Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

29 Ağustos 2008 Cuma

Okula başlamak için 7 yaş geç değil

Akranlarıyla yeteri kadar oyun oynayamadığı için duygusal gelişimini tamamlayamamış çocukların okula başlatılması durumunda, ezileceği, edilgen hale geleceği, liderlik yönünün zayıflayacağı belirtildi.

Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Üre, her eğitim öğretim dönemi öncesi pek çok ailenin, çocuklarının okul çağına gelip gelmediğinden emin olamadıklarını ve "bu yıl okula göndersek mi?" sorusuna da tatmin edici bir yanıt alamadıklarını söyledi.


Üre, okula başlama yaşının, "6 ya da 7" gibi Bakanlıkça belirlenmiş bir sınırının olmadığını, ancak bir çocuğun okul çağının gelip gelmediğinin aslında, dikkatlice gözlemlendiğinde net bir şekilde anlaşılabildiğini söyledi.

İlköğretim birinci sınıfa başlayacak çocuğun ilk bakışta, kendinden emin olmayan tedirgin tavrıyla dikkat çektiğini ifade eden Üre, "Birinci sınıfa başlamaya hazır olmayan çocuk, rahatsız, isteksiz, iştahsız olur. Okula gitmeye hazır durumda olan çocuk ise yüzüne bakıldığında size `Hadi oynayalım, haydi bana şu konuda cevap ver` gibi şeyler söyleyecektir" dedi.

Üstün zekalı çocukların 5-6 yaşında ilköğretime başlayabileceğini, ancak durumun istisna kabul edilmesi gerektiğini dile getiren Üre, genel kabul gören okula başlama yaşı olan 7`nin tesadüfen seçilmediğini, 7 yaşına gelmiş bir çocuğun büyük oranda akademik bilgi öğrenmeye hazır hale geldiğini vurguladı.


ANAOKULUNDA YÜKSEK LİSANSLI ÖĞRETMEN TERCİH NEDENİ

Akranlarıyla yeteri kadar oyun oynayamadığı için duygusal gelişimini tamamlayamamış çocukların, okula başlatılması durumunda ezileceğini, edilgen hale geleceğini, liderlik yönünün zayıflayacağını dile getiren Prof. Dr. Üre, şunları kaydetti:

"Ebeveynlerin haklı olarak en çok merak ettiği bir başka konu ise çocuğun ana okuluna ne zaman gönderileceğidir. 2 yaşından itibaren çocuk kreşe gönderilebilir, sonrasında anaokuluna devam edebilir. Anaokuluna 2-3 yıl devam edilebilir, faydalıdır. Anaokulu tercihinde ise görevli öğretmenin yüksek lisans yapmış olması önemlidir. Yapılan en büyük yanlış, gönderilen anaokulunda her yıl sürekli aynı çalışmaların tekrar edilmesidir. Anaokulu tercihinde bir diğer yanlış, baskıcı ve itaat ettirici eğitimdir. `Otur-kalk, gel-git` tarzı bir eğitimle, çocuklara anaokulu çağında, savaşmayı, hayata karşı her zaman mücadele etmeyi değil, güçlükler karşısında sinmeyi ve başkasının yardımı olmadan kararlar alamamayı öğretiriz. Böyle bir eğitim alan kişinin yetişkinliğinde başarılı olması da mümkün değildir."

ANAOKULUNDA OKUMA YAZMA KESİNLİKLE ÖĞRETİLMEMELİ

Prof. Dr. Üre, anaokulunda oyun ve gezme dışında hiçbir akademik eğitimin olmaması gerektiğinin altını çizerek, çocuğa anaokulunda, başarma, mülkiyet, adalet ve sorumluluk alma duygusunun aşılanması gerektiğini belirtti.

Anaokulunda kesinlikle okuma yazma öğretilmemesi gerektiğini ifade eden Üre, "Biz onlara anaokulunda dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğretmeli, çevreyi tanıtmalı, parkları, kamu hizmeti alınan yerleri gezdirmeli, onlara hayal güçlerini artıracak faaliyetlerde bulundurmalıyız" diye konuştu.

Hürriyet

4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 28`i anasınıfında

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, "7 Çok Geç" kampanyasının etkisiyle 4-6 yaş grubunda ana sınıfına giden çocukların oranının 3 yılda yüzde 16`dan yüzde 28.5`e yükseldiğini bildirdi.

Göksel, erken çocukluk eğitiminin önemine dikkat çekmek için 2005 yılında "7 Çok Geç" kampanyasını başlattıklarını hatırlattı.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Türk Eğitim Vakfı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Eğitim Reformu Girişimi, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı ve Vehbi Koç Vakfı ile işbirliği yaptıklarını anlatan Göksel, ana sınıfının zorunlu olması için 7 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesinin etkin bir toplumsal katılım sağladığını belirtti.

Kampanya kapsamında 2005 yılından bugüne kadar hem tanıtım ve iletişim düzeyinde hem de katılım sağlamak için pek çok faaliyet gerçekleştirdiklerini anımsatan Göksel, "Erken çocukluk eğitiminde okullaşma oranları, kampanyaya başladığımız 2005 yılında Türkiye`de gelişmiş ülkelere oranla çok daha düşük seviyelerdeydi. Çocukların yalnızca yüzde 16`sı ana sınıfına gidiyordu. Kampanyanın da etkisiyle bu rakam üç yılda artış gösterdi. Günümüzde 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 28,5`i ana sınıfına gidiyor" diye konuştu. Göksel, 4-6 yaş arasında yaşanan eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesinin zor olduğunu vurgulayarak, bu rakamın da gelişmiş ülkeler düzeyine yükselmeye çalışan bir ülke açısından yeterli olmadığını kaydetti.

BİLİŞSEL VE SOSYAL GELİŞİMİ DESTEKLİYOR

Türkiye`deki tüm çocukların okul öncesi eğitim hizmetlerinden yararlanabilmesi için ana sınıfının zorunlu olması gerektiğine işaret eden Ayla Göksel, okula başlamadan ana sınıfından alacağı eğitim desteğinin çocuğun hayatında uzun vadeli kalıcı etkiler yarattığını söyledi. Göksel, "Okul öncesi dönemde alınan eğitim, çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimine olumlu katkılarda bulunuyor" dedi.

Bu alanda yapılan araştırmaların, okul öncesi dönemde eğitim desteği almış çocukların, "okulda daha başarılı olduklarını, eğitim hayatı içinde daha uzun süre yer aldıklarını, çevreleriyle daha uyumlu olduklarını ve ileriki yaşamlarında daha yüksek statülü işlerde çalıştıklarını gösterdiğini" belirten Göksel, bu çerçevede eğitim politikalarında bir değişikliğin yolunun açılmasının ve ana sınıfının tam olarak yaygınlaşmanın sağlanabilmesi için okul öncesi eğitimin en az bir yıl zorunlu hale gelmesinin gerektiğine işaret etti. Göksel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim bu konudaki beklentimiz, çocuğun 0-6 yaş arasındaki gelişim döneminde onu destekleyen, yaşamında uzun süren etkileri bulunan ve okul başarısını doğrudan etkileyen erken çocukluk eğitiminin ülkemizde yaygınlaştırılması ve ailelerin bu konuda desteklenmesidir. Bu nedenle, Türkiye`de gelişmiş ülkelerdekinden çok daha düşük düzeylerde seyreden okul öncesi eğitimin tüm çocuklara ulaşabilmesi için gerekli yatırımların yapılmasını bekliyoruz."

Ana sınıfının zorunlu hale getirilmesi için yasa çıkartılmasını talep ettiklerini kaydeden Göksel, ayrıca aileleri de içine alan alternatif modellerin devreye sokulmasını istediklerini belirtti.

Hürriyet

"Anne-kız okuldayız" kampanyası

Kocaeli`nde, "Ana Kız Okuldayız" okuma yazma kampanyası kapsamında 90 saatlik okuma yazma kursunu tamamlayan 10 kursiyere, 1. derece okuma yazma kursu bitirme belgesi ile aralarında buzdolabı, çamaşır makinesi ve televizyonun da bulunduğu çeşitli hediyeler dağıtıldı.

Kocaeli Halk Eğitimi Merkezinde düzenlenen sertifika töreninde konuşan Kocaeli Valisi Gökhan Sözer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın himayesinde ve eşi Emine Erdoğan`ın desteğiyle yürütülen kampanyanın öncekilerden farklı olduğunu söyledi. Daha önce yalnız okuma yazma çağında olup da okula gitmeyenlere yönelik kampanyalar yürütüldüğünü ifade eden Vali Sözer, bugün ise yetişkinlere, çocuklarıyla birlikte eğitim verme imkanı sunulduğunu belirtti.

Okuma yazma bilmeyen tüm yetişkinlerin bu kampanyadan faydalanabileceğini bildiren Sözer, çağın en büyük kayıplarından birisinin, okuma yazma bilmemek olduğunu kaydetti.

Vali Sözer, şöyle devam etti:

"Bu eksiklik bizim, ayıp bizimdir, kimseyi bu ayıpla suçlayamayız. Bu nedenle bu kampanyayla seferberlikle bu imkan ve fırsatı okuma yazma bilmeyenlere sunmaya çalışıyoruz. Katılımı artırmak için de çeşitli hediyeler veriyoruz. Kursiyerlerimize bu yaşta okuma yazma arzusu, heyecanı gösterdikleri için kampanya süresince çeşitli hediyeler vereceğiz."

Ülke genelinde yürütülen kampanyada `en başarılı il` olmayı hedeflediklerini belirten Sözer, çeşitli sınıflamalarda birinci olan Kocaeli`ni okuma yazma oranı bakımından da birinci sıraya taşımayı planladıklarını kaydetti.

Sözer, "Bu kampanyayla Kocaeli`nde yüzde 5-6 oranlarında olan okuma yazma bilmeyenlerin sayısını ortadan kaldırmayı amaç edindik"
dedi.

İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Küçük ise Kocaeli`nde okuma yazma çağında olup da okula gitmeyen çocuk kalmadığını, bu sayıda, kentin yoğun göç alması nedeniyle zaman zaman artış gözlenebildiğini söyledi.

Küçük, diğer illerin, özellikle Kocaeli`ne göç veren illerin, okul çağında eğitime önem vermesi sayesinde sıkıntının giderileceğini, yürütülen `Ana Kız Okuldayız` kampanyasıyla da okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitim kervanına katılabileceğini ifade etti.

Konuşmaların ardından, 90 saatlik 1. kademe kursu tamamlayan 10 kursiyere, çekilişle buzdolabı, çamaşır makinesi, 55 ekran televizyon, 37 ekran televizyon, mikrodalga fırın, elektrikli süpürge, blander, bisiklet, DVD oynatıcı ve fırın dağıtıldı.

Kursta başarılı olan kursiyerlerin, 2. kademe kursu da tamamlayıp ilköğretim okulu diplomasına eş değer belge alabileceği, kayıtların sürdürüldüğü bildirildi.

Hürriyet

Öğretmene öğretilmemiş ki öğrenciye anlatabilsin

Matematik öğretmenlerinin yüzde 61'i üç yıldır uygulanan yeni matematik müfredatı konusunda hiçbir eğitim almadığını ifade etti.

Dil ve anlatım, Türk dili ve edebiyatı öğretmenleri gibi matematik öğretmenleri de 2005'te uygulamaya konulan yeni ortaöğretim müfredatı ve ders kitaplarından şikâyetçi oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni programı ve kitapları değerlendirmek üzere öğretmenlere yaptığı anket sonucunda, matematik öğretmenlerinin kendilerini yeni programa hazır hissetmedikleri ve öğrencilerinin hazır bulunuşluk düzeylerini düşük buldukları ortaya çıktı.

MEB'in 2005'ten itibaren uygulamaya koyduğu matematik ders programını değerlendirmek üzere 28 ilden 307 öğretmenle görüşerek hazırladığı anket sonuçlarına göre, matematik öğretmenleri, yeni müfredatla ders kitabının birbirbiriyle örtüşmediğini düşünüyor, etkinliklerin fazla, ders sayısınınsa yetersiz olduğuna inanıyor.

Anket sonuçlarına göre, yeni matematik müfredatının uygulayıcısı öğretmenlerin yüzde 61'i, müfredata ilişkin hiçbir eğitim, seminer, ya da toplantıya katılmamış. Öğretmenler müfredata ilişkin bilgilenme ihtiyaçlarınıysa, yüzde 66 ile en yüksek oranda diğer öğretmenlere danışarak gidermişler. Öğretmenlerin bilgilenme ihtiyaçlarını en az giderdikleri kaynaksa yüzde 34 oranıyla Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendisi olmuş. Öğretmenler meslektaşlarının ardından bilgi edinmek için yüzde 62 oranıyla en çok gazete ve televizyon haberlerini kullanmışlar. MEB'in anketine katılan matematik öğretmenlerinin üç yıldır uygulanan ders programı ve kitabı hakkında eleştiri ve önerileri:

Yeni program hakkında öğretmene yeterince bilgilendirme yapılmaması ve bu konuda yeterli seminer ve çalışmaların yapılmaması yeni programın anlaşılamamasına neden oldu. Yeni müfredata öğretmen de öğrenci de hazır değil.

Yeni ilköğretim müfredatı ve sınıf geçmeyi kolaylaştıran Sınıf Geçme Yönetmeliği, öğrenci seviyesini düşürüyor.

Kullanılan öğretme tekniği yanlış. Çarpanlara ayırma konusunda verilen araçların çarpışması örneği anlamsız.

Yeni programla öğrenciye yoğun bilgi empoze ediliyor, akademik bilgi veriliyor, bu durum öğrencinin matematiksel düşünme yeteneğinin gelişmesini engelliyor.

Kitap öğrencinin test çözme yeteneğini geliştirmiyor, öğrenciler ders kitaplarından çok ÖSS kitaplarına ilgi duyuyor.

Yeni müfredatla ders kitabı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle uygulamada sorun yaşanıyor

Farklı okul türlerine aynı kitabın okutulması sıkıntı doğuruyor. Meslek lisesi öğrencisiyle, fen lisesi öğrencisine aynı matematik kitabının okutulması doğru değil...

Radikal

Metrobüs okula yetişiyor

10.5 kilometre uzunluğundaki Topkapı-Zincirlikuyu metrobüs hattı okulların açılacağı 8 Eylül'e yetiştiriliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, inşaatı süren Topkapı-Zincirlikuyu metrobüs hattının okulların açılacağı 8 Eylül'e yetişeceğini açıkladı. İstanbul'un yolcu yoğunluğu en yüksek güzergahında trafiğini büyük ölçüde rahatlatması beklenen hattın 6 Eylül'de tamamlanacağı, 7 Eylül'de ise deneme seferleri yapılacağı bildirildi.

Avcılar-Topkapı hattına ek olarak yapılan Zincirlikuyu hattı için 5 Mayıs'ta ihale yapıldı. 4 aydır günde 3 vardiya halinde çalışılan Topkapı-Zincirlikuyu arasındaki 10.5 kilometrelik hatta 10 durak oluşturuldu. Her durak için yolun sağ ve solundan yolcu ulaşımı sağlanması amacıyla üst geçit kuruldu.

Hat üzerindeki Haliç Köprüsü üzerinde tek şeritlik metrobüs yolu yapıldı. Köprünün her iki yanına sinyalisazyon sistemi kuruldu. Köprü girişine kadar çift şerit halinde yolcu taşıyan metrobüsler, Haliç Köprüsü girişine gelince geçişi tek şerit üzerinden sinyalizasyon sistemi sayesinde kontrollü olarak yapacak. 2 aracın aynı anda köprü girişine gelmesi halinde biri 30 saniye bekleyecek.

Hattın devreye girmesiyle birlikte normal koşullarda 1.5-2 saat süren 27.5 kilometrelik Avcılar-Zincirlikuyu arası 45 dakikaya inecek. Bu hat üzerinde günde bin 80 sefer yapılacak ve yaklaşık 223 bin yolcu taşınacak.

Seyhan SEVİNÇ

Vatan

Bu okuldan mezun olan işsiz kalmıyor!

Son yıllarda öğrenciler Kocaeli Üniversitesi`ne akın ediyor.. Peki neden ?

Kocaeli Üniversitesi, öğrencilerin, tercihlerini yaparken ilk sıralarda yer verdikleri Türkiye'nin sayılı üniversiteleri arasına girmeyi başardı. Kocaeli Üniversitesi'nde, son yıllarda öğrencilerin ilgisini çeken okullardan biri de Sivil Havacılık Yüksek okulu. Öğrenciler, Türkiye'de hızlı gelişen bir sektör olması ve daha fazla iş olanaklarından ötürü son yıllarda bu okula yönelmeye başladı.

Bilgi üretme ve bilgiyi insanlık hizmetine sunma yanında yetiştirdiği özgür düşünceli insan haklarına saygılı, çağdaş gençlerle ülke ve dünya geleceğine büyük hizmette bulunma hedefinde bir üniversite olduklarını belirten Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, dünyadaki gelişmeleri yakından izleyen, üreten, araştıran, aydın ve Cumhuriyetin temel ilkelerine sarsılmaz bağlarla bağlı gençler yetiştirmenin öncelikli amaçları olduğunu söyledi.

'SEKTÖR İÇİNDEN BÜYÜK DESTEK ALIYORUZ'

Rektör Komsuoğlu, üniversite bünyesindeki Sivil Havacılık Meslek Yüksekokulu ile bilgi verirken şöyle devam etti: "Biz, Sivil Havacılık Yüksekokulu'nda en iyi öğrenciler yetiştirdiğimize inanıyoruz. Bu okulun geleceğini çok parlak görüyorum. Meslek yüksek okullarında en iddialı üniversiteyiz. Bu okullarda, meslek gruplarından bize program sunuluyor. Örneğin bu okulla ilgili olarak bir program oluşturma konusunda TAV'a sorduk. 'Sektör için ne özellikte bir eleman arıyorsunuz?' dedik. Bu sorunun yanıtları, bize eğitimde çok fayda sağlıyor. Bazen onlar da gelip ders veriyorlar. Meslekte profesyonelleşmiş ve emekli olmuş, hatta işadamlarından dersler konusunda faydalanıyoruz."

"Bu tür okulları ülkeye kazandırmak Türkiye'nin geleceğine bir tür hizmet etmektir" diyen Rektör Komsuoğlu, "Böylece bu tip meslekleri prestij konumuna taşıyoruz. Öğrencilerimizi çok iyi binalarda, çok iyi laboratuvarlarda çok iyi öğretim elemanlarıyla buluşturarak kaliteyi en üst noktaya taşımayı hedef seçtik. Sivil havacılığa yön verecek insanlar yetiştiriyoruz. Okulumuzun ilk mezunlarıyla birlikte öğrencilerimiz ve velileri de Sivil Havacılık Yüksekokulu mezunu derken onurlanacaklar."

'DÜNYA STANDARTLARINDA EĞİTİM VERİYORUZ'

Sivil Havacılık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Erhan Bütün, dünya standartlarında eğitim verdiklerini belirterek gelecekte iş kaygısı yaşamayacak öğrenciler yetiştirdiklerini söyledi. Okulda halen 210 öğrencinin eğitim gördüğünü ve ilk mezunlarını 2009 yılında vereceklerini belirten Bütün, kısa ve uzun vadeli hedeflerini "Yüksek lisans programı açmak", "Hava trafik kontrolörlü" ve "Pilot" eğitimi vermek için altyapı oluşturmak olarak sıraladı.

Donanma Komutanlığı'nın kullanım dışı uçak, helikopter gibi teknik malzeme ve öteki desteklerinin manevi güç kaynağı olduğunu belirten Bütün, özel sektördeki en büyük destekçilerinin de TAV olduğunu bildirdi. Erhan Bütün, DHMİ ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile bilgi alışverişinde bulunduklarını, ayrıca, MNG ile de işbirliği yaptıklarını kaydetti.
Doç. Dr. Bütün, şu bilgileri verdi: "Öğrencilerimizin iş kaygıları yok. Öğrencilerimize geri ödemesiz burs imkânı sağlayan kuruluşlar var. 2010 yılında uçak ve hava aracı bakımcısı açığı yaklaşık 6 bin. Ayrıca, işletmecilere verilen diploma Avrupa'da çalışma hakkı veriyor. "

Kocaeli Üniversitesi Rektörü Komsuoğlu ve Sivil Havacılık Yüksekokulu Müdürü Bütün okulda 210 öğrencinin eğitim gördüğünü ve ilk mezunların 2009 yılında vereceklerini söylediler.

Haber 3

Özel yurtlar ateş pahası

Ancak bazı illerde tek kişilik yurt odası fiyatı, kiralık lüks daire fiyatını bile geçiyor.Üniversite öğrencileri yurt telaşına çoktan başladı. Yeni kayıt yaptıracak adaylar için devlet yurtları kadar üniversite yurtları ve özel yurtlar da farklı imkanlar sunuyor. Ücretlere bakıldığında, en düşük ücret devlet yurtlarının standart odaları için alınıyor. Özel üniversitelerdeki tek kişilik veya süit odaların yıllık fiyatları (bir yılda eğitim-öğretim sürecince ödenecek fiyat) şehirdeki ortalama daire fiyatlarının da üzerine çıkıyor.

TAM PANSİYON ODALAR

Özel yurtların fiyatları konumlarına, üniversiteye uzaklıklarına göre değişiyor. Özel yurtların ücretleri de odalarının özelliklerine göre belirleniyor. Ankara`da üniversitelerin yakınlarındaki bazı özel yurtların tek kişilik odaları aylık 1200 YTL`ye kadar çıkarken, 2, 3 ve 4`er kişilik odaların fiyatları aylık 500-700 YTL arasında değişiyor. Ankara`da devlet üniversitelerinden ODTÜ, Hacettepe ve Ankara üniversitelerinin kendi yurtları bulunuyor. Devlet üniversitesindeki yurt fiyatları da 120 ile 300 YTL arasında değişiyor.

ÖZEL YURTLAR PAHALI

Ankara'da Başkent, Bilkent, Çankaya, Atılım gibi özel üniversitelerin yurtları bulunuyor. Yurt ücretleri tek kişilik odalar için yıllık KDV dahil 9 bin YTL, 2 kişilik odalar kişi başına yıllık KDV dahil 4 bin 500 YTL olarak belirlendi. Ayrıca, bin YTL depozito isteniyor.

KAYITLAR 1 EYLÜL`DE

YURTKUR da halen 78 il, 85 ilçede bulunan toplam 229 yurtta 203 bin 851 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Öğrenciler, YURT-KUR'a bağlı yurtlar için 1-12 Eylül 2008 arasında kayıt yaptırabilecek.

Bugün

Eğitimde uçurum

Yapılan araştırmaya göre, ilköğretim ve ortaöğretim olanaklarına göre gelişmişlik endeksi en düşük ilçe Pervari (Siirt), en gelişmiş ilçe ise Çankaya (Ankara) çıktı

Türkiye'deki 923 ilçenin ilköğretim ve ortaöğretim olanaklarının incelendiği araştırma,eğitim olanakları yönünden ilçelerin sadece yüzde 24'ünün gelişmiş, yüzde 40'ının ise gelişmemiş düzeyde olduğunu ortaya koydu. TÜBİTAK'ın desteklediği araştırmaya, Prof. Hülya Çıngı`nın koordinatör, Doç. Cem Kadılar ile Dr. Güler Koçberber araştırmacı olarak katıldı.

Türkiye Genelinde İlk ve Ortaöğretim Olanaklarının İncelenmesi ve Belirlenen Aksaklıklara Çözüm Önerilerinin Getirilmesi" başlıklı çalışmada eğitim ele alındı.

En iyi, en kötü

Araştırmada, genel değerlendirme ile ayrı ayrı ilk ve ortaöğretim olanaklarının değerlendirmelerinden en gelişmiş ilçe Çankaya (Ankara) olarak tespit edildi. Eğitim olanaklarına göre gelişmişlik endeksi en düşük ilçe, ilköğretim ve ortaöğretim olanakları birlikte değerlendirildiğinde Pervari (Siirt) çıktı.

Sadece ilköğretim olanakları yönünden incelendiğinde Başkale (Van), sadece ortaöğretim olanakları yönünden incelendiğinde de Şemdinli (Hakkâri) gelişmişlik endeksi en düşük ilçeler olarak belirlendi.

Ankara-İzmir sürprizi

Araştırma sonucu özetle şöyle:

923 ilçenin yüzde 23.51'i (217) çok gelişmiş ve gelişmiş, yüzde 39.65'i (366) gelişmemiş ve hiç gelişmemiş, yüzde 36.84'ü de (340) orta gelişmişlik düzeyinde.

İlköğretim olanakları incelendiğinde, bu ilçelerin yüzde 7.58'i "iyi", yüzde 45.29'u "orta", yüzde 47.13'ü "kötü" durumda.

Ortaöğretim olanaklarında ise ilçelerin yüzde 19.64'ü "iyi", yüzde 48.67'si "orta", yüzde 31.7'si ise "kötü."

İlköğretim ve ortaöğretim olanakları açısından İstanbul'da kötü ilçe bulunmuyor. Ankara'da Akyurt, Bala, Çubuk ve Haymana, İzmir'de ise Beydağ, Kiraz ve Torbalı'nın "kötü" olduğu ortaya çıktı.

Tüm ilçeleri orta ve daha iyi düzeyde olan iller Artvin, Bartın, Edirne, Isparta, İstanbul, Kocaeli, Nevşehir, Rize, Tunceli, Uşak ve Yalova.

Bütün ilçelerinde ilköğretim olanakları kötü durumda olan iller Adıyaman, Şırnak, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Gaziantep, Iğdır, Kahramanmaraş, Kars, Kilis, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Ağrı ve Van.

Güneydoğu`daki ilçelerin tamamı ilköğretim olanakları yönünden, yüzde 76'sı ortaöğretim olanakları yönünden "kötü".

Haberler.com

28 Ağustos 2008 Perşembe

İlköğretim okullarında 65 bin öğretmen açığı var

 Türkiye`de ilk ve ortaöğretim okullarında eğitim olanaklarının incelendiği araştırmada, Türkiye ortalamasının altında eğitim olanaklarına sahip ilköğretim okullarında yaklaşık 65 bin, ortöğretim okullarında ise 15 bin 559 öğretmen açığı bulunduğu belirlendi.

Resmi ve özel kurumların öğretmen başına düşen öğrenci sayısı bakımından farklılık gösterdiği ifade edilen araştırmada, özel eğitim öğretim kurumlarında öğretmen başına düşen ortalama öğrenci sayısının 8.98, resmi eğitim öğretim kurumlarında ise 22.28 olduğu belirtildi.

Resmi ilköğretim ve ortaöğretim okulları içinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde öğretmen başına düşen öğrenci sayısının 34.98 olduğu, bunu 29.70 ile Orta Anadolu Bölgesi`nin izlediği vurgulandı.

Araştırmada, Türkiye ortalamasının altında eğitim olanaklarına sahip olan ilköğretim okullarının öğretmen ihtiyacının yaklaşık 65 bin, derslik ihtiyacının 124 bin, bilgisayar ihtiyacının 78 bin, bilgisayar laboratuvarı ihtiyacının 5 bin 708, fen laboratuvarı ihtiyacının 4 bin 518, yabancı dil laboratuvarı ihtiyacının 6 bin 249, kütüphane ihtiyacının 4 bin 96 olduğu ortaya çıktı.

Türkiye ortalamasının üstünde eğitim olanağına sahip ilçelerde ise öğretmen fazlasının 30 bin 583, derslik fazlasının 21 bin, bilgisayar fazlasının 40 bin, bilgisayar laboratuvarı fazlasının 4 bin 309, fen laboratuvarı fazlasının 3 bin 67, yabancı dil laboratuvarı fazlasının 132, kütüphane fazlasının ise 2 bin 590 olduğu kaydedildi.

Eğitim olanakları yönünden hiç gelişmemiş grupta yer alan 62 ilçenin ilçe milli eğitim müdürlükleri ile yapılan görüşmelere de yer verilen araştırmada, ilçelerde yeterli öğretmen olmadığı, okulların bakım ve onarıma ihtiyacı olduğu ya da güvenlik nedeniyle eğitim faaliyetleri yürütemeyen okulların bulunduğu, öğrencilerin ise taşımalı eğitim yolu ile çevre okullara yönlendirildikleri tespit edildi.

Öğretmen atamalarında rotasyon sisteminin getirilmesi önerilen araştırmada, stajyerlik sürelerinin 5 yıla çıkarılması ya da ilçelere kadrolu öğretmen tayin edilmesi diğer çözüm yolları olarak önerildi.

Haberler.com

KPSS`de tercih ettikleri sınav yerleri gelmeyenler tepkili

Mardin`de Kamu Personeli Seçme Sınavı(KPSS)`na girecek adaylara tercih ettikleri sınav yerlerinin dışında başka iller çıkması tepkilere neden oldu.

21 Eylül`de yapılacak sınav için başvuruda bulunan yüzlerce vatandaş il ve ilçelerine yakın bulunan sınav yerlerini tercih etti. Ancak sınava girecek adaylara gönderilen sınav giriş kartlarında Malatya ve Gaziantep`in yazması adayları şaşırttı. Gelen sınav giriş kartlarında kimi Gaziantep kimi ise Malatya`da sınava gireceğini öğrenen yüzlerce KPSS adayı mağdur duruma düştü.

Özellikle Mardin ve ilçelerinde bu sorunla karşı karşıya kalan yüzlerce aday sorunun çözülmesi için yetkililerden yardım istedi. KPSS için Mardin`i tercih eden Cemil ve İlyas Edis kardeşler sınav giriş formlarında birine Gaziantep diğerine Malatya`nın çıkmasına tepki gösterdi.

Midyat`ın Acırlı beldesinde ikamet eden Talip İşler de, sınav yeri olarak verdiği Mardin- Kızıltepe yerine, Gaziantep merkez çıkınca şok oldu. Sınav için yaptığı başvuruda sınav yeri Mardin olarak işaretlediğini belirten Talip İşler, "Bana gelen sınav giriş formunda sınav yeri Gaziantep yazılı. Benim maddi durumum iyi değil. Oraya gidemem. Sınava çok iyi hazırlandım. Ancak bana gelen giriş belgesindeki değişiklik beni şoka uğrattı. Ne yapacağımı bilemiyorum. Benim gibi yüzlerce kişi de mağdur duruma düştü. Yetkililerden bu mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz." dedi.

Aynı durumda olan Midyat`ın Ortaçarşı mahallesinde ikamet eden KPSS adayı İlhan Göktekin, ise, ilçeye yakın olan Mardin- Batman ilerinde bulunan sınav yerlerini tercih ettiğini söyledi.

Tercih formunda Malatya yazıldığını ifade eden Göktekin, "Maddi imkânsızlıklar yüzünden ilçemize yakın yerde sınava girmek için başvuruda bulundum. Ama sınav yeri olarak Malatya çıktı. Neye istinaden bu tercihlerimizi değiştirdiler anlayamadım. Mardin`de binlerce işsiz gencin KPSS umudunu yok ettiler. Gençler kendilerine istedikleri il dışında başka iller çıkınca sınava girmekten vazgeçmek zorunda kalacaklar." şeklinde konuştu.

Haberler.com

İlköğretimde 34 öğrenciye bir bilgisayar düşüyor

 Türkiye`deki 923 ilçenin ilköğretim ve ortaöğretim olanaklarının incelendiği araştırma, eğitim olanakları yönünden ilçelerin yüzde 24`ünün gelişmiş, yüzde 40`ının ise gelişmemiş düzeyde olduğunu ortaya koydu.

Bilgisayar başına düşen öğrenci sayısının da incelendiği araştırmada, Türkiye genelinde ilköğretimde 34,47, ortaöğretimde ise 16,38 öğrencinin bir bilgisayar kullanabildiği tespit edildi.

TÜBİTAK`ın desteklediği Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Çıngı koordinatörlüğünde yürütülen "Türkiye Genelinde İlk ve OrtaÖğretim Olanaklarının İncelenmesi ve Belirlenen Aksaklıklara Çözüm Önerilerinin Getirilmesi" başlıklı çalışma kapsamında bölgelere göre ilk ve ortaöğretim olanakları, öğrenci başına düşen öğretmen, derslik ve bilgisayar sayısı, kütüphane imkanları ve eğitime yapılan harcamalar gibi veriler incelendi.

Araştırmada, genel değerlendirme ile ayrı ayrı ilk ve ortaöğretim olanaklarının değerlendirmelerinden en gelişmiş ilçe Çankaya (Ankara) olarak tespit edildi. Eğitim olanaklarına göre gelişmişlik endeksi en düşük olan ilçe ilköğretim ve ortaöğretim olanakları birlikte değerlendirildiğinde Pervari (Siirt), sadece ilköğretim olanakları yönünden incelendiğinde Başkale (Van) ve sadece ortaöğretim olanakları yönünden incelendiğinde Şemdinli (Hakkari) olarak belirlendi.

Araştırma kapsamındaki toplam 923 ilçenin yüzde 23,51`inin (217) çok gelişmiş ve gelişmiş, yüzde 39,65`inin (366) gelişmemiş ve hiç gelişmemiş, yüzde 36,84`ünün de (340) orta gelişmişlik düzeyinde olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Araştırma verileri, Türkiye`deki ilçelerin ilköğretim olanaklarının ortaöğretimdekinden daha kötü durumda olduğunu gösterdi.

İlköğretim ve ortaöğretim olanakları değerlendirildiğinde, İstanbul`da eğitim olanakları kötü olan ilçe bulunmuyor. Ancak, eğitim olanaklarının çok iyi olduğu düşünülen Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde eğitim olanakları kötü olan ilçelerin bulunduğu belirlendi.

Bölgelere göre, ilköğretim ve ortaöğretim olanakları birlikte değerlendirildiğinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde eğitim olanakları iyi olarak tanımlanabilen ilçe bulunmuyor.

Derslik başına düşen öğrenci sayısının en fazla olduğu bölgenin İstanbul (45,04) olduğu belirtilen araştırmada, hem ilköğretim hem de ortaöğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısının en düşük olduğu bölgenin Doğu Karadeniz (20,09) olduğu bildirildi.

Türkiye`deki ilköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin yüzde 9,64`ünün birleştirilmiş sınıflarda öğrenim gördüğü ifade edilen araştırmada, bu oranın Kuzeydoğu Anadolu`da yüzde 21,90, Güneydoğu Anadolu`da yüzde 17,54; orta-doğu Anadolu`da yüzde 16,34 olduğu kaydedildi.

Türkiye genelinde ilköğretim okullarında taşımalı eğitimden yararlanan öğrenci oranının yüzde 15,70 olduğu belirlenen araştırmada, eğitim olanağı gelişmiş olan ilçelerde bu değerin yüzde 0,03`e düştüğü belirtildi. Öğrencilerin taşımalı eğitimden yararlanma oranının en düşük olduğu ilin İstanbul, en yüksek olduğu bölgenin ise Doğu Karadeniz olduğu ifade edildi.

Haberler.com

Garanti, Öğretmen Akademisi Vakfı kurdu

Garanti Bankası, öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine destek vermek amacıyla "Öğretmen Akademisi Vakfı" adıyla bir vakıf kurdu.

Resmi Gazete`nin bugünkü sayısında yayımlanan vakıf kararına göre, Öğretmen Akademisi Vakfı'nın merkezi İstanbul`da olacak. 2 milyon YTL malvarlığı ile kurulan Açık Toplum Vakfı`nın amacı ise şöyle belirlendi:

"Milli Eğitim Bakanlığı ve/veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yaparak, her düzeydeki devlet okullarında ve/veya eğitim merkezlerinde görevli, başta öğretmenler olmak üzere okul yöneticileri, müfettişler ve ülkede eğitim sorumluluğu üstlenmiş kişilerin mesleki ve kişisel gelişimlerine destek verınek, eğitim- öğretim kurumları ve bunlara bağlı birimler, uygulama ve araştırma merkezleri açmak, işletmek ve böylece aşağıdaki faaliyetler aracılığıyla; bireysel ve toplumsal sorumlulukların bilincinde, araştıran, sorgulayan ve analitik düşünebilen, özgüven sahibi, kişisel bilgi  ve gelişimini sürekli önemseyen, evrensel değerleri benimsemiş, ülkenin ulusal, tarihi, kültürel ve çevresel mirası ile laik, demokratik, hukuk devleti ilkelerine sahip çıkabilecek nesillerin oluşmasına katkıda bulunacak öğretmenlerimizin ve eğitim dünyamızın sorumlularının gereksinimlerine cevap verebilmektir."

 

Haberler.com

Haydi Kızlar Liseye

``Haydi Kızlar Okula" kampanyasından olumlu sonuç alan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), lise çağında olup eğitime devam edemeyen kızların okula kazandırılmasını hedefliyor

Haydi Kızlar Okula" kampanyasından olumlu sonuç alan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), lise çağında olup eğitime devam edemeyen kızların okula kazandırılmasını hedefliyor. MEB Kız Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde orta öğretimden sonra herhangi bir lise ya da meslek lisesine kayıt yaptırmayan kız öğrencileri tek tek belirleyerek, okula ya da mesleğe yönlendirmek için çalışma başlattı.

Türkiye genelinde 2006-2007 yılında, ilköğretimden 525 bin 96 öğrenci mezun oldu. Bu öğrencilerden 412 bin 378'i orta öğretime kayıt yaptırdı. Göç ve ebeveynlerin tayini gibi çeşitli nedenlerden dolayı 8 bin 848 öğrenci de başka bölgelerde orta öğretimine devam etti. 112 bin 718 öğrenci ise zorunlu ilköğretimin ardından hiçbir genel lise ya da mesleki okula kayıt yaptırmadı.

MEB Kız Teknik Öğretim Genel Müdürü Emine Kıraç, "toplumun temeli eğitimli kadın" düşüncesinden hareketle, Türkiye genelinde gerçekleştirdikleri araştırma sonuçlarına göre, kız çocuklarının yüzde 79'unun ilköğretimden sonra okula devam ederken, yüzde 21'inin eğitim hayatını sonlandırdığını ifade etti. Kıraç, "Ziyaret ettiğimiz ailelere, 'kızlarınızı mutlaka okutun, sonra da çalıştırın' demeyeceğiz. Çünkü, eğitimli anne ve eş olmaları bile toplumun geleceğini tayin eder. Ziyaretlerimizde, Türkiye genelindeki kız meslek liselerimizin, olgunlaşma enstitülerimizin, kızlarımızın yanı sıra kadınlarımızın da hizmetinde olacağını anlatacağız" şeklinde konuştu.

Aktif haber

27 Ağustos 2008 Çarşamba

İstanbul'da 41 okulda deprem tadilatı başladı

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala, İstanbul`da bazı okullarda deprem güçlendirmesi çalışmaları başlatıldı. Okulları tadilata alınan öğrenciler servislerle yakında bulunan başka okullara taşınacak.

İstanbul`da bu yıl 41 okulda güçlendirme çalışması başlatıldı. Tadilat çalışmalarının yapılacağı ilçelerin başında Eyüp geliyor. Eyüp`te okulların açılmasına az bir zaman kala 4 okul tadilata alındı. Bu okullarda eğitim-öğretim gören yaklaşık 5 bin öğrenci bölgede bulunan yedi okula dağıtılacak. Tadilata alınan Topçular İlköğretim Okulu, Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu, Cumhuriyet İlköğretim Okulu ve Gümüşsuyu İlköğretim Okulu`nda öğrenim gören öğrenciler, Nişanca Şehit Er Eyüp Beyazıt İlköğretim Okulu, Rami İlköğretim Okulu, Prof. Dr. Kaya Gürsel İlköğretim Okulu, Feridun Tümer İlköğretim Okulu, İslam Ülker-H.Ş. Ülker İlköğretim Okulu ve Silahtarağa İlköğretim Okulları`na nakledilecek. Bu okullarda ikili eğitim-öğretim yapılarak ihtiyaç karşılanacak.

Topçular İlköğretim Okulu`na gelen bir veli eğitim öğretim yılının başlamasına kısa bir zaman kala başlayan tadilat çalışmalarına tepki gösterdi. "Bu kadar az zaman kala tadilat başlar mı?" diyerek tepkisini dile getiren öğrenci velisi, "Okula geliyoruz `Çocuğumuz nerde okuyacak?` diye soruyoruz kimse bize doğru dürüst cevap vermiyor." diye tepki gösterdi.

-ATA ÖZER: "SORUN İHALE KANUNU"-

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, okullardaki deprem güçlendirme çalışmalarının ihale kanunundaki bekleme müddeti nedeniyle geç başladığını ve bu yüzden zamanında bitirilemediğini söyledi. Özer, bundan böyle eğitim öğretim devam ederken ihalelerin açılacağını ve yaz tatilinde çalışmaların tamamıyla bitirileceğini belirtti. İstanbul`da halen 41 okulda güçlendirme çalışması yapıldığını ifade eden Ata Özer, bu okulların bir ay gecikmeyle dahi olsa eğitim öğretim dönemine yetiştirileceğini kaydetti.

Türkiye`de bir ihale kanunu bulunduğunu ve bu kanunda da bir bekleme müddeti olduğuna değinen Özer, "Ne İl Özel İdaresi`nden ne de Milli Eğitim`den bir yetkili okulda eğitim devam ederken, inşayı öngörmez. Bu geç başlamalar ihaleden kaynaklanan durumdur. Geçen yıl daha fazlaydı. Bu yıl hemen okullar kapanır kapanmaz ihaleleri yapıldı. Baktık ki bu durumda bile gecikme oluyor bundan böyle eğitim öğretim devam ederken ihaleler açılacak ve yaz tatilinde de okullar tamamıyla bitirilecek." şeklinde konuştu.

Marmara Bölgesi`nin etkileyen 1999 Gölcük depremi sonrasında bin 900 okulun tarandığını dile getiren Özer, şöyle devam etti: "Depreme karşı hazırlıksız olduğu görülen 507 okulun bir kısmı yıkıldı, diğer kısmında da güçlendirme yapıldı. Yıkılan okullardan bazılarının geniş olan arazinin tam ortasına usulsüz ve bilinçsiz olarak yerleştirildiğini gördük. Bunlar yıkılıp, çağdaş eğitim sistemine ayak uydurabilir; daha geniş, labarotuvarı olan, kütüphanesi ve mükemmel sınıfları olan okullar haline getirildi. Yeniden yapılan okulların sayısı 176 oldu. 176 okuldan geriye kalan okullarda da güçlendirme çalışması yapıldı. 370 okulumuzda güçlendirme ve yıkım yapılabilmesi için tekrar etütler yapıldı. Aciliyeti olmayan okullar zamanla ya güçlendirilecek ya da yıkılıp tekrar yapılacak."

İstanbul`da bazı okullarda güçlendirme çalışmalarının devam ettiğini belirten Özer, çalışmaların Dünya Bankası`ndan alınan 400 milyon dolarlık krediyle yapıldığını söyledi. Bugüne kadar bu krediden 180 milyon dolar para harcandığını kaydeden Ata Özer, "Güçlendirme çalışması 180 iş gününe dağılıyor. Müteahhitin işi bu süre içerisinde mutlaka bitirmesi gerekiyor. Bitirmediği takdirde cezayi müeyyide uygulanıyor." dedi.

İstanbul`da güçlendirmeye ve yıkıma alınan okul öğrencilerinin durumu ne olacağı konusuna da değinen Ata Özer, sözlerini şöyle tamamladı: "Devlet onlara da yardım elini uzatıyor. İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi başka okullarda misafir edilecek çocuklarımızın servis ücretlerini üstleniyor. Ailelerine de böylece ek yük getirmiyor. İstanbul`da 2008 tarihi itibariyle 41 okulda güçlendirme var. Bunların bitirilmesine çalışılıyor. Bazı sebeplerden dolayı bitirememişlerse protokol çerçevesinde cezai müeyyide uygulanacak. 41 okulumuz mutlak suretle bir ay gecikmeyle dahi olsa 2008-2009 eğitim öğretim yılına yetiştirilecektir. Bunun takibi ve bunun denetimi tamamen il özel idaremize aittir."

Haberler.com

Okullarda arsenikli su riski

İZMİR`de, susuzluk sıkıntısı şebekeye standart değerlerin üzerinde arsenik içeren su verilip, 'kullanın, içmeyin' uyarılarıyla aşılmaya çalışılırken, 1 Eylül`de eğitime yeni başlayacak.

6.5- 7 yaşlarındaki yaklaşık 50 bin öğrenciyi kucaklamaya hazırlanan okulları tehlikeye karşı önlemsiz yakaladı. İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, sorunun yeni gündeme geldiğini belirterek, "Arkadaşlarımızla, belediye yetkilileriyle görüşüp ne önlem gerekiyorsa alacağız. Önlemler 1 Eylül`e yetişir" dedi. 8 Eylül`den itibaren 650 bine yakın öğrencinin öğrenim göreceği okullarda şu an için alınmış önlem yok, söylenen ise, "Her çocuk suyunu yanında getirsin" oluyor.

Standart değeri litrede 10 mikrogram olan arseniğin 59 mikrograma çıktığı Göksu ve 32 mikrogram çıktığı Sarıkız kuyularını, 'tehlikeli' bulunarak geçen haziran ayında da kapatılmasının ardından, yaşanan teknik arızalar su kesintilerini başlattı. Susuzluk krizi arsenik krizinin önüne geçince, kapatılan kuyular tekrar devreye sokuldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, arsenikli suyu tercih etme zorunda kalışlarını "Tahtalı Barajı`nda suların azalmasıyla pompalar arıza yaptı. Zorunlu su kesintisine gittik. Hemşehrilerimizin susuz kalması bizleri çok üzdü. Sonunda, vatandaşlardan da gelen yoğun talep üzerine, Göksu ve Sarıkız kuyularını yeniden devreye aldık. Arıtmalar tamamlanıncaya kadar vereceğimiz bu su, şebekedeki arsenik oranını yükseltecek. İzmirlileri su faturalarında, basın-yayın organlarına vereceğimiz ilanlarla uyaracağız" diye açıklarken, bu formül okulların açılmasına birkaç gün kala anne babaların kaygılarını artırdı.

Çocukların özellikle teneffüs saatlerinde koşup oynadıktan sonra su ihtiyaçlarını çeşmedenkarşıladıklarına dikkat çeken veliler, "Çocuklarımızı evde kontrol altında tutabiliyor, sağlıklı su tüketmelerini sağlıyabiliyoruz. Ama okuldayken bu kontrolü yapma olanağımız yok. Öğretmenlerin de anne babalar gibi davranma olanakları yok. Çeşmelerin kapatılması da mantıklı olmaz, çünkü tuvalet ihtiyacı ve oyun sonrası çocukların ellerini yıkamaları için su gerekli. Her çocuk evden su götürebilir, kantinlerde su satılabilir ama her aile için bu ekonomik olmayabilir. Çocukların sağlığının tehlikeye atılmaması için okulların önlem alması gerek. Öğrencilerin okul çeşmelerinden akan suyu içmelerinin önlenmesi, onlara sağlıklı su temini gerek. Öğretmenlerin 'çeşmelerden su içmeyin' uyarısı özellikle küçük yaş gruplarında etkili olmayabilir. Uyarı ve eğitimin yanında çocukların çeşme suyunu tüketmemeleri için kontrol şart" diye konuştu.

Öte yandan sorunun yeni gündeme geldiğini belirten İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, "Şu an bir şey söyleyemiyorum. Arkadaşlarla değerlendireceğiz. Tabii bir önlem almamız lazım. Belediye ile görüşmedik daha, gazetelere yansıyanlarla biliyoruz. Gerçekten içilemeyecek mi bu sular bilemiyorum. Değerlendirip önlem alacağız" dedi. Aydoğan önlemin pazartesiye kadar alınıp alınamayacağı sorusuna ise, "Zaman var, yetişir" diye yanıt verdi.

Hürriyet

Şampiyonlar devleti tercih etti

Vakıf üniversiteleri ÖSS'de ilk 2 bine giren öğrencileri ikramiye, aylık maaş, yüzde 100 burs, yurt dışında stajla çekmeye çalıştı ama onlar tercihini devletten yana kullanıdı

Vakıf üniversiteleri ÖSS'de ilk 2 bine giren öğrencileri ikramiye, aylık maaş, yüzde 100 burs, yurt dışında stajla çekmeye çalıştı. Ancak her puan türünden ilk 2 bindeki öğrencilerin sadece 838'i vakıf üniversitelerine yöneldi, çoğu başta Boğaziçi olmak üzere devlet üniversitelerini seçti. Vakıf üniversitelerinde de Bilkent, Koç ve Bahçeşehir öne çıktı.

ÖĞRENCİ Seçme Sınavı'nda (ÖSS) ilk 2 bine giren başarılı öğrencileri kapmak için sıkı yarışa giren vakıf (özel) üniversiteleri bu öğrencilerden 838'ini para teklifleriyle çekebildi. Buna karşın, her puan türünden 2 bin başarılı öğrencinin büyük bölümü devlet üniversitelerini seçti. İlk 2 bindekilerin en çok tercih ettiği ilk üç vakıf üniversitesi ise 296 öğrenciyle Bilkent, 89 öğrenciyle Koç, 81 öğrenciyle de Bahçeşehir üniversiteleri oldu.

Devlet üniversitelerinde ise sıralama 1034 öğrenciyle Boğaziçi, 940 öğrenciyle İstanbul Üniversitesi ve 902 öğrenciyle Ankara Üniversitesi şeklinde gerçekleşti. Vakıf ve devlet üniversiteleri, derece yapan öğrencilere burs başta olmak üzere uçak masrafları dahil yurtdışında staj olanakları, 2 bin 500 YTL'yi bulan ödüller, aylık 2 bin YTL'ye ulaşan cep harçlıkları, ev kirası yardımları, yıllık 9 bin 600 YTL'lik yurtlarda ücretsiz konaklama olanakları, diz üstü bilgisayarlar önerdi.

Bilkent açık ara önde

İlk 2 bine giren öğrencilerden 296'sının gönlünü fethetmeyi başaran ve birinci olan Bilkent Üniversitesi, öğrencileri risksiz 'Kapsamlı Burs' programıyla ikna etti. Bilkent öğrencilere öğrenim ücretinden muafiyet, Ankara dışından olanlara iki kişilik odalarda ücretsiz konaklama. Ayda 275 YTL cep harçlığı sundu. Bursları da not ortalaması veya sınıf-ders geçme gibi konulardan bağımsız hale getirdi ve kesinti olmayacağını garanti etti.

Koç ilk 100'e odaklandı

Vakıf üniversiteleri ilk 2 bine öğrenciye çeşitli olanaklar sundular ancak en çok da ilk 100'e giren öğrencilere odaklandı. Bunlardan Koç Üniversitesi ilk 100 içinde yer alan öğrenciye 'Özel Başarı Bursu' verdi. Bu burs kapsamında bir defalık 1500 YTL giriş başarı ödülünün yanı sıra ayda 400 YTL burs, ücretleri 1750 ile 4 bin 500 YTL olan internet ve kablolu televizyonların bulunduğu iki kişilik odalarda ücretsiz konaklama olanağı sağladı. Koç Üniversitesi bu teklifleriyle ilk 2 binden 89 öğrenciyi çekerek, vakıf üniversiteleri sıralamasında ikinciliğe oturdu.
Bahçeşehir kademeli
En çok tercih edilen vakıf üniversiteleri arasında üçüncü sıraya yerleşen Bahçeşehir Üniversitesi ise ÖSS'de ilk 3 bine giren öğrencilere kademeli olanaklar sundu. İlk 2 bine girenlere tam burs ve aylık 1000 YTL harçlık öneren Bahçeşehir Üniversitesi başarılı öğrencilerden 81'inin tercihi oldu.

50 bin YTLödül ve 2 bin YTL aylık bursa 20 öğrenci 'evet' dedi

KADİR Has Üniversitesi, ilk 100'e giren öğrencilere 50 bin YTL ödül ve 2 bin YTL aylık burs önerisiyle başarılı öğrenci kapma yarışında büyük dikkat çekmişti. Rektör Prof. Dr. Yücel Yılmaz öğrencilere gönderdiği mektupta, 'ödül' miktarını açıkça belirmiş ve öğrencileri görüşmeye davet etmişti. Kadir Has Üniversitesi'nin bu teklifine 20 öğrenci 'evet' dedi ve bu üniversite başarılı öğrenciler tarafından en çok tercih edilen vakıf üniversiteleri sıralamasında 9'uncu oldu.

Sadi Özdemir

(Hürriyet)

Kırtasiye yardımı ne zaman ödenecek?

Kamuoyunda `kırtasiye yardımı` olarak bilinen ve öğretmenlere her yıl okullar açılmadan verilen eğitim ödeneği bu yıl ne zaman yatırılacak ve ne kadar olacak?

Öğretim yılına hazırlık ödeneği´ öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olan ve fiilen öğretmenlik yapanlara veriliyor. Ödenekten okul müdür ve yardımcıları ile cezaevi okullarında çalışan öğretmenler de yararlanıyor.

Eğitim sendikaları ve öğretmenler geçen yıl 450 YTLolan ödeneği yetersiz bulurken, yardımın en az bir maaş tutarında olmasını istiyor.

Kırtasiye yardımı geçen yıl bütçe kanunu ile 450 YTL´ye çıkarılırken, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, paranın  okullar açılmadan öğretmenlere ödenmesi talimatı vermişti. Peki bu yıl bu ücret ne kadar oldu ve ne zaman öğretmenlere ödeme yapılacak?

Haber   7

Öğretmenlere göre 'dil ve anlatım'ın müfredatı 'gerçekdışı' kalıyor

Öğretmenleri bezdiren tek müfredat edebiyat değilmiş. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2005'ten beri uygulanan yeni 'dil ve anlatım' müfredatının işleyip işlemediğini anlamak için öğretmenlerle yaptığı anket, öğretmenlerin hem programdan hem de kitaptan şikâyetçi olduğunu gösterdi. 28 ilden 310 öğretmen dil ve anlatım dersine ilişkin eleştirilerini rapor halinde Bakanlığa iletti. Rapor şöyle:

Öğrenciler yorum yapamıyor, metindeki ana düşünceyi yakalayamıyor, soyut düşünemiyor. Kitap okuma alışkanlığına sahip değiller.

Öğrencilerin defter tutma ve yazma alışkanlıkları zayıf.

Öğrenci seviyesinin istenen düzeyde olmayışı amaçların gerçekleştirilmesini engelliyor.

Konuların sınıf dağılımı dengesiz.

9,10 ve 11. sınıf değerlendirme soruları meslek lisesi öğrencileri için zor, diğerleri için kolay geliyor. Bütün okul türlerine aynı müfredat olmamalı.

Özel mektuplarda hitap ve ifade tarzının özelliklerini belirleme ve örnek biyografı yazma kazanımı güncel değil. Mektup başlığı altında kısa mesaj ve elektronik posta, biyografi türü başlığı altında kariyer özgeçmişi yazma eksik.

Sosyo ekonomik düzeyi farklı öğrenciler her etkinliği yapamıyor.

'Öğrencilerin dinledikleri tiyatro metinlerinde durakların ve vurguların nasıl ve nerede yapıldığını belirleme' etkinliği, birçoğu tiyatro izleme olanağı bulamadığı için gerçekdışı kalıyor.

Kalabalık sınıflardaki grup içi çalışmalar karmaşaya yol açıyor.

'Kulgak, kangı, edgü, kadgu kelimelerinin bugünkü yazılışları' konulu etkinlik, akademik olarak bilgi gerektiriyor.

Arapça ve Farsça kelimelerin bulunduğu 'Bülbül', Çanakkale Şehitleri'nde Türkçe karşılıklar yok. Bu yüzden metin kavratılamıyor.

Çağdaş kadın yazarları ve çocuk edebiyatından alınan metinler az.

Kitaplarda metinlerle uyumlu olmayan fotoğraf ve resimler var.

'Türkleri aşağılayan metin'

Öğretmenler, 11. sınıf dil ve anlatım kitabındaki Yusuf Ziya Ortaç'ın 'Türklerin 'teşekkür' kelimesine olan soğukluğunu' anlatan 'Kaybolan Kelime' adlı metnini de 'Türk toplumunu hakir görüyor' diye eleştirdi. Metinden bazı bölümler şöyle:

"Bu bayram, dilimizin bir kelime kaybettiğine iyice inandım.... Kapıyı çalan çöpçünün pos bıyıkları arasında onu aradım. Yok!.. Bahşişini alan bekçinin kavlak dudaklarından onu bekledim. Yok!.. Bakkalın çırağından, sebzecinin yamağından, kasabın oğlundan onu işitmek istedim. Yok!..

...Tramvayda, ayakta kalmış bir kadına yerinizi veriyorsunuz. Yüzünüze, burun delikleriyle yüksekten bir bakış!

Ve hiçbirinin dilinde aradığınız o ince, o kibar, o insanı insan yapan güzel kelime yok!

...Geçen yıl, Atina'da bir otomobilin şoförü, bana bu kelimeyi on kuruşluk bahşiş için söylemişti.

...Haaa! Affedersiniz, deminden beri, yana yakıla hasretini çektiğim bu kelimenin ne olduğunu söylemedim değil mi?

Teşekkür!"

Radikal

Tayin isteyen 15 bin öğretmenin 9 bini tercihte bulundukları okullara atandı

Geçen hafta 18 bin öğretmenin atamasını yapan Milli Eğitim Bakanlığı, dün de 14 bin 440 öğretmenin okulunu veya ilini değiştirdi.

Öğretmenlerin yer değiştirme başvurularını 6-20 Ağustos tarihleri arasında alan bakanlık, tayin sonuçlarını internetten duyurdu. İl içi tayin amacıyla 2 bin 498, iller arasında ise 13 bin 136 olmak üzere toplam 15 bin 634 öğretmen başvuruda bulunurken, bunlardan 9 bin 111`i tercihte bulundukları okullara atandı. 5 bin 329 öğretmen de il milli eğitim müdürlükleri emrine verildi. Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, tayinlerin `tamamen hizmet puanı üstünlüğü ve tercihler dikkate alınarak bilgisayar ortamında` yapıldığını vurguladı.

İbrahim Asalıoğlu

Zaman

26 Ağustos 2008 Salı

Fen, Sosyal Bilimler, Spor ve Anadolu Liselerine sınavsız öğretmen atanamayacak

EĞİTİM SEN`DEN YAPILAN AÇIKLAMA

Milli Eğitim Bakanlığı, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri ile Anadolu Liselerinin öğretmen gereksinimini karşılayamadığı iddiasıyla, 24 Kasım 2007 günlü Resmi Gazetede yayımladığı yönetmelik değişiklikleri ile sınavsız öğretmen atamanın yolunu açmaya çalışmış, yayımladığı kılavuzda da bu doğrultuda düzenlemelere yer vermiştir.

Sendikamız bu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğunu, yapılan değişikliklerin Danıştay kararlarını boşa çıkarma amacı taşıdığını dile getirmiş, 3 Mart 2008 günü yayımlanan Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Spor Liseleri ile Her Türdeki Anadolu Liselerine Öğretmen Başvuru ve Atama Kılavuzunun (2008-1) 'Atamalarda Öncelik' başlıklı 4.3. maddesinde yer alan ". öğretmen ihtiyacının karşılanamaması durumunda, bu eğitim kurumları için ilgili yönetmeliğin 5'inci maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla Değerlendirme Formu (Ek-3) üzerinde yapılacak değerlendirmedeki puan üstünlüğüne göre" ifadesi, Yönetmeliğin 18. maddesinin (c) bendinde yer alan ". öğretmen ihtiyacı karşılanamayan eğitim kurumları için, 5 inci maddedeki şartları taşımaları kaydıyla Değerlendirme Formu (Ek-3) üzerinde yapılacak değerlendirmede puan üstünlüğüne göre" ifadesi, Yönetmeliğin 18. maddesinin (ç) bendinde yer alan "İlk defa öğretmenliğe atananlardan genel ortaöğretim alanları için 90, meslek dersleri için 70 ve daha üstünde KPSS'den puan alanlardan puan üstünlüğüne göre" ifadesi ile "Değerlendirme Formu"nun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 17 Mart 2008 günü dava açmıştır.

Danıştay İkinci Dairesi, 11.06.2008 gün ve E.2008/909 sayılı kararıyla kılavuz ve yönetmeliğin anılan hükümleri ile Değerlendirme Formu'nun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı anılan Danıştay kararı uyarınca sınavsız olarak yaptığı atamaları geri almak zorundadır. Bu konudaki mağduriyetin sorumlusu da, hukuka aykırı yöntemleri izlemekte kararlı olan bakanlık olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı, bu eğitim kurumlarının öğretmen gereksinimini gerçekten karşılamak isteğinde ise bu sorunu çözmek hiç de zor değildir. Bu amaçla yılda en az iki kez sınav yapılması sorunu çok daha kısa sürede çözecektir.

Çukurova Üniversitesi`nde öğrenciye iş imkanı

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) öğrencilerine part-time iş vererek destek de oluyor. Üniversite, geçen eğitim döneminde 450 olan iş verdiği öğrenci sayısını bu yıl ilk etapta 500`e çıkaracak.

ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, yaptığı açıklamada, bu yıl 8 bin 358 yeni kayıtla öğrenci sayısı 40 bine ulaşacak üniversitede, öğrencilerine iyi bir eğitimin yanı sıra iş imkanı da sunduklarını söyledi.

Bürolar, sosyal tesisler, yemekhane, havuz gibi bölümlerde üniversite dışından personel çalıştırmak yerine üniversite öğrencilerini tercih ettiklerini anlatan Akınoğlu, öğrencilerin derslerinden arta kalan zamanlarda part-time olarak buralarda çalıştıklarını bildirdi.

Geçen yıl çalışan öğrenci sayısının 450 olduğunu anımsatan Akınoğlu, "Üniversitemizin artan kontenjanı ve büyümesine paralel olarak bu yıl sayıyı ilk etapta 500`e çıkardık. Çalışacak öğrencilerimin ücretlerini karşılamak için ayırdığımız bütçe ise 1 milyon 474 bin YTL" dedi.

Öğrencilere, Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen saat ücreti ödendiğini belirten Akınoğlu, şöyle konuştu:

"Günde 4-5 saat çalışan bir öğrenci, ayda 200-250 YTL ücret alıyor. Bu ücret onlara adeta bir burs gibi oluyor. Deneyim kazanmalarının yanı sıra ailelerine de yük olmaktan kurtuluyorlar. Çoğu öğrenci ailesinden para almadan öğrenimini sürdürüyor."

Çalışan öğrencilerini özellikle başarılı ve burs alamamış olanlardan seçtiklerini ifade eden Akınoğlu, maddi durumu iyi olmayanlara ise öncelik verdiklerini söyledi.

Akınoğlu, ayrıca üniversite tarafından kiraya verilen işletmelere de öğrenci çalıştırma zorunluluğu getirdiklerini bildirdi.

"KİTAP YERLEŞTİRİP, PAS PAS YAPIYORLAR"

Kendilerini diğer öğrencilere göre şanslı olarak değerlendiren çalışanlardan kütüphanede olanlar kitap yerleştirme, havuzdakiler pas pas ve danışma, bürodakiler fotokopi gibi işleri yapıyorlar.

Havuzda çalışan Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) ikinci sınıf öğrencisi Ramazan Kulaz, işini zevkle yaptığını, Adana`da oturan ailesine hiç yük olmadığını söyledi.

Kütüphanede çalışan sınıf öğretmenliği ikinci sınıf öğrencisi Kahramanmaraşlı Ayşe Yiğit ise nisan ayında başladığı işini severek yaptığını söyledi.

Kütüphanede kendisi gibi 16 öğrencinin çalıştığını belirten Yiğit, "öğrenciler tarafından getirilen kitapların yerleştirilmesi, rafların temizliği gibi işleri yürütüyoruz" dedi.

Haberler.com

Üniversitelere kayıtlar haftaya

Üniversitelerde kayıt işlemleri, 1-8 Eylül 2008 tarihleri arasında yapılacak.

Kayıt hakkı kazanan adayların, gerekli belgeleri tamamlayarak kayıt süresi içinde yerleştirildikleri üniversiteye başvurmaları gerekiyor. Her bir program için ayrı kayıt tarihi belirlendiğinden, adayların kazandıkları programlar için belirlenen günlerde kayıt yaptırması isteniyor. Bildirilen süre içinde kayıt için başvurmayan veya kayıt işlemlerini tamamlamayan adaylar kayıt hakkını kaybedecekler.

Kayıt için adaylardan istenen belgeler şunlar:

- Adayın mezun olduğu okuldan aldığı diplomanın aslı ya da yeni tarihli mezuniyet belgesi,

- Aday 0.8 katsayısından veya ek puandan yararlanarak ya da sınavsız geçişle yerleştirilmiş ancak alanı diplomasında veya mezuniyet belgesinde belirtilmemişse hangi okul ve alandan mezun olduğunu gösterir resmi belge,

- Nüfus cüzdanının onaylı örneği,

- İkametgah belgesi,

- 1986 ve daha önceki yıllarda doğmuş erkek adaylar için askerlik şubelerinden alınacak askerlik durum belgesi,

- Son 6 ay içinde önden, başı açık, adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde çekilmiş 12 adet "4.5 cm X 6 cm" boyutunda fotoğraf,

- Katkı payının ödenmesiyle ilgili belge,

- Kayıttan önce belirlenip üniversite tarafından ilan edilecek diğer belgeler.

Anadolu Üniversitesi Merkezi Açıköğretim Programlarını kazanan adayların kayıt işlemleri ve kayıt tarihi için Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne başvurmaları gerekiyor.

UYARILAR

ÖSYM`nin hazırladığı 2008 Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alan uyarılara göre, "yükseköğretim öğrencileri, kılık kıyafet ile ilgili olarak yüksek yargı organları tarafından verilmiş kararlarla oluşmuş bulunan hukuki mevzuata uymak zorundalar."

Kayıt için adaylar bizzat başvuracaklar. Postayla kayıt yapılmayacak. Kayıt için istenen belgelerin onaysız sureti veya fotokopisi kabul edilmeyecek. Belgeler eksik ise kayıt yapılmayacak. Belirtilen tarihlerde kayıt yaptırmayan adaylar hak iddia edemeyecek. Üniversiteler, kayıt yaptıracak adaylardan sağlık kurulu raporu isteyebilecek

Haberler.com

Minikler için okul 1 Eylül`de açılıyor

İlköğretim 1. sınıf ile okul öncesi öğretime kayıt yaptıran öğrenciler, 1 Eylül`de okula başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı`nın, ilköğretim 1. sınıflar ile ana sınıflarına başlayacak öğrencilerin okul korkularını yenmelerini ve okula uyumlarını sağlamak amacıyla, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında başlattığı uygulama bu yıl da devam edecek.

1-5 Eylül tarihleri arasında "uyum programına" alınacak öğrenciler, öğretmenlerinin gözetiminde çeşitli etkinliklere katılacak, okullarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini tanıyacak. Veliler de çocuklarıyla okula gidip gelmelerinin alışkanlık haline gelmemesi için sınıf ortamına alınacak, rehberlik ve psikolojik danışma servislerince bilgilendirilecek.

Resmi tatillerin hafta içine denk gelmesi nedeniyle, 2008-2009 eğitim-öğretim yılı takviminde yeniden düzenleme yapıldığı için okullar bu yıl geçen yıllara göre 1 hafta erken açılacak. 2008-2009 eğitim-öğretim yılı 8 Eylül 2008 Pazartesi günü başlayacak. İlköğretim okullarındaki 10 milyon 870 bin ve liselerdeki 3 milyon 245 bin olmak üzere toplam 14 milyon 115 bin öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen ders başı yapacak.

Eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak 2009 Cuma günü sona erecek. Öğrenciler 26 Ocak-6 Şubat 2009 tarihleri arasında tatil yapacaklar. İkinci yarıyıl ise 9 Şubat`ta başlayacak ve 12 Haziran`da sona erecek.

Haber  7

25 Ağustos 2008 Pazartesi

210 kişilik okul kontejanına 1498 başvuru

Dicle Üniversitesi (D.Ü) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu`na sınavla alınacak 210 öğrencilik kontenjan için 1498 kişi başvurdu.

D.Ü. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu`na yetenekle alınacak öğrencilerin seçme sınavı üniversite stadında başladı.

Rektör Prof. Dr. Ayşegül Saraç, sınavla ilgili yaptığı açıklamada, sporun insanlara fiziksel ve ruhsal kazanımlar sağlamanın ötesinde dünya evrensel kültürünün en önemli bir parçası olduğunu bildirdi.

Toplumların spora ve sporculara göstermiş oldukları ilginin artışı, sportif müsabakalara tüm toplum katmanlarından milyonlarca insanın heyecanla katılmasının sporu ve sporcuları ayrıcalıklı bir konuma getirdiği gibi spor eğitimini de önemli kıldığını kaydeden Saraç, bu nedenle üniversitede verilecek spor eğitiminin her aşamasına çok önem verdiklerini belirtti.

Bu yıl giriş sınavını takip edeceklerini aktaran Saraç, açıklamasında şunlara yer verdi:

"Ayrıca aldığımız yeni önlemlerle hem sınavın daha sağlıklı geçmesini sağlayacak hem de oluşacak tereddütlere yer bırakmayacağız. Bunun için ilk defa bu yıl adayların aldığı puanlar anında bilgisayarlara kaydedilecek ve hemen anons edilecektir. Çok sayıda kamera, öğrenciler sınav olurlarken çekim yapacak ve müdürümüz Doç Dr. Hüseyin Büyükbayram ve yardımcıları, sınavın bütün aşamalarında hazır bulunacaklardır. Tüm adaylar sınava, her aşaması için isterlerse itiraz edebilecek ve kamera kayıtlarımızı izleyebileceklerdir. Bu nedenle en küçük bir tereddütte, yapılacak itirazların yüksekokulumuz müdürlüğünce anında değerlendirilecek. Geçen yıl yapılan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu`na giriş sınavlarına 629 kişi başvururken, bu yıl bu sayının 1498 olması üniversitemizin yeni yönetimine olan güvenin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir."

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Arıca da yetenek sınavına bu yıl 1498 kişinin müracaat ettiğini, sınavlar sonucunda 210 öğrencinin alınacağını bildirdi.

Sınavların 1 hafta süreceği bildirildi.

Akşam

Sakarya Üniversitesi`de bayıltan sınav

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu özel yetenek sınavına katılan bazı öğrenciler, baygınlık geçirdi.

SAÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu özel yetenek sınavı Atatürk Stadında yapıldı. Özel yetenek sınavına, 283`ü kız, bin 57`si erkek bin 340 aday katıldı. Kızlar 800, erkekler ise bin 500 metrelik parkurda dereceye girmek için yarıştılar. Yarışı tamamlayamayan bazı adaylar göz yaşlarına boğulurken, dereceye girenler ise parkurdan sevinçle ayrıldı. Sınavda başarılı olan öğrenciler, "Çok çalıştık. Kazandığımız için mutluyuz. Kaybeden arkadaşlarımıza üzüldük" dedi.

Koşu sonrasında baygınlık geçiren adaylara sağlık ekipleri tarafından müdahale edilerek oksijen tedavisi uygulandı. SAÜ Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü`ne 30, Rekreasyon Bölümü 1. öğretime 50, 2. öğretime 50 ve Spor Yöneticiliği Bölümü 1. öğretime 50, 2. öğretime ise 50 olmak üzere toplamda 230 öğrenci alınacak.

Dayanıklılık testini tamamlayan adaylar daha sonra koordinasyon testine tabi tutulacak.

Haberler.com

İstanbul`da `okullara kayıt parası` protestosu

İstanbul`da bir grup liseli, okullarda kayıt parası alındığı gerekçesiyle protesto gösterisi yaptı.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan grup, önce kısa bir tiyatro gösterisi sergiledi. Gösterinin ardından yapılan basın açıklamasında, okullarda velilerden kayıt, öğrencilerden de dergi, fotokopi, tebeşir gibi şeyler için para alındığı ifade edilerek, bunun suç olduğu kaydedildi.

Polisin güvenlik önlemi aldığı gösteride, protesto amaçlı şarkılar söyleyen ve sloganlar atan gruptakiler, daha sonra dağıldılar.

Son dakika

Sözleşmeli öğretmenlerin özür grubu yer değiştirme işlemleri başladı

Sözleşmeli öğretmenlerin özür grubu yer değiştirme işlemleri başladı

Sözleşmeli Öğretmenlerin Özür Grubu Yer Değiştirme İşlemleri Başlamıştır. Başvuru Ekranı için

Tıklayınız.

`Okula hazırlık` haftaya başlıyor

İlköğretim 1. sınıf ile okul öncesi öğretime kayıt yaptıran yaklaşık 1 milyon 700 bin çocuk, 1 Eylülde okula başlayacak.

İlköğretim 1. sınıf ile okul öncesi öğretime kayıt yaptıran yaklaşık 1 milyon 700 bin coçuk, 1 Eylülde okula başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığının "İlköğretim 1. sınıflar ile ana sınıflarına başlayacak öğrencilerin okul korkularını yenmelerini ve okula uyumlarını sağlamak" amacıyla 2006-2007 eğitim-öğretim yılında başlattığı proje kapsamında, okullar bu öğrenciler için erken açılacak. Öğrenciler, 1-5 Eylül 2008 arasında "uyum programına" alınacak.

Öğrenciler bu çerçevede öğretmenlerinin gözetiminde çeşitli etkinliklere katılacak, okullarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini tanıyacak. Öğrencilere "okula güvenle gidip gelme" eğitimi de verilecek. Bu süreçte veliler de "çocuklarıyla okula gidip gelmelerinin alışkanlık haline gelmemesi için" zaman zaman sınıf ortamına alınacak, rehberlik ve psikolojik danışma servislerince bilgilendirilecek.

İlköğretim 1. sınıfa yaklaşık 1 milyon, okul öncesi öğretime de 700 bin civarında kayıt yapıldı.

2009 yılı çalışma takviminde resmi tatillerin hafta içine denk gelmesi nedeniyle okullar bu yıl geçen yıllardan bir hafta önce açılacak. 2008-2009 eğitim-öğretim yılı 8 Eylül 2008 Pazartesi günü başlayacak. İlköğretim okullarındaki 10 milyon 870 bin ve liselerdeki 3 milyon 245 bin olmak üzere toplam 14 milyon 115 bin öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen ders başı yapacak.

İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine ders ve çalışma kitapları, öğretmenlere de kılavuz kitaplar ücretsiz dağıtılacak. MEB, bu yıl için ders, çalışma ve kılavuz kitaplardan toplam 165 milyon adet bastırdı.

Ders kitapları, okulların açıldığı gün sıraların üzerinde hazır bulundurulacak. Her öğrenci için ayrı ayrı hazırlanan poşetlerde tüm ders kitapları yer alacak.

Eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak 2009 Cuma günü sona erecek ve öğrenciler 26 Ocak-6 Şubat 2009 tarihleri arasında tatil yapacaklar. İkinci yarıyıl 9 Şubatta başlayacak ve 12 Haziranda sona erecek.

Haberler.com

YURTKUR'a başvuru süresi bugün doluyor

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'na (YURTKUR) bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak için başvuru süresi bugün sona eriyor. 2008-ÖSS'ye girerek bir yükseköğretim programına yerleşen hazırlık ve 1. sınıf öğrencilerinden, YURTKUR'a bağlı yurtlarda barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrenciler, 'www.osym.gov.tr' internet adresinden başvuru yapabilecekler.

Başvuru sonuçları, YURTKUR'un 'www.kyk.gov.tr' adresinden duyurulacak. Yurtlara asıl listeden girmeye hak kazananların kayıtları 1-12 Eylül'de yapılacak. Asıl listeden kayıt yaptıramayan öğrencilerin yerine yedek listeden öğrenci alımına 15 Eylül'den itibaren başlanacak. Yedek listeler, her 5 günde bir bölge müdürlüklerinin bulunduğu illerde bölge müdürlüğünce, bölge müdürlüklerinin olmadığı il ve ilçelerde ise yurt müdürlüklerince ilan edilecek. Yurtlar, 8 Eylül 2008'de hizmete açılacak.

Haberler.com

24 Ağustos 2008 Pazar

Profesörler bir fen sorusunu 2 saatte, öğrenciler 180 soruyu 3 saatte çözüyor

ÖSS bu yıl için bitti ama tartışmalar sürüyor. Binlerce öğrenci, gelecekleri için 180 soruyu 3 saatte çözerken, profesörler bir fen sorusunu yaklaşık 2 saatte çözebildi. Uğur Dershaneleri Koordinatörü Alparslan Alemdar, FEN 2 testindeki 4 ve 13. fizik sorularının çözümünün 2 sayfa tutmasını eleştirdi

ÖSS yerleştirmeleriyle beraber bitti ama sorulara ilişkin tartışmalar sürüyor. Bu yılki sınavda sorulan FEN 2 testindeki 4 ve 13'üncü soruları uzmanlar adeta 'zulüm' olarak niteledi. Uğur Dershaneleri Eğitim Öğretim Koordinatörü Alparslan Alemdar, ÖSS'lerde sorulan soruların ne amaçladığı, neyi ölçmek istediğinin belli olması gerektiğini belirterek, "Sorular net ve tartışmaya açık olmamalı" dedi.

Alemdar, "Bir soruyu hazırlamanın çeşitli kriterleri var. Bir soruyu İTÜ'deki bir profesöre sorduğunuz zaman, profesör bunu bir-iki sayfa kağıt harcayarak ve 2 saatte ancak sorunun net cevabını veriyorsa, bu soru sakattır. Bunu lise düzeyi öğrenciye soruyorsunuz. Böyle soru sorulmaz" şeklinde konuştu.

Böylesi soruların sakatlığı dışında haksızlığı da beraberinde getirdiğini ifade eden Alemdar, "Çünkü bu soruyu çözemediği için boş bırakan öğrenci vardır, atarak tutturan öğrenci de vardır. Bu da sorunun amacı dışına çıktığını gösterir" dedi. Alemdar, şöyle konuştu:

"ÖSS çok önemli bir sınav. Ve senede bir kere yapılıyor. Kelime oyunlarının yapılmaması lazım. Soruların anlamlarının değiştirilmemesi lazım."

ÖSYM EĞİTİME YÖN VERİYOR

ÖSS'nin seçme sınavından da öte bir işlevi olduğunu ifade eden Alparslan Alemdar, "ÖSS ortaöğretimdeki öğretim stratejisini de belirliyor" dedi. ÖSS'lerdeki sorulara göre öğretmenlerin kendilerine yön verdiğini söyleyen Alemdar, "MEB Talim Terbiye Kurulu müfredatı belirliyor doğrudur. Ama okullardaki öğretmenin asıl baz aldığı ÖSS'deki soru dağılımıdır" şeklinde konuştu. Alemdar, ÖSYM'nin cevap anahtarı dışında soruların çözümünü de vermesini istedi.

ÖSS ADAYI BU SORUYU NASIL ÇÖZSÜN

ÖSS'DE adaylara 180 soruluk alan testi için 195 dakika (3 saat 15 dakika) süre tanınıyor. Adaylar bu süre içerisinde başarılı olmak için 180 soruyu da yanıtlamak zorunda. Fen testindeki 4 ve 13. soruların çözümü öylesine zorladı ki, çözümün notları bile iki sayfa tuttu. Uzmanlar bu tür soruların zaman kaybettirdiğini savundu.

İTÜ'lü hocalara götürdü

2008 ÖSS'de Fen 2'de sorulan fizik sorusunu ekibiyle çözmekte zorlanan Uğur Dershaneleri Eğitim Öğretim Koordinatörü Alparslan Alemdar, sorunun çözümü için İTÜ'lü profesörlerden yardım istedi. Her biri alanında uzman olan profesörler, soruyu çözmek için sayfalarca kağıt harcayarak 2 saat uğraştılar.

DERSLER ÖSS'YE GÖRE İŞLENİYOR

ÖSYM'nin son yıllarda ÖSS'de hazırladığı sorularla MEB Talim ve Terbiye Kurulu'nun yerine geçtiğini, çünkü lise öğretmenlerinin dersleri ÖSS'de çıkan konulara göre verdiğini de ifade eden Alemdar, "Bundan dolayı ÖSYM soruları hazırlarken bütün müfredatı taramalı, bütün konulardan soru çıkarmalıdır. ÖSYM'nin mantığı, burdan soru sordum oldu bitti şeklinde olmamalı. Bütün müfredatı tarayacak bir sınav olmalı" şeklinde konuştu.

Bekir TÜRKMENOĞLU

Akşam

Bir öğrencinin masrafı 2 bin YTL`yi geçti

Türk Eğitim-Sen Başkanı İsmail Koncuk, bir öğrencinin okul masraflarının 387 YTL ile 2 bin 213 YTL arasında değiştiğini bildirdi. Bir mağazada düzenlediği basın toplantısıyla okul harcamalarına ilişkin araştırma sonuçlarını açıklayan İsmail Koncuk, "Okul harcamaları bu yıl da velileri zorlayacak, cepler alev alev yanacak" dedi.

CEPLER YANACAK

Araştırmaya göre, ana sınıfına başlayacak bir öğrenci için 38, ilköğretim birinci sınıfa başlayacak bir öğrenci için 37, genel liseye başlayacak bir öğrenci için 40 ve meslek lisesine başlayacak bir öğrenci için 36 ayrı kalemde masraf yapılması gerekecek. Çocuğu ilköğretime başlayacak bir aile en az 489.58 YTL en fazla 1.807,61 YTL harcama yapacak.

Haberler.com

1400 öğrenci harita üzerinden ülke seçecekler

Milli Eğitim Bakanlığı, yurtdışına göndereceği öğrencilere "Kendine ülke beğen, tüm masraflarını karşılayalım" diyecek. Eğitimini tamamlayan öğrenciler, yine kendi seçeceği üniversiteye öğretim üyesi olacak

Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl 1400 öğrenciye burs vererek, yüksek lisans ve doktora yapması için yurtdışına gönderecek. Öğrenciler gidecekleri ülkeleri kendileri belirleyecek. Bakanlık yurtdışına gönderilen öğrencilerin daha kaliteli eğitim almaları ve gittikleri ülkelerde eğitimlerinin tamamladıktan sonra geri gelmeleri için projede önemli değişiklikler yaptı. Eğitim için yurt dışına gitmeye hak kazanan öğrencilere "Ülke beğen, gönderelim" denecek, öğrenciler kendi seçtikleri ülke-lerde eğitimini tamaladıktan sonra, dönüşte yine kendi seçeceği üniversiteye öğretim üyesi olacak.

BAŞVURULAR 25 AĞUSTOS`TA

ÖSYM 5 Eylül 2008`e kadar başvuruları kabul edecek. ÖSYM başvuru ve yerleştirmeye ilişkin kuralları düzenleyen kılavuzu 25 Ağustos 2008 tarihinde www.osym.gov.tr internet adresinden duyuracak. Yurtdışında lisans üstü eğitim için geçen yıllarda istenen 80 ALES puanı bu yıl 75`e düşürüldü. Başarılı bulunan adaylar daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı`na yurtdışında gitmek istedikleri ülkeyi bildirecek. Bu ülkeler belirlenirken adayların branşına göre uzmanlık sağlamış ülkeler ve üniversiteler tercih edilecek.

BELİRSİZLİK KALDIRILDI

Öğrenciler gidecekleri ülkelerle birlikte Türkiye`ye dönüşte, aldıkları burs karşılığında mecburi hizmet yapacakları kurumları da belirleyecek. Böylece öğrencilerin yüksek lisans ve doktora sonrası Türkiye`deki durumları belirsiz olmayacak. Burada da öğrencilerin tercihine bakılacak. Öğrencilerin özellikle yeni kurulan üniversiteler arasında tercih yapması istenecek. İsteyen öğrenci Hakkari Üniversitesi`nde isteyen de Hitit Üniversitesi`nde öğretim görevlisi olacak.

Seçkin üniversitelerde kontejan kısıtlı

Yeni düzenlemeye göre, isteyen öğrenci Hakkari Üniversitesi`nde isteyen de Hitit Üniversitesi`nde öğretim görevlisi olacak. ODTÜ, Boğaziçi gibi seçkin üniversiteler de daha az miktarda kontenjanlarla bu öğrenciler arasından öğretim üyesi kabul edecek. Öğrenciler yüksek lisans yapmaları durumunda 8 yıl, doktora yapmaları durumunda 14 yıl mecburi görev yapacak. Zorunlu hizmet süresi asgari, yurtdışında burs aldığı sürenin 2 katı kadar olacak. MEB Yükseköğretim Genel Müdürlüğü`nün yurtdışına 1000 yüksek lisans öğrencisi gönderimi uygulaması, TUBİTAK`ta özel bir komisyon aracılığıyla yürütülüyor. Hukuk, işletme gibi bölümlerin yanısıra Aerodinamik, Havacılık ve İleri Teknoloji Sevk Yakıtları (Enerjetik Malzemeler- Düşük Oksidasyonlu Özel Yakıtlar), Sevk Yakıtları (Enerjetik Malzemeler- Katı Yakıtlar), Sevk Yakıtları (Enerjetik Malzemeler- Sıvı Yakıtlar), Uçak, Uçak ve Uzay Bilimleri alanlarında da öğrencilere burs verilecek.

Yeni şafak

Okul Müdürü Yargıç`tan kayıt parası isteyince...

Yargıç Avni Mis, torununu okula kaydetmek için kayıt parası isteyen müdürle tartıştı. Gözaltına alınan müdür Karabucak ardından mahkemeye çıktı

Ankara Adliyesi'nde hâkimlik yapan Avni Mis, torununu anaokuluna kaydettirmek için gittiği ilköğretim okulunda 'kayıt parası' istenmesi nedeniyle müdür Kani Karabucak'la tartıştı.

Mis, Karabucak'ı kendisine hakaret ettiği iddiasıyla gözaltına aldırdı. Karabucak tutuklama talebiyle sevk edildiği mahkemeden serbest bırakıldı.

Polis kayıtlarına yansıyan ilginç olay önceki gün Çankaya Dikmen'deki İzzet Latif Aras İlköğretim Okulu'nda yaşandı. Ankara Adliyesi'nde görevli 28. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Mis, torununu anaokuluna kaydettirmek için Dikmen'deki ilköğretim okuluna gitti.

Tartışma bitmemiş

Mis, kendisinden 'kayıt adı altında para istenmesi nedeniyle müdür Karabucak'la tartıştı.

Okul yönetiminin yasak olmasına karşın, kendisinden 200 YTL para istemesi nedeniyle büyüyen tartışma sonrasında Mis, okulu terketti.

Karabucak, olayın bittiğini düşündüğü sırada öğleden sonra okula gelen polislerin elindeki gözaltı talimatıyla, kendisini gözaltı için aradıklarını görünce şoke oldu.

Tutuklanması talep edildi

Müdür Karabucak, hâkim Mis'e hakaret ettiği iddiasıyla gözaltına alınması ve "mevcutlu" olarak mahkemeye çıkarılması talimatı gereğince Ankara Emniyeti'ne götürüldü. Karabucak, buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Adliyeye sevkedilerek nöbetçi savcılığa çıkarıldı. Nöbetçi savcılık ifadesini aldığı Karabucak'ı "tutuklanma" talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti. Nöbetçi mahkeme, Karabucak'ı tutuksuz yargılanması kararıyla serbest bıraktı.

Milliyet








© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası