TÜBİTAK koşulsuz burs verecek
Selma Kasap'ın haberi Karara göre, üniversitenin birinci sınıfında TÜBİTAK'tan burs almaya başlayan bir öğrenci, alanında yüksek lisans ve doktora yaparsa aralıksız 12 yıl kurumun bursiyeri olabilecek. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, TÜBİTAK Bilim Kurulu, 16 Mayıstaki Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nda belirlenen ''Türkiye'nin 2013'e kadar tam zaman eşdeğer araştırmacı sayısının 150 bine çıkarılması'' yönündeki hedefe yaklaşmak için bir dizi yeni karar aldı. Buna göre, 2004 yılından itibaren TÜBİTAK bursiyeri olan ''yurt içi lisans ve yurt içi yüksek lisans programları kapsamında'' üniversitelerden mezun olup eğitimlerine ara vermeden yüksek lisansa kayıt yaptıranlarla, yüksek lisanstan mezun olup yine eğitimlerine ara vermeden doktoraya kayıt yaptıranlar koşulsuz olarak TÜBİTAK'tan burs almaya devam edebilecekler. Öğrencilerin burs için öğrenci belgeleriyle TÜBİTAK'a başvurmaları yeterli olacak. TÜBİTAK'ın bu uygulamasından önümüzdeki yıl içinde yaklaşık bin 500 lisans bursiyeri ve 2 bin 250 kadar da yüksek lisans bursiyeri yararlanabilecek. Böylece TÜBİTAK toplamda 3 bin 750 öğrenciye üst kademe eğitimleri için burs vermeye devam edecek. Kararla, üniversite birinci sınıfında itibaren TÜBİTAK bursu alan bir öğrenci 12 yıl sürecek eğitimi boyunca TÜBİTAK'tan burs alabilecek. Bursiyerler koşulları yerine getirdiklerinde TÜBİTAK'ın doktora sonrası araştırmacılara verdiği burslardan da yararlanabilecekler. -ÖZEL ŞARTLAR KALDIRILDI- TÜBİTAK, karardan önceki uygulamalarında yüksek lisans ve doktora bursiyeri olmak için öğrencilerden ALES'ten 80 almalarını bekliyordu. TÜBİTAK, ayrıca yüksek lisans bursiyerliği için gerekli lisans not ortalamasını 3, doktora bursiyerliği için de yüksek lisans not ortalamasını 3.20 olarak belirlemişti. Ancak yüksek lisans ve doktora yapmak isteyenler bu koşulları her zaman yerine getiremeyebiliyordu. TÜBİTAK, bu yıl üniversite bursiyerlerine 500 YTL, yüksek lisans bursiyerlerine tam burs olarak bin 250, kısmi burs olarak 300 YTL, doktora bursiyerlerine tam burs olarak bin 500 YTL, kısmi burs olarak da 400 YTL ödeyecek. (aa)
KPSS yarın yapılacak
KPSS, ÖSYM tarafından 81 il merkezinde yapılacak. Sınav, başvuru yapan aday sayısının fazla oluşu ve sınava gireceklerin sayısının bazı sınav merkezlerinin kapasitesinin çok üzerinde olması nedeniyle ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde iki ayrı oturumda gerçekleştirilecek. Sınav, ortaöğretim düzeyinde girecek adaylar için saat 9.30'da, ön lisans düzeyinde girecek adaylar için ise 14.30'da başlayacak. Sınavın süresi 150 dakika olacak. Adayların sınava gelirken yanlarında, sınava giriş ve kimlik belgeleri, nüfus cüzdanları, bir fotoğrafları ile yumuşak uçlu kalem ve silgi bulundurmaları gerekiyor. Cep telefonu yanında olan adaylar sınav binalarına kesinlikle alınmayacak. Sınavda adaylara genel yetenek ve genel kültür testleri uygulanacak. (aa)
Geleceğin bilim insanları nasıl yetişecek?
Geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek için okullarda uygulanan fen ve teknoloji eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda 60'a yakın ülkeden bilim adamlarının katılımıyla Türkiye'de Okullardaki fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi temel amacıyla faaliyet gösteren International Organization for Science and Technology - Uluslararası Fen ve Teknoloji Eğitimi Organizasyonu'nun (IOSTE) 13. Sempozyumu, Dokuz Eylül Üniversitesinin (DEÜ) ev sahipliğinde 21-16 Eylül günleri arasında Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yapılacak.
IOSTE Uluslararası Yönetim Kurulu Üyesi ve Sempozyum Sekreteri Dr. Bülent Çavaş, AA'ya yaptığı açıklamada, IOSTE'nin soğuk savaşın hüküm sürdüğü 1979 yılında fen ve teknoloji eğitiminde politik ve ideolojik sınırların aşılarak, eğitimciler arasında etkileşimin artırılması ve bu yolla insanların formel eğitimlerinin kaçınılmaz bir parçası olan fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi amacıyla Kanada'da kurulduğunu söyledi.
Günümüzde 60'ı aşkın ülkenin üye olduğu organizasyonun, fen ve teknoloji ile toplum ilişkisinin kurulmasına büyük önem verdiğini ve bu kapsamda "ulaşılan bilimsel imkanların barışçıl amaçlarla kullanılması gerektiği" düşüncesinin yaygınlaştırılması ilkesiyle çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Dr. Çavaş, organizasyonun, kuruluşundan bu yana her 2 yılda bir gerçekleştirdiği sempozyumlarla fen ve teknoloji eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunu ele aldığını anlattı.
TÜRKİYE'DEKİ FEN VE TEKNOLOJİ EĞİTİMİ
Dr. Çavaş, bu yıl 13'ncüsü düzenlenecek IOSTE Sempozyumunun üye ülkelerin neredeyse tamamından, bilim insanlarının katılımıyla Türkiye'de yapılacağını kaydetti.
Türkiye'de gerçekleştirilecek sempozyumun, okullarda fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi, bilimle toplum bağının kurulabilmesi için tüm dünya için olduğu gibi Türkiye için de büyük önem taşıdığını dile getiren Dr. Çavaş, şöyle konuştu:
"Dünyada en son yapılan, fen ve teknoloji eğitimine yönelik karşılaştırmalı çalışmalarda ülkemiz çok olumlu bir tablo çizmiyor. Yani, öğrencilerimizin fen teknoloji ve matematik başarılarına bakacak olursak, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, pek olumlu bir tablonun çıkmadığını görüyoruz. OECD tarafından son olarak 2006 yılında organize edilen bu alandaki ölçüm çalışması olan PISA'da, katılımcı yaklaşık 40 ülke içinde son sıralarda yer alıyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı, bu ölçüm çalışmasını yakından takip ediyor ve bunun ışığında düzenlemeler yapıyor. Bu kapsamda 2000 yılında beri bakanlık, İlköğretim Genel Müdürlüğü, çok büyük çalışmalar yaptı. İlköğretim programları yeniden yapılandırıldı. 'Yapılandırmacılık' kuramı ışığında programlar baştan başa değiştirildi, kitaplar yenilendi. Kitap komisyonları kuruldu, kitaplar tekrar tekrar çok ince ayrıntılarıyla incelendi. Şimdi böyle bir ortamda, ülkemizde fen ve teknoloji eğitimin yeniden yapılandırıldığı bir ortamda, böyle bir sempozyumun Türkiye'de yapılması, bu alandaki araştırıcıların yurt dışındaki meslektaşlarıyla bir araya gelip fikir alışverişinde bulunmaları açısından büyük önem taşıyor."
DÜNYA BARIŞINA KATKI
Türkiye'de yapılacak IOSTE Sempozyumunun, Türkiye'de fen ve teknoloji eğitiminin gelişimine ışık tutacak olmasının yanı sıra dünya açısından da farklı değere sahip olduğunu dile getiren Dr. Çavaş, "kuruluşundan bu yana, ilk defa bir IOSTE sempozyumun, Orta Doğu, Kafkaslar gibi her zaman sorunlu bölgelerin hemen yakınında düzenlenecek olması, IOSTE'nin, fen ve teknoloji alanındaki imkanların barışçıl amaçlarla kullanılması gerektiği ilkesinin, bölge ülkelerine ve tüm dünyaya daha iyi ulaştırılması, anlatılması imkanı verecektir" dedi.
140'I YABANCI 220 ARAŞTIRMACI KATILACAK
Sempozyuma katılım hakkında da bilgi veren Dr. Çavaş, Kuşadası'nda düzenlenen bilimsel etkinliğe, fen ve teknoloji eğitimi alanında 140 yabancı, 80 de Türk araştırmacının katılacağını bildirdi.
Sempozyumda, aralarında 2005 yılında "Dünya Fizik Eğitimi Ödülü" sahibi, Norveç Oslo Üniversitesinden Svein Sjoberg ile fen teknoloji eğitimi alanındaki dünyadaki en önemli isimlerden İngiltere King's College'den Justin Dillon'un da bulunduğu 7 çağrılı konuşmacının yer alacağını anlatan Dr. Çavaş, şu bilgileri verdi:
"Sempozyumda fen ve teknoloji eğitiminin durumunu ortaya koyan, sorunlara çözüm üreten 170 tane bireysel bildiri, 30 tane poster çalışması sunulacak. Etkinlikte ayrıca 2 mini sempozyum daha yapılacak ve bunlardan ilkinde 'Amerika'da fen ve teknoloji alanında neler olup bitiyor' konusu, diğerinde ise bir AB projesi olan 'Fen okur yazarlığının Avrupa'daki boyutu' konusu ele alınacak."
Öğretmen Milli sporculara müjde!
Öğretmenlik atamaları yapılan milli sporcuların atamalarının, sporcu kimlikleri göz önünde bulundurularak uygun illerle değiştirilmesiyle ilgili yazı, Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu'nun imzasıyla Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderildi.
"Milli sporcularımızın, bundan sonra yapılacak uluslararası faaliyetlerde, ülkemizi temsil aşamasında başarılı olabilmeleri için çalışmalarını uygun ortamda sürdürmelerine gerek duyulmaktadır" ifadelerinin yer aldığı yazıda, Beden Eğitimi Öğretmeni diploması bulunan sporcuların, çalışmalarını rahatça sürdürebilecekleri illere atanması rica edildi.
21 Ağustos 2008 tarihinde atamaları yapılan tekvandodan 20, güreşten 16, hentboldan 7, karate, hokey ve okçuluktan 6, atletizmden 5, buz hokeyinden 3, basketboldan ve halterden 2, bocce bowling, su altı sporları, atıcılık ve judodan da 1'er sporcunun yer aldığı 77 kişilik listenin, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e ulaştığı, bakanlığın da bu konudaki gerekli çalışmaları başlattığı öğrenildi.
KPSS, 21 Eylül'de yapılacak
KPSS, ÖSYM tarafından 81 il merkezinde yapılacak. Sınav, başvuru yapan aday sayısının fazla oluşu ve sınava gireceklerin sayısının bazı sınav merkezlerinin kapasitesinin çok üzerinde olması nedeniyle ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde iki ayrı oturumda yapılacak. Sınav, ortaöğretim düzeyinde girecek adaylar için saat 9.30'da, ön lisans düzeyinde girecek adaylar için ise 14.30'da gerçekleştirilecek. Sınavın süresi 150 dakika olacak. Adayların sınava gelirken yanlarında, sınava giriş ve kimlik belgeleri, nüfus cüzdanları, bir fotoğrafları ile yumuşak uçlu kalem ve silgi bulundurmaları gerekiyor. Cep telefonu yanında olan adaylar sınav binalarına kesinlikle alınmayacak. Sınavda adaylara genel yetenek ve genel kültür testleri uygulanacak. AA
KPDS'ye basvurular bugun sona eriyor
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) yapılan yazılı açıklamaya göre, sınav 2 Kasım 2008 tarihinde, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir,İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Trabzon ve Van illeri ile Lefkoşa'da yapılacak. Sınava, yabancı dil tazminatından yararlanmak isteyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'na göre çalışanlarla kadro karşılığı sözleşmeli personel ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/c maddesine tabi sözleşmeli personel katılabilecek. Ayrıca, personelinin yabancı dil bilgisi seviyesini tespit etmek isteyen diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar da bu sınava katılabilecek. Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmelik gereğince, kamu kurum ve kuruluşlarınca yurt dışı teşkilatında sürekli göreve atanacak memurlarla diğer görevlilerin de bu sınava girmesi gerekiyor. Kamu kurum ve kuruluşlarında mütercim ve tercüman ya da bilgi işlem çözümleyicisi ve programcısı olarak görev yapanlar ile bu görevler için başvuruda bulunan, ayrıca herhangi bir kurumda çalışmamakla birlikte yabancı dil bilgisi seviyesini tespit ettirmek isteyen fakülte veya yüksekokul mezunları ile üniversitelerce kendilerinden KPDS puanı istenen öğrenciler de bu sınava girebilecekler. Araştırma görevlisi seçme ve atama işlemlerinde, yabancı dil yeterlik sınavı yerine KPDS sonuçlarının kullanılması olanağı bulunduğundan lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrenciler de KPDS'ye katılabilecek. Sınav, Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca (Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca ve Yunanca dillerinde yapılacak. Başvuru evrakı, üniversite rektörlüklerinden ve ÖSYM Sınav Merkezi yöneticiliklerinden 2 YTL karşılığında alınabilecek. Başvuru merkezleri, ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinden öğrenilebilecek. KPDS'ye başvurular elektronik ortamda alınacak. AA
MEB'ten örnek proje!
Milli Eğitim Bakanlığı, bazı öğretmenler tarafından geliştirilen ve başarı sağlayan çalışmaları tüm Türkiye'de yaygınlaştırmak için yeni bir çalışma başlatıyor.
Bakanlık, söz konusu başarılı örneklerden tüm öğretmenlerin haberdar olmasını ve bu çalışma ile öğretmenlerin cesaretlendirilmesini amaçlıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül, "Öğretmenlerin başarılı çalışmalarıö başlıklı bir genelge yayınladı. Özgül, yayınladığı genelgede, öğretmenlik mesleğinin azim, sabır, gönüllülük, hoşgörü gerektiren ve özveri isteyen bir meslek olduğunu söyleyerek, "Öğretmenlerimiz, her türlü zorluk ve sıkıntılara rağmen, severek ve isteyerek ülkemizin her yerinde başarıyla görevlerini yapmaktadırlar. Öğretmenlerimizin, mevcut ve zor şartlar içinde imkânları zorlayarak sınıflarında, okullarında ve çevrelerinde eğitimle ilgili farklı uygulamalar yaptıkları, yaratıcı ve başarılı sonuçlar aldıkları bilinmektedir. Sınıflarda, okullarda ve çevrede eğitimle ilgili gerçekleştirilen bu çalışmalar diğer öğretmenlere de örnek olabilecek niteliktedirö açıklamasında bulundu. Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin geliştirdikleri ve uyguladıkları, diğer öğretmenlere de örnek olabilecek eğitimle ilgili başarılı çalışmaların diğer öğretmenlerle paylaşılmasının çocukların ve Türkiye'nin eğitim sistemi için önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Özgül, "Başarılı örnekleri tanımak, ön plana çıkarmak ve öğretmenlerimizi cesaretlendirmek amacıyla söz konusu başarılı örneklerden tüm öğretmenlerimizin haberdar olması ve Türkiye geneline yaygınlaştırılması için Bakanlığımızca bir çalışma başlatılacaktırö açıklamasında bulundu. Özgül, yayınladığı genelgede, öğretmenler tarafından eğitimle ilgili herhangi bir konuda sınıflarda, okullarda ve okul dışında geliştirilen ve uygulanan örnek olabilecek, başarılı çalışmaların İl Millî Eğitim Müdürlükleri tarafından belirlenerek il genelinde bütün öğretmenler ve yöneticiler tararından paylaşılacağını duyurdu. Özgül, başarılı örneklerin öğretmenlerde yeni farkındalıklar yaratabileceği düşüncesiyle MEB tarafından ülke geneline de duyurulacağını ifade etti.
Öğrenci harçlarına zam
Fakültelere göre katkı payı miktarlarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Örgün öğretimde en fazla katkı payını tıp fakültesi öğrencileri, en düşük katkı payını Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödüyor. Katkı payı miktarları örgün öğretimde 66 YTL ile 547 YTL arasında değişiyor.
Lisans programlarının 2008-2009 akademik yılı katkı payı miktarları şöyle:
Tıp fakülteleri 547 YTL, diş hekimliği ve eczacılık fakülteleri 457 YTL, veteriner fakülteleri 357 YTL, tıbbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programları ile teknik eğitim fakülteleri 260 YTL, İTÜ İşletme
Fakültesi 372 YTL, mühendislik, mimarlık, mühendislik-mimarlık, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, mühendislik ve teknik, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri 358 YTL, gemi inşaat ve deniz bilimleri, deniz bilimleri, su ürünleri, denizcilik, tekstil teknik ve tasarım, sanat ve tasarım, güzel sanatlar fakülteleri 293 YTL, fen, fen-edebiyat (fen programı), dil ve tarih-coğrafya, ilahiyat, eğitim, mesleki eğitim, sağlık eğitim, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm eğitimi, mesleki yaygın eğitim, eğitim bilimleri, edebiyat, iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 263 YTL, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler 290 YTL, Açıköğretim Fakültesi 66 YTL.
YÜKSEKOKULLAR
Yüksekokullar içinde de en fazla katkı payını devlet konservatuvarı ve sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokulu öğrencileri ödeyecek.
Katkı payları devlet konservatuvarlarında 505 YTL'den 545 YTL'ye, sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokullarında 403 YTL'den 435 YTL'ye yükseltildi. Mesleki teknoloji, tütün eksperliği, ev ekonomisi yüksekokulları öğrencileri 210, bankacılık ve sigorta, uygulamalı bilimler, ilahiyat meslek, sağlık, hayvan sağlığı, endüstriyel sanatlar, takı teknolojisi ve tasarımı, beden eğitimi ve spor, spor bilimleri teknolojisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, sağlık teknolojisi, hemşirelik, sosyal hizmetler, sağlık idaresi, ulaştırma, turizm ve otelcilik işletme ve turizm işletme ve otelcilik ve engelliler entegre yüksekokulları ile tapu kadastro, sağlık hizmetleri, sivil havacılık, sosyal bilimler teknik bilimler, yerel yönetimler, su ürünleri ve adalet yüksekokulları öğrencileri 176 YTL katkı payı verecek.
Lisastüstü öğrenim ücreti 239 YTL'ye çıkarıldı.
İKİNCİ ÖĞRETİM
Örgün öğretim gören öğrencilerin derslerini tamamlamasının ardından öğleden sonra veya akşam öğrenim gören "ikinci öğretim" öğrencilerinin katkı payı miktarları da yeniden belirlendi.
Katkı payları ikinci öğretim öğrencilerinden ortalama öğrenci maliyetinin yaklaşık yarısı kadar alındığı için miktarlar örgün öğretim öğrencilerinden daha yüksek olarak belirleniyor.
İkinci öğretimde veteriner fakülteleri ve tıbbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programları bin 976 YTL, teknik eğitim fakülteleri bin 62 YTL, mühendislik, mimarlık, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri bin 416 YTL, gemi inşaat, deniz bilimleri, su ürünleri, denizcilik, sanat ve tasarım, güzel sanatlar fakülteleri bin 782 YTL, fen, fen-edebiyat (fen programı) fakülteleri bin 186 YTL, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri bin 70 YTL, dil tarih ve coğrafya, ilahiyat, eğitim mesleki eğitim, sağlık eğitim, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm, mesleki yaygın eğitim, eğitim bilimleri ve edebiyat fakülteleri 951 YTL, fen-edebiyat fakültesi (edebiyat ve sosyal program), iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 891 YTL katkı payı ödeyecek.
YÜZDE 20 ARTIRILABİLİYOR
Üniversite kurulları, katkı payı miktarlarını, üniversitenin özelliğini, öğrenim dallarının niteliklerini ve sürelerini göz önünde tutarak fakülte, yüksekokul, enstitü ve bölümler itibarıyla yüzde 20 oranına kadar artırabiliyor.
Katkı payları, öğrenciler tarafından yükseköğretim kurumlarınca kamu bankalarından herhangi birinde açtırılan hesaba yatırılacak. YURTKUR'dan katkı kredisi almaya hak kazanan öğrenciler adına belirlenen katkı payı miktarları, bu kurum tarafından ilgili üniversiteye aktarılacak.
Katkı kredisi almayan öğrenciler eğer süresi içinde katkı payı miktarını ödemezlerse kayıtları yapılmayacak ve yenilenmeyecek. Katkı payları eğitim-öğretim yılı başlarında kayıt olma ve yenileme sırasında iki eşit taksitte ödenecek.
Yabancı dilde eğitim yapan eğitim fakülteleri hariç yabancı dille öğretim yapan yükseköğretim kurumlarında öğrenci katkı payı iki katı olarak alınıyor.
AA
Öğrenci yurtları raporu : Tarikatlar ilkokullara el attı !!!
İlk ve ortaöğretim çağındaki çocuklar dincilerin öğrenci evlerine teslim ediliyor
İstanbul'daki tarikat - cemaat bağlantılı özel yurtlarda, ailesi İstanbul'da oturan öğrencilerin bile kaldığına dikkat çekilirken veliler çocuklarını buralara emanet etmelerinin gerekçesini "Ahlaklı, terbiyeli olması ve SBS ya da ÖSS'ye abi ya da ablaların verdiği derslerle ücretsiz olarak hazırlanması" olarak açıklıyor.
Eğitim-İş İstanbul 1 No'lu Şube tarafından hazırlanan "İstanbul'daki Öğrenci Yurtları Raporu", ilginç ayrıntıları ortaya koyuyor. Şube Başkanı Vahap Güzey'in imzasını taşıyan raporda, tarikat - cemaat bağlantılı yurtların sadece üniversitelilere değil, ilk ve ortaöğretim çağındaki çocuklara da hizmet verdiği belirtiliyor. Aileleri İstanbul'da ikamet etmesine karşın birçok çocuğun bu yurtlarda kaldığına işaret edilen raporda, "Görüştüğümüz aileler, çocuklarını bu yurtlara göndermelerinin nedenlerini, ?Ahlaklı, terbiyeli olması, kötü alışkanlıklardan uzak durması' diye açıklıyor. Ancak veliler ağırlıklı olarak ekonomik yetersizlikleri nedeniyle çocuklarını bu yurtlara gönderiyor"
6 ve 7. sınıflar seçiliyor
Raporda, dinci kesime ait yurtların yetkilileriyle çok sayıda görüşme yapıldığına da yer veriliyor. Buna göre bu yurtlarda kalacak öğrenciler 3 ayrı yöntemle seçiliyor. Birincisinde, dini yapılanmalar, ilköğretim çağından beri ilişkide oldukları yoksul aile çocuklarını ortaöğretim ya da üniversite aşamasında da bünyelerinden ayırmayarak yurtlarında barındırıyor. Diğer yöntemde, İstanbul'a okumaya gelen ve ekonomik durumu kötü çocuklarla, üniversitelere kayıt sırasında bağlantıya geçiliyor ve yanlarına çekiyorlar. Son yöntemde ise "referans" gerekiyor. Burada da dini yapılanmayla ilgisi olan tanıdığı bulunanların tavsiyesiyle öğrenci kabul ediliyor. Raporda, "Öğrencilerin belirlenmesindeki ortak nokta başarılı olmaları" vurgusu yapılarak şöyle devam ediliyor: "Özellikle altıncı ve yedinci sınıflardaki başarılı öğrenciler tespit edilerek aileleriyle görüşülüyor. İstanbul'da dinci dernek, vakıf ve dersanelerce kiralanan evlerde binlerce öğrenci barınıyor. Bu evlerde daha başarılılar kalıyor."
Fatih'te 200 öğrenci evi
Rapora göre, dinci örgütlenmelerle bağlantılı özel yurtlardan ilk ve ortaöğretim kademesine yönelik olanlar Üsküdar, Çatalca, Ümraniye ve Gaziosmanpaşa'da yoğunlaşıyor. Yükseköğretim öğrencilerine yönelik olanlar ise Fatih, Bahçelievler ve Kadıköy ilçelerinde ağırlık kazanıyor. Öğrenci evleri ise Fatih'te yoğunlaşıyor. Raporda, dinci örgütlerce Fatih'te öğrenci evi olarak kullandırılan 200 yer olduğu ifade ediliyor.
Cumhuriyet
YÖK'ten son sınıflara kayıt hakkı
YÖK'ten yapılan yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığının, yükseköğretim kurumlarını kazanmış bazı son sınıf öğrencilerinin tek dersten başarısız olmaları nedeniyle mezun olamadıklarını değerlendirerek, bu durumda olan öğrencilerin mağduriyetlerine meydan verilmemesi için genelge ile sınav hakkı tanıdığı anımsatıldı. Açıklamada, ayrıca açık öğretim lisesi ve mesleki açık öğretim lisesi öğrencilerine yönelik olarak da 13 Eylül 2008'de tek ders sınavı hakkı verildiği belirtildi. Konuya ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığından gelen yazıların, YÖK'ün 15 Eylül 2008 tarihli toplantısında görüşüldüğü ve bu durumdaki öğrencilerin yükseköğretim hakkını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla kararlar aldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Buna göre, üniversitelerin kayıt tarihlerinin ve 2008-ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu ile ilgili işlemlerin sona erdiği dikkate alınarak, her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığının genelgesinde tek ders sınav tarihleri konusunda valiliklere yetki verilmişse de yükseköğretim kurumlarına kayıt hakkı kazanan ve tek ders sınavından başarılı olarak mezun olduklarını belgeleyen son sınıf öğrencilerine mahsus olmak üzere 22 Eylül 2008 tarihinden başlamak üzere, 25 Eylül 2008 günü mesai bitimine kadar kayıt imkanı tanınmasına karar verilmiştir.'' AA
Bazı rektörler 'öğrenci affı'na karşı
ÜAK toplantısına katılan bazı rektörler gazetecilerin, ''üniversitelerde öğrenci affı''na yönelik sorularını yanıtladı. Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Erdener, affın çok yararlı sonuçlar doğurmayacağını savunarak, ''Üniversitelerde disiplin suçu nedeniyle ilişiği kesilmiş öğrencilerin tekrar aynı ortama kazandırılmasının yararlı sonuç doğurmayacağı inancındayım'' diye konuştu. Kocaeli Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu da afla dönen öğrencilerin başarısının çok yüksek olmadığını ifade etti. Komsuoğlu, özellikle Fen Bilimlerinde, pozitif bilimlerde uzun süre okuldan ayrı kalmış öğrencilerin geri dönerek başarılı olmalarının zor olduğunu belirtti. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ise ''öğrenci affı''nın üniversite için yararlı olmayacağını, ancak, veliler için kulağa çok hoş gelen bir söz olduğunu ifade etti. Geçmiş yıllarda afla dönen öğrencilerden ne kadarının başarılı olduğuna dair bir envanterin olması gerektiğini belirten Parlak, üniversitelerdeki kontenjan artışına da dikkati çekti. Parlak, ''Ne yapılmak isteniyor, nereye varılmak isteniyor? İyi ürün veren fabrikalarda kaliteyi düşürmek, o ülkeye fazla yarar sağlamaz ki, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, affa kesinlikle karşı olduğunu söyledi. Türkiye'de bazı şeyleri açık konuşmak gerek. Önümüzde yerel seçimler var. Hayırlara vesile olsun'' diye konuştu. Daha önce afla dönen öğrencilerden başarılı olanların yok denecek kadar az olduğunu ifade eden Parlak, ''Eğer böyle bir beklenti yaratırsanız, 5-10 yıl sonra yine bir af gelecek, bunun sonunu alamazsınız'' dedi. Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, bu konunun bir af olarak nitelendirilmesinden çok, öğrenciye verilen bir hak olarak değerlendirilmesinin daha isabetli olacağını söyledi. Ayhan, ''Çünkü biz, öğrenciye bir ceza vermedik'' dedi. Kontenjanların artırılmasına değinen Ayhan, ''Şimdi bir de aftan öğrencilerimiz gelecek. Onun için bize bir uygulama takvimi, uygulama süreci tanırlarsa isabetli olur. Laboratuvarların, dersliklerin kullanılmasında oldukça zor günler yaşayacağımıza inanıyorum'' dedi. Bir gazetecinin ''öğrenci affına sıcak bakıyor musunuz?'' sorusu üzerine ise Ayhan, şunları söyledi: ''Türkiye'de çağ nüfusunun sadece yüzde 19-20'sini okutuyoruz. Okuma hakkını kazanmış olan arkadaşlara bu nevi bir hak sağlanması, bilhassa çağ nüfusunun okumasının artırılmasının temini için mümkün olabilir. Ama üniversitelerin durumlarının da mutlaka nazara alınması gerekir.'' AA
YÖK başkanının en büyük 3 arzusu
Üniversitelerarası Kurul'un yeni başkanı Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ceylan, rektörlere ''Birlikte gönüllü çalışırsak ve birbirimize kenetlenirsek bütün engelleri aşacağımıza inanıyorum'' diye seslendi. Üniversitelerarası Kurul, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi Morfoloji Binası'nda toplandı. Toplantının açılışında konuşan Ceylan, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'nın, üniversitelerin kuruluş tarihine göre sırası gelen rektörler tarafından bir yıl süreyle yürütüldüğünü belirterek, kurul başkanlığının 1 Ağustos 2008'den itibaren Yüzüncü Yıl Üniversitesine geçtiğini kaydetti. Üniversitelerarası Kurul'un eski başkanı Akdeniz Üniversitesi eski rektörü Mustafa Akaydın'a çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden Ceylan, ''Umarım bu bir yıllık görev süresini başarılı bir şekilde tamamlarım. Bu konuda en büyük destekçim sizlersiniz'' dedi. Toplantıda, yeni kurulan üniversitelerin rektörlerinin de bulunduğuna işaret eden Ceylan, rektörlere ''Birlikte gönüllü çalışırsak ve birbirimize kenetlenirsek bütün engelleri aşacağımıza inanıyorum'' diye seslendi. Toplantıya katılan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da bir konuşma yaptı. YÖK BAŞKANI PROF. DR ÖZCAN: EN BÜYÜK İDEALİM BU ÜLKEDEKİ HERKESİN YÜKSEK ÖĞRETİM HAKKINI KULLANABİLMESİDİR YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, konuşmasına başlarken, ''ABD'de de özgürlükçü vaziyet alışıyla tanınan Martin Luter King 1963 yılında yaptığı bir konuşmaya, çok veciz bir ifadeyle başlar. 'I have dream' der. Şimdi ben de bugün, Yüksek öğretim sistemiyle ilgili rüyalarımı paylaşmak istiyorum'' dedi. Özcan, dile getireceği idealleri ''1-2 yıl içinde görmek istediğini'' söyledi. En büyük idealinin ülkedeki herkesin yüksek öğretim hakkını kullanabilmesi olduğunu ifade eden Özcan, sistemde 1,2 milyon öğrenci fazlası bulunduğunu, liselerden her yıl yaklaşık 730-740 bin öğrencinin mezun olduğunu, 1,2 milyon öğrenciyle birlikte bu sayının yaklaşık 2 milyona ulaştığını belirtti. Özcan, bunun sistemin en acil, en önemli çözülmesi gereken sorunun olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Bu çocuklara derhal üniversitelerde yer bulmak zorundayız. Bu sene yüksek öğretim sisteminde görülmeyen bir şekilde 1 milyondan fazla lise öğrencisine yer bulduk. Bunun 630 bini örgün eğitim, geri kalanı da açık öğretimde. Neredeyse iki kişiden biri üniversiteye girer duruma geldi. Ümit ediyorum, bir dahaki yıl daha da iyi bir durumda olacağız. İkinci arzum, gerekli öğretim üyesi ve elamanını temin etmektir. Sadece devlet üniversitelerine değil, bu açıdan vakıf üniversitelerine de büyük görev düşmektedir. Hepimiz elimizi taşın altına koyup, öğretim üyesi yetiştirmeye yönelik programları, lisans üstü programları giderek artırmalıyız.'' Bu süreci hızlandırmak, bazı teşvik mekanizmalarını uygulamaya koymaya yönelik çalışmalara hızlı bir şekilde devam ettiklerini belirten Özcan, 1-2 ay içerisinde bunların duyulacağını söyledi. Özcan, diğer bir arzusunun ise yeni kurulan üniversitelerin yapılandırılması ve eğitime başlaması olduğunu dile getirdi. -''ULUSAL DEĞİŞİM'' Avrupa Topluluğu ülkelerindeki Erasmus benzeri bir programın Türkiye'de de uygulanmasını istediğini belirten Özcan, ''Bunun için bütün altyapı çalışmalarını tamamladık. Ulusal değişim programı adı altındaki bir programı yakın zamanda değerlendirmek için üniversitelerimize göndermek durumundayız. 1-2 gün içinde sizin elinize geçeceğini zannediyorum. Görüşleriniz alındıktan sonra uygulanmaya konulacaktır'' dedi. Özcan, bu çalışmanın üniversitelerle işbirliğinin artmasında kalitenin eşit hale gelmesi açısından son derece önemli olduğunun altını çizdi. Ülkede uzaktan eğitimin yaygınlaştırılması, özellikle yeni üniversitelerin bundan faydalandırılmasının da hayalleri arasında olduğunu belirten Özcan, ''Şırnak, Hakkari, Bitlis gibi yerlere çok istekli öğretim üyesi bulabileceğimizi zannetmiyorum. Başka teşvikleri de devreye sokacağız ama uzaktan eğitim gibi çok güçlü bir silahımız var. Bu silahı kullansak her halükarda karlı durumda oluruz diye düşünüyorum'' diye konuştu. Özcan, Türk eğitim sistemindeki tüm öğretim üyeleri ve elemanlarının 3-9 ay gibi bir süre için yurt dışına gönderilmesini istediğini de belirterek, ''Son 23 üniversitenin rektör adaylarıyla tanışma toplantısında hiç yurt dışına çıkmamış birkaç arkadaşımın olması beni fevkalade üzmüştü'' dedi. -ISI İNDEKSİ- Performansa dayalı bir ödül sisteminin son derece yararlı olacağını belirten Özcan, şunları kaydetti: ''Burada ihmal ettiğimiz patent, patentin teknolojiye dönüştürülmesi gibi hususlara da önem verilmesi, zannediyorum bilimsel çıktılarımızın değerle ödüllendirilmesi ve teşviki bakımından son derece önemli olacaktır. Sadece benim değil, belki hepimizin en büyük ideali, ISI indeksinde şu anda bulunduğumuz 19. sıradan daha üst sıralara yükselmektir. Bu uluslararası rekabet için son derece önemlidir. Hepinizin bildiği gibi Bulgaristan'da bir öğretim yılının bir öğrenci için maliyeti 2 bin 600 dolardır, 3 bin doların altına inmiştir. Yaşamın da bu ülkelerde son derece uzun, ucuz olduğunu biliyorsunuz. Eğer tedbirleri almazsak zannediyorum 5 veya en fazla 10 yıl içinde Türk yükseköğretiminin hiçbir rekabet gücü olmayacaktır. Biliyorsunuz Romanya özellikle sağlık bilimleri alanında bu tip bir hizmeti veriyordu. Şimdi Bulgaristan devreye girdi. Yakında Slovakya, Slovenya, Çekoslovakya, Polonya gibi ülkeler de devreye girerek rekabet gücümüzü iyice azaltacaklardır. Biz sonunda kendi lise öğrencilerimize ancak eğitim veren, hiç dışarda rekabet gücü olmayan bir ülke haline geleceğiz. Bu büyük bir tehlike arz etmektedir.'' Özcan, bu süreçte güçlü olmak için Bologna süreciyle ilgili faaliyetlerin arttırılması gerektiğini vurguladı. -ÖĞRETİM ÜYELERİNİN ÖZLÜK HAKLARI- Bir diğer arzusunun ise bütün bu gelişmeleri sağlayacak öğretim üyeleri ve elemanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi olduğunu belirten Özcan, bunun için girişimlerde bulunduklarını, küçük bir artış sağlandığını anımsattı. Özcan, ''Zannediyorum, 2009 yılının ilk 6 ayı içinde benzer bir artış daha yapılacak. Ama bence yeterli değildir. Artık böyle yüzde 3, yüzde 5'lerle değil, katlarla düşünmek gerekir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu üniversitelerinde çalışacak elemanlar için 2-3 misli gibi terimlerle bu meseleye yaklaşmak daha doğru olacaktır'' diye konuştu. -''YÖK, HER TÜRLÜ YARDIMI YAPMAYA HAZIR''- Özcan, yükseköğretim sistemiyle ilgili arzularını dile getirdikten sonra, UAK'a bir yıl başkanlık yapacak olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ceylan'a başarılar diledi. Özcan, ''UAK'ın daha iyi hizmet verebilmesi için sizin personel başta olmak üzere bazı hizmetlere ihtiyaç vardır. Bu hizmetlerin karşılanmasında YÖK'e düşecek her türlü yardımı yapmaya hazır olduğumuzu da buradan bildirmek isterim'' diye konuştu. Yeni atanan rektörleri de kutlayan Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İşlerinin çok zor olduğunu farkındayım. Ancak YÖK'ün daima yanlarında olduklarını bilmelerini isterim. Onlardan bir telefon uzaktayım, o kadar yakınız. Ahenkli bir çalışmayla çözemeyeceğimiz hiçbir problem olduğuna inanmıyorum. Üniversiteler sadece esas işleri olan bilimsel çalışmalarla uğraşmalı ve ülkenin sorunlarına çözüm getirecek açılımları hedeflemelidir. Bundan başta bir hedef kabul edilebilir değildir.'' YÖK Başkanı, konuşmasının ardından toplantıdan ayrıldı. AA
Geleceğin bilimcileri nasıl yetişecek
Ufuk Kırabalı'nın haberi Okullardaki fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi temel amacıyla faaliyet gösteren International Organization for Science and Technology - Uluslararası Fen ve Teknoloji Eğitimi Organizasyonu'nun (IOSTE) 13. Sempozyumu, Dokuz Eylül Üniversitesinin (DEÜ) ev sahipliğinde 21-16 Eylül günleri arasında Aydın'ın Kuşadası ilçesinde yapılacak. IOSTE Uluslararası Yönetim Kurulu Üyesi ve Sempozyum Sekreteri Dr. Bülent Çavaş, AA'ya yaptığı açıklamada, IOSTE'nin soğuk savaşın hüküm sürdüğü 1979 yılında fen ve teknoloji eğitiminde politik ve ideolojik sınırların aşılarak, eğitimciler arasında etkileşimin artırılması ve bu yolla insanların formel eğitimlerinin kaçınılmaz bir parçası olan fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi amacıyla Kanada'da kurulduğunu söyledi. Günümüzde 60'ı aşkın ülkenin üye olduğu organizasyonun, fen ve teknoloji ile toplum ilişkisinin kurulmasına büyük önem verdiğini ve bu kapsamda ''ulaşılan bilimsel imkanların barışçıl amaçlarla kullanılması gerektiği'' düşüncesinin yaygınlaştırılması ilkesiyle çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Dr. Çavaş, organizasyonun, kuruluşundan bu yana her 2 yılda bir gerçekleştirdiği sempozyumlarla fen ve teknoloji eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunu ele aldığını anlattı. -TÜRKİYE'DEKİ FEN VE TEKNOLOJİ EĞİTİMİ- Dr. Çavaş, bu yıl 13'ncüsü düzenlenecek IOSTE Sempozyumunun üye ülkelerin neredeyse tamamından, bilim insanlarının katılımıyla Türkiye'de yapılacağını kaydetti. Türkiye'de gerçekleştirilecek sempozyumun, okullarda fen ve teknoloji eğitiminin geliştirilmesi, bilimle toplum bağının kurulabilmesi için tüm dünya için olduğu gibi Türkiye için de büyük önem taşıdığını dile getiren Dr. Çavaş, şöyle konuştu: ''Dünyada en son yapılan, fen ve teknoloji eğitimine yönelik karşılaştırmalı çalışmalarda ülkemiz çok olumlu bir tablo çizmiyor. Yani, öğrencilerimizin fen teknoloji ve matematik başarılarına bakacak olursak, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, pek olumlu bir tablonun çıkmadığını görüyoruz. OECD tarafından son olarak 2006 yılında organize edilen bu alandaki ölçüm çalışması olan PISA'da, katılımcı yaklaşık 40 ülke içinde son sıralarda yer alıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, bu ölçüm çalışmasını yakından takip ediyor ve bunun ışığında düzenlemeler yapıyor. Bu kapsamda 2000 yılında beri bakanlık, İlköğretim Genel Müdürlüğü, çok büyük çalışmalar yaptı. İlköğretim programları yeniden yapılandırıldı. 'Yapılandırmacılık' kuramı ışığında programlar baştan başa değiştirildi, kitaplar yenilendi. Kitap komisyonları kuruldu, kitaplar tekrar tekrar çok ince ayrıntılarıyla incelendi. Şimdi böyle bir ortamda, ülkemizde fen ve teknoloji eğitimin yeniden yapılandırıldığı bir ortamda, böyle bir sempozyumun Türkiye'de yapılması, bu alandaki araştırıcıların yurt dışındaki meslektaşlarıyla bir araya gelip fikir alışverişinde bulunmaları açısından büyük önem taşıyor.'' -DÜNYA BARIŞINA KATKI- Türkiye'de yapılacak IOSTE Sempozyumunun, Türkiye'de fen ve teknoloji eğitiminin gelişimine ışık tutacak olmasının yanı sıra dünya açısından da farklı değere sahip olduğunu dile getiren Dr. Çavaş, ''kuruluşundan bu yana, ilk defa bir IOSTE sempozyumun, Orta Doğu, Kafkaslar gibi her zaman sorunlu bölgelerin hemen yakınında düzenlenecek olması, IOSTE'nin, fen ve teknoloji alanındaki imkanların barışçıl amaçlarla kullanılması gerektiği ilkesinin, bölge ülkelerine ve tüm dünyaya daha iyi ulaştırılması, anlatılması imkanı verecektir'' dedi. -140'I YABANCI 220 ARAŞTIRMACI KATILACAK- Sempozyuma katılım hakkında da bilgi veren Dr. Çavaş, Kuşadası'nda düzenlenen bilimsel etkinliğe, fen ve teknoloji eğitimi alanında 140 yabancı, 80 de Türk araştırmacının katılacağını bildirdi. Sempozyumda, aralarında 2005 yılında ''Dünya Fizik Eğitimi Ödülü'' sahibi, Norveç Oslo Üniversitesinden Svein Sjoberg ile fen teknoloji eğitimi alanındaki dünyadaki en önemli isimlerden İngiltere King's College'den Justin Dillon'un da bulunduğu 7 çağrılı konuşmacının yer alacağını anlatan Dr. Çavaş, şu bilgileri verdi: ''Sempozyumda fen ve teknoloji eğitiminin durumunu ortaya koyan, sorunlara çözüm üreten 170 tane bireysel bildiri, 30 tane poster çalışması sunulacak. Etkinlikte ayrıca 2 mini sempozyum daha yapılacak ve bunlardan ilkinde 'Amerika'da fen ve teknoloji alanında neler olup bitiyor' konusu, diğerinde ise bir AB projesi olan 'Fen okur yazarlığının Avrupa'daki boyutu' konusu ele alınacak.'' (aa)
Fırat Üniversitesi'ne 7 yeni program
FÜ Rektörü Prof. Dr. Feyzi Bingöl, yaptığı yazılı açıklamada, üniversitenin gelişmesi için yoğun bir gayret içerisinde olduklarını belirtti. YÖK nezdinde yaptıkları girişimler sonucunda bu yıl yedi yeni programın açılmasına ve ek kontenjanla öğrenci alınmasına izin verildiğini dile getiren Bingöl, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ''Bu bölümlerimize ek kontenjanla 260 öğrenci alacağız. Önümüzdeki süreçte ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda yeni bölümler açarak üniversitemizi bir cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için projelerimiz, hedeflerimiz ve bunları gerçekleştirebilecek gücümüz ve beşeri zenginliğimiz var. Fırat Üniversitesinin geleceği bugünden çok daha iyi ve aydınlık olacaktır.'' Bu arada, YÖK tarafından açılmasına izin verilen ve bu eğitim yılında ek kontenjanla öğrenci alınacak bölümler şöyle: ''Eğitim Fakültesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü birinci öğretimine 50, Mühendislik Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümüne 40, Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde ikinci öğretime 40, Fen Edebiyat Fakültesi İstatistik Bölümü ikinci öğretimine 40, Maden Meslek Yüksekokulu Kimya Bölümüne 30, Bilgisayar Programcılığı Bölümüne 30 ve Endüstriyel Elektronik Bölümüne 30 öğrenci alınacak.'' AA
Bayram Tatili uzadı! Tatil 9 güne çıktı
Çiçek, yaklaşan Ramazan Bayramı'nın 9 gün olacağını söyleyerek emekli maaşlarının da bayramdan önce yani 29 Eylül'de ödeneceğini ifade etti.
İşte Çiçek'in açıklamaları:
"Bugün Bakanlar Kurulu'nda 2009 16 Mart tarihinde Türkiye'de başlayacak olan Su Forumu ile ilgili Çevre ve Orman Bakanı bilgi sunmuştur. 20 bin civarında kişi katılacaktır. Bu toplantının esas amacı Türkiye'de de ihtiyacını yakından hissettiğimiz su değerlendirme yapılmasıdır. Bu Türkiye açısından önemli. 3'er yıldan itibaren yapılıyor. İstanbul Dünya Su Başkenti ünvanını taşıyacaktır. Böylesine büyük organizasyonları Türkiye yapabilmektedir.
Bayram tatili yaklaşıyor. Kamuoyunun beklediği açıklamalar varç Bayram tatili kesintisiz olarak devam edecek. 9 günlük bir bayram tat,li olacak. Memur emeklileri 29 Eylül'de maaşlarını alacak. Bayramda köprü geçişleri ücretsiz oluyor. 29 Eylül-2 Ekim arasında) 00:00'da başlayacak bayram bitimine kadar bu uygulama devam edecektir. Toplu taşımada da ücretsiz taşıma olacaktır bayramda.
Önlisans ve lisans düzeyinde öğrenim yapan öğrencilerden kendi isteğiyle ilişiği kesilenler dahil bütün dersleri için bir öğretim yılı ve sınav hakkı verilecektir yasalaşınca. İlk fırsatta imzaya açılacaktır.
2007 17 Ekim'de TBMM tezkereyi kabul etmişti. 1 yıllık süre doluyor. Bu konu hakkında spekülasyonlar yapılıyor. Bakanlar Kurulu'nda 1 yıl daha uzatılması görüşüldü. Bu konu da TBMM'ye gönderilecektir. Operasyon tezkeresinin uzatılmasında tereddütümüz de yoktur.
Yanlış değerlendirmelere imkan verecek bir yazının yazılması, haberin verilmesi çok da doğru değil. Tezkere ile ilgili teyit edilmemiş bilgileri yayınlamayın."
SORU CEVAPLAR
1- Tezkeredeki usül ve esaslar aynen devam edecek mi? Daha önce öğrenci affından yararlanacaklar mı?
Tezkerede bir değişiklik olmayacak. Af konusuna ise olumlu bakıyoruz. Sınıfta kaldığı derslerden bir öğretim yılı devam ve 3 sınav hakkı verilecektir. Öğrenci affı konusunda MEB tasarısı Başbakanlığa gönderilmiştir. Bunu benimsemiş olduk bakanlar Kurulu olarak. İlk fırsatta TBMM'ye göndereceğiz. Ön lisans ve lisans düzeyinde 29.06.2000 tarihinden yasanın yürürlüğe girene kadar 3 sınav hakkı verilmiş olacaktır.
2- Tezkerenin ardından siyasi yetkilendirmeye ihtiyaç olacak mı?
O tezkere ilk kez çıkmıştı. Yazılı kavramlara baktığımızda hükümet direktifinin verilmesi gerekiyordu. Usüli esas aynı. 1 yıl daha TBMM yetkiyi verdiğinde aynı şartlarda uzamış olacaktır...
Öğrenci af tasarısı Başbakanlık'ta!
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) hazırlanan ''öğrenci affı'na ilişkin kanun taslağının Başbakanlığa gönderildiği bildirildi. Alınan bilgiye göre, taslağın, çeşitli nedenlerle üniversitelerden ilişiği kesilen tüm yükseköğretim öğrencilerini kapsadığı belirtildi.
Ek yerlestirme sansi!
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) dün gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında, 2008 ÖSYS Yükseköğretim Programlarına Ek Yerleştirme başvurularının 13 Ekim 2008 tarihlerinde yapılmasına karar verirken, toplam kontenjanın yaklaşık 8 bin 400 olduğu açıklandı.
YÖK'ten yapılan açıklamada, dün yapılan Gene Kurul'da 2008 ÖSYS Yükseköğretim Programlarına Ek Yerleştirme Kılavuzu'nun incelendiği belirtilirken, "Ek yerleştirme başvuru tarihleri 8?13 Ekim 2008, kayıt tarihleri 20?22 Ekim 2008 tarihleri arası olarak belirlenmiştir. 2008 yılı Ek Yerleştirme Kılavuzu'ndaki toplam kontenjan yaklaşık 8 bin 400 olmuştur' dedi.
Dün gerçekleştirilen toplantıda ayrıca Mersin Eğitim Vakfı tarafından kurulmak istenen Toros Üniversitesi ilgili Genel Kurul kararının olumlu görüşle Milli Eğitim Bakanlığına bildirilmesine karar verilirken, Bilge Adam Teknoloji Vakfı tarafından kurulmak istenen Bilgi Teknolojileri Meslek Yüksekokulu'na ilişkin sunum izlendi. Yapılan açıklamada ayrıca üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri tarafından gönderilen Öğretim Üyeliğine Atama ve Yükseltme Kriterleri'nin incelenerek onaylandığı bildirildi.
-23 DEKAN ATANDI-
YÖK Genel Kurulu bazı üniversitelerin fakültelerine de Dekan atamaları yaptı. Yapılan atamalar ise şöyle: "-Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fak. Prof. Dr. Ramazan Şevik -Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. H. Nüvit Gerek -Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Cafer Çelik -Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım Canbolat -Boğaziçi Üniversitesi İİBF Profakültesi Dr. H. Eser Borak -Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar F. Prof. Dr. Hüseyin Akkaya -Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri F Prof. Dr. Oya Işık -Çukurova Üniversitesi Eğitim F. Prof. Dr. A. Necmi Yaşar -Ege Üniversitesi Eğitim F. Prof. Dr. Kadir Aslan -İnönü Üniversitesi Tıp F. Prof. Dr. Ramazan Özdemir -K. Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat F. Prof. Dr. Mehmet Kemal Atik -Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık F. Prof. Dr. Şinasi Aydemir -Kırıkkale Üniversitesi Güzel Sanatlar F. Prof. Dr. Salih Akkaş -Marmara Üniversitesi İİBF Prof. Dr. Suat Oktar -Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Fahreddin Abdullayev -Niğde Üniversitesi İİBF Prof. Dr. Zeki Doğan -Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat F. Prof. Dr. Mehmet Kuran -Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp F. Prof. Dr. Ali Haydar Şahinoğlu -Yıldız Teknik Üniversitesi Elk-Elekt. M. F. Prof. Dr. Galip Cansever -Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Ulvi Avcıata -Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Prof. Dr. Ahmet Demir -Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Ve Tas. Fakültesi Prof. Dr. Ruhi Ayangil -Polis Akademisi Güvenlik Bil. Fakültesi Prof. Dr. Ali Şafakö (ANKA)
10 bin öğretmen daha atanacak
MEB Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, Ekim ayında alımı yapılacak 10 bin öğretmenin Kasım ayı itibariyle göreve başlayacağını bildirdi. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, 10 bin öğretmen alımı ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki görüşmelerin sonuç aşamasın geldiğini söyledi. Yalçın, daha önce Aralık ayında yapılması planlanan öğretmen atamalarının Ekim ayında yapılacağını bildirirken, ataması yapılan öğretmenlerin Kasım ayı itibariyle görevlerine başlayacağını söyledi. EĞİTİM ORDUSUNA 10 BİN ÖĞRETMEN Yalçın, gelecek hafta içerisinde tüm illere bir yazı gönderileceğini ve okullardaki tüm öğretmen açıklarının alanlarına göre kendilerine bildirilmesini isteyeceklerini kaydederek, ?Bu sayede hangi alanda, kaç öğretmen ihtiyacı olduğunu, hangi ile kaç öğretmen göndermemiz gerektiğini öğreneceğiz. Eğitim ordusuna 10 bin öğretmen daha katacağız? dedi. Yalçın, Ekim ayında yapılacak atamaların Doğu ve Güneydoğu bölgeleri öncelikli olmak üzere Tüm Türkiye'ye yapılacağını söyledi. ANKA
Yetkililer uyarmadı veliler ihmal etti
Geçen yıl OKS'nin yerine uygulamaya konulan Seviye Belirleme Sınavı'na uyum sağlamak kolay olmayacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 6. sınıf öğrencisi 273 bin 291, 7. sınıf öğrencisi 228 bin 504 kişinin SBS'ye katılmadığını söyledi. 30 BİNİ TEŞEKKÜR VE TAKDİRLİ Çelik, katılmayan 6. sınıf öğrencilerinden 15 bin 71'inin teşekkür belgesi, bin 153'ünün takdir, 7. sınıf öğrencilerinden 12 bin 698'inin teşekkür, 926'sının da takdir belgesi sahibi olduğunu söyledi. 500 bin öğrenci Anadolu Lisesi şansını böylece kaçırdı. 500 bin öğrenci SBS'ye girmedi OKS'nin yerini alan Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) girmeyen 500 bin öğrenci için Anadolu Lisesi umutları suya düştü. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, SBS'ye katılmayan 6. sınıf öğrenci sayısını 273 bin 291, 7. sınıf öğrenci sayısını da 228 bin 504 olarak açıkladı. Sınava katılmayan 6. sınıf öğrencilerinden 15 bin 71'i teşekkür belgesi, bin 153'ü takdir belgesi sahibi. 7. sınıf öğrencilerinden teşekkür belgesi alanların sayısı 12 bin 698, takdir belgesi alanların sayısı ise 926 oldu. CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, niteliksiz kadrolaşma, rehberlik hizmetinin olmaması ve Bakanlığın eğitim politikası nedeniyle 500 bin öğrencinin Anadolu Lisesi'ne gidemeyeceğini söyledi. "E-MAIL GÖNDERDİK"
Bakan Çelik, bazı nedenlerle SBS'ye başvuramayan öğrencilerin sınavın yapılacağı güne kadar başvuruda bulunmaları için valiliklere e-posta gönderildiğini açıkladı. Söz konusu e-posta kapsamında başvuran aday sayısının 6. sınıflarda 538, 7. sınıflarda ise 662 olduğunu bildiren Çelik, "Bu elektronik posta son anda sınava girmek için gelen öğrencilere zorluk çıkartılmaması için gönderildi. Bugüne kadar bu uyarıyı almadıkları için işlem yapamadığını bildiren yönetici ve velinin bize başvurusu olmamıştır" diye konuştu. - anka
Lojistik yüksekokulu Beykoz'da açılıyor
Özellikle lojistik alanına odaklı bir eğitim politikası yürütecek olan yüksekokul alanında ilk olmaya hazırlanıyor. Son yılların popüler kavramı olan "küreselleşme" her sektör için olduğu gibi, Türkiye lojistik sektörü için de büyük önem taşıyor. Küreselleşme sonucunda dünya üretiminin iki katından fazla artış gösteren dünya ticaret hacmi, özellikle Asya ve Avrupa arasındaki ticareti 2 trilyon dolara, lojistik harcamalarını ise 200 milyar dolara ulaştırdı. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de lojistik sektörü, önemli gelişmeler gösterdi. Ülkemiz, AB ortalamasının 2 katı büyüme hızı ve 70 milyonluk tüketici pazarının yanısıra; stratejik konumu, genç ve dinamik nüfusu ve Avrupa standartlarında hizmet sunan geniş filoları ile gelecekte bölgesinin lojistik üssü olma potansiyelini taşıyor. Söz konusu büyüme ve potansiyelin, sektörde nitelikli eleman ihtiyacını gündeme getirmesi, eğitim sektörünü de harekete geçirdi. 2008-2009 akademik yılında eğitim-öğretim hayatına başlayacak olan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, alanında uzman akademisyenlerden ve sektör uygulayıcılarından oluşan deneyimli kadrosu ile sektöre nitelikli çalışanlar kazandırmayı hedefliyor. Yabancı birçok eğitim kurumu ve sektörel kuruluşlarla işbirlikleri olan okulda gelecek yıllarda yeni bölümlerin açılması planlanıyor. BLMYO, lojistik sektörüne yakınlığı ile dikkat çeken ve İstanbul'un her iki yakasından kolayca erişilebilen Kavacık'ın merkezinde yer alıyor.
2 derslikli okulda 150 ogrenci
Durankaya beldesindeki Pınarbaşı Mahallesi Muhtarı Abdullah Tunç, gazetecilere yaptığı açıklamada, beldenin en büyük mahallesindeki 2 derslikli okulda 150 öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.
Derslik sayısının yetersiz olması nedeniyle 4 öğrencinin bir sırayı paylaşmak zorunda kaldığını ifade eden Tunç, öğrencilerin bundan büyük rahatsızlık duyduğunu belirtti.
Bunun yanı sıra beldedeki su sıkıntısının okulu olumsuz etkilediğini, su akmaması nedeniyle tuvaletlerin kapatıldığını anlatan Tunç, öğrencilerin tuvalet ve su ihtiyaçlarını karşılamak için evlerine gitmek zorunda kaldığını bildirdi.
Durankaya Belde Belediye Başkanı Fatih Keskin ise beldenin en büyük mahallesindeki bu okula 8 yerleşim biriminden öğrenci geldiğini ifade ederek, öğrencilerin 2 öğretmenle eğitimlerini sürdürdüğünü söyledi.
Beldedeki su sıkıntısının okula da yansıdığını vurgulayan Keskin, "Beldeye getirecek suyumuz var. Ancak bunu kendi imkanlarımızla getiremeyeceğimiz için ilgili kurumlara başvurduk. Henüz sonuç alamadık" diye konuştu.
Geçen yıldan beri devam eden sorunlar nedeniyle velilerin çocuklarını okula göndermek istemediğini belirten Keskin, "Bu sorunlar nedeniyle veliler çocuklarını okula göndermek istemeyince, imam ve mahalle muhtarıyla ev ev gezerek öğrenci topladık" dedi.
Milli Eğitim Müdürü Şevki Aydın ise Köy-Eğit Projesi kapsamında bütün köy okullarının sorunlarını yerinde tespit ettiklerini vurgulayarak, "Bu okulun da sorunları tespit edildi. Önümüzdeki günlerde sorunun giderilmesi için çalışmalara başlanacak" diye konuştu.
Dershaneler artık evlere gelecek
Sistemde öğrenciler, canlı olarak verilecek derslerde soru sorma imkanı da bulacak. Öğrencilere yoklama da yapılacak.
AKŞAM'a bilgi veren Dünya Eğitim Kurumları Genel Müdürü Güler Karakurumer, verdikleri eğitimin tamamen MEB müfredatına uygun olduğunu söyledi.
HER SINAV VAR
Karakurumer, "İlköğretim ve orta öğretim ders içeriklerini resim, şekil ve animasyonlarla zenginleştirerek internet üzerinden sesli, canlı, interaktif programları ile öğrencinin ayağına götürüyoruz" dedi. Karakurumer, sistemin özellikle engelliler için büyük fırsat olacağını vurgulayarak, "SBS, ÖSS, KPSS gibi sınavlara hazırlananlara büyük avantajlar sağlayacağız" şeklinde konuştu. Karakurumer, sistemi şöyle anlattı:
ÖDEV VE YOKLAMA
"Kayıt yaptıran öğrenciler şifreleri sayesinde sanal sınıflarda dersleri takip edecek, öğretmen istediği öğrenciye soru sorabilecek, öğrenci sorularına yanıt alabilecek, öğrenci katılamadığı veya anlamadığı her dersi arşivden indirerek istediği kadar izleyebilecektir. Bu sistemde klasik eğitimde olduğu gibi öğrencilere her ders için dönem ödevleri verilecek, sınavlar yapılacak"
Üniversiteye girmek de okumak da zor
Sendika araştırmasına göre, ailesinin yaşadığı şehrin dışında öğrenimini sürdüren ve devlet yurdunda kalan bir üniversite öğrencisinin aylık temel harcaması 715 YTL olarak hesaplanıyor. Yurtta kalan öğrencinin bu harcamasına, harç ücreti, yurt, yol, yemek, sosyal faaliyet, ders araç-gereçleri, fotokopi ve kitap da eklenince masrafları, 2 bin 131 YTL ila 2 bin 954 YTL arasında değişiyor. Öğrenci tek başına eve çıkacaksa rakam 3 bin 704 YTL'ye kadar yükseliyor.
İKİNCİ ÖĞRETİM PAHALI
Mühendislik/Mimarlık fakültesini kazanan bir öğrenci evi iki arkadaşıyla paylaşacaksa; harç, kitap, ders araç-gereç, fotokopi, gıda, giyim, ulaşım, sosyal faaliyet ile birlikte masrafı 2 bin 469 YTL, Tıp Fakültesinde okuyan bir öğrencinin toplam masrafı ise 2 bin 737 YTL olarak hesaplanıyor. Öğrenci ikinci öğretimde okuyorsa, maliyet daha da yükseliyor. Mühendislik-Mimarlık Fakültesinde okuyan ikinci öğretim öğrencisinin masrafı en az 3 bin 466 YTL, en fazla 4 bin 516 YTL olarak tahmin ediliyor.
ÖĞRETİM ÜYELERİ
Öğretim üyeleri gelirlerinin incelendiği araştırmaya göre, ABD'de profesörlerin maaşı ortalama yıllık 76 bin 293 dolar ile 129 bin 527 dolar arasında değişirken, Türkiye'de 31 bin 387 dolar. Türkiye'de en üst derecede çalışan bir profesör yıllık 22 bin 319 avro, AB ülkelerinde ise 42 bin avro ile 120 bin avro arasında değişen ücretler alıyor.
Ücretsiz İngilizce öğrenme şansı
İngiltere'de dil öğrenmek isteyenler, British Council ve English UK'in web sitelerinden yarışmaya katılarak, ücretsiz dil kursuna gitme şansı yakalayabilecek.
British Council'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, British Council ve English UK, İngiltere'de ücretsiz dil öğrenme ve geliştirme şansı sunan "Let Your English Grow" yarışması başlattı. İlki 2007 yılında gerçekleştirilen yarışmaya başvurular bu yıl 1 Eylülde başladı. Başvuru süresi 30 Eylüle kadar sürecek.
Yarışmaya, www.britishcouncil.org.tr veya www.educationuk.org/turkey sitelerinden başvurulabilecek. Yarışma İngilizce öğrenmek ve İngilizcesini geliştirmek isteyen herkese açık olacak. Adaylar, söz konusu web sitelerinden dil bilgisi seviyelerine en uygun programı sunan okulu seçerek, yarışma için sorulan "basit bir soruyu" yanıtlayacak.
Yarışmaya 2007 yılında toplam 14 bin 400 kişi başvurmuş, Türkiye'den başvuran 5 bin 100 kişiden 51'i İngiltere'ye gitme şansı yakalamıştı.
British Council Türkiye Eğitim Müdürü Yavuz Yılmazoğlu, yarışmayı kazananların İngiltere'nin Edinburgh, Oxford, Chester, Bath, Brighton, Manchester ve Londra gibi şehirlerinde bulunan dil okullarına kayıt olabileceklerini ve ülkenin sunduğu kültür zenginliğini yaşama fırsatı yakalayabileceklerini kaydetti.
Atamalar neden durdu? Okul ici atamalar da duracak mi?
Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, infiali önlemek için atamaların durdurulması ile ilgili bir açıklamada bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla özür grupları ve bazı istisnai durumu bulunanlar dışında kalan öğretmenlerin atamalarını yarıyıl tatiline kadar durdurduğunu açıkladı. Söz konusu açıklamanın öğretmenler arasında karmaşa ve tereddütlere neden olması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, İl Milli Eğitim Müdürlüklerine bir yazı göndererek, atama durdurma kararı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yalçın, gönderdiği yazıda, kararın halen yürütülmekte olan bazı atama ve yer değiştirme işlemlerini kapsayıp kapsamadığına yönelik tereddütlere neden olduğunu kaydederek, "Yayınlanan kılavuz hükümleri kapsamında belirli bir takvim çerçevesinde yürütülen iş ve işlemler ilgili genelge kapsamında değildir" dedi.
OKUL İÇİ VEKALETEN YÖNETİCİLİK ATAMASI YAPILABİLECEK
Yalçın, bu kapsamda, 2008 Yılı Öğretmenlerin İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzu, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Lisesi, Spor Lisesi, ile Her Türlü Anadolu Liselerine Öğretmen Başvurusu ve Atama Kılavuzu kapsamındaki atamaların hala yapıldığını söyledi. Bilim, ve Sanat Merkezlerine Öğretme Atama Başvurusu ve Atama Kılavuzu'ndaki atama işlemlerin de hala sürdürüldüğünü belirten Yalçın, sınav sonucuna göre eğitim kurumları müdür yardımcılığına başvuru süreleri 24 Temmuz 2008 tarihi itibariyle sona eren ve başvurusu alınanlardan işlemleri bugüne kadar tamamlama nedeni anlaşılmayan ve halen işlemleri devam eden eğitim kurumları müdür yardımcılığına ilişkin atamaları kapsayan iş ev işlemlerin de söz konusu atama durdurma genelgesinin dışında kaldığını bildirdi.
Yalçın, öğretmen ihtiyacı okullarda ücretli öğretmenlik görevlendirmesi ile yöneticiliği boş bulunan okullarda aynı okul öğretmenlerinden yapılacak görevlendirmelere ilişkin işlemlerin de genelge kapsamına girmediğini kaydetti.
Milliyet
Hakkarililerin Oxfordlu rektör sevinci
Hakkarililer Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından üniversitelerine atanan Oxfordlu Rektör Prof. Dr. İbrahim Belenli'nin biran önce kentte gelmesini bekliyor. Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Hakkari Şube Başkanı İsmail Ata, bin 600 öğretmen açığının olduğu bir ilde, bu eksikliklerin tamamlanmadan kağıt üzerinde kurulan bir üniversitenin hiçbir şey ifade etmediğini düşündüklerini söyledi.
Hakkari Belediye Başkan Vekili Cemil Akış ise, Hakkari'ye bir üniversitenin kurulmasını ve rektörünün atanmasını dört gözle bekledikleri bir gelişme olduğunu belirtti. Akış, Türkiye'deki üniversitesiz 9 il içerisinde Hakkari'nin olmasının kendilerini üzdüğünü belirterek, "Ancak ilimize bir üniversite kurularak rektörünün de atanması bizleri sevindirdi. Rektörümüzün ilimize atanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bütün Hakkari halkımıza üniversitemizin ve rektörümüzün hayırlı olmasını temenni ediyoruz" dedi.
Halkın yıllardan beri bir üniversite özlemi içerisinde olduğunu belirten Ahmet Korkmaz isimli vatandaş ise bu üniversitenin kurulması için vatandaşların büyük bir çaba ve beklenti içerisinde olduğunu söyledi. Korkmaz, "Özellikle Oxford Üniversitesi mezonu Prof. Dr. İbrahim Belenli'nin Hakkari'ye atanmasını sevinçle karşılıyoruz. Kendisinin Hakkari halkına ve eğitimine çok büyük bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Biz halk olarak eğitime susamış insanlarız. Dolayısıyla böyle bir üniversitenin kurulması ilimizin ekonomisine büyük bir katkı sağlayacaktır. Rektörümüzü dört gözle beklediğimizi belirtmek istiyoruz" dedi.
Üniversitelerine Oxfordlu bir rektörün atanmasının büyük şans olduğunu belirten Yakup Aktaş isimli esnaf yaptığı açıklamada, bu şansın iyi değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını söyledi. Aktaş, "Hakkarililer bu konuda çok şanslı. Üniversite açılır açılmaz Oxfordlu bir rektörün atanması bizim için büyük bir şans, bu atama hepimizi çok sevindirdi. Hatta okuduğumuz haberlere göre, sayın rektörümüz daha gelmeden şimdiden bazı çalışmalara başladı. Yılmaz Erdoğan ile birlikte görüşmeleri oldu. Rektörümüz sanat, tiyatro ve memleketi canlandırma konusunda da çeşitli çalışmalar düşünüyor. Tabi her şeyin başı kültür, sanat, spor ve sosyal aktivitelerle gelir. Çok güzel çalışmaların olduğunu görüyoruz şuanda. Artık gerçekten bir şeylerin değişmesi gerek ve bu değişikliği fark ediyoruz. Bizde bundan yararlanarak rektörümüze son derece destek olmaya hazırız ve dört gözle yolunu bekliyoruz" diye konuştu.
İHA
ZTV, ÖSS ve SBS'ye girecek 2.5 milyon öğrenciye açılıyor
MediaSa Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, sınavlara gençlerin evde televizyon izleyerek hazırlanabileceğini belirterek, ilk etapta ÖSS ve SBS'ye hazırlanan 2.5 milyon öğrenciyi hedeflediklerini söyledi.
D-SMART ile Demet Sabancı Çetindoğan'a ait MediaSa işbirliğiyle, sınavlara hazırlanan öğrencilere, D-Smart 60'ıncı kanalda yayın yapan eğitim ve gençlik kanalı ZTV üzerinden ücretsiz eğitim verilecek. MediaSa Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, ZTV ile öğrencilerin ÖSS, SBS ve Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS) evde televizyon izleyerek hazırlanabileceğini belirterek, D-Smart'la bütün öğrencilerin eşit şartlarda sınavlara hazırlanmasını sağlayacaklarını ve ilk etapta ÖSS ve SBS'ye hazırlanan 2.5 milyon öğrenciyi hedeflediklerini söyledi. Çetindoğan, kanalda içerik için MEF Dershanesi ile işbirliği yaptıklarını 2 bin 400 ders, 24 saat yayın ile Türkçe'den matematiğe, fizikten kimyaya tüm derslerin konularına göre programları, bilgisayar ve İngilizce derslerinin ZTV'de ekrana geleceğini kaydetti.
D-Smart'ın altyapısı
Bütün öğrencileri hedeflediklerini ancak ilk etapta sınava gireceklere hitap edeceklerini ifade eden Demet Sabancı Çetindoğan, şöyle konuştu: "Sınavın eğitim sistemindeki rolü çok önemli. Gençlerin ufkunu açmak, kararlarını verirken en geniş açıyla bakmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Bunun için küçük programlar da hazırladık. Başarı hikayeleri, üniversitelerin tanıtımları ve rehberlik saatleri gibi. Bu konuda D-Smart'ın altyapısını kullanarak öğrencinin sadece kumandasıyla ders izleyip, sınavlara girip, kendini test edip sonuçları görebileceği ve kendisiyle ilgili tavsiyelere ulaşabileceği bir sistem oluşturduk."
Fırsat eşitliği
ZTV'nin Türkiye'de ilk yılını geride bıraktığını ve D-Smart'la anlaşarak sınav eğitimi vermeden önce İngilizce interaktif eğitimler verdiğini anlatan Çetindoğan, şunları söyledi: "Benim de 13-17 yaş aralığında üç çocuğum var. Her veli gibi ben de sınav aşamalarından geçtim. Bu sınavlara hazırlanırken sadece okuldaki eğitimin yeterli olmadığını, çocuğun mutlaka ek yardıma ihtiyacı olduğunu gördüm. Bunu aileler dershanelerle gidermeye çalışıyor. Maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları açısından fırsat eşitliği yaratmak gerekiyor. Bunun en pratik yolu da televizyon. En hızlı ve seri ulaşılabilecek araç. Veli ve öğretmenlerden güzel geri dönüşler aldık."
Kendi üç çocuğu da ekrandan öğreniyor
MEDİASA Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, üç çocuğu olduğunu ve onların da ZTV'den sınav programlarını izlediğini anlattı. Çetindoğan, şunları söyledi: "En küçük çocuğum, bu yıl Seviye Belirleme Sınavı'na girecek. İki çocuğum lisede okuyor. Biri lise üçte, o da bu yıl ÖSS için hazırlanma imkanı elde edecek. Bu sistemi ilk başlattığımızda ilk algılar çocuklardan geldi. Çocuklarıma izlettirip nasıl bulduklarını sordum. Çocukların ilk algısı öğretmenlerin ses tonu oldu. Ses tonunun daha yumuşak olmasını istediler. Çocuklar için ses tonu ve giyim önemli. Önemli noktaları çocuklardan öğreniyoruz."
Gençlere paylaşım ortamı da sunuyor
DEMET Sabancı Çetindoğan, okullarda dersler 40 dakika iken kanalda dersleri 25 dakikayla kısıtladıklarını belirterek, ders aralarına da küçük programlar koyduklarını, yaşlarına uygun çizgi film yayını yapıldığını aktardı. Çetindoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Amatör müzik programı yapan gençler var, onları buluyoruz. Onlar müziklerini paylaşıyorlar. Amatör çekim yapanlara da yer veriyoruz. Gençler kendi yaş gruplarının yaptıklarını da görüyor. ZTV sadece eğitim değil, gençlere paylaşım ortamı da sunuyor."
Hanife BAŞ/Vatan
En iyi ilçe Çankaya en kötü ilçe Pervari: İşte ilk 10 okul!
TÜBİTAK tarafından desteklenen araştırmaya göre, Atkaracalar (Çankırı) ve Bozcaada (Çanakkale), İstanbul'un Beşiktaş, Şişli gibi gelişmiş ilçelerini bile geride bıraktı. Başka şaşırtıcı sonuçlar da vardı.
Örneğin Tunceli'nin Pülümür ilçesi, en iyi 10 listesine girdi. İlçeleri 25 göstergeye göre inceleyen araştırmacılar bunu o bölgedeki öğrenci sayısının azlığına bağlıyor.
NECLA-İLHAN İPEKÇİ İLKÖĞRETİM OKULU
En iyi ilçeden bir örnek
1958'de açılan Çankaya'da GOP Necla-İlhan İpekçi İlköğretim Okulu, 2002'de okulun öğretmenlerinden Necla İpekçi'nin katkısıyla yıkılarak 38 günde yeniden inşa edildi. Müdür Şerafettin Fidanay'ın verdiği bilgiye göre, okulda 2 bilgisayar laboratuvarı, her sınıfta projeksiyon ve bilgisayar, kapalı devre televizyon yayını, fen laboratuvarı, teknoloji sınıfları var. Öğretmen derse girdiğinde bilgisayarı açıp dersi işliyor. 200 kişilik toplantı salonu, spor salonu ve reviri bulunan okulda 1020 öğrenci eğitim görüyor. 40 öğretmen, 8 hizmetli, 3 idareci görev yapıyor. Sınıfların tabanı, hastanelerdeki toz kaldırmayan sağlıklı bir döşemeyle kaplı. Okula hijyendeki titizliği nedeniyle "beyaz bayrak" ödülü verdi. Sınıf mevcudu 30-40 arasında değişiyor. Okul, bilgi yarışmasında Ankara birincisi oldu. Her ay her sınıftan bir öğrenciye olumlu davranışları nedeniyle "mesaj belgesi" veriliyor. Her gün 20 dakika kitap okuma saati var. Yeni gelen veliler anne baba eğitimi alıyor.
ARAŞTIRMACILARDAN PROF. DR. HÜLYA ÇINGI
Pülümür'e biz de şaşırdık
Biz, Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Daire Başkanlığı verilerini istatistiki olarak değerlendiriyoruz. Yoksa, ilçeleri tek tek gezmiyoruz. Bir önceki araştırmamızda en iyi imkanlara sahip ilçe Tunceli Pülümür çıkmıştı. Bu sonuca biz de çok şaşırdık. Milli Eğitim Bakanlığı'na sonuçları götürdüğümüzde, bakanlık bazı bilgilerin eskidiğini söyleyerek yenilememizi istedi. Son araştırmada da Çankırı Atkaracalar ile Çanakkale Bozcaada'nın ilk üçe girmesi sürpriz oldu. Öğrenci sayısı az olduğu için ilçe Türkiye ortalamasının üstüne çıkıyor.
İLK KEZ YAPILIYOR
"Türkiye Genelinde İlk ve Ortaöğretim Olanaklarının İncelenmesi ve Belirlenen Aksaklıklara Çözüm Önerilerinin Getirilmesi" araştırmasında Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, TÜİK ve DPT'nin verilerinden yararlanıldı. Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü'nden Prof.Dr. Hülya Çıngı koordinatörlüğündeki çalışmaya Doç. Dr. Cem Kadılar ve Kamu İhale Kurumu'ndan Dr. Güler Koçberber de katıldı.
İNCELEMEDE 25 GÖSTERGEYE BAKILDI
Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı
Derslik başına düşen öğrenci sayısı
Birleştirilmiş sınıfta ders yapan öğrenci, öğretmen ve okul oranları
İkili öğretim yapılan okul oranı
Taşımalı eğitim yapılan okul ve öğrenci oranları
Hanelerin eğitim harcamasının toplam hane eğitim harcaması içindeki oranı
Eğitim kurumlarının harcamalarının toplam eğitim harcaması içindeki oranı
Bilgisayar başına düşen öğrenci sayısı
Okul başına düşen kütüphane, bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, fen, meslek ve yabancı dil laboratuvarı sayısı
OKS1 ve OKS2 sınavına göre yerleşme oranı
İlkokul ve lise eğitimine destek amaçlı OKS, ÖSS dershanesi başına düşen öğrenci sayısı
ÖSS'de üniversiteye yerleşme oranı
Gelişmişlik Endeksi
NASIL BAŞARDILAR
Bağışçıların peşini bırakmadık
ANKARA-ÇANKAYA MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ HALUK SAYDAN
Okul yapan hayırseverlerin peşini bırakmadık. Her dönem onları aradık, gittik evlerine, ellerini öptük. Böylece bir okul yaptıran yardımlarına devam etti. Örneğin Necla Kızılbağ adlı görme engelli öğretmen bir okul yaptırdı. Her Öğretmenler Günü'nde onu çağırdık. Okullarımıza destek vermeye devam etti. Hayırsever Hüseyin Hüsnü Tekışık bir okul yaptı. Onun da peşini bırakmadık. Çağırdık, müsait olmadığında biz evine gittik.
Ders bitiyor, öğretmenler gitmiyor
ÇANKIRI-ATKARACALAR MİLLİ EĞİTİM MÜDÜR VEKİLİ MUSTAFA TOMAÇ
Burada dershane yok ama ÖSS ve OKS başarısı yüksek. İlçemizde bir ilköğretim okulu, bir lise var. Sınıflarda ortalama 25'er öğrenci bulunuyor. Bu sayede öğrencilerimizle birebir ilişki içindeyiz. Öğretmenler okulda uzun süre kalıyor, dersten sonra öğrencileri çalıştırıyor. Hafta sonları da ücretsiz kurs veriyorlar.
Devlet okulları kolej havasında
ÇANAKKALE-BOZCAADA MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ VEKİLİ MEHMET ALKAN
İlköğretimde ortalama sınıf mevcudu 17, lisede 8. Devlet okulları kolej havasında. Çocuğu olsun, olmasın herkes okulları destekliyor. Bozcaada zenginleri bize geliyor "ne yapabiliriz" diyor. Okulların bahçeleri spor merkezi gibi. İlçemizde bir lise, bir ilköğretim okulu ve kaliteli bir öğretmen ekibi var.
Ah keşke veriler doğru olsa
TUNCELİ-PÜLÜMÜR MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ MUSA GÜNDÜZ
Bizi bu sıralamada neye göre seçmişler, anlamadım. Evet, okulların kapasitesi öğrenci sayısının üzerinde. Sınıf ortalamamız 15-20 civarında. Ama öğretmen sıkıntımız var. Tecrübeli öğretmen gelmiyor. Keşke veriler doğru olsa ve biz de eğitimde iyi yerlerde olsak.
EĞİTİM OLANAKLARI EN İYİ 10 İLÇE
Ankara-Çankaya
Çankırı-Atkaracalar
Çanakkale-Bozcaada
İstanbul-Beşiktaş
İstanbul-Bakırköy
Bolu-Yeniçağa
İstanbul-Kadıköy
Tunceli-Pülümür
İzmir-Güzelbahçe
Isparta-Atabey
EĞİTİM OLANAKLARI EN KÖTÜ 10 İLÇE
Siirt-Pervari
Siirt-Şirvan
Diyarbakır-Eğil
Diyarbakır-Hani
Diyarbakır-Hazro
Adıyaman-Gerger
Hakkari-Şemdinli
Şırnak-Beytüşşebap
Mardin-Derik
Adıyaman-Sincik
10 BÜYÜK İLİN EN İYİ VE EN KÖTÜ İLÇELERİ
Adana: Seyhan, Tufanbeyli
Ankara: Çankaya, Haymana
Bursa: Mudanya, Yıldırım
Diyarbakır: Çüngüş, Silvan
Gaziantep: Şehitkamil, Yavuzeli
İstanbul: Bakırköy, Şile
İzmir: Güzelbahçe, Beydağ
Kayseri: Akkışla, Tomarza
Konya: Beyşehir; Kadınhanı
Trabzon: Beşikdüzü, Dernekpazarı
Nuran ÇAKMAKÇI/Hürriyet
|