Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

26 Eylül 2008 Cuma

Zekasına güvenen yarışacak

MEB Başöğretmen Salonu'nda yarışmanın tanıtımını yapan Bakan Hüseyin Çelik ile TZV Başkanı ve DSP Ankara Milletvekili Emrehan Halıcı, zekâsına güvenen herkesi yarışmaya davet etti.

Yarışmanın amacını, "İnsanlarımız düşünsün istiyoruz, beyinlerine önem versin istiyoruz" diye açıklayan Emrehan Halıcı, Allah'ın insana verdiği en önemli zenginliğin beyin olduğunu vurguladı. İnsanları düşünmeye, araştırmaya ve beyinlerini kullanmaya davet eden Halıcı, yarışmayla Türkiye'nin en zeki insanlarını seçmek gibi bir amaçlarının kesinlikle olmadığının altını çizerek, "Önemli olan yarışmaya katılmak" dedi.

İnsanlığın '3K' döneminden geçtiğini ifade eden Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de "Tarım toplumlarında kas, sanayi toplumlarında kasa önemliydi. Bilgi toplumlarında kafa önemlidir" dedi. Çelik, Türk insanının potansiyel olarak var olan zekasını geliştirerek medeni dünyayla boy ölçüşebilecek seviyeye gelebileceğini vurguladı. Bakan Çelik, nasıl özürlülerin eğitimine önem veriyorlarsa çok zeki öğrencilerin eğitimine de ihtimam gösterdiklerine dikkat çekti.

Yaş gruplarına göre 3 kategoride düzenlenen 'Oyun 2008' yarışmalarının ilk elemeleri 24 Ekim'de son bulacak. TZV internet sitesinden katılımın mümkün olduğu ilk elemeyi başarıyla geçenler önce yarı final daha sonra da final sınavına alınacak. Yarışmada her kategorinin birincisine 10 Cumhuriyet altını ödül verilecek.

Bu arada, ön eleme soruları toplantıdan önce basın mensuplarına da dağıtıldı. Gazeteciler, bazılarını çözmeyi başardıkları soruların zor olduğunu dile getirdi.

(CİHAN)



Öğrenci affı ne zaman çıkacak?

Sağlam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı gazetelerde öğrenci affıyla ilgili çıkan haberlere tepki gösterdi.

Bu haberlerde kendisine atfen öğrenci affı kapsamının 2000 yılı olarak belirtildiğini, ayrıca bu tarihin de genişletilebileceğinin yazıldığını ifade eden Sağlam, ''Öğrenci Affı Tasarısı henüz Komisyona gelmedi. Tasarıyı görürsek, ne olup bittiğine yönelik konuşabiliriz. Herhangi bir kimseye, herhangi bir şekilde af kapsamının genişletileceğine dair bir beyanatım yok, bunlar tamamen uydurma'' diye konuştu.

Afla ilgili öğrencilerden çok telefon aldığını belirten Sağlam, ''Onlara da aynı şeyi söylüyorum. Hükümetin hazırlayacağı tasarının komisyona gelmesi durumunda, komisyon oturup kararını verir'' dedi.

Sağlam, bu tür öğrenci aflarının başarılı olmadığına yönelik değerlendirmelerin hatırlatılması de üzerine şunları kaydetti:

 ''Doğrudur, genellikle öyle. YÖK Başkanlığım döneminde de 'aflar bir daha talep edilmesin' diye ilgili yönetmelikte değişiklik yaptık. 3 dersi olanlara 2 sene daha sınav hakkı verdik. Tek derse indirenlere de sonsuz sınav hakkı verildi. Başından itibaren elde edilen sonuçlar mukayese etmek suretiyle, bundan bir yarar gelmediği görüşü hakim. 'Bir daha çıkmasın' diye bu şekilde değişiklik yapılmasına rağmen, son zamanlarda yine çıkmıştı. Sonucunun da ne olduğunu herkes biliyor. Sonuç her zaman başarılı olmuyor. Şu da bir gerçek ki bir öğrencinin bile tekrar kazanılması, ülke için fayda. O ayrı bir olay.''

AA



MEB, 2008-2 ek atamalarini yapti

MEB, 2008-2 ek atamalarını yaptı

2008-2 öğretmen atamaları sonrasında Milli Eğitim Bakanlığınca bir açıklama yapılmış, bu açıklamada, yasal süre içinde göreve başlamayanlar ile 1. öncelikli atananlardan pedagojik formasyon belgesi bulunmadığından atamaları iptal edilenlerin yerine Eylül ayı içinde atama yapılacağı belirtilmişti. Bakanlık söz konusu ek atamayı yaptı.

2008-2 ek atamalarında, yeni başvuru alınmamış sadece ağustos ayında başvuruda bulunmuş ve başvurusu onaylanmış olan öğretmen adaylarının 21. tercihi dikkate alınmıştır. Atamalar KPSS10 puan üstünlüğüne göre Bakanlıkça belirlenen eğitim kurumlarına yapılmıştır.

Atama sonuçları 23 Eylül 2008 tarihi, saat 14:00 itibariyle internete verildi.

2008-2 Ek Atama Sonuçlarını görmek için tıklayınız.

Bilgi Teknolojileri Proje Yarışması

MÜSİAD Samsun Şube Başkanı Abdülaziz Akbay, bilgi teknolojileri (BT) sektörünü teşvik etmek üzere düzenlenen ?BİLTRONİK - Bilgi Teknolojileri Proje Yarışması?nın ikincisine başvuruların bu yıl geçtiğimiz yılı ikiye katlayarak 1000'e yakın genç dâhinin başvurması beklediklerini söyledi.  Hedef, genç dâhileri teşvik etmek Akbay, BİLTRONİK 2008 - Proje Yarışması'na üniversitelere devam eden lisans veya lisansüstü öğrenciler ile yeni mezun olmuş olan üniversite öğrencilerinin başvuruda bulunabileceklerini belirterek, ?Ticari ve endüstriyel fayda sağlayabilecek projelerin Türk ekonomisine kazandırılmasına yardımcı olmak amacıyla düzenlenen yarışma ile teknoloji geliştirmenin önemi konusunda farkındalık oluşturulması, geleceğin parlak beyinlerinin ortaya çıkarılması ve gençlerimizin orijinal fikirlerinin teşvik edilmesi hedefleniyor.? Diye konuştu.  MÜSİAD'ın sosyal sorumluluk projesi MÜSİAD Samsun Şube Başkanı Akbay şöyle devam etti, ?Ülkemizde ?ciddi? sosyal sorumluluk projelerini yürüten sivil toplum kuruluşları arasında öncü konumda bulunan MÜSİAD?ın ilkini geçtiğimiz yıl düzenlediği BİLTRONİK yarışması da benzer organizasyonlar arasında örnek oldu. Toplam 50 bin YTL'lik parasal ödül ve dizüstü bilgisayarlar dağıtılacağı yarışmaya Samsun'dan da üniversitemizin ve üniversiteli gençlerimizin katılımlarını bekliyoruz.? Yarışma için son başvuru tarihi 28 Kasım 2008 Cuma olarak belirlendi. Yarışma ile ilgili tüm bilgiler ve katılım şartları ?Biltronik - BT Proje Yarışması?nın resmi sitesi http://www.biltronik.org adresinden temin edilebiliyor. Bilindiği gibi 2007 yılında, birçok üniversiteden toplam 500'ün üzerinde başvuru olurken bunların 265'i arasında kıyasıya bir yarış sonucunda dereceye giren öğrenciler ödüllerini, düzenlenen görkemli bir törenle Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın elinden almışlardı.

25 Eylül 2008 Perşembe

Öğrenci affında müthiş gelişme : Af genişletilecek mi?

Öğrenci affı genişletilecek

Taslağın ilk olarak görüşüleceği TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeleri, affın genişletilmesinden yana olduklarını açıkladılar.

Üniversiteden ilişiği kesilen ve af talep eden eski öğrenciler tarafından kurulan Eğitim Hakkı Platformu (www.ogrenciaffı.org), TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeleri ile görüşerek af ile ilgili düşüncelerini aldılar. Tüm komisyon üyeleri öğrenci affının çıkmasından yana olduğunu belirtirken, kapsamının genişletilmesi gerektiği görüşünde birleşti.

KOMİSYON BAŞKANI SAĞLAM: YIL, 2000'DEN GERİYE ÇEKİLECEKTİR

TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mehmet Sağlam, affın kapsam süresinin 2000 yılı olarak belirlenmesine karşın, bu yılın biraz daha geriye çekileceğini ifade ederek, "Yıl olarak biraz daha geriye çekilecektir diye düşünüyorum. Her öğrencinin durumu farklı, çıkacak yasa herkesin işine yaramalı" diye konuştu. Komisyon üyesi CHP Milletvekili Fatma Nur Serter ise, "Tıp öğrencileri konusunda çok hassasım. Birkaç yıl sonra doktor olacak gençlerin okullarından atılmasına bir anlam veremiyorum. Yasaya bir sınır koymanın mantıklı olmadığını düşünüyorum, sorunu tam çözecek bir yasa için çabalıyoruz" dedi.

"MEKTUPLA BİZE ULAŞIN"

Komisyon üyesi CHP Milletvekili Necla Arat ise af beklentisi içinde olan gençlerin komisyon üyelerine ulaşmasının önemli olduğunu belirterek, "Gerekirse çocuklarımız, mektupla bize ulaşsınlar, konu hakkında çok telefon alıyoruz" dedi.

Komisyon üyesi AKP Milletvekili Abdurrahman Arıcı da, kendisinin bir öğrenci affı sayesinde üniversiteyi bitirebildiğini anımsatarak, "Geniş kapsamlı bir yasanın çıkmasından yanayım, herkesi kapsasın. Bende üniversite eğitimimi bir afla bitirdim, şimdi bir tıp doktoru ayrıca milletvekiliyim" dedi.

CHP'Lİ ÖZBOLAT: "BAŞLANGICIN 1980 YILI OLMASI İÇİN DİRETECEĞİM"

Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Durdu Özbolat, affın 1980 yılından itibaren gençleri kapsaması gerektiğini her alanda söylediğini ifade ederek, "Bir yıldır her alanda konuyu gündeme getiriyorum. Herkes faydalanmalı, sonuna kadar bu konuda direteceğim" diye konuştu.

Komisyon üyesi AKP Milletvekili Hamza Yerlikaya da, çıkarılacak yasanın tüm mağdurları kapsamasından yana olduğunu belirterek, "Önümüze gelen yasanın genişletilerek çıkarılmasından yanayım" dedi.

24 Eylül 2008 Çarşamba

Çelik'ten e-kitap müjdesi

Çelik, ''Arkadaşlarımıza söyledim, (Acaba belli sınıflarda buna geçebilir miyiz) diye. Dünya buna doğru gidiyor, Türkiye de günün birinde buna doğru gidecektir'' dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Nizami Aktürk de bu konuda piyasa araştırması yaptıklarını, birkaç numune geldiğini belirterek, ''Bir yıl sonra bir deneme yapacağız'' diye konuştu.

Intel firmasının desteğiyle oluşturulan ''Geleceğin Sınıflarına Doğru'' projesinin tanıtımı, projenin pilot olarak uygulandığı Evliya Çelebi İlköğretim Okulu'nda düzenlenen törenle gerçekleştirildi.

Törende konuşan Çelik, Intel firmasıyla bugüne kadar birçok proje yaptıklarını belirterek, bu çerçevede 100 bin öğretmenin de ''Geleceğin sınıflarında görev yapmak'' üzere eğitim gördüğünü anlattı.

''Geleceğin Sınıflarına Doğru'' projesinde öğrencilerin ''classmate'' isimli ''ajanda büyüklüğünde'' bilgisayarlarla sınıfta interaktif eğitim yaptıklarını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

''Biz önce okullarımızın hepsine, her okulumuzda bir bilgisayar sınıfı oluşturma çabasına girdik. Bu, Türkiye çapında yüzde 100 diyebileceğimiz oranda gerçekleştirilmiştir. 'Her okula bir bilgisayar sınıfı yetmez, aynı zamanda her sınıfımızda en azından öğretmenin kullanabileceği, öğrencilere çeşitli ders materyallerini gösterebileceği bir tepegöz, yansıtıcı cihazın bulunabileceği bir ortam oluşturalım' dedik. Şimdi buna gayret gösteriyoruz. Tabii geleceğin sınıfları, geleceğin eğitim ortamları bunun çok daha ötesinde bir şey olacak. İşte bu classmate bunun ilk göstergelerinden birisidir.

Şimdi yanlış anlaşılmasın, Türkiye hemen bir anda her öğrencisine bir bilgisayar dağıtan bir konumda henüz değildir. Dünyada bunu gerçekleştirmiş olan ülke sayısı da çok azdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde her öğrenciye birer bilgisayar veren bir ülke yoktur. Ancak biz pilot uygulama başlatıyoruz. Daha önce Intel bu classmate'lerden 2 bin 150'sini Milli Eğitim Bakanlığına teslim etti. Bugünlerde 1550 adet daha teslim edecek, bu sene bitmeden de 8 bin classmate bilgisayarı bize teslim etmiş olacaklar. Sınıf ortamlarında özellikle öğretmen ve öğrenci arasında interaktif modelle sanal sınıf ortamı oluşturuyoruz. Burada da geleceğin sınıfları nasıl olacak, bunun bir model çalışmasını yapıyoruz.''

Bilgi çağında yaşandığına işaret eden Çelik, artık geleneksel usullerle  yola devam edilemeyeceğini vurguladı. Eğitimin teknolojik altyapısı bulunduğunu ifade eden  Çelik, ''Bu teknolojik altyapıyı ıskalayarak dünya ile rekabet etmemiz, arzuladığımız yere ulaşmamız mümkün değil'' diye konuştu.

-''BİLGİSAYARIN ÜZERİNE DANTEL ÖRTMÜŞLERDİ''-

Teknolojinin hızla değiştiğine işaret eden Çelik, okulların bilgisayarla ilk tanıştığı dönemdeki bazı uygulamalara değindi. Çelik, ''İlk defa tanıştığımız için, birçok yerde bizatihi şahit oldum, tabii bilgisayar çok az bulunan bir şey olduğu için, müdür bilgisayarı bir yere koymuş üzerine de dantelli bir örtü örtmüşler veya bir odaya kilitlemişler. 2-3 sene bilgisayar orada beklemiş. Bilgisayar kullanılmadan demode olmuş, kullanılarak deforme olmamış. Şimdi biz diyoruz ki öğrencilerimiz bilgisayarları istediği gibi kullansınlar, bırakın demode olmasın, kullanılarak eskisin'' dedi.

Türkiye'de şu anda 12 öğrenciye bir bilgisayar düştüğünü ifade eden Çelik, ortaöğretim kurumlarının yüzde 99'unun, ilköğretim okullarının yüzde 95'inin internete bağlı olduğunu belirtti.

E-devlet konusunda Türkiye'de son yıllarda büyük atılımlar gerçekleştirildiğini söyleyen Çelik, Türkiye'nin bu konuda dünyada 8. sırada olduğunu ifade etti. MEB'in de e-devlet uygulamalarına öncülük yaptığını kaydeden Çelik, ''E-okul uygulaması Türkiye'de bir devrimdir. Türkiye'deki 10.5 milyon ilköğretim öğrencisi şu anda sanal ortamda mevcuttur. Öğrencilerin şahsi bilgilerine varıncaya kadar hepsi sanal ortamda görülmektedir'' dedi. Çelik, ortaöğretimdeki öğrencilerin verilerinin sanal ortama girilmesi çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

-''BİR FİRMAYA MENFAAT TEMİN ETMİYORUZ''-

Hayatın tüm alanlarına giren bilgisayarın okul öncesinden başlayarak öğretilmesi gerektiğini belirten Çelik, öğretmenlerin bu konuda eğitimine de önem verdiklerini söyledi.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşte bütün bu amaçları gerçekleştirmek üzere uluslararası birikime ve tecrübeye sahip olan firmalarla işbirliği yapıyoruz. Intel ile yaptığımız bu çalışmaların benzerlerini Microsoft ile de yapıyoruz, Cisco ile de çalışıyoruz. Intel dünyada mikroişlem konusunda belki bir numaradır. Bizim ABD'yi keşfetmemize gerek yok. Intel'in sahip olduğu bu birikime Türkiye, katrilyonlarca para harcayarak ulaşabilir. Ama şu anda hazır bir tecrübe varsa bir inovasyon anlayışı düşüncesi varsa bunu almak, kullanmak da bizim boynumuzun borcudur. Intel, Türkiye olmasa da zaten para kazanan bir firmadır. Türkiye'den para kazanması da bizi rahatsız etmiyor. Bizim anlayışımız kazan-kazan formülüyle formülüyle özetlenebilir. Benim çocuklarım da kazansın, Evliya Çelebi'deki öğrenciler de kazansın, Türk milli eğitimi de kazansın, kamu da kazansın. Bizim anlayışımız ve yaklaşımımız budur. Dolayısıyla biz bir firmaya menfaat temin etmek için bu gayretleri göstermiyoruz. Bu ve benzeri her türlü işbirliği teklifinde bulunan firmalara kapımızın açık olduğunu ifade etmek istiyorum.''

-''E-BOOK''-

Bu alandaki pilot uygulamaların diğer okullara da yaygınlaştırılmasına çalışacaklarını bildiren Çelik, şöyle devam etti:

''İnanıyorum ki bir gün gelecek çocuklarımız çantalarının içinde bir yığın kitap götürmeyecekler. Hatta arkadaşlarımıza söyledim, (acaba belli sınıflarda buna geçebilir miyiz) diye. Öğrencilerin kitap, mürekkep kokusunu alması lazım. Büsbütün kitapsız bir eğitim olmaz ama e-book uygulamasına günün birinde geçilecektir. Bunu bir hayal olarak görmeyin. Bütün ders kitaplarının, bütün kitaplardaki bilgilerin bir classmate'e doldurulduğu, üzerinde 'yaz-boz' da yapılabilecek bir yere doğru gidiyoruz. Böyle birşey olduğu zaman ormanlarımız kurtulacak, daha ekonomik olacak. Dünya buna doğru gidiyor, Türkiye de günün birinde buna doğru gidecektir. Bu sene 166 milyon kitap dağıttık. Bu kadar kitap ne kadar ağaç eder bunun hesabını uzmanlar yapar.''

Törende Intel Avrupa Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Genel Müdürü Christian Morales de Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak öğrencilerin teknolojiyi daha iyi kullanabilmeleri ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilmelerini hedeflediklerini anlattı. Eğitime yönelik çalışmalarını anlatan Morales, bakanlık ile işbirliğini sürdürmek istediklerini dile getirdi.

Konuşmaların ardından Evliya Çelebi İlköğretim Okulunda pilot olarak uygulanacak ''Geleceğin Sınıflarına Doğru'' projesinin tanıtımı yapıldı. Çelik, öğretmen ve öğrencilerin ''interaktif'' yöntemle yürüttüğü dersi izledi.

-''BİR YIL SONRA DENENECEK''-

Öte yandan, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Nizami Aktürk, gazetecilerin sorusu üzerine, Milli Eğitim Bakanı Çelik'in konuşmasında söz ettiği ''e-book'' konusunda bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Bu uygulamanın maliyetinin yüksek olmayacağını belirten Aktürk, ''Bir yıl sonra bir deneme yapacağız. Bütün piyasayı araştırdık, hatta birkaç numune geldi, bakıyoruz. 200-250 dolar civarında. Ekranı dokunmatik olduğu için çok hassas'' dedi.

Aktürk, çalışmayı hassas olduğu için bu aletlere öğrenciler tarafından zarar verilebileceğini de göz önünde bulundurarak sürdürdüklerini kaydetti.

AA



Zorunlu eğitimde 9 yıl hazırlığı

MEB, okul öncesi alanda okullaşma oranları en yüksek 30 il belirleyerek, bu çerçevede hazırlık çalışması yapmaları talimatı verdi.

MEB Okulöncesi Eğitim Genel Müdürü Remzi İnanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu çerçevede yapılan çalışmaları anlatan İnanlı, geçen yılın verilerine göre yüzde 30 düzeyinde olan okullaşma oranının bu yıl gerçekleşen kayıtlarla yüzde 35'e yükselmesini beklediklerini kaydetti. Okullaşma oranını 2013 yılında yüzde 50'ye çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden İnanlı, okul öncesi eğitim çağı olarak kabul edilen 36-72 ay arasında her bir yaş grubunda 1 milyon 100 biner çocuk bulunduğunu belirtti.

Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi amacıyla çalışma başlattıklarını bildiren İnanlı, okullaşma oranları en yüksek olan 30 il belirleyerek bu illere birer yazı gönderildiğini ifade etti. İnanlı, yazıda illerden 60-72 ay (ilköğretime başlama yaşından önceki yaş olan 6 yaş) yaş grubu çocukları için okul öncesi eğitiminin zorunlu tutulmasına yönelik hazırlık çalışması yapmalarının istendiğini söyledi.

İnanlı, bu illerin okullaşma oranları yüzde 40'ın üstündeki Amasya, Artvin, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Edirne, Eskişehir, Gümüşhane, Kırklareli, Kırşehir, Kütahya, Muğla, Nevşehir, Rize, Sakarya, Sinop, Trabzon, Tunceli, Uşak, Yozgat, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Bartın, Ardahan, Yalova ve Kilis olduğunu belirtti.

İnanlı bu illerden okul, öğretmen ve çocuk sayılarının, bu alandaki ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışma yürütmelerinin istendiğini ifade ederek, gelen sonuçlara göre durum değerlendirmesi yapılacağını anlattı. Bu değerlendirme sonucuna göre uygun görülen illerde "okul öncesinde zorunlu eğitime geçilmesi" için pilot uygulama başlatılacağını bildiren İnanlı, uygulamaya 2009-2010 yılında geçmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

-"20 BİN ÖĞRETMEN İHTİYACI OLUR"

Soru üzerine, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin pilot uygulama için kanun gerekmediğini belirten İnanlı, "(Türkiye genelinde okul öncesinde zorunlu eğitime geçilecek) denilirse o zaman kanun gerekir. Ancak pilot uygulama için gerekmiyor" dedi.

Okullaşma oranları göz önünde bulundurularak okul öncesinde zorunlu eğitime yapılacak illerin değerlendirilmesinin sürekli olacağını kaydeden İnanlı, illerden gelecek raporların bu alanda önlerini görmelerini sağlayacağını ifade etti.

İnanlı, Türkiye genelinde zorunlu eğitime geçilmesi durumunda 20 bin öğretmene ihtiyaç duyulacağını sözlerine ekledi.

Okul öncesinde sadece 6 yaş grubunda zorunlu eğitime geçilmesi durumunda, okul öncesi ve ilköğretimle birlikte zorunlu eğitim süresi toplam 9 yıla çıkmış olacak.

Okul öncesi eğitimi 36-72 ay (3-6 yaş) arasındaki çocukları kapsıyor. 6 yaşını tamamlayıp 7 yaşına giren çocuklar ilköğretime başlıyor.

OKUL ÖNCESİNDE DURUM

2007-2008 eğitim-öğretim yılı verilerine göre, Türkiye'de okul öncesi eğitimde 916 devlet anaokulunda, 755 özel anaokulunda ve ilköğretim okulları bünyesindeki toplam 20 bin 835 ana sınıfında 366 bin 209'u erkek, 335 bin 753'ü kız olmak üzere toplam 701 bin 962 çocuk eğitim alıyor. Bu okullarda 25 bin 650 kadrolu, 251 sözleşmeli öğretmen ve 16 bin 68 usta öğretici olmak üzere toplam 41 bin 969 kişi görev yapıyor.

Okul öncesinde 2004 yılından bu yana mobil ana okulları da hizmet veriyor. Aydın, Antalya, Balıkesir, Bayburt, Bursa, Gümüşhane, Konya, Malatya, Sakarya, Van, Denizli, Gaziantep,İstanbul ve Ankara'da toplam 22 mobil anaokulunda özellikle yoksul semtlerdeki çocuklar eğitime alınıyor.


23 Eylül 2008 Salı

YÖK Başkanı ve üyeleri ABD yolcusu

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, YÖK üyeleri ve öğretim üyelerinden oluşan bir heyet, 5-17 Ekim 2008 arasında mesleki eğitimle ilgili incelemelerde ve görüşmelerde bulunmak üzere ABD'ye gidecek.

YÖK, meslek yüksekokullarının ''cazibesini artırmak'' amacıyla lisans programlarından sonra meslek yüksekokullarında da ''çifte diploma'' uygulaması başlatmayı ve meslek yüksekokulu öğrencilerinin yaz okulu için yurtdışına gitmesini sağlamayı planlıyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Özcan başkanlığındaki heyette YÖK üyeleri Prof. Dr. Atilla Eriş ve Prof. Dr. Durmuş Günay ve Çankırı Karatekin Üniversitesi Elmadağ Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Sabahattin Balcı bulunacak.

Heyetin gezisi, ''mesleki eğitim'' ağırlıklı olacak. Heyet, başta Washington olmak üzere New York, Pensilvanya ve Maryland eyaletlerindeki yükseköğretim kurumlarında incelemelerde bulunacak ve Türkiye'deki meslek yüksekokullarının karşılığı niteliğideki ve ''community college'' olarak adlandırılan okulların yetkilileriyle bir araya gelecek.

''Türkiye ve ABD arasında yükseköğretim alanındaki ilişkileri güçlendirmek'' amacını taşıyan gezi, Washington'da ABD Eğitim ve Kültür İşleri Bürosu yetkilileriyle yapılacak görüşmeyle başlayacak.

ABD'li yetkililerle görüşmelerde, ABD'li İngilizce okutmanlarının Türkiye'de yeni açılan üniversitelerde istihdam edilmesi, Fulbright bursundan yararlanan Türklerin sayısının artırılması konuları gündeme gelecek.

''Denklik'' konusunun da ele alınacağı gezide, Amerikan Yüksek Eğitim Akreditasyon Konseyi ile ABD ve Türkiye'den alınan yükseköğretim diplomalarının denkliği konusunda yaşanan bazı sıkıntıların çözülmesine çalışılacak.

Ziyaret edilecek eyaletlerin önde gelen ''community college'' başkanlarıyla mesleki ve teknik eğitim konusunda görüş alışverişinde bulunulacak. Yetkililer, ABD'deki okulların, bu alanda dünyanın önde gelen başarılı kurumları arasında yer aldığını belirterek, deneyimlerinden yararlanılmasının planlandığını bildirdi.

Gezi kapsamında, Türkiye'deki bazı üniversitelerin anlaşmalı olduğu New York'taki Eyalet Üniversitesinin kampusünde de incelemelerde bulunulacak.

-MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA YENİLİKLER-

Yetkililerden alınan bilgiye göre YÖK, halen lisans programlarından sonra meslek yüksekokullarında da ''çifte diploma'' uygulamasına gitmeyi planlıyor. Bu çerçevede, 2 yıllık bu okullardaki bazı programlarda, 1 öğretim yılı Türkiye'de 1 öğretim yılı ABD'deki okullarda okunması ve mezun olacak öğrencilere çifte diploma verilmesi amaçlanıyor. Böylece meslek yüksekokulu mezunlarının diplomalarının uluslararası alanda tanınması ve bu okul mezunlarının yurt dışında çalışabilmesine imkan sağlanması hedefleniyor.

Bu kapsamda, meslek yüksekokullarındaki programların ABD'dekilerle programlarla  denkleştirilmesi çalışmalarının da başlatılması planlanıyor.

Meslek yüksekokullarını ''cazip hale getirmek'' amacıyla bunların dışında ''yaz okulu'' uygulamasının yurt dışını da kapsaması amaçlanıyor. Öğrencilerin yaz okulu uygulaması kapsamında ABD'den Türkiye'ye, Türkiye'den de ABD'ye gitmesi, böylece ''öğrencilerin hem teknolojik yönden bilgilerini güçlendirmesi hem de uluslararası vizyon kazanmalarının sağlanması'' hedefleniyor.

Yetkililer, meslek yüksekokullarındaki ''kalitenin yükseltilmesi'' amacıyla bu okullardaki öğretim elemanlarından yurt dışındaki yükseköğretim programlarıyla karşılıklı değişim programlarına katılanların sayısının da yükseltileceğini, gelişen teknoloji doğrultusunda ''spesifik  konularda'' çeşitli uluslararası seminerler düzenleneceğini belirtti. Yetkililer ayrıca, Türkiye'nin diğer bazı ülkelerle ortak projeler üretmesinin planlandığı ifade etti.

AA

 

 

ODTÜ'den müthiş keşif ! Elektrik üretimi için umut !

Vücuttaki el-kol hareketlerinden yüksek oranda elektrik üretmek mümkün!

ABD'de patentle korumaya alınan yöntemde, düşük frekanslı sarsıntılar önce yüksek frekansa, sonra da elektrik enerjisine çevriliyor. Türk araştırmacıların geliştirdiği sistem, dünyadaki örneklerinden düşük frekanslarda bile yüksek enerji elde etme özelliğiyle öne çıkıyor. ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Haluk Külah, son dönemlerde popüler olan mikroelektromekanik sistemler (MEMS) ile nem, sıcaklık, basınç ve sarsıntıyı enerjiye çeviren yüksek performanslı algılayıcıların çok düşük maliyetlerle üretilebildiğini belirtti.

-ELEKTRONİK CİHAZLAR KÜÇÜLDÜ-

MEMS'in yanısıra gelişen kablosuz iletişim teknolojisinin de çevresel gözlem gibi pek çok askeri ve sivil uygulamada yeni kullanım alanları yarattığını anlatan Külah, bu teknolojiyle günlük hayatta kullanılan cep telefonu, avuç içi bilgisayar, müzik çalar gibi elektronik cihazların da artık daha küçük boyutlarda üretilebildiğini ve daha az enerjiye ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Isı, ışık, akustik gibi alternatif enerji kaynakları arasındaki sarsıntının her ortamda bulunabilir olmasının ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Külah, çevresel sarsıntıya, kalabalık bir yol kenarında bulunan pencere sarsıntıları, insan vücudunun hareketiyle oluşan sarsıntılar ya da otomobilin yüzeyindeki sarsıntıları örnek gösterdi.

Bugüne kadar sarsıntıdan mikroçip seviyesinde enerji üretmek üzere çeşitli araştırma gruplarının bir takım çevirim yöntemleri sunduğunu anımsatan Külah, ODTÜ MEMS Merkezi'nde geliştirdikleri projeleriyle ilgili şu bilgileri verdi: "TÜBİTAK destekli araştırma projemizde MEMS teknolojisi kullanarak çevresel titreşimlerden yani hareket enerjisinden elektriksel enerji üretebilen yapılar geliştirdik. Bu yapılar rezonans bir kol, bu kol üzerindeki metal sarımlar ve sabit bir mıknatıstan oluşuyor. Rezonans kol ve üzerindeki metal sarımlar, çevresel titreşimlerle, sabit mıknatısa göre hareket ederek elektriksel enerji üretiyor. Üretilen enerji, bu kollardan birden fazla yapılarak, seri olarak bağlanmasıyla artırılabiliyor."

Külah, geliştirdikleri sistemde düşük frekanslı sarsıntıların yüksek frekanslı sarsıntılara, daha sonra da elektrik enerjisine çevrildiğini belirtti.

-ELEKTRİĞİ DEPOLAYABİLİYOR-

Üretilen enerjinin daha sonra kullanılmak üzere depolanabileceğini aktaran Külah, ayrıca 8x9.5x0.5 mm boyutları ve 200 mg ağırlığı ile kolay tanışabildiğini belirten Külah, sistemin özellikle mikro algılayıcılar, kablosuz iletişim ve askeri uygulamalarda kullanılabileceğini belirterek, şöyle devam etti: "Gelecekte ortam sıcaklığını, bu ortamda biyolojik bir silahın bulunup bulunmadığını ya da bir bölgede hareketin bulunup bulunmadığını ölçen minik toz şeklinde mikroçipler olacak. Böyle bir sistemde pil kullanılamayacak. Ortamın hareketinden enerjiyi depolayacak, günde bir defa bilgiyi ilgili birime iletebilecek sistemler gerekecek. Bu teknoloji günlük hayatta da cep telefonu, MP3ve IPhone ve giyilebilen bilgisayar gibi elektronik cihazlara da enerji sağlayacak. Sistem, mikro boyutlarda olduğundan görünmezlik teknolojilerinde de kullanılabilecek. Özellikle savunma sanayinde de çok popüler kullanımları söz konusu olabilecek. Örneğin bir askerin kol saatinde kimyasal ve biyolojik sensörlere enerji sağlayabilecek."

-DİĞERLERİNDEN FARKI-

Külah, yaptıkları çalışmanın dünyada pek çok araştırma kuruluşunun geliştirdiği sistemlerden farkını ise "Dünyada çok düşük frekanslarda kullanılabilir seviyede enerji üretebilen sistemler bildiğimiz kadarıyla bulunmuyor. Bizim çalışmamız diğer çalışmalardan el ve kol gibi çok düşük frekanslı bir sarsıntıdan bile bir mikroçipi çalıştırabilecek yeterli enerji üretmesiyle ayrılıyor" sözleriyle özetledi.

Kalabalık sınıflar ve sağlıksız ortamlarda çalışan öğretmenler

Sağlıksız ortamlarda çalışanlar için :

Grip aşısı için en uygun zamanın Eylül ve Ekim ayları olduğu ve gripten korunmak için mutlaka grip aşısının zamnında yaptırılması gerektiği belirtildi.

Konya Eczacı Odası Başkanı Harun Kızılay, Türkiye'ye sınırlı sayıda ithal edilen grip aşısının doktor tavsiyesiyle kullanılması, sağlıklı insanların grip aşısı yaptırarak, kronik hastalığı olan hastaların bu haklarını gasp etmemesi gerektiğini söyledi.

Kızılay, yaptığı açıklamada, grip aşısı için en uygun zamanın eylül ve ekim ayları olduğunu bildirdi.

Grip aşısının her yıl, bir önceki yıl dünyada hastalığa yol açan 3 virüsü içerdiğini belirten Harun Kızılay, hazırlanan aşıların eylül ayının son haftasından itibaren piyasaya sürüldüğünü kaydetti. Kızılay, grip aşısının piyasaya sürülmesinin ardından 3 hafta içinde tüm Türkiye'de tükendiğini bildirerek, şöyle dedi:

"Yurt dışından ithal edilen grip aşısı için her ülkenin belirli kotası var. Kota engeli nedeniyle her yıl sınırlı sayıda grip aşısı ithal ediliyor. Bu yıl Almanya, Fransa ve İsviçre'den 3.5- 4.5 milyon doz arası grip aşısı ithal edildi. 70 milyonun üzerinde nüfusu olan ülkemiz için bu rakam sıkıntılara yol açıyor."

"İHTİYACI OLANLAR YAPTIRSIN"

Grip aşısını gerçekten ihtiyacı olan kişilerin yaptırması gerektiğini vurgulayan Konya Eczacı Odası Başkanı Harun Kızılay, şöyle konuştu: "Hipertansiyon, diyabet, kalp ve dolaşım bozukluğu, böbrek yetmezliği, astım, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve metabolik hastalığı bulunanlar grip aşısı yaptırmalı. Türkiye'de yaklaşık 5 milyon KOAH hastası milyonlarca tansiyon hastası bulunuyor. İthal edilen aşılar, gerçekten ihtiyacı olan bu insanlara dahi yeterli gelmiyor. Sınırlı sayıda olan grip aşısı, mutlaka hekim tavsiyesinde yapılmalı. Sağlıklı insanlar grip aşısı yaptırarak, kronik hastalığı olan insanların bu haklarını gasp etmemeli. Vatandaş olarak en fazla bu konuda dikkat etmeliyiz."

4-6 HAFTA ARASINDA ETKİLİ OLUYOR

Harun Kızılay, grip aşısının etkisini 4-6 hafta arasında gösterdiğini ve 6-12 ay arasında bir koruma sağladığını söyledi.

Bazı insanların grip aşısı yaptırdıktan sonra sağlığına dikkat etmediğini belirten Kızılay, şöyle devam etti: "Grip aşısı ağrı kesici gibi düşünülmemeli. Aşı yapıldıktan sonra hemen etkisini göstermez. Organizmaya göre savunma mekanizması geliştirir. Bu durum kişiden kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 4-6 hafta arasında bir zaman alır. Bugün grip aşısı yaptıran bir kişi ertesi gün virüsten korunacağını düşünmemeli. 4-6 haftalık süre dikkate alındığında, eylül ve ekim ayları grip aşısı için en uygun zamandır. Havaların soğumaya başladığı kasım ayıgibi organizma kendini bu virüslere karşı hazır hale getirir."

Kızılay, eczanelerde 3 farklı grip aşısının 15-16 YTL arasında satıldığını, erişkinler için tek doz, 6 aylık ile 3 yaş arasındaki çocuklar için yarım doz, 8 yaşındaki çocuklar için de bir ay arayla iki kez olmak üzere yarım doz aşı yaptırılması gerektiğini bildirdi.

Sinan Çetin'den Eğitime destek!

Yönetmen Sinan Çetin, Van'ın Özalp ilçesindeki Hacıali Köyü İlköğretim Okulunun bakım ve onarımını yaptırdı.


Van Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Tuvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen, "Yaşasın Okulumuz" kampanyası kapsamında, yönetmen Sinan Çetin'in katkılarıyla bakım ve onarımı yapılan 2 derslik ve iki lojmandan oluşan Hacıali köyü okulu, yeni bir görünüme kavuştu.

Okul bahçesine küçük bir oyun parkı da kazandıran yönetmenin ve eşinin adı, okula verildi.

Hacıali Köyü Rebeka-Sinan Çetin İlköğretim Okulunda düzenlenen törende konuşan yönetmen Çetin, bu toprakların yabancısı olmadığını ifade ederek, "Buraya 45 kilometre uzaklıkta olan Saray ilçesinin bir köyünde doğdum. Bu hayırlı işe vesile olan TOÇEV ailesine ve diğer yetkililere teşekkür ediyorum" dedi.


Kahvaltı yapmayan çocuk başarısız oluyor

Uzmanlar, çocukların okula gitmeden önce mutlaka kahvaltı yapması gerektiğini belirtiyor.

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okul çağındaki çocukların mutlaka kahvaltı yaparak okula gitmesi gerektiğini belirtti. Kahvaltı yapan çocukların okulda, kahvaltı yapmayan öğrencilere oranla daha başarılı olduğunu belirten Güven, "Beslenmenin okul çağı çocuklarına önemi fazla. Yetersiz beslenen çocuklarda oluşan bazı hastalıkların görülmesi mümkün. Özellikle okul çağında, ana sınıfı da dahil olmak üzere tüm okul çağı çocuklarda dengeli beslenme çok önemlidir. Kahvaltı yaparak güne başlamak gerekir. Uyuduğunda aç kalınıyor. Çocuklar, uyandığında kaybedilen kaloriyi alamazsa, okullarda başarısızlık söz konusu olabilir" dedi. Mutlaka kahvaltı yapmak gerektiğini anlatan Güven, şöyle konuştu: "Sevdikleri şeylerle güne başlatılabilir. Süt veya sevmiyorsa yerine meyve suyu. Yumurta, 4 adet zeytin, kızarmış ekmek, meyve, tahin-pekmez, tahin helvası, ceviz içi, bir bardak süt, bir dilim ekmek veya fındık ezmesi oldukça iyi bir öğün olabiliyor. Mercimek veya tarhana çorbası
yiyerek okula gidilirse, çocukların okul dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirmiş olmasına katkı sağlamış oluruz."

KAHVALTIDA GAZLI İÇMEYİN

Yasemin Güven, okul kantinlerinde gazlı içecek ve cipsler tüketilerek yapılan kahvaltıların çocukların dengeli beslenmesine engel olduğunu söyledi. Çocukların kahvaltı yapmadan okula gönderilmemesini isteyen Güven, "Kahvaltı dışında kolalı, gazlı içecekler ve cipsler çok fazla tüketilen şeyler. Bunlar çocukların sevdiği yiyecek ve içeceklerdi. Bunlar dengeli beslenmeyi bozuyor. Onun yerine taze sıkılmış meyve suyu veya havuç olabilir. Bunlara önem göstermekte fayda var. Enfeksiyon hastalıklarının önlenmesinden tutun da dengesiz beslenmeler şişmanlık ve obeziteye zemin hazırlayabiliyor. Çocukların ileriki dönemlerine de yansıyor. Şişmanlıklar ileride yüksek tansiyon, kan yağlarında artma, kalp damar ve şeker hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor. Bunun üzerinde çok önemle durması gerekiyor."

Bartın Sağlık Müdürlüğü Sağlık Eğitim Şube Müdürü Yasemin Güven, okullarda beslenmeler üzerine eğitim düzenlendiğini, 21 bin öğrenciye, 20 bin veliye ve bin 100 öğretmene mektup gönderdiğini sözlerine ekledi.

(İHA)



Doğru soru sormayı öğrenmek için

Röportaj ustası Nuriye Akman, Çengel Sanat'ta düzenlediği atölye çalışmasında talep eden herkese birikimlerini açıklıyor.

Böyle bir atölye çalışmasının kimlere yararı olabilir derseniz kapsam hayli geniş, "Kariyer planlarını daha şimdiden yapmaya başlayan, seçtikleri mesleğin en iyisi olmaya azmetmiş öğrenciler, personeline laf anlatmaya çalışan patronlar, patronlarının dilini çözemeye uğraşan çalışanlar, iş görüşmelerinden olumlu sonuç bekleyenler, komşulukta, alış verişte kendilerini ifade etme sıkıntısı yaşayan ev kadınları, eşleriyle anlaşamayan karı-kocalar, sevgililerinin derdini anlayamayanlar, üniversite diploması ile yetinmek istemeyen söyleşi meraklıları... "

Usta gazeteci Nuriye Akman, ?İyi iletişimin temeli soru sormaktır. Doğru cevaplar, ancak doğru sorularla alınabilir. Soru sadece bir şey öğrenmenin değil, hayatın akışını değiştirmenin de aracıdır. Sormak başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Ama soruya ihtiyacı olan sadece gazeteciler, hukukçular ve öğretmenler değildir. Mesleği, yaşı, öğrenim düzeyi ne olursa olsun, herkes gündelik yaşamında farkında olmadan karşısındaki ile röportaj yapar, yargılar, öğretir, kazanır ya da kaybeder. Konuşmanın kalitesini ?sorularının? belirlediğini fark etmez çoğu kez. İletişimi başarılı ya da başarısız kılan, bazen sorudaki kelimelerin sırasıdır, bazen vurguyu yüklediği sözcük, bazen ses tonu, bazen de yanlış zamanda yöneltilmiş olmasıdır.? diyor. 

Milliyet, Hürriyet ve Sabah'tauzun yıllar çalışan Nuriye Akman. ses getiren söyleşilerini halen Zaman Gazetesi'nde sürdürüyor. Yazar,  2004'te Bahçeşehir Üniversitesi- İletişim Fakültesi'nde ?Röportaj Teknikleri? dersi verdi. Söyleşilerinin bir bölümünü kitaplaştırdı, ayrıca iki roman yazdı. Nuriye Akman'ın çeyrek asırdır siyaset, magazin, kültür ve sanat, spor ve iş dünyasının ünlülerine sorduğu sorulardan çıkan cevaplar gündem yaratıyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (T.G.C) röportaj dalı başarı ödülü (1998) olan Akman' göre, öğrenim hayatında, sosyal hayatta ve iş hayatında verim alabilmek için ilk önce, soru sormayı öğrenmek gerekiyor!

Nuriye Akman'ın Atölyesinde gerçekleşen çalışmalardan bazıları:
 
Söyleşi analizleri,
Röportaj teknikleri ve uygulamaları,
Haber araştırma ve okuma,
Film okuma,
Fotograf okuma,
Sunum teknikleri,
Kitap incelemeleri,
Eleştiri ve iltifat
İfade biçimleri

Nuriye Akman ile soracağınız sorulardan bazıları:
* Bir insanın nabzını nasıl tutarsınız? Onu konuşturabilmek için neleri bilmelisiniz?
* Karşınızdakinin kilitli dilini nasıl çözeceksiniz, acı dili nasıl tatlı dile döndüreceksiniz?
* Soru sormak bir serüvendir. Bu serüvene çıkarken yanınıza neler almalısınız?
* Soru sormak bir satranç maçıdır. Nasıl Şah&Mat diyebilirsiniz?
* Soru sormak bir sınavdır. Sınavda öncesi nasıl hazırlanmalısınız?
* Soru sormak diş doktorluğuna benzer. Nasıl ağrısız diş çekersiniz?
* Soru sormak inci avıdır. En iri inciyi en derinde soluğunuz tükenmeden nasıl bulur, nasıl çıkarırsınız?
* Yaptığınız bir konuşmayı nasıl yazı diline dökersiniz?
* Kaç çeşit soru vardır?
* Soru sorarken hangi kelimeleri hangi sırayla kullanmalısınız?
* Sorunuza en iyi cevabı alabilmek için ne zaman sormalısınız?
* Size yöneltilen sorulara nasıl cevap vermelisiniz?

Atölye günü ve saati: 12 Ekim'den itibaren her Pazar, saat 14:00 - 18:00 arası 

Ayrıntılı bilgi için:  Çengel Sanat, www.cengelsanat.com
Adres: Caferağa Mahallesi, Ruşen Ağa Sokak, No:8 Moda/ Kadıköy
Telefon: 0 216 418 30 31 Email: info@cengelsanat.com



22 Eylül 2008 Pazartesi

ALES başvuruları bugün başladı

Yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için ALES'e girmek gerekiyor. Türkiye'de bir lisansüstü programda eğitim görmek isteyenler de bu sınava katılacak. 

ALES'e, bir lisans programından mezun olabilecek durumdakiler ve lisans programlarını bitirenler ile denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar ve yabancı uyruklular da girebilecek.

Bütün yükseköğretim kurumları, lisansüstü eğitim için öğrenci seçerken ALES sonuçlarını kullanacak. Bu yolla yurt dışında lisansüstü öğrenim görmek isteyenlerin de ALES'e girme zorunluluğu bulunuyor. Mecburi hizmet yükümlülüğü olmaksızın kendi imkanlarıyla yurt dışında lisansüstü öğrenim görecekler ise bu sınava katılmayacak.

Bu sınava girmek isteyen adaylar, ÖSYM'nin ''www.osym.gov.tr'' adresli internet adresinden kılavuz ve aday bilgi formuna ulaşabilecek. Ayrıca kılavuz dağıtımı yapılmayacak. Elektronik ortamdan başvurular da bu siteden yapılacak. Adayların, başvuru işleminden önce 40 YTL sınav ücretini bankaya yatırmaları gerekiyor.

Daha önce ALES'e giren adaylar internet aracılığıyla, bu sınava başvurmamış adaylar ise başvuru merkezleri aracılığıyla sınava başvurabilecek. Başvuru merkezleri aracılığıyla yapılacak başvurular sırasında 3 YTL hizmet ücreti ödenecek.

Başvuru süresi 15 Ekim 2008'de sona erecek.

Sınavda başarılı olabilmek için 100 üzerinden 70 puan almak gerekiyor. Başarılı adaylar, ''Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik''te belirtilen şartları taşımaları halinde giriş sınavlarına başvurabilecek. Doktora veya sanatta yeterlik derecesine sahip olanlar, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre uzmanlık eğitimini tamamlayanlar, meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına atanacaklar, bu yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında bu kadro unvanlarında çalışmakta olanlar ile yükseköğretim kurumlarından ayrılan öğretim elemanlarının çalışmakta oldukları yükseköğretim kurumlarında veya başka yükseköğretim kurumlarında öğretim elemanı kadrolarına başvurularında, merkezi sınav; meslek yüksekokullarının öğretim elemanı kadrolarına başvurularda ise yabancı dil şartı aranmayacak.

Türkiye'de bir lisansüstü eğitim programında öğrenim görmek isteyen adayların ALES'ten, başvurduğu lisansüstü programın puan türünde en az 55 (Lisans diplomasıyla doktora veya sanatta yeterlik programına başvuracaklar için 70) puan almaları gerekiyor.

-SINAV-

2008-Sonbahar Dönemi ALES, 16 Kasımda Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Van, Zonguldak, Lefkoşa ve Bişkek'te yapılacak.

Sınavda adaylara sayısal ve sözel bölümden oluşan yetenek testi uygulanacak. Türkçe yapılacak sınavda her bir aday için sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı üç ayrı ALES puanı hesaplanacak ve sonuçlar adayların adreslerine sınav sonuç belgesiyle gönderilecek.

AA



KPSS 5 yılda yaklaşık 7 milyon kişinin umudu oldu

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un soru önergesine verdiği yanıt Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (KPSS) 5 yılda yaklaşık 7 milyon kişinin umudu olduğunu ortaya koydu.

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut'un soru önergesine verdiği yanıt Kamu Personel Seçme Sınavı'nın (KPSS) 5 yılda yaklaşık 7 milyon kişinin umudu olduğunu ortaya koydu. Bakan Başesgioğlu'nun yanıtına göre, KPSS'ye başvuran aday sayısı 2008 yılında 2 milyon 508 bin 379 olurken, en az başvuru 253 bin 658 kişiyle 2005 yılında yaşandı. Bakan Başesgioğlu, ÖSYM tarafından yapılan tüm sınavlarda olduğu gibi KPSS sınavlarında da yerine başkasını sınava sokan, kopya veren, bireysel ve toplu kopya çeken adaylar bulunduğunu belirtirken, 2008 sınavında, 206 kişinin kopya nedeniyle sınavının iptal edildiğini bildirdi. En çok kopya olayı ise 2 bin 352 ile 2004 yılında yaşandı.

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, MHP Adana Milletvekili Yılmaz'ın Tankut'un Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ile ilgili soru önergesini yanıtladı. Lisans düzeyindeki adaylar için yapılan KPSS'nin 81 il merkezi ve Lefkoşa'da, önlisans ve ortaöğretim düzeyindeki adaylar için yapılan KPSS'nin de 81 il ve 69 ilçe merkezi ile Lefkoşa'da yapıldığını bildiren Bakan Başesgioğlu, 5 yıl boyunca KPSS'ye giren aday sayısı hakkında da bilgi verdi. Buna göre, 2004 yılında 1 milyon 92 bin 479'u ortaöğretim, 246 bin 434'ü önlisans ve 392 bin 846 lisans olmak üzere toplam 1 milyon 731 bin 759 aday KPSS'ye girdi. 2005 yılında ise KPSS'ye giren aday sayısı 253 bin 658 oldu. 2006 yılında 1 milyon 379 bin 211'i ortaöğretim, 283 bin 554'ü önlisans ve 456 bin 804'ü lisans olmak üzere sınava giren aday sayısı 2 milyon 119 bin 569 olarak gerçekleşti. 2007 yılında 309 bin 968 kişi sınava katılırken 2008 yılında ise toplam 2 milyon 408 bin 333 aday başvuruda bulundu. 5 yıl boyunca KPSS'ye başvuranların sayısı ise 6 milyon 823 bin 333 oldu.

KOPYACI SAYISI DÜŞTÜ
KPSS'da il ve bölgelere göre başarı oranı çalışması ve ayrıca ÖSS sonuçlarıyla karşılaştırma yapılmadığını, bunun ayrı bir araştırma gerektirdiğini ifade eden Bakan Başesgioğlu, sınavlarda genel yetenek, genel kültür, yabancı dil, eğitim bilimleri, hukuk, iktisat, işletme, maliye, muhasebe, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkiler, ekonometri, istatistik, kamu yönetimi ve uluslar arası ilişkiler alanında hazırlanan testlerin kullanıldığını bildirdi. Başesgioğlu, yanıtında, KPSS'de kopya çekenlerin sayısına ilişkin de bilgi verdi.

Başesgioğlu, "merkezimiz tarafından yapılan tüm sınavlarda olduğu gibi KPSS sınavlarında da yerine başkasını sınava sokan, kopya veren, bireysel ?cep bilgisayarı, cep telefonu, çağrı cihazı, telsiz, çok fonksiyonlu saat vb) ve toplu kopya çeken adaylar bulunmaktadır. Bu adaylar sınav salon görevlilerinin raporları, merkezimizde bilgiişlem yöntemleriyle yapılan kopya taramaları, bireysel ihbarlar ve emniyet görevlilerinin sınav günleri yaptığı çalışmalar doğrultusunda belirlenmekte ve bu adayların sınavları geçersiz sayılmaktadır dedi.

Başesgioğlu'nun verdiği bilgiye göre, 2004 yılında 2 bin 353 adayın sınavı kopya çektikleri gerekçesiyle iptal edildi. Bu sayı 2005 yılında 184 olurken, 2006 yılında da 694 kişinin sınavı kopya nedeniyle iptal edildi. 2007 yılında 298 adayın kopya çektikleri için sınavı iptal edilirken 2008 yılında ise lisans düzeyindeki 206 adayın kopya çektiği belirlendi ve sınavları iptal edildi.

Rektörlük binalarını MEB yapacak

Projeye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan MEB Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Abdussamet Arslan, bakanlığın okul öncesi eğitimden üniversite eğitiminin sonuna kadar Anayasal olarak sorumlu olduğunu ifade etti.

Türkiye genelinde tüm illerde en az birer üniversite bulunduğunu anımsatan Arslan, ''Bu devlet üniversiteleri durduk yere açılmadı. Geçmiş dönemde, komşu üniversitelerin gözetiminde ve onlara bağlı olarak açılmış olan fakülteler vardı'' dedi.

Yeni açılan üniversitelere duyulan ihtiyacı anlatan Arslan, üniversite açılmasına bir yerden başlanılması gerektiğini, eksiklerin zamanla giderileceğini belirtti. Arslan, üniversitelerin bulundukları bölgeye, kültür ve ilim adına, vatandaşına, sosyal hayatına bir şeyler katacağına inandıklarını anlattı.

Yeni kurulan bazı üniversitelere hayırseverlerden de destek geldiğini belirten Arslan, ''Örneğin, Bitlis Üniversitesini Eren Holding üstlendi, Ağrı'daki üniversiteyi İbrahim Çeçen grubu üstlendi. Üniversitelerin tamamını yapmanın ötesinde, birer fakülte yapmak isteyen hayırseverlerden tutun da yardım etmek isteyen bir sürü vatandaşımız var. Böyle olunca da yeni üniversitelerin bir kısmı epeyce destek aldı'' diye konuştu.

Bunun dışında hiç destek alamayan, çok ihtiyacı olan üniversitelerin olduğunu vurgulayan Arslan, ''İmkanları yetersiz olan, yeterli hayırsever bulamadığımız ve devlet yatırımından tam yararlanamayan üniversitelere biz de Bakanlık olarak bir rektörlük binası veya fakülte binası, ihtiyaçları neyse onu yapalım dedik. Genellikle talep, rektörlük binası şeklinde oldu'' dedi.

-''7 REKTÖRLÜK, 5 FAKÜLTE BİNASI''-

Bu projenin, MEB'in İMKB ile imzaladığı protokol çerçevesinde yapılacağını belirten Arslan, ''Biz Türkiye genelinde bu okulları yapalım derken, Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın böyle bir talimatı oldu. İmkanı olmayan yeni üniversitelere Bakanlık bünyesinde bir şey yapın dedi. Biz de İMKB protokolünü uygun gördük'' diye konuştu.

Yeni kurulan üniversiteler arasında ihtiyacı bulunan 12 üniversite tespit ettiklerini belirten Arslan, projelerin 5'inin fakülte binası, 7'sinin rektörlük binası olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak bu binaları yapmak ve üniversitelerin hizmetine sunmak için bu projeye başladıklarını anlatan Arslan, şöyle devam etti:

''Burada hareket noktamız şu oldu. Biz bu işte uzman olan arkadaşlarımızı, müşavirlerimizi gönderdik. İlde inceleme yaptırdık. İlin tarihi ve kültürel dokusuna uygun bir mimari tespit etmelerini istedik. Bu doğrultuda mimari projelerini hazırlattık. İhale dosyaları hazırlandı, ihaleye çıkıyoruz.

Kış mevsiminde çalışmanın mümkün olduğu yerlerde binalar 2009 yılında, kışın uzun sürdüğü yerlerde ise 2010 yılında teslim edilebilecek. Biz bunların dışında üniversitelerimize şu şekilde de destek oluyoruz. Mevcut üniversitelerimiz eğer yeni fakülte açacaklarında bina bulamadıklarında ve bizim de kullanmadığımız bina var ise o binaları onlara geçici olarak tahsis ediyoruz. Denizli Üniversitesinden, Bursa Uludağ Üniversitesinden bugünlerde gelen talepler var.''

-PROJEDEKİ ÜNİVERSİTELER-

Yeni kurulan üniversitelerin henüz bir kimlik kazanmadıklarını ve bu yıldan itibaren bu üniversitelerin bir tüzel kişiliği olacağını belirten Arslan, bu üniversitelerin ayrı bütçelerinin olacağını, bundan sonra kendi binalarını kendilerinin yapacağını söyledi.

Projenin uygulanacağı üniversiteler şunlar:

''Adıyaman Üniversitesi, Osmaniye Korkutata Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Amasya Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Karaman Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi.''

AA



ALES için başvurular bugün başlıyor

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nın (ALES) Sonbahar Dönemi başvuruları bugün başlıyor.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nden (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, başvurmak isteyen adaylar, bugünden itibaren "www.osym.gov.tr" internet adresinden kılavuz ve aday bilgi formuna ulaşabilecek. Ayrıca kılavuz dağıtımı
yapılmayacak. Başvurular 15 Ekim 2008'de sona erecek. Adaylar, başvuru işleminden önce 40 YTL sınav ücretini bankaya yatıracak.

Elektronik ortamda yapılacak başvurular, 2007-2008 ALES'e giren adaylarca internet aracılığıyla, bu sınava başvurmamış adaylarca ise başvuru merkezleri aracılığıyla gerçekleştirilecek. Başvuruda 3 YTL hizmet ücreti ödenecek.

Yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için ALES'e girmek gerekiyor. Sınavda 100 üzerinden 70 puan alan adaylar başarılı sayılacak.

Başarılı adaylar, "Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"te belirtilen şartları
taşımaları halinde giriş sınavlarına başvurabilecek. Doktora veya sanatta yeterlik derecesine sahip olanlar, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü hükümlerine göre uzmanlık eğitimini tamamlayanlar, meslek yüksekokullarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına atanacaklar, bu yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında bu kadro unvanlarında çalışmakta olanlar ile yükseköğretim kurumlarından ayrılan öğretim elemanlarının çalışmakta oldukları yükseköğretim kurumlarında veya başka yükseköğretim kurumlarında
öğretim elemanı kadrolarına başvurularında, merkezi sınav; meslek yüksekokullarının öğretim elemanı kadrolarına başvurularda ise yabancı dil şartı aranmayacak.

Türkiye'de bir lisansüstü eğitim programında öğrenim görmek isteyenler de ALES'e girecek. Adayların ALES'ten, başvurduğu lisansüstü programın puan türünde en az 55 (Lisans diplomasıyla doktora veya sanatta yeterlik programına başvuracaklar için 70) puan almaları gerekiyor.

Bütün yükseköğretim kurumları lisansüstü eğitim için öğrenci seçerken ALES sonuçlarını kullanacak. Bu yolla yurt dışında lisansüstü öğrenim görmek isteyen adayların ALES'e girme zorunluluğu bulunuyor. Mecburi hizmet yükümlülüğü olmaksızın kendi imkanlarıyla yurt dışında lisansüstü öğrenim görecekler ise bu
sınava katılmayacak.

ALES'e, bir lisans programından mezun olabilecek durumdakiler ve lisans programlarını bitirenler ile denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar ile yabancı uyruklular da girebilecek.

SINAV

2008-Sonbahar Dönemi ALES, 16 Kasımda Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir,
Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Van, Zonguldak, Lefkoşa ve Bişkek'te yapılacak.

Sınavda adaylara sayısal ve sözel bölümden oluşan yetenek testi uygulanacak. Türkçe yapılacak sınavda her bir aday için sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı üç ayrı ALES puanı hesaplanacak ve sonuçlar adayların adreslerine sınav
sonuç belgesiyle gönderilecek.

Rektorluk binalarini MEB yapacak

Projeye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan MEB Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Abdussamet Arslan, bakanlığın okul öncesi eğitimden üniversite eğitiminin sonuna kadar Anayasal olarak sorumlu olduğunu ifade etti.

Türkiye genelinde tüm illerde en az birer üniversite bulunduğunu anımsatan Arslan, ''Bu devlet üniversiteleri durduk yere açılmadı. Geçmiş dönemde, komşu üniversitelerin gözetiminde ve onlara bağlı olarak açılmış olan fakülteler vardı'' dedi.

Yeni açılan üniversitelere duyulan ihtiyacı anlatan Arslan, üniversite açılmasına bir yerden başlanılması gerektiğini, eksiklerin zamanla giderileceğini belirtti. Arslan, üniversitelerin bulundukları bölgeye, kültür ve ilim adına, vatandaşına, sosyal hayatına bir şeyler katacağına inandıklarını anlattı.

Yeni kurulan bazı üniversitelere hayırseverlerden de destek geldiğini belirten Arslan, ''Örneğin, Bitlis Üniversitesini Eren Holding üstlendi, Ağrı'daki üniversiteyi İbrahim Çeçen grubu üstlendi. Üniversitelerin tamamını yapmanın ötesinde, birer fakülte yapmak isteyen hayırseverlerden tutun da yardım etmek isteyen bir sürü vatandaşımız var. Böyle olunca da yeni üniversitelerin bir kısmı epeyce destek aldı'' diye konuştu.

Bunun dışında hiç destek alamayan, çok ihtiyacı olan üniversitelerin olduğunu vurgulayan Arslan, ''İmkanları yetersiz olan, yeterli hayırsever bulamadığımız ve devlet yatırımından tam yararlanamayan üniversitelere biz de Bakanlık olarak bir rektörlük binası veya fakülte binası, ihtiyaçları neyse onu yapalım dedik. Genellikle talep, rektörlük binası şeklinde oldu'' dedi.

-''7 REKTÖRLÜK, 5 FAKÜLTE BİNASI''-

Bu projenin, MEB'in İMKB ile imzaladığı protokol çerçevesinde yapılacağını belirten Arslan, ''Biz Türkiye genelinde bu okulları yapalım derken, Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın böyle bir talimatı oldu. İmkanı olmayan yeni üniversitelere Bakanlık bünyesinde bir şey yapın dedi. Biz de İMKB protokolünü uygun gördük'' diye konuştu.

Yeni kurulan üniversiteler arasında ihtiyacı bulunan 12 üniversite tespit ettiklerini belirten Arslan, projelerin 5'inin fakülte binası, 7'sinin rektörlük binası olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak bu binaları yapmak ve üniversitelerin hizmetine sunmak için bu projeye başladıklarını anlatan Arslan, şöyle devam etti:

''Burada hareket noktamız şu oldu. Biz bu işte uzman olan arkadaşlarımızı, müşavirlerimizi gönderdik. İlde inceleme yaptırdık. İlin tarihi ve kültürel dokusuna uygun bir mimari tespit etmelerini istedik. Bu doğrultuda mimari projelerini hazırlattık. İhale dosyaları hazırlandı, ihaleye çıkıyoruz.

Kış mevsiminde çalışmanın mümkün olduğu yerlerde binalar 2009 yılında, kışın uzun sürdüğü yerlerde ise 2010 yılında teslim edilebilecek. Biz bunların dışında üniversitelerimize şu şekilde de destek oluyoruz. Mevcut üniversitelerimiz eğer yeni fakülte açacaklarında bina bulamadıklarında ve bizim de kullanmadığımız bina var ise o binaları onlara geçici olarak tahsis ediyoruz. Denizli Üniversitesinden, Bursa Uludağ Üniversitesinden bugünlerde gelen talepler var.''

-PROJEDEKİ ÜNİVERSİTELER-

Yeni kurulan üniversitelerin henüz bir kimlik kazanmadıklarını ve bu yıldan itibaren bu üniversitelerin bir tüzel kişiliği olacağını belirten Arslan, bu üniversitelerin ayrı bütçelerinin olacağını, bundan sonra kendi binalarını kendilerinin yapacağını söyledi.

Projenin uygulanacağı üniversiteler şunlar:

''Adıyaman Üniversitesi, Osmaniye Korkutata Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Amasya Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Karaman Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi.''

AA



İhlas Koleji öğrencilerine Cambridge yeterliliği

1913'ten itibaren yapılmakta olan ve öğrencilerin dinleme, konuşma, yazma ve okuma becerilerini ölçen Cambridge Sınavları Young Learners, KET (Cambridge Key English Test), PET (Preliminary English Test) ve FCE (First Certificate in English) olmak üzere 4 aşamada gerçekleştiriliyor. 1858 yılında kurulan UCLES, dünyanın en önemli eğitim değerlendirme merkezleri arasında yer alıyor.

Dünyanın birçok ülkesinde on binlerce kişinin katıldığı sınavlara 2008 yılında Türkiye'den de binlerce öğrenci katıldı. İhlas Koleji'nden sınava katılan 64 öğrenci yüzde yüz başarı elde ederek sınavı geçmeyi başardı.

2005, 2006 ve 2007 yıllarında üç kez üst üste İstanbul şampiyonu olan öğrencilerinin 2008 yılında da elde ettikleri başarıları ile gurur duyduğunu belirten İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Hami Koç, ?Sevgili öğrencilerim; öncelikle, buraya gelmemize vesile olan ailenize teşekkür ediyorum. Hayatınızın en önemli safhasında size eğitim-öğretim veren değerli öğretmen arkadaşlarımı tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Teknik olarak çok iyi konumda olmamız ve sizin gayretleriniz neticesinde başarılar da art arda gelmeye başladı. Bu başarılarımız artarak devam edecek. Kendi değerlerine sahip çıkmayan, saygı duymayan nesil gelecekte ayakta kalamayacaktır. Okula gidip gelmek tek başına bir etkinlik değildir. Okula gelme sebebinizi ve ne yapacağınızı bilirseniz o zaman endişe etmenize gerek yoktur.? dedi.

İhlas Koleji'nin elde ettiği başarıları bir eğitim kurumunun ancak 50 yılda elde edilebileceğini belirten Hami Koç sözlerini şöyle sürdürdü ?Üst üste gelen bu başarılar bir emeğin göstergesidir. Bu başarılarda görev, öğrenci ve öğretmen arkadaşlarıma düşüyor. Çünkü öğretmen arkadaşlarımız, öğrencilerimizin yeteneklerine göre yönlendirme yaparak üstünde çalışıyorlar ve başarı peşinden geliyor. Bilgi çağında teknolojiyi kullanamayan, teknolojiyi anlayamayan bireyler ve kurumlar her zaman geri kalmışlardır. Öğrencilerimize son olarak şunu söylemek istiyorum. Siz her zaman üzerinize düşenin en iyisini yapın, emin olun ki başarılı olacaksınız.?

Törende bir konuşma yapan İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Azmi Aksoy ise dil eğitiminin önemine değindi. Aksoy, ?Yabancı dil öğretmeni olduğum için çalışmaları çok daha yakından takip edebiliyorum. Elde edilen başarılar kesinlikle tesadüf değildir. Bu başarıyı elde eden öğrenci arkadaşlarımı tebrik ediyorum.? dedi.

Öğrenciler sertifika ve plaketlerini aldıktan sonra sahnede konfeti patlatarak aileleri ile birlikte başarılarını kutladı.



21 Eylül 2008 Pazar

KPSS sinavi yapiliyor

ÖSYM tarafından tüm il merkezlerinde gerçekleştirilen sınavın ortaöğretim oturumu saat 09.30'da başladı ve 150 dakika sürdü. Sınava 1 milyon 483 bin 765 aday katıldı.

Adaylara genel yetenek ve genel kültür alanlarından soru yöneltildi.

Sınavın ön lisans mezunları için yapılacak oturumu 14.30'da başlayacak.

AA



TDK'dan öğrencilere özel sözlük

Sözlüklerin bütün öğrencilerin başucunda bulunmasını isteyen TDK, eseri kurumdan alanlara yüzde 25, toplu alımlara yüzde 50 indirim de uygulayacak.

TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TDK olarak hem lise hem ilköğretim öğrencilerine yönelik ayrı sözlük çalışmaları olduğunu söyledi.

''İlköğretim Öğrencileri İçin Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu''nun yeni baskısının hazırlandığını belirten Akalın, bilgisayarda kullanılması için bu sözlüğün yoğun disk versiyonununda çıkarıldığını hatırlattı.

Akalın, ''Yoğun diskte, çocukların Türkçe öğrenmelerine katkıda bulunacak çeşitli oyunlarla, Türkçe'nin söz varlığını özümsetecek yazılımlar da var. Sanal ortamdaki sözlüğümüz zaten herkesin hizmetinde ama ilköğretim okulu öğrencilerimiz için bu sözlük ve yazım kılavuzumuz özel olarak hazırlandı'' dedi.

-İÇİNDE HER DERSİN TERİMLERİ VAR-

Lise öğrencilerine yönelik çalışma yaptıklarını da dile getiren Akalın, adı ''Resimli Okul Sözlüğü'' olacak bu yeni eserin baskısının bitmek üzere olduğunu ifade etti.

Akalın, şunları kaydetti:

''Sözlük, sadece Türk Dili ve Edebiyatı için değil hemen hemen bütün derslerin terimlerini içine alacak biçimde hazırlandı. Sözlüğe, lise öğrencilerinin, öğrenim hayatları boyunca kullandıkları, karşılarına çıkacak her sözcüğü yerleştirdik.

Gençlerimizin, özellikle öğrencilerimizin, ana dilimiz Türkçeyi bütün zenginliğiyle, söz varlığının bütün anlatım gücüyle donanarak yetişmelerini sağlamak amacıyla bu yazılımları, bu sözlükleri hazırlıyoruz. Böylece gelecek kuşaklara daha gelişmiş, daha işlek, daha zengin bir Türkçe bırakmayı amaçlıyoruz.''

-ÖĞRENCİLERE ÖZEL İNDİRİM-

TDK Başkanı Akalın, sözlüklerin kitapçılara dağıtılacağını, ancak kurumundan alanlara yüzde 25, toplu alımlarda da yüzde 50 indirim uygulanacağını söyledi.

Akalın, ''Zaten sözlüklerin fiyatlarını çok düşük tutuyoruz, amacımız katkı sağlamak. Özellikle de öğrencilere yönelik yayınlar daha makul fiyatlarda oluyor'' dedi.

Öte yandan, Akalın, TRT'nin 1 Kasımda yayına başlayacak çocuk kanalında Türkçe eğitimi verilmesiyle ilgili soru üzerine, TRT ile bu konuda bir görüşmelerinin bulunmadığını ama kurumla her zaman işbirliği içinde olduklarını kaydetti.

''TRT, başından bu yana Türkçeye duyarlı. Bunun çocuk kanalında da sürdürüleceğini düşünüyoruz'' diyen Akalın, yine de program talebi olması halinde ''seve seve üzerlerine düşen görevi yapabileceklerini', bu teklifin diğer kanallar için de geçerli olduğunu sözlerine ekledi.

AA



İmam Hatip'e rahip ve haham hoca

Dilek GEDİK'in haberi

Medeniyetler İttifakı açılımı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredatına da girdi. İmam Hatip Liseleri ve Anadolu İmam Hatip Liseleri'nin bu yılki müfredatında çarpıcı bir açılım yapılarak bu okullarda okutulan Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinde imam adaylarının İslamiyet dışındaki dinleri bizzat temsilcilerinden dinlemelerinin yolu açılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı, İmam Hatip Liseleri'nin 12. sınıfında görülen Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinin programındaki etkinliklere bir ilke imza atacak uygulama örnekleri koydu. Bu derslerde imkan varsa Hıristiyan ve Musevi din adamlarının sınıflara davet edilerek bizzat dinlerini anlatması sağlanacak.

SİNAGOG VE KİLİSELERE GEZİ

?İnsanlığa gönderilen ve günümüzde de mensubu olan Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve İslamiyetin inanç, ibadet ve ahlakla ilgili öğretilerinin, sağlıklı bir şekilde öğretime konu yapılması önemli bir husustur. Karşılaştırmalı Dinler Tarihi dersinde böyle bir ünitenin yer alması bu amaca azami derecede katkı sağlayacaktır? denilen ders programında ?Misafir Haham ve Rahip Hoca? etkinliği şu ifadelerle önerildi:

Dinlerde mabet konusu anlatılırken çevredeki kilise, sinagog (havra) ve camilere geziler düzenlenmeli, görevli din adamlarından bilgi alınmalıdır.

Mümkünse diğer dinlerin din adamları derse davet edilip konuyla ilgili görüşleri alınmalı veya öğrenciler bu kişilerle söyleşi yaptırmaya teşvik edilmelidir.

Hac konusu işlenirken Kudüs, Mekke, Roma, Benares gibi hac merkezlerinin ve orada hac yapan insanların resimleri temin edilip öğrencilere gösterilmelidir.

Öğrencilerin dinlerin ibadet mekânlarını tanımaları ve saygının öğretilmesi sağlanacak.

MİSYONER FAALİYETLERPROGRAMA ALINDI

Aynı dersin bir başka ünitesinde ise misyonerlik faaliyetleri ele alınacak. ?Dini Çoğulculuk, Diyalog ve Misyonerlik? adını taşıyan ünitede ise İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Hıristiyan grupların, Yahova şahitlerinin, diğer grupların misyonerlik faaliyetlerinde hangi argümanları kullandıkları üzerinde bilgi sahibi olacaklar. Bu çerçevede, derste ?İstismarcı misyonerlik kavramı ve Türkiye'de faaliyet gösteren misyoner gruplar hakkında bir araştırma yapılarak sınıf ortamında bunlarla ilgili ve misyonerlerin insanları ikna etmek için hangi yöntemleri kullandıklarına dair bir tartışma ortamı oluşturulur? konulu bir çalışma yapılacak.

Akşam










© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası