Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

04 Ekim 2008 Cumartesi

13 bin ogretmen kadrosunun brans dagilimi belli oldu

- Milli Eğitim Bakanlığı, 13 bin sözleşmeli öğretmen ataması yapacağını açıkladı. Başvurular, 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında, http://personel.meb.gov.tr ve http://ilsis.meb.gov.tr adreslerinden yapılırken, atamalar 5 Kasım'da olacak. en fazla öğretmen alımı 3 bin 696 öğretmenle sınıf öğretmenliği olacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilmek üzere 13 bin öğretmen ataması yapacak. İlk defa görevlendirme biçimiyle sözleşmeli yapılacak olar öğretmen atamalarına başvurular MEB'in http://personel.meb.gov.tr adresinde yayınlanmakta olan 2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nda belirtilen şartlara göre yapılacak.

-BAŞVURULAR 22 EKİM'DE BAŞLIYOR-

Öğretmen adayları, 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında, http://personel.meb.gov.tr veya http://ilsis.meb.gov.tr adreslerinden giriş yaparak elektronik ortamda başvuruda bulunabilecekler. Başvurular, il ya da ilçe Millî Eğitim Müdürlüklerinde oluşturulan başvuru bürolarından herhangi birinde onaylatıldıktan sonra resmî hâle gelecek. Başvurularda ücret alınmayacak.

-ATAMALAR 5 KASIM'DA BİLGİSAYAR ORTAMINDA-

Atamalar ise, 5 Kasım 2008 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün MEB'in http://personel.meb.gov.tr adresinden duyurulacak. Görevlendirilenler, 14 Kasım 2008 tarihinden itibaren görevlendirildikleri il Millî Eğitim Müdürlüklerine, kılavuzda istenilen belgelerle birlikte bizzat başvurarak göreve başlayacaklar. En fazla atama 3 bin 696 öğretmenle sınıf öğretmenliğinde olurken, İngilizce için bin 396, Türk Dili ve Edebiyatı için 731, İlköğretim Matematik Öğretmenliği için ise 700 kontenjan belirlendi.

-ATAMA YAPILACAK ALANLAR VE SAYISI-

Sözleşmeli öğretmenlik için başvuru yapılacak alanlar, alanlar bazında taban puanlar ve kontenjanlar ise şöyle:

ALAN TABAN PUAN KONTENJAN

Acil Tıp Teknisyenliği 50 13

Ahşap Teknolojisi-1 80 13

Anestezi 50 1

Beden Eğitimi 70 258

Bilişim Teknolojileri 60 307

Biyoloji 80 176

Büro Yönetimi ve Sekret. 75 3

Coğrafya 70 308

Çevre Sağlığı 70 1

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi 60 119

Din Kültürü ve Ahlak Bil. 50 400

Diş Protez 45 1

El Sanatları Teknolojisi-1 65 1

Elektrik-Elektronik Tek.-1 85 30

Felsefe 75 141

Fen ve Teknoloji/Fen Bilg. 85 783

Fizik 85 164

Giyim Üretim Teknolojisi 80 8

Görme Engelliler Sınıfı Öğ 50 2

Güzellik ve Saç Bakım Hiz. 55 12

İ.H.L. Meslek Dersleri 50 71

İHL Meslek Dersleri Arapça 50 9

İlköğretim Matematik Öğ. 80 700

İngilizce 65 1.396

İnşaat Teknolojisi-1 70 6

İşitme Engelliler S. Öğr. 60 5

Kimya 80 170

Kuyumculuk Teknolojisi 50 2

Laboratuvar 50 9

Makine Teknolojisi-1 70 6

Matematik 80 640

Medikal Bakım 55 10

Metal Teknolojisi 70 9

Motorlu Araçlar Tek. 75 2

Muhasebe ve Finansman 80 34

Müzik 50 163

Okul Öncesi Öğretmenliği 70 530

Pazarlama ve Perakende 80 1

Rehber Öğretmen 50 450

Resim İş/Resim/Görsel San. 65 100

Sınıf Öğretmenliği 75 3.696

Sosyal Bilgiler 80 449

Tarih 80 239

Teknoloji ve Tasarım 50 199

Tesisat Tek. ve İklim. 75 6

Tıbbî Sekreterlik 75 5

Toplum Sağlığı 70 1

Türk Dili ve Ed./Dil ve An.60 731

Türkçe 80 521

Veteriner Sağlık 50 1

Yiyecek İçecek Hizmetleri 70 8

Zihin Engelliler Sınıfı Ö. 50 90

TOPLAM -- 13.000

Gönüllü öğretmenler Harran tarlalarında

"Ana Kız Okuldayız" kampanyası için çalışmalara başlayan gönüllü öğretmenler, okuma yazma oranının Türkiye ortalamasının gerisinde olan ve tarım işçiliğinin yoğun olduğu Harran ilçesinde projeyi duyurabilmek için çaba sarf ediyor.

Bu kapsamda ilçe genelinde okuma yazma bilmeyen bütün kadınlara ulaşmayı hedefleyen gönüllü öğretmenler, pamuk hasadının yapıldığı tarım arazilerinde çalışan kadınların yanı sıra eşleriyle de yüz yüze görüşerek okuma yazma kurslarına katılımları arttırmaya çalışıyor.

-20 GRUP ÇALIŞIYOR-

Harran Milli Eğitim Müdürü Rıfat Demirkol, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, projeyle en az 5 bin kadına ulaşarak, okuma yazma kurslarına katılımını sağlamayı amaçladıklarını belirtti.

Haziran ayının sonlarına doğru ilçeye bağlı 107 köyün yanı sıra ilçe merkezindeki mahallerde de okuma yazma bilmeyenlerin tespiti için alan taraması yapıldığını aktaran Demirkol, okulların açılmasıyla birlikte isimleri belirlenen kadınlara ulaşmaya çalıştıklarını ifade etti.

Proje kapsamında köyler dahil her okulda okuma yazma kursu açmayı planladıklarını aktaran Demirkol, ilçe genelinde öğretmenlerden oluşturulan 20 grupla kadınlara ulaşmaya çalıştıklarını kaydetti.

Projenin nihai hedefinin kadınların eğitim seviyesini yükseltmek olduğuna işaret eden Demirkol, şunları söyledi:
"En az 5 bin kadına ulaşarak, okuma yazma kurslarına katılımını sağlamayı amaçlıyoruz. Bunun için de çalışmalarımızı aralıksız olarak sürdürüyoruz. Şu ana kadar görüştüğümüz kadınların çoğunluğu kurslara katılabileceklerini söyledi. Amacımız ilçedeki bütün kadınların okur yazar olmasını sağlamak."

Öğretmenlerin şiddet bilinci yok

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), öğretmenlerin şiddet konusundaki görüşlerini ortaya koyarak şiddetin okullarda ve toplumda önlenebilmesi amacıyla çözüm önerileri geliştirmek için ''Öğretmenlerin Şiddet Konusundaki Bilgileri, Gözlemleri, Değerlendirmeleri ve Çözüm Önerileri'' araştırması yaptı.

Araştırma kapsamında Sakarya, Antalya, İzmir, Kayseri, Trabzon, Erzurum ve Malatya olmak üzere her bölgeden toplam 7 ilde yapılan anket, endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi, ticaret meslek lisesi, imam hatip lisesi ve genel liselerden toplam 1040 öğretmene uygulandı, anketi 840 öğretmen cevapladı.

Öğretmenlere okulda şiddete yönelik önlemlerin, görüşlerin, çözüm yollarının sorulduğu anket sonucuna göre, öğretmenlerin yüzde 86'sı okulda şiddete karşı alınan önlemler kapsamında ''ziyaretçiler için kayıt defteri tuttuklarını'' belirtti. Öğretmenlerin yüzde 82'si ''belirli aralıklarla öğrencilerin üstlerinin arandığını'', yüzde 36.6'sı ise ''okulda özel güvenlik personelinin çalıştırıldığını'' ifade etti.

Ankette, öğretmenlere ''Okullarda personel tarafından öğrencilere karşı şiddet unsuru taşıyan davranışlara rastlıyor musunuz?'' sorusu yöneltildi. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu personelin öğrencilere şiddet uygulamadığını öne sürdü.

Öğretmenlerin yüzde 90'ı okulda şiddet olayı gerçekleştiğinde olaya karışan öğrencileri rehberlik servisine yönlendirdiklerini belirtirken, sağlık kurumuna sevk ettiklerini belirtenlerin oranı ise yüzde 16.4'te kaldı.

-''OKUL DIŞINDA ÖNLEM ALINMALI''-

Ankette, öğretmenlerin ''öğrencilerinin okul dışında şiddet olaylarına karıştığı duyumu alıp almadıkları'' da araştırıldı. 

Buna göre, endüstri meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 74.7'si, ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 65.4'ü, genel lise öğretmenlerinin yüzde 65.5'i böyle bir duyum aldıklarını, kız meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 63.2'si, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 79.9'u ise hiçbir duyum almadıklarını söylediler. Ankette bu sonuçlar, ''İmam hatip lisesi ve kız meslek lisesi öğrencilerinin okul dışında şiddet olaylarına karışma oranları diğer liselere göre daha düşüktür. Şiddetin önlenebilmesi için okul dışında önlemlerin alınması gerektiği görülmektedir'' şeklinde değerlendirildi.

-''OKULLARIN MÜDAHALE PLANI YOK''-

Ankette, ''şiddete karşı potansiyeli olan öğrencileri tespit etmeye yönelik olarak çalışma yapılmasına ilişkin öğretmen görüşlerine'' de yer verildi.

Tüm okul türlerinde görev yapan öğretmenlerin ''çoğunluğu'' şiddete karışma potansiyeli olan öğrencilerin tespit edilmesine yönelik bir çalışma yapmadıklarını dile getirdi.

Ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 54.3'ü, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 56.5'i okulda şiddet olayı yaşandığında bir müdahale planlarının olduğunu ifade ederken, diğer okullardaki öğretmenlerin yarıdan biraz fazlasının bir müdahale planlarının olmadığı görüldü. Bu da ''okulların çoğunluğunun yaşanacak bir şiddet olayı karşısında nasıl müdahale edeceklerine dair bir planlarının olmadığının anlaşıldığını'' ortaya çıkardı.

Öğretmenlerin yüzde 58.3'ü öğrencilerinin şiddet olaylarından rahatsız olduklarını belirtirken, öğretmenlerin yüzde 38.9'u ise öğrencilerinin şiddet olaylarından rahatsız olmadıklarını söyledi. Öğretmenlerin yüzde 50.7'si öğrencilerinin ''ev ile okul arasındaki'' şiddet olaylarından rahatsız olduklarını belirtti.

-''KALABALIK OKULLARDA ŞİDDET OLAYLARI OLDUKÇA YAYGIN''-

Kalabalık okullarda şiddetin artması durumuna ilişkin öğretmenlere görüşlerinin sorulduğu ankette, endüstri meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 50.7'si, kız meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 53'ü, ticaret meslek lisesi öğretmenlerinin yüzde 44'ü, imam hatip lisesi öğretmenlerinin yüzde 45.5'i, genel lise öğretmenlerinin yüzde 47.8'i kalabalık okullarda şiddetin ''oldukça'' yaygınlaştığını ifade etti.

Okullardaki öğrenci sayısının kalabalık olmasının şiddet olaylarının daha fazla yaşanmasında önemli bir etken olduğu tespitine yer verildi.

Medyanın şiddet olaylarını kamuoyuna ne derecede doğru yansıttığına ilişkin ise öğretmenlerin yüzde 45.6'sı medyanın şiddet olaylarını oldukça abarttığını öne sürdü.

Anket, öğretmenlerin çoğunluğunun öğrencilerin şiddeti çözüm yolu olarak gördüğü düşüncesinde birleştiğini ortaya koydu. Öğretmenlerin, yüzde 80'inin şiddetin önlenebileceği görüşünü taşıdıklarını dile getirdi.

-''ÖĞRETMENLER ŞİDDET KONUSUNDA HİZMET İÇİ EĞİTİM İSTİYOR''-

Anketin değerlendirilmesinde, öğretmenlere göre, okullarda kültürel ve sosyal faaliyetlerin yeterli olmadığının anlaşıldığı belirtilerek, okullardaki şiddetin önlenmesinde son derece önemli olan bu tür faaliyetlerin artırılması için düzenlemelerin yapılmasının gerekli olduğu kaydedildi.

Öğretmenlerin çoğunluğu şiddet konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaçları olduğunu, öğrencilere ''çatışma yönetimi kursu'' ve ''stresle başa çıkma eğitimi''nin verilmesi gerektiğini belirtti.

Öğretmenlerin yüzde 72.9'u da okulda verilen cezaların şiddet içermediğini, yüzde 75'i okulun emniyet açısından güvenli olduğunu, yüzde 70'i şiddete neden olacak bir olgu belirdiğinde hemen müdahale ettiğini ifade etti.

 

 (aa)

03 Ekim 2008 Cuma

Sendikaya göre öğretmenler sefil

Bağımsız Eğitimciler Sendikası'nın yayınladığı ?Türkiye'de öğretmenlerin genel durumu? raporundan çarpıcı sonuçlar çıktı. Öğretmenlerin yaşam koşullarını gözler önüne seren rapora göre, eğitimciler 2008'de, daha önceki yıllara göre daha çok borçlandılar. Her 100 eğitimciden 95'i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre 2008'de yüzde 82 oranında arttı.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası'nın ?5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü' nedeniyle hazırladığı ?Türkiye'de öğretmenlerin genel durumu' raporuna göre, öğretmenler gün geçtikçe borçlanarak yaşamaya çalışıyor.
Bin 55 eğitim çalışanı ile yapılan araştırma sonucunda oluşturulan raporun çarpıcı sonucuna göre, eğitimciler 2008'de, 2007-2006-2005-2004 ve 2003'e göre daha çok borçlandılar. Her 100 eğitimciden 95'i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre 2008'de yüzde 82 oranında arttı.

-BORÇ HANESİNİN EN TEPESİNDE KREDİ KARTLARI

Kamu çalışanlarının yüzde 43'ünü oluşturan, bir milyon kişilik eğitim ordusunun, borç hanelerinin en başında kredi kartları bulunuyor. Öğretmenlerin yüzde 47'si kredi kartları, yüzde 13'ü ise ev ve araba kredisiyle bankalara borçlandı. Eş, dost, arkadaş ve akrabalara borcu bulananların oranı yüzde 27 iken, mağazalara ve tanıdık esnafa borçlananların oranı ise yüzde 8'de kaldı. Borcu bulunmayan eğitim çalışanlarının oranı yüzde 5 olarak belirlendi.

ÜÇ BÜYÜK İLDEKİ EĞİTİMCİLER DAHA BORÇLU

Rapora göre; İstanbul, Ankara ve İzmir'de çalışan eğitimcilerin daha çok borcu bulunuyor. Borçluluk sıralamasında, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük şehirler en ön sıraları paylaşıyor. En az borcu bulunan eğitimciler ise daha çok köy ve taşrada yaşayanlar.

KREDİ KARTI BORÇLARI BİR YILDA YÜZDE 89 ARTTI

Bir önceki yıla göre banka kredi kartı borçlarında yüzde 89 oranında artış kaydedildi. 2008 yılında, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri veya gecikmeli ödedikleri için kara listeye eklenenlerin sayısı, 2008 yılına oranla yüzde 132 arttı.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN TAMAMINDA EN YÜKSEK MAAŞI ÖĞRETMENLER ALIYOR

Araştırma kapsamında bazı Avrupa Birliği üyesi olan ve Türkiye'ye genel ortalamaları yakın ülkelerde öğretmenlerin yıllık toplam çalışma saatleri yıllık ücretleri ve saat başına aldıkları ücretlere ilişkin belirlemelere de yer verildi. Macaristan, İrlanda, Portekiz, İsveç, Yunanistan ve Türkiye'nin verileri karşılaştırmalı olarak hesaplandığında, en yüksek çalışma saatlerine sahip olan ülkenin Türkiye olduğu görüldü. Portekiz'de öğretmenlerin bir yıllık toplam çalışma saatleri sadece bin 425 saat iken Türkiye'de bin 808 saat olduğu belirtildi.
Öte yandan Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Portekiz'de öğretmen başına 11 öğrenci düşerken, Türkiye'de bu rakamın en az 26 olduğu saptandı.
Seçilen 5 ülke arasından en yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülke Danimarka iken, en düşük öğretmen maaşını veren ülke yine Türkiye oldu. Buna göre İrlanda'da bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 53 bin dolar, Yunanistan'da 38 bin dolar, Portekiz'de 51 bin dolar, Macaristan'da 26 bin dolar, İsveç'te 38 bin dolar iken bu rakam Türkiye'de 10 bin dolar'da kalıyor.

-?BANKALAR EĞİTİMCİLERİ, EĞİTİMCİLER DE HÜKÜMETİ KARA LİSTEYE ALDI?-

BES Başkanı Gürkan Avcı, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, öğretmenlerin 5 Ekim Dünya öğretmenler Günü'nü buruk kutlayacağını söyleyerek ?Borçlanma açısından Türkiye ekonomisi ile öğretmenin ekonomisi birbirine benziyor. Öğretmen de Türkiye gibi veresiye yaşıyor? dedi.
Tüketimdeki artışın vatandaşın gelirlerindeki iyileşmeye değil, borçlanmaya bağlı bir artış olduğunu ifade eden Avcı, ?2008 yılında öğretmenler bir önceki yıla göre daha fazla borçlandılar? dedi. Avcı, bankaların tıpkı "kravatlı tefeciler" gibi davrandıklarını savunarak, ?Kredi kartı ve kredi faizleri ile on binlerce eğitim çalışanı, bankaların kara listelerine alınmış durumdadırlar. Bankaların kara listeye aldığı eğimciler de gerek bankaların insafsızlığına gösterdiği hoşgörü yüzünden gerekse öğretmenlere reva gördüğü düşük ücretler nedeniyle hükümeti kendi kara listelerine almışlardır? diye konuştu. Yapılması gerekenlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Avcı şunları söyledi:
?Tüm eğitim çalışanlarının maaşına 24 Kasım 2008 tarihinde kutlayacağımız Türkiye Öğretmenler Gününe yetiştirilmek üzere seyyanen 250 YTL artış yapılarak öğretmen maaşlarını bir miktar iyileştirilmelidir. Seyyanen artış yapıldıktan sonra 1 Ocak 2009 dan geçerli olmak üzere tüm eğitim çalışanlarının maaşına yüzde 10 oranında ek bir maaş artışı daha yapılmalıdır. Tüm eğitim çalışanlarına yılda iki ikramiye ödenmelidir. Taşradaki ve büyük kentlerdeki öğretmen açığını gidermek ve buralarda görev yapmayı özendirmek için 150 YTL mahrumiyet tazminatı ve ya kira yardımı yapılmalıdır. Aile yardımı ödeneği 100 YTL'ye yükseltilmelidir. Çocuk yardımı 75 YTL'ye yükseltilmelidir. 2003 yılından itibaren uygulanmaya başlayan ve eğitim çalışanlarının bütçesine önemli ölçüde yük getiren yüzde 20 oranındaki ilaç katkı payı tamamen kaldırılmalıdır. Öğle yemeği servisi yapılmayan eğitim kuruluşları da dahil tüm eğitim çalışanlarına öğle yemeği bedeli olarak 5 YTL yemek yardımı yapılmalıdır. Okullar açılırken yalnızca öğretmenlere verilerek okullarda çalışan memur ve hizmetlileri dışlayan ve eğitim çalışanlarını bölen eğitim öğretime hazırlık ödeneği bir maaş tutarında ödenmeli ve tüm eğitim çalışanlarına verilmelidir. Doğum yardımı ödeneği 500 YTL'ye yükseltilmelidir. Ölüm yardımı ödeneği 3 maaş tutarına yükseltilmelidir. Geçici görev yolluklarının alt sınırı 50 YTL'ye yükseltilmelidir. Bir saatlik fazla çalışma ücreti en az 10 YTL'ye yükseltilmelidir. Eğitim çalışanlarının emekli maaşlarına ve emekli ikramiyelerine doğrudan etkileyen ek göstergeler yeniden tespit edilmelidir.?



Cepten SMS ile İngilizce öğretimi

Selma Kasap'ın haberi

Sistemle görsel teknolojilerle desteklenmiş yabancı dil metinleri belli aralıklarla cep telefonundan SMS ve MMS yoluyla alıcılara yollanıyor.

Araştırmacılara göre, öğrencilerin anında baktığı ve istediği zaman tekrar bakabildiği cep telefonu mesajları, internet ya da ders notlarından daha etkin öğrenme sağlıyor.

ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşat Çağıltay, Yabancı Diller Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gölge Seferoğlu ve Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Murat Saran ile ortaklaşa yürüttükleri proje hakkında AA muhabirine bilgi verdi.

Çağıltay, 2 yıl süren araştırmalarının TÜBİTAK tarafından desteklendiğini ve araştırmada elde ettikleri veriler için uluslararası patent başvurusu yaptıklarını kaydetti.

Bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmelerin toplumsal yaşamın pek çok alanında değişikliklere neden olduğunu anlatan Çağıltay, bu gelişme ve yeniliklerin en çok etkilediği alanlardan birinin de eğitim olduğunu vurguladı.

Tüm gelişmelere rağmen Türkiye'deki öğrencilerin kişisel bilgisayarlara sahip olma oranının yeterli düzeyde olmadığını vurgulayan Çağıltay, kişisel bilgisayarlardan çok uzun bir süre sonra kullanılmaya başlanan cep telefonlarının, tüm dünyadaki kişisel bilgisayarın sayısından 5-10 kat daha fazla olduğunu vurguladı.

-''AMAÇ CEP TELEFONUNU ÖĞRETİMDE KULLANMAK''-

Cep telefonlarının öğrenme ortamlarında kullanımının tüm dünyada çok yeni bir gelişme olduğunu anlatan Çağıltay, ODTÜ'de gerçekleştirdikleri projelerinde son yıllarda kullanımı oldukça yaygınlaşan cep telefonlarının öğretim ortamlarında kullanımının potansiyelini araştırdıklarını ifade etti.

Çalışmalarında cep telefonu kullanarak alıcılara MMS mesajları yoluyla İngilizce konu anlatımını içeren bilgiler yolladıklarını ve sonrasında yine cep telefonu üzerinden SMS mesajları ile sınav uygulayarak eğitimin başarısını ölçen bir eğitim yöntemi tasarladıklarını ifade eden Çağıltay, şu bilgileri verdi:

''Projede, cep telefonlarının MMS ve SMS özelliğini kullandık. 2 ayrı cep telefonu operatörü ile birlikte çalıştık. Çalışmamızda öncelikle İngilizce metinler için görsel tasarımlar hazırladık. Her bir metin için çeşitli renklerde ve karakterlerde yazılar kullandık. Ardından da bu metinleri seslendirdik. Yaklaşık 66 kişilik bir gruba bu metinleri SMS ve MMS olarak yolladık.

Projenin ikinci aşamasında da geliştirdiğimiz sistemle, internet ve diğer öğrenme yöntemleri arasındaki karşılaştırmaları ortaya koymak için aynı içerikleri internet sayfası ve basılı ders notları olmak üzere üç farklı yöntemle öğrencilere sunduk.

Uygulama öncesinde ve sonrasında yapılan sınavlarda başarıyı karşılaştırıldığımızda ise cep telefonu üzerinden gönderilen MMS'lerle çalışan öğrencilerin internet uygulaması ile desteklenenlerden yüzde 52, kağıt üzerindeki ders notları ile desteklenen öğrencilerden de yüzde 46 oranında daha başarılı oldukları ortaya çıktı.''

Çağıltay, başarıda ortaya çıkan yüksek farkın sebebini anlatırken, öğrencilerin web sayfalarına düzenli olarak bağlanıp pratik yapmadıklarını, oysa cep telefonları sürekli ellerinin altında olan öğrencilerin her an cep telefonlarındaki İngilizce ders içeriklerini tekrar gözden geçirmelerinin mümkün olduğunu dile getirdi.

-''DÜNYADA DA BİR İLKE İMZA ATTIK''-

Proje sonucunda elde ettikleri verilerin öğretim teorileri ışığında geliştirilen içeriklerin cep telefonu üzerinden öğrencilere sunulmasının etkili bir yöntem olduğunu ortaya koyduğunu belirten Doç. Dr. Kürşat Çağıltay, projelerinin önemini şu sözleriyle özetledi:

''Bu sistem, diğer mobil öğrenme ortamlarından, kullandığı yaklaşım ile sadece Türkiye'de değil aynı zamanda dünyada da bir yeniliğe imza attı. Yeni bir yaklaşımı içermesinden dolayı ODTÜ Teknokent'in de desteğiyle uluslararası patentinin alınması için de başvuruda bulunduk. Patent başvurusunun olumlu sonuçlanması durumunda yeni bir öğretim yaklaşımı konusunda ülkemizden ilk defa bir uluslararası patent alınmış olacak.''

 

 

Bölge bölge spor eğitimi haritası

Devlet okullarının birçoğunun spor salonu veya spor yapılabilecek başka tesisi bulunmuyor.

Birçok ilde bir veya birkaç okulun spor salonu mevcut. Bazı spor salonları da yetersiz imkanlar nedeniyle kullanılmıyor.

Türkiye'deki özel okulların bir kısmında yüzme havuzu bulunuyor. Ancak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki iller başta olmak üzere birçok ilde özel okulların da yüzme havuzu yok.

Türkiye'de okul sayısı en fazla olan İstanbul ve Ankara'da da okulların çok azında spor salonu mevcut. İstanbul'da 478 okul öncesi, 1605 ilköğretim, 786 orta öğretim olmak üzere 2 bin 869 adet resmi ve özel okul hizmet veriyor. İstanbul'da resmi ve özel okullarda 362 spor salonu, 71 halı saha, 2 stadyum ve 120 jimnastik salonu ile 72 yüzme havuzu hizmet veriyor.

Ankara'da 131'i okul öncesi, 953'ü ilköğretim, 388'i ortaöğretim olmak üzere toplam 1472 okulda eğitim veriliyor. Bu okullardan 196'sı spor salonuna sahip. Ankara'da bazı özel okullar öğrencilerine yüzme havuzu imkanı sağlarken, sadece 1 devlet okulunda tenis kortu var.

Okullarda spor imkanları bölgelere göre farklılık gösteriyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile İç Anadolu Bölgesindeki bazı illerde çok az spor tesisi hizmet veriyor.

-MARMARA-

Bilecik'te 83 ilköğretim, 37 lise ve 6 okul öncesi olmak üzere toplam 126 okul bulunuyor. Bu okullardan 14'ünde spor salonu mevcut. İldeki ilk ve orta dereceli okullarda yer alan spor salonlarından 2'si merkezde, 5'i Bozüyük, 3'ü Söğüt, 1'i Osmaneli, 1'i Pazaryeri, 1'i Yenipazar ve 1'i de İnhisar ilçelerinde bulunuyor. Bilecik ve ilçelerindeki hiçbir okulda yüzme havuzu yok.

Kocaeli genelindeki 518 okulun 88'inin spor salonu var. Kocaeli'deki 4 özel okulda yüzme havuzu mevcut.

Sakarya'da okul öncesinde 20, ilköğretimde 377 ve ortaöğretimde 91 olmak üzere toplam 488 resmi ve özel okul bulunuyor. Özel okullar dahil toplam 12 okul spor salonuyla hizmet veriyor. Bu salonların 8'i il merkezinde faaliyet gösterirken Akyazı, Karasu, Ferizli ve Hendek ilçelerinde de birer spor salonu var.

Bursa'daki toplam 865 ilköğretim ve ortaöğretim okulunda toplam 69 spor salonu mevcut. Bursa il ve ilçe merkezlerinde bulunan toplam 336 ilköğretim okulundan 33'ünde spor salonu yer alıyor. Köylerdeki toplam 274 ilköğretim okulundan 2'sinde spor salonu var. İl genelindeki 255 liseden 34'ünde spor salonu mevcut. Bursa'da, bazı özel okullarda yüzme havuzu var.

Balıkesir'de 550 ilköğretim okulu ve 123 liseden 28'i spor salonuna sahip.

Yalova'daki 86 ilköğretim ve ortaöğretim okulundan il merkezindeki 8'inde, Çiftlikköy'deki 2'sinde spor salonu bulunuyor. Ayrıca Çınarcık, Armutlu, Termal ve Altınova ilçelerinde de 1'er spor salonu mevcut. Yalova'da sadece il merkezindeki 1 özel okulda yüzme havuzu bulunuyor.

Edirne'de 152 ilköğretim okulu, 44 lise eğitim-öğretim yapıyor. Bu okullardan 10'unda spor salonu mevcut.

Kırklareli'deki 142 ilköğretim okulu ve 38 liseden 16'sında spor salonu var.

Tekirdağ'da ise 196 ilköğretim okulu ve 63 lisenin 11'inde spor salonu hizmet veriyor.

Bilecik'teki 126 okuldan 14'ü spor salonuna sahip. Spor salonlarından 2'si merkezde, 5'i Bozüyük, 3'ü Söğüt, 1'i Osmaneli, 1'i Pazaryeri, 1'i Yenipazar ve 1'i de İnhisar ilçelerinde bulunuyor.

-İÇ ANADOLU BÖLGESİ-

Sivas'taki toplam 545 okuldan 23'ü spor salonuna sahip. Ayrıca il ve ilçe merkezlerindeki okulların büyük bir bölümünde spor salonu gibi kullanılan çok amaçlı salonlar mevcut. Sivas'taki okullarda yüzme havuzu bulunmuyor.

Niğde'deki toplam 268 okuldan 6'sında spor salonu hizmet veriyor. Bu ilde de hiçbir okulda yüzme havuzu yok.

Kırşehir'deki 168 adet okuldan 7'sinde öğrenciler spor salonundan yararlanabiliyor. Bu ildeki okullarda da yüzme havuzu yok.

Nevşehir'deki 207 okuldan 1'inde spor salonu, 1'inde yüzme havuzu hizmet veriyor.

Yozgat'ta 457 ilköğretim, 94 liseden 6'sı spor salonuna sahip. Yozgat merkezde 2, Akdağmadeni ilçesinde 1 ilköğretim okulunda, ortaöğretimde ise il merkezi ile Sorgun ve Yerköy ilçelerinde 1'er spor salonu mevcut.

Kayseri'de 726 okuldan 21'inde spor salonu bulunuyor. Kayseri'deki hiçbir okulda yüzme havuzu bulunmuyor.

Eskişehirde 345 okul eğitim-öğretim yapıyor. Kent merkezinde 42 okulda, ilçelerden de sadece Mahmudiye'de spor salonu bulunuyor. Eskişehir ve ilçelerindeki hiçbir okulda yüzme havuzu yok.

Konya'daki 1176 ilköğretim ve ortaöğretim okulunda toplam 20 spor salonu faaliyet gösteriyor. Spor salonlarından 11'i il merkezinde, 9'u ilçelerde. Konya'da hiç bir okulun bünyesinde yüzme havuzu bulunmazken, kent merkezinde yüzme sporuyla ilgilenen öğrenciler, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün Atatürk Stadyumu Kompleksindeki yüzme havuzundan yararlanıyor.

-DOĞU ANADOLU-

Doğu Anadolu'daki illerden Bitlis'te 406 ilköğretim, 33 ortaöğretim okulundan 13'ünde spor salonu, 1'inde yüzme havuzu bulunuyor.

Erzurum'da toplam 1114 okuldan 46'sı spor salonuna sahip.

Muş'taki 489 okulun 16'sında spor salonu hizmet veriyor. İl Milli Eğitim Müdürü İlhami Bayraktar, ''Okullarımızda depreme karşı güçlendirme çalışmalarına ağırlık verdik. Daha sonraki dönemde spor salonu yapımı için çalışmalar yapacağız'' dedi.

Tunceli'de 109 okuldan sadece 1'inde, Kars'ta 454 okuldan 11'inde, Iğdır'daki 172 okulun 2'sinde, Bingöl'de 373 okuldan 6'sında, Erzincan'da 119 okulun 21'inde, Ardahan'da 221 okulun 10'unda öğrenciler spor salonlarından yararlanabiliyor.

Malatya'daki 971 okuldan sadece 4 lise ile 3 ilköğretim okulunda spor salonu bulunuyor. Yetkililer, spor salonlarında onarım yapılmadığı için kışın ısınma sorunu yaşandığını belirtiyor. Malatya'da yüzme havuzuna sahip okul yok.

Bitlis genelinde 13 spor salonu ve 1 yüzme havuzu mevcut. Bitlis'te spor lisesi de bulunuyor.

Elazığ'da 463 okulun 30'u, Van'daki 845 okulun 24'ü, Ağrı'daki 135 okulun 2'si, Hakkari'deki 308 okulun 1'i spor salonuna sahip.

-GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ-

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Batman'da 472 okuldan sadece 2'sinde öğrenciler kapalı spor salonundan yararlanabiliyor.

Diyarbakır'daki 1200 okuldan 17'sinin spor salonu hizmet veriyor. Kentteki 3 okulda spor salonu inşaatı devam ediyor.

Siirt'te 406 okuldan 3'ü spor salonuna sahip. Bazı YİBO'ların ise çok amaçlı salonları mevcut.

Şırnak'taki 334 okuldan, 8 YİBO ile 1 lisede kapalı spor salonu bulunuyor. 2 okulda spor salonu inşaatı sürüyor.

Mardin'deki 710 okuldan 16 okulun spor salonu mevcut. İldeki okullarda salonlar dışında başka spor tesisi bulunmuyor.

Şanlıurfa'da 36 okulun spor salonu var.

Güneydoğu Anadolu'daki okullarda da yüzme havuzu bulunmuyor.

-KARADENİZ BÖLGESİ-

Samsun'da toplam 1134 okuldan 37'sinde spor salonu mevcut. Ordu'da 539 okulun 24'ünde spor salonu bulunuyor. Amasya'da 266 okuldan 13'ünde öğrenciler spor salonlarından yararlanabiliyor. Sinop'ta da 255 okulun 10'unda spor salonu var.

Zonguldak'ta 368 okuldan 9'unda, Bartın'da 134 okuldan 10'unda, Karabük'te 119 okuldan 8'inde spor salonları hizmet veriyor.

Doğu Karadeniz bölgesindeki illerde eğitim öğretim yapan 1540 okuldan sadece 68'inde spor salonu bulunuyor. Trabzon'da toplam 518 okuldan 42'sinde spor salonu mevcut. Rize'de 196 okuldan 13'ünde, Gümüşhane'de 171 okuldan 5'inde Giresun'da 360 okuldan 3'ünde Bayburt'ta 130 okulun 3'ünde, Artvin'de 165 eğitim kurumundan 2'sinde, Tokat'ta 573 okuldan 5'inde spor salonu bulunuyor.

Karadeniz Bölgesinde sadece Giresun'daki bir özel okulda yüzme havuzu hizmet veriyor.


-İZMİR'DE 2 DEVLET OKULUNUN YÜZME HAVUZU VAR-

İzmir'de 1382 ilköğretim ve ortaöğretim okulunun 166'sında spor salonu, 9'unda yüzme havuzu mevcut. Yüzme havuzlarının 7'si özel okullarda hizmet veriyor.

İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, spor salonlarının yüzde 60'ının özel okullarda bulunduğunu belirterek, kentteki spor salonu sayısının yetersiz olduğunu dile getirdi. İzmir'in eğitimde öncelikli ihtiyacının derslik sayısı olduğunu, bu ihtiyacın da son yıllarda yapılan yeni dersliklerle önemli ölçüde karşılandığını belirten Aydoğan ''Bir okul için spor salonu derslik kadar önemli aslında. Ancak geçmişten beri spor salonları ile ilgili bir çalışma yapılmamış. Biz şimdi derslik sorunumuzu büyük ölçüde çözdük. Artık sıra spor salonlarına geldi. Bu sayıların artırılması için çalışacağız'' dedi.

Aydoğan, okullarda yüzme havuzu olabilmesi için öncelikli bazı ihtiyaçların giderilmiş olması gerektiğini söyledi. Ziyaret ettiği bazı okullarda yüzme havuzu isteğiyle karşılaştığını, bunun da o okulun bir çok ihtiyacını tamamlamış olduğunu gösterdiğini ifade eden Aydoğan tüm okullarda o okuldaki standardın yakalanması gerektiğini belirterek, ''O noktaya henüz gelinmedi'' diye konuştu.

İzmir'de özel okullar dışında Çeşme Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ile Menemen Sabahat Akşiray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezinde yüzme havuzu bulunuyor.

Aydın'da 602 okuldan 9'unda spor salonu hizmet veriyor. Aydın İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Beytullah Eser, Aydın Fen Lisesi ile Adnan Menderes Anadolu Lisesi'nde de spor salonu yapılması için ihaleye çıkacaklarını, Nazilli Lisesi'nde devam eden spor salonunun da bitme aşamasına geldiğini bildirdi.

Afyonkarahisar'daki 599 okuldan 18'inde, Kütahya'daki 408 okuldan 16'sında spor salonu bulunuyor.

-AKDENİZ BÖLGESİ-

Antalya'da toplam 847 okulun 14'ünde spor salonu, 2'sinde yüzme havuzu bulunuyor. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, Antalya'da yaklaşık 30 bin lisanslı sporcu olmasına rağmen okullardaki spor salonu sayısının yetersizliğine değinerek, yeni spor salonları için çalışma yapıldığını kaydettiler. Antalya'da yüzme havuzu konusunda sıkıntı olduğunu anlatan yetkililer, önceki yıllarda yüzme yarışları için öğrencilerin Isparta'ya gönderildiğini, bu yıl yapılan işbirliği sonucu yarışların ve hazırlıkların iki özel okulun havuzunda sürdürüleceğini ifade ettiler.

Isparta'da 349 okuldan 26'sının spor salonu var. Isparta'da Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait Tahsin Bilginer Yüzme Havuzu hizmet veriyor. Isparta Milli Eğitim Müdürü Tacettin Yılmaz, öğrencilerin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait Tahsin Bilginer Yüzme Havuzundan yararlandıklarını belirtti. Isparta'da, ayrıca Süleyman Demirel Üniversitesine ait 2, özel okullara ait 2 spor salonu bulunduğunu kaydeden Yılmaz, ''Gönül ister ki her okulumuzda bir spor salonu olsun. Ancak imkanlar buna elvermiyor. Şu anda yeni inşa edilen bir okulumuzun bünyesinde spor salonu da yapılacak. Her geçen gün daha iyiye gidiyoruz'' diye konuştu. Yılmaz, bazı okulların bahçelerinde de halı sahaları bulunduğunu sözlerine ekledi.

Burdur'da 196 okuldan sadece Burdur Ticaret Lisesi, Bucak Anadolu Lisesi ve Gölhisar Lisesinde spor salonu bulunuyor.

Adana'daki 834 okuldan sadece 16'sında spor salonu hizmet veriyor. Spor salonlarından biri YİBO'da, biri ilköğretim okulunda, diğerleri de liselerde faaliyet gösteriyor.

Hatay'daki 798 okuldaki 17'sinde öğrenciler spor salonlarından yararlanabiliyor. Antakya ve İskenderun'da 4'er, Kırıkhan, Reyhanlı ve Dörtyol ilçelerinde 3'er spor salonu mevcut. tane olmak üzere toplam 17 spor salonu bulunuyor.

Mersin'deki 731 okuldan 20'sinde spor salonu mevcut. Spor salonlarının büyük kısmı liselerin bünyesinde hizmet veriyor.

ÖSS VE SBS'DE SPOR BRANŞINDA SORU İSTEMİ

Okullardaki beden eğitimi ve spor konusu 2008 Kasım ayında altıncısı düzenlenecek Spor Şurası'nda masaya yatırılacak.

Türkiye'de 22 spor lisesi ile 55 beden eğitimi ve spor yüksekokulunda ''sporcu'' yetişiyor.

2004-2005 eğitim-öğretim yılında, Erzurum, Malatya, Sivas ve Uşak'ta açılmaya başlanan ve yatılı ve gündüzlü spor liselerinin sayısı 22'ye ulaştı. Antalya, Bursa, Bitlis, Denizli, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Konya, Karabük, Kars, Kocaeli, Manisa, Malatya, Mersin, Sivas, Siirt, Trabzon, Uşak ve Van'da faaliyet gösteren spor liseleri, ilk mezunlarını bu eğitim-öğretim yılı sonunda verecek. Spor liselerinde 1000 civarında öğrenci öğrenim görüyor.

''Türkiye'de sporun geliştirilmesi ve yetenekli öğrencilerin daha sağlıklı ve bilimsel ortamlarda yetiştirilmesi'' amacıyla açılan spor liselerinde atletizm, boks, futbol, güreş, hentbol, kros, basketbol, voleybol ve tekvando dallarında eğitim veriliyor.

Yetenek sınavlarıyla öğrenci alan bu liselerde 9. sınıfta diğer liselerde olduğu gibi Türk Edebiyatı, Matematik, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Milli Güvenlik Bilgisi, Trafik ve İlkyardım gibi ortak dersler işleniyor. Öğrenciler bu derslerin yanı sıra Temel Spor Eğitimi, İnsan Anatomisi, Beden Eğitimi ve Spor Tarihi, Spor Kazalarından Korunma ve İlkyardım, Spor Fizyolojisi, Spor Masajı, Spor Psikolojisi, Spor Tesisleri ve Malzeme Bilgisi, Spor ve Beslenme ve Türk Spor Tarihi gibi alan dersleri alıyor.

Bu okulların öğrencileri çeşitli dallarda takım olarak yarışmalara katılırken, bireysel olarak da ulusal ve uluslararası yarışmalarda yer alıyor.

Spor liselerinin yanı sıra 55 üniversitenin beden eğitimi ve spor yüksekokulu da faaliyet gösteriyor. Bu okullarda 8 bini kız olmak üzere 23 binin üzerinde öğrenci okuyor.

Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği, Spor Bilimleri ve Rekreasyon alanlarında eğitim veriliyor.


-''ŞİDDETİN ARTIŞINDA KENDİNİ GÖSTERİYOR''-

Türkiye'de spor ve spor eğitimi, gelecek ay altıncısı yapılacak şurada masaya yatırılmaya hazırlanılıyor. Şurada, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimde spor eğitimi ve spor kültürü de detaylarıyla ele alınacak.

6. Spor Şurası'na sunulmak üzere hazırlanan ''Eğitim Kurumlarında Spor Kültürü ve Sporla Eğitim'' başlıklı alt komisyon raporunda ''spor kültürünün geliştirilmesinin, haftada 1 ya da 2 saatlik beden eğitimi derslerinden daha fazla ve daha farklı uygulamaları gerekli kıldığı'' ifade edildi. ''Oyun ve spor etkinliklerinin bir eğitim aracı olarak kullanılması öncelikle aile, yakın çevre ve okulun tümünü ilgilendirdiği yoğunlukta gelişebilir'' denilen raporda, gelişmiş ülkelerde spor eğitiminin, eğitim programlarının vazgeçilmez bölümünü oluşturduğuna yer verildi.

''Olimpiyatlara ev sahipliği yapma onuruna erişen ülkelerin bu yarışı kazanmalarında okullarda spor kültürü ve olimpik eğitim programlarının önemli bir avantaj sağladığı'' ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

''Türkiye'de beden eğitimi dersinin konumu, saatleri azaltılmış, yetersiz ve sağlıksız fiziksel koşullarda işlenmek zorunda bırakılmış, öğretmenleri motivasyonunu kaybetmiş bir ders olarak iyice zayıflamıştır. Dolayısıyla programlarda öngörülen ve öğrencilerde geliştirilmesi beklenen bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanlardaki becerilerin ve davranış değişikliklerinin kazandırılmasında güçlük yaşanmaktadır. Özellikle duyuşsal alandaki kazanımların yetersizliği okullar arası yarışmalarda son yıllarda görülen şiddetin artışında kendini göstermektedir. Bu durum öğrencilerin de profesyonel alanda olduğu gibi okullar arası karşılaşmalarda 'ne pahasına olursa olsun kazanmak' anlayışına özendirildiklerini göstermektedir. Bunun, dersleri fonksiyonunu önemli ölçüde yitirmiş beden eğitim öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin de isteği doğrultusunda hiç olmazsa okulun saygınlığını artıracak galibiyetlerle yeni kabul alanları oluşturma çabasından kaynaklandığı söylenebilir.''

-SORUNLAR-

Raporda, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim alanındaki durum saptamaları ve sorunlar şöyle yer aldı:

''-Günümüzde beden eğitimi programları öğrencilerin bütünsel gelişimleri için gerekli kazanım ve bunlara ilişkin etkinlikleri detaylı olarak gösterebilir nitelikte hazırlanmaktadır. Ancak programların uygulanmasında fiziksel ortam ve ders saati yetersizliği ciddi bir engel olarak ortada durmaktadır.

-Okul öncesi ve ilköğretimde çocukların spor kültürünü geliştirecek okul öncesi eğitim ve ilköğretim programları yürütecek yeterli sayıda spor kültürü donanımlı uzman personel bulunmamaktadır.

-İlköğretim okullarında spor mekanlarına önem verilmemiştir ve okulların büyük çoğunluğu sadece dersliklerden oluşmaktadır.

-Sınav sistemleri çocuk ve gençleri hareketsizliğe zorlamaktadır. Bu zorlayış aşırıya kaçmakta ve çocukları hareketsizliğin getirdiği fiziksel ve ruhsal sağlıksızlığa sürüklemektedir.

-Spor saatleri yetersizdir. Daha önceki şura kararlarında alınan 'haftada en az 3 saat spor eğitimi' ilgili kurumda ilgi görmemiştir.

-''Okul öncesi ve ilköğretim beden eğitimi öğretmeni'' yetiştirilmesi sağlanamamıştır

-Spor mekanlarına sahip okullar, kurumlar arası işbirliği ve ortak kullanım anlayışı geliştirilemediğinden tüm çevreye yeterince hizmet vermemektedir.

-Okul bahçeleri çoğu kurumlarda paralı otopark haline getirilmiş, çocukların oyun ve spor alanları adeta gasp edilmiştir.

-Liselerde 9. sınıf dışındaki diğer sınıflarda beden eğitimi dersi seçmeli hale getirilerek gençliğin spordan uzaklaşmasına neden olmuştur.

-ÖSS ve SBS'de sporla ilgili sorular bulunmamaktadır, en azından diğer alan sorularının oluşturulmasında spor kültürünü destekleyecek kavramlara yer verilmemektedir.

-Üniversitelerde gençlerin sporla uğraşıları kendi isteklerine bırakılmaktadır ve üniversite gençlerinin çok az bir bölümü sporla ilgilenmektedir.

-YÖK'ün kuruluşunda zorunlu dersler arasında olan beden eğitimi dersi sistemden kaldırılmıştır ve seçmeli de olsa kredili dersler arasında yer almamaktadır.

-Spor yükseköğretimi veren kurumların çok azı kaliteli eğitim verebilmektedir.''

-''SPOR LİSELERİ ELİT SPORCU YETİŞTİRMİYOR''-

Raporda, spor liseleriyle ilgili şu eleştirilere ve görüşlere yer verildi:

''Spor liseleri günümüzdeki yapısıyla spor ve sporcunun geliştirilmesinde verimli değildir. Bu liselerin statüsü değiştirilmelidir. Bir lisede tüm spor dallarında spor tesisi kurmak, uzman beden eğitimi öğretmeni ve antrenör istihdam etmek ve elit düzeyde tüm dallarda yarışmacı yetiştirmek imkansızdır. Sadece olimpik sporlar dikkate alındığında 38'i yaz, 7'si kış olmak üzere 35 olimpik spordan ve 53 farklı disiplinden hangileri bir spor lisesi için öngörülebilir? Böyle bir spor kompleksi ve insan kaynaklarına sahip lise henüz kurulamamıştır.

İhtisaslaşma sürecinde olan lise çağı öğrencileri için genel spor lisesi çözüm olamayacaktır. Mevcut yapılanma itibarıyla spor liseleri elit sporcu yetişmesine imkan vermemektedir. Ağırlıklı olarak beden eğitimi ve spor yüksekokullarına öğrenci girişini kolaylaştırmaya yönelmiş görünmektedir.''

-''OKUL BAHÇELERİ OTOPARK OLARAK KULLANILMASIN''-

Raporda, okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde için çözüm önerileri şöyle sıralandı:

''-Liselerde beden eğitimi dersi en az 2 saat ve zorunlu olmalıdır.

-Okul öncesi ve ilköğretimde, alanında uzman, yeterli spor kültürü donanımlı personel görevlendirilmeli, okul öncesi ve sınıf öğretmenleri hizmet içi eğitime alınmalıdır.

-İlköğretim okullarında spor mekanlarına önem verilmelidir. İlköğretim okullarının yapımında spor alan ve tesisleri öncelikli ve şart olmalı, bu konuda yörelere ve olanaklara uygun tip okul projeleri üretilmelidir.

-Sınav sistemlerinin çocuk ve gençlerin spora zaman ayırmalarına fırsat verecek şekilde düzenlenmesine ihtiyaç vardır.

-İlköğretimde spor saatleri artırılmalı, 'haftada en az 3 saat spor eğitimi' için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

-'Okul öncesi ve ilköğretim beden öğretmeni' yetiştirilmesi sağlanmalıdır.

-Spor mekanlarına sahip okullar kurumlar arası işbirliği ve ortak kullanım anlayışı geliştirilmesi, tesislerden tüm çevrenin yeterince hizmet alması sağlanmalıdır.

-Okul bahçeleri çocukların ve çevre halkının spor yapabileceği şekilde düzenlenmeli ve paralı otopark olarak kullanılması önlenmelidir.

-Spor liseleri yerine ilköğretimden başlanarak spor bursu verilmeli, olanaklarına göre belli spor dallarında ihtisas okulları oluşturularak birkaç spor dalında sporcu yetiştirilmesi desteklenmelidir.

-ÖSS ve SBS'de 'spor kültürünü destekleyecek sorular' yer almalıdır.

-Haftada 2 saat seçmeli ders olan 'Sosyal Etkinlikler' dersi 'Spor Etkinlikleri' şeklinde düzeltilmelidir.

-Üniversitelerde spor ve spor kültürü dersleri gibi seçmeli dersler verilmeli.

-Beden Eğitimi Öğretmenliği programlarına konulan 'Topluma Hizmet Uygulamaları' dersi Antrenörlük, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerinin programlarına da konulmalı.

-Üniversite Sporları Federasyonu, spor kültürünün yaygınlaşmasında daha etkili olabilir.

SPOR BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Erdal Zorba ''İlköğretim ve ortaöğretimi geçtim, beden eğitimi ve spor yüksekokullarının birçoğunun tesisi, malzemesi ve hocası yok'' dedi.

Zorba, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'deki spor eğitimi konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Olimpiyat oyunlarında başarılı ülkelere bakıldığında bu alana ciddi yatırım yaptıklarının görüleceğini ifade eden Zorba, Çin'in bu konudaki yatırımının örnek olabileceğini anlattı. Bu tür yarışmalarda transferlerin kısa vadeli çözüm olduğunu ancak başarı kazanmak için orta ve uzun vadeli yatırımlar gerektiğini vurgulayan Zorba, Türkiye'nin öncelikle hangi alanlarda başarı kazanabileceğini tespit ederek işe başlaması gerektiğini söyledi.

Birçok Avrupa ülkesi ile Rusya'da incelemeler yaptığını anlatan Zorba, oradaki bütün okullarda spor tesisleri bulunduğunu, bu ülkelerde beden eğitimi derslerine önem verildiğini dile getirdi. Zorba, şöyle konuştu:

''Dikkat edin o ülkelerdeki insanların fizikleri çok düzgündür. Genetik yapı da önemli ama spora çok önem veriyorlar. İnsanlarda spor kültürü yerleşmiş durumda. Bunun fakirlikle ve zenginlikle hiç alakası yok, kültürle ilgili. Spor kültürü olmayan bir ülkede sporun gelişmesi mümkün değildir. Basınımıza bakın sadece futboldan bahseder, başka bir şey yoktur. Olimpiyatlardaki durumumuzu şu anda yargılıyoruz, diyoruz ki 'biz başarısızız.' Bence bu 3-4 yılın başarısızlığı değil, uzun yılların başarısızlığı. Eğer bir başarı elde etmek istiyorsak, başarılı olduğumuz alanları iyi bilip önce eğitime yatırım yapmamız lazım. Öğretmenlerin eğitimi, ailelerin eğitimi, toplumun, yöneticilerin eğitimi, sporcu, antrenör eğitimi... Bunların hepsinin birlikte düşünülmesi gerekir. Eğitim deyince sporcunun iyi eğitilmesi yetmiyor. Eğer aile spora teşvik etmiyorsa başarı mümkün değil. Bir çocuğun yetişmesi ve bu kültürün toplumda yerleşebilmesi uzun yıllar alır ama bugünden başlamak gerekir.''

-''SPOR SALONU GÖRMEMİŞ ÖĞRETMENLER''-

Çocukların sınavdan sınava koştuklarını anlatan Zorba, ''Çocuklarımız OKS'den ÖSS'ye koşuyor. Böylece çocuklarımızı spordan uzaklaştırıp, hem sağlıksız yetişmelerine neden oluyoruz hem de sporun gereksiz olduğunu düşündürüyoruz. ABD obez insanlar yetiştirdi. Türkiye'de de obezite sorun haline gelmeye başladı. Bunun sebebi spordan uzak, bilgisayar başında hareketsiz insanlar. Sağlıksız nesiller yetiştiriyoruz'' diye konuştu.

Okullardaki bedene eğitimi dersi saatinin yetersiz olduğunu anlatan Zorba, bu derslerde de ''spor kültürü yerleştirmenin mümkün görünmediğini'' söyledi. Zorba, ''Hocalarımız doğru eğitim veriyor mu? Hayır. Onlar da topu çocuğun eline veriyor, oynatıyor'' dedi.

''Olimpiyatlar da en az OKS veya ÖSS kadar önem verilmesi gerektiğini'' kaydeden Zorba, bunları harmanlamanın mümkün olduğunu, ÖSS'de ve diğer sınavlarda öğrencilere sporla ilgili sorular yöneltilebileceğini dile getirdi.

Türkiye'de beden eğitimi öğretmeni yetiştirmede de sıkıntı yaşandığını kaydeden Zorba, ''Maalesef Türkiye'de mantar gibi beden eğitimi ve spor yüksekokulu açıldı. Bu neyi getirdi? Buralardan çıkan mezunlar spor salonu görmemiş, hayatında yüzme havuzu görmemiş beden eğitimi öğretmenleri...'' diye konuştu.


-''PİLOT BÖLGELERDE YETENEK TARAMALARI YAPILMALI''-


Zorba, Türkiye'nin hangi alanlarda başarı kazanabileceğini tespit ettikten sonra pilot bölgeler oluşturularak, buralarda uzmanlar tarafından yetenek taramaları yapılmasının yarar sağlayacağını dile getirdi.

Soru üzerine Türklerin ''kuvvet sporlarında başarılı olabileceğini'' düşündüğünü dile getiren Zorba,şunları söyledi:

''Çünkü genetik açıdan buna daha uygun gibiyiz. Olimpiyatlara katıldığımızdan bu yana elde edilen başarıların çoğunluğu boks, güreş, halter ve şu anda da tekvando. Bu demek değildir biz başka alanlarda başarılı olamayız. Mesela disk kuvvet gerektirir ama kuvvetle birlikte iyi bir antrenör ve teknik gerektirir. Gülle atmak, disk atmak, çekiç atmak gibi...bunların da gelişmesi iyi teknik elemanla olur.''

Spor liselerinin yeteneklerin ortaya çıkmasındaki işlevlerinin sorulması üzerine Zorba, bu liselerin yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

-''SPOR ENSTİTÜSÜ KURMAK İSTİYORUZ''-

Sporda elde edilecek başarının gerçekleşmesinde üniversitelerin de gözardı edilmemesi gerektiğini anlatan Zorba, üniversitelerin spor kültürünün yerleşmesinde bilimsel destek sağlayacağını ifade etti. ''Eğitim sistemi ile spor kültürünün birlikte yoğrulması gerekiyor'' diyen Zorba, Çin, Avusturya, Yeni Zelanda, Japonya gibi ülkelerin sistemlerinin incelenerek Türkiye'ye en uygun modelin oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

Zorba, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile bir proje yürüterek, Gazi Üniversitesi bünyesinde Spor Bilimleri Enstitüsü kurmak istediklerini belirtti.

Enstitüde ''spora yön verecek çalışmalar yapılmasını'' amaçladıklarını ifade eden Zorba, bu çerçevede pilot bölgelerin oluşturulmasının, pilot bölgelerde yetenek taramaları yapılmasının, yeniliklerin takip edilmesinin, spor politikasına yön verecek kurullara raporlar hazırlanmasının, araştırmalar yapılmasının, programlar ve planlar hazırlanmasının, antrenman programları düzenlenmesinin, başarılı sporculara antrenman programları düzenlenmesinin, spor alanında Türkiye'de akreditasyon verilmesinin ve denetlenmesinin hedeflendiğini anlattı.

Enstitünün ''Spor Branşlarına Yönetim Çalışma Programlarını Planlama ve Değerlendirme'', ''Sağlık Hizmetleri'', ''Spor Bilimleri'', ''Eğitim ve Araştırma'' ile ''İnternet ve Sportif Yayınlar'' birimlerinden oluşmasının öngörüldüğünü kaydeden Zorba, ''performans laboratuvarı''nda da fizik tedavi rehabilitasyon, psikolojik destek, diyet ve ergojenik yardım, fiziksel uygunluk üniteleri ile sporcunun performansını takip edici ve geliştirici sistemler bulunacağını belirtti.

-''SAYI AZALTILMALI''-

Türkiye'de şu anda 55 beden eğitimi ve spor yüksekokulu bulunduğunu ifade eden Zorba, ''dünyanın hiçbir yerinde spor yüksekokulu bulunmadığını'' söyledi.

Zorba, şunları kaydetti:

''Bu okullardan her yıl binden fazla mezun veriyoruz ve bu kadar kişiyi istihdama imkan yok. Profesörü, doçenti bunları geçtim yardımcı doçenti bile olmayan birçok beden eğitim ve spor yüksekokulu var. Bu kadar beden eğitimi ve spor yüksekokulu olmaz. Birçok beden eğitimi ve spor yüksekokulunun tesisi, malzemesi ve hocası yoktur. Bu kadar çok okul olunca bir dilekçeyi yazamayan elemanlar yetişiyor. Bu okullardan mezun olanların çoğu başka işler arıyor, işsizler ordusuna katılıyor. Alınacak öğretmen kadrosu sınırlı, okullarda ders saatleri az. Maalesef ÖSS ve OKS sistemleri, öğretmenlik alım sistemi durumu bu hale getiriyor. Eğer başarı istiyorsak 55 okulun, pilot bölgeler seçilerek en fazla 10'a düşürülmesi gerekiyor.''

Zorba, beden eğitimi öğretmenlerine yönelik Milli Eğitim Bakanlığının hizmet içi programlarına da ''el atılmasının'' zorunlu olduğunu söyledi. Beden Eğitimi öğretmen adaylarının da KPSS'ye girdiklerine işaret eden Zorba, bunu doğru bulmadığını ifade etti. Zorba, ''Eğer iyi bir beden eğitimi öğretmeniyseniz ancak test çözme özelliğiniz yoksa atanma şansınız da azalıyor çünkü KPSS'yi kazanmak zorundasınız. Böyle bir kriter getirmek beden eğitimi öğretmenleri için yanlış'' dedi.


-UYGULAMALI HAZIRLIK OKUMALI-


Beden eğitimi ve spor yüksekokullarına öğrenci alımı amacıyla gerçekleştirilen yetenek sınavlarını da eleştiren Zorba, şöyle konuştu:

''Yetenek sınavında çok iyi voleybol, basketbol oynayan alınmıyor. Bu bölümlere girebilmek için genel kurallar konulmuş. Siz iki-üç ay çalışın çok iyi 1500 metre koşarsınız, 100 metre koşarsınız. ÖSS'de de puanınız yeterliyse bu bölüme geçersiniz.

Benim önerim şu: Beden eğitimi ve spor yüksekokullarının sayısı 10'a düşürüldükten sonra öğrenciler yine ÖSS ile alınmalı ve bir yıl uygulamalı hazırlık okumalı. Sonra yine merkezi sistemle, bir komisyon tarafından bir üst sınıfa atlayıp atlayamayacakları belirlenmeli. Bu bazı ülkelerde böyle yapılıyor.''

Belediyelerle işbirliği yapılarak spor tesisleri kurulması gerektiğini kaydeden Zorba, ''Belki nice olimpiyat şampiyonları yok olup gitti. Niye biliyor musunuz? Tesis olmadığı için, çocukların oyun alanları olmadığı için onları keşfedecek hocalar olmadığı için. İlköğretimi, ortaöğretimi geçtim, üniversitelerimizde tesis yok. Yarının başbakanı, kaymakamı, doktoru, genel müdürü, bilim insanı olacak insanlarımıza spor sevgisini veremiyoruz'' diye konuştu.

Zorba, spor kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulunmak amacıyla Gazi Üniversitesi'nin bütün fakülte ve yüksekokullarında sporun bu yıldan itibaren seçmeli ders olarak verilmesinin kararlaştırıldığını bildirdi.

Zorba, spor kültürünü yaygınlaştırmak için kitle iletişim araçlarına da görev düştüğünü dile getirdi.

(aa)



02 Ekim 2008 Perşembe

GATA öğrencisiz kaldı

 GATA'da bu yıl 144 kazanan öğrenciden geriye sadece 68 öğrenci birinci sınıfta eğitim görecek.
Bu yıl 6. sınıftaki 98 GATA öğrencisinin 74'ünün Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kaydırılması ve TUS kadrolarının giderek azaltılması, GATA'ya yaramadı. İdealist doktor adaylarında sıkıntı yaratan durum nedeniyle bu yıl GATA'yı kazanan 144 doktor adayından geriye bu yıl sadece 68 kişi birinci sınıfta ders başı yapacak.
Gülhane Askeri Tıp Fakültesi bu sene ÖSS'de Bakü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin bile altında yer alarak herkesi şaşırtmıştı. Söz konusu durumla ilgili ANKA'ya açıklamada bulunan bir yetkili, son sıradaki tercihini kazanarak GATA'yı kazanan ya da bir alt tercihi ile tıp fakültesine girmesi bile çok zor olan gençlerin askeri doktorluk hakkında edindikleri bilgiler doğrultusunda okula başlamadan ayrıldığını bildirdi. 144 kazanandan geriye sadece 68 kişinin kaldığını, intibak kampı sonucu ne kadar kişi kalacağının ise tahmin bile edilemediğini söyleyen yetkili, okul yönetiminin de sağlık sorunları nedeniyle elenenlerin bazılarını geri çağırarak, hem zamanında sağlıktan elenip gidenlerin hakkını yediğini hem de ?şanlı yuva Gülhaneöyi küçülttüğünü savundu.

-REKOR MECBURİ HİZMET SÜRESİ GATA'DAN AYRILMA NEDENİ-
Döner sermaye çalışmalarının devam etmesine rağmen şu anda döner sermaye ve performans sisteminin ve hiçbir sağlık tazminatının olmadığına dikkat çeken yetkili, maaşların sivil meslektaşlarına göre çok düşük olması ve 15-23 yıl arası ?rekorö mecburi hizmet nedeniyle doktor adaylarının GATA'dan ayrıldığını ifade etti.
Tam gün yasasının çıkması ile askeri doktorların SGK ile anlaşmalı kurumlarda yarı zamanlı dahi çalışamayacağına ve sadece muayenehane açmalarına izin verileceğine işaret eden yetkili, ?Tam da aynı zamana denk gelen GATA Döner Sermaye Taslağı ile her yıl belirlenmek üzere GATA ve hastanelerin sivil hasta kontenjanları yüzde 30 ve hatta daha yukarılara çekilmeye çalışılacak. Böyle bir durumda, operasyondaki ya da Hakkari Askeri hastanesindeki askeri doktorun bırakın döner sermayeyi göreceği, tek hasta kitlesinin askerler olduğu aşikardır ve bu uygulamanın bir yarar getirmeyeceği kesindir" dedi.

-?GATA ESKİ POPÜLARİTESİNİ KAYBETTİ"-
Yetkili, 23 yıla kadar mecburi hizmetin, gönüllü hizmetin önündeki en büyük engel olduğuna işaret ederek, ortalama 5 yıl yapılan asistanlık süresinin de mecburi hizmetin üzerine eklenmesinin hak tecavüzü olduğunu kaydetti. Bu yıl 6.sınıftaki 98 Gülhanelinin 74'ünün Kara Kuveetleri Komutanlığı'na bağlanmasının ve TUS kadrolarının giderek azalmasının doktor adaylarında haklı olarak sıkıntı yarattığını söyleyen yetkili. ?Geçen sene kabul edilen kanunlar çerçevesinde harp okulları öğrencilerine okuldan ayrılma hakkı verilmiş olup, tıp eğitiminin 6 sene olduğu göz ardı edilip Gülhaneliye sadece ilk 4 sınıfta ayrılma hakkı verilmiştir. Son bir sene içerisinde ayrılanların sayısına bakılırsa askeri doktorluğun artık eski popülarite ve haklarını kaybettiği kanıtlanmaktadırö diye konuştu.

ANKA



1 milyon mezun veren üniversite

AA muhabirinin AÜ Rektörlüğünden aldığı bilgiye göre, bu yıl uzaktan öğrenim sağlayan fakültelerine 328 bin öğrencinin kayıt yaptırdığı AÜ bünyesinde, 12 fakülte, 10 yüksek okul, 5 enstitü bulunuyor.

AÜ'nün temelini, 1958 yılında kurulan Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi oluşturuyor. 1982 yılında Anadolu Üniversitesine dönüşen kurum, kısa zamanda dünyanın en büyük üniversiteleri arasında çağdaş, dinamik ve yenilikçi bir üniversite olarak yerini aldı.

AÜ, üçü uzaktan öğretim sistemi uygulayan 12 fakültesi, 6 yüksekokulu, 1 devlet konservatuvarı, 2 meslek yüksekokulu, 9 enstitüsü, 27 araştırma ve uygulama merkezi ile 15 araştırma-geliştirme-uygulama birimiyle evrensel üniversite değerlerine sahip Türk yükseköğretiminde ilklere imza attı.

Uzaktan öğretim yapan üç fakültenin toplam öğrenci sayısı 1 milyonun üstünde bulunuyor. Bu sistemin geliştirilmesinde gösterilen başarı, birçok ülke tarafından örnek alınıyor.

Öğrenciler, İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerle eş zamanlı olarak AÜ'deki sinema, tiyatro, konser ve sergi salonlarında kültürel ve sanatsal etkinlikleri kolayca izleyebilme, sanatçılarla yapılan söyleşilere katılabilme, yerleşkelerde bulunan yarı olimpik yüzme havuzunda, uluslararası standartlardaki spor salonlarında, tenis kortlarında, yeşil sahalarda her tür sporu yapabilme olanağını buluyor.

AÜ'ye 2008-2009 öğretim yılında yerleştirilen örgün öğrenci sayısı 5 bin 209 kişi, uzaktan öğrenim sağlayan İktisat, İşletme ve Açık Öğretim Fakültelerine yerleştirilen öğrenci sayası da 328 bin 432.

Dünyanın 10 mega üniversitesi arasında yer alan AÜ'den geçen yıl 4 bin 658 kişi mezun oldu. AÜ, kurulduğu 1958 yılından bugüne kadar 1 milyon 152 bin 401 kişiyi mezun etti.

AA



01 Ekim 2008 Çarşamba

İnternetten ilk lisans programı başladı

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, lisans düzeyinde uzaktan eğitim vermek için hazırladıkları projenin YÖK tarafından onaylandığını belirterek, Türkiye'de ilk kez uygulanan proje kapsamında, ek kontenjanla öğrenci alacaklarını söyledi.

Prof. Dr. Durman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1997 yılında başladıkları SAÜ İnternet Destekli Eğitim çalışmasında önemli mesafeler aldıklarını kaydederek, internet destekli eğitimin (uzaktan eğitim) öğrenciler tarafından son zamanlarda daha çok tercih edilmeye başladığını bildirdi.

Ön lisans, yüksek lisans ve sertifika programları alanında uzaktan eğitim veren SAÜ'nün artık, lisans düzeyinde de eğitim vermeye başlayacağını ifade eden Durman, ''Biz bu projeye 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında başlamayı planlıyorduk. Ancak YÖK projemizi çok beğendi. Ve zaman kaybetmeye gerek olmadığını düşündüler. Bu yıl ek kontenjanla bu projeyi başlatmaya karar verdiler. Bu konuda çok hızlı davrandılar. Biz de şaşırdık'' diye konuştu.

Prof. Dr. Durman, SAÜ'nün tüm dünyada üniversite eğitiminde yaygın olarak kullanılan uzaktan eğitimle eğitim verdiğini belirterek, 4 yıllık eğitim verecek olan Türkiye'deki ilk lisans programlarının ekim ayında başlayacak olan ek kontenjanlarla hayata geçirildiği için gurur duyduklarını bildirdi.

''50'ŞER KİŞİLİK KONTENJAN''
2008 ÖSYM Ek Kontenjan Kataloğu'nda yer alacak olan bilgisayar mühendisliği, endüstri mühendisliği ve insan kaynakları lisans programlarında, dünya çapında bilinen karma öğretim metodu ile eğitim verileceğini ifade eden Durman, şunları söyledi:

''Karma öğretim, adını örgün eğitim ile e-öğrenimin birlikte kullanılmasından almaktadır. YÖK'ün lisans programları için onay verdiği tek uygulama olan karma öğretim metodunda, örgün eğitim, e-öğrenim ile desteklenmektedir. Derslerin yüzde 30'u cuma ve cumartesi günleri sınıf ortamında yüz yüze örgün eğitim ile verilirken, bunun yanı sıra ilave olarak derslerin tamamı internet aracılığıyla öğrencilere sunulacaktır. Öğrenciler, karma öğretim modeli ile hem kampüs olanaklarından yararlanacak ve diğer öğrenciler ile etkileşim kurabilecek hem de uzaktan eğitimle yer ve zaman kısıtlarından bağımsız olarak eğitimlerine devam edebilecektir. 2008 ÖSYM Ek Yerleştirme Kataloğu'nda 50'şer kişilik kontenjan ile öğrenci kabul edecek karma öğretim lisans programlarında yıllık bin YTL öğrenim ücreti alınacaktır.''

''ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ORTAK DİPLOMA VERECEĞİZ''
Prof. Dr. Durman, amaçlarının uzaktan eğitim alan öğrencileri örgün eğitim alan öğrenciler gibi üniversite mezunu yapmak olduğunu kaydetti.

Bu projenin ulusal bir boyutu olduğunu dile getiren Durman, sözlerine şöyle devam etti:

''Projemiz, bu yıl sadece üniversitemizi ilgilendirecek. Ancak önümüzdeki yıllarda diğer üniversitelerle iş birliği yapacağız. Örneğin Diyarbakır'da bir öğrenci uzaktan eğitim almaya hak kazandı. Uzaktan eğitim alan öğrencilere internet ortamında verebileceğimiz bilgileri ve yeterlilikleri kazandıracağız. Ama veremediğimiz, becerileri Diyarbakır'daki üniversiteden alacak. Mezun olan öğrenciye ortak bir diploma vereceğiz. Mezun olan öğrenci hem SAÜ'nün hem de örgün eğitim aldığı üniversitenin ortak diplomasını almaya hak kazanacak. Zamanla bunu ülkemizin bütün üniversitelerine yayacağız.''

Uzaktan eğitimde 2003 yılından itibaren ciddi adımlar attıklarını kaydeden Durman, ''Zamanla ders çeşitlerini arttırarak tüm Türkiye'ye yaydık. Uzaktan eğitimde şu an 6 bine yakın ön lisans öğrencisi ve 700'ün üzerinde de yüksek lisans öğrencisi var. Geçen yıl ön lisans programından 2 bin 500 mezun verdik'' dedi.

AA



30 Eylül 2008 Salı

18 milyon ilköğretim öğretmeni gerek

Dünyada 18 milyon nitelikli ilkokul öğretmen açığı olduğu bildirildi.

Raporda, Afrika'da evrensel ilköğretim hedefine ulaşmak için 3.8 milyon daha öğretmene ihtiyaç duyulduğu vurgulanarak, Ruanda ve Mozambik'de sınıfların 60 öğrenciye dek çıktığına dikkat çekildi.

UNESCO ayrıca, öğretmenlerin formasyon sorununa da değinerek, nitelikli öğretmenlerin yetişmesinin gerekli olduğunu bildirdi.

Örgütün yayımladığı son yıllık rapor, 2000 yılında Dakar'da düzenlenen Dünya Eğitim Forumu'nda katılımcı 164 ülke tarafından ''Herkes İçin Eğitim'' başlığıyla belirlenen hedefler sayesinde 1999'da 647 milyon olan ilköğretime giden çocuk sayısının 2005 yılında 688 milyona çıktığını göstermişti.

Ancak raporda yine de okula gitme konusundaki eşitsizliğin, kırsal, kentsel kesimler, toplumsal koşullar ile cinsiyetler arasında sürdüğü de vurgulanmıştı.



29 Eylül 2008 Pazartesi

MEBden öğretmene bayram müjdesi

Milli Eğitim Bakanlığı, 13 bin sözleşmeli öğretmen ataması yapacağını açıkladı. Başvurular, 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında, http://personel.meb.gov.tr ve http://ilsis.meb.gov.tr adreslerinden yapılırken, atamalar 5 Kasım'da olacak. en fazla öğretmen alımı 3 bin 696 öğretmenle sınıf öğretmenliği olacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilmek üzere 13 bin öğretmen ataması yapacak. İlk defa görevlendirme biçimiyle sözleşmeli yapılacak olar öğretmen atamalarına başvurular MEB'in http://personel.meb.gov.tr adresinde yayınlanmakta olan 2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nda belirtilen şartlara göre yapılacak.

BAŞVURULAR 22 EKİM'DE BAŞLIYOR
Öğretmen adayları, 22-31 Ekim 2008 tarihleri arasında, http://personel.meb.gov.tr veya http://ilsis.meb.gov.tr adreslerinden giriş yaparak elektronik ortamda başvuruda bulunabilecekler. Başvurular, il ya da ilçe Millî Eğitim Müdürlüklerinde oluşturulan başvuru bürolarından herhangi birinde onaylatıldıktan sonra resmî hâle gelecek. Başvurularda ücret alınmayacak.

ATAMALAR 5 KASIM'DA BİLGİSAYAR ORTAMINDA
Atamalar ise, 5 Kasım 2008 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün MEB'in http://personel.meb.gov.tr adresinden duyurulacak. Görevlendirilenler, 14 Kasım 2008 tarihinden itibaren görevlendirildikleri il Millî Eğitim Müdürlüklerine, kılavuzda istenilen belgelerle birlikte bizzat başvurarak göreve başlayacaklar. En fazla atama 3 bin 696 öğretmenle sınıf öğretmenliğinde olurken, İngilizce için bin 396, Türk Dili ve Edebiyatı için 731, İlköğretim Matematik Öğretmenliği için ise 700 kontenjan belirlendi.

ATAMA YAPILACAK ALANLAR VE SAYISI
Sözleşmeli öğretmenlik için başvuru yapılacak alanlar, alanlar bazında taban puanlar ve kontenjanlar ise şöyle:

ALAN TABAN PUAN KONTENJAN
Acil Tıp Teknisyenliği 50 13
Ahşap Teknolojisi-1 80 13
Anestezi 50 1
Beden Eğitimi 70 258
Bilişim Teknolojileri 60 307
Biyoloji 80 176
Büro Yönetimi ve Sekret. 75 3
Coğrafya 70 308
Çevre Sağlığı 70 1
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi 60 119
Din Kültürü ve Ahlak Bil. 50 400
Diş Protez 45 1
El Sanatları Teknolojisi-1 65 1
Elektrik-Elektronik Tek.-1 85 30
Felsefe 75 141
Fen ve Teknoloji/Fen Bilg. 85 783
Fizik 85 164
Giyim Üretim Teknolojisi 80 8
Görme Engelliler Sınıfı Öğ 50 2
Güzellik ve Saç Bakım Hiz. 55 12
İ.H.L. Meslek Dersleri 50 71
İHL Meslek Dersleri Arapça 50 9
İlköğretim Matematik Öğ. 80 700
İngilizce 65 1.396
İnşaat Teknolojisi-1 70 6
İşitme Engelliler S. Öğr. 60 5
Kimya 80 170
Kuyumculuk Teknolojisi 50 2
Laboratuvar 50 9
Makine Teknolojisi-1 70 6
Matematik 80 640
Medikal Bakım 55 10
Metal Teknolojisi 70 9
Motorlu Araçlar Tek. 75 2
Muhasebe ve Finansman 80 34
Müzik 50 163
Okul Öncesi Öğretmenliği 70 530
Pazarlama ve Perakende 80 1
Rehber Öğretmen 50 450
Resim İş/Resim/Görsel San. 65 100
Sınıf Öğretmenliği 75 3.696
Sosyal Bilgiler 80 449
Tarih 80 239
Teknoloji ve Tasarım 50 199
Tesisat Tek. ve İklim. 75 6
Tıbbî Sekreterlik 75 5
Toplum Sağlığı 70 1
Türk Dili ve Ed./Dil ve An.60 731
Türkçe 80 521
Veteriner Sağlık 50 1
Yiyecek İçecek Hizmetleri 70 8
Zihin Engelliler Sınıfı Ö. 50 90
TOPLAM 13.000

ANKA



28 Eylül 2008 Pazar

Türkiye zekasını test edecek!

Türkiye'de televizyonlarda şans oyunlarına çok fazla ilgi gösterildiğine işaret eden Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Bu yarışmamıza da aynı önemi göstermenizi istiyoruz' dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Zeka Vakfı tarafından organize edilen "Türkiye 13. Zeka Oyunları Yarışmasının tanıtım toplantısı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Vakıf Başkanı Emrehan Halıcı'nın katılımıyla yapıldı. Söz konusu yarışma yaş, öğrenim ve benzeri sınırlamalar olmadan herkese açık olacak. Değerlendirmeler 14 yaş altı, 14-21 yaş arası ve 21 yaş üstü olmak üzere 3 kategoride yapılacak.

Türkiye Zeka Vakfı Başkanı Halıcı, amaçlarının insanların düşünmesini sağlamak olduğunu belirterek, "İnsanların beyinlerine önem vermesini, düşünmesini istiyoruz'' dedi. Son dönemde televizyonlarda ilgi çeken yarışma oyunlarına dikkat çeken Halıcı, özellikle şans oyunlarına ilginin büyük olduğunu söyledi.

-"TÜRKİYE'DE DE NOKİA GİBİ FİRMALAR KURULABİLİR''-

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise tarihte "3 Kö döneminden geçildiğini ifade ederek, "İlk önce insanların kas gücü önemliydi. Bu birinci K dönemi idi. Sonra ise kasa dönemi yani sermayenin önemli olduğu döneme girildi. En son olarak ise kafa dönemi. Bu da üçüncü K dönemidir. Biz şu anda üçüncü K dönemi içindeyiz. Amacımız potansiyel zekayı harekete geçirmek. Bu amaçla Milli Eğitim Bakanlığı olarak adımlar atıyoruzö dedi. Bakan Çelik, Türk potansiyel zekasının hayata geçirilmesi ile teknoloji üreten konuma gelineceğini ve diğer ülkeler ile yarışılacak düzeye gelinebileceğini kaydetti. Bakanlık olarak zekaya önem verdiklerini ifade eden Çelik, bu amaçla zeka düzeyi yüksek çocuklar için olan bilim ve sanat merkezlerinin göreve geldiklerinde 9 olan sayısını yaklaşık 50'ye çıkardıklarını anlattı. Zekanın ön plana çıkarılması ile Türkiye'nin de teknoloji üretebileceğini söyleyen Çelik, Nokia'nın Finlandiya ekonomisinin yüzde 50'sini oluşturduğunu, Türkiye'de de böyle teknoloji üreten firmaların kurulabileceğini savundu.

-"AMERİKA'DAKİ TAVUK SAYISI KAÇTIR' YARIŞMALARI BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR''-

Bakan Çelik, son dönemde televizyonlardaki yarışma programlarının "Amerika'daki tavuk sayısı kaçtırö şeklinde soruların sorulduğu programların büyük ilgi gördüğünü, Türk halkının ayrıca şansa dayalı yarışmalara ilgi gösterdiğini söyleyerek, "Onlar olmasın demiyoruz. Ancak o tür yarışmalara olan ilginin bu yarışmaya da özellikle basınımız tarafından gösterilmesini istiyoruz'' dedi.

-BİRİNCİLERE 10'AR CUMHURİYET ALTINI-

Katılımın ücretsiz olduğu yarışmada ilk eleme sınavı 24 Ekim 2008 tarihinde son bulacak. Cevaplar posta veya faks yoluyla yada www.tzv.org.tr sitesi üzerinden teslim edilebilecek. Yarı final sınavı ise 23 Kasım 2008 tarihinde Ankara, İstanbul, İzmir, Van, Trabzon, Kahramanmaraş, Denizli ve Elazığ Bilim ve Sanat Merkezlerinde yapılacak. Final sınavına ise her kategoriden 8'er kişi olmak üzere 24 yarışmacı katılacak. Ankara'da Bakanlık Şura Salonu'nda 21 Aralık 2008 tarihinde yapılacak yazılı sınavda her kategoriden ilk 3'e giren toplam 9 kişi sözlü sınava katılmaya hak kazanacak. Aynı gün 14.00-16.00 saatleri arasında jüri üyelerinin de bulunacağı sözlü sınav yapılacak ve her kategorinin birincisi belirlenecek. Ödül Töreni 21 Aralık 2008 Pazar günü saat 20.00'de Ankara'da yapılacak. Ödül Töreninde her kategorinin birincisine 10'ar cumhuriyet altını ödül verilecek.

Zeka yarışmasında yer alan bazı sorular ise şöyle:

"-Aşağıdaki sözcüklerde gizlenmiş olan parolayı bulunuz.

PEMBE, MAVİ, SARI, LİMONİ, KIZIL, TURKUAZ

-Soru işaretinin yerine hangi sayı gelecek?
(100,0), (10,9), (80,16), 30,21), (60,24), (50,?)
-Aşagıdaki koşullara uyan en büyük sayıyı bulun.
Bu sayının her rakamı farklı olsun.
Bu sayı yazı ile yazıldığında sessiz harflerin sayısı, sesli harflerin sayısından iki katı olsun.

-YEABRÖILMÜIMNÜÇKEAYÇRTEIĞR?

-Aşağıdaki harflerin tümünü birer kez kullanarak üç sözcük üretin.
ABCDEİKNOÖPRSSŞTUÜZö

KPSS Türkiye ikincisi fakat atanamıyor

2007 yılında Muhasebe ve Finansman Öğretmenliği bölümünden mezun olan Serkan Tektaş isimli öğretmen adayı KPSS'de Türkiye ikincisi olmasına rağmen işsiz olduğunu söylüyor.

Türkiye'de 320 Ticaret Lisesi ve 184 Çok Programlı Lisesi olduğunu, bu okullara öğretmen yetiştiren tek fakülte olan Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi bölümü mezunları öğretmenliğe atanamadığını kaydetti.

Her yıl Ticaret liselerine giden öğrenci artmasına rağmen 2 senedir bir tane bile öğretmen ataması yapılmadığını iddia eden Tektaş, başarılı olmalarına rağmen ne özel sektörde ne de kamuda iş bulamamaktan yakındı.

Ticaret Liselerini tek tek arayıp öğretmen açıklarını soran Tektaş, ve beraberindeki arkadaşları, kendi hesaplarına göre, okullarda 300 civarında açık olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

Telefon açtıkları okullardan onlarca ücretli öğretmenlik teklifi aldıklarını söyleyen öğretmen adayları atamanın yapılmamasına bir anlam veremediklerini belirtiyor.

Biran önce yetkililerin bu konuyla ilgilenmesini isteyen Muhasebe ve Finansman Öğretmenliği mezunları, Milli Eğitim Bakanlığının Ekim ayında yapacağı 10.000 öğretmen atamasında hak ettikleri değerin kendilerine verilmesini istediklerini vurguladılar.

 










© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası