacıları ve akademisyenleri için cazibesini büyük oranda yitirdi. İşte bu durum kalifiye olmayan kaçak göçmenlerden kurtulmanın yollarını ararken genç nüfus oranının her geçen yıl düşmesi nedeniyle eğitimli eleman bulma zorunluluğuyla karşı karşıya kalan AB için büyük bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen 27 üye ülkenin her biri, kendi iç iş piyasası ve istihdam politikasına göre, Blue Card verebilecek. Yani her ülke ihtiyaç duyduğu alanlarda Blue Card dağıtacak. Örneğin Fransa ile Hollanda'nın doktor ve hemşirelere, Belçika'nın da mühendis ve bilgisayar uzmanlarına bu kartı vermesi bekleniyor. AB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki diplomalı eliti çekmek için geliştirdiği Blue Card'ın sahibine sunacağı imkânlar ise şunlar olacak: Avrupa dışından doktor, mühendis ve araştırmacı gibi kalifiye işgücü, bu karta sahip olarak AB ülkelerinde çalışma hakkı elde edecek. Öncelikle süresiz bir iş sözleşmesine sahip olacak Kart hamili, bütün AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip olacak. Herhangi bir AB ülkesinde iş bulup oraya yerleştiğinde, beklemeden ve herkese uygulanan göçmenlik testlerine tabi olmadan, ailesini de yanına alabilecek. Eşine de çalışma izni tanınacak. Bu arada Gidilecek ülkenin dil ve kültürünü bilme şartı aranmayacak. Ayrıca çalışma süresini tamamladıktan sonra ülkesine dönen bir uzman, dört-beş yıl sonra uygulanan prosedüre sıfırdan başlamadan yeniden AB'ye giriş yapabilecek. Blue Card'ın sahibine sağladığı en önemli artı maaşlarda ortaya çıkıyor aslında. Kart sahiplerinin kazancının, çalıştıkları ülkenin ortalama ücretinin en az 1,5 katı olması öngörülüyor. Hatta kart sahipleri, çalıştıkları ülke vatandaşlarıyla aynı sosyal haklardan faydalanabilecek. Fakat bu hak AB pasaportu almak anlamına gelmiyor tabii ki. Sınırlamalar yok değil yani. Blue Card'ın 4 yılda bir yenilenmesi gerekiyor. ABD'nin daimi oturum izni anlamına gelen Green Card'ından en büyük farkı da bu. Blue Cardlının işten çıkarılması durumunda, herhangi bir ülkede yeni bir iş bulabilmesi için 3 ay süre tanınıyor. Bu süre içerisinde herhangi bir AB ülkesinde iş bulamayanların kartı iptal ediliyor. Blue Cardlı çalışanlara getirilen en önemli kısıtlamalardan biri de şu: İş buldukları AB ülkesinde en az 18 ay çalışmak zorundalar. Bu süre içerisinde farklı bir ülkeye geçiş yapılamayacak. Kısaca Blue Card, sahibine AB vatandaşlığı yolunu açmıyor; ancak AB ülkeleri içerisinde sınırlı serbest dolaşım hakkı sağlıyor. Bu sınırlamalar göze alındığında rekabet gücünü kaybetmek istemeyen AB ülkelerinin bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin eğitimli kesimini ithal etmeye çalıştığı, bir taraftan da iç politika hassasiyetleri nedeniyle Blue Card sahiplerine sınırlamalar getirdiği söylenebilir. Green Card mı alsak; Blue Card mı? Green Card ve Blue Card'ın ortak özelliği, ABD, Kanada ve AB ülkelerinin kaçak göçmenlerinden kurtulmaya çalıştıkları gelişmekte olan devletlerin kalifiye, eğitimli azınlığıyla işgücü açıklarını kapatmaya çalışması. Bir nevi beyin göçü sağlamak. Temelde birbirine benzeseler de iki kart arasındaki önemli farklılıklar şöyle: Green Card sahipleri, ABD'de süresiz oturma ve çalışma iznine sahip oldukları gibi oy verme haricinde vatandaşlık haklarının birçoğundan yararlanabiliyor. Ayrıca Green Card sahipleri istemeleri halinde beş yıl sonra ABD vatandaşlığı için başvuruda bulunabiliyor. Blue Card sahipleri ise istediği AB ülkesinde çalışma iznine sahip olsa da vatandaşlık hakkı elde edemiyor. Hatta dört yılda bir Blue Card'ını yenilemesi gerekiyor. *** 'Türkiye'nin genç nüfusuna ihtiyacımız var' 'Türkiye ve AB arasında Kültürlerarası Diyalog' konulu konferansta konuşan Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pierini, AB'nin Türkiye'deki genç nüfusa ihtiyacını şu sözlerle anlatmıştı: "Türkiye'ye nerelerde ihtiyacı var AB'nin? Örneğin genç nüfusa sahip olduğu için. Kamuoyu tarafından Türkiye'nin katılımı biraz tehlikeli süreç olarak algılanabiliniyor. Üyelikle Türkiye'nin göç dalgasını da beraberinde getireceği düşünülüyor. Ancak, her koşulda böyle bir göç dalgasına AB'nin ihtiyacı var. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz işleri üretemiyoruz. Üç yıl önce Avrupa Komisyonu işgücü piyasasıyla ilgili bir çalışma yaptı. 2010-2030 yılları arasında mevcut büyüme oranlarıyla AB'de 20 milyon işçi azalacak. Bu 20 milyonluk kaybı da bir şekilde telafi etmek gerekecek." Zaman
|