Ozelders.com
Ana Sayfa   Arama   Haberler   Yazılar   Şehir Değiştir   Site Hakkında   Yardım   Tavsiye Edin   Bize Ulaşın  
  
Ders almak ve ders vermek isteyenlerin buluştuğu nokta, Ozelders.com. Üye Ol  Üye Girişi  

09 Ağustos 2008 Cumartesi

Bakan Çelik`ten özel eğitim kanunu yorumu

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ``70`lik dedeleri, 80`lik nineleri özürlü eğitimi alıyor diye gösterip devletten para alan bir sürü insan var`` dedi. Bakan Çelik, Engelsiz Türkiye Projesi`nin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, ``sosyal devletin anayasada yer almasının ya da bir kağıt üzerinde yazılı olmasının`` bir anlam ifade etmeyeceğini, bunun hayata geçirilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Sosyal devletin yoksulunu, yaşlısını ve özürlüsünü gören, gözeten, onlara kolaylık sağlayan yapı olduğunu belirten Çelik, ``insanoğlu özürlülüğü, kendisi tercih etmez. Ama özürlü olduktan sonra bizim onların hayatını kolaylaştırmamız, bedenlerindeki engel dışında, önlerindeki engelleri kaldırmamız gerekmektedir`` diye konuştu.

Hükümetleri döneminde sosyal devlet kavramının gerçek anlamda hayata geçtiğini ifade eden Çelik, özürlülük eğitimi verilen çocukları, evlerinden alıp evlerine teslim ettiklerini anlattı.

Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezine gidecek özürlü çocuklara ayda 406 YTL para verdiklerini, evde bakılanlara ise 457 YTL evde bakım ücreti ödendiğini belirten Çelik, 87 bin özürlü vatandaşa evde bakıldığını söyledi.

-``GÖNÜLDEN ENGELİ OLANIN REHABİLİTESİ YOKTUR``-

Bakan Çelik, 280 bin çocuğun da özürlü eğitimi gördüğünü ifade ederek, ``bütün engelli türleri tedavi ve rehabilite edilebilir, ancak bir tür var ki onun rehabilitesi ve tedavisi yoktur. Gönülden engelli olmanın rehabilitesi yoktur`` dedi.

Özürlülerin hayatını kolaylaştırmanın, devleti yönetenlerin görevi olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

``Bildiğiniz gibi özürlü eğitimi veren özel eğitim kurumlarının ücretlerini Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz sağlıyoruz. Devlet bu fedakarlığı yapıyor. Ancak bu işin korkunç sahtekarları türemiştir. 70`lik dedeleri, 80`lik nineleri, özürlü eğitimi alıyor diye gösterip devletten para alan bir sürü insan var.``

Müfettişlerin, bu konu ile ilgili ülke çapında taramalar yaptığını belirten Çelik, şunları kaydetti:

``Üzerlerine gittiğiniz zaman, özürlü eğitiminde verilen haklar geri alınıyor diye bağırıyorlar. İstedikleri kadar bağırsınlar. Bu işi doğru dürüst yapmayan, özürlülerin sırtından menfaat elde etmek isteyen kişilerin ensesindeyim.``

Bu düzenlemeler yapıldığında, spastik çocukların ne olduğunu bile bilmeyen kişilerin, bu çocukların ellerine pankart vererek Meclisin önüne getirdiklerini belirten Çelik, devlet imkan verdi diye kimsenin, özürlülerin sırtından para kazanma hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Bakan Çelik, hak edilmeyen bu paraların kazanılmaması için denetimleri sıklaştıracaklarını, kimsenin yanlış yapmasına izin vermeyeceklerini belirtti.

Görme engelli çocuklar için 272 çeşit kitap çıkartıldığını anlatan Çelik, şefkat medeniyetinin çocukları olarak bu tür hizmetleri vermek zorunda olduklarını kaydetti.

Haberler.com

Hava Lisesi geri dönüyor

Işıklar Askeri Lisesi, 2008 -2009 Öğretim Yılından İtibaren Işıklar Askeri Hava Lisesi Olacak.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı`na bağlı Bursa Işıklar Askeri Lisesi, temmuz ayında "kanatlanacak`. Eski Genelkurmay Başkanları emekli Orgeneraller Hilmi Özkök ve Hüseyin Kıvrıkoğlu`nun mezun olduğu lise olarak da bilinen Işıklar Askeri Lisesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığı`na devrediliyor.



Kara Kuvvetleri Komutanlığı`na bağlı Işıklar Askeri Lisesi eğitim-öğretime, 1 Temmuz 2008`de gerçekleşen devir işleminin ardından, 2008-2009 öğretim yılında Işıklar Hava Lisesi olarak devam edecek. Böylece Hava Kuvvetleri Komutanlığı`nın da kara ve deniz kuvvetleri gibi kendisine ait bir lisesi olacak.



14 yaşında hava lisesine girecek olan pilot adaylarına, çocuk yaşlarından itibaren fizyolojik ve psikolojik özellikler kazandırılmaya başlanacak olan okulda artık havacılığa yönelik eğitime ağırlık verilecek. Savaş uçağı pilot adayları, çocuk yaşta planör ve paraşüt gibi havacılık araçlarıyla tanışacak. Bu da onların muhakeme ve karar verme gibi konularda gelişmelerine önemli katkı sağlayacak.



1974`DEN BU YANA LİSESİ YOKTU



Türkiye`nin ilk hava lisesi, 1957`de Manisa`da kurulmuştu. 1958`de İzmir`e taşınan lise, 1974`te kapatıldı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı, bu tarihten beri Hava Harp Okulu`na alacağı öğrencileri Kuleli, Işıklar ve Maltepe Askeri liselerinden seçiyordu.



Her kuvvetin, askeri liselerden mezun olan en iyi öğrencileri kendi bünyesine katmak istemesi, kuvvetler arasında rekabete neden oluyordu. Bu yüzden hava kuvvetlerine hem kara hem de deniz liselerinde kontenjan ayrılmıştı. Ancak, son dönemde, Kara ve Deniz Kuvvet Komutanlıklarının havacılara kontenjan ayırmakta güçlüklerle karşılaşmaya başlamasının, hava lisesinin kurulmasında etkili olduğu öğrenildi.



DİĞER LİSELERE NAKİL



Kara Kuvvetleri adına Işıklar Askeri Lisesi`nde eğitim gören mevcut öğrencilerden 2. ve 3. sınıfta okuyanlar, Kuleli ve Maltepe Askeri Liseleri`ne nakledilecek. İki kuvvet arasında yapılacak protokole göre, Kuleli ve Maltepe Askeri Liseleri`nin 2., 3. ve 4. sınıflarında Hava Kuvvetleri Komutanlığı adına eğitim gören öğrenciler de Işıklar Askeri Hava Lisesi`ne nakledilecek.



Işıklar Askeri Lisesi`nde bu yıl dördüncü sınıfa geçen ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına eğitim gören öğrenciler ise havacı arkadaşları ile birlikte karma eğitim görerek, 2008-2009 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına buradan diploma alan son öğrenciler olacaklar.



"IŞIKLAR`IN KOMUTANLARI



Genelkurmay Başkanlığı yapmış Işıklar Askeri Lisesi mezunu komutanlar: Müşir Redif Paşa, Müşir Ahmet Esat Paşa, Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Müşir Ömer Rüştü Paşa, Müşir Mehmet Sadettin Paşa, Müşir Abdullah Paşa (KÖLEMEN), Org. Ali Cemal Tural, Org. Nurettin Ersin, Orgeneral Necdet Üruğ, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Orgeneral Hilmi Özkök.




Kuvvet Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı yapmış Işıklar Askeri Lisesi mezunu komutanlar:


Orgeneral Muzaffer Ergüder (Hv.K.K), Orgeneral M. Ali KesKiner (K.K.K.), Orgeneral Ahmet Refik Yılmaz (K.K.K.), Orgeneral Haydar Sükan (J.Gn.K.), Orgeneral Eşref Akıncı (K.K.K.), Orgeneral Orhan Yiğit (J.Gn.K.), Orgeneral Namık Kemal Ersun (K.K.K.), Orgeneral Necdet Öztorun (K.K.K.), Orgeneral Sedat Güneral (NATO L.S.E.K.K.K), Orgeneral Tahsin Şahinkaya (Hv.K.K.), Orgeneral N.Kemal Yamak (K.K.K.), Orgeneral T. Fikret Oktay (J.Gn.K.) , Orgeneral Halil Sözer (Hv.K.K.), Orgeneral Burhanettin Bigalı (J.Gn.K.), Orgeneral Siyami Taştan (Hv.K.K.), Orgeneral Hikmet Köksal (K.K.K.), Orgeneral Ahmet Çörekçi (Hv.K.K.), Orgeneral Atilla Ateş (K.K.K.), Orgeneral Fikret Özden Boztepe (J.Gn.K.), Orgeneral İlhan Kılıç (Hv.K.K.)



163 YAŞINDA



Işıklar Askeri Lisesi, Padişah Abdülmecit döneminde Bursa`da "mekteb-i fünun-u idadi" adıyla 15 Şubat 1845 tarihinde açıldı. İlk mezunlarını 1853 yılında veren okul, 31 Temmuz 1961`e kadar birkaç kez kesintiye uğrayan eğitim hizmetini yerine getirdi. 1922 yılından itibaren "Askeri İdadi" olan okul, 1974`ten beri "Işıklar Askeri Lisesi" olarak hizmet veriyor.



Haberler.com

Okul mu mezar mı?

Isparta'nın Atabeyler ilçesinde bulunan 75. Yıl Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nun depreme dayanıklılığını incelemek için, temeli kazıldı ve kolon ayaklarının boşlukta olduğu ortaya çıktı.

Konya'nın Balcılar beldesinde 17 öğrenciye mezar olan öğrenci yurdu faciasının belleklerden silinmeden, Isparta'da da "temeli olmayan" bir okul ortaya çıktı. Okulların depreme dayanıklılığını incelemek için yapılan çalışma sırasında görülen manzara tüyler ürpertti.

Isparta'nın Atabey ilçesinde, İl Özel İdaresi bütçesiyle yapılan ve 1998 yılında tamamlanarak hizmete sokulan 75. Yıl Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda binanın depreme dayanıklılığını incelemek için temel kazıldığında kolon ayaklarının boşlukta sallandığı ortaya çıktı. 208 öğrencinin yatılı eğitim gördüğü okulun şans eseri çökmediği belirlendi.

Soruşturma başlatılmalı

Duruma, öğrenci velileri başta olmak üzere büyük tepki geldi. Veliler, "Bu ne vicdansızlık ve sorumsuzluk? Okul binası yapılırken inşaat hiç mi denetlenmedi? Müteahhit böyle yaptıysa, Bayındırlık İl Müdürlüğü bu binayı incelemeden nasıl teslim aldı? Burada bir facia yaşansa sorumlusu kim olacaktı" dedi. Büyük tepkiye neden olan inşaat skandalıyla birlikte Isparta genelindeki diğer kamu binalarının durumu da sorgulanmaya başlandı.

Isparta İl Özel İdaresi'ne de başkanlık yapan İl Genel Meclisi Başkanı Fevzi Özdemir, büyük bir facianın son anda fark edildiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Sorumlular hakkında mutlaka soruşturma başlatılması gerekiyor. Okulun durumunu öğrenince tüylerim diken diken oldu. Bugün gazete manşetleri 'Göçük altında kaç çocuk olduğu bilinmiyor' gibi başlıklarla dolu olabilirdi. Bu zihniyette insanların kol gezdiği ortamlarda, 'Veren de Allah, alan da Allah' diyerek yaşamaya devam edemeyiz. Bu ihaleyi alan firmanın bir cevabı vardır sanıyorum. Bu işi teslim alan yetkililerinde söyleyeceği bir şeyler olmalı. İl Genel Meclisi olarak bizler üzerimize vazife olsun olmasın, daha dikkatli çalışmaların yapılmasını arzu ediyoruz."

Firma Emniyet'le davalık

Okulu yapan Isparta'da bulunan Tumalar İnşaat'ın yetkililerine ulaşmak mümkün olmadı. Daha çok kamuya yönelik olarak çalıştığı belirlenen bu firmanın Isparta Emniyet Sarayı inşaatını da yaptığı, ancak taahhütlerini yerine getirmediği için Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hakkında soruşturma başlatıldığı ve dava açıldığı öğrenildi.

OKULUN KÜNYESİ

Adı: Atabey 75. Yıl Yatılı İlköğretim Bölge Okulu

Yapımcı Firma: Tumalar İnşaat - Isparta

İnşatın başlama tarihi: 1994

İnşaatın bitiş tarihi: 1998

Öğrenciler başka okula naklediliyor

Atabey 75. Yıl Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda ortaya çıkan inşaat skandalının ardından, bu okulda öğrenim gören öğrenciler başka okula nakledilecek. Isparta Milli Eğitim Müdürü Tacettin Yılmaz, okulda yapılacak onarım tamamlanıncaya kadar 208 öğrencinin İslamköy Hacı Yahya Demirel Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda eğitimi sürdüreceklerini açıkladı.

Kadir Zengin

Milliyet

Erzincan Üniversitesi Hoca Alıyor

Erzincan Üniversitesi Rektörlüğü, üniversitenin fakülte ve yüksekokullarında görevlendirilmek üzere 4 doçent ve 14 Yardımcı Doçent alımı yapacağını duyurdu.

Erzincan Üniversitesi Rektörlüğü'nün öğretim üyesi alımına ilişkin duyurusu bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Rektörlük, Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sağlık Yüksekokulu, İlahiyat Meslek Yüksekokulu ve Kemaliye Meslek Yüksekokulu'nda toplam 18 öğretim üyesi alımı yapacağı duyurusunda bulundu.

Erzincan Üniversitesi, 2547 sayılı Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan 5772 sayılı Kanun ile Erzincan Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin ilgili maddelerine göre öğretim üyesi alımını yapacak. Müracaat edecek adayların devlet hizmetine girmede aranılan genel şartları taşımaları gerekiyor. Müracaatta, adayların yayınlarının birer örneği 4 takım dosya halinde hazırlanarak isteniyor. Müracaatlar bugün başlarken 15 gün sürecek. Süresi içinde başvurmayan adayların başvuruları ile postayla yapılan başvurular dikkate alınmayacak.

Üniversite, Ana Bilim dallarında Sosyal Bilgiler Eğitimi 3, Fen Bilgisi Eğitimi 1, İlköğretim Matematiği 2, Müzik Eğitimi 1, Genel Fizik 1, Yeniçağ Tarih 1, Botanik 1, Fizikokimya 2, Analitik 1, Beslenme ve Diyetetik 1, Hemşirelik 2, Hadis 1, Ortak ve Zorunlu Dersler için 1 öğretim üyesi alımı yapacak.

Haber 3

Öğrenciden ilginç buluş; zayıflarken elektrik üret

Çağın en büyük sorunlarından biri de fazla kilolar. Mersin`de bir üniversite öğrencisi, spor salonlarındaki benzerlerinden farklı bir zayıflama bisikleti geliştirdi.

Mucit öğrencinin icadı kilo verdirirken elektrik üretiyor. Bisiklet, 1 saat binildiğinde bir evin 4 ampulünün 6 saatlik elektriğini karşılıyor. Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisi Ali Yeşiltaş, `Sağlık için önce yağ yak, sonra lamba yak` sloganı ile geliştirdiği `elektrik üreten zayıflatma bisikleti`nin patentini almak için Türk Patent Enstitüsü`ne başvurdu. Yeşiltaş, icat ettiği bisikleti kullananların kilo vermenin yanında elektrik de üretebileceğini belirtiyor. 2005 yılında ilk numuneyi yapan Yeşiltaş, "Enerjiyi 12 volt olarak akülerde depoluyoruz. Sonra invertör ile 220 volta yükseltiyoruz. İstersek 12 volt kullanabiliyoruz. Devrimiz tasarruf devri. Ürünüme yakında patent de alacağım." diyor

Zaman

08 Ağustos 2008 Cuma

BES, yeni ÖSS modeli görüşünü YÖK`e gönderdi

YÖK, üniversiteye giriş sisteminde yapacağı değişiklikle ilgili sivil toplum örgütlerinden görüş ve öneriler almaya devam ederken, BES, YÖK'e öneri raporunu bugün sundu. BES tarafından hazırlanan görüş raporunda, mevcut sistemin dershane zorunluluğunu ortadan kaldırmadığına işaret edilirken, "ÖSS sınav sisteminde `evet` ve `hayır`a yer var, `gri tonlara `belki` ve `olabilir` gibi kavramlara yer olmadığı için gerici ve sakıncalı bulunmaktadır" ifadesine yer verildi. ÖSS sınav sisteminin öğrencileri dershane kapılarında "perişan" hale getirdiği savunulan raporda, sistemin dershanelere hizmet ettiği belirtildi. ÖSS'nin hayatın her sahasında gençlerin kaderine hükmettiği ifade edilen raporda şöyle denildi:

"Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan müfredat ve YÖK tarafından yapılan ÖSS reformları, ÖSS sınav sisteminin değişmemesi durumunda hiçbir anlamı olmayacaktır. Mevcut ÖSS sistemi, ezberci sistem ve ikili mantığın katı ve dar anlayışını tek kriter haline getirerek özgür ve bağımsız düşünebilme yetisi açısından öğrencilerimizin kötü kaderi haline getirilmiştir. Çocuklarımızı ÖSS endeksli yaşam tarzından kurtarmamız ve yaratıcılığı, üretimi, niteliği esas alan bir ölçme ve değerlendirme sistemiyle muhatap kılmamız gerekmektedir. Öğrencinin okul başarısı ve notları liseye ve üniversiteye girişte esas haline getirilmelidir. Ülkemizdeki eğitim bileşenleri dikkatlice incelenirse, bunun dışında eğitimi dershanelere bağımlı kılmaktan kurtarabilecek bir çıkış yolu mümkün görünmemektedir. Sistem, mesleki eğitimdeki çarpıklığı değiştirmekten uzaktır. Yeni sistemde, meslek lisesi öğrencileri bölümleriyle ilgili üniversite tercihi yaparsa, farklı katsayı uygulamasıyla karşılaşmamalı. Elektrik bölümünde okuyan öğrenci, elektrik mühendisliğinde okuyabilmelidir."

-"SORUNLARA İDEOLOJİK YAKLAŞILMAMALI"-

BES tarafından YÖK'e sunulan görüş raporunda, sınav merkezli eğitim sisteminin, öğrencileri okuldan uzaklaştırdığı kaydedilerek, okulların kapanmasına birkaç aylık süre kala öğrencilerin kalan zamanlarını evde ya da dershanede çalışarak değerlendirdiğine dikkat çekildi. Raporda, "SBS ve ÖSS eğitim sistemini çökertmektedir. Sınav merkezli eğitim sistemi, öğrencileri okuldan uzaklaştırmakta ve dershanelere yönlendirmektedir. Sınav merkezli eğitim sistemi aynı zamanda çocuklarımızda yaratıcı ve eleştirel düşünme ile geneli kavrama ve yorumlama becerisini de kaybettirmiştir. Aksine, alınan sahte doktor raporları yüzünden çocuklarımız, son yıllarda önemi daha bir vurgulanan etik gelişim sürecinde de zarar görmektedir. Eğitim sorunlarına ideolojik olarak yaklaşılmamalıdır" denildi. Eğitimin sorunlarına pedagojik bakma kültürünün geliştirilmesi gerektiği kaydedilen raporda, üniversitelerdeki akademik ve idari personelin sorunlarının da masaya yatırılması gerektiği söylenildi.

-"BİLİM VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI KURULMALI"-

BES, raporunda eğitim sistemi ve ÖSS sisteminin günün ve bilimin gerçekleri doğrultusunda işletilmesi gerektiğini kaydederken, ÖSS sisteminin ülke gerçekleri ve halkın talepleri doğrultusunda değiştirilmesinin gerekliliğine değindi. Raporda, Eğitim ve Teknoloji Bakanlığı kurulması gerektiği ifade edilerek şöyle denildi:

"Türk eğitim sistemi `otoriter, yasakçı, baskıcı anlayıştan` besleniyor. Üniversitelerimiz, hocalarımız, idari personelimiz ve öğrencilerimiz 12 Eylül askeri rejiminin bir ürünü olan YÖK cenderesi altındadır. YÖK, son derece merkezi ve otoriter bir anlayışla yönetilmektedir. Üniversitelere idari ve bilimsel özerklik tanınmalı, yeniden yapılandırılmalıdır. Bu da 20 küsur yıldır üniversitelerin üzerine bir karabasan gibi çöken YÖK`ün ortadan kaldırılması ile mümkün olabilir. YÖK üniversiteleri temsil edemez konuma gelmiştir. YÖK'ün yerine, Eğitim ve Teknoloji Bakanlığının kurulması gerekmektedir. Eğitim sistemini Türkiye'ye daha yararlı ve daha verimli hale getirebilmek için, YÖK`ün yerine Bilim ve Teknoloji Bakanlığı kurularak, TÜBİTAK ve üniversiteler de bu bakanlığa bağlanmalıdır."

-"NİTELİKLİ EĞİTİME ÖNEM VERİLMELİDİR"-

Üniversitelerdeki eğitim sisteminin niteliksiz ve verimsiz olduğu iddia edilen raporda eğitim sisteminin plansız, öğütücü ve dışlayıcı olduğu savunuldu. Eğitim sisteminin işlevsel olmadığı gibi yaşamdan kopuk olduğu kaydedilen raporda, nitelikli eğitime önem verilmesi gerektiğinin altı çizildi. Öğrencilerin 10, 11 ve 12`nci sınıf sonlarında olgunluk sınavlarına girdikten sonra ÖSS'ye girmesi önerisinde bulunulan raporda, "Sınavlarda, beden eğitimi, müzik, resim dersleri hariç, işlenen tüm derslerden sorular çıkmalıdır. Meslek lisesi öğrencileri kendi okudukları alanla ilgili nitelikli sorular çözerek, diğer lise öğrencileriyle eşitlenecek. Olgunluk sınavlarında alınan puanların ortalaması çıkartılmalıdır. Bu puanın yüzde 25`i ÖSS puanına eklenmeli, böylece sistem şimdiki uygulamadan hem daha adil, hem daha sağlıklı işleyen bir sistem olmalıdır. Öte yandan, sınava giren öğrencinin kendi okuduğu bölümü ve alan dersleriyle ilgili sorularla karşılaşmalıdır" önerisinde bulunuldu.

Raporda, eğitime ayrılan bütçenin artırılması gerektiği belirtildi.

Haberler.com

YÇS Sonuçları açklandı

2008 Yurt Dışında Çalışanların Çocukları için Yükseköğretime Giriş Sınavı (YÇS) Sonuçları ÖSYM`nin resmi sitesinde açıklandı

2008-YÇS sonuçları için burayı tıklayınız...

Dikey Geçiş Sınavı sonuçları açıklandı

Meslek Yüksekokulları ile Açıköğretim Önlisans Programları Mezunlarının 4 yıllık fakülteye giriş için umudu olan Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı (DGS) sonuçları açıklandı...

2008-DGS sonuçları için burayı tıklayınız...

ÖSYM Sınav Sonuç Sistemi tarafından saat 11:30`da açıklanan sonuçlara göre, yeterli puanı alan öğrenciler kontenjanlar dahilinde ilgili bir yükseköğretim programına yerleştirildiler.

Haber 7

Görgü Kuralları Üniversitesi!!

Bahçeşehir Üniversitesi, 2008-2009 öğretim yılı için yöneticilere yönelik yeni bir yüksek lisans programı hazırladı. Yüksek lisans programı öğrencilerine görgü (adabımuaşeret) kurallarını da titizlikle öğretmeyi amaçlıyor

Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, "Executive MBA Programı"nın içeriğinin yurt dışındaki önde gelen üniversitelerin programları ve Türk iş dünyasının beklentileri doğrultusunda oluşturulduğu belirtildi.

Açıklamada, programın en önemli özelliğinin, katılımcılara normal bir MBA programında verilen akademik bilgilerin yanı sıra üst düzey yöneticilerin iş hayatında ihtiyaç duydukları yönetim becerilerinin de hafta sonu konaklamalı seminerler yardımıyla aktarılması olduğu ifade edildi.

Eğitim süresince her sömestr iki kez İstanbul çevresindeki otellerde yapılacak seminerlerde iş hayatının önde gelen profesyonelleri ve danışmanlarının katılımcılara "Takım Yönetimi", "Müzakere Teknikleri", "Raporlama", "Mentorluk" ve "İş Etiği" gibi konularda bilgiler vereceği belirtilen açıklamada, programda, Amerika`daki Hartford Üniversitesi`nden öğretmenlerin ve üst düzey şirket yöneticilerinin konuşmacı olarak yer alacağı kaydedildi.

Açıklamada, Asya ülkelerinin ticaret ataşeleri ile sanayici ve iş adamlarının üye oldukları dernek ve odaların yöneticilerinin de katılımcıları kendi alanlarında bilgilendireceği ifade edildi.

Derslerin İngilizce yapılacağı dile getirilen açıklamada, toplam üç sömestr sürecek program kapsamında Amerika`nın Executive MBA programına sahip üniversitelerinde standart olarak sunulan "koçluk" hizmetinin de Türkiye`de ilk defa Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde hayata geçirileceği bildirildi.

Programa, iş dünyasından gelen talepler doğrultusunda sadece en az 5 senelik iş tecrübesine sahip katılımcıların kabul edildiği, son başvuru tarihinin 5 Eylül 2008 olduğu kaydedildi.

-PROGRAM KOORDİNATÖRÜ DR. TUZCUOĞLU-

Açıklamada görüşlerine yer verilen Executive MBA Programı Koordinatörü Dr. Selçuk Tuzcuoğlu, "Bizden mezun olan yönetici adaylarının ne zaman ceket cebine mendil takacağını, hangi yemekle hangi şarabın içileceğini bilmesini, purolar ya da golf oyunu hakkında bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz. Bu amaçla programa katılan yüksek lisans öğrencilerine üst düzey yöneticilerin sosyal hayatlarının bir parçası olan yeme içme kültürü, giyim detayları, yatçılık gibi konularda da bilgiler aktarılacak" dedi

Tuzcuoğlu, katılımcıları farklı sektörlerden seçmeye gayret ettiklerini ve katılımcıların kendi aralarında ve öğretmenleriyle kuracakları ilişkilerin programın başarısı açısından en az akademik içerik kadar önemli olduğunu ifade etti.

Haber  10

İlköğretimi bitiremeyen gençlere çıraklık şansı

Milli Eğitim Bakanlığı, ilköğretimi bitirememiş gençlerin meslek sahibi olabilmeleri amacıyla açık ilköğretim okullarında okuyarak mesleki eğitim almasına şans tanıyacak.

Mesleki ve Teknik Eğitim Eylem Planı (2008-2012) oluşturuldu. Plana göre, ilköğretim okullarını bitiremeyen gençler için de mesleki eğitim şansı gelecek. Yaşı itibariyle zorunlu öğretim çağının dışında kalan gençlerden 2841 sayılı kanun uyarınca 2. kademe okuma yazma belgesine sahip olanların açık ilköğretim okullarına kayıt yaptırmak şartıyla çıraklık eğitimine başlamasına izin verilecek. Bu gençler, açık ilköğretim okulunu bitirmesi halinde kalfalık belgesi alabilecekler.

-MESLEK LİSESİ ÖĞRENCİSİ SİGORTALANACAK-

Mesleki ve teknik okul öğrencilerini atölye çalışmaları sırasında iş kazalarına uğraması nedeniyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu`nda da değişikliğe gidiliyor. Mesleki ve teknik okul öğrencileri, 10. sınıftan itibaren okuldaki atölye ve laboratuar eğitim süresince iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanacak. Ayrıca 3308 sayılı konunda değişik yapılarak 2-4 yıl olan çıraklık eğitiminin alt limiti 1 yıl olacak.

Mesleki ve teknik eğitim okullarının bulunduğu bölgenin sektör yapısına ihtisas eğitimi vermesi, ayrıca mesleki ve teknik okullardan alınan belge ve sertifikaların uluslararası geçerliliğinin sağlanması planlanıyor.

Haberler.com

Çelik: Öğrenci affı Ekim`de Meclis`te

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğrenci affı ile ilgili tasarı çalışmalarına başladıklarını bildirirken öğrenci affı yasa tasarısının, Eylül ayı içerisinde Bakanlar Kurulu'na, Ekim ayı başında ise Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.

Bakan Hüseyin Çelik on binlerce öğrencinin merakla beklediği öğrenci affıyla ilgili Bakanlık bürokratlarına bir taslak hazırlamaları için emir verdiğini açıkladı. Edinilen bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖK arasında öğrenci affı ile ilgili yazışmalar sürerken, YÖK, 4 boyutta öğrenci affı konusunu irdeleyerek bu incelemeleri bir rapor haline getirecek.

YÖK, birinci boyutta, sayısal verileri toplayacak. Öğrenci affından yararlanacak genç sayısının yanı sıra, hangi üniversiteden, hangi fakülteden ve hangi bölümden kaç öğrencinin aftan yararlanacağı ile ilgili istatistiki bilgi çıkartılacak.

-YÖK, AİLELERİN DURUMUNU DA RAPORUNDA SUNACAK-

YÖK ikinci boyutta ise üniversitelerin kapasitesini ve durumlarını irdeleyecek. Üçüncü boyutta ise pedagojik yönden öğrenci affının sonuçları, öğrencilerin birbiri ile uyumu ve üniversitelerdeki sisteme etkisi incelenecek. Dördüncü boyutta öğrenci affının toplumsal boyutunu ortaya koyacak olan YÖK, bu boyutta okulları ile ilişiği kesilmiş olan öğrencilerin psikolojik durumu, ailelerin durumu ve bu boyutu ile affın gerekliliği konularını işleyecek. Öğrenci affını 4 boyutta inceleyen YÖK, bu incelemeleri bir rapor haline getirecek ve rapor ile beraber taslak görüşünü Milli Eğitim Bakanlığı'na bildirecek.

-MEB, ÖĞRENCİ AFFI TASLAĞINI BAKANLAR KURULU'NA SUNACAK-

Söz konusu rapor doğrultusunda Bakanlık tarafından bir tasarı taslağı hazırlanarak, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından Bakanlar Kurulu'na sunulacak. Bakanlar Kurulu'nda söz konusu taslağın onaylanması halinde ise "öğrenci affı yasa tasarısı" TBMM gündemine getirilecek. Edinilen bilgiye göre söz konusu taslak metnin Eylül ayı ortasında tamamlanarak Bakanlar Kurulu'na sunulması planlanıyor. Bakanlar Kurulu'nun da onaylaması halinde en geç Ekim ayına kadar yasa tasarısını Meclis'e göndermesi bekleniyor.

Haberler.com

Matematiğin dünyaca ünlü dehaları, Ankara`da buluşacak

Hacettepe ve ABD`den Louisiana üniversitelerinin ortaklaşa düzenleyeceği konferans, matematiğin dünyaca ünlü dehalarını Türkiye`de buluşturacak.

Ünlü matematikçilerin Türk araştırmacılarla iletişim kurmasını sağlayacak konferansta aralarında Rus asıllı matematikçi Prof. Efim Zelmanov`un da bulunduğu 30 ülkeden 160 matematikçi, son bilimsel çalışmalarını Türk araştırmacılarla paylaşacak. Ülkemizde ilk kez gerçekleştirilecek organizasyon, 18-22 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Hacettepe Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Adnan Tercan, konferansın özellikle yüksek lisans öğrencilerinin gelecekteki çalışmaları için motivasyon ve ilham kaynağı olacağını söyledi.

Zaman

Meslek okulları ile genel liseler ortak sınıfta ders görecek

Milli Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik eğitim okul öğrencileri ile genel lise öğrencilerinin ortak sınıfta ders görmesi için harekete geçti. Ortak sınıfların açıldığı bazı liseleri de teknik eğitim okullarına çevirecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Eylem Planı'nı (2008-2012) oluşturdu. Eylem Planı`nda yüzde 38 olan mesleki ve teknik eğitimin ortaöğretim içindeki payının 2012 yılı sonuna kadar yüzde 50`ye çıkarılması amacıyla bazı düzenlemeler getirileceği bildiriliyor. Birçok yerleşim biriminde mesleki ve teknik eğitim için talep olmasına karşın derslik yetersizliği nedeniyle öğrence kaydı alınamıyor. Bu nedenle genel liselerin boş kapasitelerinin mesleki ve teknik eğitim için ortak kullanıma açılması için düzenlemeye gidilecek. Ortak sınıf olması planlanan 9. sınıflarda, okul ayrımı gözetmeksizin birlikte eğitim verilmesi ve uygulamalı meslek derslerinin mesleki ve teknik eğitim okullarında, teorik derslerin ise lise binalarında yapılması planlanıyor.

-GENEL LİSELER TEKNİK OKULLARA DÖNÜŞTÜRÜLECEK-

Ayrıca plan kapsamında, genel liselerden uygun olanlar kademeli olarak ve ek atölye binaları yapılarak mesleki ve teknik eğitim okullarına dönüştürülecek. Bu okullarda mevcut yöneticiler ise mesleki ve teknik okul yöneticileri ile değiştirilmeden korunacak.

Bakanlık bu kapsamda meslek liselerinin tercih oranını da yükseltmeyi amaçlıyor. Bu amaçla Seviye Belirleme Sınavı`nı (SBS) girmeyen öğrencilerin de mesleki ve teknik okullara yönlendirilmesi planlanıyor.

Ayrıca, meslek liselerine yöneltme çalışmaları ilköğretim okullarında 4. sınıftan itibaren yapılmaya başlanacak. E-okul sistemine de "e-yöneltme" modülü eklenerek çocukların mesleki ve teknik eğitime yönelmelerin sağlanacak. Bu çerçevede rehberlik öğretmenlerinin de mesleki rehberlik konusuna hizmetiçi eğitim almaları planlanıyor

Haberler.com

07 Ağustos 2008 Perşembe

ÖSS yerleştirme sonuçları 15-20 Ağustos`ta açıklanabilir

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, ÖSS yerleştirme sonuçlarının, 15-20 Ağustos arasında bir tarihte açıklanabileceğini bildirdi.

Yarımağan, AA muhabirinin sorusu üzerine, ÖSS tercih formlarını teslim süresinin 4 Ağustos 2008'de sona erdiğini anımsattı. Tercih formu değerlendirme işlemlerinin sürdüğünü kaydeden Yarımağan, bu arada adaylardan tercih değişikliği de dahil birçok konuda dilekçe geldiğini, bunların incelendiğini belirtti. Tercih formunu teslim süresinin tamamlandığına işaret eden Yarımağan, bu nedenle adayların tercih değişikliği taleplerinin kesinlikle işleme konulmadığını ifade etti.

Yarımağan, yerleştirme sonuçlarının 15-20 Ağustos arasında bir tarihte açıklanabileceğini kaydetti.

Haberler.com

Minik öğrenciler okula 1 Eylül`de başlayacak

Okul öncesi eğitime ve ilköğretim 1. sınıfa yeni başlayacak öğrenciler için okullar 1 Eylül 2008 Pazartesi günü açılacak.

Milli Eğitim Bakanlığının "İlköğretim 1. sınıflar ile ana sınıflarına başlayacak öğrencilerin okul korkularını yenmelerini ve okula uyumlarını sağlamak" amacıyla 2006-2007 eğitim-öğretim yılında başlattığı uygulama bu yıl da devam edecek.

Bu uygulamayla öğrencilerin, "öğretmenlerinin gözetiminde çeşitli etkinliklere katılmaları, okullarını, sınıflarını, arkadaşlarını ve öğretmenlerini tanımaları ve evlerine güvenle gidip gelme eğitimi almaları" amaçlanıyor. Bu süreç içinde veliler de "çocuklarıyla okula gidip gelmelerinin alışkanlık haline gelmemesi için" zaman zaman sınıf ortamına alınıyor ve rehberlik ve psikolojik danışma servislerince bilgilendiriliyor.

Resmi tatillerin hafta içine denk gelmesi nedeniyle 2008-2009 eğitim-öğretim yılı takviminde yeniden düzenleme yapıldığı için, ilköğretim ve ortaöğretim okulları 8 Eylül 2008 Pazartesi günü açılacak. Eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 23 Ocak 2009 Cuma sona erecek ve öğrenciler 26 Ocak-6 Şubat 2009 tarihleri arasında tatil yapacaklar. İkinci yarıyıl 9 Şubatta başlayacak ve 12 Haziranda sona erecek.

Haberler.com

Onların Şansı Okuma Salonları

Güneydoğu`da açılan okuma salonları fakir aile çocuklarına fen ve Anadolu liselerinin kapılarını açıyor.

Eğitim ve Halkla İlişkiler Derneği (EHİDER)`nin Diyarbakır`daki 18 okuma salonu bu yıl yüzde 100`e varan bir başarı göstererek 116 öğrenciyi fen ve Anadolu liselerine yerleştirdi. Bu öğrencilerden biri de 14 yaşındaki Rahşan Muğuç. Yedi kardeşten dördüncüsü olan Rahşan, 5 çocuklu amcası ve kendi ailesiyle birlikte yaşıyor. Evde ders çalışacak bir köşe bile bulamayan Rahşan, okuma salonuna düzenli olarak devam ederek Bursa Anadolu Lisesi`ni kazandı.

Beş yıl önce başta Diyarbakır olmak üzere Gaziantep, Şanlıurfa, Batman ve Van`da açılan 18 okuma salonu, geçen yıllara oranla bu yıl büyük başarı elde etti. Okuma Salonları Koordinatörü Asaf Baltacı, iki yıldır okuma salonlarına öğrencileri sınavla aldıklarını söylüyor. Bu şekilde yoksul ancak; okuma hevesi olan öğrencileri tespit ettiklerini anlatan Baltacı, okuma salonlarında tamamı gönüllü 20 eğitimcinin görev yaptığını dile getiriyor.

EHİDER, eğitim çalışmalarının yanı sıra öğrenci ailelerine düzenli olarak gıda-giyim ve kırtasiye yardımı yapıyor. Belirli periyotlarda sağlık taramaları gerçekleştiriyor. Bu çalışmalara destek veren işadamları da elde edilen başarıdan gurur duyuyor. Aziz Nart, "Ben işadamı olarak bundan daha güzel bir dayanışma, yardımlaşma göremiyorum." diyor. Diyarbakır`ın sürekli göç aldığını, varoşlarda eğitimden yoksun kalan çocuklara güzel bir el uzattıklarını anlatan Nart, "İmkan verilen çocukların çok başarılı olması bizi mutlu etti. Yaptığımız yardımların karşılığını görmüş olduk. Eğitimci kardeşlerimizi gönülden kutluyorum." diye konuşuyor.

Öğrenci velisi Talip Tezcan, okuma salonları sayesinde çocukların sokaklardan kurtulduğunu söylüyor. "Okuma salonu olmasaydı çocuğum Anadolu lisesini kazanamazdı. Belki de suça karışacaktı. Yaşadığımız bunca olumsuzluktan sonra bu gibi kurumlara sahip çıkmamız lazım. İnsan yetiştirmek ülkenin geleceğidir." diyor.

Dicle`den ilk öğrenci

Abdülaziz Bilgin, Diyarbakır`ın Dicle ilçesinin fen lisesi kazanan ilk ve tek öğrencisi. 8 çocuklu bir ailenin çocuğu olan Abdülaziz, gösterdiği başarı ile ailesi ve Baltacı köyünün de gurur kaynağı. Dicle Yatılı İlköğretim Bölge Okulu`nda eğitim gördüğü sırada okuma salonuyla tanışan Bilgin, şimdi okuyacağı fen lisesini bitirerek Türkiye`nin geleceğinde de rol almak istiyor.

Aktif haber

Ders kitapları öğrencileri bekliyor

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 160 milyon ders kitabının dağıtımına başladı. Okulların açılmasıyla yaklaşık 18 milyon öğrenci, kitaplarını sırasının üzerinde bulacak

Sadece İzmir`in ilçelerinde 7 milyon ders kitabı, 1.400 okula dağıtıldı. 650 bin öğrencinin yararlanacağı kitapların 45 gün önceden ellerine ulaştığını söyleyen Çınarlı Endüstri Meslek Lisesi Okul Aile Birliği Başkanı Kerim Kaşka, "Eskiden çocuklarımızın kitapları için günlerce koşuştururduk. Birçoğumuz da parasızlıktan alamazdı. Şimdi ise çocuk okula başlamadan iki ay önce kitabı sırasının üstüne konuluyor." dedi. Metropol dışındaki 17 ilçenin kitapları için bir şube müdürü görevlendirdiklerini söyleyen İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan da çok kısa sürede toplam 7 milyon 362 bin kitabı il genelinde okullara ulaştırdıklarını aktardı.

Zaman

Tv`lerde meslek liseleri tanıtılacak

Milli Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik okulların tanıtımı ve tercih edilebilirliğinin yükseltilmesi amacıyla, televizyon programları, filmler, animasyonlar ve dizilerle tanıtım atağına geçiyor.

Bakanlık, izlenme oranı yüksek dizilerde senaristlerle işbirliğine gidecek. Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Eylem Planı`nı (2008-2012) oluşturdu. Plana göre, bakanlık mesleki ve teknik eğitim konusunda farkındalık yaratılacak. Bu amaçla meslekleri tanıtacak ve sevdirecek animasyon veya çizgi filmler hazırlanarak ulusal ve yerel kanallarda yayınlanacak. Ayrıca egitim.gov.tr adresinde CD`ler yayınlanacak. TRT 4`de Haziran aylarında yapılan eğitimle ilgili olan yayınların 1,5 saatlik süresi mesleki ve teknik eğitime ayrılacak.

-MESLEK LİSELİ ÜNLÜLER REKLAMLARDA OYNAYACAK-

Bakanlık ayrıca, mesleki ve teknik eğitim ile meslek alanlarının tanıtılması amacıyla program, film, reklam filmi hazırlayacak. Bakanlık ayrıca meslek lisesi mezunun olan kariyer sahibi, işinde başarılı ünlüler ile söyleşi ve benzeri programlar yaptıracak, bu kişilerin reklamlarda rol almalarını sağlayacak. Eylem planına göre, izlenme oranı yüksek dizilerde meslekler ile mesleki ve teknik eğitimi tanıtıcı senaryolara yer verilmesini konusunda senaristlerle de işbirliğine gidilecek. Eylem planına göre ayrıca, ulusal ve uluslararası mesleki yarışmalara katılan öğrencilere TÜBİTAK tarafından da destek sağlanacak.

Zaman

Aras Kargo`dan öğrencilere indirim

Aras Kargo yeni öğretim döneminde öğrencilere yüzde 25 indirim sağlayacak.

Aras Kargo, 2008-2009 öğretim yılında öğrencilere yönelik bir kampanya düzenledi. İlk-orta ve yüksek öğretime devam eden öğrencilere yüzde 25 indirim uygulanacağını açıklayan Aras Kargo'nun indirim kampanyası Ekim sonuna kadar devam edecek. Kampanya tüm Türkiye'yi kapsayacak.

Haberler.com

Öğretmenlerin il içi atamaları il MEM`lerde açıklanıyor

Milli Eğitim Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamaya göre, 4 ağustosta 2008 tarihinde il içi atamaları açıklanacaktı.

Tümüyle il mili eğitim müdürlüklerinin teklifi ve Valiliğin onayı ile gerçekleşen bu işlemde bazı il milli eğitim müdürlükleri il içi atama sonuçlarını açıklarken bazıları ise hala açıklayamamıştır.

İŞTE AÇIKLAMA YAPAN İL MEM`LER

Denizli,

Muş,

Kütahya,

Karaman,

Çorum,

Samsun, Branş Öğretlenleri Listesi... Sınıf Öğretmenleri Listesi

Gaziantep,

Hatay,

Batman,

Kastamonu,

Eskişehir, (Atamaları geri çekti)

Aydın, (Branş, sınıf)

Muğla,

Sivas,

Ağrı,

Ankara, (İLSİS`ten açıklandı),

Niğde

Bakan Çelik`den öğrenci affı bekleyenlere müjde

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çeik,onbinlerce öğrencinin heyecanla beklediği öğrenci affı için müjdeli haberi verdi.

Tv8`de hafta içi her sabah 08.30-10:00 saatleri arasında yayınlanan Erkan Tan ile Başkent`ten programının bugünkü konuğu Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik oldu. Çelik,Erkan Tan`ın gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

BAKAN ÇELİK`TEN ÖĞRENCİ AFFI MÜJDESİ

Bakan Çelik on binlerce öğrencinin merakla beklediği öğrenci affıyla ilgili bakanlık bürokratlarına bir taslak hazırlamaları için emir verdiğini söyledi. Bakan, Yüksek Öğrenim Kurumundan af bekleyen öğrencilerin sayısını öğrendiğini, bunların 600.000 civarında olduğunu, bunlardan 400.000 tanesinin açık öğretim öğrencisi iken çeşitli nedenlerle ilişkilerinin kesildiğini, 200.000 öğrencinin örgün öğretim, master ve doktora öğrencisi olduklarını belirtti. Af bekleyenlerin iddia ettikleri gibi 800.000 kişi olmadığını sözlerine ekledi. Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı taslağın Başbakana arz edileceğini, Bakanlar Kurulunda kendisinin gerekçelerle birlikte bu affı izah edeceğini, Bakanlar Kurulundan sonra da eğer Başbakan ve Bakanlar Kurulu kabul ederse affın söz konusu olacağını kendisinin pek af taraftarı olmadığını da vurgulayarak müjdeledi.

BAKAN ÇELİK: KONYA`YA GİDİP ADAM MI ASAYIM?

Bakan Çelik kendisini Konya`daki olayla ilgili eleştirenlere sert çıktı.

Herkesin yüreğini burkan bu müessif olayla ilgili olarak iki kişinin zaten cezaevinde olduğunu, kendisinin olay olduğu andan itibaren olayı bizzat takip ettiğini, iki müfettişin en ince ayrıntısına kadar inceleme ve soruşturma yapmak üzere bölgede olduğunu söyledi.

Bakan Çelik"Ama bütün bunlarla yetinmeyenler ve ideolojik eleştiriler yöneltenler benim gidip Konya Şehir meydanında adam mı asmamı istiyorlar? Ben hukuk devletinin milli eğitim bakanıyım. Bu işle ilgili bütün hukuk mekanizması zaten işlemektedir." Dedi.

Mecliste kendisine verilen tarikat yurtlarıyla ilgili soru önergesine ise Bakan Çelik net cevap verdi. "Tarikat yurdu diye bir tanım yok. Devletin hukuk sisteminde iki çeşit yurt var. Bunlardan biri özel yurtlar, biri de devlete bağlı yurtlar. Bunların denetimini de milli eğitim bakanlığı kanunlara ve yönetmeliklere göre yapıyor. Türkiye`de isteyen her hayırsever, kişi, dernek, vakıf devletin kanun ve yönetmeliklerine göre öğrenci yurdu açar ve işletir. Biz bu yardım sever insanların dini inançlarına, yaşam biçimlerine, siyasi görüşlerine göre teftiş yapmayız. Biz bu öğrenci yurtlarını denetlerken kimseye sen şafi misin, Sünni misin, alevi misin, Kürt müsün, Türk müsün diye sormayız. Okul ve yurt yaptıran herkese sadece teşekkür ederiz ve onları kanunlara göre rutin olarak denetleriz. Bir şikayet olursa da gereğini yaparız"dedi.

MİLLİ EĞİTİMDE TARİH YAZDIK

Kendi bakanlığı döneminde milli eğitim alanında Türkiye`de olağan üstü çalışmalar gerçekleştirdiğini söyleyen bakan Çelik şu anda her dört derslikten birinin kendisinin döneminde yapıldığını, kırk yıllık eskimiş ve herkesin eleştirdiği müfredatı baştan aşağı değiştirdiklerini, her okulun internet ve bilgisayarla donatıldığını, Türkiye çapında 600.000 bilgisayar gönderildiğini, Türkiye`nin her yerinde öğretmenlik yapan üç öğretmenden birinin kendilerinin zamanında tayin edildiğini, kırk biri devlet olmak üzere elli dört üniversitenin kendileri zamanında açıldığını, yüz bin öğrencinin Türkiye`de ilk defa gönül köprüsü projesiyle doğudan batıya, batıdan doğuya yer değiştirerek gezdirildiğini, Haydi Kızlar Okula kampanyasıyla 315.000 öğrencinin okullaşmasının sağlandığını anlatan Çelik, "Bu tarih yazmak değil de nedir?"dedi. Kendisini eleştirenlerin ideolojik yaklaşımlarla Türkiye`yi içe kapatmak isteyen statükocular olduğunu da sözlerine ekledi.

Tv8

Bir Türkiye Çıkmazı, "Yabancı Dil"

Günümüzde tek bir yabancı dilin bile yetmiyor. Peki üniversitede ve lisede gerçekten yabancı dil öğretilebiliyor mu? Rıfat Sarıcıoğlu`nun yazısı...

Eskiden yabancı dil bilmenin önemini anlatabilmek için bir yabancı dil eşittir bir diploma denirdi. Bugün bir yabancı dil de yetmiyor. Zira, globalleşen dünyamızda "internet"le mesafeler kalktı. İngilizce halen en tercih edilir dil ve bilgisayar-internet dünyası sayesinde çok uzun yıllar bir numarada kalacağını varsaymak yanlış olmayacaktır. Bu arada Çince'ye ve İspanyolca'ya talep artıyor. Bu dillere talebi iş dünyası sürüklüyor. Çin büyüyor. İspanyolca ise bugün ABD'deki 50 milyon kişi dahil olmak üzere Avrupa, Orta Amerika ve Güney Amerika'da konuşuluyor.
Türkiye'de özel liseler ve Anadolu liselerinin, üniversitelerde ise ODTÜ, Boğaziçi gibi devlet üniversiteleri ve neredeyse tüm vakıf üniversitelerinin tercihi İngilizce.
Devlet ve vakıf üniversitelerinde Türkçemizin güçlendirilmesi yanında yabancı dil öğrenimine Çince ve İspanyolca'nın da eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün eğitim yükünün yüzde 90'dan fazlasını çeken devlet üniversiteleri İngilizce yanında Çince ve Ispanyolca'ya da ağırlık vererek mezunlarını globalleşen dünyaya hazırlamak zorunda.

***

Şimdi gelelim birçoğumuzu rahatsız edecek noktaya. (Vakıf Üniversiteleri Birliği yönetim kurulu üyesi olarak belki benim de başımı ağrıtacak konuya!) Eleştirim, yapıcı bir bakışla ele alınırsa ne denli haklı olduğum görülecek, lise ve üniversiteleri yabancı dil öğreniminde çıtayı yükseltmeye, kaliteyi artırmaya teşvik edecektir. Rektörlerin, okul müdürlerinin ve mütevelli heyet başkanlarının eleştirimi yapıcı bir bakışla ele almasını içtenlikle diliyorum.
Bilindiği gibi hem liselerde hem de üniversitelerde tercihler yapıldı, artık bundan sonra yerleştirme heyecanı başlayacak.
Birçok lise ve üniversite İngilizce yeterlilik için kendi sınavını düzenliyor. Yurt dışından gelecek öğrencilerin veya Türk vatandaşı olan öğrencilerin dünyaca ünlü ve kabul edilirliği tartışılmaz TOEFL veya IELTS sınavlarını almalarına izin veriliyor. Dünya standartla-rında herkesin kabul ettiği
TOEFL'dan eski skorlamaya göre 550, Computer (bilgisayar) based skordan 213 veya Internet based TOEFL'dan 79-80, IELTS'den ise 6.0 - 6.5 gibi bir skor alanlar İngilizce hazırlığa girmeden akademik başlangıca geçebiliyor veya hazırlıktaki bir öğrenciyse hazırlıktan çıkıp akademik programa girebiliyor.

Bir de gerçeklere bakalım:

Hazırlık programlarından çıkıp akademik derslere devam eden ve yeni mezun olmuş öğrencilerin çoğunun bu skorlara yakın bir skor alamayacağını iddia ediyorum. İddiamın arkasında 10 binin üzerinde öğrencinin yurt dışında eğitim sağlayabilmesine yardımcı oluşumun, görev yaptığım kurumlardaki tecrübemin ve özellikle bu alanda yaptığım çalışmaların bulunduğunu vurgulamak isterim. Yabancı dil öğretiminde başarılı liselerimiz ve üniversitelerimiz de var tabii. Ama burada önemli olan çoğunluğun durumu.

***

YÖK'ü ve MEB'i bu konuda göreve davet etmek istiyorum: Yabancı dilde öğrenim veren tüm okullardan hazırlığı bitirmiş rastgele 1, 2, 3, 4. yılındaki öğrencileri de dahil ederek (denek sayısı 100 olabilir) bir TOEFL sınavı düzenlesin, gerçek ortaya çıkacaktır.
Çözüm, daha iyi denetlemeyle, kadrolara daha iyi yerli-yabancı öğretim üyelerini dahil etmekle ve mevcut öğretim görevlilerinin sürekli geliştirici eğitim görmeleriyle mümkündür. Tabii bu arada öğrencinin de devamlılığı ve eğitime katılması şart. Sonuçta, milli gelirimizden milyonlarca YTL para harcanıyor. Karşılığını almak hakkımız.
Aktif haber

Gönül Köprüsü, 4 milyon kilometreye uzandı

Milli Eğitim Bakanlığı ve Turkcell`in işbirliğiyle 3 Haziran`da Diyarbakır`dan başlayan "Gönül Köprüsü" projesi, 8 haftayı tamamlayarak 1 Ağustos`ta sona erdi. Proje kapsamında 81 ilden 100 bin öğrenci, gezilere katıldı.

Geziler süresince toplam 4 milyon 630 bin kilometre yol kat edildi. Öğrencilerin doğudan batıya, batıdan doğuya geziler yaparak ülkeyi daha iyi tanımaları ve ömür boyu sürecek dostluklar kurmalarını amaçlayan proje kapsamında düzenlenen gezilerde, öğrencilere 2 bin 380 idareci ve 4 bin 760 öğretmen eşlik etti. Proje kapsamında Nevşehir, Mersin, Bolu, Sinop, Rize, Bilecik, Adana, Ağrı, Antalya, Eskişehir, Gaziantep, Ordu, İstanbul, Malatya gibi pek çok ilde binlerce fidan dikilerek "Gönül Köprüsü Hatıra Ormanları" oluşturuldu.

Haberler.com

İşte 21 üniversitenin yeni Rektörü

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görev süresi yarın dolacak 21 üniversitenin rektörlerini atadı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre 21 üniversitenin yeni rektörleri şu isimlerden oluştu:

-Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe

-Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cemal Taluğ

-Atatürk Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hikmet Koçak

-Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kadri Özçaldıran

-Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İlyas Dökmetaş

-Çukurova Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Alper Akınoğlu

-Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne, Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç

-Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Füzün

-Ege Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Candeğer Yılmaz

-Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Hasan Fahrettin Keleştemur

-Fırat Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Feyzi Bingöl

-Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Rıza Ayhan

-Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun

-İnönü Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cemil Çelik

-İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Muhammed Şahin

-Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. İbrahim Özen

-Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hüseyin Akan

-Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Acar

-Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne, yeniden Prof. Dr. Enver Duran

-Uludağ Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Medet Mete Cengiz

-Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsmail Yüksek

Cumhurbaşkanı Gül, yeni atadığı rektörlere ilişkin mesajında ise şöyle dedi: "Ülkelerin ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel gelişimlerinde büyük rolü bulunan üniversiteler, bilim merkezi olmalarının yanında, kalkınma ve gelişmenin lokomotifidirler.Bilgi ve teknoloji üretiminin yapıldığı, tüm düşüncelerin özgürce ifade edildiği evrensel kurumlar olan üniversitelerimizden beklentilerimiz büyüktür.

Üniversitelerimizin kendi aralarında olduğu gibi dünyanın saygın üniversiteleriyle de bilimsel çalışmada bir rekabet ve yarış içerisine girmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde Yükseköğretim Kurulu tarafından hazırlanan ve geleceğe dönük projeksiyonlar sunan Strateji Belgesi`ni önemsiyorum. Üniversitelerimizin Strateji Belgesi`ne uygun olarak yükseköğretim alanında Avrupa Birliği standartlarının yakalanması, bilimsel seviyenin yükseltilmesi ve araştırma-geliştirme alanında dünya ile yarışacak bir düzeye ulaşılması amacıyla daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu duygularla yeni atanan rektörlerimizi kutluyor, kendilerine ve halen görevlerini yürüten üniversite yöneticilerine başarılar diliyorum."

Dershane parasına Avrupa'da üniversite!

Beş şıklı günlerin 3 saat 15 dakikalık finalini zaferle tamamlayan gençlerin üniversite hayatına karışıp gitmesine bir tek adım kaldı, o da tercihler... Yeterli puanı alıp tercihlerini yapanlar, şimdilerde kampüs kapısından içeri girecekleri günü bekliyor büyük bir heyecanla.

Bu durum Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sisteminin göze kulağa hoş gelen tarafı. Fakat üniversite sınavının gençler, aileler açısından bir de karanlık, üzücü ve de düşündürücü bir yüzü var. İşte binlerce hayatı ilgilendiren üniversite sınavının o kötü yüzü bazı öğrencilerin yıllarca harcadıklara emeğe rağmen çeşitli sebeplerle üniversitelere yerleşememesi. Katsayı mağduriyeti, neredeyse üç yıllık çalışmanın 3 saat 15 dakikada ölçülmesi ya da aldığı puanın istediği bölüm için yeterli olmaması üniversite kapısına hasret bırakabiliyor gençleri. Böylesi bir sıkıntı karşısında ÖSS'ye yeniden hazırlanmayı, yeniden emek, zaman ve para harcamayı göze alıyor gençler. Hatta şu aralar hazırlık planları yapılmaya başlandı bile. Peki dershane parasına üniversite okuyabileceğinizi; haliyle sene kaybetmeden ÖSS yerine okul dersleri için kafa yoracağınızı söylersek ne dersiniz? Hem de Avrupa'da!

'Yerleşemedim' diye üzülme, bu işin Avrupa'sı da var...

Üniversite sınavı iyi geçmeyip de barajı aşamayanlar, ya da barajı aşıp da istediği bölüm için yeterli puan alamayanlar şimdilerde tercih listesini doldurmak yerine önümüzdeki yıl yapılacak Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) hazırlık için planlarını yapıyor. Sınava yeniden hazırlanmanın stresini göze almanın yanı sıra meslek hayatına atılma açısından sene kaybı söz konusu. Önemli konulardan biri de dershane, kaynak ya da özel dersler için para ayırma gerekliliği. İşte bu sıkıntıyı yaşayan öğrenciler için üniversite alternatifleri yok değil. O alternatif yurtdışında yükseköğrenim. "Yurtdışında okuyacak kadar zengin olsam Türkiye'de vakıf üniversitesine giderdim." düşüncesi akıllara gelebilir. Fakat yurtdışında kaliteli eğitim veren öyle üniversiteler var ki Türkiye'de bir yılda harcadığınız parayla, o okulların bulunduğu ülkelerde dört yıl boyunca eğitim alabiliyorsunuz. Heatta bu ülkelerin Avrupa'da olduğunu söylersek şaşırmayın. Yani Türkiye'de dershane parasına Avrupa'da üniversite okuma fırsatı var. Öyle ki bu üniversitelerde eğitim ücretleri mühendislik fakülteleri de dahil 2 bin ile 4 bin Euro arasında değişiyor. Yani yeniden sınava hazırlanmak isteyenlerin ödeyeceği dershane ücretiyle neredeyse eşdeğer, hatta daha az. Hem de Avrupa ülkelerinde. İngilizce eğitim, yeni kültürleri, insanları tanıma gibi fırsatları da cabası. En önemlisi de bu üniversitelere yerleşebilmek için ÖSS'den 185 puan almak yeterli. Bu üniversitelerden biri de Türk girişimcilerin Arnavutluk'un başkenti Tiran'da eğitim dünyasına kazandırdıkları Epoka Üniversitesi.

Geçtiğimiz yıl eğitim hayatına atılan üniversitenin iktisadi ve idari bilimler ile mühendislik fakülteleri bulunuyor. Eğitim dili İngilizce olan Epoka Üniversitesi'nde eğitim süresi dört yıl. Tabii eğitim için yeterli İngilizceye sahip olmayanlar için hazırlık sınıfı var. Epoka Üniversitesi Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Ferdinand Gjana, kuruldukları günden bu yana yükseköğretimde kaliteyi hedeflediklerini belirterek şöyle konuşuyor: "Bu hedefe ulaşabilmek için kendi ülkemizde öğrencilerimizi seçerek almıyoruz. Öğrenci seçiminde, lise başarısının yanında üniversiteye giriş sınavı da uyguluyoruz. Türkiye'den gelecek öğrenciler için de ÖSS'yi baz alıyoruz." Ferdinand Gjana, Türkiye ve Arnavutluk'un birbirine çok yakın kültürlere sahip olduğuna da dikkat çekerek, "Türkiye'den gelecek öğrencilerin adaptasyon noktasında sıkıntı yaşamayacağına inanıyoruz. Zaten geçtiğimiz yıl gelen Türk öğrencilerimizin yeni hayatlarına, arkadaşlarına, hocalarına çok çabuk uyum sağladıklarını gördük." diyor. Yurtdışında eğitim denince akla ilk olarak genellikle eğitim kurumuna ödenmesi gereken büyük paraların geldiğini söyleyen Gjana, bu düşüncenin aksine dar gelirli ailelerin çocuklarının bile üniversitelerinde okuyabileceğini ifade ediyor. Eğitim ücretlerinin Türkiye'ye kıyasla çok ucuz olduğunu dile getirerek şunları söylüyor: "Öğrenci Türkiye'de harcayacağı paranın neredeyse üçte biriyle burada dünya standardında eğitim alabiliyor. Örneğin iktisadi ve idari bilimler fakültesi bölümlerinin yıllık eğitim ücreti 3 bin 200 Euro. Bunun yanında İngilizce ve Arnavutça olmak üzere iki yabancı dil, isterse yan dal diploması ve yurtdışında yaşam tecrübesi kazanıyor, öğrenci büyük paralar harcamayarak." Gjana, Epoka Üniversitesi olarak öğrencilerini iş hayatına tam donanımlı olarak mezun etme doğrultusunda program yürüttüklerini söylüyor. Bu amaçla öğrencilerinin uluslararası tecrübe kazanabilmesi için diğer ülkelerden üniversitelerle anlaşmalar yaptıklarını kaydederek şöyle devam ediyor: "Öğrenci değişim programları uyguluyoruz. Ayrıca, öğrencilere mesleki tecrübe kazanmaları için yurtiçi ve yurtdışında staj yapma imkanı sağlıyoruz. AB kriterlerine uygun eğitim-öğretim programları sayesinde, öğrencilerimiz isterlerse Avrupa'nın diğer üniversitelerine yatay geçiş yapabiliyorlar."

Avrupa'nın göbeğinde Türkiye'deymişçesine eğitim

Türkiye'de üniversiteye yerleşemeyen ya da yerleşmek istemeyenler için Avrupa'da tercih edilebilecek alternatiflerden biri de bu yıl Bosna-Hersek'te açılan Uluslararası Burç Üniversitesi. Ülkedeki Türk okullarının kurucusu Sema Eğitim Kurumları tarafından açılan üniversite, ilk yılında eğitim, mühendislik ve ekonomi fakülteleri bünyesinde bulunan altı bölüm için öğrenci alacak. Yine bu üniversitenin de eğitim ücretleri Türkiye ile kıyaslandığında oldukça ucuz. Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da bulunan üniversitenin eğitim ücretleri, mühendislik fakültesi için 3 bin 600, eğitim 2 bin 100, ekonomi için de 3 bin Euro. Avrupa'nın göbeğinde yükseköğrenim fırsatı sunan üniversitenin eğitim dili İngilizce. Eğitim süresi ise dört yıl. Yabancı dil yeterliği olmayanlar için hazırlık sınıfı uygulaması var. Sema Eğitim Kurumları'nın kurucusu Fatih Gürsoy, Bosna halkının isteği ve desteğiyle kurdukları üniversitelerinde, uluslararası standartlarda eğitim vermeyi amaçladıklarını söylüyor. Akademik kadrolarını bu amaç doğrultusunda donanımlı kişilerden oluşturduklarını belirten Fatih Gürsoy, eğitim imkanları ve fiziksel koşullar açısından öğrenciyi meslek hayatına hazır bir şekilde mezun edecek yapıya sahip olduklarını ifade ediyor. Çağın gerektirdiği bilgi ve beceriyi öğrencilerine aktarmak üzere yapılandıklarını kaydeden Gürsoy, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kayıt yaptıran her öğrenciye ilk etapta dizüstü bilgisayar hediye ediyoruz. Öğrenciler ileri teknolojik altyapıya sahip sınıf ve laboratuvarlarda, elektronik veri tabanlı kütüphanelerde en iyi imkanlarla eğitimlerini sürdürecek."

Uluslararası Burç Üniversitesi'ni farklı kılan özelliklerinden biri de Bosna'ya gidecek Türk öğrencilerin kendilerini hiç de yabancı hissetmeyecek olmaları. Avrupa'daki Anadolu olarak nitelendirilen topraklarda, kendi inançlarına, kültürüne oldukça yakın bir toplumsal yapıyla karşılaşacak çünkü.

Önder Deligöz

Zaman-Genclik

2008 Satranç şampiyonası

Gaziantep`te yapılacak olan 2008 Dünya gençler satranç şampiyonasına 60 ülkeden toplam 195 sporcu katılacak

3 Ağustos`ta başlayıp 15 Ağustos`ta sona erecek olan şampiyonaya 195 sporcunun yanı sıra 19 refakatçi, 30 antrenör, 13 delege ve 8 hakem katılacak.

20 yaş altı sporcuların katılacağı turnuva kapsamında açılış töreni yarın akşam gerçekleştirilecek.

Turnuva maçılarının olmadığı 9 Ağustos`ta sporcular Gaziantep Arkeoloji Müzesi, Dülük Antik Kenti ve Zeugma`yı gezecek.

Şehitkamil Belediyesi Atatürk Spor ve Kültür Merkezi`nde gerçekleştirilecek turnuvaya Kübra Öztürk ve Betül Cemre Yıldız gibi satranç şampiyonları da katılacak. Ayrıca Türkiye İş Bankası Atatürk Uluslararası Kadın Ustalar Satranç Turnuvası`nda birinci olan Çinli sporcu Hou Yifan da turnuvada genel kategoride yarışacak.

Şampiyona, bayanlar ve genel kategoride gerçekleştirilecek. Türkiye Satranç Federasyonu ve Şehitkamil Belediyesi işbirliğiyle yapılacak turnuvada Parimarjan Negi, Wesley So gibi satrancın ``yeni, harika çocukları`` da katılıyor.

Dünya Gençler Satranç Şampiyonası 2005`te de İstanbul`da yapılmıştı. 58 ülkeden 300`e yakın oyuncunun katıldığı şampiyonada, erkeklerde birinciliği Azerbaycan`dan Shakhriyar Mamedyarov, ikinciliği Macaristan`dan Ferenc Berkes, üçüncülüğü de Rusya`dan Evgeny Alekseev elde etmişti.

Bayanlarda ise Alman Elisabeth Paehtz birinci, Çinli Xiaobing Gu ikinci, Polonyalı Beata Kadziolka ise üçüncü olmuştu.

Şehitkamil Belediye Başkanı Metin Özkarslı, yaptığı açıklamada, şampiyona için kente gelen sporcuları en iyi şekilde ağırlayacaklarını söyledi. Müsabakaların dostluk ve centilmenlik içerisinde geçmesini eden Özkarslı, böyle bir organizasyona evsahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını kaydetti.

Haber 10

Garanti öğretmen eğitimi için eğitimci arıyor

Garanti Bankası ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine amaçlayan "Öğretmenin Sınırı Yok" adlı proje için eğitimciler aranıyor.

Adaylar, www.ogretmeninsiniriyok.com adresinde yer alan formu doldurarak, en geç 25 Ağustos 2008 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.

Garanti Bankası, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine yönelik eğitim faaliyetleri düzenlemek üzere "Öğretmenin sınırı yok" projesi için Milli Eğitim Bakanlığı'yla 5 yıllık bir sözleşme imzaladı. Toplam 15 milyon YTL'lik kaynak ayrılan projenin, 2008-2009 eğitim yılında başlaması ve bu kapsamda toplam 100 bin öğretmene eğitim verilmesi hedefleniyor. Garanti Bankası, projeyi kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla faaliyet gösterecek Öğretmen Akademisi Vakfı'nın kuruluş işlemlerine devam ederken, vakıfta görev alacak eğitimci arandığı açıklandı.

8 YIL DENEYİM ARANIYOR

Adaylar, www.ogretmeninsiniriyok.com adresinde yer alan formu doldurarak, en geç 25 Ağustos 2008 tarihine kadar başvuruda bulunabilecekler. Devlet veya özel ilköğretim okullarında sınıf veya branş öğretmenliğinde en az 8 yıl deneyimli, hizmetiçi eğitim projelerinde eğitimci olarak görev almış, uluslararası eğitim programları konusunda bilgili olanlar, proje kapsamında eğitim vermek üzere başvurabilecek.

Adaylarda aranan özellikler arasında, çok iyi derecede İngilizce bilmek ve bilgisayar kullanmak, yurtiçinde yoğun seyahat engeli bulunmamak, "ekip çalışmasına yatkın, dinamik, yaratıcı, pozitif kişiliğe sahip olmak ve iletişim yetenekleri gelişmiş olmak" da yer alıyor.

Hürriyet

Liselere `e-kayıt` bu yıl Türkiye geneline yaygınlaşıyor

Sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının 9. sınıflarına kayıtlar başladı. Ortaöğretimde geçen yıl 16 ilde pilot uygulama olarak başlatılan `e-kayıt` sistemi, bu yıl Türkiye geneline yaygınlaştırılıyor.

Türkiye`deki sınavla öğrenci alan liseler dışındaki tüm liselere kayıtlar internet üzerinden gerçekleştirilecek. Öğrenci kayıtları için başvurular, genel lise ve meslek lisesi müdürlüklerince 1-29 Ağustos 2008 tarihleri arasında elektronik ortamda yapılacak. Okul müdürlükleri, öğrencilerin kimlik, diploma notlarını e-okul sisteminden TC kimlik numarası ve ilköğretim öğrenci numarası ile girerek kontrol edecek. Genel liselere aday kayıt işlemleri genel lise müdürlüklerince, meslek lisesi aday kayıt işlemleri ise meslek lisesi müdürlüklerince yapılacak. Genel liselere aday kayıtlarında bölge ve ikametgâh adresi esas alınacak. Meslek liselerine kayıtlarda ise bölge sınırlaması olmaksızın 10 adet okul tercihinde bulunulacak.

Haberler.com

2 bin öğrenciye burs verecek

Koç Holding`in Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle yürüttüğü `Meslek Lisesi Memleket Meselesi` projesi bütün hızıyla devam ediyor.

Koç Holding, bu yıl da yaklaşık 2 bin yeni öğrenciye burs vermeyi hedefliyor. Başvurular 03- 15 Ekim tarihleri arasında yapılacak.

20 EKİM`DE BELLİ OLACAK

Başvuru yapabilmek için belirlenen okulların öğrencilerinin www.mesleklisesimemleketmeselesi.com isimli internet sitesinde yayınlanan başvuru formunu doldurarak çıktısını alıp, istenen belgelerle öğrenim gördüğü öğretim kurumuna teslim etmesi gerekiyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, sonuçların 20 Ekim`de açıklanacağını belirtti.

Haber 10

Yıldızı parlayan müthiş meslekler

ÖSS tercihleri için son gün 4 Ağustos. Üniversite adayları 24 tercihi belirlemek için büyük bir uğraş içine gidiler. Uzmanlar, yeni dönemde öne çıkan meslekleri BUGÜN`e değerlendirerek üniversite adaylarına yol gösterdiler.

Hızlı değişen, gelişen dünya düzeninde meslekler de yerinde durmuyor. Meslekler bildiğimiz kalıplarından çıkıyor; uzmanlıklar, farklı pozisyonlar oluşuyor. Eskiden doktor, avukat gibi meslekler olmazsa olmaz gibi görülürken, günümüzde farklı meslekler ön plana çıkıyor.

Örneğin tüm dünyada çevre sorununun artması nedeniyle yenilenebilir enerji sektörü gelişecek. Yazılım mühendisliği ileriki yıllarda olmazsa olmaz mesleklerden biri haline gelecek. Çin`in tehdit ettiği tekstil sektöründe, tasarım ve pazarlama uzmanlarına ihtiyaç artacak. Türkiye`nin önde gelen seçme ve yerleştirme firması Select KRM, önümüzdeki dönemde parlayan sektörler ve meslekleri üniversite adayları için BUGÜN`e değerlendirdi.

MERAKLISINA UZAY VE HAVACILIK

Geçtiğimiz yüzyılın 2. yarısından itibaren büyük bir ivme kazanan uzay çalışmaları yeni yüzyılda daha da önem kazanacak. Hatta o kadar ki, dünyayı dışarıdan seyretmek veya ayda bir fincan kahve içmek için uzay seferlerinin düzenlenmesi yakın olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinden itibaren insanlığın gündemine giren uzay çalışmalarından geri dönüş olması söz konusu değil.

AB İLE İLİŞKİLER ÖNE ÇIKACAK

Günümüzde olduğu gibi bundan sonraki süreçte de Türkiye`nin dış ilişkilerine damgasını vuracak gelişmelerden başlıcasını Avrupa ile ilişkiler oluşturacak. Türkiye Avrupa ilişkilerinin siyasi ve ekonomik boyutu hakkında yakından ilgili insanlar bu gün olduğu gibi yarın da aranan kişiler olacaklardır.

HER ZAMAN GÖZDELER

Hukuk: Hukuk, bildiğimiz anlamının dışında, spesifik alanlarda uzmanlaşmış insanların yapacağı bir iş olacak. Bilişim suçlarıyla ilgili hukukçulara çok fazla ihtiyaç olacak. Ayrıca, Avrupa Birliği`yle ilişkiler, ticaret hukuku gibi alanlar önem kazanacak.

Sosyoloji: Türkiye`nin en fazla uzman ihtiyaç duyduğu alanlardan biri sosyoloji. Türk halkı birbirini yeterince tanımıyor. Türkiye`deki birçok konu çok gergin bir şekilde tartışılıyor, çünkü Türkiye`de sosyal araştırmalar çok zayıf. İleride bu alanda ciddi araştırmalara ihtiyaç duyulacak.

Psikoloji: Türkiye`nin en fazla ihtiyaç duyduğu alanlardan bir diğeri de psikoloji. Bu alan yaygınlaştığı zaman halk daha doğru bilgilendirilecek. Bilgi, endişeyi ortadan kaldıran bir faktör. Günümüzde, tüm dünyada ciddi anlamda alışveriş hastalığı var. İnsanlar vitrinlere, mağazalara "saldırıyor". İnsanların evden çıkarken bir hap alıp bu aşırı isteği yatıştırmaları mümkün olacak.

Elektronik mühendisliği: Uydu, cep telefonu gibi haberleşme sistemlerindeki gelişme bu alana olan ilgiyi artırdı. Dolayısıyla Elektronik mühendislerinin şansı çok yüksek.

Reklamcılık-halkla ilişkiler: Medyanın dördüncü kuvvet haline geldiği bir süreç, aynı zamanda bu alandaki işgücü ihtiyacını da artırdı.

Veri analistliği: Özellikle bankaların, telefon operatörlerinin veri analizine ihtiyaç duyması bu alanı hareketlendirdi. Bilgisayar mühendisleri de buradan faydalanıyor.

Endüstri ürünleri tasarımı: İş olanakları geniş olan endüstri ürünleri tasarımı bölümü, pek çok üniversitede yer alıyor.

İnşaat mühendisliği: Türkiye`de inşaat sektörü geçmişte olduğu gibi ileriki günlerde de önemini koruyacak. Deprem gerçeği de göz önüne alınıldığında inşaat mühendislerine büyük işler düşecek.

GENETİK MÜHENDİSLİĞİNDEN VAZGEÇİLMİYOR

Genetiğin geleceğin meslekleri arasında ilk sırayı alacağı herkesin ortak görüşü. Uzmanlar insanın gen haritasının çıkarılmasının ekonomide, 1970`lerin bilgisayar teknolojisinin yarattığı devrime benzer bir sonuç doğuracağı ve gelecek yılların genomik (genetik ekonomisi) çağı olacağı görüşünde birleşiyor. Bilim adamlarının bir yer kurdunun DNA haritasını çıkarmaları ve genetik yapısının sırrını çözmeyi başarmalarının ardından `süper bebek` `Einstein bebek` yetiştirmenin imkan dahiline girdiği ifade ediliyor.

EMLAKÇILIK DEĞİL, GAYRİMENKUL YÖNETMİ

Son beş yıl içinde ivme kazanan inşaat sektörü gayrimenkul sektörünü farklı yapılara taşıdı. Eskiden gayrimenkul sektörü denince akla "emlakçılık" gelirdi. Bugün ise "gayrimenkul yönetimi" dendiğinde strateji-finans-hukukpazarlama- satış bilgisi gerektiren çok yönlü bir iş kolundan söz ediyoruz. Dünyadaki gelişmiş gayrimenkul sektörlerine baktığımızda Türkiye olarak daha çok işin başındayız. Bu sektör daha çok gelişecek ve daha çok kalifiye profesyonel ihtiyacı duyacak.

TEKSTİLDE PAZARLAMA VE TASARIM REVAÇTA

Çin ülkemizdeki tekstil sektörünü kapasite anlamında daraltmıştır. Dünyanın tekstil üslerinden biri olan Türkiye de pazardaki yerini kaybetmemek için çözümü fason üretimden markalaşmaya geçmekte buldu. Markalaşmanın temelini oluşturan tasarım farkındalığın odağıdır. Bu doğrultuda ağırlıklı olarak tasarım ve pazarlama alanındaki kalifiye profesyonel arayışı da artımş durumda.

EN ÇOK YAZILIM MÜHENDİSİ ARANIYOR

Günlük yaşantımızın ayrılmaz parçası haline gelen bilgisayarlar her gün gelişiyor ve değişiyor. Bu hızlı değişimin temelini yeni üretilen yazılımlar oluşturuyor. Bugün en çok aranılan pozisyonlardan biri olan yazılım mühendisi ilerleyen yıllarda doktor, avukat gibi olmazsa olmaz mesleklerden biri haline gelecek.

SAĞLIKTA PROFESYONEL YÖNETİCİ TALEBİ ARTIYOR

Beş yıl önce sağlık sektöründe ağırlıklı olarak ilaç firmaları eleman alımı yapıyordu. Bugün ise her gün yeni açılan özel hastaneler ve atağa kalkan Kızılay ile hastabakıcı, hemşire, birçok branş doktorları gibi temel hastane personelinin yanı sıra profesyonel hastane yöneticilerine de yoğun olarak talep oluyor.

OTOMOTİVDE TEKNİKER İHTİYACI VAR

Otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörünün üretim alanında eleman ihtiyacı bulunuyor. Özellikle üretim alanında kariyer yapmak isteyen meslek yüksekokulu mezunu tekniker adaylara bu sektörde oldukça ihtiyaç duyuluyor.

PERAKENDE STRATEJİLERİ DEĞİŞİYOR

Her gün açılan yeni alışveriş merkezleri perakende stratejilerini değiştirdi. Artık ürünü satmak hem ileri satış becerisini hem de güçlü pazarlama stratejisi gerektiriyor. Buna paralel olarak daha yetkin üniversite mezunu, yabancı dil bilen satış uzmanlarını ihtiyaç duyuluyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ ARTIYOR

Türkiye`nin Kyoto Protokolü`nü imzalamasıyla özellikle "yenilenebilir enerji" sektörü önem kazandı. "Yenilenebilir enerji" rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi enerji kaynaklarını temsil ediyor. Türkiye "yenilenebilir enerji"yi yeni keşfediyor ve yatırımlar gün geçtikçe artıyor. Küresel ısınmanın etkilerini daha çok hissedeceğimiz önümüzdeki yıllarda "yenilenebilir enerji" sektörü daha da büyüyecek ve bu alanda bilgi sahibi profesyonellere daha çok ihtiyaç duyulacak.

BAZI BÖLÜMLERİ BİTİRENLERİN İŞLERİ HAZIR

İstanbul Kavram Meslek Yüksek Okulu Mütevelli Heyet Başkanı Bahattin Durmuş, Türkiye`de bazı bölümlerde okuyan öğrencilerin işinin hazır olduğunu söyledi. Özellikle, uluslarası lojistiğin geleceğin mesleği olduğunun altını çizen Durmuş, bunun yanı sıra yenilenebilir enerji, bankacılık, finans, pazarlama ve marka yönemi gibi alanların da son yıllarda gözde meslekler olarak öne çıktığını ifade etti.

UYGULAMALI EĞİTİM

İstanbul Kavram Meslek Yüksek Okulu`nun bu alanlarda yaptığı çalışmalara değinen Bahattin Durmuş, bir yıl hazırlık ve 2 yıl mesleki eğitimin verildiği okulda 14 programın bulunduğunu söyledi. Durmuş, geçtiğimiz yıl eğitime başlayan yüksek okulla ilgili şu bilgileri verdi:

"Anlaşma ve çözüm ortaklığı yaptığımız kuruluşlar var. Örneğin,uluslarası lojistik konusunda Aras Kargo ile işbirliğimiz vra. Okulumuzda bu alanda eğitim gören öğrencilerin işi hazır. Aras Kargo`ya eleman yetiştiriyoruz. Yine pazarlama ve marka yönetimi, turizm ve otelcilik gibi alanlarda da sektör firmaları ile iletişim halindeyiz. Öğrencilerimiz bu sektörde kolayca iş bulabiliyor."

Amaçlarının meslek adamı yetiştirmek olduğunu belirten Durmuş, "Okulumuz, iş gücüne atılan ilk adım. Öğrenciler uygulamalı eğitim alıyor. Haftada bir gün, firmalarda çalışıyor" dedi. Durmuş, bunun yanı sıra, son yıllarda ülkemizde gençlerin kısa yoldan para kazanacak mesleklere ilgi gösterdiğini de vurguladı.

ÖĞRENCİLER SEVDİKLERİ MESLEKLERİ TERCİH ETSİN

Okan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kabasakal, üniversiteye gidecek olan gençlere, arzu ettikleri, keyifle çalışacakları alanları seçmelerini önerdi.

14 MESLEK YÜKSEKOKULU

"Öğrenciler, meslek tercihi yaparken çevrenin etkisinde kalmamalı" diyen Kabasakal, şöyle devam etti: "İnsan keyifle çalıştığı alanda mutlu ve verimli olur. Anne ve babalar yol göstericidir ama baskı ile seçilen bir alan başarı getirmiyor. Üniversite tercihi yapacak olan gençler, eğilimlerine göre seçimlerini yapsınlar. Kesinlikle arzu ettikleri bölümleri yazsınlar. Sevilen meslek başarı getirir."

Son dönemde, uluslararası ilişkiler, uluslararası lojistik, hastane yönetimi ve psikoloji gibi alanların gençlerin tercihinde ön sıralarda yer aldığına da değinen Kabasakal, Okan Üniversitesi`nin dünyada ilgi duyulan meslekler konusuda eğitim verecek ekipler oluşturduğunu anlattı. Kabasakal, üniversitenin Trükiye`nin ara eleman ihtiyacının karşılanmasına yönelik atılımlarına da değinerek, şunları söyledi:

"Bu yıl 14 meslek yüksek okulumuz devreye girdi. Emlak yönetimi, hastane yönetimi, lojistik, tıbbi döküman, bilgisayar teknolojisi ve pazarlama, büro yönetimi gibi alanlar bunlardan birkaçı. Ayrıca, çeşitli sektörlerle işbiriliği yaparak, buna uygun programlar geliştiriyoruz. Örneğin, bu kapsamda uluslararası nakliyecilerle işbirliğimiz var.

MODA MESLEKLER YERİNE YARININ BRANŞLARINI SEÇİN

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Mustafa Aydın, günümüzde gençlerin kendilerine ekonomik özgürlük sağlayacak ve kariyer sahibi yapacak branşları tercih etmeye başladığını vurguladı. Gençlerin moda meslekler yerine yarının mesleklerini tercih etmelerini öneren Aydın, "Öğrencilerimiz de bu konuda oldukça dikkatli. Günümüzde moda ve seçkin olarak görülen bazı meslekler arka plana atıldı. Şimdi öğrenci yarın kendisine imkan ve kariyer sağlayacak branşları ön planda tutuyor. Bir bölümü okurken, o bölüme ihtiyaç var mı, iş imkanı var mı diye diye araştırıyor" dedi.

Gıda teknolojisi, Avrupa Birliği ilişkileri ve ticareti, tekstil mühendisliği, tasırım ve yazılım gibi bölümlerin geleceğin meslekleri olduğunun altını çizen Mustafa Aydın, "Gençlerimiz de artık bu meslekleri tercih etmeye başladı" diye konuştu

Bugün

İş garantili meslek yüksek okulu

Türkiye'de her 4 üniversite mezunundan 3'ü işsiz. "Neden üniversite mezunları işsiz kalıyor?" diye sorsak ve yanıtını arasak gazete sayfaları yetmez. Ben size iş garantili 2 yıllık bir meslek yüksek okulundan bahsedeceğim. 2 yıllık yüksek okul eğitimine burun kıvıranlar bir kez daha düşünsün isterim. Geçen hafta Alev Alatlı'nın evinde bahçede oturduk. Kurucusu olduğu Kapadokya Meslek Yüksek Okulu'nu anlattı. Alatlı'nın evinin 'huzur bahçesi'ndeki masasından Türkiye'nin kaynayan gündeminde "Türkiye'de güzel şeyler de oluyor" diye düşünerek kalktım. Alatlı gibi bir entelektüel neden bir meslek yüksek okulu kurma işine soyunur? Merak ediyordum. Öncelikle altını çizmekte yarar var. Söz ettiğim meslek yüksek okulu 'ticari' bir beyinle kurulmadı. Tamamıyla imece usulü yaşıyor. Alev Alatlı, 'Neden?' soruma kısa yoldan, "Çok geç olmadan" dedi.

Bunu açarsak Alev Alatlı sanırım bunun üzerine kitap yazabilir. Ben 'Neden Kapadokya'da bir meslek yüksek okulu?' sorusunun yanıtını yazmakla yetinmek durumundayım.

At dişi için 5 bin dolar

"Kapadokya'nın müthiş bir kalkınma potansiyeli var ama bu potansiyeli gerçekleştiremiyordu. Kapadokya Nevşehir, Kırşehir, Aksaray, Niğde ve Kayseri illerini kapsıyor. Başta turizm, sonra bağcılık bahçecilik, tarım ve hayvancılık imkânlarına karşın, yoğun göç vermiş bir bölge. Diğer yanda da pırıl pırıl, gencecik insanların göçtükleri şehirlerde içine düştükleri perişanlıktan duyduğumuz üzüntü... Diğer yanda birbirine benzeyen bölümleri olan ve mezun olduğunda iş bulamayan gençler..." diye anlatmaya başladı Alatlı.

"Biliyor musunuz, Türkiye'ye atların dişini fırçalamak için yurtdışından işin uzmanı geliyor ve 5 bin dolar alıyor. Biz niye Türkiye'de at bakıcısı yetiştirmiyoruz?"

"Hiç kimse, evine ekmek götüremeyen çaresiz genç erkek kadar öfkeli olamaz. Genç nüfusumuzu kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlayabilecek becerilerle donatamazsak, bugünün Kandil Dağı, yarının Erciyes'i olabilir" diye devam etti.

*****

İlk mezunların tümü iş buldu

Kapadokya Meslek Yüksek Okulu'nun 3 yıllık bir geçmişi var. Ürgüp'e bağlı Mustafapaşa beldesinde kurulmuş. Kampüsün kapıları yöre halkına açık. Alatlı ve arkadaşları okulu açarken yalnızca Türkiye'deki değil yurtdışındaki meslek okullarını da incelemiş. İlk mezunlarını veren bölümlerdeki öğrenciler okuldan çıkıp işe başlamış. Ne mi bu meslekler? Örneğin Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği... Malum sivil havacılık sektörü hızla büyüdü. Yetişmiş eleman var mıydı? Hayır. Kapadokya'daki okulun bu bölümü özel havaalanı Hezarfen'in kurucusu Ömer Faruk Berksan'ın himayesinde sektörle işbirliğiyle kurulmuş. Ve ilk mezunlarının tümü iş bulmuş.

Atçılık İşletmeciliği bölümünde de binicilikten haracılığa her şey öğretiliyor. At antrenörlüğü, şarap üretim teknolojisi, organik tarım, turizm işletmeciliği, bilgisayar teknolojileri, aşçılık gibi bölümlere bu yıl borsa-finans, lojistik, dış ticaret ve AB ile kuyumculuk (takı işlemeciliği, tasarım) eklendi. Bu arada okulda mentorlar da var. Örneğin kuyumculukla ilgili derslere Türkiye'nin gümüş takıda önde gelen şirketlerinden Akgün Kuyumculuk'un sahibi Süleyman Akgün mentor olmuş.

AB'nin eğitim programı Erasmus'a kabul edilen Türkiye'deki tek 2 yıllık okul. 'Orda Kimse Var Mı?' adlı dizi kitaplarıyla Türkiye'de silinmez bir izi olan Alatlı ve arkadaşları Anadolu'nun diğer illerine de 'Orda Kimse Var mı?' diye sesleniyor, duyuyor musunuz?

Elif Ergu

Vatan

Böcek okulu projesi ilk öğrencileriyle uygulamaya geçti

Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü`nün başlattığı ve 2007`de ilki gerçekleştirilen Böcek Farkındalığı Yaratma Projesi (BÖFYAP-İLK) bu sene iki yeni projeyle devam ediyor. Bu projelerden biri olan BÖFYAP Böcek Okulu projesi ilk öğrencileriyle uygulamaya geçti. İlköğretim öğrencilerine yönelik olarak başlayan (9-13 yaş) proje üçer günlük programlar halinde toplam yüz öğrenciyi kapsayacak şekilde yürütülecek.

EÜ Ziraat Fakültesi`nde gerçekleştirilen ilk derste proje kapsamında üç gün boyunca yapacakları hakkında geniş bilgi veren Proje Yürütücüsü E.Ü. Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Tezcan, "Bu projeyle çocuklarda böcek sevgisini arttırmayı hedeflediklerini belirterek, projede çocuklara böceklerin korkulacak bir şey olmadığının bilimsel yöntemlerle anlatılacağını söyledi.

Doğadaki canlıların yüzde 65`ini böceklerin oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tezcan, "Biz çocuklara bu canlı grubunu değişik yönleriyle öğretmeyi, tanıtmayı amaçlıyoruz. Çocuklar etkinliklerin dışında değiller bilakis doğada, laboratuarlarda, müzelerde öğreniyorlar, onlarla iç içeler" şeklinde konuştu. 2007`de gerçekleştirilen ve birer günlük süreyle yürütülen BÖFYAP-İLK projesindeki katılımcıların yüzde 85`inin bir günlük eğitimi yetersiz bulduklarını ve uzun süreli bir eğitimi talep ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Tezcan, bu isteğin ardından TÜBİTAK`a proje önerisi götürdüklerini ve TÜBİTAK tarafından destek aldıkların dile getirdi.

Proje kapsamında çalışmalar sırasında böceklerin ilginç yaşamını esas alan, böceklerin insan sağlığındaki yeri ve önemi, böcekler ve geleceğimiz konulu sunu ve tartışmalar, doğa, sera ve iklim odalarında böceklere ilişkin gözlemler, böcek toplama ve böcek yetiştirme uygulamalarının yapılacağını ifade eden Prof. Dr. Tezcan, "Toplanan böcekler mikroskopta incelenecek. Ayrıca, Türkiye`nin en zengin böcek müzesi olan Prof. Dr. Niyazi Lodos Böcek Müzesi`ndeki böcek koleksiyonu gezilecek" dedi.

Bu faaliyetlerin dışında yap-boz atölyesi, resim atölyesi, fotoğraf atölyesi ve doğa oyunu atölyesi gibi bölümlerin de programda yer alacağını belirten Prof. Dr. Tezcan, öğrencilerin yaptıkları resimlerin ve çektikleri fotoğrafların açılacak olan BÖFYAP Resim ve Fotoğraf Sergisi`nde yer alacağını ifade etti.

İlk gün böcekler hakkında verilen bilgilerden sonra resim atölyesinde böceklerin resimlerini yapan öğrenciler hem böcekleri tanıdılar hem de böcekleri resmetmenin keyfini yaşadılar.

BÖFYAP Projesi`nin diğeri ise ilköğretimde görev yapan sınıf öğretmenlerine yönelik BÖFYAP-Öğretmen Projesi. BÖFYAP-Öğretmen Projesi 18 Ağustos tarihinde uygulamaya geçecek.

Haberler.com

Bilgisayar kullanırken bunlara dikkat edin

Bilgisayar karşısında uzun saatler geçiren kişilerde, vücudun hatalı kullanımı ve yanlış oturma şekilleri nedeniyle kas, iskelet ve sinir sistemini ilgilendiren ciddi ve geri dönüşsüz sağlık problemlerinin meydana gelebildiği bildirildi.

Türkiye Fizyoterapistler Derneği (TFD) Genel Sekreteri Murat Dalkılınç, yaptığı açıklamada, bilgisayar kullanmayı sadece yazılım bilgisi ile özdeşleştiren milyonlarca kişinin iş yerinde, okulda ve evde bilgisayar başında saatlerce vakit geçirdiğini vurguladı.

Dalkılınç, çok sayıda kişinin farkında olmadan bilgisayar karşısındaki yanlış oturuşlar nedeniyle önemli rahatsızlıklar yaşadığını, özellikle gençlerin ilerleyen yaşlarda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

Bilgisayar kullanımına bağlı olarak sıklıkla bel-boyun-sırt ağrısı, omuz ve boyun bölgesinde gerginlik, baş ağrısı, el bileği, el ve parmaklarda uyuşma, yorgunluk, gözlerde yanma ve kuruluk hissinin yaşanabileceğini ifade eden Dalkılınç, şunları anlattı:

``Bilgisayar kullanırken karşı karşıya olunan riskleri bilmemek, bu riskleri göz ardı etmek ve yanlış çalışma alışkanlıklarına sahip olmak, kişiyi yaşam boyu sürecek ve sakat bırakacak sağlık problemleriyle uğraşmak zorunda bırakabilir. Bilgisayar kullanımı, her ne kadar ağır işler sınıfında yer almasa da, kas-iskelet-sinir sistemi açısından ciddi ve göz ardı edilemez riskler içeriyor. Bilgisayar, genellikle oturma pozisyonunda, nadiren de ayakta durarak kullanılıyor. Bilgisayar kullanan kişi, sandalye, masa, ekran, klavye ve mouse gibi temel ekipmanlarla sürekli etkileşim halindedir. Bunlardan birinin yanlış pozisyonlanması diğerlerini de olumsuz etkiliyor. Masa yüksekliği bile çok önemli.``

Murat Dalkılınç, vücudu hatalı kullanmak ya da çalışma koşullarının uygunsuz oluşunun genellikle kas, iskelet ve sinir sistemini etkileyecek küçük çaplı hasarların oluşmasına neden olduğuna dikkati çekti.

-VÜCUT KENDİNİ ONARMAYA ÇALIŞIR-

Dalkılınç, bilgisayar kullanımı sonucu karşılaşılan risklere karşı tedbir alınmadığı zaman oluşan küçük çaplı hasarların, iyileşmeye programlanmış beden tarafından farkında olunmasa da onarıldığını bildirdi.

Ancak, zamanla onarım hızı ile yaralanma miktarı arasındaki dengenin bozulacağına dikkati çeken Murat Dalkılınç, şunları söyledi:

``Bu küçük çaplı yaralanmalar üst üste binerek ciddi problemlere neden olurlar. Her çalışma günü ergonomik risklere maruz kalmak, vücudumuzu yanlış kullanmak ve konu hakkında bilgi sahibi olmamak, iyileşmeye programlanmış bedenimizin ezberini bozar.

Vücudumuzda oluşan küçük çaplı yaralanmalar, düşük şiddetli ve geçici şikayetlerle kendilerini belli ederler. Eğer vücudumuzun vermiş olduğu bu erken uyarıları dikkate almazsak, ergonomik riskler çok daha ciddi problemlere neden olacak, kalıcı sakatlık riski söz konusu olacak. Uzun zaman bilgisayar kullanmak zorunda kalan kişiler, ergonomi ve sağlıklı çalışma konularındaki bilgilerini geliştirmeli, şirketler ise çalışanları için bu verileri sunma noktasında sorumluluk almalı.``

Haber 10

Başarılı öğrenciye bir kırmızı halı eksik!

Testler, denemeler derken Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) yapıldı ve sonuçları da açıklandı. Barajı aşamayanlar önümüzdeki sene için planlarını yapmaya şimdiden başlarken herhangi bir üniversiteyi kazanacak kadar puan alanların gündeminde ise tercihler var.

Sınavı kazanmanın heyecanını üzerinden atan herkes, puan ve yüzdelik dilim aralığına göre tercih listesini hazırlıyor bugünlerde. İşte tam da bu aşamada tercih kriterleri devreye giriyor. Bu kriterlerin başında üniversitelerin sağladığı burs imkanları yer alıyor. Özellikle sınavı üst sıralarda tamamlayan öğrenciler, kaliteli eğitimin yanı sıra daha çok burs ve imkan sağlayan üniversiteleri listesine yazıyor. Zaten bu aşamada işler tersine dönüveriyor. Öğrenciler, yıllarca ders çalışıp üniversite peşinde koşturan kişiler olmaktan çıkıp üniversitelerin peşine düştüğü gençler haline geliyor. Başarılı öğrenciyi bünyesine katmak isteyen üniversiteler de neredeyse maaş gibi burs vaat ediyor. Burs miktarlarının yüksekliği konusunda tabii ki vakıf üniversiteleri başı çekiyor. Aylık 250 YTL'den başlayıp 1000 YTL'ye varan burs miktarları söz konusu. Laptopları, teknolojik imkânları ve bir kereye mahsus verilen başarı burslarını söylemeye gerek bile yok! Üniversitelerin başarılı öğrenciye bir kırmızı halı sermediği kalıyor.

Dolgun bursla başarılı öğrenci aranıyor!

ÖSS stresi bitti; öğrencileri tercih telaşı sardı. Üniversiteler de başarılı ve zeki öğrencileri çekebilmek için rekabete başladı. Bunun için cazip vaatlerde bulunuyorlar. Özellikle vakıf üniversiteleri başarılı öğrenciler için aylık 1000 YTL'ye kadar paralar verirken devlet üniversiteleri de onlarla yarışıyor. Örneğin Boğaziçi Üniversitesi 2 bin 500 YTL'lik ödül veriyor. Bazı üniversiteler yurtdışında staj veya yurtdışı üniversitelerde bir dönemlik eğitim bile vaat ediyor. Üniversiteler öğrencilere ücretsiz eğitim, yurt, yemek imkânlarının yanı sıra dizüstü bilgisayar ve her türlü teknolojik imkânlardan yararlanma şansı da sunuyor. Bir asgari ücretlinin maaşından fazla olan bursların miktarları 500 ila 1000 YTL arasında değişiyor. ÖSYM'nin açıkladığı tercih kılavuzunda da yer alan burslar şöyle:

Fatih Üniversitesi: İlk 100'e aylık 750 YTL, ilk 500'e 600 YTL, ilk 1000'e 450 YTL, ilk 3000'e 150 YTL özel burs verilecek. Hazırlık hariç okulda üstün başarı gösteren öğrencilere de karşılıksız aylık 150 YTL akademik başarı bursu verilecek. Ayrıca kitap alımı için dönemlik 150 YTL destek sağlanacak.

Boğaziçi Üniversitesi: SAY-2, EA-2, SÖZ-2 ve DİL puan türlerinde, Türkiye genelinde ilk 5 içinde yer alanlara 2 bin 500 YTL başarı ödülü verilecek. Bölümlerine birincilikle giren ve ilk 5 içinde kazananlara ayda 170 YTL başarı bursu verilecek.

Gazi Üniversitesi: SAY-1 ve SAY-2 puan sıralamasında ilk 1000'e EA-1 ve EA-2'de ilk 500'e, SÖZ-2'de ilk 100'e, SÖZ-1 ve SÖZ-2'de ilk 250 öğrenci arasında yer alan öğrencilere 9 ay süreyle ayda 450 YTL verilecek.

Hacettepe Üniversitesi: SAY-1 ve SAY-2'ye göre ilk 100'e (mühendislik fakültesi için ilk 2500 arasında), EA-1 ve EA-2'de ilk 100, ÖSS-DİL'de ilk 100'e girip programları birinci sırada tercih edenlere Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından verilen bursların iki katı burs verilecek.

Akdeniz Üniversitesi: Sadece tıp fakültesini tercih edip ÖSS'de ilk 1000'e girenlere, 8 ay süre ile aylık 500 YTL verilecek.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ): ÖSS'de ilk 100'e 9 ay süreyle ayda 500 YTL, dizüstü bilgisayar, tek kişilik odalarda barınma, uluslararası değişim programı (Erasmus) kapsamında istendiğinde en az bir dönem yurtdışında eğitim imkânı (uçak masrafları dahil), 101-200 arasına ayda 350 YTL, 201-500'ye ayda 250 YTL, 501-1000 arasına ayda 200 YTL bursun yanı sıra dizüstü bilgisayar, ücretsiz barınma, en az bir dönem yurtdışında eğitim (uçak masrafları dahil) imkânı sağlanacak.

ODTÜ: Y-SAY-1; Y-EA-1; Y-EA-2; Y-SÖZ-1; Y-SÖZ-2 ve Y-DİL (İng.) kategorileri başarı sıralamasından herhangi birinde Türkiye birincisi veya Y-SAY-2 sıralamasında ilk 3 dereceye girenlere 9 ay süreyle ayda 375 YTL burs ve tek kişilik yurt odalarında ücretsiz barınma imkânı verilecek. Ayrıca öğrencilere yurtdışında staj veya uluslararası değişim programları çerçevesinde en az bir dönem yurtdışında okuma önceliği (uçak ücretleri dahil) sağlanacak. Öğrenciye burs kapsamında dizüstü bilgisayar da verilecek. Y-ÖSS-SAY-2'ye göre ilk 50, Y-ÖSS-EA-2'de ilk 15, Y-ÖSS-SÖZ-2'de ilk 3'e, DİL'de ilk 3'e 9 ay süreyle ayda 325 YTL verilecek. Ayrıca ilk tercihinde matematik, fizik, kimya, biyoloji ile moleküler biyoloji ve genetik programlarından birini yazan ve Y-ÖSS-SAY-2 puan sıralamasında ilk 500'e girenlere 9 ay süreyle ayda 165 YTL ödenecek.

Çukurova Üniversitesi: Tıp fakültesini tercih eden ve puan sıralamasında ilk 15'e girenlere aylık 200 YTL burs ve 200 YTL kitap yardımı yapılacak.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi: İlk 5 bine girerek üniversitenin lisans programlarına kayıt yaptıran 10 öğrenciye Sivas Ticaret ve Sanayi Odası tarafından 9 ay süre ile ayda 100 YTL burs verilecek.

Bilkent Üniversitesi: Üniversitenin "Kapsamlı Burslu" olarak belirttiği programlarına yerleştirilenlere her yıl 9 ay boyunca ayda 275 YTL burs ve ücretsiz barınma imkânı sağlanacak.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi: ÖSS'de ilk 3000'e, DİL puanında ilk 1000' e girerek kesin kayıt yaptıranlara 12 ay süre ile ayda 160,00 YTL' den az olmamak üzere burs verilecek.

ODTÜ (KKTC): Y-ÖSS-SAY-2 ve Y-ÖSS-EA-2 puan sıralamasında Türkiye'de ilk 20 bine ve Y-ÖSS-DİL puanında ilk 3 bine giren öğrencilerin tümüne dört kişilik odalarda ücretsiz barınma imkânı. Lisans eğitimlerinde ilk iki dönemi başarıyla bitirenlere aylık 400-650 YTL akademik başarı bursu verilecek.

Erciyes Üniversitesi: Türkiye genelinde ÖSS-DİL puan türünde ilk 100'e, ÖSS-SÖZ-2 puan türünde ilk 500'e, ÖSS-EA-2 puan türünde ilk bine, ÖSS-SAY-2 puan türünde ilk 2 bine girenlere Demir Karamancı Bilim Sitesi'nde ücretsiz barınma imkânı.

Bahçeşehir Üniversitesi: Y-ÖSS puan sıralamasında (ek puanla derece yapanlar hariç) ilk 2 bine girenlere eğitim-öğretim ücretine ilave olarak, öğrenimleri süresince yılda 9 ay süre ile aylık 500 YTL burs verilecek.

Çankaya Üniversitesi: ÖSS'de ilk 250 içinde yer alanlara 9 ay süre ile ayda 600 ABD Doları karşılığı YTL, 251-2000 arasında yer alanlara ayda 250 ABD Doları karşılığı YTL başarı bursu verilecektir. Başarı bursu, öğrencinin genel not ortalaması dört üzerinden ikinin altına düşmediği sürece devam edecek. Üniversite ayrıca TÜBİTAK'ça tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda altın madalya almış olanlara ayda 600 ABD Doları, gümüş madalya almış olanlara 400 ABD Doları, bronz madalya almış olanlara 350 ABD Doları karşılığı YTL ek burs verecek.

Doğuş Üniversitesi: 0,8 AOBP'li yerleşme puanı ile Türkiye genelinde ilk 5 bin içinde yer alarak yerleştirilenlere yüzde 50 öğrenim ücreti indirimi ve 9 ay süre ile 250 YTL aylık öğrenim bursu veriliyor.

Kültür Üniversitesi: İlk 3 bine giren adaylardan (DİL puanı hariç) ücretsiz öğrenimin yanı sıra aylık 750 YTL (her yıl 9 ay) ve yıllık 2 bin YTL nakit bilgisayar-kitap-CD bursu verilecek. Öğrenci yurtlarda da ücretsiz barınacak.

Kadir Has Üniversitesi: ÖSS, SÖZ-2, SAY-2 ve EA-2 puan türlerinden ilk bin (DİL puan türünde ilk 100) içinde yer alan öğrencilere 1000 YTL; ilk 2 bin (DİL'de ilk 200) içinde yer alanlara 500 YTL; ilk 3 bin'e (DİL'de ilk 300) 400 YTL; ilk 5 bine (DİL'de ilk 500) 250 YTL 9 ay nakit ödenecek.

Yeditepe Üniversitesi: SAY-1 ile SAY-2, SÖZ-2 ve EA-2 puana göre ilk 100'e girenlere 8 ay süreyle ayda 600 YTL, ilk 500'e 400 YTL, ilk 1000'e 300 YTL, ilk 2000'e 200 ve ilk 5000'e 100 YTL; DİL puanında ilk 100'e 200 YTL burs verilecek. Ayrıca, ilk 2000'e (DİL'de ilk 100'e) girenlere iki kişilik odalarda ücretsiz yurt imkânı. Hukuk fakültesinin burslu kontenjanına giren ilk 3 öğrenciye bu imkânların yanı sıra, Brüksel'de yüksek lisans (LL.M) yapma imkânı sağlanacak.

Doğu Akdeniz Üniversitesi: SAY-1, SÖZ-1, EA-1, SAY-2, SÖZ-2, EA-2 ve ÖSS-DİL puan sıralamalarının herhangi birinde; ilk 750 öğrenci arasına girenlere ücretsiz öğrenimin yanı sıra ücretsiz barınma, 10 ay süre ile ayda 300 YTL harçlık, her dönem için 200 YTL ders kitap ödeneği, yılda iki defa Türkiye-KKTC gidiş ve dönüş uçak bileti verilecek. İlk 751- 2000 öğrenci arasında yer alanlara ise ayda 300 YTL harçlık verilecek.

Lefke Avrupa Üniversitesi: ÖSS puan sıralamalarından herhangi birinde ilk 1000'e girenlere ücretsiz öğrenim, ücretsiz konaklama, 10 ay süre ile 100 ABD Doları harçlık, ders kitapları, yılda iki defa Türkiye-KKTC gidiş-dönüş uçak bileti verilecek. İlk 1001 - 2000 arasına girenlere ayda 100 ABD Doları harçlık, ücretsiz öğrenim ve barınma imkânı sağlanacak.

Beykent Üniversitesi: Y-ÖSS'de (Mütercim-Tercümanlık (İngilizce) ve Mütercim-Tercümanlık (Rusça) ile İngiliz dili ve edebiyatı bölümleri dışında) ilk 1000'e girenlere 9 ay süreyle 800 YTL nakit burs verilecek.1001 ile 2000 arasına girenlere yüzde 50 öğrenim ücreti indirimi ve her yıl 9 ay süre ile 400 YTL nakit burs; 2001 ile 5000'e girenlere yüzde 25 öğrenim ücreti indirimi, ayda 300 YTL nakit burs veriliyor. Mütercim-Tercümanlık (İngilizce ve Rusça) ile İngiliz dili ve edebiyatı bölümleri için ilk 1000'e girenlere yüzde 50 indirim ve her yıl 9 ay süreyle 500 YTL nakit burs verilecek.

TOBB-Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi: Mühendislik fakültesi için ilk 100'e girenlere ayda 1200 YTL, 101-500 arasına girenlere 950 YTL, 501-1000'e 700 YTL, 1001-2000'e 500 YTL, 2001-3000'e 400 YTL, 3001-4000'e 200 YTL verilecek. İktisadi ve idari bilimler fakültesi için ilk 100'e girenlere 1100 YTL, 101-500'e 850 YTL, 501-1000'e 600 YTL,1001-2000'e 400 YTL, 2001-3000'e 300 YTL, 3001-4000'e 100 YTL verilecek. Diğer burslu programlara yerleştirilenlere ise ilk 100'e girenlere 1000 YTL, 101-500'e 750 YTL, 501-1000'e 500 YTL, 1001-2000'e 300 YTL, 2001-3000 200 YTL verilecek.

Işık Üniversitesi: İlk 1000'e aylık 300 YTL cep harçlığı verilecek.

Koç Üniversitesi: ÖSS'de ilk 100'e girenlere ücretsiz öğrenimin yanı sıra 9 ay süre ile ayda 400 YTL burs, iki kişilik odalarda ücretsiz barınma, öğretimleri süresince ders kitabı giderleri, 2008-2009 ders yılında bir seferlik 1500 YTL'lik başarı ödülü verilecek. İlk 1000'e girenlere ayda 350 YTL burs veriliyor.

Sabancı Üniversitesi: Üniversitenin Üstün Başarı Bursu kontenjanından yerleştirilen ( Mühendislik ve doğa bilimleri programları, ekonomi-yönetim bilimleri programları) öğrencilere 9 ay süre ile ayda 500 YTL, sanat ve sosyal bilimler programları için ayda 400 YTL nakit, onur ursu kontenjanından yerleştirilenlere ayda 300 YTL nakit ödeme yapılacak.

İzmir Ekonomi Üniversitesi: Y-ÖSS'de ilk 100 için bir defaya mahsus olmak üzere 2 bin 500 YTL ve yılda 9 ay süresince aylık 500 YTL; ilk 200 için bir defaya mahsus olmak üzere 2 bin YTL ve yılda 9 ay süresince aylık 450 YTL; ilk 500 için bin 500 ve 9 ay 400 YTL; ilk 1000 için bin YTL ve 9 ay 350 YTL; burslu kontenjandan yerleşenlere aylık 300 YTL ödeme yapılacak.

İstanbul Arel Üniversitesi: İlk 100'e girenlere her yıl 9 ay süre ile 800 YTL, 101-500'e 700 YTL, 501-1000'e 600, 1001-2000'e 500 YTL, 2001-3000'e girenlere 300 YTL burs verilecek.

Okan Üniversitesi: İlk 100'e girenlere 9 ay süreyle aylık 500 YTL, ilk 101-500'e 400 YTL, 501-1000'e 300 YTL onur bursu veriliyor. Ayrıca sanat, kültür veya spor alanlarında dünya ve olimpiyat, Avrupa, Türkiye şampiyonu olanlara 9 ay süreyle 500, 400 ve 300 YTL aylık verilecek.

Zaman

Öğrencilerin depresif haritası!

En depresyonlu öğrenciler mühendislikte. Kızlar daha çok depresyona giriyor. Tıpçılar en rahat...

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) öğrencileri arasında yapılan araştırmada, sınıf seviyesi yükseldikçe depresyon puanının arttığı, kız öğrencilerin, erkek ögrencilere göre daha depresif olduğu belirlendi.

AİBÜ Tıp Fakültesince, merkez kampüsteki 7101 ögrenciye uygulanan anketle ruhsal bozukluklar açısından tarama yapıldı.

Prof. Dr. Cengiz Kılıç ve Yrd. Doç. Dr. Özden Arısoy'un önderliğinde psikolog ve araştırma görevlilerinden oluşan ekibin yürüttüğü "AİBÜ Öğrencilerinde Depresyon" araştırmasının "genel ve ilk sonuçlarına" göre, sınıf seviyesi yükseldikçe depresyon puanı artıyor. İki yıllık bölümdekilerin depresyon puanı en düşük, 6 yıl ve üstü gruptaki öğrencilerin ise en yüksek olduğu belirlenen araştırmada, Pamukkale Üniversitesi ve GATA'daki çalışmalarda da benzer bulgu saptandığı, ODTÜ'de ise 1. sınıflarda depresyon puanının daha yüksek olduğu dile getirildi.

Ayrıca AİBÜ'de kızlar, erkeklere göre "anlamlı olarak" daha depresif. Bunun, kadınlarda depresyonun erkeklerden daha fazla görüldüğü bulgusu ile uyumlu olduğu bildirildi.

-DEPRESYON PUANI MÜHENDİSLİKTE EN YÜKSEK-

Depresyon puanı, Mühendislik'te en yüksek iken, Tıp Fakültesi'nde en düşük çıktı. Eğiitim ve İktisat Fakültesi öğrencilerinin bu puanları, Fen-Edebiyat Fakültesindekilerden "anlamlı olarak yüksek."

AİBÜ öğrencilerinin ortalama depresyon puanı 10.83 olarak bulundu. Araştırmada ODTÜ, Hacettepe, Cumhuriyet ve Pamukkale üniversiteleri ile GATA'daki taramalarda ortalama 13 puan iken, ABD'deki üniversite öğrencilerinde bu rakamın 7.6 olduğu vurgulandı.

Kızlarda depresyon puanı erkeklerden yüksek. GATA ve Kanada'daki çalışmalarda da kız öğrencilerde depresif belirtiler yüksek bulundu.

Araştırmaya göre, "stresli yaşam olayı" sayısı, okuldaki yıl sayısına bağlı olarak artıyor. Bu sayı, yaş artıkça da artıyor.

Depresyon gelişimi açısından en güçlü belirleyicinin özellikle "son 1 yıldaki yaşam olayları" olduğu belirlendi.

-DEPRESYON, SOSYAL DESTEK VE DİNDARLIK İLİŞKİSİ-

Araştırmada, depresyon düzeyleri ile öğrencilerin kendi bildirimine göre sosyal destek algısı ve dindarlık düzeyi ilişkisi de incelendi.

Kız öğrencilerin ve ailesiyle beraber yaşayanların "dindarlık puanları" daha yüksek çıkarken, erkeklerin ve ailesiyle yaşamayanların sosyal desteğinin daha yüksek olduğu görüldü.

Dindarlık puanı, Sağlık Yüksek Okulu'nda en yüksek, Tıp'ta en düşük. Bu puanın en yüksek 1. yıl öğrencilerinde, en düşük 6 yıl ve üstü okuyanlarda olduğu belirlendi.

Sosyal destek puanı ise en düşük Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu, en yüksek Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencilerinde tespit edildi. Bu puanın, 2 yıllıklarda en yüksek, 6 yıl ve üstü okuyanlarda en düşük olduğu belirlendi.

Analizde, "Ailesiyle yaşayanların daha dindar olmasının, geleneksel aile yapısıyla", "Aileden ayrı yaşayanların sosyal destek algısının daha yüksek olmasının, yaşam koşulları gereği sosyal alışkanlıklarının farklılaşması ve arkadaşları ile daha fazla zaman geçirmesiyle" ilgili olabileceği belirtildi.

Analizde şöyle denildi:

"Depresyon düzeyi, dindarlık düzeyi ile negatif yönde ilişkilidir. Literatürde bu konuda uzlaşma yoktur. Depresyon düzeyi, sosyal destek algısı ile negatif yönde ilişkilidir. Bu bulgu literatürle uyumludur. Yani sosyal destek arttıkça depresyon azalmaktadır. Sosyal desteğin ruhsal hastalıkları önleyici etkisi bilinmektedir."

Anketlerde depresyonu olduğundan şüphelenilen öğrenciler, tam tanıya ulaşılabilmesi amacıyla AİBÜ İzzet Baysal Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniğinde muayene edildi. 37'si erkek, 48'i kız toplam 85 öğrencinin 30'unda majör depresyon tespit edildi.

-EN YAYGIN RUHSAL BOZUKLUK DEPRESYON-

Araştırmada, üniversite çağının, yaşamın önemli bir parçasını oluşturduğu, ergenlik dönemi gibi bir yaşam krizinin hemen ardından başladığı vurgulanarak şöyle denildi:

"Buna ek olarak farklı bir ortam ve çevresel değişiklikler de genci zorlamakta ve değişik problemlerle yüz yüze getirmektedir. Bu problemler öğrencilerin akademik, sosyal, kişisel ve ruhsal yaşantılarını önemli düzeyde etkileyebilmektedir. Ülkemizdeki saha araştırmalarında tespit edilen en yaygın ruhsal bozukluk depresyondur."

1997'de toplumda klinik depresyonun hayat boyu tekrarlanma sıklığının yüzde 10 dolayında olduğu, üniversite öğrencilerinde de depresyonun sık rastlanan bir bozukluk olduğu vurgulandı.

Öğrencilerdeki depresif ruh hali, dikkatini toplayamama, halsizlik, isteksizlik, uyku bozuklukları gibi belirtilerin ders başarısı için gerekli işlevi olumsuz etkilediği kaydedildi. Ders başarısının düşmesinin de depresif belirtileri arttırabileceği dile getirildi.

Haber 10








© 2006, 2007, 2008 - Ozelders.com - Özel Ders İlanları
Site Haritası | Site Kullanım Kuralları | Gizlilik Politikası