Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

11 Ekim 2008 Cumartesi

Lise 4 yil oldu dersane siralari bosaldi

Özel Dershaneler Birliği Derneği (ÖZDEBİR) Başkanı Faruk Köprülü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, lise öğretim sisteminde yapılan değişikliğin Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) öğrenci hazırlayan dershaneleri son 2 yıldır sıkıntıya soktuğunu söyledi.

Liselerin 4 yıla çıkarılmasının ardından dershanelerin geçen yıl son sınıf öğrencisi bulmakta sıkıntı çektiklerini belirten Köprülü, ''Geçen yıl son sınıf öğrenci sayısı 500 bin düşmüştü. Yeni öğretim yılında da  bu kez aynı oranda mezun öğrenci sayısı düşünce yaşanan sıkıntı had safhaya ulaştı'' dedi.

Liselerin geçen yıl mezun verememelerinin yanı sıra üniversitelerin bu yıl öğrenci kontenjanlarını artırmaları ve ÖSS taban puanının da YÖK tarafından 185'den 165'e çekilmesinin de dershaneleri etkilediğini ifade eden Köprülü, şöyle konuştu:

''Yaşanan bu gelişmelerden sonra dershanelerin 2008-2009 öğretim yılında hafta içi gruplarda oluşturduğu ÖSS'ye hazırlanan mezun öğrencilerin oranı yüzde 60 düştü. Hafta sonu gruplarına devam eden öğrenci sayısında ise 3'te 1 oranında artış olmasına karşın maliyetler açısından bu yeterli değil.''

-KAPANMA TEHLİKESİ-

Hafta içi grupların dolmamasının dershaneleri ekonomik sıkıntıya sokacak önemli bir neden olduğunu ifade eden Köprülü, ''Talep daralması nedeniyle Türkiye genelindeki 4 bin dershaneden 500-600'ü kapanma tehlikesiyle karşı karşıya'' diye konuştu.

Köprülü, bir çok dershanenin öğrenci kaybetmemek için son 2 yıldır fiyatlarında bir değişikliğe gitmediğini belirterek, fiyatların 1500-2000 YTL arasında değiştiğini de sözlerine ekledi.

AA



10 Ekim 2008 Cuma

Cocuk Universitesi kuruluyor!

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, yaptığı açıklamada, üniversite bünyesinde "Çocuk Üniversitesi" kurulması amacıyla proje hazırladıklarını bildirdi.

Taluğ, dekanlığını yaptığı Ziraat Fakültesinin bünyesinde geçen yıl "Toprak Bilim Okulu" açıldığını anımsatarak, diğer bazı fakültelerin bünyesinde de buna benzer okullar açılacağını ifade etti. Bu sistemin adını "Çocuk Üniversitesi" koyacaklarını belirten Taluğ, "çocuk dostu bir üniversite" yaratmak istediklerini söyledi.

Açılacak okullarla çocuklarda bilim kültürünün ve doğa sevgisinin geliştirilmesini amaçladıklarını dile getiren Taluğ, bilim kültürünün çocukluktan itibaren yaygınlaştırılmasını önemsediklerini vurguladı. Ankara Üniversitesi'nin konu alanları itibariyle zengin bir üniversite olduğunu belirten Taluğ, açılacak okulların da bu zenginliği barındıracağını söyledi.

Çocuklara yönelik okulların belirlenecek birkaç fakültede açılacağını bildiren Taluğ, "Örneğin mühendislik, eczacılık fakültelerinin içinde, tıp fakültesinde belki iki üç yerde çocuk üniversitesinin okulları olacak. Bu okullarda çocuklara yönelik düzenli konferanslar da verilecek. Zaman zaman onları gezilere götüreceğiz" dedi.

-"KALP OKULU, GÖKYÜZÜ OKULU..."-

Okulların, fakültelerin özelliklerine göre yapılandırılacağını anlatan Taluğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mesela tıp fakültesinde insan vücudunu öğrenecekler. Örneğin orada açılacak okulda bir 'beyin' yapacağız. Çocuklar içine girip oynayarak, dokunarak öğrenecekler; seyrederek değil. Bizim okullarımız çocukların dokunarak, yaparak, deneyerek öğrenecekleri okullar olacak. Yoksa 'beyin budur' deyip fotoğraflarını koymayacağız. Nasıl ki Toprak Bilim Okulunda çocuk deney yapıyor, toprağa dokunuyor, solucanı eliyle tutuyorsa bütün okullarımız bu anlayışla kurulacak. Toprak Bilim Okulu, 'Çocuk Üniversitesi" projesinin başlangıcı sayılabilir.

Proje üzerindeki çalışmalar sürüyor. Mesela 'Kalp Okulu', 'Gökyüzü Okulu' açılabilir. Bunlar bir süre sonra netlik kazanacak."

Taluğ, ne tür okul açılacağının, çocukların ilgi alanları ve yaş grupları da göz önünde bulundurularak belirleneceğini ifade etti.

"Çocuk Üniversitesine nasıl girileceğinin" sorulması üzerine Taluğ, üyelik başta olmak üzere bazı yöntemler belirleneceğini ifade ederek, bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığı ve yerel yönetimlerle işbirliği yapacaklarını belirtti.

-"GELECEK EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINDA UYGULANACAK"-

Taluğ, projenin, gelecek eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulmasının planlandığını bildirdi.

Taluğ, gelişmiş ülkelerde de hem üniversiteler hem de müzeler bünyesinde "Çocuk Üniversitesi" veya başka isimlerle çeşitli yapılar bulunduğunu, bunların çocuklarda bilim sevgisi geliştirmeyi amaçladığını anlattı. Taluğ, "Biz de 'Çocuk Üniversitesi'nde çok iddialıyız. Bu, Ankara Üniversitesinin önemli görevlerinden birisidir. Çocuklar gelecektir ve üniversiteler de gelecek için kurulur" diye konuştu.

Üniversitelerin "topluma hizmet" görevi de bulunduğunu söyleyen Taluğ, bu projenin topluma hizmet anlamında önemli bir uygulama olacağını ifade etti.

-TOPRAK BİLİM OKULU-

Prof. Dr. Cemal Taluğ'un dekanlığı döneminde Ziraat Fakültesi bünyesinde "çocukların toprağı dokunarak tanımaları" amacıyla açılan Toprak Bilim Okulu, "Taş Devri", "Toprak Ana ve Canlılar" ve "Toprak Koruma ve Tasarım" isimli 3 atölyeden ve bir bahçeden oluşuyor.

"Yeryüzünün gizemli örtüsü toprağa dokunun" sloganıyla 17 Ekim 2007 tarihinde faaliyete geçen okuldan, Fen ve Teknoloji dersi alan ilköğretim 4. sınıf öğrencileri yararlanıyor. Öğrenciler okulda oyun oynayarak, araştırma ve deneyler yaparak öğrenme fırsatı buluyor.


806 ogretmen, 16 ulkede gorev yapmak uzere secilecek

16 ülkede görevlendirilmek üzere 806 öğretmen seçilecek
Milli Eğitim Bakanlığı, yurt dışında yaşayan vatandaşların öğrenim çağındaki çocuklarının öğretimini sağlamak amacıyla mesleki yeterlilik ve yabancı dil sınavı ile öğretmen seçecek.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nce mesleki yeterlilik ve yabancı dil sınavı 15 Kasım'da Anakara ve İstanbul'da yapılacak. Sınav için başvurular Bakanlığın http://www.meb.gov.tr ve http://digm.meb.gov.tr adreslerine yapılabilecek. Yapılacak sınav ve mülakat sonucu, 2009 ve sonraki yıllarda 16 ülkede görevlendirilmek üzere 40 ayrı branşta 806 öğretmen seçilecek.

Avrupa ülkeleri dışındaki ülkelerde görev almak üzere başvuran öğretmelerin yabancı dil düzeyleri, yapılacak mesleki yeterlilik ve yabancı dil sınavıyla belirlenecek. Avrupa ülkelerinde görev almak isteyen öğretmenler ise bu sınavlara ek olarak, temsil yeteneği mülakatı usulüyle seçilecek. Mülakatta başarılı olan öğretmenlerin görevlendirilmek istedikleri ülkede geçerli olan dil esas olamk üzere KPDS'den "E" düzeyinde belgeye veya yetkili kurumlarca verilen "B-1" düzeyindeki belgeye sahip olmaları gerekiyor. Seçilen öğretmenler, 2009-2010 öğretim yılından itibaren başarı sırasına göre görevlendirilecek.

Sınavla ilgili tüm bilgilere Bakanlığın internet sitesinde 17 Ekim tarihinde yayınlanacak olan "Yurtdışında Görevlendirilecek Öğretmenlerin Mesleki Yeterlilik ve Yabancı Dil Sınavı ve Temsil Yeteneği Mülakatı Kılavuzu"ndan ulaşılabilecek.

Açıköğretim kaytları için son tarih

Açıköğretim kaytları 17 Ekim'de son!

Anadolu Üniversitesinin (AÜ) uzaktan öğretim sistemine göre eğitim veren iktisat, işletme ve açık öğretim fakültelerinin kayıt işlemleri 17 Ekim'de sona erecek.

AÜ Rektörlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, 2008-2009 eğitim yılında uzaktan öğretim sistemiyle eğitim veren iktisat, işletme ve açık öğretim fakültelerine ÖSS sonucuna göre yerleştirilip yeni kayıt yaptıracak öğrenciler ile Sınıf Öğretmenliği Lisans Tamamlama Programı'na başvuru hakkı kazanan adayların 22 Eylülde başlayan kayıt işlemleri 17 Ekimde mesai bitiminde sona erecek.

Adayların 2008-2009 öğretim yılına ilişkin internet başvuru işlemlerini internetteki "aofkayit.anadolu.edu.tr" adresinden yaptıktan sonra, 2008-2009 öğretim yılı internet başvuru ve kayıt kılavuzunda açıklanan kayıt belgelerini hazırlayarak Açık Öğretim Fakültesi bürolarına bizzat başvurmaları gerekiyor.

Mazeretleri nedeniyle kayıt yaptıramayan adaylar 14, 15, 16 ve 17 Ekim arasında mazeretlerinin belirtildiği resmi belgeyle kayıtlarını yaptırabilecek. Açık Öğretim Fakültesi büroları, kayıt işlemleri dolayısıyla 11 Ekim Cumartesi günü de açık olacak

09 Ekim 2008 Perşembe

Messenger uzerinden telefon

Türk Telekom, Microsoft'la yaptığı işbirliği sonucunda, müşterilerine Windows Live Messenger üzerinden telefon görüşmesi yapma imkânı sunacak. Yakında hizmete girecek olan bu servis, Türk Telekom'un İletişim Teknolojileri Sponsoru olduğu CeBIT Bilişim Eurasia 2008'de duyuruldu.

Yapılan işbirliği sonucu verilecek hizmetle Microsoft Live Messenger aboneleri, tüm mobil ve sabit operatör numaralarını ev ya da işyerlerinden arıyormuş gibi, uygun fiyata arayıp diledikleri kadar konuşabilecek. Türk Telekom müşterilerinin internete bağlı bilgisayarlarından Windows Live Messenger uygulaması ile ev/iş ya da GSM numaralarına yapacakları tüm arama ücretleri, Türk Telekom ev ya da iş telefonlarından arıyormuş gibi, ev ya da iş telefonu tarifesinden hesaplanacak ve aynı telefonun faturasına yansıtılacak. Üstelik bu servisi kullanmak için gerekli olan abonelik de ücretsiz olacak.

Sarhoş mail hizmeti

Google'dan sarhoş mail hizmeti

Şuursuz bir mail attınız, ne yaparsınız?

Akşam eve çok içkili geldiniz, bilgisayarı açtınız kız arkadaşınıza şuursuz bir mail attınız, sabah kız arkadaşınızın ağlayan sesiyle uyandırıldınız... Attığınız mailden haberiniz bile yok ama bir gecelik sarhoşluk size bir ilişkiye patladı. Bunun önüne geçmek istemez misiniz?

Google mühendisleri gece geç saatlerde gmail aracılığıyla gönderilen maillere bir koruma sistemi koyuyor.

Mail göndermek istediğinizde önce "bu saatte bu maılı göndermek istediğiniz emin misiniz?" sorusu karşınıza çıkacak ardından Google size ayıkken kolayca cevap verebileceğiniz 5 tane matematik sorusu soracak. Bu sorulara verilen kısa zaman içinde yanıt veremezseniz maili gönderemeyeceksiniz. Nasıl?

(Times gazetesinin notu: Google'ın bu yeni hizmetini sabah ofiste denemeye çalıştık ama hepimiz akşamdan kalma olduğumuz için sorulara cevap veremedik)

Çelik: Rektörlük seçimi üniversitelere fitne soktu

 Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, üniversitelerde rektör seçimi yapılmaması gerektiğini görüşünü ifade ederek, ''Rektörlük seçimleri üniversitelerde öğretim üyeleri arasında büyük fitne sokmuştur'' dedi. 

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan da YÖK'ün, görüş almadan üniversitelerinin kontenjanlarını artırdığını, bunun derslik sıkıntısına neden olduğunu belirterek, öğrenci affı kanununun bu dönemde çıkmasının öğrenci yoğunluğunu artıracağını kaydetti. Ayhan, ''Öğrencilere hak verilecekse verilsin ancak bu dönemde değil'' diye konuştu.

Gazi Üniversitesinde yeni akademik yılın başlaması dolayısıyla Mimar Kemaleddin Salonu'nda tören düzenlendi.

Törene, Milli Eğitim Bakanı Çelik, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Törende konuşan Gazi Üniversitesi Rektörü Rıza Ayhan 15 fakülte, 5 yüksekokulu, 11 meslek yüksekokulu ve 6 enstitü bulunan üniversitelerinde yeni kayıt yaptıranlarla birlikte 60 bin öğrencinin öğrenim gördüğünü kaydetti.

Gazi Üniversitesinin Ankara'nın merkezinde olduğunu, bunun hem öğrencilere hem de üniversite çalışanlarına büyük avantajlar sağladığını ifade eden Ayhan, ancak bu kadar büyük bir üniversite olarak genişleme imkanı bulamadıklarını söyledi. Gazi Üniversitesinin temel sorunları arasında ''Mekan'' sıkıntısının başta geldiğini anlatan Ayhan, bu sıkıntılarına karşın YÖK'ün üniversitelerin kontenjanlarını artırırken görüş sormadığını belirtti.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayhan, ''Gazi Üniversitesinde yeni kayıt olanlarla birlikte 60 binin üzerinde öğrencimiz var. Bu yıl kontenjanımız YÖK'ün yaptığı yüzde 33'lük artışla 3 bin 305 kişi artmıştır. Üniversitelerden görüş alınmadan, dersliklerimiz yeterli değilken kontenjanlarımızın artırılması bizi zor duruma düşürdü'' dedi.

Ayhan, kontenjan artışından dolayı yaşadıkları sorunun yanı sıra ''Öğrenci affı''nın da kendilerini sıkıntıya sokacağını kaydetti. Ayhan, ''Af kanunu çıktığı anda buradaki izdihamı tahmin edebiliyorum. Öğrencileri oturtacak sıralar yok. Öğrencilere hak verilecekse verilsin ancak bu dönemde değil. Kontenjanların artırıldığı bu yıl bir de af kanunu ile dönecek öğrenciler nedeniyle yoğunluk yaşanacak'' diye konuştu.

Üniversitelerine ayrılan bütçenin yetersiz olduğunu söyleyen Ayhan, ''Performansa dayalı bütçe'' tahsis edilmesini istedi. Üniversitelere ayrılan bütçelerin nasıl kullanılacağını Maliye Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı'nın belirlediğini, bu uygulamanın üniversiteyi sıkıntıya soktuğunu, neye ihtiyaç olduğunu en iyi üniversitenin tespit edeceğini söyleyen Ayhan, torba bütçe uygulamasına geçilmesini talep etti. Ayhan, ''Eğer başarılı olamazsak gereğini yaparsınız'' dedi.

Ayhan, üniversitelerin bütçelerinin az olması nedeniyle döner sermaye kaynaklarına başvurduğunu kaydetti. Ancak döner sermayelerle ilgili 6 Ağustos 2008'de bir kanun çıkarıldığını söyleyen Ayhan, ''Bu kanun birkaç ay daha yürürlükte kalırsa üniversite hastanelerinin kapılarına kilit vurulmak zorunda kalınacaktır'' diye konuştu.

Öğretim elemanları ile idari personelin ücretlerinin yetersiz olduğunu kaydeden Ayhan, zor koşullarda görev yaptıklarını ifade ederek, bu konuda gereken desteğin sağlanmasını istedi.

Ayhan, derslik, laboratuvar ihtiyacının karşılanması amacıyla Atatürk Orman Çiftliği'nin tarla olarak kullanılan kısmından yaklaşık 400 dönüm arazi satın alındığını ancak bunun geçmişte, ''Kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle müteahhide ihale edildiğini'' belirterek, bu ihalenin iptal edilmesini talep etti.

Öğrenci Konseyi Başkanı Volkan Yılmaz da öğrenciler arasında yapılan bir ankete değinerek, sorunlarını dile getirdi.

Yılmaz, Aktütün Karakoluna yapılan saldırı ile dün Diyarbakır'daki saldırı konusunda, ''Üniversite gençliği olarak gerekiyorsa bizler üniversite eğitimini bırakarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli bir mensubu olmaya hazırız'' dedi.

-ÇELİK'İN KONUŞMASI-

Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Çelik, Rektör Ayhan ile Öğrenci Konseyi Başkanı Yılmaz'ın konuşmalarına değinerek, gerekli notları aldıklarını kaydetti.

Yükseköğretimdeki gelişmeleri anlatan Çelik, bugün 130 üniversite ve 3 milyona yakın öğrenci bulunduğunu belirterek, ''Alınan mesafe çok büyük'' dedi.

Üniversitelerin bütçesinin batı standartlarında olmadığını, ancak göreve geldiklerinden bu yana büyük ilerleme kaydedildiğini söyleyen Bakan Çelik, Türk üniversitelerinin dünyadaki diğer üniversitelerle entegrasyonunun sağlanmasını, onların tecrübelerinden yararlanılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Hüseyin Çelik, öğretmenlerin, öğretim elemanlarının, sağlık personelinin, hakimlerin, polislerin haklı gerekçelerle maaşlarının yükseltilmesini istediklerini belirterek, ''Eğer pastayı 10'a bölersek ve pastanın ebadı buysa birine çok verirsek diğerinden kısmamız lazım. Pastanın ebadını büyütmek gerekiyor'' diye konuştu.

Rektör Ayhan'ın, ''Torba bütçe'' isteğine de değinen Bakan Çelik, ''Milli Eğitim Bakanlığına da torba bütçe verilmiyor'' dedi. Bakanlığın 23 milyar YTL'lik bütçesinde sabit ve cari harcamalar, yatırımlar, proje giderleri bulunduğunu anlatan Çelik, üniversitelerin, ''Torba kadro'' uygulamasında başarılı olamadığını savundu.

Norm kadro uygulaması nedeniyle MEB'e bağlı herhangi bir okulda kaç öğretmenin görev yaptığının bilindiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Çelik, ''Torba kadro konusunda üniversiteler sınıfta kalmıştır'' dedi.

Bakan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer üniversitenin rektörü tıp fakültesinden ise tıp fakültesine 300 tane yardımcı doçent tayin ediyor, ziraat fakültesinden ise o fakülteye tayin ediyor. Hangi fakültenin, hangi anabilim dalının kaç öğretim üyesine ihtiyacı olduğu sabit olsaydı, böyle bir şeye girilmezdi. Ben bir bakan olarak kendi müşavirimi tek başıma tayin edemiyorum, üçlü kararnameyle tayin ediliyor. Ama bir üniversite rektörü kendi genel sekreterini sadece kendi imzasıyla bir kalemde tayin ediyor. Siz bizden çok daha rahatsınız sayın rektör. Netice itibarıyla torba kadro konusunda üniversitelerde çok ciddi bir istismar yaşanmıştır. Bu da üniversitelerdeki rektör seçimlerinden kaynaklanmıştır. Defalarca söyledim, rektörlük seçimleri üniversitelerde öğretim üyeleri arasına büyük fitne sokmuştur. Rektör seçimlerinin olmaması gerekir.''

Rektör Ayhan'ın birçok sitemi olduğunu, bu sitemlerden rahatsızlık duymadıklarını anlatan Hüseyin Çelik, Türkiye demokratikleşecekse bunun üniversiteler öncülüğünde gerçekleşeceğini ifade etti. Çelik, ''28 Şubattan bu yana bakın bilim adamları, hür iradenin, hür düşüncenin, demokratik değerlerin, demokratik iradenin sahibi ve temsilcisi olmaları gerekirken, birçok yerde öğretim üyeleri antidemokratik davranışlara, militarizme alkış tuttular. Rahatsız edici olan bu'' diye konuştu.

Çelik, Ayhan'ın dile getirdiği AOÇ arazisindeki durum ile ilgili olarak da ''Bunun doğru bir tarafı yoktur. Bunu benim aklım almaz'' dedi.

Milli Eğitim Bakanı Çelik, yeni akademik yılın öğrencilere ve öğretim üyelerine hayırlı olmasını diledi.

AA

 



08 Ekim 2008 Çarşamba

499 yabancı üniversitede yüksek lisans şansı!

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) lisans eğitimini bir üst kademeye taşıyarak yüksek lisans eğitimini yurtdışında tamamlamayı planlayan gençlere 499 üniversitede yüksek lisans şansı tanıyor.

YÖK, 2008-2009 eğitim öğretim yılı itibariyle yurtdışında yüksek lisan yapılabilecek üniversiteleri belirledi. YÖK, Türk gençlerine 499 üniversitede yüksek lisans şansı tanırken, gençler toplam 36 ülkede yüksek lisans yapabilecek.
YÖK'ün yüksek lisans yapılabilecek üniversiteler listesinde 153 ABD üniversitesi bulunuyor. Bunu 42 üniversite ile İngiltere, 40 üniversite ile Almanya izliyor. Yüksek lisans eğitimi alınabilecek 31 üniversite Japonya, 29 üniversite Çin, 23 üniversite Fransa, 22 üniversite İtalya, 21 üniversite Kanada, 15 üniversite Avustralya, 11 üniversite Hollanda, 11 üniversite de İsveç'te bulunuyor.

Komşu Yunanistan'da ise sadece 2 üniversitede Türk gençleri yüksek lisans yapabilirken, Rusya, Macaristan, Hindistan'da da 2 üniversitede, Çek Cumhuriyeti'nde ise bir üniversitede yüksek lisans yapılabiliyor.

-YÖK DENKLİĞİ-

Yurtdışında okumaya karar veren gençler için YÖK denkliği, mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konu olarak duruyor. Denklik yurtdışında eğitim alınacak okulun YÖK tarafından onaylanması anlamına geliyor. Denklik taşıyan okulların YÖK'e yazılı bir dilekçe ile danışılıp öğrenilmesi mümkün olabiliyor. Okulun denkliği ile öğrencinin denkliği ise birbirinden farklı konular olarak değerlendirilmesi gerekiyor. YÖK, yurtdışında alınan bir diplomaya denklik verirken okulun onaylı olup olmadığına bakmakla beraber, öğrencinin lisans eğitimi alabilecek düzeyde olup olmadığını da inceliyor.

Yurtdışında eğitim alan öğrencilerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan biri de askerlik tecili. Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğrenim Müdürlüğü bünyesinde özel öğrenci dosyası açtırmak ve daha sonra da konsolosluk eliyle öğrencilik işlemlerini Milli Savunma Bakanlığı'na bildirmek bütün erkek öğrenciler için zorunlu. YÖK'ün onay vermediği okullarda okuyan öğrencilerin askerlik işlemleri ise yapılmıyor.

-TÜRK GENÇLERİ MIT'TE EĞİTİM ALABİLİYOR-

YÖK'ün yüksek lisans şansı tanıdığı üniversiteler arasında dünyanın en iyi okulları olarak gösterilen Harvard University , Stanford University, Massachusetts Institute of Technology (MIT) gibi üniversiteler de bulunuyor.

Ek yerleştirme için başvurular başladı

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme ve kayıtlar sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak.

Adaylar, ek yerleştirme için hazırlanan kılavuza, ÖSYM'nin ''www.osym.gov.tr'' internet adresinden ulaşabilecekler. Kılavuz ayrıca sınav merkezlerinden de alınabilecek. Dağıtımın geciktiği bölgelerde, adaylar kılavuzu yarından itibaren alabilecekler.

Ek yerleştirmeye başvurabilmek için 2008 ÖSS'ye başvurmuş olmak gerekiyor. Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacaklar. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor.

2008'de özel yetenek sınavı ile bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş adaylar da ek yerleştirmeye başvurabilecekler.

2008-ÖSS'ye girmeyerek sadece sınavsız geçiş için başvuran, 2008-ÖSYS'de sınava girmek için başvurduğu halde sınava girmeyen veya 2008-ÖSYS'de sınava girerek 145'in altında ÖSS puanı alan meslek lisesi mezunları, sadece Tablo-3A'dan kendi alanlarındaki yükseköğretim programlarını tercih edebilecekler.

-KONTENJANLAR-

Devlet ve vakıf üniversiteleri ile KKTC'deki ve yurt dışındaki üniversitelerde 23 bin 480'i lisans, 65 bin 977'si ön lisans olmak üzere toplam 89 bin 457 boş kontenjan bulunuyor.

Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 7 bin 941, ön lisans programlarında 47 bin 896 olmak üzere toplam 55 bin 837 boş kontenjan mevcut. Vakıf üniversitelerinde 6 bin 691 lisans, 15 bin 901 ön lisans; KKTC'deki üniversitelerde 8 bin 357 lisans, 2 bin 180 ön lisans; yurt dışındaki üniversitelerde de 491 ön lisans programı boş bulunuyor.

Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekimde kayıt yaptıracaklar.

AA



34 bin adaya daha üniversite şansı

Üniversitelerdeki boş kontenjanlara yapılacak ek yerleştirme için 8-13 Ekim arasında başvuru alınacak.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak. Ayrıca, üniversitelere kayıt işlemleri sonrasında boş kalan kontenjanlara da ek yerleştirme yapılacak.

34 BİN ADAYA YENİ ŞANS

Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesi'nin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacak. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesi'nin ?kontenjansız programlarına yerleştirilmiş'' olmak gerekiyor.

Üniversitelerde, kayıtlardan sonra boş kalanlar hariç toplam

32 bin 400 kontenjan bulunuyor. Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekim arasında kayıt yaptıracak.


07 Ekim 2008 Salı

Ek yerleştirme başvuruları 8-13 Ekim arası

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), bayram tatili nedeniyle ek yerleştirme kılavuzunun sınav merkezlerine dağıtımında gecikmeler olduğu için bazı yerlerde adayların kılavuzu 9 Ekimden itibaren alabileceklerini, ancak kılavuza, başvuruların başlayacağı yarından itibaren internetten de erişilebileceğini bildirdi.

ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, üniversitelere ek yerleştirme başvurularının 8-13 Ekim 2008 tarihleri arasında yapılacağı belirtildi.

Adayların ek yerleştirme kılavuzuna yarından itibaren ÖSYM'nin internet sayfasından erişebilecekleri ifade edilen açıklamada, ''Bayram tatili nedeniyle kılavuzun sınav merkezlerine dağıtımında bazı gecikmeler olabilmektedir. Bu nedenle bazı sınav merkezlerinde adaylar ek yerleştirme kılavuzunu 9 Ekimden itibaren edinebileceklerdir'' denildi.

Açıklamaya göre, devlet ve vakıf üniversiteleri ile KKTC'deki ve yurtdışındaki üniversitelerde 23 bin 480'i lisans, 65 bin 977'si ön lisans olmak üzere toplam 89 bin 457 boş kontenjan bulunuyor.

Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 7 bin 941, ön lisans programlarında 47 bin 896 olmak üzere toplam 55 bin 837 kontenjan boş kaldı. Vakıf üniversitelerinde 6 bin 691 lisans, 15 bin 901 ön lisans; KKTC'deki üniversitelerde 8 bin 357 lisans, 2 bin 180 ön lisans; yurtdışındaki üniversitelerde de 491 ön lisans programı boş bulunuyor.

AA



Eğitim yerinde mi sayıyor?


Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim konusunda dünya standartlarının yakalandığını açıklamasına karşın, öğretmenler bu fikri onaylamıyor.

Eğitim-İş'in öğretmenler arasında yaptığı anket çalışması, öğretmenlerin, eğitim sistemine güvenmediğini ve eğitim ile ilgili tüm yeni çalışmaların öğretmenlerden görüş alınmadan uygulanmaya çalışıldığını ortaya koydu. Öğretmenlere göre eğitim sistemi öğrencilerin temel gereksinimlerini bile karşılamaktan uzak olurken, Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda ayrımcılığı engelleyecek önlemleri bile almaktan çok uzak.

Eğitim-İş tarafından Kocaeli, Adıyaman, Isparta, Zonguldak, Konya, Muğla, Aydın, Kırşehir, Adana, Artvin illerinde eğitim çalışanları arasında yapılan anket, öğretmenlerin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanan eğitim sistemine güvenmediğini ortaya koydu. Öğretmenler, öğretim programlarının hazırlanmasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın danışma, görüş alma, birlikte görüş oluşturma, birlikte karar alma gibi katılımcı süreçlere yer vermediği görüşünde birleşti.

-İLKÖĞRETİM PROGRAMI ÖĞRETMENDEN GÖRÜŞ ALINMADAN HAZIRLANDI-

Ankete göre, öğretmenlerin yüzde 97'si ilköğretim kademesi öğretim programları hazırlanması sürecinde görüşlerinin alınmadığını, yüzde 83'ü, ilköğretim kademesi öğretim programları değişikliklerinin tutarlı bir sistem bütünlüğü içinde hazırlanmadığını düşünüyor. İlköğretim kademesi öğretim programları değişikliğinin eğitimciler ve toplum için zihniyet değişimini sağlayacak yapısal bir boyutu olmadığına inanan öğretmenlerin oranı yüzde 87'yi bulurken, öğretim programları değişikliğinin temel ilkeleri üzerinde eğitimcilerin uzlaşmasının sağlanmadığını düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 91 oldu. Öğretmenler, yeni program çerçevesinde kendilerinin bilgilendirilmediği görüşünde de birleştiler.

-MEB, ÇOCUKLARIN OKULA ERİŞİMİNE DESTEK VERMİYOR-

Ankete göre, öğretmenlerin yüzde 79'u kırsal yerleşim alanındaki çocukların okula erişebilmesi için gerekli olanak ve desteğin de verilmediğini açıklarken, bakanlığın kentlerde düşük gelir düzeyindeki ailelerin çocuklarının okula erişebilmesi için gerekli olanak ve desteği vermediğine inanan öğretmenlerin oranı ise yüzde 81 oldu. Öğretmenlerin yüzde 78'i ise Millî Eğitim Bakanlığınca, özel eğitim gereksinimli çocukların okula erişebilmesi için gerekli olanak ve desteğin sağlanmadığını bildirirken, bu konuda bilinçlendirme de yapmadığını savundu.

-MEB İNANÇ AYRIMCILIĞINA ENGEL OLMUYOR-

Öğretmenler, Millî Eğitim Bakanlığı'nın çalışan, madde bağımlılığı olan, sokakta yaşayan çocukların okula erişimini sağlayacak ulusal bir stratejisi bulunmadığına işaret ederken, çocuğun ailesinin durumları, dini inançları, etkinlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğraması karşısında bakanlığını gerekli tedbirleri almadığı görüşünde birleşti. Ankete göre, öğretmenlerin yüzde 85'i Millî Eğitim Bakanlığı'nın çocuğun ana babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin inançları nedeniyle her türlü ayrımcılığa ve cezaya tabi tutulmasına karşı etkili bir biçimde korunması için gerekli önlemleri almadığını söyledi.

-EĞİTİM SİSTEMİ ÇAĞIN GERİSİNDE-

Öğretmenler yüzde 82'si eğitim sisteminin kalitesinin izlenmesi, ölçülmesi ve değerlendirilmesinde kullanılan nesnel olarak geliştirilmiş standartların bulunmadığını söylerken, yüzde 87'si bu konuda uzlaşma bile sağlanamadığını açıkladı.

Millî Eğitim Bakanlığı'nın dünya ve Türkiye'deki pedagojik kuram ve uygulamalardaki son gelişmeleri zamanında saptayıp, öğretmenlerin yararlanmasına sunabilen bir eğitim destek sisteminin bulanmadığına inanan öğretmenlerin oranı yüzde 90 gibi büyük bir kısmını bulurken, eğitim sisteminin öğretim programlarının içeriği, öğretim materyalleri ve çalışma yöntemleri temelinde dünyadaki son gelişmelerle uyum bakımından güncel olmadığına inanan öğretmenlerin oranı ise yüzde 79 oldu.

-EĞİTİM SİSTEMİ ÖĞRENCİLERE GEREKLİ ŞEYLERİ VERMİYOR-

Ulusal eğitim sisteminin öğrencilerin güvenlik, sağlık, taktir edilme gibi temel gereksinimlerini karşılamaktan uzak olduğuna inanan öğretmenlerin oranı ise yüzde 79 gibi büyük bir oran olurken, sistemin topluma yararlı olmaları için öğrencilere gerekli olan şeyleri öğrenmelerinde yardımcı olmadığını savunan öğretmenlerin oranı ise yüzde 65'i buldu. Öğretmenler eğitim sistemini geliştirmeye yönelik çalışmalarda Bakanlıkça benimsenen anlayışa ise katılmıyor. Öğretmenlerin yüzde 83'ü bakanlığın anlayışını benimsemezken, eğitim sistemini geliştirmeye yönelik uygulamaların izleme ve değerlendirme sonuçlarına göre yapılmadığına inanan öğretmen oranı ise yüzde 83'e kadar çıktı.

-OKS ÖĞRETMENLERDEN DESTEK GÖRMÜYOR-

Millî Eğitim Bakanlığı'nın orta öğretime geçiş sistemi (OGES), seviye belirleme sınavı boyutunun öğrenci merkezli, yapılandırmacı ve öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesine odaklı olmadığını söyleyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 76 oldu. Yeni sistemin kısmen etkili olduğuna inanan öğretmen oranı yüzde 18 olurken, yüzde 6'sı ise programın öğrenci merkezli, yapılandırmacı ve öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesine odaklı olduğuna inanıyor.

Ücretsiz işaret dili kursları

Yürüttüğü projelerle İstanbullu özürlülerin yaşam kalitelerini yükseltmeyi, özürlünün topluma, toplumun da özürlüye adapte olabilmesini hedefleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM) Türk İşaret Dili eğitim ve yaygınlaştırma çalışmalarına devam ediyor. Toplumun özürlüyle daha sağlıklı iletişim kurabilmesi için gönüllüler ve çeşitli meslek grubu personeline ücretsiz olarak Türk İşaret Dili eğitimleri düzenleyen İSÖM, şimdi de Polis, Zabıta ve İŞKUR personeline işaret dilini öğretiyor.

KAPILAR DİL ÖĞRENMEK İSTEYEN HERKESE AÇIK?
İşitme engellilerin çoğu zaman yaşadığı toplumla iletişim kurma sorununu en aza indirmek amacıyla İSÖM tarafından başlatılan Türk İşaret Dili eğitimlerine katılmak isteyen herkes ücretsiz olarak katılabiliyor. Vatandaşlardan gelen talep doğrultusunda belirli periyotlarda eğitim sınıfları açan İSÖM, kamu çalışanlarına Türk İşaret Dili eğitimleri vermeye devam ediyor.

POLİS VE ZABITA'YA İŞARET DİLİ EĞİTİMİ?
2004 yılından bu yana aralarında çeşitli üniversite ve kamu personelinin de bulunduğu bin 300 kişiye Türk İşaret Dili'ni ücretsiz olarak öğreten İSÖM'ün yeni öğrencileri Polis, zabıta ve İŞKUR çalışanları. İSÖM'ün Tophane'deki Türk İşaret Dili Stüdyosunda verilen eğitimlere ilk etapta 45 polis, 80 zabıta ile İŞKUR'un 8 ayrı şubesinden 16 personel eğitim alıyor. Geçtiğimiz günlerde başlayan eğitimin yılsonuna kadar bitirilmesi hedefleniyor. Eğitimin sonunda katılımcılara Türk İşaret Dili sertifikası verilecek.

KURSA KATILMAK İÇİN BİR TELEFON YETER?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Müdürlüğü'nün düzenlediği ücretsiz Türk İşaret Dili eğitimlerine katılmak isteyen kişi ve kurum çalışanlarının İSÖM'ü arayarak kayıt yaptırmaları yeterli. Üç ay süren Türk İşaret Dili eğitimleri sonunda başarılı olanlara İşaret Dili sertifikası da veriliyor.



YÖK heyeti Washington'da

Özcan başkanlığındaki heyette YÖK üyeleri Prof. Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. Durmuş Günay, Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Sabahattin Balcı ve YÖK Başkan Danışmanı Doç. Dr. Talip Küçükcan bulunuyor.

Washington ve New York'u kapsayan, 15 Ekimde tamamlanması öngörülen temaslar çerçevesinde heyet önce Washington'da, ABD'nin akademik işlerden sorumlu Dışişleri Bakan yardımcılığı yetkililerinden Thomas A. Farrell, ABD'nin Eğitim ve Kültür İşleri Dışişleri Bakan yardımcısı Goli Ameri, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Eğitim Programları Direktörü Paul Hiemstra, İngilizce Dili Programları Dairesi Direktörü John Connerly ile bir araya geldi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bu toplantılarda YÖK Başkanı Özcan'ın başkanlığındaki heyet, Amerikalı muhataplarıyla, Türkiye-ABD arasında eğitim ilişkilerinin geliştirilmesi çerçevesinde, Türkiye'de yeni açılan üniversitelerde İngilizce okutman sayısının artırılması, ABD üniversitelerinin Türkiye'de kampüs açması ve uzaktan eğitim konularını ele aldı. ABD'deki meslek yüksekokullarının yapısı hakkında bilgi edinilirken, teknoloji ve bilgi transferi konuları tartışıldı,  Fulbright bursunun artırılması konuşuldu.

Heyet, daha sonra, Washington Metropolitan bölgesinde bulunan Maryland Üniversitesine geçerek, burada öğretim görevlileriyle görüşmelerde bulundu ve üniversitenin yapısı konusunda bilgi aldı.

Prof. Dr. Özcan başkanlığındaki heyetin, Washington, Philadelphia ve New York'taki bazı üniversiteler ve meslek yüksekokullarının temsilcileriyle görüşmelerde bulunması ve temaslarını tamamlamasının ardından, 16 Ekimde New York'tan Türkiye'ye hareketi öngörülüyor.

 (aa)



06 Ekim 2008 Pazartesi

Öğretmenler için iki bin liseye "Teknoloji Laboratuvarı"

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, (EĞİTEK) 2 bin lisede öğretmen eğitiminde kullanılmak üzere toplam 2 bin 2 adet "Bilişim Teknolojileri Destekli Fen Laboratuarı" kurulumu gerçekleştirecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de özellikle Fen ve Matematik alanında öğrenci başarılarının istenen düzeyde bulunmaması ve problemin çözümünde fen ve matematik eğitiminde öğrencide ilgi ve ihtiyaç uyandıracak nitelikte, gelişen teknolojik yapıya uyumlu olan öğrenme ortamlarının oluşturulmasının zorunlu hale gelmesi nedeniyle, Bilişim Teknolojileri Destekli Fen Laboratuarı kurma kararı aldı. Bakanlık, BT ile destekli fen laboratuarlarını öğrencide ilgi ve ihtiyaç uyandıracak nitelikte öğrenme ortamları olarak değerlendirilmesi amacıyla BT destekli fen laboratuarı kurma çalışmalarına hız verdi.

-LABORATUARLAR ANADOLU, FEN VE ANADOLU ÖĞRETMEN LİSELERİNE KURULACAK

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, EĞİTEK, 2 bin lisede, öğretmen eğitiminde kullanılmak üzere toplam 2 bin 2 adet "Bilişim Teknolojileri Destekli Fen Laboratuarı" kurulumu gerçekleştirecek. Proje ile Fen Liseleri, Anadolu Liseleri, Anadolu Öğretmen Liseler'nin fen ve matematik derslerine yönelik güncel ve en son teknoloji laboratuarları kazandırmayı hedefliyor.

Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerinin eğitim ve öğretim faaliyetlerini deney araç gereçleriyle geliştirebilecekleri ve bilişim teknolojilerini derslerine entegre edebilecekleri öğrenme ortamlarına ulaşmalarını sağlayacak.
Bakanlık yetkileri ANKA'ya yaptığı açıklamada, "Bilişim Teknolojileri Destekli Fen Laboratuarları Projesi ile Fen ve matematik öğretmenlerinin gelişmiş teknolojik materyallerle donatılmış fen laboratuarlarını kullanmalarına olanak sağlanacak." dediler.
Yetkililer, "Milli Eğitim Bakanlığı, proje kapsamında fen ve matematik öğretmenlerinin BT destekli fen laboratuarlarını eğitim ve öğretim süreçlerinde etkin bir şekilde kullanma bilgi ve becerilerini geliştirileceklerini ve ortaöğretim okullarındaki fen ve matematik eğitiminin kalitesinin artacağını, öğrencilerde öğrenmenin daha kalıcı ve zevkli hale geleceğini düşünmektedir" dediler.

Eğitim programlarını öğretmenler yapacak

Milli Eğitim Bakanlığı "e-Dönüşüm Türkiye" çalışmaları kapsamında, bilişim teknolojileri destekli eğitimin öğretim ortamına entegrasyonunun sağlanması amacıyla yeni bir proje başlattı. Proje kapsamında öğretmenler, eğitim programlarını kendileri üretir hale gelecek.

Millî Eğitim Bakanlığı "e-Dönüşüm Türkiye" çalışmaları kapsamında yeni projeler geliştirerek çalışmalarını "e-kurumî yapısına uygun hale getirmeye başladı. Bakanlık, bilişim teknolojileri destekli eğitimin, öğretim ortamına entegrasyonunu sağlama çalışmalarına da hızla devam ediyor. Bu kapsamda, Bakanlığa bağlı tüm ilköğretim okullarında kullanılmak üzere, web tabanlı yazarlık yazılım lisansları satın alınarak dağıtıldı. Web Tabanlı Yazarlık Yazılımı Programı ile okullarda bilişim teknolojileri destekli eğitim materyallerinin sayısının artırılması ve öğretmenlerin bilgisayar destekli eğitimi, öğretim süreçlerine daha çok entegre edebilmesi amaçlanıyor.

E-ÖĞRENME PROGRAMI
Tüm öğretmenlerinin yazılım ortamındaki eğitim araçlarına ulaşabilmeleri ve derslerinde kullanabilmeleri için Bakanlık, söz konusu eğitim materyallerini Bakanlığın www.egitim.gov.tr web adresinden de yayınlamaya başladı. Bugüne kadar eğitim alan öğretmen sayısı 513'ü bulurken, proje ile tüm ilköğretim okulları ve Ortaöğretim Projesi kapsamındaki okullar için illerde Eğitici Bilişim Teknolojileri Formatör Öğretmenler aracılığı ile Web Tabanlı İçerik Geliştirme Hizmetiçi Eğitim Kursları düzenlenecek. Ayrıca öğretmenlerin, e-Öğrenme materyali ve öğrenme nesnesi geliştirme konusunda eğitim almaları da sağlanacak. Söz konusu çalışmalar kapsamında da öğretmenler, kendi eğitim programlarını bilgisayar ortamında üretebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı "Personel" resmi açıklama

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINDAN
DUYURU

Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında istihdam edilmek üzere elektronik ortamda alınacak başvurulara bağlı olarak 13.000 pozisyona ilk defa görevlendirme biçimiyle sözleşmeli öğretmen görevlendirmesi yapılacaktır.

Sözleşmeli öğretmenliğe başvuru yapacak adaylar, Bakanlığımızın http://personel.meb.gov.tr adresinde yayınlanmakta olan 2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nda belirtilen şartlara göre, 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında, http://personel.meb.gov.tr veya http://ilsis.meb.gov.tr adreslerinden giriş yapılarak elektronik ortamda başvuruda bulunabileceklerdir. Başvurular, il ya da ilçe millî eğitim müdürlüklerinde oluşturulan başvuru bürolarından herhangi birinde onaylatıldıktan sonra resmî hâle gelecektir. Başvurularda hiçbir gerekçeyle ücret alınmayacaktır.

Görevlendirmeler, 05 Kasım 2008 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün Bakanlığımızın http://personel.meb.gov.tr adresinden duyurulacaktır. Görevlendirilenler, 14 Kasım 2008 tarihinden itibaren görevlendirildikleri il millî eğitim müdürlüklerine, kılavuzda istenilen belgelerle birlikte bizzat başvurarak göreve başlamaları mümkün olabilecektir.

Sözleşmeli öğretmenlik için başvuru yapılacak alanlar, alanlar bazında taban puanlar ve kontenjanlar ekli listede gösterilmiştir.

İlgililere ve görevlilere duyurulur.
26 Eylül 2008

Necmettin YALÇIN
Millî Eğitim Bakanlığı
Personel Genel Müdürü


Kontejan Çizelgesi için TIKLAYIN

Öğrenci affı tasarısı Meclis'e sunuldu

Tasarıyla, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 28 Haziran 2000 tarihinden itibaren, her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler için sınav ve devam hakkı tanınması öngörülüyor.

AA



Yabancı dil öğrenmenin püf noktası ne?

Yeni Zelanda Otago Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Clark, matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin yabancı dili rahat öğrendiklerini ifade ederek, ''Diller, kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek'' dedi.
Hacettepe ve Louisiana Üniversitelerinin ortaklaşa düzenlediği ''Uluslar arası Halka ve Modül Teori Konferansı'' için Türkiye'ye gelen Prof. Dr. John Clark, AA muhabirine günlük yaşamda ve dil öğreniminde matematiksel düşünmenin önemini anlattı.

Matematiksel düşüncenin, insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları olaylara sistematik, doğru ve çabuk yaklaşmalarında büyük yararlar sağladığını ifade eden Clark, bu düşünce sisteminin gelişmesinde, aile, çevre ve ekonomik koşulların etkili olduğunu söyledi.

Clark, sistematik düşünce yapısı da denilebilecek matematiksel düşüncenin çoğu kez kesin sonuçlar vermesine karşın, bazen de olayların doğru anlatılması, algılanması ve yorumlanmasında kullanıldığını kaydetti.

Matematiğin ekonomide ve mühendislik alanlarında yaygın kullanımının bilindiğini vurgulayan Clark, günlük yaşamdaki matematiksel düşünmenin de pek çok yararı bulunduğunu söyledi.

Matematiksel düşünme ile günlük yaşamda karşılaşılan herhangi bir sorun karşısında daha kalıcı çözümler üretilebileceğini ifade eden Clark, bu çözümlerle ilgili şu örnekleri verdi:

''Trafiğin tıkandığını düşünün. Bu durumda en kısa ve en zahmetsiz şekilde gideceğiniz yönü bulmak için matematiksel bir düşünce gerekir. Bir analiz yapmanız gerekir. İşte matematiksel düşünme de bu analizi daha kolay yapmanızı sağlayacaktır.

Herhangi bir iş için önemli bir mektup ya da dilekçe yazılması ya da bir olayın kısaca özetlenmesi gerekiyor diyelim. Burada olayları ya da sorunları sırasına göre yazmak ve doğru analizler yapmak gerekir. Matematikte de aslında düşünme metotları öğretildiğinden bu düşünce sistemiyle bir yazıda olayın nedenlerini, gelişme noktalarını ve sonuçlarını tek tek analiz ederek kolaylıkla yazabilirsiniz. Bir matematikçi de bunu tek tek görerek rahatlıkla yazabilir.''

Matematiğin mantık üzerine kurulu olduğunu ve herhangi bir olay karşısında bütün sebepleri ve buna dayalı bütün sonuçları hesaplayabildiğini dile getiren Clark, ''Matematik ya beyaz ya da siyaha dayanır. Duygulara yer bırakmaz. O nedenle kişiler arası ilişkilerde matematiğin ne kadar işe yaradığı konusunda kesin olarak bir şey söylemek oldukça zor. Çünkü kişiler arası ilişkilerde siyahlar ya da beyazlar yoktur'' dedi.

-''YABANCI DİL DE MATEMATİKSEL DÜŞÜNME İSTER''-

Matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin ve matematikçilerin yabancı dili kolay öğrenebildiklerine işaret eden Clark, ''Yabancı diller kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek. Matematikçiler, olaylara mantıksal çerçevede yaklaştıkları için, anadil ve yabancı dilin kendi yapısı arasındaki bağlantıları kolay şekilde çözümleyebilirler'' diye konuştu. 5 dil bildiğini söyleyen Clark, genelde yakın çevresindeki matematikçilerin ya da matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin yabancı dili rahat öğrendiklerini ifade etti.

Yakın arkadaşları arasında 10 dil bilen matematikçiler bulunduğunu belirten Clark, ''Bu bir tesadüf değil. Bu konuda bilimsel bir çalışma olmamasına rağmen kişiden kişiye değişebilecek bazı durumları da göz önünde tutarak bir genelleme yapabiliriz'' dedi.

Gençlere matematiksel düşüncenin kazandırılması konusunda, anne, baba ve öğretmenin çevre koşullarını iyi hazırlaması gerektiğini kaydeden Clark, ''Matematik öğrenemeyecek hiçbir insan yoktur. Yeter ki koşullar uygun oluşturulsun'' diye konuştu.

Çocuklarına matematiksel bağlantıları öğretme yolunda eşiyle birlikte yoğun çaba harcadıklarını anlatan Prof. Dr. Clark, ''Eşimle birlikte her gün onlarla matematik ve dil üzerine çalıştık. Çocuklarımın biri diş doktoru, biri mühendis oldu. Bu konuda özellikle ailelere büyük iş düşüyor'' görüşünü dile getirdi.
ZAMAN



YÖK'ten öğrenci affına itiraz var

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, okuldan kaydı silinen öğrencilerin heyecanla beklediği affın genişletilmesinin üniversitelerde sorun yaşatacağını söyledi. Öğrenci affının 2005 yılından sonra okulla ilişiği kesilen öğrenciler için çıkarılması görüşünü sunduklarını söyleyen Özcan, "Daha ileri giderse 10 yıl önceki dersinden sınava girecek öğrenci belki emekli olduğu için hocasını bulamayacak, ders bile ortadan kalkmış olacak. Nasıl sınav yapılacak" diyerek bunun üniversiteleri sıkıntıya sokacağını söyledi.

Rekabet edemeyiz

Bulgaristan'da öğrenim ücretlerinin 2600 dolara kadar düşmesi üzerine üniversiteleri de uyaran Özcan, "Büyük bir rekabet var. Dikkat etmezsek 5-10 yıl sonra başka ülkelerdeki üniversitelerle rekabet edemeyecek durumda kalabiliriz. Pazardan biz de payımızı alalım" uyarısında bulundu. Yabancı öğrenci çekmek için kesinlikle bir şey yapılması gerektiğini kaydeden Özcan, "Zor durumdayız" diyerek Yabancı Öğrenci Sınavı'nda değişiklik yapılacağı sinyali verdi.

05 Ekim 2008 Pazar

Üniversiteli olmak için son şans

Üniversitelerdeki boş kontenjanlara yapılacak ek yerleştirme için 8-13 Ekim arasında başvuru alınacak.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak. Ayrıca, üniversitelere kayıt işlemleri sonrasında boş kalan kontenjanlara da ek yerleştirme yapılacak.

Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacak. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesinin ''kontenjansız programlarına yerleştirilmiş'' olmak gerekiyor.

Üniversitelere merkezi yerleştirme sonucunda 17 bini ön lisans programlarında olmak üzere toplam 24 bin boş kontenjan kalmıştı. YÖK, üniversitelere toplam 8 bin 400 yeni ek kontenjan tahsis etmişti. Üniversitelerde, kayıtlardan sonra boş kalanlar hariç toplam 32 bin 400 kontenjan bulunuyor.

Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekim arasında kayıt yaptıracak.

AA



En düşük öğretmen maaşı Türkiye'de

En yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülke Almanya

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlanıyor. Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı,
öğretmenlerin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü kutlayarak Türkiye'de öğretmenlerin yıllardır ağır ekonomik ve sosyal sorunlar ile savaşarak yaşamaya çalıştığını söyledi. Atıcı, en yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülkenin Almanya, en düşük öğretmen maaşı veren ülkenin ise Türkiye olduğunu kaydederek, şöyle dedi:

"Almanya'da göreve yeni başlamış bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 38 bin 412 dolar gelir elde etmekte, Yunanistan'da aynı şartlarda bir öğretmen yılda toplam 20 bin 86 dolar kazanmakta iken, bu rakam Türkiye'de 6 bin 358 dolarda kalmaktadır."

Atıcı, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, ILO ile UNESCO'nun öğretmenlerin toplumsal statülerine ilişkin ortak belgeyi kabul ettiği, 5 Ekim 1966 tarihinden beri her yıl 5 Ekim'in Dünya Öğretmenler Günü olarak 100'den fazla ülkede kutlandığını söyledi. Dünya Öğretmenler Günü'nün dünya çocukları için daha iyi bir gelecek sağlamada öğretmenlerin rolünün toplumca anlaşılması ve toplumun dikkatini öğretmen sorunlarına çekmeyi amaçlamadığını ifade eden Atıcı, şunları kaydetti:
"Ülkemizde de kutlanan 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nde toplumsal geleceğimizin hazırlanmasında emek veren öğretmenlerimize hak ettikleri özlük hakların yanında hak ettikleri itibarın da verilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki, ülkemizde öğretmenler yıllardır, ağır ekonomik ve sosyal sorunlar ile savaşarak yaşamaya çalışmaktadır. Ekonomik açıdan zor durumda bulunan öğretmenler geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmaktadır. Bu durum öğretmenlik mesleğinin saygınlığını azalmakta ve öğretmeni öğrencileri karşısında zor duruma düşürmektedir. Özellikle ücretli öğretmenlik, sözleşmeli öğretmenlik gibi uygulamalar öğretmenlik mesleğini yaralamaktadır. Bu uygulamalara derhal son verilmeli ve açıkta bulunan on binlerce öğretmen adayı genç mesleğe kazandırılmalıdır."

TÜRKİYE'DEKİ ÖĞRETMEN AÇIĞI

Ulusal ve uluslar arası raporların Türkiye'nin eğitim alanında çok geride olduğunu ortaya koyduğunu belirten Erdal Atıcı, ATO raporuna göre, Türkiye'de öğretmen açığının yaklaşık 150 bin civarında olduğu, Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre de, her yıl ilköğretimde 342 bin 290 kişilik bir öğrenci artışı yaşanmasına rağmen, öğretmen artışında bu verilerin yakalanamadığını söyledi. OECD raporlarına göre, AB'de öğrenci sayısının en fazla olduğu ülke olan İngiltere'de öğretmen başına 21 öğrenci düştüğünü, Türkiye'de ise öğretmen başına 26 öğrenci düştüğünü kaydeden Atıcı, bu oranın bölgelere ve illere göre farklılık gösterdiğini, Şırnak'ta öğretmen başına 57, Ağrı'da 48, Mardin'de de 39 öğrenci düştüğünü vurguladı.

EN AZ MAAŞ TÜRKİYE'DE

Atıcı, yapılan araştırmalara göre en yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülkenin Almanya iken en düşük öğretmen maaşı veren ülkenin yine Türkiye olduğunu da kaydederek şöyle dedi:
"Buna göre Almanya'da göreve yeni başlamış bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 38 bin 412 dolar gelir elde etmekte, Yunanistan'da aynı şartlarda bir öğretmen yılda toplam 20 bin 86 dolar kazanmakta iken, bu rakam Türkiye'de 6 bin 358 Dolarda kalmaktadır. Sonuç olarak, öğretmenlerimize insanca yaşayabilecekleri, nitelikli hizmet verebilecekleri çalışma ve yaşama koşulları hiç savsaklamadan kısa sürede sağlanmalı, başta maaşlar olmak üzere mesleki ve özlük hakları insan onuruna yaraşır bir düzeye getirilmeli, tüm dünyada olduğu gibi hak ettikleri ilgi, saygı, sağlık güvencesi, sosyal haklar tam olarak sağlanmalıdır.

İstanbul'da okullar 1 gün tatil edildi

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 6 Ekim'in İstanbul'un kurtuluş yıl dönümü olduğunu belirterek, bu nedenle okulların bir gün tatil olduğunu bildirdi.

Özer, ancak okul yöneticileri ile Vatan Caddesi'nde yapılacak törene katılacak öğrenci ve öğretmenlerin görev başında olacağını kaydetti.

AA



Ek yerleştirme başvuruları 8 Ekim'de

Üniversitelerdeki boş kontenjanlara yapılacak ek yerleştirme için 8-13 Ekim arasında başvuru alınacak.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), ÖSS merkezi yerleştirme sonucunda boş kalan kontenjanlar ile üniversitelere yeni tahsis edilen kontenjanlara ek yerleştirme yapacak. Ayrıca, üniversitelere kayıt işlemleri sonrasında boş kalan kontenjanlara da ek yerleştirme yapılacak.

Ek yerleştirmeye, merkezi yerleştirmede bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olan adaylar (Açıköğretim Fakültesinin kontenjansız programlarına yerleşenler hariç) başvuramayacak. Ek yerleştirmede tercih yapabilmek için hiçbir yere yerleştirilmemiş veya Açıköğretim Fakültesinin ''kontenjansız programlarına yerleştirilmiş'' olmak gerekiyor.

Üniversitelere merkezi yerleştirme sonucunda 17 bini ön lisans programlarında olmak üzere toplam 24 bin boş kontenjan kalmıştı. YÖK, üniversitelere toplam 8 bin 400 yeni ek kontenjan tahsis etmişti. Üniversitelerde, kayıtlardan sonra boş kalanlar hariç toplam 32 bin 400 kontenjan bulunuyor.

Ek yerleştirme ile üniversitelere girmeye hak kazanan adaylar, 20-22 Ekim arasında kayıt yaptıracak.

AA










© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası